EKONOMİ - 19 Temmuz 2024 Cuma 13:26

Geçen yıla oranla alım fiyatları düşen kayısıda üretici fiyatlara müdahale istiyor

A
A
A
Geçen yıla oranla alım fiyatları düşen kayısıda üretici fiyatlara müdahale istiyor

Dünyada kuru kayısı üretiminde başı çeken Malatya’da üreticiler bu yıl fiyatların düşüklüğünden şikayetçi. 200 TL’ye alınan kayısının sezon başlaması ile 120 TL’ye kadar düşmesine tepki gösteren üreticiler, fındık ve incir de olduğu gibi kayısıda da TMO’nun taban fiyat açıklamasını istiyor.


Avrupa Birliği Coğrafi İşaret belgeli ürün olan kayısı da bu yıl fiyatlar üreticinin yüzünü güldürmüyor. Artan maliyetler karşısında fiyatların tüccarlar tarafından düşürülmesi karşısında mağdur olduklarını söyleyen kayısı üreticileri Toprak Mahsulleri Ofisi’nin incir ve fındıkta olduğu gibi kayısıda da taban fiyat açıklamasını talep ediyor.


Eski köy garajında bulunan Malatya Ziraat Odaları İl Koordinasyon başkanlığı önünde toplanan kayısı üreticileri bu yıl mahsullerinin para etmemesi nedeniyle mağdur olduklarını ifade etti.


Çiftçiler adına konuşan Malatya Battalgazi Ziraat Odası Başkanı Bayram Alışık, kayısının dünyanın en narin, en lezzetli ve en zahmetli bir meyve çeşidi olduğunu belirterek, Malatya’nın dünya kuru kayısı üretiminde lider konumda olduğunu söyledi. Yıllık 500 milyon dolar ihracat girdisi sağlayan kayısının üretim sürecinin zor olduğunu belirte Alışık, “Kayısı çiçek öncesi ve çiçek döneminde soğuğa, aşırı yağış ve aşırı sıcağa dayanamayan bir meyvedir. Bu yüzden herhangi bir zirai don olayı ya da aşırı yağış sonucunda çiçeklerin yanması ve çürümesi sonucu çiftçinin bir yıllık emeği alın teri ve umudu yok olabiliyor. Hele hele küresel mevsim değişikliğinin yaşandığı son dönemlerde bazen bir yıl bazen de 2 yıl kayısının tutmadığı oluyor. Üretici bir yıllık alın terini, emeğini, masrafını çuvallara koyup pazarda birkaç tüccarın merhametine insafına ve vicdanına terk ediyor. Kayısının gerçek sahibi olan çiftçi ve üretici bir yıllık emeğinin karşılığını alabilmek için o tüccarın merhametine sığınmıştır” ifadelerine yer verdi.


Kayısı tüccarlarına da seslenen Alışık, “Geçen sene hatta birkaç ay öncesine kadar kayısıyı 200 TL’ye alıyordunuz. Ne oldu da yeni ürün çıkınca kayısıyı bir anda 120 TL’ye indirdiniz. Geçen yıl ıskarta kayısı 40 liraydı, kesmelik 70 liraydı, elek altı 100 ile 120 TL arasındaydı, iyi mal ise 150 liradan açılış yaptı ve ihtiyaca göre 200 liraya kadar çıktığı da görüldü. Siz ise bu yıl fiyatları ıskarta 20, kesmelik 40, elek altı 70, iyi malı ise 120 TL’ye düşürdünüz” şeklinde konuştu.


Açıklamasında kayısı tüccarları ve siyasilere çiftçiler olarak çağrıda bulunan Alışık, konuşmasını şöyle sürdürdü:


