KÜLTÜR SANAT
Emine Erdoğan: "Türk mutfağı, Anadolu’nun ruhunu ve vicdanını dünyanın dört bir yanına taşıyan en latif kültür elçimizdir’’ 21 Mayıs 2026 Perşembe - 22:52:16 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Türk mutfağının, lezzetlerinin yanında manevi bağlamı, aile bağları, paylaşım kültürü ve kolektif üretim gücüyle başlı başına bir yaşam sanatı olduğunu belirterek, "Türk mutfağı, Anadolu’nun ruhunu ve vicdanını dünyanın dört bir yanına taşıyan en latif kültür elçimizdir" dedi. İstanbul’da, "Türk Mutfağı Haftası" kapsamında düzenlenen "Bir Sofrada Miras" programı gerçekleşti. Programa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Valisi Davut Gül ve eşi, büyükelçiler, konsoloslar, sektör temsilcileri katıldı. Yemekten önce etkinlik alanını gezen Emine Erdoğan "Birikim Mutfaktan", "AnadoludaKİLER", "Bereketli Hilal Sofrası", "Şark Sofrası", "Kardeşlik ve Birlik Sofrası", "Yörük Sofrası", "Karadeniz Sofrası", "Rumeli Sofrası", "Sıfır Atık Vakfı" ve "Milli Saraylar Başkanlığı" stantlarını ziyaret etti. Siirt, Bursa, İzmir, Kafkas ve Trabzon halk oyunları gösterisiyle başlayan programda Bakan Kacır ve Bakan Ersoy, Emine Erdoğan’ın ardından birer konuşma gerçekleştirdi. Programda konuşan Erdoğan, İstanbul’un, yeryüzünün en eski şahitlerinden biri, medeniyetlerin, halkların, tarihin buluştuğu bir insanlık sofrası olduğunu söyledi. Türk mutfağının güçlü bir medeniyet mirası olduğunun yeniden hatırlandığını kaydeden Erdoğan, bu mirasın Türkiye’nin sadece yemeklerini değil yerelden evrensele uzanan kültürel zenginliğini de temsil ettiğini belirtti. Yurtdışındaki etkinliklerle Türk Mutfağı Haftası’nı kutlayan dış temsilciliklere selam gönderen Erdoğan, "Mutfak, insanlık tarihinin en eski arşivlerinden biridir. Kurulan her sofrada bir toplumun inançlarını, kültürel kodlarını ve coğrafyayla kurduğu ilişkiyi satır satır okumak mümkündür. Söz konusu Türk mutfak mirası olduğunda, yüzyıllarla ifade edilen bir medeniyet yürüyüşünden bahsederiz. Türk mutfağının kapısı, Türkistan’dan açılır, göçlerle Anadolu’ya uzanır, oradan Osmanlı coğrafyasının her bir köşesine Balkanlar’a, Doğu Avrupa’ya, Orta Doğu’ya ve Kuzey Afrika’ya kadar yayılır. Bu tarihsel hat boyunca, farklı kültürler birbirine temas eder, birbirinden öğrenir, birbirini, zenginleştirir" diye konuştu. "Türk mutfağı, adeta insanlığın asırlara yayılan gönül birliğinin en görünür olduğu vitrindir" Çok kültürlülüğün Türk mutfağının en güçlü ve ayırt edici vasıflarından biri olduğunun altını çizen Erdoğan, Osmanlı medeniyetine bakıldığında farklı dinlerin, dillerin ve kimliklerin asırlar boyunca bir arada yaşayabildiği barış dolu bir kültür iklimi görüldüğünü, bunun en zarif tezahürlerinden birinin Anadolu mutfağı olduğunu anlattı. Anadolu’da, farklı kökenlerden insanların aynı mahallede kapı komşusu olduğunu kaydeden Erdoğan, "Haşlanmış buğday taneleri bir evde aşure olurken, yan komşuda ’koliva’, karşı komşuda, ’anuşabur’ diye pişmiş, birbirine ikram edilmiştir. Şam Tatlısı, arnavutciğeri, tatar böreği, Acem pilavı, çerkes tavuğu gibi yemekler isimleri değişmeden, sofrada yerini almıştır. Kürt tandır ekmeği, Laz böreği, Boşnak mantısı aynı sofrada buluşmuştur. Her kültür kendi kimliğini koruyarak ortak bir lezzete katkı sunuyor. Mesela dünyaca ünlü baklavamızın kat kat açılan yufkalarında, Türkistan’dan taşıdığımız hamur işi geleneğinin izleri vardır. Üzerine dökülen şerbet kökleri Romalılara uzanan, daha sonra Arap mutfağında geliştirilen, hamur işine bal şerbet dökme geleneğiyle doğrudan bağlantılıdır. Zaten, soframıza asıl tadını, tuzunu veren de işte bu birlikte yaşama kültürü ve birlikten doğan kuvvettir. Kaynayan tencereler, kültürlerarası etkileşimi ve diyaloğu güçlendiren bir medeniyet dilidir. O nedenle Türk mutfağı, adeta insanlığın asırlara yayılan, gönül birliğinin en görünür olduğu vitrindir. Sadece ne yediğimizi değil nasıl yaşadığımızı, neye inandığımızı, hangi değerleri baş tacı yaptığımızı da anlatır" dedi. "Türk sofralarının, içinde yaşadığımız çağa söyleyecek çok güçlü sözleri olduğuna inanıyorum" Emine Erdoğan, "Bugün insanlık, farklılıkların çatışma sebebi değil, zenginlik kaynağı olduğu bir dünyanın arayışı içinde ön yargılarla çoraklaşan insaniyet toprağını şifalandırmanın, bir arada yaşamayı başarmanın yollarını