MAGAZİN - 23 Eylül 2021 Perşembe 15:50

Ünlü modacı Cemil İpekçi, Sonsuz Şükran Köyü’ndeki kerpiç evini atölyeye dönüştürecek

A
A
A
Ünlü modacı Cemil İpekçi, Sonsuz Şükran Köyü’ndeki kerpiç evini atölyeye dönüştürecek

Konya’nın Hüyük ilçesinde yaklaşık 11 yıl önce kurulan Sonsuz Şükran Köyü’nde bir kerpiç evi yer alan ünlü modacı Cemil İpekçi, buradaki evini bir okul dersler de vereceği bir minik atölye haline dönüştürmek istediğini söyledi.

Konya’nın Hüyük ilçesinde yaklaşık 11 yıl önce kurulan Sonsuz Şükran Köyü’nde bir kerpiç evi yer alan ünlü modacı Cemil İpekçi, buradaki evini bir okul dersler de vereceği bir minik atölye haline dönüştürmek istediğini söyledi.


Sonsuz Şükran Köyü’nde gazetecilere açıklamalarda bulunan İpekçi, uzun zamandır gelemediği Sonsuz Şükran Köyü’nde bundan böyle daha çok sık kalacağını söyledi. Bir vazife nedeniyle öğretmen olarak 2 sene Hollanda’da kaldığını ifade eden Cemil İpekçi, "Ondan sonra da hemen pandemi çıktı, 1,5-2 sene de o, 4 sene. Ondan evvel de bazı projelerim vardı. Tabii ki o projeleri de yapmak mecburiyetindeydim. Onun için gelemedik. Artık kararı verdik, buradaki ev de bitti çünkü tamamen. İnşallah eşyalarım da geldi, yerleşecek. Bundan sonra daha sık burada olacağım Allah nasip ederse. Çünkü biz Bektaşiler deriz ki; hani ’kullar program yapar Rabbim gülermiş yukarıda’, onun için çok program yapmıyorum, bu yunus Emre’nin buraya ağacının dikilişi bile tesadüf değil bence. Bir Yunus Emre aşığı olarak tam benim geldiğim anda dikilmesi bile bir mesajdı. Allah nasip ederse burada daha çok olacağım herhalde” şeklinde konuştu.



"Burada Allah’a daha yakın hissediyorum kendimi"


Sonsuz Şükran Köyü’nün ilk kurulduğu günden bu yana geldiği noktayı da mukayese eden İpekçi, köye ilk geldiğinde kerpiç evlerin inşaatında da çalıştığını hatırlatarak, “Ben ilk geldiğimde hatırlarsınız böyle kerpiçleri ayaklarımızı basarak yapıyorduk. Hatta bir eşek vermişlerdi, eşek arabasıyla dolaşmıştım ‘karanfil’ adlı bir eşek. Çok da keyifliydi ve tek bir ağaç bile yoktu. Burası çorak bir yerdi. İlk başlayan evlerden biriydi benimki de. Şu anda tabii ki artık bir köy olmuş, yani oturanlarıyla, meyveleriyle, her şeyi ile beraber bir köy oluşmuş. En önemlisi de galiba ben buna da inanırım; galiba bu topraklar sevdiğini alıyor, sevmediğini almıyor. Yani onun için de yine dün bir sürü komşularımızla beraberdik. Sanki binlerce yıldır beraberiz de aileyiz gibi. Herkes böyle imece usulü, tabak kaldırıyor, bulaşık yıkıyoruz, onu yapıyor, bunu yapıyor. Dediğim gibi tam Yunus Emre’ye uygun bir şey. Buraya geldiğiniz dakika insan olduğunuzu hissediyorsunuz. Bence Şükran Köyü’nün en önemli tarafı bu. Yani burada makam, şöhret, hiç önemli değil ki. Hakikaten çok dünyevi şöhreti olan insanlar da var, makamları olan insanlar da var. Ama şurada hep beraber bir araya gelindiğinde, herkes insanca birbiriyle kucaklaşarak sevgi paylaşarak beraber oluyor. Bu bir Rönesans esasında. Yani Türkiye’de bir Rönesans, baktığınız zaman hem kültür Rönesansı ve bence inanç Rönesansı da. Çünkü, bilmiyorum neden ama ben burada Allah’a daha yakın hissediyorum kendimi. Daha Allah’la bütünleşiyorum, çünkü sevginin olduğu yerde Allah’ın olduğuna inanıyorum. Burada da o kadar çok sevgi var ki, sanki böyle hani onun rahmeti hepimizi kucaklıyor gibi. Tabi bir de unutmamak lazım, Konya’ya çok yakınız. Hazreti Mevlanamızın muhakkak ki enerjisi buralara geliyordur, Hazretlerin. Bana hem inançta hem duyguda çok şey veriyor. Bu sefer çok mutlu oldum. Bir de uzun zamandan beri akşam 24.00’te uyumamıştım. Sabah 05’lerde uyuyordum, sabah erken kalkamıyordum. İki günden beri 24.00’te uyuyorum. Sabah 09’da kalkıyorum normal bir hayata döndüm gibi ve yorgun da hissetmiyorum kendimi. Bir de Bodrum’un sıcağından sonra burası fevkalade idi” diye konuştu.



