ASAYİŞ - 11 Nisan 2026 Cumartesi 04:08

MİT’ten 1940 tarihli "acele" ibareli şüpheli takibi belgesi paylaşıldı

A
A
A
MİT’ten 1940 tarihli "acele" ibareli şüpheli takibi belgesi paylaşıldı

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) resmi sitesi üzerinden 1940 yılına ait Ankara’nın Ulus semtinde yabancı bir istihbarat şüphelisi hakkında üzerinde "acele" ibaresi bulunan bir belge paylaştı.


Milli İstihbarat Teşkilatı, resmi sitesi üzerinden belge paylaşımlarına devam ediyor. Tarihe ışık tutmak amacıyla paylaşılan son belge ise yabancı bir istihbarat şüphelisinin Ankara’nın Ulus semtinde faaliyetlerinin açıklığa kavuşturulması amacıyla MAH Riyasetinden Ankara B Amirliğine 16 Ağustos 1940 tarihli talimat oldu.


Paylaşılan belgede kimliği henüz tespit edilmeyen ve Rus veya Bulgar olduğu anlaşılan bir şahsın Ulus meydanındaki Tan kırtasiyesinden bir fotoğraf makinesi alması, aldığı fotoğraf makinesi ile yazı kopyası ve bunun büyütülmesinin nasıl olacağı hakkında bilgi edinmeye çalışmasının dikkati çektiği belirtiliyor.


Belgede, şüpheli şahsın bir fotoğrafın büyütülerek çıkarılması için kullanılan agrandisman cihazı satın almak istemesi ve cihazın Tan kırtasiyesinde olmadığı bilgisi yer aldı. Şüphelinin yarın (17 Ağustos 1940) öğleden önce veya sonra kırtasiyeye gelip cihazı göreceği bilgisi de ayrıca belgede yer aldı.


Kısa boylu ve sarışınca olan şüphelinin teşhisi ve kimliğinin tespiti lazım olduğu belirtilen belgede, şüphelinin aldığı fotoğraf makinesi ile almak istediği agrandisman cihazı ile neler yapmakta olduğu ve neler yapacağının tespitinin ehemmiyetine vurgu yapıldı.



Karşı istihbarat çalışmaları


MİT tarafından yayımlanan belgede karşı istihbarat çalışmaları hakkında bilgiler de yer alıyor. Belgede, şüphelinin teşhisi için kırtasiye sahiplerinden istifade etmenin şüphelinin takip edildiğini anlamasına yol açabileceği belirtiliyor. Ayrıca belgede bu sebeple mağazanın gizlice gözlenmesi ve mağaza çalışanlarından birinin dükkandan çıkarak agrandisman cihazını almak için gitmesi ile kırtasiyeye geri dönüşünün gözetilmesi ve o sırada Tan kırtasiyesinde bulunularak cihazı teslim alacak kısa boylu, sarışın şüphelinin peşini bırakmayarak kimliğini ve faaliyetlerini tespit etmeye gayret etme zarureti olduğu belirtiliyor.


"Gizli istihbarat servislerinin karakteristik mesailerinden olan alametlerden ipucu temin ederek meseleyi aydınlatmanın Ankara merkezinin uyanık ve gayretli memurlarından beklenir" ifadeleri yer alan belgede, hiç olmazsa bu alışverişin zararlı maksatla yapılmadığının tespitinin başarı olduğu belirtildi ve icabına tevessül edilmesi rica edildi.


Vatandaşlar paylaşılan belgeye MİT’in resmi sitesinde yer alan "Özel Koleksiyon" sekmesi altında bulunan "Belgeler" kısmından ulaşabiliyor.