“Birinci çağrımız kaysı tüccarlarına. Ticaretin de bir ahlakı olmalı, bir vicdanı olmalı, bir merhameti ve bir kar sınırının olması gerekir. Geçen yıl kayısıyı 6-7 dolara kadar dışarıya sattınız. İnsan biraz da Allah’tan korkar. Bizler kayısı fiyatlarının aşırı derecede yükselmesini talep etmiyoruz. Elbette tüccarın dış piyasayı da kaybetmesini istemeyiz. Sonuçta kayısı ticarete giden bir meyvedir. Bizim isteğimiz burada çiftçinin emeğine saygı duyulması ve eğer hala biraz merhametiniz kaldıysa biraz vicdanınız varsa en azından geçen yılki fiyatlara karşı çıkarmanızdır. Yok, eğer merhamet ve vicdanımız kalmamışsa da size diyecek bir tek kelime de bulamıyorum. İkinci çağrımız ise iktidarıyla muhalefetiyle Malatya’yı temsil eden il başkanlarına, milletvekillerinedir. Neden iktidar ve muhalefet kelimesini kullandım çünkü tarımın siyaseti olmaz. Tarım sağlık kadar herkese lazım olan bir alandır. Belki birileri diyebilir ki ‘kardeşim kayısı bir temel ihtiyaç maddesi değildir’. Bir yönüyle doğru, ama herhalde bilmediğiniz bir konu var. Belki bir temel ihtiyaç maddesi olmayabilir fakat temel ihtiyaç malzemelerini gidermek için de kayısının gelirine ihtiyacı vardır. Çiftçi kaygısız satacak parasını alacak ki temel ihtiyaçlarını karşılasın. Ona bakarsanız fındıkla bir temel ihtiyaç maddesi değildir, incir de değildir. Ama her yıl devlet tarafında bir taban fiyatı açıklanıyor. Bu işin kesin çözümü için biran önce Malatya’yı temsil eden siyasilerimizin zaman kaybetmeden bir araya gelerek Toprak Mahsulleri Ofisi’nin fiyatlara alım müdahalesi için bir bütçe ayırmalarını istemeleridir. Her yıl fındık ve incirde olduğu gibi kayısıda da girdi maliyeti ve enflasyon etkileri hesaplanarak bir taban fiyatı açıklanmasını istiyoruz ki tek çözüm yolu da budur, buna inanıyoruz.”