"Burada da ders vermek istiyorum"


Pandemi sürecinde yürüttüğü çalışma ve yeni projelerden de söz eden ünlü modacı Cemil İpekçi, pandemiye Türkiye’de yakalandığını anlattı. Hollanda’dan geldikten sonra Bodrum’a tatile gittiğini aktaran Cemil İpekçi, ardından pandeminin başladığını ve 1,5 sene hapis olduğunu, bir şey yapamadığını ifade etti. Atölyesini Bodrum’a evimin yanına taşıdığını dile getiren İpekçi, "Şu anda artık İstanbul’da sade ofisim var ama atölyem yok. Bodrum’da, atölyem var. Bir de Allah kısmet ederse, şimdi işte evi ona göre hazırlıyorum. Burada da bir minik atölye yapacağım. Daha çok benim burada yapmak istediğim; bildiğiniz gibi ben Mardin’de bir okul açmıştım, 4 sene müddetle. Mardin’deki köydeki hanımlara ki 170 hanıma yakın insan yetiştirdim orada 4 senede. Burada da muhakkak ki evimi hafif hem ev hem atölye hem okul gibi yapabilirsem burada da muhakkak ki çok insan vardır öğrenmek isteyen. Burada da ders vermek istiyorum. Burada da o hanımlara katkıda bulunmak istiyorum. Bodrum’da ne yaptınız derseniz, beni ilk 4 yaşında yakalamışlar işleme yaparken. 12 yaşına kadar hep işleme yaptım, çini iğnesi, kanaviçeler, rokoko hepsini yaptım. 12 yaşında bırakmıştım. Bu pandemide birden bire tekrar işlemeye başladım. Şu anda bir 10-12 parça işledim, 25 parçayı bulacak. Herhalde bir de takıya başladım. Ankara’da bir firma ile beraber işlemelerimin takılarını yapıyorum. Kısmetse gene diyorum program bu da; yukarısı ne diyecek bilmiyorum" dedi.



"Türkiye’de sanata ve sanatçıya çok fazla değer verilmiyor"


2022 yılının Nisan ayına doğru bir sergi açmak istediğini belirten Cemil İpekçi, "İlk Ankara, sonra İstanbul, burada da açarım. Cemil İpekçi işlemeleri. İşte işlemelerim de nedir? Esmaları işliyorum, Yunus Emre’nin güzel sözlerini işliyorum, etrafına kendi bütün bizim Osmanlı çiçeklerimizi, Anadolu çiçeklerimizi işliyorum. Şu anda elbise de yapıyorum ama daha çok işlemedeyim. Yani bir de 1977’de resmi bırakmıştım. Ben esas resim bölümü de mezunuyum. 77’de son tablomu satıp resmi bırakmıştım. Sanıyorum bugünlerde tekrar resme geri döneceğim. Bunlar projeler ama hangileri hayata geçecek hep beraber yaşar görürüz” şeklinde konuştu.


