POLİTİKA - 30 Nisan 2025 Çarşamba 15:40

Başkan Balaban basın toplantısında iddiaları yanıtladı

A
A
A
Başkan Balaban basın toplantısında iddiaları yanıtladı

Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, aylık basın toplantısında gündemi değerlendirdi, eleştirilere belgelerle yanıt verdi.


Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, nisan ayı basın toplantısında yaptığı çalışmaları kamuoyu ile paylaştı. Başkanlık makamında düzenlenen toplantıya başkan yardımcıları da katıldı. Konuşmasına nisan ayı çalışmalarını anlatarak başlayan Başkan Balaban, "Belediye olarak nisan ayı içerisinde Örencik Sosyal Tesislerini hayata geçirdik. Bu proje, bizden önceki dönemde başlatılmış fakat yarım bırakılmıştı. Tüm imkansızlıklara rağmen projeyi tamamladık ve Yuntdağı’nda önemli bir hizmete daha imza attık. 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nde düzenlediğimiz Roman Gecesi’nde, binlerce Roman kardeşimiz ve Yunusemreli hemşehrimizle unutulmaz bir gece yaşadık. Üstelik bu organizasyonun belediyeye maliyeti sıfır liradır. Yaklaşık 100 bin liralık bu organizasyonu sponsor aracılığıyla gerçekleştirdik. Belediyemizin kasasından tek kuruş çıkmadı. Roman kardeşlerimiz bize teşekkür etti. Belediyemizin sporcusu Kadir Kadiroğlu, Türkiye Güreş Şampiyonası’nda Türkiye üçüncüsü oldu. Yunusemre Belediyespor olarak da, önceki yıllarda bin 700 olan lisanslı sporcu sayımızı bu yıl 3 bin 200’e çıkardık. Bunun sebebi ise bölgesel amatör ligden ve futboldan tamamen çekilip kaynaklarımızı diğer branşlara aktarmamızdır. Şu an elimizde 3 bin 200 lisanslı sporcu var ve bu bizim için büyük bir gurur kaynağıdır. Yunusemre ilçemizde, Büyükşehir Belediyesi’nin de katkılarıyla Uluslararası Dağ Bisikleti Yarışı düzenlendi. 300 sporcuyu misafir ettik. Bu da bizim için önemli bir başarıydı" diye konuştu.


Konuşmasında hayvan yaşam merkezi konusunda kamuoyunun yanıltıldığına vurgu yapan Başkan Balaban, merkezin mayıs ayı içerisinde açılacağını söyledi. Merkezin yüzde 90’ının tamamlanmasına rağmen açılamadığı iddialarını yalanlayan Başkan Balaban, "Yapılan açıklamaları okudukça ‘Bu kadarı da yüzsüzlük olur mu?’ diyorum. Çünkü ‘yüzde 90 seviyesinde’ denilen tek şey, hak edişler üzerinden yapılan harcamalardır. Yani diyorlar ya ‘Barınak yüzde doksan tamamlandı’ diye, aslında bu sadece kağıt üzerindeki hak edişlere dayanıyor. Zorla imza attırılarak ve kağıt üzerinde barınağın yüzde 92’si bitmiş gibi gösterilmiş. Ama gerçek, özgür ve yerinde bir değerlendirme yapıldığında barınağın yalnızca yüzde 76’sının tamamlandığı ortaya çıkıyor. Bu da bizim bir yıllık çalışmalarımız sonucunda belirlediğimiz bir durumdur. Özellikle barınağın yaban kanatlı hayvanlara ait kısmı, yüzde 99 oranında tamamlanmış gibi gösterilmiş. Ancak gerçekte bu bölümün yalnızca yüzde 83’ü tamamlanmış. Kağıt üzerinde yüzde 92 bitmiş gibi göstermek kolay ama gerçekler öyle değil. Daha tamamlanmadan hak edişler ödenmiş. Biz burayı devraldığımızda barınağın ancak yüzde 50’si bitmiş durumdaydı. Burada apaçık bir usulsüzlük var. Evet, bu konuda sözümüzü birkaç defa yerine getiremedik. Birçok engel ve aksaklık çıktı ama Ferdi Zeyrek Başkan’ın büyük katkılarıyla, kendisine buradan bir kez daha teşekkür ediyorum, bu Mayıs ayı içinde barınağı açacağız" dedi.


Yunusemre Belediyesi’nin kısırlaştırna çalışmalarının da devam ettiğini aktaran Başkan Balaban 9 ayda yaklaşık 2 bin 500 hayvanın kısırlaştırıldığını aktardı.


