SAĞLIK - 04 Şubat 2026 Çarşamba 09:48

Uzmanı uyardı: Kanserden korunmanın yolu mutfaktan geçiyor

A
A
A
Uzmanı uyardı: Kanserden korunmanın yolu mutfaktan geçiyor

Uzmanlar, kanserden korunmada beslenmenin kritik rol oynadığını belirterek, mutfağa katkı içeren ısıl işlem görmüş ya da nitrat ve nitritler gibi vücut için toksik nitelik taşıyan gıdaları sokmamak gerektiğini, sağlıklı mutfak alışkanlıklarının kanser riskini azaltmada önemli bir adım olduğunu vurguluyor.


4 Şubat Dünya Kanser Günü’nde kanserle mücadelede erken teşhisin yanı sıra doğru beslenmenin hayati öneme sahip olduğuna dikkat çeken uzmanlar, günümüz beslenme alışkanlıklarının birçok hastalığın temelinde yer aldığının altını çiziyor. Özellikle paketli ve yüksek ısıl işlem görmüş gıdaların risk oluşturduğunu söyleyen uzmanlar, market raflarında yaygın olarak bulunan hazır gıdalar, gazlı içecekler ve yüksek şeker içeren ürünlerin vücut metabolizmasını bozduğunu vurguladı.



"Kanserde erken teşhisle daha başarılı tedavi imkanlarına kavuşmaktayız"


4 Şubat Dünya Kanser Günü’nün hekimler için çok önemli bir fırsat olduğunu belirten Medicana Konya Hastanesi Nükleer Tıp Bölümü’nden Prof. Dr. Oktay Sarı, "İsmi ürkütücü olan kanser hakkında 4 Şubat’ları fırsat bilerek bildiklerimizi vatandaşlarımıza aktarmak istiyoruz. Kanseri, hastalıklar içerisinde çok önemli yere sahip bir hastalıklar bütünü ya da sendrom olarak nitelendirebiliriz. Çünkü kanser tek başına bir hastalık değil. Kanseri yol açtığı pek çok hastalıklar nedeniyle önemli bir sendrom olarak nitelendiriyoruz. Dünya çapında kanser artıyor. Bu teşhis ve tedavi imkanlarının artmasıyla paralellik gösterdiği gibi kansere sebep olan radyasyon, beslenme gibi çevresel etkenlerin artış göstermesi ile de kanserin artış gösterdiğini biliyoruz. Örneğin akciğer kanseri tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en sık görülen kanser türü. Kadınlarda meme kanseri dünyada ve ülkemizde en yaygın görülen kanser türü. Her sekiz kadından birinde meme kanserinin olduğunu biliyoruz. Erkeklerde keza prostat kanseri yaygınlığı gittikçe artıyor. Hem erkeklerde hem kadınlarda kolon kanserinin de önemli bir orana sahip olduğunu biliyoruz. Şöyle bir avantajımız var. Ülkemizde Kanser Erken Teşhis ve Tedavi Merkezleri yani KETEM’ler erken teşhis amacıyla ülkemizde kurulmuş, yaygınlığı gittikçe artmış, 81 ilimizde de yaygınlaşmış, ücretsiz hizmet veren kurumlar. Bunun dışında hemen hemen tüm hastanelerimizde akciğer kanseri, meme kanseri ya da rahim boynu kanseri gibi sıkça görülen kanserlerde erken teşhis yapma imkanlarımız mevcut. KETEM’lerde 40 yaş üzeri kadınlarda 69 yaşa kadar 2 yılda bir mamografi ile teşhis yapılmaktadır. Rahim boynu kanserleri için 35 yaş üzerinde 70 yaşa kadar smear dediğimiz histolojik incelemeler, artı 5 yılda bir daha ileri bir tanı yöntemi olan HPV DNA testleri yapılmaktadır. Kolon kanserleri için de 2 yılda bir gizli kan testi yapılması önerilmekte ve bunlar KETEM’lerde yapılıyor. Ayrıca 10 yılda bir kolonoskopiyi de öneriyoruz. Kanser ciddi bir hastalık ama erken teşhis sayesinde erken evrede yakalanarak daha başarılı tedavi imkanlarına kavuşuyoruz, kavuşmaktayız. Yeni çıkan ilaçlarla, tedavi yöntemleriyle de kanser artık bizim için korkulu bir hastalık değil ama erken teşhis çok önemli" dedi.



