SAĞLIK - 17 Mart 2026 Salı 10:44

Menisküs yaralanmalarında tedaviyi ihmal etmeyin

A
A
A
Menisküs yaralanmalarında tedaviyi ihmal etmeyin

Medicana Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Harun Kütahya, menisküs yaralanmalarının, diz ekleminin biyomekaniğini doğrudan etkileyebileceğini ve tedavi edilmediğinde kronik sorunlara yol açabileceğini belirtti.


Menisküslerin, diz ekleminde uyluk kemiği ile kaval kemiği arasında yer alan, hilal şeklinde iki adet esnek fibrokartilaj yapı olduğunu ve her dizde iç ve dış olmak üzere iki menisküs bulunduğunu ifade eden Op. Dr. Harun Kütahya, menisküslerin temel görevleri arasında, eklem üzerine binen yükü emmesi, kıkırdağı koruyarak şok emici özelliği sağlamasının yanında vücut ağırlığının eklem yüzeyine yükü eşit dağıtmasının da yer aldığını söyledi. Medicana Konya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Harun Kütahya, menisküsün en önemli özelliklerinden bir diğerinin de stabilite sağlaması yani diz ekleminde uyum ve dengeyi sağlaması olduğuna dikkat çekti.


Menisküs yırtıklarının oluşum mekanizmasına göre iki ana kategoriye ayrıldığını belirten Op. Dr. Kütahya, "Akut (travmatik) yırtıklar, genellikle sporcularda veya genç bireylerde, dizin ani dönmesi, bükülmesi veya sert darbeler sonucunda oluştuğunu görürüz. Dejeneratif yırtıklar ise ileri yaşlarda, dokunun zamanla zayıflaması ve özelliğini kaybetmesi sonucu çömelme, merdiven çıkma gibi basit günlük hareketlerle dahi ortaya çıkabilir. Yırtığın şekline göre ise boyuna, kova sapı, radyal, flep tarzında (papağan gagası) ve yatay yırtık tipleri vardır. Bunların tanı süreçlerinde birkaç farklı yöntem izlenir. İlk olarak fiziki muayenede yani dizde hassasiyet, şişlik ve hareket kısıtlılığının kontrol edilmesidir. McMurray testi gibi özel manevralar da uygulanır. Akabinde MR tetkiki ile yırtığın yeri, tipi ve derecesi belirlenir. İnvaziv olmayan bu yönteme ek olarak tanı konulamayan durumlarda ise artroskopi, kapalı kamera sistemi ile eklem içine girilerek doğrudan görüntüleme sağlanabilir" dedi.



"Tedavilerin hastanın yaşına, aktivite seviyesine ve yırtığın tipine göre planlanır"


Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Harun Kütahya, tedavilerin hastanın yaşına, aktivite seviyesine ve yırtığın tipine göre planlandığını ifade ederek, "Cerrahi dışı tedavide küçük ve stabil yırtıkları mevcut hastaya istirahat, buz uygulaması, bandaj, ağrı kesici ilaçlar ve fizik tedavi uygulanır. Cerrahi tedavide ise menisküs tamiri yapılacaksa yırtığın dikilerek korunması hedeflenir. Özellikle de kanlanmanın olduğu kırmızı bölge yırtıklarında tercih edilmelidir. İyileşme şansı olmayan yırtıklarda ise o parçanın tıraşlanarak çıkarılması yani menisektomi işleminin yapılması gereklidir’’ ifadelerini kullandı.



