ASAYİŞ - 01 Mayıs 2026 Cuma 10:01

Yalova’daki terörist ile HTS kaydına "hurma" savunması

A
A
A
Yalova’daki terörist ile HTS kaydına "hurma" savunması

Yalova’da 3 polisin şehit olduğu terör örgütü DEAŞ operasyonunun ardından yürütülen soruşturma kapsamında Kocaeli’de tutuklanan ve hakkında 15 yıla kadar hapis cezası istenen sanık Rıza Turgay L., delil yetersizliğinden beraat etti. Seyyar satıcı olan sanık, çatışmada öldürülen teröristle olan telefon irtibatını ise "Bana hurma fiyatı sormak için aradığını düşünüyorum" sözleriyle savundu.


Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan yargılanan tutuklu sanık Rıza Turgay L. (45) ile avukatı Gizem Dirbisoğlu katıldı.



İddianameden detaylar


Duruşmada, terör örgütü DEAŞ’ın hücresel yapılanmasına dikkat çekilen iddianamenin detayları okundu. İddianamede, 29 Aralık 2025’te Yalova’daki çatışmada etkisiz hale getirilen terörist Zafer Umutlu’nun kullandığı "@zafer_ebuhafsa" uzantılı Telegram hesabında ses kaydının bulunduğu, örgütsel paylaşımlar yapıldığı ve şahsın bir sosyal medya grubuna da üye olduğu belirtildi.


Soruşturma dosyasında ayrıca, terörist Zafer Umutlu’nun Temmuz 2025’te Semih Can Y.’den 100 bin lira borç istediği, Semih Can Y.’nin HTS kayıtları incelendiğinde ise sanık Rıza Turgay L. ile iletişimde olduğunun tespit edildiği bilgisi yer aldı. Sanığın Kocaeli’nin Darıca ilçesindeki evinde 31 Aralık 2025’te yapılan aramalarda ise terör örgütü DEAŞ’ın flaması, amblemini içeren ve suç unsuru olduğu değerlendirilen üzerinde Arapça yazılı siyah bere ile metal anahtarlık ele geçirildiği kaydedildi.


Ayrıca, iddianamedeki dijital verilerde ise L.’nin rehberinde Yalova’daki çatışmanın faillerinden Zafer Umutlu’nun "Zafer Yalova" adıyla kayıtlı olduğu ve ikili arasında 26 Şubat - 14 Aralık 2025 tarihleri arasında WhatsApp üzerinden irtibat kurulduğu ifade edildi.



"Teröristin beni hurma fiyatı sormak için aradığını düşünüyorum"


Kimlik tespitinde aylık 20 bin lira geliri olduğunu ve seyyar satıcılık yaptığını belirten sanık Rıza Turgay L., hakkındaki suçlamaları reddederek, terör örgütüyle hiçbir bağlantısının ve irtibatının bulunmadığını savundu. HTS kayıtlarında irtibatı tespit edilen terörist Zafer Umutlu’yu tanımadığını öne süren sanık savunmasında, "Zafer Umutlu’yu tanımıyorum. Olay sonrası araştırdığımda benden hurma fiyatını sormak için arayan şahıslardan olduğunu düşünüyorum. Semih Can Y.’yi ise tanıyıp tanımadığımı bilmiyorum ancak Semih adlı kendisine telefon parçası sattığım bir şahıs vardır, soruşturma aşamasında bundan bahsetmiştim, bu şahısla görüşmüşsem iş nedeniyledir, hiçbir yere ortak seyahatimiz olmadı. Mehmet Cami Sordabak’ı ise tanımıyorum. 4 kez irtibatımın telefon malzemesi satışından dolayı olabileceğini düşünüyorum" dedi.