arıyor. Fakat ne yazık ki çok kültürlülük çoğu zaman, teorik bir kavram olarak kalıyor. Çünkü insanların yaşanmış örneklere, gerçek hayat tecrübelerine ihtiyacı var. Bu anlamda Türk sofralarının, içinde yaşadığımız çağa söyleyecek çok güçlü sözleri olduğuna inanıyorum. Çünkü buğdayın ilk kez ekmeğe dönüştüğü bu kadim topraklar insan odaklı bir yaşam tasavvurunu yüzyıllardır sofraya taşımaya devam ediyor. Çünkü Anadolu’da gönüller birbirine eklenir ve ortaya muhteşem bir insanlık zinciri çıkar. Hayatın yükü, omuz omuza veren insanların dayanışmasında kuş tüyü kadar hafifler. Nişan, düğün, sünnet gibi özel günlerde ve cenazelerde komşular hiçbir yardım talebi gelmesini beklemeden bir araya gelir, ev sahibinin işlerini sırtlanırlar. Kadınlar, kışlık hazırlığı, yaprak sarma, ekmek pişirme, Ramazan hazırlıkları gibi emek yoğun işleri imece usulü yaparlar" diye konuştu. Bunun en güzel örneklerinden birinin de, UNESCO’nun somut olmayan, kültürel miras listesinde yer alan "keşkek" olduğunu kaydeden Erdoğan, "Türk mutfağı, lezzetlerinin yanında manevi bağlamı, aile bağları, paylaşım kültürü ve kolektif üretim gücüyle başlı başına bir yaşam sanatıdır. Türk mutfağı, Anadolu’nun ruhunu ve vicdanını dünyanın dört bir yanına taşıyan en latif kültür elçimizdir. Bize düşen görev ülkemizin gastronomi imajını dünyaca bilinen birkaç yemekle sınırlı olmaktan çıkarıp, ’anlam, kültür ve değer mutfağı’ olarak, dünyada hak ettiği konuma taşımaktır" ifadelerini kullandı. Gaziantep, Hatay ve Afyonkarahisar’ın, UNESCO Özgün Şehirler Ağı’nda gastronomi alanında yer almasının gurur verici olduğun vurgulayan Erdoğan, "İnanıyoruz ki her şehrimiz dünya gastronomi haritasında güçlü bir cazibe merkezi olabilecek potansiyele sahiptir. Yeter ki mutfağımızı doğru bir gastronomi anlatısıyla buluşturalım. Atıksız, israfsız, sürdürülebilir, çevre dostu, sağlıklı ve her beslenme tercihine cevap verebilen yönlerini ön plana çıkaralım. İklim krizinden, yerel kimliklerin korunmasına kadar pek çok küresel mesele için ilham veren bir yaşam modeli olarak sunabilelim" değerlendirmesinde bulundu. "Mutfak mirasımızın korunması ve tanıtılmasına yönelik 381 projeye 1 milyar 400 milyon lira lira destek sağladık" Bakan Kacır ise, "Anadolu’nun her bölgesinin kendine özgü üretim bilgisini, yerel lezzetlerini, geleneksel yöntemlerini ve kuşaktan kuşağa aktarılan mutfak mirasını yansıtan tescilli bin 847 coğrafi işaret ve geleneksel ürüne sahibiz. Avrupa Birliği nezdinde tescilli 46 coğrafi işaretli ürünümüzle, Anadolu’nun lezzet hafızasını küresel ölçekte güçlü biçimde temsil ediyoruz. Kalkınma ajanslarımız ve bölge kalkınma idarelerimiz eliyle, bugüne dek mutfak mirasımızın korunması ve tanıtılmasına yönelik 381 projeye 1 milyar 400 milyon lira destek sağladık. Hanımefendinin öncülüğü ve himayelerinde yürüttüğümüz Anadoludakiler Projemizle de; yerel üreticimizin emeğini görünür kılmak, Anadolu’nun özgün değerlerini markalaştırmak ve kadim birikimimizi yeni nesillere bir kalkınma hikâyesi olarak aktarmak üzere adım attık" diye konuştu. "Türkiye, gastronomi turizminde dünyanın en güçlü potansiyellerinden birine sahip" Bakan Ersoy da, "Bakanlık olarak, Somut Olmayan Kültürel Miras Türkiye Ulusal Envanter Sistemi’nde ‘Türk Mutfağında Geleneksel Sofra Kültürü: Sosyal Pratikler ve Ritüeller’ grup başlığı altında 87 adet yaşayan miras unsurunu kayıt altına almış bulunuyoruz. Ayrıca Mesir Macunu Festivali’nden İftar ve İftar ile İlgili Sosyo-Kültürel Gelenekler’e kadar 7 farklı mutfak kültürümüz UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listeleri’ne kaydettirilmiştir. Bu yıl ‘Türk Mutfağında Geleneksel Sofra Kültürü: Sosyal Pratikler ve Ritüeller’ adlı aday dosyamızı da UNESCO’ya sunduk. 2028’de UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne kaydedilmesini bekliyoruz. Türkiye; sahip olduğu eşsiz coğrafi çeşitlilik, dört mevsime yayılan tarımsal üretim kapasitesi, yerel ürün zenginliği, coğrafi işaretli değerleri, bölgesel mutfak kimlikleri ve binlerce yıllık mutfak geleneğiyle gastronomi turizminde dünyanın en güçlü potansiyellerinden birine sahiptir" dedi. Türk ve Osmanlı Mutfağı yemeklerinin servis edilmesinin ardından Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın konseri ve aile fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 19:25 Tekirdağ’da Türk Mutfağı Haftası "Bir Sofrada Miras" temasıyla başladı Tekirdağ’da, Cumhurbaşkanlığı himayelerinde ve Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinesinde düzenlenen "Türk Mutfağı Haftası" etkinlikleri kapsamında, kente özgü yöresel lezzetler tanıtıldı. Yahya Kemal Beyatlı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlikte, Tekirdağ mutfağının kültürel mirası ve gastronomi potansiyeli ön plana çıkarıldı. 