ÇEVRE - 20 Şubat 2026 Cuma 10:39

Çavdarhisar’da su ürünleri üretim tesislerinde denetim

A
A
A
Çavdarhisar’da su ürünleri üretim tesislerinde denetim

Kütahya’nın Çavdarhisar ilçesinde İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri tarafından su ürünleri üretim tesislerine yönelik rutin denetimler gerçekleştirildi.


İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personellerince ilçede faaliyet gösteren su ürünleri yetiştiriciliği tesislerinde yapılan kontrollerde, 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu ve Su Ürünleri Yetiştiriciliği Yönetmeliği kapsamında kapsamlı incelemelerde bulunuldu.


Denetimlerde tesislerin mevzuata uygunluğu, üretim faaliyetlerinin teknik şartlara uygunluğu ve genel çalışma düzeni titizlikle kontrol edildi. Yetkililer, su ürünleri yetiştiriciliğinde sürdürülebilir üretimin sağlanması ve gıda güvenliğinin korunması amacıyla denetimlerin belirli periyotlarla devam edeceğini belirtti.



Çavdarhisar’da su ürünleri üretim tesislerinde denetim

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Silifke’de haşereyle mücadele için iş birliği çağrısı Mersin Büyükşehir Belediyesi, vektörel mücadele kapsamında Silifke ilçesinde muhtarlar ve site yöneticilerine yönelik bilgilendirme toplantısı düzenledi. Toplantıda sivrisinek başta olmak üzere kemirgen ve diğer haşere türleri, üreme alanları, mücadele yöntemleri ve vatandaş iş birliğinin önemi anlatıldı. Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı ile Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı iş birliğinde gerçekleştirilen toplantıda, haşerelerin yalnızca rahatsızlık oluşturmadığı, aynı zamanda hastalık taşıma riski bulunduğu vurgulandı. Mücadelenin kaynağında yapılmasının önemine dikkat çekilen program, katılımcıların sorularının yanıtlanmasıyla devam etti. Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Bülent Halisdemir, Mersin’in 16 bin kilometrekare yüz ölçümüne sahip, dağınık yerleşim yapısı bulunan ve haşerelerin hızlı çoğalabildiği bir kent olduğunu belirterek, vektörel mücadelenin kent genelinde titizlikle sürdürüldüğünü söyledi. "Vektörle mücadelede iş birliği çok önemli" diyen Halisdemir, "Haşerelerin çok çabuk çoğalabildiği ve direnç kazandığı bir bölgede yaşıyoruz. Personelimizin eğitimine önem veriyor, teknolojik yenilikleri artırıyoruz. Ancak bu mücadeleyi tek başımıza başaramayız. Vatandaşlarımızın, özellikle muhtarlarımızın ve site yöneticilerimizin desteği çok kıymetli" dedi. Silifke ve çevresinin ikincil konutların yoğun olduğu bir turizm bölgesi olduğunu ifade eden Halisdemir, site yönetimleriyle koordineli çalışmanın önemine değindi. Kullanılan ilaçların Sağlık Bakanlığı onaylı ve ruhsatlı ürünler olduğunu kaydeden Halisdemir, "Avrupa Birliği normlarına uygun, ekotoksikoloji ve toksikoloji raporları bulunan biyosidal ürünleri tercih ediyoruz. İlaçlarımızı akredite laboratuvarlarda analiz ettiriyoruz. İnsanlara, hayvanlara ve bitkilere zarar vermeyen ürünler kullanıyoruz" diye konuştu. Biyolojik mücadele yöntemlerine de önem verdiklerini belirten Halisdemir, sivrisinek larvalarıyla beslenen lepistes balığının tarımsal sulama havuzlarında kullanıldığını söyledi. Mersin Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi ile yapılan çalışmalar kapsamında bugüne kadar 85 binin üzerinde lepistes balığının dağıtıldığını aktaran Halisdemir, bu yöntemle ilaç kullanımının azaltıldığını ve tasarruf sağlandığını ifade etti. Ayrıca kekik ve lavanta başta olmak üzere 17 çeşit aromatik bitkinin kadın kooperatifleri aracılığıyla üretildiğini ve vatandaşlara dağıtıldığını kaydeden Halisdemir, bu bitkilerin haşereleri uzaklaştırıcı etkisinden yararlanıldığını belirtti. Vatandaşlara da çağrıda bulunan Halisdemir, bireysel önlemlerin önemine dikkat çekerek, "Sivrisinekler durgun sularda ürer. Evlerdeki bidon ve varillerde bulunan sular sık sık yenilenmeli, bodrumlarda biriken sular kurutulmalı. Gerekirse belediyemizden destek istenmeli. Bu mücadeleyi birlikte başarabiliriz" dedi. Silifke’ye bağlı Arkum Mahalle Muhtarı Hüdayi Çevik ise toplantının faydalı geçtiğini belirterek, bataklık alanların yoğun olduğu bölgede drone ile ilaçlamanın daha etkili olabileceğini ifade etti. Toplantıya katılan site yöneticileri de bilgilendirmenin önemli olduğunu dile getirerek, yaz sezonu öncesi yapılan çalışmaların hastalık risklerinin azaltılması açısından değerli olduğunu belirtti. Katılımcılar, toplantıların periyodik olarak sürdürülmesi talebinde bulundu.
