KÜLTÜR SANAT - 22 Nisan 2026 Çarşamba 14:48

MESOB Başkanı Şevket Keskin’den 23 Nisan mesajı: "Çocuklarımıza güvenli bir gelecek sağlamak zorundayız"

A
A
A
MESOB Başkanı Şevket Keskin’den 23 Nisan mesajı: "Çocuklarımıza güvenli bir gelecek sağlamak zorundayız"

Malatya Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (MESOB) Başkanı Şevket Keskin, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Keskin, 23 Nisan’ın yalnızca kutlama günü olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, çocukların karşı karşıya kaldığı sosyal tehlikelere dikkat çekti.


MESOB Başkanı Şevket Keskin, mesajında 23 Nisan’ın gerçek anlamının çocuklara güvenli bir gelecek hazırlamak olduğunu vurguladı. Çocukların suç, çete, mafya özentisi, uyuşturucu ve ahlaki yozlaşma gibi tehditlerden korunmasının herkesin ortak sorumluluğu olduğunu ifade eden Keskin, bu konuda toplumun bütün kesimlerine görev düştüğünü kaydetti.


Keskin, son dönemde yaşanan bazı olayların çocukların ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğunu açık biçimde gösterdiğini belirterek, "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlamak, sadece iyi dilekler paylaşmak ve coşkulu cümleler kurmak değildir. 23 Nisan’ı gerçek anlamda kutlamak; çocuklarımızı korumak, onların güvenliğini sağlamak ve ülkemizin geleceğini tehdit eden unsurlara karşı hep birlikte sorumluluk almaktır. Bugün çocuklarımızın karşı karşıya olduğu tehlikeleri görmezden gelerek 23 Nisan’ın ruhunu yaşatamayız. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan olaylar, çocuklarımızın çete ve mafya kültürü gibi son derece tehlikeli bir yapının etkisi altına girebildiğini açık biçimde göstermektedir. Ne yazık ki ülkemizde yayımlanan bazı televizyon dizileri ve dijital içerikler, çocuklarımıza emeğin, alın terinin ve ahlaki değerlerin değil; şiddetin, mafya özentisinin, kolay yoldan güç ve para elde etmenin propagandasını yapmaktadır. Aile yapımıza, toplumsal değerlerimize ve çocuklarımızın ruh sağlığına zarar veren bu içeriklerin artık daha fazla görmezden gelinmemesi gerekmektedir. Buradan başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye, ana muhalefet partisi CHP’ye ve tüm siyasi partilere çağrıda bulunuyoruz. Yayında olan ve toplum yapımıza, aile kültürümüze, çocuklarımızın gelişimine zarar veren çete, mafya ve ahlaksızlık içerikli diziler ile benzeri yapımlar derhal yayından kaldırılmalı, dijital ve sosyal medya arşivlerinden de çıkarılmalıdır. Siyaset kurumunun ve görev makamında bulunan herkesin sorumluluğu, olaylardan sonra sadece geçmiş olsun dileklerini iletmek değildir. Asıl sorumluluk, sorunlara kalıcı çözüm üretmektir. Çocuklarımızı çete kültüründen, mafya özentisinden, uyuşturucudan, suça yönlendiren yapılardan ve ahlaksızlığın propagandasından korumak hepimizin görevidir.