"Bere ve anahtarlığı Eminönü’nden aldım"


Sanık, savunmasına şöyle devam etti:


"Telefonumda tespit edilen videonun örgütsel bir yönü yoktur, ne şekilde telefonuma geldiğini hatırlamıyorum. İnternet sitelerinden gezindiğim linklerden yanlışlıkla basmam nedeniyle telefonuma inmiş olabilir, bilinçli şekilde kaydetmedim. İddianamede belirtilen anahtarlık ve berenin örgüt mensuplarınca kullanıldığını soruşturma aşamasında öğrendim. Ben bunları Eminönü’nden satın aldım, suç oluşturduğunu bilmiyordum. Üzerlerinde DEAŞ ile ilgili hiçbir şey yazmaz. Ben daha önce DEAŞ’a üyelik suçundan yargılandım ve hakkımda beraat kararı verildi, kesinleşti. Suçsuzum, beraatimi talep ediyorum."



"Bere ve anahtarlık hala internet siteleri üzerinden de satılan eşyalardır, bakılabilir"


Sanık avukatı Gizem Dirbisoğlu da müvekkilinin savunmasına katıldığını belirterek, "İddianamede suçlamaya dayanak yapılan bere ve anahtarlık hala internet siteleri üzerinden de satılan eşyalardır, bakılabilir. Ayrıca Mehmet Cami Sordabak ve Zafer Umutlu ile müvekkilimin birebir irtibatı yoktur, geniş kapsamlı Whatsapp grubunda yer almaları nedeniyle irtibatlı olduğu tespit edilmiştir. İddianame içeriğinde de internet tabanlı programlar üzerinden iletişimi olduğu tespiti yapılmış olup bu savunmamızı doğrulamaktadır, örgüte üye olduğuna dair somut hiçbir delil yoktur, beraatini ve tahliyesini talep ediyoruz" diye konuştu.



Karar açıklandı


Esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın silahlı terör örgütü DEAŞ’ın hiyerarşik yapısı altında faaliyet yürüttüğünü ve örgüt içindeki eylemlerini örgütün amaç ile hedeflerini bilerek, isteyerek gerçekleştirdiğini belirterek, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamını istedi.


Dosyayı inceleyen mahkeme heyeti ise sanığın isnat edilen suçu işlediğine dair savunmasının aksini ispatlayan, mahkumiyetine yeterli açık, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince sanığın beraatine ve tahliyesine karar verdi.



