DÜNYA - 20 Şubat 2026 Cuma 07:34 | Son Güncelleme : 20 Şubat 2026 Cuma 07:36

İran’dan BM’ye uyarı mektubu:"Olası bir saldırıya meşru müdafaa hakkı kapsamında karşılık vereceğiz"

A
A
A
İran’dan BM’ye uyarı mektubu:"Olası bir saldırıya meşru müdafaa hakkı kapsamında karşılık vereceğiz"

İran, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e gönderdiği mektupta ABD’nin olası saldırısına meşru müdafaa hakkı kapsamında kararlı bir şekilde karşılık verileceğini belirterek, "Böyle bir durumda, düşman kuvvetlere ait bölgedeki tüm üsler, tesisler ve varlıklar İran’ın savunma kapsamındaki meşru hedefleri olacaktır. Doğabilecek öngörülemeyen ve kontrol edilemez sonuçların tüm sorumluluğu doğrudan ABD’ye aittir" uyarısında bulundu.

İran’dan ABD Başkanı Donald Trump’ın saldırı tehditlerine karşı dikkat çeken bir hamle geldi. İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Amir Said Iravani, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e bir mektup göndererek, ABD’nin İran’a karşı güç kullanma tehditlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı. Mektubunda Trump’ın İran’a yönelik olası bir askerî saldırı için Diego Garcia üssünün kullanılabileceğine dair açıklamalarını hatırlatan Iravani, "Bu tehditler, BM Şartı’nın ve uluslararası hukukun açık bir ihlalini teşkil etmekte olup, bölgeyi yeni bir kriz ve istikrarsızlık döngüsüne sürükleme riski taşımaktadır" uyarısında bulundu.

İran’dan BM’ye uyarı mektubu:

"Sonuçları felaket niteliğinde olur"

Bölgedeki hassas durum ve ABD’nin yaptığı askeri yığınağın Trump’ın açıklamalarının sadece bir söylemden ibaret olmadığını gösterdiğine dikkat çeken Iravani, "Söz konusu açıklamalar gerçek bir askerî saldırı riskine işaret etmektedir. Sonuçları bölge açısından felaket niteliğinde olabilecek böyle bir saldırı, uluslararası barış ile güvenliğe yönelik ciddi bir tehdit oluşturur" ifadelerini kullandı.

İran diplomatik çözüme bağlılığını yineledi

İran’ın BM’nin amaç ve ilkeleri ile diplomatik çözüme tam bağlılığını sürdürdüğünü vurgulayan Iravani, ülkesinin barışçıl nükleer programına ilişkin belirsizlikleri gidermek amacıyla ABD hükümeti ile yürütülen nükleer görüşmelere yapıcı, ciddi ve iyi niyetli bir şekilde katıldığının altını çizdi. ABD’den de eşitlik temelli ciddi bir yaklaşım beklediklerini hatırlatan Iravani, "İran, ABD’nin de bu görüşmelere aynı ciddiyet ve samimiyetle yaklaşması ve BM ilkeleri ile uluslararası hukukun normlarına saygı göstermesi halinde kalıcı ve makul bir çözümün tamamen mümkün olduğu kanaatindedir" dedi.

İran’dan BM’ye uyarı mektubu:

"Saldırganlığın normalleştirilmesine izin verilmemeli"

BM Güvenlik Konseyi’ni uluslararası barış ve güvenliği koruma sorumluluğunu yerine getirmeye ve ABD’nin hukuka aykırı güç kullanma tehditlerine karşı harekete geçmeye çağıran Iravani, "ABD, özellikle BM Şartı’nın 2(4). maddesi başta olmak üzere yükümlülüklerine uymalı ve gerilimi tırmandırabilecek veya askerî çatışmaya yol açabilecek her türlü eylemden kaçınmalıdır. Aksi takdirde bunun sonuçları bölgesel ve uluslararası barış ve güvenlik açısından ağır ve geniş kapsamlı olacaktır" uyarısında bulundu. Guterres ve BM Güvenlik Konseyi’nin vakit kaybetmeden harekete geçmesi gerektiğinin altını çizen Iravani, "Güç kullanma tehdidi ve saldırganlık eylemlerinin normalleştirilmesine, meşrulaştırılmasına veya kabul edilebilir bir siyasi araç haline gelmesine izin verilmemelidir. Aksi takdirde, bir başka egemen devlet de benzer şekilde hedef haline gelecektir" ifadelerine yer verdi.

