POLİTİKA - 07 Mart 2026 Cumartesi 11:14

Büyükelçi Egemen Bağış, NEÜ’de Türk dış politikasını değerlendirdi

A
A
A
Büyükelçi Egemen Bağış, NEÜ’de Türk dış politikasını değerlendirdi

Büyükelçi Egemen Bağış, Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Küresel Politikalar Topluluğu iş birliğiyle düzenlenen "Değişen Dünya Düzeninde Türk Dış Politikası" konferansında NEÜ’lü öğrencilerle bir araya geldi.


NEÜ Mühendislik Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa; NEÜ Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, NEÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Bahadır Feyzioğlu ve Prof. Dr. Hidayet Oğuz, NEÜ Genel Sekreteri Dr. Rahim Çimen, dekanlar, akademisyenler ile çok sayıda öğrenci katıldı. Konferansın konuşmacısı olan Büyükelçi Egemen Bağış, değişen uluslararası sistemde Türkiye’nin rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına Ramazan ayında Konya’da ve Necmettin Erbakan Üniversitesinde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek başlayan Bağış, Türkiye’nin son yıllarda önemli bir dönüşüm yaşadığını ifade etti. Türkiye’nin dış politikasını anlamak için ülkenin geçirdiği değişimin iyi okunması gerektiğini belirten Bağış, geçmişte Türkiye’nin dış politikasının daha çok Batı’ya bağımlı bir çizgide ilerlediğini söyleyerek, "Eskiden dış politikamız biraz Batı’ya bağımlıydı. Türkiye NATO üyesi ve Avrupa Birliği aday ülkesi olarak uzun yıllar müzakerelere başlamak için tarih bile alamamıştı. Türkiye Batı’nın gözünde büyüdükçe budanan, kurudukça sulanan bir ağaç gibiydi. Onların gözünde Türkiye, ‘ne olsun, ne ölsün ama hep bize bağımlı olsun’ anlayışı vardı. Ama şimdi durumumuz değişti ve geliştik. Bir dönem ordumuzun kullandığı savunma ekipmanlarının yaklaşık yüzde 85’ini yurt dışından temin ediyorduk. Bugün bu oran yüzde 15’lere kadar geriledi. İnsansız hava araçları gibi alanlarda dünyanın en ileri ülkelerinden biri haline geldik. Ben sizin yaşınızdayken birisi ’Türkiye dron teknolojisinde dünyanın en iyilerinden olacak’ dese hayal görüyorsun derdim. Ama inandık ve yaptık. Siz de inanırsanız başarabilirsiniz; bu ülkenin bakanları, rektörleri, büyükelçileri olabilirsiniz" dedi.



"Türkiye, küresel krizlerde diyalog ve diplomasi kanallarını açık tutmaya çalışan bir ülke"


Türkiye’nin uluslararası krizlerde aktif diplomasi yürüttüğünü belirten Bağış, Türkiye’nin arabuluculuk rolüne dikkat çekti. Bağış, "Rusya-Ukrayna savaşında iki tarafın dışişleri bakanlarını bir araya getirebilen tek ülke Türkiye oldu. Dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan krizlerde de Türkiye çoğu zaman diyalog ve diplomasi kanallarını açık tutmaya çalışan bir ülke olarak öne çıkıyor. Şu anda hepimizin aklında İran, İsrail, Amerika savaşı var. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan bir an evvel bu krizin son bulması için, akan kanın durması için günlerdir uyku uyumadan muazzam bir diplomasi trafiği yürütüyorlar" ifadelerini kullandı. Uluslararası sistemde hukukun ve kurumların zayıfladığı bir sürece girildiğini vurgulayan Büyükelçi Bağış, "Eskiden uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler kararları daha belirleyiciydi. Bugün ise çok daha karmaşık bir dünya düzeniyle karşı karşıyayız" değerlendirmesinde bulundu.


Konuşmasının ardından Büyükelçi Bağış öğrencilerden gelen soruları yanıtladı. Program, NEÜ Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu’nun Büyükelçi Egemen Bağış’a hediye takdimi ve fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.