2022 yılından itibaren Cumhurbaşkanlığı ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan himayelerinde hayata geçirilen "Türk Mutfağı Haftası", her yıl 21-27 Mayıs tarihleri arasında Türkiye genelinde ve yurt dışında çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. "Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı" kitabından hareketle düzenlenen organizasyon kapsamında, yöresel mutfak kültürünün tanıtılması ve gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor. Program kapsamında, Emine Erdoğan’ın Türk Mutfağı Haftası dolayısıyla yayımladığı video mesaj katılımcılara izletildi. Daha sonra açılış konuşmasını gerçekleştiren İl Kültür ve Turizm Müdürü Ömer Faruk Karaküçük, Türk mutfağının köklü geçmişine ve Tekirdağ’ın gastronomik değerlerine ilişkin bilgiler verdi. Etkinlikte ayrıca, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hamide Salha moderatörlüğünde "Bir Sofrada Miras" konulu panel gerçekleştirildi. Panelde Türk mutfağının kültürel mirası, yöresel ürünlerin korunması ve gastronomi turizminin geliştirilmesi konuları ele alındı. Program sonunda katılımcılara Tekirdağ’a özgü yöresel ürünler ikram edilirken, Vali Recep Soytürk etkinlik alanında kurulan stantları ziyaret etti. Soytürk, Tekirdağ gastronomisinin gelişimine ve markalaşmasına katkı sunan üretici ve işletmelere teşekkür etti. Tekirdağ’da Yahya Kemal Beyatlı Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa; Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, Süleymanpaşa Kaymakamı Nedim Tunçer, Tekirdağ İl Kültür ve Turizm Müdürü Ömer Faruk Karaküçük, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve siyasi parti temsilcileri katıldı.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 18:43 Konya’da "Türk Mutfağı Haftası" etkinlikleri başladı Konya’da bu yıl beşincisi gerçekleştirilen "Türk Mutfağı Haftası" etkinlikleri ‘Bir Sofrada Miras’ temasıyla başladı. İlk olarak Mevlana Müzesi’nde dua edilmesiyle başlayan program Ateşbaz-ı Veli Hazretleri Türbesi’nde tuz alma merasimiyle devam etti. Konya Valiliği himayelerinde; İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü koordinasyonunda, Konya Büyükşehir Belediyesi, Selçuk Üniversitesi ve Meram Belediyesi iş birliğiyle Meram Şehir ve Yaşam Kültürü Müzesi’nde program düzenlendi. Programda konuşan İl Kültür ve Turizm Müdürü Fikret Fidan, Türk Mutfağı Haftası’nın Konya’ya ve ülkeye hayırlı olmasını diledi. Meram İlçe Belediye Başkanı Mustafa Kavuş da, Konya mutfağının, Türk mutfağında geniş bir yer kapladığını belirtti. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ise, "Türk Mutfağı Haftası’nın bu yılki ‘Bir Sofrada Miras’ teması son derece önemlidir. Konya’mız bu mirasın en güçlü temsilcisi olan şehirlerin başındadır. Selçuklu Darülmülkü olan şehrimiz, asırlar boyunca ilmin, irfanın, sanatın ve ticaretin merkezi olduğu gibi aynı zamanda zengin mutfak kültürüyle Anadolu’nun en müstasna şehirlerinden bir olmuştur" dedi. Konya’nın hem fiziki hem de sosyal olarak geliştiğini ifade eden AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Hakan Özer, şehrin her köşesinde ayrı bir etkinlik düzenlendiğini belirtti. Konya’nın sahip olduğu coğrafi işaretli ürünlerle gastronomi dünyasında seçkin bir yere sahip olduğunu kaydeden Vali Akın, "Tescilli lezzetlerimizin sayısındaki artış, bu kadim mirasın korunarak yarınlara aktarılması noktasındaki kararlılığımızın en somut göstergesidir. Her yıl üzerine koyarak, içerik ve nitelik bakımından daha da zenginleştirdiğimiz etkinliklerimizin çeşitliliği, bu yıl da organizasyonun küresel vizyonuna yakışır bir seviyeye ulaştığını kanıtlamaktadır. Atölye çalışmalarından yarışmalara, ikramlardan kültürel programlara kadar uzanan bu geniş yelpaze, Konya mutfağının yaşayan ve sürekli yenilenen canlı bir miras olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır" diye konuştu.