Geçen yıla oranla alım fiyatları düşen kayısıda üretici fiyatlara müdahale istiyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara BBP lideri Destici: "CHP’nin kurumsal olarak istinafın verdiği kararı herhalde Yargıtay’a taşımayacağını düşünüyorum" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Kurban Bayramı dolayısıyla partinin kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun kabrini ziyaret etti. Destici burada yaptığı açıklamada, "CHP’nin kurumsal olarak istinafın verdiği kararı herhalde Yargıtay’a taşımayacağını düşünüyorum" dedi. BBP Genel Başkanı Destici, Kurban Bayramı dolayısıyla partinin kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun Taceddin Sultan Dergâhı’ndaki kabrini ziyaret etti. Merhum Yazıcıoğlu’nun kabri başında dua edip Kur’an-ı Kerim okuduktan sonra açıklamalarda bulunan Destici, Muhsin Yazıcıoğlu ve onunla beraber şehadete yürüyen yol arkadaşlarını ve tüm şehitleri bir kez daha rahmetle, minnetle yad ettiğini söyledi. Kurban Bayramı’nın başta Türk milletinin her bir ferdi olmak üzere tüm İslam alemine ve insanlığa hayırlar getirmesini niyaz ettiğini kaydeden Destici, "Kurban Bayramı’nı en başta tebrik etmemiz gerekenlerin başında da aziz şehitlerimizin geride bıraktıkları aileleri geliyor. Ben şehitlerimizin geride bıraktığı ailelerinin hepsinin mübarek Kurban Bayramı’nı ayrı ayrı tebrik ediyorum. Bizim idrakimiz, bizim duruşumuz nettir. Biz, bir şehit annesinin gözyaşına bütün dünyayı yakarız. Bizim için bir şehit annesinin gözyaşı, şehit çocuğunun eşinin gözyaşı her şeyden daha kıymetlidir" ifadelerini kullandı. Destici, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "CHP’nin kurumsal olarak istinafın verdiği kararı herhalde Yargıtay’a taşımayacağını düşünüyorum" Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi’nin CHP kurultay davasında Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmaları, Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmaları kararına ilişkin soruyu cevaplayan Destici, "Artık karar verildi, dolayısıyla da kararın Yargıtay yolu var. Buna mutlaka gidilecektir diye düşünüyorum ama şimdi farklı gelişmeler oldu. Kılıçdaroğlu, genel başkan olarak tekrar partinin başına dönünce CHP’nin kurumsal olarak istinafın verdiği kararı herhalde Yargıtay’a taşımayacağını düşünüyorum. Çünkü kurumsal olarak bunun taşınması gerekiyor. Onun için ben kararın burada kalacağını, yani bir Yargıtay safhasının şu anda olamayacağı, CHP’nin kurumsal olarak başvurmadığı sürece böyle bir şeyin olamayacağını düşünüyorum. Bu karara itiraz eden üyeler olur ya da Özgür Özel’in ekibi başvurur. Yargıtay onu değerlendirir, değerlendirmez onu bilmiyorum. Hukukçularımız daha iyi bilecektir diye düşünüyorum. Bu olayın bir siyasi yönü var, bir de hukuki yönü var. Biz bu iki konuda da karar açıklanmadan önce değerlendirmelerimizi yaptık. Karar açıklandıktan sonra Özgür Özel ve ekibi de Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki genel başkanlık makamını da boşaltarak oradan ayrıldılar. Kendisi grup başkanı olarak seçildi. Muhtemelen bayramın üçüncü ya da dördüncü günü Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Merkezi’ne giderek bayramlaşma gerçekleştireceği de haberlerle yansıdı. Dolayısıyla bundan sonraki mesele artık CHP’nin kendi iç meselesidir" ifadelerini kullandı. Siyasi partilerin bu tür iç kargaşalardan kurtularak birlik ve beraberlik içerisinde yollarında yürümelerini istediklerini de dile getiren Destici, CHP’nin içinde bulunduğu bu çalkantılı dönemin bir an önce sona ermesini ve iç birliği sağlayarak yoluna devam etmesini arzu ettiklerini de sözlerine ekledi. "Yedek parti kararı herhalde kongre tarihiyle uzlaşılamazsa ortaya çıkacaktır" Bir gazetecinin ’mutlak butlan’ kararının ardından ’yedek parti’ iddialarının gündeme geldiği ve yedek partinin kurulması takdirde bu durumun Türk siyasetini nasıl etkileyeceğini sorması üzerine Destici, "Herhalde o karar, kongre tarihiyle uzlaşılamazsa öyle bir durum ortaya çıkacaktır, bu konuşuluyor. Daha önce Türkiye’de birkaç defa bunun benzerleri oldu. Bunu göreceğiz ama bizim ya da diğer muhalefet partilerinin bu konuda çok da fazla yapacağı bir şey yoktur. Çünkü bu neticede CHP’nin yöneticilerinin; başta Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel olmak üzere onların vereceği bir karardır diye düşünüyorum. Böyle bir karar verirlerse de bunun takdirini de millet yapacaktır. CHP’nin tabanı burada kararını verecektir. Belirleyici olacak olan CHP tabanı olacaktır" cevabını verdi. Siyasi partiler arası bayramlaşma Siyasi partiler arasında gerçekleştirilecek olan bayramlaşma ziyaretinin sorulması üzerine Destici, "BBP olarak terör örgütünün siyasi uzantısı parti ve diğer bir iki parti dışında her partiyle bayramlaşıyoruz. Bütün partilerin de genel başkanlarını ya ben arıyorum ya onlar beni arıyor ve bayramlaşıyoruz. Her bayram bu geleneği biz Büyük Birlik Partisi olarak sürdürüyoruz, bundan sonra da aynı geleneğimizi sürdürmeye devam edeceğiz" açıklamasında bulundu. "Seçim en erken 2027 sonbaharında olur diye düşünüyorum" Destici, mutlak butlan kararının ardından