Yalova’daki terörist ile HTS kaydına "hurma" savunması

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir İzmir’in bağcılık mirası için yeni adım: Bağ Yolu tanıtıldı İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde hayata geçirilen ’İzmir Bağ Yolu’, İZFAŞ tarafından Fuar İzmir’de düzenlenen Olivtech-12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı’nda gerçekleştirilen programla tanıtıldı. Proje, İzmir’in köklü bağcılık kültürünü korumayı, görünür kılmayı ve sürdürülebilir turizm anlayışıyla geleceğe taşımayı hedefliyor. İzmir Bağ Yolu’nun temeli, Avrupa Konseyi Kültür Rotaları arasında yer alan Iter Vitis üyeliği ile atıldı. Bu üyelik sayesinde İzmir, bağcılık mirasını uluslararası ölçekte temsil eden kentler arasındaki yerini aldı. İzmir Bağ Yolu’nun tanıtım programına İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi Turizm ve Fuarlar Komisyonu Başkanı Seyhan Müşerref Kuralı, Anadolu Gastronomi Turizmi Derneği Başkan Yardımcısı Yalçın Güçer, Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Banu Ayhan, Menderes Belediye Başkan Yardımcısı Rüzgar Sönmez, Torbalı Belediye Başkan Yardımcısı Murat Gilgil, İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, SKAL İzmir Başkanı Aydın Tokbaş, İzmir Ticaret Odası Meclisi Konaklama Komitesi Başkanı Ahmet Kilimci, TÜRSAB Ege BTK Yönetim Kurulu üyeleri, firma ve sektör temsilcileri katıldı. "Bu hikayenin kendisi de biziz" Programın açılışında konuşan Anadolu Gastronomi Turizmi Derneği Başkan Yardımcısı Yalçın Güçer, İzmir’in gastronomi ve bağ turizmi potansiyeline dikkat çekti. Güçer, "Üzümün ve şarabın gen kaynağı olan bu coğrafyanın yeniden güçlü bir kültür rotasıyla temsil edilmesi büyük bir anlam taşıyor. Yaklaşık 15 yıl boyunca bu ölçekte bir yapılanma yoktu ancak kararlı bir çalışmayla kısa sürede Avrupa ölçeğinde en hızlı büyüyen ağlardan biri haline geldik. Bu rota, kültürel mirasımızı yalnızca anlatmakla kalmıyor, onu bir deneyime ve ekonomik değere dönüştüren bütüncül bir yaklaşım sunuyor. İzmir ise bu hikayenin en güçlü duraklarından biri. Bu potansiyelin ekonomik hayatın içinde yer alması gerekiyor. Çünkü bir rotanın anlam kazanabilmesi için hikayeleştirilmesi şart. Bu hikayeyi anlatanlar biziz; aslında bu hikayenin kendisi de biziz. Bu nedenle bu değeri birlikte üretmek, birlikte anlatmak ve kalıcı bir ekonomik karşılığa dönüştürmek zorundayız" dedi. Pozitif birlikteliğe dikkat çekti Iter Vitis Başkanı Emanuela Panke, gönderdiği video mesajda İzmir’de aktif ve dinamik bir bağcılık topluluğu olduğunu ifade ederek, pozitif ve motive olmuş birlikteliğin birçok destinasyonda olmadığını sözlerine ekledi. İzmir Bağ Yolu’nun da bu pozitif birlikteliğin bir kanıtı olarak başarılı olacağını belirten Panke, İzmir’in doğal güzelleri ve kaliteli turizm ürünleriyle daha iyi yerlere geleceğine inandığını ifade etti. "Bölgesel refahı destekliyor" İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay ise, "Oluşturduğumuz İzmir Bağ Rotası yerel üreticilerimizi destekleyen, kırsal kalkınmayı teşvik eden, kültürel mirasımızı koruyan ve ziyaretçilere özgün deneyimler sunan bütüncül bir model olarak öne çıkmakta. Bu rota sayesinde yalnızca şarap üretimi değil; gastronomi, kültür, turizm ve yerel ekonomi arasında güçlü bir bağ kurulmakta" dedi. İzmir’in bağcılık mirasının uluslararası platformlarla buluşacağını ifade eden Prof. Dr. Okyay, bağ evleri ve şaraphanelerden kültürel miras alanlarına, gastronomi duraklarından konaklama tesislerine kadar uzanan geniş bir ekosistem oluştuğunu, bu yapının yalnızca turizmi değil, aynı zamanda yerel kalkınmayı ve bölgesel refahı da desteklediğini dile getirdi. Ortak hareket çağrısı yaptı Kültürel mirasın korunması ve doğru anlatılmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Okyay, "Bu çalışmaların uluslararası ölçekte nasıl karşılık bulduğunu gördükçe kendimizi nasıl anlattığımızın ne kadar belirleyici olduğunu daha iyi