Antik dünyanın en önemli coğrafya eserleri Samsun Müzesi’nde sergileniyor
21 Mayıs 2026 Perşembe - 10:07 Antik dünyanın en önemli coğrafya eserleri Samsun Müzesi’nde sergileniyor Antik Yunan coğrafyacı ve tarihçi Strabon tarafından yazılan antik dünyanın en önemli coğrafya ansiklopedisi "Strabonis Rerum Geographicarum Libri 17" ve birçok orijinal coğrafi eser, Samsun Müzesi’nde sergileniyor. Strabon tarafından kaleme alınan coğrafya ansiklopedisi, antik dünyanın en önemli coğrafya ansiklopedisi olarak gösteriliyor. "Geographica" (Coğrafya) olarak bilinen bu anıtsal eser, MS 1. yüzyılın başlarında Grekçe kaleme alındı. Eserde, Roma İmparatoru Augustus döneminde antik dünyada bilinen tüm coğrafya, halklar, kültürler ve tarihi geçmişler detaylıca anlatılıyor. Toplam 17 kitaptan oluşan ansiklopedide Avrupa, Anadolu, Hazar Bölgesi, Hindistan, Mezopotamya, Mısır, Kuzey Afrika ve Arap Yarımadası anlatılıyor. Eser, müzeyi ziyaret edenler tarafından ilgiyle takip ediliyor. Öte yandan Strabon’un "Coğrafya" eseri, sadece harita veya yer bilgisi sunmakla kalmıyor; bölgelerin tarihini, siyasi yapılarını, mitolojilerini ve ekonomik kaynaklarını da içeriyor. Tarihi bir kaynak niteliğindeki eser, Antik Çağ’dan günümüze neredeyse eksiksiz şekilde ulaşabilmiş nadir eserlerden biri olarak da dikkat çekiyor. Müzede aynı bölümde Arrianus’un "Karadeniz Seyahati" eseri de yer alıyor. Eserde Karadeniz kıyıları köşe bucak anlatılıyor. Bu eserde Samsun (Amisos) kaydında Karadeniz’in antik limanları ve şehirleri tek tek listeleniyor. Samsun’un o dönemki adı olan Amisos’tan da bahsediliyor. Şehrin o dönemdeki liman yapısı, yerleşimi ve stratejik önemi hakkında bilgiler veriliyor. Kıyı kılavuzu olarak yazılan kitapta ayrıca gemilerin fırtınada sığınabileceği güvenli limanlar, şehirler arasındaki mesafeler ve kıyı boyu yaşayan halklar anlatılıyor. Coğrafi anlamda dünyada büyük öneme sahip orijinal eserlerin yer aldığı bu bölümde ayrıca Skylax’e atfedilen deniz seyahati rotaları da sergileniyor.
Öğrenciler yazarlarla buluştu
21 Mayıs 2026 Perşembe - 09:59 Öğrenciler yazarlarla buluştu Kütahya İl Millî Eğitim Müdürlüğü koordinesinde yürütülen "Birlikte Okuduk, Birlikte Yorumladık" projesi kapsamında öğrenciler, yazarlarla bir araya gelmenin heyecanını yaşadı. Proje çerçevesinde yazarlar Müzeyyen Çelik Kesmegülü, Tuğba İşçimen ve Alperen Tekeli, Ortaca Ortaokulu öğrencileriyle buluşarak kitaplar üzerine söyleşi gerçekleştirdi. Etkinlikte sırasıyla "Elim Kolum Kulaklığım", "Babamın Gizli Hazinesi" ve "Kendini Tanımak En Zor Sınavdır" adlı eserler ele alındı. Söyleşi sırasında öğrenciler, kitapların yazım süreçleri, karakterlerin oluşumu ve eserlerin vermek istediği mesajlar hakkında yazarlarla sohbet etme fırsatı buldu. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği programda samimi anlar yaşandı. Etkinlik sonunda hayırseverlerin destekleriyle temin edilen kitaplar öğrencilere ücretsiz olarak dağıtıldı. Böylece öğrenciler hem yazarlarla tanıştı hem de kitaplara doğrudan ulaşma imkânı elde etti. Okuma kültürünü yaygınlaştırmayı ve öğrencilerin kitaplarla daha güçlü bağ kurmasını amaçlayan proje kapsamında öğrenciler, program sonunda kitaplarını yazarlarına imzalatarak unutulmaz bir gün yaşadı. Öğretmen yazarlar, projeye destek veren hayırseverlere, okul yönetimine ve etkinliğe katılan yazarlara teşekkür ederek, öğrencilerin nitelikli eserlerle buluşmasını sağlayan çalışmaların devam edeceğini ifade etti. Aslanapa İlçe Millî Eğitim Müdürü İdris Işıklı da programa katılan öğretmenlere teşekkür ederek çalışmalarında başarılar diledi.