erken baskın seçimin olup olmayacağına ilişkin soruya ise şu cevabı verdi: "Ben bu sene ya da 2027 ilkbaharında bir erken seçim öngörmüyorum. Seçimler zamanında ya da zamanına çok yakın bir vakitte yapılacaktır. Cumhur İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayının tekrar cumhurbaşkanı seçilmesi noktasında Cumhur İttifakı’nın şu andaki her üç partisinin de ortak bir iradesi var. Dolayısıyla bu irademiz bizim devam ediyor. Bunun yolu da anayasa değişikliği ya da meclisin alacağı seçim kararıyla olabilir. Erken seçim demiyorum, Meclisin alacağı bir seçim kararıyla bu gerçekleşir. Burada altı ay önce, bir sene önce diye bir zaman şey yoktur. Seçimler normal takvimi düşünürsek 2028’in Mayıs ayında olacak. Diyelim mart başında YSK seçim takvimini açıklamak zorunda. Şubat ayının içinde Meclis seçim kararı alırsa o zaman Cumhurbaşkanı tekrar aday olabiliyor. Dolayısıyla da aday olmasının önündeki engel bu şekilde de kaldırılabiliyor. Ben bu sene ve 2027 baharında bir seçim beklemiyorum. Seçim en erken 2027 sonbaharında olur diye düşünüyorum."
Sivas Güler, CHP’de yaşanan sürecin CHP’nin iç meselesi olduğunu söyledi AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP)yaşadığı hukuki sürecin partinin iç meselesi olduğunu, AK Parti ile bir ilgili olmadığını belirtip, grup başkanı seçilen Özel’in parti tüzüğü gereği genel başkana bağlı hareket etmesi gerektiğini söyledi. Sivas’ta basın mensupları ile bir araya gelen AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, CHP’de yaşanan hukuki süreçle ilgili sorulara verdiği yanıtta, yaşananların AK Parti ile ilgisi bulunmadığını, CHP’nin iç meselesi olduğunu hatırlatarak, "Cumhuriyet Halk Partisindeki yaşanan olayda bizi bir şekilde işin içerisine katmaya çalışıyorlar ama bizimle alakası olan şeyler değil. Bunu hep söyledik. Yargıdan farklı kararları bekleyebilirler, isteyebilirler. Türkiye Cumhuriyeti; Anayasa ve hukuk devletidir. Bağımsız ve tarafsız yargıya erişim, herkesin hakkı. Cumhuriyet Halk Partisi’nde bu dava yıllar önce açılmış. Talep edenler Cumhuriyet Halk Partisi delegeleri, il başkanları, belediye başkanları, kendi içlerinde. Yerel mahkeme ret kararı vermiş. Sonra istinafta başka bir karar çıkmış. Bizimle alakası yok ki. Yargının kararını beğenmeyebilirsiniz, birileri de beğenebilir. Beğenmeyenler için Yargıtay var. Bu konuda haklarınızı arayabilirsiniz. Karar sizin açınızdan doğru olmayabilir, yanlış buluyor olabilirsiniz. Bunun takip edileceği yer yargı mercileridir. Sizin siyaseten söyleyeceğiniz şeylerin önemi yok ki. Önemli olan toplumsal huzuru bozmadan, herhangi olumsuz bir görüntüye sebebiyet vermeden aklı selim bir şekilde yargı sürecini takip etmek ve bu konuda gerekli duruşu sergilemek daha kıymetlidir. Şu anda mahkemenin verdiği karar eski yönetimin Cumhuriyet Halk Partisi’ne geldiğidir" dedi. Grup başkanı genel başkana bağlı olmalı Güler, Özgür Özel’in Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığını kabul etmeyerek, grup başkanlığını nasıl yürüteceği yönündeki bir soruya ise, "Partinin genel başkanı milletvekili değilse, mecliste temsilen grup başkanı ve grup başkanvekilleri seçilir. Ben de grup başkanıyım. Çünkü genel başkanımız milletvekili değil Cumhurbaşkanı. Parti tüzüğümüz gereğince Grup Başkanı, Genel Başkana bağlı olarak çalışır. Yani talimat ve emirleriyle mesuldür. Bu; AK Parti tüzüğünde de böyledir, Cumhuriyet Halk Partisi tüzüğünde de böyledir. Siz burası benim kendi alanım diyorsanız parti tüzüğüne göre genel başkanı gerekli kararı verir. Ya o haliyle kabul eder, ya da görevden alır. Ama şunu herkes bilsin ki grup başkanları genel başkana bağlı olarak çalışır, onun talimatı ve bilgisi dahilinde görev yaparlar" şeklinde cevap verdi.
Diyarbakır Arefe gününde mezarlıklarda yoğunluk yaşandı Kurban Bayramı arefesinde vatandaşlar yakınlarının kabirlerini ziyaret etmek için mezarlıklara akın etti. Duaların edildiği, mezarların temizlenip çiçeklerle süslendiği mezarlıklarda yoğunluk oluştu. Kurban Bayramı arefesinde mezarlıklar ziyaretçilerle dolup taştı. Sabahın erken saatlerinden itibaren yakınlarının kabirlerini ziyaret eden vatandaşlar, mezarlıklarda dua edip Kur’an-ı Kerim okudu. Bazı vatandaşlar mezarları temizleyip çiçek bırakırken, bazıları da bayram öncesi yakınlarını anmanın hüznünü yaşadı. Mezarlıklarda oluşan yoğunluk nedeniyle girişlerde zaman zaman araç trafiği de meydana geldi. Vatandaşlar, her bayram öncesi olduğu gibi bu arefe gününde de vefat eden yakınlarını unutmadıklarını belirterek dua etmek için mezarlıklara geldiklerini söyledi. Mezarlık ziyaretine gelen vatandaşlardan Salih Çiftçi, kayınının rahmet ettiğini eşiyle birlikte mezarına geldiklerini söyledi. Çiftçi, "Erken geldik kalabalığa kalmayalım diye. Öğleden sonrada çınara gideceğiz ablamın ilk bayramıdır onun mezarına ziyaretine gideceğiz" dedi. Bir diğer vatandaş Hüseyin Akbudak ise çok üzücü bir durum olduğunu ifade etti. Akbudak, "Öğle ve akşama doğru çok kalabalık oluyor. Trafikte felç oluyor. O yüzden biz erken geldik. Kardeşim ve yeğenimin mezarına geldik. Depremde kaybetmiştik onları" ifadelerini kullandı.