GÜNDEM - 20 Şubat 2026 Cuma 12:18

Başkan Dutlulu binlerce Manisalıyla iftar sofrasında buluştu

A
A
A
Başkan Dutlulu binlerce Manisalıyla iftar sofrasında buluştu

Ramazan ayının birlik ve beraberlik ruhunu kentin dört bir yanına taşıyan Manisa Büyükşehir Belediyesi, Ramazan’ın ilk gününde binlerce vatandaşı aynı sofrada buluşturdu. Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen iftar programına katılan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, orucunu Manisa halkıyla birlikte açtı.


Cumhuriyet Meydanı’nda kurulan dev iftar sofrası, Manisalıların yoğun katılımıyla dolup taştı. Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliği yaptığı programa Başkan Besim Dutlulu’nun yanı sıra CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Şehzadeler Belediye Başkanı Hakan Şimşek ve CHP Manisa İl Başkanvekili Erdem Nalbant da katıldı.


Masaları tek tek gezerek vatandaşlarla sohbet eden Başkan Besim Dutlulu, Ramazan’ın bereketini Manisa’nın her noktasında birlikte yaşayacaklarını vurguladı. Ramazan’ın bir dayanışma ayı olduğunu belirten Başkan Dutlulu, "Kimsenin kendini yalnız hissetmediği bir Manisa için çalışıyoruz" mesajını verdi. Meydanı dolduran vatandaşlar, iftar saatini ilahiler eşliğinde beklerken, ezanın okunmasıyla birlikte açılan oruçlar birlik duygusunu pekiştirdi.



Geleneksel gösterilerle Ramazan coşkusu


Cumhuriyet Meydanı’ndaki etkinlikler iftar sonrasında da devam etti. İftar öncesinde düzenlenen tasavvuf musikisi konseri meydanda manevi bir atmosfer oluştururken, programın ilerleyen saatlerinde geleneksel Ramazan eğlenceleri sahne aldı.


Hacivat ve Karagöz, Orta Oyunu, Ateşbaz, Sihirbazlık Gösterisi ve müzikli gösteri gibi etkinlikler, her yaştan Manisalıya keyifli anlar yaşattı. Geçmişten günümüze uzanan kültürel mirası canlandıran bu gösterilerle Ramazan geceleri kentin merkezinde coşkuyla karşılandı.