Kepsut’un dağ köylerinden Viyana’ya
21 Mayıs 2026 Perşembe - 09:56 Kepsut’un dağ köylerinden Viyana’ya Balıkesir’in Kepsut ilçesinin dağ köylerinde yaşayan ve yatılı okulda okuyan "Hayatın Ritmini Yakala" ritim grubu, 20-25 Mayıs tarihlerinde Avusturya’nın başkenti Viyana’da düzenlenecek kültürel ve sanatsal etkinliklerde sahne alacak. Gerçekleştirilecek program kapsamında öğrenciler konserler ve sosyal farkındalık faaliyetleri düzenleyecek. Viyana Büyükelçiliğini de ziyaret ederek Avusturya’daki devlet büyüklerinin ve diplomatların karşısına çıkacak genç yetenekler, sergileyecekleri ritim şovlarıyla izleyenlere duygu dolu anlar yaşatacak. Türk bayrağını dalgalandıracaklar 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilecek organizasyonda öğrenciler; Türk kültürünü, sanatını ve millî değerlerini uluslararası platformda tanıtacak. Viyana’da gerçekleştirilecek konserlerde Türk Halk Müziği eserleri ile Türkçenin zenginliği dünyaya gösterilecek ve Viyana’da sahneye çıkacak Kepsut’lu gençler, Avrupa’nın göbeğinde adeta bir kültür rüzgârı estirecek. Grubun öğrencileri sahnede sadece müzik yapmakla kalmayacak; aynı zamanda birlik, beraberlik ve kardeşlik mesajları verecek. Ay-yıldızlı bayrağımız, gençlerin ellerinde Avrupa’da gururla dalgalanacak. Daha önce de 11 kez yurtdışına çıkan grup her seferinde yeni öğrencileriyle ilklerini yaşıyor. Ritim grubu Almanya, Gürcistan, Kazakistan, Fransa, Hollanda, Belçika, İtalya, İspanya ve Çekya gibi ülkelerde de bayrağımızı gururla dalgalandırdı ve ülkemizi en iyi şekilde temsil etti. Hayatın Ritmini Yakala Grubunun 18. nesil öğrencileri 1176. konserlerini Viyana’da vererek halka unutulmaz anlar yaşatacak. Çocuklar hem farklı kültürlerle tanışmanın hem de kendi kültürlerini dünyaya tanıtmanın heyecanını yaşayacaklar. Akran zorbalığı ve teknoloji bağımlılığına hayır Program kapsamında sadece konserler değil, kapsamlı toplumsal farkındalık çalışmaları da gerçekleştirilecek. Gençler, günümüzün en büyük problemlerinden biri olan dijital dünyaya karşı dik bir duruş sergileyerek "Teknoloji Bağımlılığına Hayır" mottosuyla akranlarına seslenecek. Sanal dünyanın esiri olmak yerine hayatın gerçek ritmini yakalamanın önemini savunan öğrenciler, eş zamanlı olarak "Akran Zorbalığına Hayır" temalı etkinliklerle de okullarda ve sosyal hayatta sevgi, saygı ve empati rüzgarları estirecek. Öğrenciler Viyana’da ise Schönbrunn Sarayı, Aziz Stephan Katedrali, Hofburg İmparatorluk Sarayı, Belvedere Sarayı, Mdchenbühne Reumannplatz, Tuna Nehri gibi birçok tarihi ve kültürel mekânı gezerek Avrupa kültür mirasını yerinde keşfedecek. Dağdelen: "Bu çocuklar ekrana değil, sanata dokunacak" Grubun kurucusu, öğretmeni ve şefi Nuri Dağdelen, Viyana yolculuğu öncesi duyduğu gururu ve projenin derin misyonunu şu sözlerle dile getirdi: "Kepsut’un dağ köylerinden gelen, elleri nasırlı tarla çocuklarının bugün Avrupa’nın sanat başkentinde sahne alacak olması, azmin ve inancın en somut göstergesidir. Biz bu yola çıkarken sadece müzik yapmayı hedeflemedik; herkesin aynı ritimde buluşabildiğini göstermeyi istedik. Bugün çocuklarımız tabletlerin, telefonların esiri olmuş durumda. Bizim çocuklarımız ellerindeki telefonları değil enstrümanları kullanıyorlar. Biz ’Teknoloji Bağımlılığına Hayır’ derken, gençlerimizi ekranların karşısından alıp müziğin, ritmin büyüleyici dünyasıyla tanıştıracağız. Onlar ekranlara değil, hayata ve sanata dokunacaklar. Aynı zamanda okullarımızda kanayan bir yara olan ’Akran Zorbalığına’ karşı da Viyana’dan güçlü bir barış ve kardeşlik mesajı göndereceğiz. Ritmin dilinde dışlamak yok, birlikte uyum içinde üretmek var. Kızlarımız ellerini enstrümanlara her vurduğunda şiddete, zorbalığa ve bağımlılığa karşı bir başkaldırı sergileyecek. 19 Mayıs ruhunu, Türk gençliğinin asaletini ve dilimizin zenginliklerini Viyana’da tüm dünyaya gururla izleteceğiz. Bunun yanında her zaman her yerde yanımızda olan Balıkesir Valiliğimize, Balıkesir Büyükşehir Belediyemize, Kepsut Kaymakamlığımıza, Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürlüğümüze, Kepsut İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüze sonsuz teşekkürler. Avusturya’ya bizleri davet eden Viyana Büyükelçiliğine, Avusturya Maarif Okullarına, Proje Sorumlusu Seher İpek ile Hülya Başaran’a da sonsuz saygılar, selamlar gönderiyoruz."