"Doğabilecek kontrol edilemez sonuçların sorumluluğu ABD’ye aittir"

İran’ın gerilim ya da savaş arayışında olmadığını, ancak kendisini savunmaya kararlı olduğunu yineleyen Iravani, "Ülkemiz, askerî saldırıya maruz kalması halinde, BM Şartı’nın 51. maddesi kapsamında sahip olduğu meşru müdafaa hakkını kullanarak kararlı ve orantılı biçimde karşılık verecektir. Böyle bir durumda, düşman kuvvetlere ait bölgedeki tüm üsler, tesisler ve varlıklar İran’ın savunma kapsamındaki meşru hedefleri olacaktır. Doğabilecek öngörülemeyen ve kontrol edilemez sonuçların tüm sorumluluğu doğrudan ABD’ye aittir" ifadelerini kullandı. Irevani, gönderdiği mektubun resmi bir belge olarak BM üyesi devletlere iletilmesi talebinde bulundu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Ateş şikayetiyle hastaneye götürülen 8 aylık bebeğin şüpheli şekilde öldüğü iddiası Eskişehir Şehir Hastanesi’ne ateş şikayetiyle götürülen 8 aylık bebek hayatını kaybetti. Hastanenin ihmali olduğunu iddia eden acılı baba Oğuz Yurtalan, "Hastaneye sağlam giren çocuğumu öldürüp bana teslim ettiler. Otopsi raporunda, cesedin çürümeye başladığı yazıyordu" dedi. İddiaya göre; diş çıkarttığı için ateşi yükselen 8 aylık Aslan Yurtalan, ailesi tarafından Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’ne götürüldü. Yazılan ateş düşürücü ve ağrı kesici ilaçları kullanan aile, bebeğin rahatsızlığının devam ettiğini görünce bu defa Eskişehir Şehir Hastanesi’ne müracaat etti. Doktor muayenesi akabinde minik Aslan’ın hastanede yatışı verildi. Kan tahlillerinde yüksek oranda bakteri çıktığı öne sürülen bebek, 13 Şubat 2026 tarihinde hayatını kaybetti. Bebeğin cenazesini aldıklarında cesedinin mosmor olduğunu, davul gibi şiştiğini ve çürümeye başladığını belirten acılı baba Oğuz Yurtalan, adli sürecin sonuna kadar takipçisi olacağını söyledi. "Çocuğumun kalbinin durduğunu söylediler" Olayı anlatan Oğuz Yurtalan, "8 aylık bir çocuğum vardı, her çocuk gibi dişleri çıkıyordu. İlk başta tıp fakültesine götürdüm. Dişi çıktığı için ateşin 37 dereceye kadar yükseldiğini gördük. Fakültede ağrı kesici verdiler. Bir gün sonra baktığımızda çocuğumuzun ateşi hala yüksekti. Sonrasında şehir hastanesine gittik. Çocuğun ciğer enzimleri yükselmiş, ’Ağrı kesici aldığı için bu çocuğu 24 saat müşahede altında tutalım. Ondan sonra çıkar, gidersiniz’ dediler. Çocuğumu şehir hastanesinin 4’üncü katındaki çocuk bölümüne yatırdım. Gece içime bir acı çöktü. Çocuğuma ağrı kesici vermediler, hiçbir şey yoktu. Çocuğuma hiçbir şey yapılmadı, sadece gözetim altındaydı. Gece oraya gittiğimde çocuğum mosmordu. Hemen koştum, ’Doktor, yetiş. Çocuğum ölüyor, ne oluyor?’ dedim. O da, ’Ben doktoru çağırayım’ dedi. Bir tane doktor geldi, ’Ya ben çocuğunuzu ilk defa gördüm’ dedi. ’Hocam 2 gündür yatan bir çocuğu nasıl yeni görürsünüz siz’ dedim. ’Bu çocuk ölüyor, hemen yoğun bakım almamız lazım’ dedi. Orada hemen bir şeyler taktılar, çocuğuma bir şeyler verdiler çocuğuma. Aşağı yoğun bakıma indikten 15-20 dakika sonra, ’Çocuğunuzun kalbi durdu’ dediler. ’Hocam, kalbi durması için benim çocuğumun rahatsızlığı yok. Gelişimde problem yok, her şey tamam. Sadece diş çıkarıyor’ dedim. Bu yaklaşık yarım saat arayla, kalp masajlarıyla 10 defadan fazla oldu. Saat 10 civarı gördüğümde çocuğum