Sanata ve sanatçıya Türkiye’de çok fazla değer verilmediğini de savunan Cemil İpekçi, halkın sanatçıları çok sevdiğini ancak artık bunun yeterli olmadığını söyledi. Türkiye’nin Edirne’sinden, Diyarbakır’ına kadar sanat dolu bir ülke olduğunu vurgulayan İpekçi, Batı’nın sanata ve sanatçılara verdiği desteğin örnek alınması gerektiğini dile getirdi. Anadolu’nun binlerce yıllık bir medeniyetin göbeği olduğunu hatırlatan İpekçi, o bakımdan biraz üzgün olduğunu çünkü her türlü sanata halkın dışında bir ilgi görmediğini sözlerine ekledi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Polis Teşkilatı’nın 181. yılı Kdz. Ereğli’de törenle kutlandı Türk Polis Teşkilatı’nın 181. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Zonguldak’ın Karadeniz Ereğli ilçesinde tören düzenlendi. Atatürk Anıtı önünde gerçekleştirilen programa ilçe protokolü, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının başkan ve üyeleri ile basın mensupları katıldı. Törende çelenk sunumunun ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Günün anlam ve önemine ilişkin konuşmayı Karadeniz Ereğli İlçe Emniyet Müdürü Hasan Ünlü yaptı. Ünlü, Türk Polis Teşkilatı’nın 181 yıllık köklü geçmişiyle milletin huzur ve güvenliğini sağlamak adına büyük bir özveriyle görev yaptığını ifade etti. Polis teşkilatının hukukun üstünlüğünü esas alan, temel hak ve özgürlüklere saygılı bir anlayışla çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Ünlü, "Teşkilatımız; terörle mücadeleden organize suçlara, uyuşturucu ile mücadeleden düzensiz göçle mücadeleye, trafik güvenliğinden asayiş hizmetlerine kadar geniş bir alanda gece gündüz demeden görevini sürdürmektedir" dedi. İlçede daha huzurlu ve güvenli bir ortam oluşturmayı hedeflediklerini vurgulayan Ünlü, özellikle uyuşturucuyla mücadelenin öncelikleri arasında yer aldığını söyledi. Vatandaş desteğinin önemine dikkat çeken Ünlü, Ereğli halkına duyarlılıklarından dolayı teşekkür etti. Polislik mesleğinin fedakârlık ve sorumluluk gerektirdiğini dile getiren Ünlü, görevlerini aynı azim ve kararlılıkla sürdüreceklerini belirterek, Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm şehitleri rahmetle, gazileri ise minnetle andı. Tören, katılımcıların hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi.
Mersin Çokkeser’den Toroslar Belediyesine ’ihale’ ve ’israf’ iddiası AK Parti Toroslar İlçe Başkanı Ferdi Çokkeser, CHP’li Toroslar Belediyesinde kamu kaynaklarının korunmadığını, şeffaf ve hesap verebilir belediyecilik anlayışının bulunmadığını, ihale süreçlerinin mevzuata uygun yürütülmediğini, israfın önlenemediğini ve mali disiplinin sağlanamadığını öne sürdü. Çokkeser, ilçe binasında düzenlediği basın toplantısında Toroslar Belediye Meclisi Denetim Komisyonu raporuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. AK Partili ve Cumhur İttifakı Belediye Meclis üyeleri tarafından verilen muhalefet şerhinin kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin ciddi sorunları ortaya koyduğunu ifade eden Çokkeser, kamuoyunu doğru bilgilendirme sorumluluğu kapsamında açıklama yaptıklarını belirtti. Toroslar Belediyesinin 2025 yılı mali verilerine değinen Çokkeser, belediyenin yılı 167 milyon TL bütçe açığıyla kapattığını savundu. Ortaya çıkan açığın mali yönetimde planlama eksikliğini gösterdiğini öne süren Çokkeser, kaynak kullanımında israf ve savurganlık anlayışının hakim olduğunu iddia etti. Denetim sürecinde elde edilen bulgulara göre Cumhurbaşkanlığı Tasarruf Tedbirleri Genelgesine uyulmadığını ileri süren Çokkeser, Devlet Malzeme Ofisi aracılığıyla temin edilmesi gereken birçok ürünün doğrudan temin yoluyla alındığını ve bunun belediye bütçesine gereksiz yük oluşturduğunu söyledi. Temsil, ağırlama, organizasyon ve tanıtım harcamalarında da gerekli hassasiyetin gösterilmediğini iddia eden Çokkeser, yüksek maliyetli etkinliklerin sürdürüldüğünü belirtti. Doğrudan temin alımlarındaki artışa dikkat çeken Çokkeser, "Raporda en dikkat çeken hususlardan biri ise doğrudan temin alımlarındaki olağanüstü artıştır. 