MİT’ten 1940 tarihli "acele" ibareli şüpheli takibi belgesi paylaşıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gümüşhane "Aromatör" ile iletişimde yeni dönem: Tat ve koku transferi hedefleniyor Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız tarafından geliştirilen "Aromatör" isimli cihaz, tat ve kokunun dijital ortamda iletilmesini hedefliyor. Rektör Prof. Dr. Oktay Yıldız tarafından geliştirilen "Aromatör" adlı teknoloji, tat ve koku bileşenlerini dijital ortamlar üzerinden farklı mekânlara aktarabilen multidisipliner bir sistem olarak dikkat çekiyor. Yazılım, makine öğrenmesi ve kimyasal süreçlerin birlikte çalıştığı sistem, duyusal iletişim teknolojisine yeni bir yaklaşım sunuyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Öğr. Gör. Dr. Kerim Sönmez’in de katkı sunduğu "Aromatör" teknolojisinin özellikle sinema, dijital içerik platformları ve mobil iletişim alanlarında kullanılmasıyla birlikte, kullanıcıların yalnızca görsel ve işitsel değil aynı zamanda koku ve tat deneyimi de yaşayabileceği öngörülüyor. Ulusal ve uluslararası patent süreçlerinden geçen buluşun fikri mülkiyet kapsamında koruma altına alındığı ve ekonomik değere dönüştürülmesinin amaçlandığı ifade edildi. Bu kapsamda yerli teknoloji ekosisteminin güçlendirilmesi ve benzer yüksek teknoloji ürünlerinin ticarileşmesinin önünün açılması hedefleniyor. "Aromatör" ile iletişimde yeni dönem başlıklı çalışmaya ilişkin açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Oktay Yıldız, ses ve görüntü gibi iletişim araçlarının gelişimine paralel olarak tat ve kokunun da dijital ortamlar arasında transfer edilmesini hedeflediklerini söyledi. "Ses ve görüntü gibi tat ve kokuyu da iletmeyi hedefliyoruz" Çalışmayla birlikte ses ve görüntü gibi iletişim araçlarını geliştirerek tat ve kokuyu da dijital ortamlar arasında transfer etmeyi hedeflediklerini ifade eden Prof. Dr. Oktay Yıldız, "Eskiden iletişim yalnızca yazı diliyle sağlanıyordu. Daha sonra ses iletişime dâhil oldu ve telefonla iletişim kurabildik. Ardından görüntü eklendi. Bizim çalışmamızda ise temel olarak aromanın bir ortamdan başka bir ortama iletilmesi ya da başka bir ortamda yeniden oluşturulması hedeflenmektedir. Bu kapsamda patent başvurumuzu önce ulusal düzeyde Türk Patent ve Marka Kurumu’na yaptık. Daha sonra uluslararası patent başvurusunu da Avrupa Patent Ofisi’ne gerçekleştirdik. Çalışmalarımız devam ederken bir ek patent başvurusu daha yaptık ve son aşamada tasarım tesciliyle bu süreci destekledik. Şu anda başvuruların bir kısmı tescillenmiş, bir kısmının ise süreçleri devam etmektedir. Bu ürün bir yazılım, bir makine ve arka planda çalışan kimyasal bir mekanizmayı bir araya getirmektedir. Yani multidisipliner bir patentten söz ediyoruz. Temel hedefimiz, tat ve koku bileşenlerinin, yani aroma bileşenlerinin bir ortamdan başka bir ortama aktarılmasıdır. Bugün bir kokunun ya da tadın başka bir ortama aktarılması ütopik görünebilir. Ancak bu sistemde kimyasal mekanizma, yazılım ve makine öğrenmesi birlikte çalışarak bu aktarımı mümkün kılmayı hedeflemektedir" dedi. "Sistem mobil cihazlara da entegre edilebilecek" "Aromatör" cihazının hangi alanlarda kullanılabileceğine dair de bilgiler veren Prof. Dr. Oktay Yıldız, "Aromanın iki temel bileşeni vardır: koku ve tat. Biz de bu patentte hem koku hem de tat bileşenlerinin bir ortamdan başka bir ortama iletilmesini hedefledik. Yapılan ulusal ve uluslararası patent araştırmaları, bu ürünün yenilikçi olduğunu ortaya koydu. Patent süreçleri uzun ve titiz ilerleyen süreçlerdir. Türkiye’de Türk Patent ve Marka Kurumu bu alanda oldukça nitelikli ve dünyadaki iyi örneklerden biridir. Bugün bu teknoloji ütopik görünebilir. Ancak telefonun ilk icat edildiği dönemlerde de benzer şekilde sorgulanmıştı. Günümüzde ise hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Aromatör için de benzer bir gelişim öngörülmektedir. Gelecekte sinema salonlarında izlenen bir sahnede kahve içen bir çiftin kahve aromasını, bir çikolata çeşmesinden akan çikolatanın kokusunu ya da tropik bir meyvenin tadını hissedebilmek mümkün olabilir. Ayrıca bu teknoloji için bir ek patent daha yapılmış olup, sistemin mobil cihazlara entegre edilmesi de hedeflenmektedir. İlerleyen süreçte daha küçük boyutlara indirgenerek telefonlara entegre