Başkan Dutlulu binlerce Manisalıyla iftar sofrasında buluştu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep ‘Üniversite Yolunda Sınav Stratejileri’ etkinliği yapıldı Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na hazırlanan öğrencilerin, sınav sürecini daha sağlıklı, planlı ve verimli bir şekilde sürdürmesi amacıyla SANKO Üniversitesi ile Gaziantep Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen "Üniversite Yolunda Sınav Stratejileri" etkinliğinin dördüncüsü Şehitkamil Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, programda yaptığı konuşmada "Doğru tercih, geleceğinizin anahtarıdır" dedi. "Cumhuriyetimizin emanetçileri, yarınlarımızın teminatı sevgili gençler" sözleriyle hitap ettiği öğrencilere üniversiteye yerleşmenin ve seçilen bölümde eğitime başlamanın, bireyin geleceğini şekillendiren önemli bir karar olduğunu ifade eden Prof. Dr. Dağlı, sözlerine şöyle devam etti: "Başarı; sabırla, kararlılıkla ve inançla yürüyenlerin yol arkadaşıdır. Ülkemizi daha ileriye taşıyacak bireyler olmak istiyorsanız, karşılaştığınız zorluklar karşısında yılmadan, öğrenme isteğinizi canlı tutarak ilerlemelisiniz. Kendinize güvenin; azminiz ve disiplinli çalışmanız sizi hedeflerinize ulaştıracaktır. Hedeflerinize ulaşma yolunda da size akademik açıdan güçlü bir altyapı sunacak, aynı zamanda kişisel gelişiminize katkı sağlayacak, ufkunuzu genişletecek bir üniversiteyi seçmeye özen gösterin. Doğru tercih, geleceğinizi şekillendirecek en önemli adımlardan biridir." Öğretmenlerin ve ailelerin bu süreçte en büyük destek unsuru olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Dağlı, gençlere çıktıkları bu yolda başarı dileklerini ileterek sözlerini tamamladı. "Sınav kaygısı hem başarıyı hem de yaşam kalitesini etkileyebilir" SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Halil İbrahim Öztürk, etkinlik kapsamında "Sınav Kaygısı ve Yönetimi" başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Sunumunda sınav kaygısının düzeyine göre öğrenciler üzerindeki etkilerinin farklılaştığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Öztürk, kaygı seviyesi normal sınırlar içinde olan öğrencilerin sınavı, bilgi ve emeklerinin karşılığını gösterebilecekleri bir fırsat olarak gördüklerini ifade etti. Buna karşılık, yoğun sınav kaygısı yaşayan öğrencilerin ise sınavı bir tehdit unsuru olarak algıladıklarını ve bu durumun performanslarını olumsuz etkileyebildiğini dile getirdi. Yüksek düzeyde sınav kaygısının; bedensel, duygusal, bilişsel ve davranışsal pek çok belirtiyle kendini gösterebildiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Öztürk, bu belirtilerin öğrencinin hem sınav başarısını hem de genel yaşam kalitesini etkileyebileceğini söyledi. "Sınav sabahı ağır ve sindirimi zor yiyeceklerden kaçının" SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi (SBF) Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Efsun Karabudak, "Akademik Başarı ve Beslenme" başlıklı sunumunda sınav döneminde doğru beslenmenin öğrencilerin zihinsel performansı üzerindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Sınava hazırlık sürecinde uygulanan dengeli bir beslenme programının hem odaklanmayı artırdığını hem de stresle baş etmeyi kolaylaştırdığını ifade eden Prof. Dr. Karabudak, özellikle sınav günü yapılacak hatalı besin tercihlerinin performansı olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Öğrencilere sınav sabahı için önerilerde bulunan Prof. Dr. Karabudak, kahvaltıda ağır ve sindirimi zor yiyecekler yerine güne mutlaka sağlıklı bir kahvaltıyla başlanması gerektiğini, erken saatlerde yapılan dengeli bir kahvaltının kan şekerini düzenleyerek sınav boyunca enerji seviyesinin korunmasına yardımcı olacağını söyledi. Ayrıca yeterli su tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğinin de altını çizen Prof. Dr. Karabudak, doğru beslenme alışkanlıklarının hem sınav başarısına hem de genel sağlık durumuna katkı sağlayacağını sözlerine