Asırlık tarihi liseler Balıkesir’de buluştu
21 Mayıs 2026 Perşembe - 09:47 Asırlık tarihi liseler Balıkesir’de buluştu Balıkesir’de düzenlenen satranç turnuvası kapsamında şehre gelen 141 yıllık köklü eğitim kurumu Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesi öğretmen ve öğrencileri, tarihi Balıkesir Lisesi’nde ağırlandı. Tarihî kimlikleri, köklü geçmişleri ve eğitim gelenekleriyle Anadolu’nun önemli iki lisesini bir araya getiren ziyaret, samimi ve anlamlı görüntülere sahne oldu. Program boyunca iki okulun yöneticileri, öğretmenleri ve öğrencileri arasında eğitim, kültür, tarih ve ortak değerler üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. Özellikle Çanakkale ruhunu yaşatan iki tarihî okulun geçmişte verdiği şehitler ve savaş yıllarında iki dönem mezun verememiş olmaları, buluşmanın en dikkat çekici ve duygusal başlıklarından biri oldu. Ortak tarihî hafıza ve millî mücadele ruhu üzerine yapılan sohbetlerde, köklü okulların gelecek nesillere taşıdığı manevi miras vurgulandı. Ziyaret kapsamında Balıkesir Lisesi Müdürü Ahmet Demiroğlu ile Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesi yöneticileri karşılıklı olarak okul atkılarını hediye etti. Dostluk ve kardeşlik mesajlarının verildiği törende, iki okul arasında ilerleyen süreçte kardeş okul projeleri ve ortak kültürel çalışmalar yapılması konusunda da ön görüşmeler gerçekleştirildi. Balıkesir Lisesi yönetimi tarafından yapılan açıklamada, "Köklü geçmişten güçlü dostluklara uzanan bu anlamlı buluşmadan büyük memnuniyet duyduk. Nazik ziyaretleri için Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesi idaresine, öğretmenlerine ve öğrencilerine teşekkür ediyoruz" ifadelerine yer verildi.
İnşaat çalışmalarında ortaya çıkan ve depremi hasarsız atlatan devasa mozaik ilk günkü ihtişamını koruyor
21 Mayıs 2026 Perşembe - 09:09 İnşaat çalışmalarında ortaya çıkan ve depremi hasarsız atlatan devasa mozaik ilk günkü ihtişamını koruyor Hatay’da inşaat çalışmaları sırasında 2010 yılında ortaya çıkan ve koruma altına alınan 1050 metrekarelik tek parça taban mozaiği, görünümüyle ihtişamını korumaya devam ediyor. Hatay Valisi Mustafa Masatlı, mozaikteki dalgalanmaların tarihte yaşanan 2 depremden kaynaklı olduğunu belirterek, asrın felaketinin mozaikte herhangi bir hasar bırakmadığını söyledi. Tarihte çeşitli toplumlara ev sahipliği yapan ve verimli topraklarıyla medeniyetlerin beşiği olan Antakya ilçesinin Haraparası Mahallesi’nde 2010 yılında bir otelin inşaat çalışması sırasında 1050 metrekarelik tek parça taban mozaiği ortaya çıkmıştı. Dünyadaki eşsiz eserlerden olan ve tarihte yaşanan depremlerden etkilenen devasa mozaiğin bulunduğu alan koruma altına alınarak müze haline getirilmişti. 6 Şubat 2023 depremlerinden sonra bir süre ziyarete kapatılan müze, tadilat sürecinin ardından ziyarete yeniden açılmıştı. Afetin ardından onarımı tamamlanarak Haziran 2024’te kapılarını yeniden açan müze içerisinde, Helenistik, Roma, Bizans, Orta Çağ ve İslamiyet dönemlerini ait 340 eserin yanında 1050 metrekarelik tek parça taban mozaiği de yer alıyor. Kente gelen yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası olan eşsiz taban mozaiğini inceleyen ve İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdullah Dinç’ten bilgi alan Hatay Valisi Mustafa Masatlı, açıklamalarda bulundu. Tarihte bölgede mozaik sanatının yaygın olduğunu belirten Vali Masatlı, tarihe ilgi duyan insanları kente davet ederek, "Tarihi yüz binlerce yıl eskiye dayanan medeniyetlerin ve kültürlerin buluşma noktası. Hatay’ımızın Antakya ilçesindeyiz. Arkamda görmüş olduğunuz mozaik dünyanın bilinen yaklaşık 1050 metre büyüklüğündeki en büyük bir tanesi. MS 526 ve 528 yılında burada meydana gelen 2 farklı depremde bu mozaikte dalgalanmalar oluşmuş, devamında da bazı depremlerle yüz yüze gelmiş. Asırların felaketi 6 Şubat depremlerinde bu mozaiğimizde herhangi bir hasar oluşmamıştır. Tarih içerisinde defalarca depremlerle yüz yüze gelmiş olan bu şehrimizde kadim mirasımız ve tarihimiz onun izlerini taşımakla beraber hala ayaktadır. Bizlerde tarihimiz ve medeniyetimizden aldığımız güçle buradaki yıkılan, hasar gören eserlerimizi ayağa kaldırmaya devam ediyoruz. Bizim şehrimiz aynı zamanda mozaikler müzesi, bu manada tarihe ilgi duyan, bu tür yapılarla ilgilenen dünyadan ve Türkiye’den insanlarımızı buraya bekliyoruz. Bizler tabii medeniyetlerin ve kültürlerin şehriyiz ama diğer taraftan da başka bir isimle de nitelendiriliyoruz. Dünyanın en büyük mozaik müzelerinden bir tanesi bizde bulunuyor. Diğer taraftan dünyanın en büyük mozaiklerinden olan bu eşsiz eseri buraya gelip görmelerini hassaten isteriz. Hem buradaki medeniyeti, hem de diğer taraftan da Hatay’ımızın o dillere destan misafirperverliği ile de karşılaşacaklardır" ifadelerini kullandı.