Tedavinin ihmal edilmesi çeşitli riskler doğurur


Menisküs yırtığının tedavi edilmemesi veya önemsenmemesi durumunda kıkırdak hasarı ve kireçlenmenin meydana gelebileceğini vurgulayan Op. Dr. Harun Kütahya, "Menisküsün koruyucu görevi azaldığı için eklem kıkırdağı hızla aşınır ve genç yaşta kireçlenme başlar. Yırtık parça eklem arasına girerek dizde ani kilitlenme ve takılmaya yani mekanik blokaja sebep olur. Başlangıçta tamir edilebilecek bir yırtık, üzerine yük binmeye devam ettikçe büyüyerek dikilemez hale gelebilir. Sürekli ağrı nedeniyle bacak kaslarının zayıflaması, dizin daha da güvensiz hale gelmesi de kronik ağrı ve kas kaybı ile sonuçlanır’’ diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Cafer Sadık Abalıoğlu Eğitim ve Kültür Vakfı milli mücadele ruhunu çocuklarla buluşturuyor Denizli’de, Müftü Ahmet Hulusi Efendi’nin 107 yıl önce yaktığı Milli Mücadele ateşini özellikle ilkokul ve ortaokul çağındaki öğrencilere hissettirmek ve bu bilinci küçük yaşlarda kazandırmak amacıyla Cafer Sadık Abalıoğlu Eğitim ve Kültür Vakfı "Yaşasın Vatan! O Vakit Üç Taş, Şimdi Kalem" isimli sergi hazırlandı. Cafer Sadık Abalıoğlu Eğitim ve Kültür Vakfı danışmanı Prof. Dr. Süleyman İnan’ın küratörlüğünü yaptığı ve 11-15 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen eğitsel ve etkileşimli sergi, ilkokul ve ortaokul öğrencilerinin ziyaretine açık olacak. Pamukkale Üniversitesi çeşitli fakültelerinde öğrenim gören öğrencilerin rehberliğinde, sergiyi dolaşarak hazırlanan görsel materyaller aracılığıyla Milli Mücadele dönemini yaşayarak ve görerek öğrenme fırsatı buluyor. Sergide; Milli Mücadele kahramanları, halkın elinde avucunda ne varsa ortaya koyarak verdiği destek, Tekâlif-i Milliye emirleri ve bağımsızlık mücadelesinin toplumsal yönü öğrencilere aktarılıyor. Öğrenciler ayrıca gerçek bir İstiklal Madalyasını yakından inceleme fırsatı bulurken, dinledikleri Atatürk Marşı’yla Cumhuriyetin kuruluşuna duydukları minnet ve bağlılığı yeniden hissediyor. Vakıfta kalıcı olarak sergilenen Atatürk ve Cumhuriyet temalı bölümde ise Cumhuriyet döneminde gerçekleştirilen yenilikler ve toplumsal dönüşüm çocuklara anlatılıyor. Sergiyle, çocuklarda Milli Mücadele ruhunun canlı tutulması ve tarih bilincinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Vakıf tarafından 2004 yılından bu yana yayımlanan "Geçmişten Günümüze Denizli" dergisinde de Denizli’nin Milli Mücadele dönemindeki rolü, farklı araştırmacı ve uzmanlar tarafından çeşitli yönleriyle ele alınıyor. Denizli’nin Milli Mücadele’ye verdiği erken ve güçlü destek, şehrin bağımsızlık mücadelesindeki duruşunu ortaya koyan önemli örneklerden biri olarak değerlendiriliyor. Vakfın Danışmanı Prof. Dr. Süleyman İnan nerdeyse çeyrek asırdır yayınlanan vakfın kültürel yayını Geçmişten Günümüze Denizli Dergisinde, Denizli tarihine dair yapılan çalışmaları özetledi. Ancak tüm bunları okumayanlar için bir hamlenin gerekli olduğunu; Milli Mücadele Müzesinin, anıtının veya hafıza mekânının ihtiyaç olduğunu söyledi. Yarın İzmir’in işgali ile yapılan tebligatın, ertesi gün ise İzmir’in işgalinin yıldönümü olduğunu hatırlatarak sözlerine başlayan Pamukkale Üniversitesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Ercan Haytoğlu. 