baygın vaziyette yatıyordu ama bayağı bir şeyler takmışlardı" şeklinde konuştu. "Son gördüğümüzde çocuğum ölmüş, morarmış, çürüme aşamasına gelmişti" Yurtalan, sözlerinin devamında, "Çocuğuma 2 ünite kan vereceklerini söylediler. Bu çocuk cerrahi bir olaya girmedi, yani kan kaybı olmadı. Bize o süre zarfında çocuğumu hiç göstermediler. Akşam 7’de gördüğümde çocuğumuz morarmış, gerçekten ölmüş. Yani bildiğiniz çürüme aşamasına gelmiş çocuğum. ’Artık yeter, bu çocuk ölmüş. Hocam niye zorluyorsunuz?’ dedim. ’Biz bunu diyalize bağlayalım, kanını temizleyelim’ dediler. Çocuğum bildiğiniz şişmiş, davul gibi olmuş. Onlar bizi çıkarttıktan 15 dakika sonra, ’Çocuğunuz öldü, vefat etti’ dediler ama o sürede bir sürü doktor girdi ve çıktı. ’Hocam bu çocuğun neyi var?’ diyorum, ’Bilmiyoruz, çocuk ölüyor’ diyorlar. Cerrahi giriyor, enfeksiyon, kalp ve damar bölümleri giriyor. Bütün doktorlar girdi ama hiç kimse ölüm sebebini söylemedi. Ölen çocuğumu bana akşam üzeri verdiler" ifadelerini kullandı. "Sağlam giren çocuğumu öldürüp bana teslim ettiler" Çocuğunun otopsisine gittiğini anlatan Yurtalan, şunları söyledi: "Otopside doktor, ’Çocuğun çok sağlıklı, ölmesi imkansız’ dedi. Bütün her şeyi dört dörtlüktü ama raporda çocuğun çürümeye başladığı yazıyordu. Yani benim çocuğum çok erkenden ölmüş, o kadar çok serum vermişler ki balon gibi olmuş. Bakıyorum otopsi raporuna, çocuğun idrar torbası bomboş. Çocuğumun gözleri yuvasından çıkmak üzereydi çocuğumun. Bana hiç kimse cevap vermedi. Sağlam giren çocuğumu öldürüp bana teslim ettiler. Kimse de bu çocuğun nasıl öldüğüne inanmıyor." Baba Oğuz Yurtalan, adli sürecin takipçisi olacağını ve başka ailelere umut olmak istediklerini söyleyerek, "Başka Aslan’lar ölmesin, ben onun için uğraşıyorum" dedi.
Niğde Kırsaldaki çocuklar "Bi Niğde mi Yapsak?" projesiyle şehri keşfetti Niğde’de kırsaldaki öğrenciler "Bi Niğde mi Yapsak?" projesi kapsamında kentin tarihi, kültürel ve sosyal yaşamıyla buluşmayı sürdürüyor. Proje kapsamında Altunhisar ilçesine bağlı Karakapı İlkokulu öğrencileri Niğde Kalesi, Alaaddin Camii ve Bedesten Müzesi’ni ziyaret ederek kentin tarihi ve kültürel değerlerini yakından tanıma fırsatı buldu. İl Milli Eğitim Müdürlüğü aracılığıyla sürdürülen projede, daha önce Niğde merkezini görmemiş ya da tarihi alanları ziyaret etme imkanı bulamamış çocuklara öncelik veriliyor. Öğretmenleri ve Gençlik Merkezi ekipleri eşliğinde gerçekleştirilen gezide öğrenciler, belirlenen rotaları ziyaret ederek keyifli anlar yaşadı. Program kapsamında ayrıca öğrenciler için sinema etkinliği düzenlendi. Günün devamında alışveriş merkezinde yemek yiyen çocuklar, oyun alanlarında vakit geçirerek eğlenceli bir gün geçirdi. Altunhisar Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Mehmet Ali Karaca, Niğde Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde yürütülen proje kapsamında Karakapı İlkokulu öğrencileriyle bir araya geldiklerini belirterek, çocukların Niğde’nin sosyal ve kültürel alanlarını yerinde görmelerini sağlamayı amaçladıklarını ifade etti. Projeye katılan öğrenciler ise Niğde’nin tarihi mekanlarını ziyaret etmekten ve arkadaşlarıyla birlikte vakit geçirmekten büyük mutluluk duyduklarını dile getirerek, bu gezinin kendileri için unutulmaz bir anı olduğunu söyledi.