Son dönemde yönetimine yönelik yapılan eleştirilere de yanıt veren Belediye Başkanı Semih Balaban, belediyede maaşların ödenmediği iddialarına da "Bu da koca bir yalan. Tüm engellemelere rağmen, çalışanların maaşlarını son kuruşuna kadar ödüyoruz ve ödemeye devam edeceğiz. Bu belediyeyi 1 milyar 400 milyon TL borçla devraldık. Borç edebiyatı yapmıyoruz. Ama gerçekleri de paylaşmak zorundayız. Bugün 16 ilçe belediyesinin toplam borcunu alt alta yazın, Yunusemre Belediyesinin borcu kadar etmiyor. Bu 1 milyar 400 milyon TL’lik borcun 200 milyon TL’sini sadece bir yılda ödedik. Şimdi soruyoruz: Bu 1 milyar 400 milyon TL borcu CHP’li belediye mi yaptı? Bu belediyeyi CHP’den mi devraldık? Hayır. Bizi eleştirenler önce bu borcun nasıl ve ne şekilde yapıldığının hesabını versin. Biz maaş ödeyemediğimizde bazı arkadaşlar bundan keyif alırcasına siyaset yapıyorlar. Ancak her şeye rağmen biz bu sorunların üstesinden geleceğiz. 15 Nisan’da hem tediyeleri hem de sosyal denge tazminatını ödedik. Ama saat henüz 17.00 olmadan, ‘maaşlar ödenmedi’ diye açıklamalar yapıldı. Yarım saat sonra maaşlar hesaplara geçince komik duruma düştüler" sözleriyle yanıt verdi.


Başkan Balaban, kültür harcamalarına yönelik gelen eleştirilere de şöyle yanıt verdi: Deniliyor k: ’Maaşları ödeyemiyorsunuz, ama kültür harcamaları yapıyorsunuz’ Oysa gerçek tam tersi. Bizden önce 2024’ün ilk 3 ayında yapılan kültür harcaması 4.5 milyon TL iken, bizim dönemimizde 9 aylık toplam kültür harcaması sadece 1.5 milyon TL. Yani onların 3’te 1’i kadar harcamışız. Üstelik 3 kat daha uzun sürede. Sanat, kültür ve spor; su gibi bir ihtiyaçtır. İnsan sosyal bir varlıktır, bunlara da ihtiyaç duyar. Biz mütevazı yaşıyoruz. Güç zehirlenmesi de yaşamadık. 1 yıl içerisinde belediyeyi 100 binden fazla kişi ziyaret etti. Bizden önce müdürlerin dahi giremediği bir binaya şimdi halk rahatlıkla giriyor. Ben her yere iki kişiyle gidiyorum. Ne koruma, ne hizmetkar, ne de basın ordum var. Ne söylüyorsak, öyle yaşıyoruz"


Başkan Semih Balaban, hizmetlerinin halkta da karşılık bulduğuna vurgu yaparak, "6 mahallede 45 yıllık imar sorununu kökten çözdük. Mareşal Fevzi Çakmak, 50. Yıl, Cumhuriyet, Atatürk, Spil ve Barbaros mahallelerinde artık imar durumu verilebiliyor. Her hak sahibi, plana uygun şekilde inşaata başlayabilir. Bu süreçte Büyükşehir Belediye Başkanımız Ferdi Zeyrek’e, Başkan Yardımcımız Yusuf Ataç’a ve tüm ekibe teşekkür ediyorum. Hafsa Sultan, Yenimahalle ve Fatih Mahallesi’nde de bizden önce 18. madde uygulamasında sorunlar vardı. Onları da halkın lehine olacak şekilde çözdük. Büyükşehir ile birlikte yürüttüğümüz çalışmalarda ’3 yıl içinde imar sorununu çözeceğiz’ demiştik, bu sözü tutuyoruz ve bırakmamaya da kararlıyız. İmar, insanların hayatındaki en önemli meselelerden biridir. Belediyeyi de ekip arkadaşlarımızla birlikte istikrarlı bir şekilde yönetiyoruz. Genel merkezimizin yaptırdığı ankette ilçemizde hizmetlerin başarı oranı yüzde 60. Genel merkez de bu nedenle bize teşekkür etti. Hep şuna inandım: ’Halk ne derse o olur. İyi işler yaparsak partimiz bizi tekrar aday gösterir; halk da yeniden seçer. Ama kötü işler yaparsak, partimiz aday gösterse bile halk bizi seçmez. Biz, halkın gücü dışında hiçbir güce inanmıyoruz. Halkımızın teveccühü yüksek. Kimseyi mağdur etmedik" dedi.


Konuşmasının sonunda işçilere de müjde veren Başkan Balaban, bu yıl da işçilere 1 Mayıs İşçi Bayramı ikramiyesi vereceklerini müjdeleyerek şunları söyledi: "1 Mayıs İşçi Bayramı’nı da şimdiden kutluyorum. Geçen yıl işçilerimize verdiğimiz 2 bin TL ikramiyeyi bu yıl 2 bin 500 TL olarak ödeyeceğiz. Geçen yıl bunun bir şov olmadığını, bu yıl da sürdürerek göstermiş olduk. Elbette bu yeterli değil. Ancak işçi parasını alamıyorsa, geç alıyorsa bunun sorumlusu biz değil; ’belediyeleri silkeleyin’ diyen anlayıştır. Bu ay İller Bankası’ndan 40 milyon TL kesinti yapıldı. Ama biz bahane üretmiyor, iş üretiyoruz"