15 Mayıs’tan itibaren Milli Mücadele ateşinin yanmaya başladığını, canıyla, malıyla katılan insanların ancak hatırlanırsa yaşayabileceğini vurguladı. Tüm kahramanları yaşatacak somut hatıraların, izlerin Denizli’de eksik olduğunu belirtti. Denizli’nin son bin yıldaki kırılma anlarını anlatan Pamukkale Üniversitesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Turgut Tok 15 Mayıs 1919 tarihinin de bir kırılma anı olduğunu söyledi. Denizli’nin Milli Mücadele döneminde yaptıklarının, katkılarının, maddi ve manevi kadın erkek destek verenlerin bir görsel alanla temsil edilmesinin öneminden bahsetti. Üç taş ruhunun geleceğe taşınmasının ancak bu şekilde mümkün olacağını söyledi. Geçmişten Günümüze Denizli Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ömer Gökmen, iki yıl önce yayınlanan ve Milli Mücadele döneminde son derece şanssız yaşanan vaka hakkındaki "İsyan İsyan Dedikleri" isimli kitabında değindiği konuları anlattı. İki yıldır yazdığı bir cümleye dahi itiraz eden olmadığını önemle vurguladı. Gazi torunu olarak Denizli’nin cephelere yaptığı katkıyı anlatan Geçmişten Günümüze Denizli Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Faruk İnceoğlu, Vakıf binasının o yıllarda Un Fabrikası olarak çalıştığını ve o dönemki sahibi Kadri Karabacak’ın cepheye un göndermek için gittiği tren istasyonunda Demirci Efe tarafından öldürüldüğünü anlattı. Denizli Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürü Hüdaverdi Otaklı gazi torunu olarak Müftü Ahmet Hulusi Efendi’nin Bayramyerindeki fetvasından bahsederek, milli birlik ve beraberlik ruhunun ne kadar önemli olduğunu anlattı. Yapılan tüm kahramanlıklara rağmen yaşanan Denizli Vakasıyla Denizli halkının haksızlığa uğradığını belirtti. Gazi ve şehit torunu olarak 35 yıldır Denizli tarihi konusunda araştırmalar yaptığını ifade eden Araştırmacı Yazar Feridun Toker Milli Mücadele döneminde Denizli’nin lokantalarının yemekler hazırladığını, gönüllüler için yatacak yer temin ettiğini anlattı. Denizli Vakası konusunda yapılan yanlış açıklamaların can acıttığını, doğruların anlatılması için müze yapılmasının şart olduğunu söyledi. Cafer Sadık Abalıoğlu Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmet Abalıoğlu tarihini bilmeyen ulusların geleceği şekillendiremeyeceğini, Milli Mücadele dönemini canlı tutarak gelecek nesillere aktarmamız gerektiğini söyledi. Vakıf olarak bu konuda çalışmalar yapıldığını ve bundan mutlu olduklarını belirtti. Gerçekleştirilen basın toplantısında; vakfın yürüttüğü bu çalışmaların yalnızca geçmişi anlatmakla sınırlı kalmadığı, gelecek nesillerde milli bilinç ve tarih farkındalığı oluşturmayı hedeflediği vurgulanırken, Denizli’nin Milli Mücadele’deki rolünü kalıcı şekilde yaşatacak bir anıt çalışmasının da şehir yöneticilerinin destekleriyle hayata geçirilmesi yönündeki beklenti dile getirildi. Böyle bir çalışmanın, verilen emeğin somut bir karşılığı olmasının yanı sıra, Denizli’nin tarihi hafızasına da önemli bir katkı sağlayacağı ifade edildi.
İstanbul GençBizzTech 2026 Türkiye Finali tamamlandı Türkiye İş Bankası ve Genç Başarı Eğitim Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen GençBizzTech 2026’nın kazananları belli oldu. Türkiye genelindeki fen liselerinden genç girişimcilerin katıldığı yarışmanın finalinde; eğitimden sağlığa, tarımdan afet teknolojilerine uzanan yenilikçi projeler yer aldı. Laboratuv-AR projesi birincilik elde ederek Türkiye’yi Letonya’da düzenlenecek Avrupa’nın en büyük girişimcilik festivali GEN-E 2026’da temsil etme hakkı kazandı. Türkiye İş Bankası ve Genç Başarı Eğitim Vakfı (GBEV) iş birliğiyle bu yıl üçüncüsü düzenlenen GençBizzTech 2026 Bilim ve Teknoloji Temelli Lise Girişimcilik Programı, büyük final heyecanının ardından şampiyonlarını seçti. 