Büyükelçi Egemen Bağış, NEÜ’de Türk dış politikasını değerlendirdi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sinop Sinop’ta tüketici şikayetleri: 150 başvuru Sinop İl Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığı, 2026 yılı Şubat ayı raporunu açıkladı. Buna göre, ay içinde toplam 150 adet başvuru alınırken, en fazla şikâyet edilen ürün ve hizmet grupları belirlendi. Başvuruların dağılımına bakıldığında, 16 adet ile ayakkabı, 10 adet ile diğer perakende ticaret ürünleri, 8’er adet ile GSM aboneliği ve cep telefonu, 7’şer adet ile elektrik süpürgesi ve cep telefonu, 6’şar adet ile elektrik aboneliği, mobilya ve kıyafet, 5’er adet ile çamaşır makinesi ve kredi kartı üyelik ücreti, 4’er adet ile internet aboneliği, diğer finansal hizmetler, diğer ev elektroniği ürünleri, sağlık ve yolcu taşıma, 3’er adet ile kargo taşıma, eğitim, saat, otomotiv, motosiklet ve diğer hizmetler şeklinde kayıtlara geçti. Şubat ayında yapılan toplantılarda ise 149 adet karar verildi. Bu toplantılarda en çok şikâyet edilen ürün ve hizmet grupları ise şu şekilde gerçekleşti: 15 adet ile kıyafet, 10’ar adet ile GSM aboneliği, diğer finansal hizmetler ve ayakkabı, 8 adet ile cep telefonu, 7’şer adet ile diğer perakende ticaret ürünleri ve mobilya, 6 adet ile elektrik süpürgesi, 5 adet ile internet aboneliği, 4’er adet ile yolcu taşıma, diğer ev elektroniği ürünleri, otomotiv, motosiklet, kredi kartı üyelik ücreti, platform yayın abonelikleri ve diğer hizmetler. Sektör bazında değerlendirildiğinde ise en çok başvuruların sonuçlandığı sektörler sırasıyla; 85 adet ile perakende ticaret, 21 adet ile abonelik hizmetleri (kredi kart aidatları, kredi işlemleri vb.), 20 adet ile finansal hizmetler, 9 adet ile ulaşım/sağlık/eğitim hizmetleri ve 5 adet ile diğer hizmetler (tadilat, terzi vb.) olarak kayıtlara geçti. Şubat ayında yapılan toplantılar sonucunda alınan 149 karardan 76’sı lehine, 67’si aleyhine, 6’sı ise görevsizlik kararı olarak belirlendi.
İzmir Koklear İmplant ile bebekler de yaşlılar da duyabiliyor Prof. Dr. Mehmet Ziya Özüer, işitme kaybının erken teşhis ve doğru tedaviyle büyük ölçüde çözülebildiğini söyledi. Özüer, koklear implantın hem doğuştan işitme kaybı yaşayan bebeklerde hem de ileri yaşta ortaya çıkan işitme kayıplarında başarıyla uygulanabildiğini belirtti. Prof. Dr. Özüer anne babalara seslenerek "Bebek yüksek sese tepki vermiyorsa, ismi söylendiğinde dönüp bakmıyorsa ya da iki yaşına geldiği halde konuşmuyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalı. Günümüzde işitme kaybını bir yaşından önce belirlemek mümkün." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ziya Özüer, yaptığı açıklamada her bin bebekten 1-3’ünün işitme kaybıyla dünyaya geldiğine dikkat çekti. Özüer, Türkiye’de 2008 yılından bu yana tüm yeni doğanlara işitme taraması yapıldığını, doğumdan hemen sonra yapılan taramalar sayesinde işitme kaybının erken dönemde belirlenebildiğini söyledi. Tarama sonucu işitme kaybı tespit edilen bebeklerin öncelikle işitme cihazı ile desteklendiğini belirten Özüer, cihazdan yeterli fayda sağlanamayan ileri derecede işitme kayıplarında ise koklear implant ameliyatının devreye girdiğini ifade etti. İç kulaktaki hücreleri Bypas ederek siniri uyarıyor Koklear implantın çalışma prensibi konusunda bilgi veren Prof. Dr. Özüer, şöyle konuştu: "Koklear implant, ses enerjisini alıp bir işlemciden geçirerek elektrik enerjisine dönüştüren bir yöntemdir. İç kulakta işitmeden sorumlu tüylü hücreler hasarlı olduğunda bu hücreleri baypas ederek doğrudan işitme sinirini uyarır. Böylece ses sinyalleri doğrudan beyne iletilir. Bu yöntem sayesinde