2025 yılı içerisinde yapılan 522 alımın 486’sının doğrudan temin yoluyla gerçekleştirilmiş olması, ihale süreçlerinin sistematik biçimde devre dışı bırakıldığını göstermektedir. Bu tablo; rekabeti ortadan kaldırmakta, şeffaflığı zedelemekte ve kamu zararına açık bir yapı oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı. Bazı işlerin ihale limitlerinin altında tutulacak şekilde bölündüğünü, planlanabilir organizasyonların ihalesiz gerçekleştirildiğini ileri süren Çokkeser, bu uygulamaların kamu ihale mevzuatının rekabet, şeffaflık ve eşit muamele ilkeleriyle çeliştiğini söyledi. Denetim raporunda yer alan örneklere de değinen Çokkeser, milyonlarca liralık organizasyon harcamalarının piyasa değerlerinin üzerinde gerçekleştirildiğini iddia etti. Aynı etkinlik için farklı kalemlerde ayrı ayrı doğrudan temin yapıldığını ve toplam maliyetin arttığını savunan Çokkeser, "Sadece iki günlük bir etkinlik için yapılan harcamaların 18 milyon TL’yi aşması ve bazı kalemlerde piyasa fiyatlarının katbekat üzerinde ödemeler yapılması, kabul edilemez bir tabloyu gözler önüne sermektedir" dedi. Belediye bünyesinde yapılabilecek bazı hizmetlerin dışarıdan yüksek bedellerle satın alındığını da iddia eden Çokkeser, bazı teknik rapor ve test sonuçlarının Denetim Komisyonuna sunulmadığını belirtti. "Şeffaf olan saklamaz. Saklayan hesap veremez" diyen Çokkeser, CHP’li Toroslar Belediyesinde kamu kaynaklarının korunmadığını, şeffaf ve hesap verebilir belediyecilik anlayışının bulunmadığını, ihale süreçlerinin mevzuata uygun yürütülmediğini, israfın önlenemediğini ve mali disiplinin sağlanamadığını öne sürdü. Toroslar halkının bütçesinin kamu yararı, mali disiplin ve hukuka uygunluk çerçevesinde yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Çokkeser, sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını kaydetti.
Samsun Canik’e yeni atık noktaları Samsun’un Canik ilçesinde belediye tarafından hayata geçirilen sıfır atık uygulamaları, yeni geri dönüştürülebilir atık noktalarıyla genişletiliyor. Canik Belediyesi, ilçe genelinde kurduğu mobil sıfır atık getirme merkezleri ve geri dönüştürülebilir atık noktalarının sayısını artırarak uygulamayı yaygınlaştırıyor. Toplanan atıkların ayrıştırılmasıyla hem ekonomiye katkı sağlanıyor hem de çevresel sürdürülebilirlik güçlendiriliyor. Belediyenin dikkat çeken uygulamaları arasında, geri dönüştürülen atıklardan üretilen çöp konteynerleri de yer alıyor. Bu yöntemle hem farkındalık oluşturuluyor hem de atıkların yeniden üretim döngüsüne kazandırılması sağlanıyor. Ayrıştırılan evsel atıkların enerjiye dönüştürülmesiyle de enerji tasarrufu elde ediliyor ve sera gazı salınımının azaltılmasına katkı sunuluyor. Sıfır atıkta öncü projeleri hayata geçirmeyi sürdürdüklerini belirten Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, "Canik’te sıfır atık kültürünü yaygınlaştırıyor, gelecek nesillere daha yaşanılabilir bir dünya bırakmak için çalışıyoruz" dedi. Canik’te etkin bir şekilde devam ettirdikleri sıfır atık uygulamalarıyla enerji tasarrufu sağladıklarını aktaran Sandıkçı, "Canik’imizde sıfır atığa yönelik örnek projelerimize yenilerini eklemeye devam ediyoruz. Atık yönetimi uygulamalarımızı etkin bir şekilde sürdürüyoruz. İlçemizde oluşturduğumuz atık toplama alanlarıyla geri dönüştürülebilir atıkları, evsel atıklardan ayrı bir şekilde sınıflandırılmasını sağlıyoruz. Geri dönüştürülebilir atıkların yeniden kazanımıyla ülke ekonomisine katkılar sunuyor, ayrıca evsel atıkların enerjiye dönüşümünü sağlıyoruz. Bu dönüşüm süreciyle enerji tasarrufu sağlıyoruz. Atık oluşumunu en aza indirmenin ve kaynakların verimli kullanılmasının merkezinde olduğu sıfır atık projelerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz" diye konuştu.