"Mutfağımıza katkı içeren ısıl işlem görmüş ya da nitrat ve nitritler gibi vücudumuz için toksik nitelik taşıyan gıdaları sokmamamız gerekiyor"


Kanserden korunmanın en önemli yollarından bir tanesinin mutfaktan geçtiğini dikkat çeken Prof. Dr. Oktay Sarı, "Mutfağımıza katkı içeren ısıl işlem görmüş ya da nitrat ve nitritler gibi vücudumuz için toksik nitelik taşıyan gıdaları sokmamamız gerekiyor. Bugün marketlere gittiğimizde karşılaştığımız ürünlerin çoğu paketli ürünler, hazır gıdalar, yüksek ısıl işlem görmüş gıdalar. Bunların bir kısmının kanserojen olduğunu biliyoruz. Bilimsel çalışmalarla da kanıtlanmış durumda. Bunların tamamına yakını neredeyse yüksek miktarda şeker içeren gıdalar. Özellikle gazlı içeceklerde çok fazla şeker var. Şeker vücudumuzun metabolizmasını bozuyor. Bağırsak floramızı bozduğu için bağırsak bizim aslında vücudumuza açılan bir kapı. Yüksek miktarda şeker içeren gıdalar bağırsak floramızı bozduğu için bağırsak seçiciliğini, filtrasyon özelliğini yitiriyor. Tabiri caizse ne bulursa emiliyor, vücudumuza alıyor ve bunların da önemli bir kısmı kanserojen. Salam, sosis gibi asla ve asla evimize girmemesi gereken gıdalar yüksek miktarda nitrat ve nitritler içererek toksik etkiler gösteriyor" ifadelerini kullandı.



"Pek çok hastalık bizim bugünkü beslenme alışkanlıklarımızla doğrudan ilişkili"