Bir başka çağrımız da cezai yaptırımların güçlendirilmesi yönündedir. Çocuklara uyuşturucu satanlara ve sattıranlara en ağır cezalar verilmelidir. Çocukları cinayet, çete, hırsızlık ve benzeri adi suçlara yönlendiren, onları bu suçlarda kullanan kişiler hakkında da caydırıcı ve en üst düzey cezai yaptırımlar uygulanmalıdır. Ayrıca toplumda silaha erişimin bu kadar kolay olması kabul edilemez. İster kamu görevi olsun, ister seçilmiş görev olsun, kim olursa olsun silah ve mühimmatın bu kadar rahat dolaşıma girmesi engellenmelidir. Nasıl ki terörle mücadelede silahsızlandırma hayati bir konuysa, toplumun içinde kontrolsüz biçimde bulunan silahların toplanması da aynı derecede önemlidir. 23 Nisan’ı aslına uygun şekilde kutlamak istiyorsak, çocuklarımıza sadece bayram coşkusu değil; güvenli bir çevre, temiz bir toplum, sağlıklı bir gelecek ve umut dolu yarınlar bırakmak zorundayız. Ülkemizin istikbali ve istiklali için çocuklarımızı korumak, onları güvenli bir geleceğe taşımak hepimizin ortak görevidir. Bu duygu ve düşüncelerle Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, kurtuluş ve kuruluş mücadelesi kahramanlarımızı, tüm aziz şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, tüm çocuklarımızın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının yıl dönümünü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyor, bütün çocuklarımızın güven içinde, huzur içinde ve umutla büyüyeceği bir Türkiye diliyorum" ifadelerini kullandı.