Başkan Balaban basın toplantısında iddiaları yanıtladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Selektör yapma nedeniyle çıkan tartışmada öldürülen 3 kişinin cenazeleri teslim alındı Antalya’nın Serik ilçesinde dün gece saatlerinde selektör yapma nedeniyle çıkan tartışmada hayatını kaybeden 3 kişinin cenazeleri Antalya Adli Tıp Kurumu morgundan teslim alınarak toprağa verilmek üzere Serik Akbaş köyüne götürüldü. Polisteki ifadesi tamamlanan Katil Zanlısı Ahmet B., olay anında yanında bulunduğu öğrenilen O.V. isimli arkadaşı ile birlikte adliyeye sevk edildi. Serik ilçesi Kökez Mahallesi Cumhuriyet Caddesi’nde dün gece saat 02.00 sıralarında meydana gelen olayda Ahmet B. (25) ile Bilgin Korkut, Oğuz Avcı ve Emre Savran arasında araçla seyir halindeyken selektör yapma nedeniyle tartışma çıktı. Tartışma kısa sürede kavgaya dönüşürken, Gündoğmuş’ta Orman Muhafaza Memuru olarak görevli olduğu öğrenilen Ahmet B. yanında bulunan tabanca ile Bilgin Korkut, Oğuz Avcı ve Emre Savran’a ateş ederek çeşitli yerlerinden vurdu. 3 kişi hayatını kaybetti Silah seslerini duyan vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edilirken, Bilgin Korkut ve Oğuz Avcı’nın olay yerinde, ağır yaralanan Emre Savran ise kaldırıldığı Serik Devlet Hastanesinde hayatını kaybetti. Şüpheli Ahmet B. ise olayın ardından polis merkezine giderek teslim oldu. Cumhuriyet savcısının ilk incelemesinin ardından cenazeler Antalya Adli Tıp Kurumuna gönderildi. Cenazeler yakınlarına teslim edildi Olayda hayatını kaybeden ve akraba oldukları öğrenilen inşaat mühendisi Bilgin Korkut, güvenlik görevlisi Emre Savran ile inşaat işçisi Oğuz Avcı’nın cenazeleri Antalya Adli Tıp Kurumu’ndaki otopsi işlemlerinin ardından yakınlarına teslim edildi. Hayatını kaybeden 3 akrabanın yakınlarının bir hayli üzgün olduğu görülürken cenazeleri aynı araçla toprağa verilmek üzere Serik Akbaş Köyü’ne götürüldü. Olayın ardından teslim olan Ahmet B. ile olay anında araçta bulunan arkadaşı O.V. polisteki ifadelerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Diyarbakır Geri dönüşümlü ambalajlar tercih edilerek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanıyor Diyarbakırlı iş adamı Volkan Beşenk, ambalaj sektöründe geri dönüşümlü ambalaj üreterek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanmasına vesile oluyor. Dünyanın birçok ülkesine doğa dostu ürünler ile hitap eden Worldpack ambalaj firması, Türkiye’de de farkındalık oluşturmaya devam ediyor. Doğada çözülebilen geri dönüşümlü ürünler ile Türkiye piyasasında kısa sürede doğa dostu ürünleriyle farkındalık oluşturdu. Worldpack Ambalaj Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Beşenk, 2010 yılında ambalaj üreterek başladıklarını, daha sonra odak noktalarını gıda ambalajlarına yönelttiklerini söyledi. Gıdayla temas edebilen ambalajlar üretmeye başladıklarını belirten Beşenk, üretimlerinin şu anda bu alanda devam ettiğini ifade etti. Ayrıca ham madde imalatını da yaptıklarını aktaran Beşenk, "Yurt dışında fabrikalarla anlaşmamız mevcut. Ürettiğimiz ambalajlar yüzde 100 selülozdan imal edilmekte. Bu vesile ile direkt gıda ile temas edebilme özelliğine sahip. Ürünlerimiz tek kullanımlık. Kullanım yapıldıktan sonra geri dönüştürülüp gıda harici farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Örneğin tekstil, taşıma çantaları, elektronik eşya kutuları gibi ürünlerde geri dönüştürülmüş şekilde kullanılabiliyor" dedi. Ürünlerin, doğada birebir çözülebilen ürünler olduğunu kaydeden Beşenk, "Türkiye’de geri dönüşüm fabrikaları kuruldu. Ürünün niteliği değiştirilerek farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Aynı üründen böylece daha fazla katma değer oluşturabiliyoruz. Geri dönüşüm yapan insanların çevre duyarlılığı biraz daha fazla oluyor. Ürünlerimiz ormanlardan elde edilen selülozla elde ediliyor. Geri dönüşüm yaptığınız zaman bu ormanlara dokunmuyorsunuz. Su, ağaç, enerji tasarrufları sağlıyorsunuz. Halkımızın ambalaj konusunda biraz daha bilinçlenmesini istiyorum" diye konuştu.
Kayseri Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.