Sadece kanser açısından değil, katkılı gıdaların çocukları otizmden başlayıp dikkat eksikliğine kadar geniş bir yelpazede tehdit ettiğini söyleyen Prof. Dr. Oktay Sarı, "Bunlar bilimsel gerçekler, bilimsel olarak ispatlanmış gerçekler. Bunu çok rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Dikkat eksikliği ve otizmden başlayıp ileri yaşlarda kansere kadar gidebilen pek çok hastalık bizim bugünkü beslenme alışkanlıklarımızla doğrudan ilişkili. O zaman şu iki mesajı söyleyeyim, birincisi ihmale gelmez, geç kalmak bize bir fayda sağlamaz. Aman bekleyelim, biraz daha bekleyelim, belki bir şey yoktur gibi düşünceler çok yanlış. Ücretsiz imkan sunan KETEM merkezleri her ilimizde mevcut, ihmal etmeyelim. Sağlığımız ihmale gelmez. Kanserde erken teşhis önemli. İkincisi beslenme alışkanlıklarımızı normalleştirmeye çalışalım. Katkı gıdaları içeren, zararlı toksik maddeleri bünyesinde barındıran gıdaları evimize sokmayalım. Çocuğumuza bir çikolata alacağımız zaman içeriğine bakalım. İçeriğinde çocuğumuz için zararlı trans yağlar var mı, palm yağı gibi bizim önermediğimiz yağları içeriyor mu içermiyor mu, bunlara bakalım. Ondan sonra alışverişimizi yapalım" diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Akenerji’nin Erzin GES’i devreye girdi Akenerji’nin 904 MW’lik Erzin Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali, 7.79 MW’lik Erzin GES’in faaliyete geçmesiyle hibrit tesise dönüştü. Türkiye’nin köklü sanayi gruplarından Akkök Holding ve Çek enerji şirketi CEZ’in eşit katılımlı stratejik ortaklığı Akenerji, Hatay’da bulunan Erzin Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali (Erzin DGKÇ) bünyesinde hayata geçirdiği Güneş Enerjisi Santrali (GES) yatırımını tamamladı. Bakanlık kabulü bugün gerçekleştirilen Erzin GES, faaliyete geçti. 7.79 MW kurulu güce sahip Erzin GES ile birlikte Akenerji’nin 904 MW’lık Erzin DGKÇ Santrali hibrit üretim yapısına kavuştu. Santralde üretilen güneş enerjisinin öncelikli olarak tesisin iç tüketimini karşılamak için kullanılması hedefleniyor. Mühendislik, tedarik, kurulum ve devreye alma süreçleri EPC (anahtar teslim) modeliyle tamamlanan projeyle Erzin tesisi, mevcut üretim altyapısını yenilenebilir enerjiye entegre ederek düşük karbonlu üretim hedefleri doğrultusunda önemli bir adım daha attı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Akenerji Genel Müdürü Hakan Yıldırım, "Erzin GES’in Bakanlık kabulünü tamamlayarak devreye alınması, Akenerji’nin dengeli üretim portföyü ve enerji dönüşümü vizyonu açısından önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor. Doğal gaz santrallerinin arz güvenliği ve sistem dengesi açısından kritik rolünü koruduğu bir dönemde, mevcut altyapımızı yenilenebilir enerjiyle destekleyen hibrit yatırımları stratejik bakımdan değerli buluyoruz" dedi ve sözlerine şöyle devam etti: "Bu proje, hem santral verimliliğini artıran hem de düşük karbonlu üretim hedeflerimizle uyumlu, somut ve rasyonel bir adım. Kısa sürede başarıyla tamamlanan projenin, Akenerji’nin sürdürülebilir büyüme yaklaşımını ve operasyonel yetkinliğini güçlü şekilde yansıttığına inanıyoruz." Erzin GES yatırımıyla birlikte Akenerji; doğal gaz, hidroelektrik ve rüzgârdan oluşan üretim portföyüne güneşi de katarak kaynak çeşitliliğini artırmış oldu.
Düzce Düzce’de su temelli kalkınma ve turizm zirvesi düzenlendi DÜZCE (İHA) – Batı Karadeniz Su Temelli Kalkınma, Turizm ve Strateji Zirvesi’nde, bölgenin su kaynaklarının korunarak kalkınma ve turizm alanında değerlendirilmesine yönelik stratejiler ele alındı. Düzce Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen "Batı Karadeniz Su Temelli Kalkınma, Turizm ve Strateji Zirvesi" geniş katılımla gerçekleştirildi. Zirvede, Batı Karadeniz Bölgesi’nin sahip olduğu su kaynaklarının korunması, sürdürülebilir şekilde kullanılması ve bölgesel kalkınmaya katkı sağlayacak projeler masaya yatırıldı. Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, zirvede yaptığı açıklamada bölgenin doğal kaynaklarını koruyarak kalkınma stratejilerinin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. Özlü, akademisyenler ve sektör temsilcileriyle bir araya gelerek Batı Karadeniz’in geleceğine yönelik değerlendirmelerde bulunduklarını ifade etti. Zirveye Kastamonu başta olmak üzere Batı Karadeniz illerinden çok sayıda katılımcı iştirak etti. Batı Karadeniz Federasyonu (BAKFED) üyeleri, akademisyenler ve davetlilerin yer aldığı programda, su kaynaklı turizm potansiyeli, çevresel sürdürülebilirlik, bölgesel kalkınma politikaları ve yeni stratejik hedefler görüşüldü. Program sonunda katılımcılar, bölgenin doğal zenginliklerinin korunarak ekonomik ve turistik değere dönüştürülmesi için ortak çalışma yürütülmesinin önemine vurgu yaptı.
Ankara TBMM’de cinsel taciz davasında 5 sanık hakkında mütalaa açıklandı: 16 yıl 6 aya kadar ceza istendi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’de stajyer öğrencilere cinsel taciz iddiasına ilişkin meclis lokantasında çalışan 4’ü tutuklu 5 sanığın yargılanmasında savcı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Sanıklar hakkında "sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı" ve "çocuğa karşı cinsel taciz" suçlarından 16 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi. Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya meclis lokantasında çalışan tutuklu sanıklar Halil İlker Güner, Durmuş Uğurlu, İbrahim Beşlioğlu, Recep Seven SEGBİS ile katılırken tutuksuz sanık Ramazan Çetin ve taraf avukatları salonda yer aldı. Dosyada gizlilik kararı olmamasına rağmen basın mensupları ve izleyiciler salona alınmadı. Mahkeme hakimi dava dosyasına bilirkişi raporunun geldiğini ifade ederek tutuksuz sanık Çetin’e söz verdi. Çetin, suçsuz olduğunu dile getirerek, beraatini istedi. SEGBİS üzerinden duruşmaya katılan sanık Beşlioğlu, "İfademi tekrarlıyorum. Ben mesaj atarken stajyer değildi. Ben cinsel amaçlı mesaj atmadım. Muhabbet amaçlı attım. Yaklaşma gibi bir durum söz konusu değil. Tahliyemi talep ediyorum" ifadelerinde bulundu. SEGBİS üzerinden savunma yapan sanık İlker, "Kendisine dokunmadım, temasım olmamıştır. 6 aydan beri cezaevindeyim. Çoluk çocuğum perişan oldu" iddiasında bulundu. Sanık avukatları müvekkillerinin tutukluluktaki sürelerinin göz önünde bulundurularak tahliyelerine karar verilmesini talep etti. Mağdur kız çocukların annelerinden E.D. ve S.U ise şikayetlerinin devam ettiğini belirtti. Sanıklar Recep Seven, İbrahim Beşikçioğlu ve Ramazan Çetin tahliyelerini talep etti. "Tüm sanıklar hakkında 16 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi" Esasa ilişkin mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı sanıklar hakkında, "sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı" ve "çocuğa karşı cinsel taciz" suçlarından 16 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep etti. Ardından ara kararını veren hakim sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmederek, mütalaaya karşı taraflara süre verdi. Sonraki duruşma 5 Haziran’a ertelendi.