MESOB Başkanı Şevket Keskin, açıklamasında 23 Nisan’ın anlamına uygun şekilde yaşatılmasının, çocukların güvenliği, sağlıklı gelişimi ve ülkenin geleceği açısından doğrudan önem taşıdığını vurguladı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep GAGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kara’dan 23 Nisan mesajı Gaziantep Genç İş İnsanları Derneği (GAGİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Kara, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Başkan Kara, "Bugün, Mustafa Kemal Atatürk’ün milletimize armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı büyük bir coşku ve gururla kutluyoruz. Atatürk’ün bu anlamlı günü çocuklara bayram olarak hediye etmesi, geleceğimize duyduğu güvenin en güçlü göstergelerinden biridir. 23 Nisan, yalnızca çocuklarımızın bayramı değil; aynı zamanda millet iradesinin, bağımsızlığımızın ve demokrasimizin simgesidir. GAGİAD olarak bizler; gençlerimizin enerjisine, üretkenliğine ve yarının liderleri olma yolundaki azmine yürekten inanıyoruz. Cumhuriyetimizin temel değerlerine sahip çıkarak, ülkemizin kalkınmasına katkı sunmayı kararlılıkla sürdürüyoruz. Gençlerimize girişimcilik ruhu kazandırmak, onları ekonomik ve sosyal hayatta daha güçlü bireyler olarak geleceğe hazırlamak en önemli hedeflerimiz arasında yer almaktadır. Çünkü biliyoruz ki güçlü yarınlar, bugünün bilinçli, donanımlı ve vizyon sahibi gençleriyle inşa edilecektir. Bu vesileyle, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı, rahmet ve minnetle anıyor; vatan uğruna can veren tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, milletimizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum. Yakın zamanda Şanlıurfa ve Kahramanmaraş illerimizde yaşanan üzücü olayların bir daha tekrar etmemesini temenni ediyor; bu anlamlı günün tüm dünya çocuklarına barış, mutluluk ve umut getirmesini diliyorum" ifadelerine yer verdi.
Düzce Bölgesel kalkınma kongresiyle öncü rol DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Çevre ve Sağlık Teknolojilerinde İhtisaslaşma Koordinatörlüğü tarafından düzenlenen I. Ulusal Bölgesel Kalkınma Kongresinin ikinci günü de birbirinden değerli oturumlara sahne oldu. Cumhuriyet Konferans Salonu’ndaki I. Ulusal Bölgesel Kalkınma Kongresi’nin ikinci günü, Düzce Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztürk’ün yönetimindeki Bölgesel Kalkınma Politikaları, İhtisaslaşma ve Kurumsal Kapasite Analizleri-I başlıklı birinci oturumla başladı. Düzce İl Tarım ve Orman Müdürü Esra Uzun, "Bölgesel Kalkınma Perspektifinde Kırsal Alanlar ve Tarım: Düzce İli Analizi" başlıklı sunumunda, köylerde kırsal altyapının geliştirilmesi, kırsalda nüfusun tutulması, üretim ve pazarlama konularında Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hedeflerini açıkladı. Prof. Dr. Yekta Karaduman, "Bölgesel Kalkınmada Stratejik Bitki: Kenevir ve Yüksek Katma Değerli Ürün Ekosistemi" ile ilgili bilgiler paylaşırken; Prof. Dr. Rüştü Hatipoğlu, "Bölgesel Kalkınmada Üniversitelerin Rolü: Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Örneği", Prof. Dr. Tamer Keçeli, "Çankırı Kaya Tuzunun Sektörel ve Stratejik Önemi", Prof. Dr. Murat Korunur, "Stratejik Hammaddeler İçin Sürdürülebilirlik Rezerve Alanları Oluşturmasının Bölgesel Kalkınma Açıdan Değerlendirmesi" ve Dr. Öğr. Üyesi Ebubekir İzol ise "Bingöl Üniversitesi Tarım ve Havza Bazlı Kalkınma ve İhtisaslaşma Çalışmaları" başlıklı sunumlarıyla programa katkı sağladı. Stratejik analizler gerçekleştirildi Düzce Üniversitesi ve ülkemizin farklı üniversitelerinden akademisyenlerin oturum başkanlığını yürüttüğü kongrenin ikinci oturumda "Bölgesel Kalkınma Politikaları, İhtisaslaşma ve Kurumsal Kapasite Analizleri-II", üçüncü oturumda "Fonksiyonel Gıda Geliştirilmesi ve Uygulamaları", dördüncü oturumda ise "Geleneksel Tıp ve Biyoaktif Bileşenler" konusunda bildiriler paylaşıldı. Atatürk Eğitim ve Kültür Merkezi’nde de eş zamanlı oturumlar gerçekleştirildi. İlk oturumda "Bitkisel ve Doğal İçerikli Ürün Geliştirilmesi-I" ve "Bitkisel ve Doğal İçerikli Ürün Geliştirilmesi-II" başlıkları masaya yatırıldı. İkinci oturumlarda "Biyokütle, Atıklar ve Biyobazlı Malzemeler" ile "Enerji ve Biyo-Temelli Teknolojiler" hakkında önemli bildiriler sunuldu. Üçüncü oturumlarda ise "Kültürel Miras, Sürdürülebilir Sanat ve Turizm" ile "Ekosistem Yönetimi" ne yönelik bildiriler paylaşıldı. Dördüncü ve son oturumda ise "Tarım, Kırsal Kalkınma ve Agroekoloji" ile "Akıllı Sistemler" konularında önemli değerlendirmelerde