İnşaat çalışmalarında ortaya çıkan ve depremi hasarsız atlatan devasa mozaik ilk günkü ihtişamını koruyor
21 Mayıs 2026 Perşembe - 08:49 İnşaat çalışmalarında ortaya çıkan ve depremi hasarsız atlatan devasa mozaik ilk günkü ihtişamını koruyor Hatay’da inşaat çalışmaları sırasında 2010 yılında ortaya çıkan ve koruma altına alınan 1050 metrekarelik tek parça taban mozaiği, görünümüyle ihtişamını korumaya devam ediyor. Hatay Valisi Mustafa Masatlı, mozaikteki dalgalanmaların tarihte yaşanan 2 depremden kaynaklı olduğunu belirterek asrın felaketinin mozaikte herhangi bir hasar bırakmadığını söyledi. Tarihte çeşitli toplumlara ev sahipliği yapan ve verimli topraklarıyla medeniyetlerin beşiği olan Antakya ilçesinin Haraparası Mahallesi’nde 2010 yılında bir otelin inşaat çalışması sırasında 1050 metrekarelik tek parça taban mozaiği ortaya çıkmıştı. Dünyadaki eşsiz eserlerden olan ve tarihte yaşanan depremlerden etkilenen devasa mozaiğin bulunduğu alan koruma altına alınarak müze haline getirilmişti. Asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat 2023 tarihli depremlerin ardından bir süre ziyarete kapatılan müze, tadilat sürecinin ardından ziyarete yeniden açılmıştı. Afetin ardından onarımı tamamlanarak Haziran 2024’te kapılarını yeniden açan müze içerisinde, Helenistik, Roma, Bizans, Orta Çağ ve İslamiyet dönemlerini ait 340 eserin yanında 1050 metrekarelik tek parça taban mozaiği de yer alıyor. Kente gelen yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası olan eşsiz taban mozaiğini inceleyen ve İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdullah Dinç’ten bilgi alan Hatay Valisi Mustafa Masatlı, açıklamalarda bulundu. Tarihte bölgede mozaik sanatının yaygın olduğunu belirten Vali Masatlı, tarihe ilgi duyan insanları kente davet ederek, "Tarihi yüz binlerce yıl eskiye dayanan medeniyetlerin ve kültürlerin buluşma noktası. Hatay’ımızın Antakya ilçesindeyiz. Arkamda görmüş olduğunuz mozaik dünyanın bilinen yaklaşık 1050 metre büyüklüğündeki en büyük bir tanesi. Milattan sonra 526 ve 528 yılında burada meydana gelen 2 farklı depremde bu mozaikte dalgalanmalar oluşmuş, devamında da bazı depremlerle yüz yüze gelmiş. Asırların felaketi 6 Şubat depremlerinde bu mozaiğimizde herhangi bir hasar oluşmamıştır. Tarih içerisinde defalarca depremlerle yüz yüze gelmiş olan bu şehrimizde kadim mirasımız ve tarihimiz onun izlerini taşımakla beraber hala ayaktadır. Bizlerde tarihimiz ve medeniyetimizden aldığımız güçle buradaki yıkılan, hasar gören eserlerimizi ayağa kaldırmaya devam ediyoruz. Bizim şehrimiz aynı zamanda mozaikler müzesi, bu manada tarihe ilgi duyan, bu tür yapılarla ilgilenen dünyadan ve Türkiye’den insanlarımızı buraya bekliyoruz. Bizler tabii medeniyetlerin ve kültürlerin şehriyiz ama diğer taraftan da başka bir isimle de nitelendiriliyoruz. Dünyanın en büyük mozaik müzelerinden bir tanesi bizde bulunuyor. Dolayısıyla bizim şehrimiz aynı zamanda mozaikler müzesi, bu manada tarihe ilgi duyan bu tür yapılarla ilgilenen tüm insanları Dünyadan, Türkiye’den insanlarımızı buraya bekliyoruz. Diğer taraftan dünyanın en büyük mozaiklerinden olan bu eşsiz eseri buraya gelip görmelerini hassaten isteriz. Hem buradaki medeniyeti, hem de diğer taraftan da Hatay’ımızın o dillere destan misafirperverliği ile de karşılaşacaklardır" ifadelerini kullandı.