472 takım arasından finale kalan 10 ekip, tarım, sağlık, eğitim, lojistik, afet teknolojileri gibi farklı alanlarda çözümler sunan projeleriyle jüri karşısına çıktı. Laboratuv-AR, Virtual Biopsy ve Agrogen dereceye girerek Türkiye’nin teknoloji serüvenine isimlerini yazdırdı. Teknoloji odaklı çözümler yarıştı Yıl boyunca mentorlar eşliğinde projelerini geliştiren öğrenciler; yenilikçi girişimlerini gün boyu süren stant gezileri ve sahne sunumlarıyla paylaştı, iş dünyasından isimlere sundu. Finalde ‘Yılın Projesi’ seçilen ‘Laboratuv-AR’ Türkiye’yi temsil etmek üzere Letonya’da düzenlenecek Avrupa’nın en büyük girişimcilik festivali GEN-E 2026’ya katılma hakkı kazandı. Genç girişimciler, projelerini uluslararası arenada tanıtarak küresel ekosistemle buluşma fırsatı elde edecek. Laboratuv-AR projesi, Türkiye’yi Avrupa’da temsil edecek Balıkesir Şehit Turgut Solak Fen Lisesi öğrencileri tarafından geliştirilen, fen deneylerini artırılmış gerçeklik teknolojisiyle dijital ortama taşıyan ‘Laboratuv-AR’ projesi, Türkiye’de ve dünyada laboratuvar imkânı olmayan çocuklara hitap eden bir eğitim teknolojisi sunuyor. Artırılmış gerçeklik (AR) ve yapay zekâ tabanlı mobil uygulama yolu ile öğrenciler, pahalı cihazlar veya tehlikeli kimyasallar yerine, kâğıt çıktıları veya pet şişe gibi nesneleri kullanarak karmaşık fen deneylerini dijital ortamda gerçekleştirebiliyor. Öğrencilerin sorularını yanıtlayan ve görsel tanımlama yaparak deneyler oluşturmalarına yardım eden bir yapay zekâ asistanı barındıran uygulama, geleneksel yöntemlerin aksine; interaktiflik, ulaşılabilirlik ve yaygın kullanımı tek bir platformda birleştiriyor. İkinci olan Virtual Biopsy, cilt kanseri için erken teşhis imkânı sunuyor Konya Meram Fen Lisesi öğrencilerinin, cilt lezyonlarını yapay zekâ ile analiz ederek erken teşhise destek sağlayan ‘Virtual Biopsy’ projesi ikinciliği hanesine yazdırdı. Proje, cilt kanserinin (melanom vb.) erken teşhisini herkes için ulaşılabilir kılmayı hedefleyen, yapay zekâ destekli bir mobil sağlık platformu olarak fark oluşturuyor. Kullanıcı, vücudunda riskli gördüğü lezyonun (ben, leke vb.) fotoğrafını telefon kamerasıyla çekerek uygulamaya yüklüyor. Kullanıcıdan kişisel veriler ve klinik bilgiler içeren kısa bir anket doldurması isteniyor. Sistem, dermatolojide altın standart olan ABCDE kuralı (Asimetri, Sınır düzensizliği, Renk çeşitliliği, Çap ve Evrim) üzerinden görseli analiz ederek; düşük, orta veya yüksek risk seviyesini içeren bir skor sunuyor ve gerekli yönlendirmeleri yapıyor. Kısacası cilt kanseri şüphesi taşıyan kişilerin hastaneye gitmeden önce hızlı, bilimsel ve güvenilir bir ön değerlendirme almasını sağlayarak, tedavi sürecine erken başlanmasına ve hayat kurtarılmasına yardımcı oluyor. Üçüncülüğü alan Tarlasist projesi; tarımda verimliliği artırıyor, çiftçinin zarar riskini azaltıyor Ordu Fen Lisesi öğrencilerinin oluşturduğu Agrogen takımının, uydu verilerini yapay zekâ ile birleştirerek çiftçilere kârlı üretim kararları sunan Tarlasist projesi ise yarışmayı üçüncülükle tamamladı. Proje, çiftçilerin akıllı telefonlarını birer dijital danışmana dönüştüren, veri odaklı bir tarım karar destek platformu olarak öne çıkıyor. Proje, geleneksel yöntemlerle tarım yapan çiftçilerin karşılaştığı verimsizlik ve finansal riskleri, bilimsel verileri anlaşılır hale getirerek çözmeyi amaçlıyor. Çiftçilerin karmaşık bilimsel verileri (toprak değerleri, iklim verileri vb.) anlamlandırmasındaki zorluğu ortadan kaldırmayı amaçlayan Agrogen, 10 farklı veri kaynağını birleştirerek saniyeler içinde analiz sunuyor. Tapu Kadastro verileriyle tam uyumlu olan uygulama okuma-yazma veya uygulama kullanımı kısıtlı olanlar için sesli asistan desteği de sağlıyor.