Antalya Kanseri yendi, annelikten vazgeçmedi: Dondurulan embriyolar tutmadı, ‘Can’ geldi Antalya’da yaşayan 32 yaşındaki Ecem Türkdoğan, henüz evliliğinin ilk yılında 3. evre meme kanseri teşhisi aldı. Zorlu geçen üç buçuk yıllık tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuşan Türkdoğan, kanser tedavisi öncesinde dondurduğu embriyolardan sonuç alamadı. Umudunu kaybetmeyen genç kadın, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nde uygulanan tedaviyle anne olma hayalini gerçekleştirdi. Mastektomi ameliyatı nedeniyle süt veremediğini belirten Türkdoğan, "Önemli olan süt değil, önce iyileşmek. Kanser tedavisine odaklandım, bugün oğlum kucağımda" sözleriyle sürecini anlattı. 2020 yılında, 27 yaşındayken meme kanserine yakalandığını öğrenen Ecem Türkdoğan, teşhisin ardından vakit kaybetmeden onkoloji servisine başvurdu. Memorial Göztepe Hastanesi Onkoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan ve ekibi tarafından tedaviye alınan Türkdoğan, 8 kür kemoterapi ve radyoterapi gördü. Tedavi sürecinin ardından her iki göğsünün alındığı mastektomi ameliyatı geçiren genç kadın, kanseri yenmeyi başardı. Türkdoğan, yaşadığı süreci şu sözlerle anlattı:"2020 yılında 27 yaşındayken meme kanser teşhisi aldım. Henüz bir yıllık evliydim. Hemen onkoloji servisine başvurdum. Kemoterapi gördüm, radyoterapi gördüm. Ardından mastektomi ameliyatı yani iki memenin birden alınması operasyonunu geçirdim." Tedavi öncesi embriyo dondurdu, transferden sonuç alamadı Kanser tedavisinin doğurganlık üzerindeki etkileri nedeniyle tedaviye başlamadan önce embriyo dondurma işlemi yaptırdığını belirten Türkdoğan, tedavisine üç buçuk yıl sonra ara verildiğini ancak dondurulan embriyoların transferinden gebelik elde edilemediğini söyledi. Türkdoğan, "Kanser tedavisinden sonra kadınlar çocuk sahibi olamayabiliyor. Bu nedenle embriyolarımızı dondurmuştuk. Tedavime ara verildiğinde transfer denedik ama gebelik oluşmadı. Farklı doktorlara başvurdum, ihtimalin çok düşük olduğu söylendi." Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi "Umudun adresi" oldu Olumsuz görüşlere rağmen Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’ne başvuran Türkdoğan, Merkez Sorumlusu Prof. Dr. Burak Karadağ ve ekibi tarafından tedaviye alındı. Yapılan değerlendirmelerde yumurtalık rezervinin belirgin düşük olduğu tespit edildi. Uygulanan kişiye özel tedaviyle az sayıda embriyo elde edildi. Türkdoğan, o dönemi şöyle anlattı: "Buraya geldiğimde Burak Hoca bana ‘korkma, halledeceğiz’ dedi. Tedaviye başladık. Az sayıda embriyom oluştu. Bir embriyom tuttu. Şu an oğlum Can kucağımda." "Öncelik kanser tedavisi olmalı" Kanserle mücadele eden ve anne olmayı hayal eden hastalara seslenen Türkdoğan, önceliğin tedavi süreci olması gerektiğini vurguladı ve şöyle devam etti: "Kanser tedavisi gibi zorlu bir süreçten çıkınca olumsuzlukları normalleştiriyorsunuz. Ben de olacak diye düşündüm ama kendime küçük bir ihtimal verdim. Doktorumun her sözünü dinledim. Öncelik kanser tedavisi olmalı. Sürece güvenmek gerekiyor. Ben süt veremeyen bir anne oldum ama bunu problem etmedim. Önemli olan önce iyileşmek." "Süt veremeyecek bir anne olma düşüncesi beni çok ürküttü" Mastektomi ameliyatını başlangıçta istemediğini ifade eden Türkdoğan, karar sürecindeki duygusal zorluğu da şu şekilde paylaştı: "Süt veremeyecek bir anne olma düşüncesi beni çok ürküttü. Ancak onkoloji doktorum ‘Önemli olan süt değil, önce iyileşmen gerekiyor’ dedi ve direkt kanser sürecine odaklandım." "Tedavi başlamadan başvurun" Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Burak Karadağ ise kanser hastalarında fertilitenin korunmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Karadağ, "Ecem Hanım bize başvurduğunda daha önce embriyo dondurma işlemi yaptırmıştı. Ancak transferlerden gebelik elde edilemeyince merkezimize geldi. Değerlendirmelerde yumurtalık rezervinin belirgin azaldığını gördük. Kemoterapi ve radyoterapi sonrası bu tabloyla sık karşılaşıyoruz. Gerekli tedavi planlamasını yaptık ve mevcut sınırlı sayıda yumurtayla gebelik elde ettik" dedi. Karadağ, üreme çağındaki hastalar için şu uyarıda bulundu: "Kanser hastaları için en kritik adım, tedavi başlamadan önce başvurmaktır. Yumurtalık rezervi etkilenmeden yumurta, sperm ya da embriyo dondurma işlemleri yapılabilir. Bu yaklaşım yalnızca meme kanseri için değil, tüm kanser türleri için geçerlidir." Kamu hastanesinde ‘fiyat avantajı’ Merkezde uygulanan işlemlerin uluslararası standartlarda sürdürüldüğünü belirten Karadağ, kamu hastanelerinin sağladığı avantajlara da şu şekilde değindi: "Merkezimizde fertilite koruyucu işlemleri başarıyla uyguluyoruz. Kamu kurumu olmamız nedeniyle hastalar açısından maliyet avantajı söz konusu. Uygun endikasyonlarda rapor düzenlenmesi de devletin sunduğu önemli bir destek. Merkez açıldığından bu yana hasta sayımız artıyor, başarı oranlarımız uluslararası standartlarda."