"Sakin Şehir" Perşembe’de "Mayıs Yedisi" coşkuyla kutlandı
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 23:11 "Sakin Şehir" Perşembe’de "Mayıs Yedisi" coşkuyla kutlandı Ordu’nun sakin şehir ünvanına sahip Perşembe ilçesinde, bahardan yaza geçişin simgesi olarak kabul edilen "Geleneksel Mayıs Yedisi" şenliği yoğun katılımla gerçekleştirildi. Perşembe Belediyesi öncülüğünde düzenlenen etkinliklerde Karadeniz kültürü, müzik ve gelenekleri vatandaşlarla buluşturuldu. Şenlik kapsamında düzenlenen tekne turları, konserler, halk oyunları gösterileri ve çeşitli etkinlikler ilgi gördü. Ordu SUP ekibinin gerçekleştirdiği gösteriler ise vatandaşlar tarafından beğeniyle takip edildi. Şenlik kapsamında Perşembe sahiline demir atan TCG Barbaros gemisi de vatandaşların ziyaretine açıldı. Programa katılan vatandaşlar gemiyi gezerek hatıra fotoğrafı çektirdi. Perşembe Belediye Başkanı Cihat Albayrak, etkinliklere ilişkin yaptığı açıklamada, "Karadeniz’in eşsiz kültürünü, müziğini ve geleneklerini yaşattığımız bu güzel günde hemşehrilerimizle birlikte unutulmaz anlar yaşadık. Birlik, beraberlik ve kardeşlik içerisinde geçen şenliğimizde bizlerle olan tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum. Sakin Şehir Perşembe’mizin kültürünü yaşatmaya ve gelecek nesillere aktarmaya devam edeceğiz" dedi. Başkan Albayrak, TCG Barbaros gemisinin ilçede bulunmasına katkı sunan Milli Savunma Bakanlığı ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığına teşekkür ederek, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler’e de desteklerinden dolayı teşekkür etti. Programa AK Parti Ordu İl Başkanı Samet Özdemir, Kaymakam Vekili Burak Keser, Ordu Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Aşkın Baş, ilçe belediye başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Yöresel ürünlere mehteranlı tanıtım
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 19:30 Yöresel ürünlere mehteranlı tanıtım Bartın’da Türk Mutfağı Haftası’nda mehteran takımı eşliğinde yöresel ürünlerin tanıtımı yapıldı. Bıçakla kesilen manda yoğurdunun külahla dağıtıldığı programda, "pumpum" çorbası yoğun ilgi gördü. 21-27 Mayıs Türk Mutfağı Haftası, Bartın’da düzenlenen yürüyüşle başladı. Millet Konağı önünden başlayan yürüyüşe Bartın Valisi Nurtaç Arslan, vali yardımcıları, İl Kültür ve Turizm Müdürü Özlem Koçak daire amirleri, müdürleri, polis ve askeri erkan ile vatandaşlar katıldı. Mehter takımının seslendirdiği marşlar eşliğinde yapılan yürüyüşte, yöresel kıyafetli çocuklar ise ellerinde Bartın yöresine ait yemeklerin fotoğraflarının yer aldığı parkartlar taşıdı. Yürüyüş, yöresel ürün stantların kurulduğu Cumhuriyet Meydanı’nda sona erdi. Vali Arslan ve yürüyüşe katılanlar, tek tek stantları gezerek, yöresel yemek ve ürünleri yakından inceledi. Bıçakla kesildi, dondurma külahında ikram edildi Ziyaret edilen ilk stantta, bıçakla kesilen manda yoğurdu ve kestane balı, külahla katılımcılara ikram edildi. Dondurma külahında, ballı manda yoğurdunun tadına bakan katılımcılara, sonraki stantlarda ise katılımcılara pumpum çorbası, pirinçli mantı, cevizli Kumluca helvası, kaha, cevizli baklava, tatlı böreği, kabak burma tatlısı, tavuklu börek gibi Bartın yöresine ait tadlar, ikram edilerek tanıtıldı. Yöresel yezzetlerin tadına bakan Vali Arslan ve beraberindekiler, yöresel el işleri ile taş sac ve ahşap yat, gemi maketlerinin yer aldığı stantları da gezdi. İsmini görüntüsünden alan çorba Bartın’ın mısır unundan yapılan Pumpum çorbası dikkat çekti. Kaynadığı anda üzerinde oluşan kabarcıklar nedeniyle "pumpum" ismini alan çorba, lezzeti nedeniyle yoğun ilgi gördü. Kazanın başına geçerek eline kepçeyi alan Vali Arslan, kaselere doldurduğu pumpum çorbasını alandakilere ikram etti. Arslan, ismini görüntüsünden alan pumpum çorbasından bir kase alarak tadına baktı. Stantların 3 gün boyunca Cumhuriyet Maydanı’nda olacağını hatırlatan Vali Arslan, yöresel lezzetleri ustaların elinden tatmak isteyen herkesi meydana davet etti.
Anadolu Selçukluları döneminde inşa edilen Ejder Kervansarayı’nda "Nakş-ı Saray" sergisi
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:59 Anadolu Selçukluları döneminde inşa edilen Ejder Kervansarayı’nda "Nakş-ı Saray" sergisi Iğdır şehir merkezine yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta bulunan, Anadolu Selçuklu döneminden günümüze ulaşan tarihi Ejder Kervansarayı, tezhip, minyatür, cam ve çini sanatının seçkin örneklerinin sergilendiği "Nakş-ı Saray" sergisine ev sahipliği yaptı. Iğdır Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu El Sanatları Bölümü tarafından hazırlanan "Nakş-ı Saray" tezhip, minyatür, cam ve çini sergisi açıldı. Tarihi Ejder Kervansarayı’nda düzenlenen sergide, akademisyenler ve öğrencilerin iki yıl boyunca hazırladığı eserler sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Serginin açılışını Iğdır Valisi Mustafa Fırat Taşolar, Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Gürel ile akademisyenler yaptı. Sergiyi gezen katılımcılar, eserler hakkında akademisyenlerden bilgi aldı. Program kapsamında ayrıca Kafkas oyunu gösterisi sahnelendi. Ejder Kervansarayının tarihi bir öneme sahip olduğunu söyleyen Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Gürel, "Burada sanatsal, bilimsel, sergi ve benzeri etkinliklerimizi gerçekleştirme gayreti içerisindeyiz. Bugün de sizlerin ve Sayın Valimizin teşrifleriyle, üniversitemizde görev yapan Güzel Sanatlar Bölümü hocalarımızın öğrencileriyle birlikte hazırladığı minyatür, seramik ve benzeri sanatsal çalışmaların ürünleri burada sergilenecektir. Sergimiz gün boyunca açık kalacak olup hem Iğdır halkının hem de Iğdır’daki akademisyenlerin, eğitim camiasının ve öğrencilerimizin ziyaretine sunulacaktır. Bu etkinliğin üniversitemiz ve şehrimiz için hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum" dedi.