edilmesi ve farklı coğrafyalardaki insanların birbirlerinin bulunduğu ortamın tat ve kokusunu deneyimleyebilmesi amaçlanmaktadır. Önemli olan bu patentlerin alınması değil, bunların ticari bir emtiaya dönüştürülerek ekonomide kullanılabilmesidir. Dünyada patentlerin ticarileşme oranlarının düşük olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, bizim de bu patentler için hedefimiz, birkaç yıl içerisinde ticarileşmelerinin sağlanmasıdır. Benim 24’ün üzerinde patentim bulunuyor. Ayrıca patent ve patent başvuru süreçleri devam eden çalışmalarımız da var. Bu patentler arasında ticari prototipleri üretilmiş olanlar da mevcut, hâlihazırda endüstride kullanılanlar da bulunuyor. Henüz ticari aşamaya geçmemiş olanlar da var. Ancak özellikle bu patent için arzumuz, gayemiz ve umudumuz; ticarileşme süreçlerinin daha hızlı ilerlemesidir" diye konuştu.
Bitlis Van Gölü’nde nesli tehlike altındaki Dikkuyruk görüntülendi Bitlis’in Adilcevaz, Ahlat ve Tatvan sınırları içinde bulunan Van Gölü havzasında nesli tehlike altında bulunan dikkuyruk kuşu görüntülendi. Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN) tarafından nesli tehlike altında olarak sınıflandırılan Dikkuyruk türü Van Gölü havzasında görüntülendi. Göl çevresinde gözlem yapan doğa fotoğrafçıları tarafından fark edilen dikkuyruk, bir süre su yüzeyinde görüntülendi. Anadolu Sualtı Araştırmaları ve Sporları Derneği Temsilcisi ve doğa gözlemcisi Dr. Cihan Önen dikkuyruğun yaşam alanlarının korunmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, sulak alanların kirletilmemesi ve insan kaynaklı rahatsızlıkların en aza indirilmesi gerektiğini belirtti. Van Gölü’nün, göçmen kuşlar için önemli bir durak noktası olduğunu ifade eden Önen, bu tür gözlemlerin doğanın korunmasına yönelik farkındalığı artırdığını vurguladı. Dr. Cihan Önen, Van Gölü Havzası’nın pek çok kuş türüne ev sahipliği yaptığını belirterek, şunları söyledi. "Geçen haftalarda flamingolar havzaya gelerek bölgeyi renklendirdi. Nesli tehlike altındaki Dikkuyruk türünün bölgede gözlemlenmesi, havzanın biyolojik önemini ve zenginliğini bir kez daha ortaya koymaktadır. IUCN tarafından "Nesli Tehlike Altında (Endangered)" kategorisinde yer alan bu kuşlar için Van Gölü, binlerce kuş türüne ev sahipliği yapan önemli habitatlar arasında yer almaktadır. Hem su yüzeyindeki hem de su altındaki kirlilik kuşları tehdit ediyor. Besin zinciri ve sulak alanların korunmasında büyük önem taşıyor. Bu türlerin korunmasında sivil toplum örgütleri ile toplumun iş birliği yapması, sulak alanların korunması ve yerel halkın bilinçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması ve sağlıklı doğa alanlarının gelecek nesillere aktarılması, tüm toplumun ortak sorumluluğudur" dedi.
Ordu Deniz Astsubay Çavuş Aziz Bakıcı son yolculuğuna uğurlandı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) ocak ayında meydana gelen trafik kazasında ağır yaralanan Deniz Astsubay Çavuş Aziz Bakıcı, üç aydır sürdürdüğü yaşam mücadelesini kaybetti. Bakıcı, Ordu’nun Ünye ilçesinde düzenlenen askeri törenle son yolculuğuna uğurlandı. İzmir Foça Batı Görev Grup Komutanlığı bünyesindeki TCG KILIÇ Komutanlığı emrinde motorcu/bakım personeli olarak görev yapan 22 yaşındaki Deniz Astsubay Çavuş Aziz Bakıcı, 12 Ocak akşamı KKTC Gazimağusa’da Fevzi Çakmak Bulvarı üzerinde yaya olarak yolun karşısına geçtiği sırada bir aracın çarpması sonucu ağır yaralandı. Bakıcı, yapılan ilk müdahalenin ardından Sağlık Bakanlığı’na ait ambulans uçakla İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. Yaklaşık üç aydır yoğun bakım servisinde tedavisi süren genç astsubay, 9 Nisan Perşembe günü vefat etti. Aziz Bakıcı’nın naaşı, ailesinin talebi üzerine memleketi Ordu’nun Ünye ilçesine getirildi. Yenikent Mahallesi Dağköy mevkiindeki baba ocağında helallik alınmasının ardından Yenikent Mahalle Camii’nde cenaze namazı kılındı. Ünye İlçe Müftüsü Ali Fuat Baycan tarafından kıldırılan cenaze namazının ardından bekar olduğu öğrenilen genç astsubayın naaşı, gözyaşları arasında aile kabristanına defnedildi. Cenaze törenine Samsun Merkez Komutanı Piyade Albay Önder Özcan, Ünye Garnizon Komutanı Personel Üsteğmen Oğuzhan Sarıkaya, Ünye İlçe Jandarma Komutanı Jandarma Üsteğmen Muharrem Aytekin, aile yakınları ve çok sayıda vatandaş katıldı.