bulunuldu. Kongrenin kapanış oturumunda konuşan Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, I. Ulusal Bölgesel Kalkınma Kongresi’nin çok verimli ve başarılı şekilde geçtiğini ifade ederek Araştırma Dekanı ve Çevre ve Sağlık Teknolojilerinde İhtisaslaşma Koordinatörü Prof. Dr. Emine Tekin’e ve Düzce Üniversitesi birimlerine teşekkür etti. Donanımlı bir akademik kadroya sahip olduklarını dile getiren Nedim Sözbir, proje başvuru ve desteklenmede hamle yaptıklarını belirtti. Sağlık ve mühendisliği birleştirip Türkiye’ye örnek olmak istediklerine işaret eden Sözbir, kongreyi gelecek yıllarda da düzenlemek istediklerini söyleyerek sözlerini sonlanırdı. Kongreyle Ulusal Kalkınma, Proje Geliştirme ve İş Birliği Fırsatları Noktasında Önemli Hizmet Düzce Üniversitesi’nin "Bölgesel Kalkınma Üniversitesi" olması, çevre ve sağlık alanlarında ihtisaslaşması da kongreye ayrı bir değer katarken, Düzce Üniversitesi akademisyenleri ve ülkemizin dört bir yanından gelen akademisyenler, bölgesel kalkınmaya yönelik stratejik değerlendirmelerde bulundu. Kongre, ulusal kalkınmaya katkı, proje geliştirme ve iş birliği fırsatları oluşturma noktasında da önemli hizmet sağladı. Üniversitelerin bölgesel kalkınmaya sağladıkları katkılar vurgulandı Üniversitelerin eğitim-öğretim ve bilimsel araştırmanın yanında bölgesel kalkınma misyonuyla da ülkemize önemli katkılar sunduğu vurgulanırken, Düzce Üniversitesi organizasyona ev sahipliği yaparak bu konuda da öncü bir rol üstlendi.
Ankara Uluslararası Denizcilik Örgütü Deniz Hukuku Komitesi’nin 113. Dönem Toplantısı Londra’da yapıldı Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının temsil edildiği Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Deniz Hukuku Komitesi’nin (LEG) 113. Dönem Toplantısı, 13-17 Nisan tarihlerinde Londra’da gerçekleştirildi. IMO LEG’in 113. Dönem Toplantısı 13-17 Nisan tarihleri arasında Londra’da gerçekleştirildi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının da temsil edildiği görüşmede birçok hususlar öne çıktı. Bu hususlar ise, Türkiye’nin de taraf olduğu ’Tehlikeli ve Zararlı Maddelerin Deniz Yoluyla Taşınmasından Kaynaklanan Zararın Tazmini ve Sorumluluğuna İlişkin HNS Sözleşmesi 2010 Protokolü’ne Belçika, Almanya, Hollanda ve İsveç’in taraf olduğu bildirildi. Böylece sözleşmenin uluslararası anlamda yürürlük kazanması için 12 ülkenin taraf olması şartı sağlandığı ifade edildi. Sözleşmenin taraf ülkelerce yıllık toplam 40 milyon ton katkı yükü bildirimi şartını da bu yıl içinde yerine getirerek izleyen 18 ay içinde yürürlüğe girmesinin beklendiği kaydedildi. Korsanlık ve silahlı soygunlarla ilgili gelişmeler de ele alındı Toplantıda Türkiye tarafından sunulan ‘Insurer’s liabilities and verification of insurance policies / Sigortacının Sorumluluğu ve Sigorta Poliçelerinin Doğrulanması’ dokümanıyla Türkiye’de yaşanan Amnah kazasından yola çıkılarak gemilerin uluslararası mevzuat gereği bulundurmak zorunda oldukları sigortanın varlığı, geçerliliği ve doğrulanmasının önemi LEG Komitesinin dikkatine sunulduğu vurgulandı. Konunun, Oturumlararası Yazışma Grubu’nda ülkelerin bu alanda yaşadıkları deneyimlerin paylaşılarak etraflıca tartışılmasına karar verildi. Ayrıca, ‘Gemi Sicili Tutulmasına İlişkin Rehber’in onaylandığı ise edinilen bilgiler arasında yer aldı. Gemi Sicili Tutulmasında yasadışı uygulamaların önüne geçilmesine ilişkin önlemler konusunda mevcut Çalışma Grubu’nun ise incelemelerinin sürdüğü belirtildi. Alternatif yakıt kullanan gemilerin sorumluluk ve tazmin rejimine uyumu konusunda yasal boşluk olabileceği değerlendirmesinden yola çıkılarak LEG 114’e bir rapor sunmak üzere Oturumlararası Yazışma Grubu’nun kurulduğu kaydedilirken, korsanlık ve silahlı soygunun ötesindeki deniz güvenliği tehditleriyle ilgili son dönemdeki hukuki ve politik gelişmelerin ele alındığı, denizde artan sınır ötesi organize suçlar ve denizcilerin suçlu muamelesi görme vakalarındaki keskin artış konusunda kapsamlı bir rapor oluşturulabilmesi için ayrı bir Yazışma Grubu’nun kurulduğu açıklandı. Liman, kıyı ve bayrak devletlerinin iş birliği konusu ele alındı Toplantıda, gemi insanlarının terk edilmesi konusunda geçtiğimiz yılda vaka sayısındaki artışa dikkat çekilerek zorunlu mali güvence bulunmayan gemilerde özellikle bayrak devletlerinin yükümlülüklerini etkili biçimde yerine getirmesinin önemi vurgulanırken; liman, kıyı ve bayrak devletlerinin iş birliği içinde hareket etmesi gerektiği toplantıda ele alınan önemli hususlar arasında yer aldığı belirtildi.