ekledi. "Zihin ve beden dengesi başarıyı destekler" Zihin ve beden dengesinin başarıyı desteklediğine dikkat çeken SANKO Üniversitesi SBF Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Meltem Uzun ise, "Gelecek Senin! Nefes Al, Hareket Et, Hedefe Odaklan" konusuyla, sınav hazırlık sürecinde fiziksel ve zihinsel dengenin korunmasının önemine vurgu yaptı. Uzun süreli masa başı çalışmanın hem kas-iskelet sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu hem de zihinsel verimi düşürdüğünü belirten Dr. Öğr. Üyesi Uzun, doğru nefes teknikleri ve hafif düzeyli egzersizlerin stres yönetiminde etkili bir destek sağladığını kaydetti. Programda öğrencilerle basit egzersizler de yaptıran Dr. Öğr. Üyesi Uzun, sınav öncesinde ve sınav sabahı uygulanabilecek pratik hareketleri adım adım göstererek öğrencilere düzenli hareket etmeyi günlük rutinlerinin bir parçası haline getirmeleri önerisinde bulundu. Sunuculuğunu SANKO Üniversitesi SBF Hemşirelik Bölümü 3’üncü sınıf öğrencisi Hilal Aslan’ın yaptığı etkinliğe öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.
İstanbul Yürüyerek girdiği hastaneden cenazesi çıktı: Doğal ölüm raporu adli vakaya döndü İstanbul’da gastrik bypass ameliyatı olmak için Gaziosmanpaşa Avrasya Hastanesi’ne başvuran Muteveffa Tuğsal, taburcu edildikten kısa süre sonra fenalaşarak hayatını kaybetti. İlk etapta "doğal ölüm" olarak düzenlenen rapor, ailenin itirazı üzerine savcılık kararıyla adli vakaya çevrildi. Olayla ilgili soruşturma sürüyor. Ailenin avukatı Saruhan Tunca Turhan, müvekkillerinin oğlunun İstanbul’daki özel bir hastanede gastrik bypass ameliyatına alındığını, ameliyat öncesinde gerekli tetkiklerin yapılmadığını ve hastaya hayati risk bulunmadığının söylendiğini iddia etti. Turhan: "Hastanede yoğun mikrop olması bahane gösterilerek hastane tarafından taburcu edildi" "Müvekkillerimin oğlu şifa bulmak üzere İstanbul’da Gaziosmanpaşa Avrasya Hastanesi’nde gastrik bypass ameliyatına alınmıştır. Ameliyat öncesinde hiçbir şekilde gerekli tetkikler yapılmamış ve özellikle de ameliyatta hiçbir hayati tehlikesinin bulunmadığı müvekkillerime ve Müteveffa’ya beyan edilmiştir. Buna karşılık ameliyat sonrasında 40’ıncı saatte müvekkillerim, doktor ve hemşirenin baskısıyla taburcu edilmek mecburiyetinde bırakılmışlar. Müvekkillerim her ne kadar bu durumu istemeseler de hastanede yoğun mikrop olması bahane gösterilerek hastane tarafından taburcu edilmiştir" dedi. Uçabilirsin raporu verdiler: Bir buçuk saat sonra fenalaştı Doktor tarafından ıslak imzalı olarak ’Yurt dışına uçabilir diye elverişlidir’ şeklinde bir rapor verildiğini ifade eden Turhan, "Müvekkillerim çocuklarının yoğun şikayetine binaen Kıbrıs’a dönmeyi tercih etmemiş ve akabinde Kadıköy’deki evlerine gelmişlerdir. Hastaneden taburcu olduktan 1 buçuk saat sonra evde fenalaşan müteveffa doktoruyla temasa geçmiş; doktoru da Whatsapp üzerinden kendisine ’Seni hastaneden erken çıkarmanın bedelini ödüyorum’ şeklinde bir mesaj paylaşmıştır. Bu hastanın tekrar hastaneye gelmesini isteyen doktor A.D., hasta geldikten sonra hiçbir şekilde hastaneye gelmemiş ve müteveffa bir gün boyunca hastanede ağrı kesici verilmek suretiyle bekletilmiştir. Kendisine bir takım tetkikler yapılmış; bu tetkikler neticesinde de vücudundaki CRP seviyesi ve midesindeki kaçak tespit edilmiş olmasına rağmen kendisine hiçbir şekilde acil olarak gerekli tıbbi müdahale uygulanmamıştır" diye konuştu. Doktor: "Bu ameliyata girmeseydim mesleki kariyerimden olurdum, siz de oğlunuzu kaybetmiş olurdunuz" Ailenin avukatı Turhan, hastaneye yatışından bir gün sonra hastanın durumu daha da kötüye doğru gitmiş ve akabinde, ameliyatta kendisine eşlik eden hekimin tam zamanlı olarak çalıştığı Cerrahpaşa Hastanesi’ne acil kodu ile sevk edilen Muteveffa Tuhsal’ın, Cerrahpaşa Hastanesi’nde yaklaşık 18 saat boyunca servis katında bekletildiğini ve tıbbi müdahale uygulanmadığını söyledi. Turhan sözlerini şöyle sürdürdü: "Hastanın durumunun