ileri derecede işitme kaybı olan çocuklar yaşıtları gibi konuşabilir, okula gidebilir ve sosyal hayata katılabilir, topluma kazandırılır. Her ne kadar ülke genelinde tarama yapılsa da bazı durumlarda işitme kaybı daha geç fark edilebiliyor. O nedenle aileler uyanık olmalı. Erken teşhis çocukların dil gelişimi ve eğitim hayatı açısından büyük önem taşıyor. Bebek yüksek sese tepki vermiyorsa, ismi söylendiğinde dönüp bakmıyorsa ya da iki yaşına geldiği halde konuşmuyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalı. Günümüzde işitme kaybını bir yaşından önce tespit etmek mümkün." Yetişkin ve yaşlılarda da uygulanıyor Öte yandan, koklear implantın sadece çocuklara yönelik bir uygulama olmadığını belirten Prof. Dr. Özüer, erişkin ve ileri yaş hastalarda da ameliyatın başarıyla yapıldığını söyledi. Özüer, "Ani işitme kaybı, otoskleroz, Meniere hastalığı ya da kronik orta kulak iltihabı gibi nedenlerle gelişen ileri derecede işitme kayıplarında da koklear implant uygulanabiliyor. İşitme cihazından fayda görmeyen yetişkin ve yaşlı hastalarımız da bu yöntemle yeniden duyabiliyor. Gelişen teknoloji sayesinde artık hem bebekler hem de ileri yaştaki bireyler işitme kaybı nedeniyle sosyal hayattan kopmak zorunda kalmıyor" dedi.
İstanbul İstanbul’da hayat kurtaran kadın sürücüler Motorlu ambulans ve ambulans direksiyonunda görev yapan kadın sağlık çalışanları, özverileriyle takdir topluyor İstanbul’da görev yapan motorlu ambulans sürücüsü Sevinç Keskinoğlu ile ambulans sürücüsü Esma Dandıl, zorlu mesailerine rağmen hayat kurtarmak için direksiyon başında görev yapıyor. Yıllardır sahada çalışan iki sağlık görevlisi hem mesleklerine olan sevgileri hem de kadınların her alanda başarılı olabileceğini göstermeleriyle dikkat çekiyor. "Motosiklet kullanmak benim için bir tutku" Motosiklet kullanma tutkusu olduğunu ifade eden Motorlu Ambulans sürücüsü Sevinç Keskinoğlu, "Ambulans servisinde yaklaşık dokuz yıldan beri görev yapmaktayım. Sağlıkçı olarak başladığım bu mesleğe kurumumuz tarafından verilen ast eğitimini sonra sürücülüğe geçtim ve sürücü olarak devam etmekteyim. Motosiklet kullanmak benim için bir tutku. Bu tutkuyu da mesleğimde kullandığım için birleştirdiğim için çok mutluyum. kadınlar her işin üstesinden gelir. sahada olumlu ve olumsuz yönlerini görebiliyoruz tabii ki de olumlu olarak tabii önce bir şaşırıyorlar. sonra takdir ediyorlar. insanlardan daha fazla duyarlı olmalarını istiyoruz. Zaten bu mesleğin zorluğuyla bir karşı karşıyayız. Biz bu mesleği iş gözüyle değil de görev bilinciyle yaklaştığımız için zaten zorlukları tolere edebiliyoruz. Sadece sürücülerden işte vatandaşlardan halkımızdan bize karşı daha duyarlı olmalarını istiyoruz" dedi. "Tepkiler beni daha çok motive ediyor" Gelen tepkilerden motive olduğunu söyleyen ambulans sürücüsü Esma Dandıl ise "Yaklaşık on üç senedir bu mesleği yapıyorum sağlıkçı olarak. Son beş senedir de ambulans sürücülüğü yapıyorum. Bütün eğitimlerimi tamamladıktan sonra aktif sürücülük yapıyorum şu an. Seviyorum. Çok seviyorum ambulans sürmeyi ve çevreden aldığım tepki Tabii ki bu konuda beni daha çok motive ediyor. Genelde olumlu tepkiler alıyoruz. Tebrik ediyorlar. Helal olsun diyorlar. Ilk defa böyle bayan sürücü görüyoruz diyorlar. Bu da benim hoşuma gidiyor açıkçası. Yani şöyle mesleğimden dolayı zaten içinde olduğum için araba kullanmayı sevdiğim için de ben kendi isteğimle sürücülük yapmaya devam ediyorum şu an. İstanbul fermuar tekniği maalesef ki çok iyi uygulanmamakta. Bu konuda vatandaşlardan yardımcı olmalarını talep ediyoruz. bu konuda bize ne kadar yardımcı olabilirlerse seviniriz" diye konuştu.