artık bir vahamet noktasına ulaşmasıyla birlikte ancak gerekli tıbbi müdahale yapılmıştır. İkinci ameliyat neticesinde ilk ameliyatı yapan doktor bu ameliyatta da müvekkillerimin feryatları, figanları sonucunda hazır bulunmuştur. Ameliyatın bitiminde ilgili doktor müvekkillerime, ’Oğlunuzun hiçbir şeyi yok, kendisinde sadece bir ameliyat izi kalacak. Bu ameliyat izini de gerekirse dövme yoluyla sona erdirebilir. Ama size şunu söyleyebilirim ki ben bugün bu ameliyata gelip şahit olmasaydım, benim zorumla bu ameliyat yapılmasaydı ben mesleki kariyerimden olurdum; siz de biricik oğlunuzu kaybetmiş olurdunuz’ diyerek, tanıkların huzurunda beyanda bulunmuştur. "Ölüm şüpheli bulunarak ölüm raporu ’adli vaka’ olarak değiştirildi" Hastanın hayatını kaybetmesinin ardından ölüm önce "doğal ölüm" olarak kayda geçti. Ancak ailenin başvurusu üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayı şüpheli bularak otopsi kararı verdi. Yapılan incelemeler sonrasında ölüm raporu "adli vaka" olarak değiştirildiğini aktaran Turhan, "Aradan geçen bir aylık zaman zarfında hala başsağlığı dilemeyen bu doktorun gerekli tıbbi müdahaleyi hem ameliyatta ve hem de ameliyat sonrasında literatüre uygun bir şekilde uygulamadığı kanısındayız. Cerrahpaşa Hastanesi’nde gerçekleşen ölümün akabinde ne acıdır ki ölümün ’doğal bir ölüm’ olduğuna karar verilip ölüm raporu bu şekilde tanzim edilmiştir. Ailenin müracaatları netice Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dosyanın şüpheli olduğuna kanaat getirip otopsi işlemi uygulanmasına karar verilmiş. Akabinde de ölüm şüpheli bulunarak ölüm raporu ’adli vaka’ olarak değiştirilmiştir" Hasta ’Ben bu sancı ile sabahı bulamam’ dedi, doktor sadece ’Merak etme’ cevabını verdi Hayatını kaybeden Muteveffa’nın annesi Fisun Tuğsal, oğlunun doktora ulaşıp çok kötü olduğunu ilettiğini doktorun ise yazdığı mesaj ile oğlumu erken çıkarmanın bedelini ödediğini itiraf ettiğini belirtti. Tuğsal, "Biz ısrarla taburcu olmayı kabul etmedik. Ancak hemşire bize ’Hastane mikrobundan korkmuyor musunuz?’ dedi. Hatta oğlum Kıbrıs’a derhal gidebilsin diye ’Yurt dışı uçuşuna elverişlidir’ raporu bile doktorun ıslak imzasıyla verildi. Oğlumuzun sancısı çok olduğundan, hastaneden çıktıktan sonra Kıbrıs’a değil, Kadıköy’deki evimize geldik. Eve geldikten bir saat sonra oğlum ağrıdan duramıyordu, çok sancısı vardı. Oğlum doktora ulaşıp çok kötü olduğunu iletti. Doktor da yazdığı mesaj ile oğlumu erken çıkarmanın bedelini ödediğini itiraf etti. Bu mesajı saklıyoruz. Bunun üzerine ameliyatın yapıldığı Gaziosmanpaşa Avrasya Hastanesi’ne geri geldik. Burada doktor maalesef gelip oğlumu hiç görmedi. Bir takım tahliller yaptılar ve o gece hastanede yattık, oğlum sancıdan ağlıyordu. Ancak doktor her defasında geleceğini söylese de gelmiyordu. Oğlum gece saat on gibi doktora mesaj atarak ’Hocam ben bu sancı ile sabahı bulamam’ diye şikayette bulundu. Doktor da gece yarısı on iki gibi oğluma sadece ’Merak etme’ diye bir mesaj attı" diye konuştu. Tuğsal, "Ertesi sabahı durumu ağırlaşınca oğluma hiçbir bilgi verilmedi ve ameliyatta bulunan diğer doktorun tam zamanlı çalıştığı Cerrahpaşa Murat Dilmener Hastanesi’ne ambulansla sevk ettiler. Burada hiçbir şey yapmadan sadece ağrı kesici vererek 12 saat boyunca servis katında beklettiler. 12 saat sonra Cerrahpaşa’da oğlumu 4 saatlik bir ameliyata aldılar. Özel hastanedeki ilk ameliyatı yapan doktor da ameliyatta bizim serzenişlerimiz neticesinde hazır bulundu. Oğlumuzun doktoru ameliyattan çıktıktan sonra, ’Oğlunuzun hiçbir şeyi yok, sadece ameliyat izi kalacak. Onu da dövme yaptırsın, geçer. Eğer oğlunuz bu akşam ameliyata alınmasaydı ölürdü, ben de mesleki kariyerimden olurdum. Zira midesinde kaçak olmuş’ dedi" dedi. Doktor A.D. soruları yanıtsız bıraktı Olayla ilgili görüşüne başvurulan doktor A.D.’nin ise yöneltilen sorulara yanıt vermediği öğrenildi. İddialara ilişkin herhangi bir açıklama yapılmazken, soruşturma süreci devam ediyor