anlıyoruz. Bu süreç sizlerin katkılarıyla mümkün oluyor. Hepinize İzmir adına çok teşekkür ediyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak süreci kolaylaştırmak için buradayız. Turizm Şube Müdürlüğümüz bu işe gönül verdi. Birçok farklı ağda, farklı destinasyonlarla birlikte çalışıyoruz. Birlikte çalışmak bu işin en önemli noktası. Burası Homeros’un memleketi, öyküler elbette bizim olacak. Bu öyküyü çok daha geliştireceğimizi biliyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak biz buradayız, birlikte yol almaya devam edelim. İlçe belediye başkanlarımız burada, sizler buradasınız. Bu birliktelikten çok daha güzel çalışmalar çıkacak" diyerek İzmir’in potansiyelinin ekonomik değere dönüştürülmesi için ortak hareket çağrısı yaptı. Ortak marka çatısı Turizm Şube Müdürlüğü Birim Şefi Sinem Soygül, İzmir Bağ Yolu hakkında bir sunum yaptı. Sunumda rotanın hedefleri, üyelik kriterleri ve gelecek dönem planları paylaşıldı. Program kapsamında İzmir Bağ Yolu’nda yer alan ilçelerin belediye başkanları ve başkan yardımcıları, kendi bölgelerinde yer alan işletmelere üyelik sertifikalarını sundu. Ayrıca Efes Tarlası Yaşam Köyü için Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel’e Iter Vitis Onursal Üyelik Sertifikası takdim edildi. Urla Bağ Yolu Derneği’nin de Iter Vitis üyelik sertifikasını Urla Bağ Yolu Derneği Başkanı Serpil Erdurak, Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan ile birlikte aldı. İzmir Bağ Yolu ile birlikte üreticiler, yerel yönetimler ve turizm paydaşları ortak bir marka çatısı altında buluşacak. Hazırlanacak tur paketleri, eğitim programları ve uluslararası iş birlikleri ile İzmir’in bağcılık mirası dünya sahnesine taşınacak. İzmir Bağ Yolu’nda 17 işletme, 1 onursal üye, 4 tane aday üye yer alıyor.
Mersin Pasajda ölü bulunan Eyüp Can’ın ilk duruşması görüldü: Olay yerinde çifte keşif yapıldı Mersin’in Anamur ilçesinde 9 ay önce yaşanan kovalamaca sonrasında düştüğü ileri sürülerek bir pasajda ölü bulunan 12 yaşındaki Eyüp Can ile ilgili ilk duruşma görüldü. Duruşmada Eyüp Can’ı kovalarken görüntüleri ortaya çıkan tutuklu şüpheli ve tanıklar dinlenirken, olay yerinde hem gündüz hem de gece keşif yapıldı. Olay, 29 Temmuz 2025’te sabaha karşı Saray Mahallesi Atatürk Bulvarı üzerinde bulunan Osman Sinanoğlu isimli pasajda meydana geldi. İddiaya göre, şüpheli N.U. (24), dönercide çalışan 12 yaşındaki Eyüp Can Güner’i kovaladı. N.U., Eyüp Can’ı pasajın sokağına kadar takip etti. Bu esnada çocuk gözden kayboldu. Olayın ardından Eyüp Can’ın iş yerine geri dönmemesi üzerine, çalışanlar çocuğu aramaya başladı. Pasaj içerisine giren çalışanlar, çocuğu zemin katta hareketsiz halde yatarken buldu. Durum hemen 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, küçük çocuğun hayatını kaybettiğini belirledi. Yapılan otopside kafa travması, vücutta kemik kırıkları, kesi ve iç organ yaralanmaları sonucu hayatını kaybettiği tespit edildi. Gözaltına alınan şüpheli N.U. ’ihmali davranış sonucu ölüme sebebiyet verme suçundan adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi. Güvenlik kamerası görüntülerinde çocuğun sokakta yürüme anları ve ardından tutuklanan şahsın kovalamaya başlamasıyla kaçması yer aldı. "Şakalaşıp mutlu etmek isterken ölümüne neden olmuş" Olaydan 9 ay sonra bugün Anamur Adliyesi Anamur Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk duruşma görüldü. Duruşmaya Eyüp Can’ın ailesi, yakınları, tutuklu sanık N.U ve taraf avukatları katıldı. Duruşmada mahkeme heyeti, sanığı dinledi. Suçlamaları kabul etmeyen sanık," Ben saf bir insanım, çocukla çocuk, yaslı ile yaslı olurum, ben Eyüp Can’ı kovalarken neticenin bu şekilde olabileceğini asla ön göremezdim. Benim kasti veya ihmal veya taksirle yaptığım herhangi bir eylem yoktur. Benim çocuğu korkutmak veya darp etmek gibi bir eylemim olmadı, görüntülerde neden benden uzaklaşmaya çalıştığını bilmiyorum. Çocukla aramızda yakalayamazsın seklinde muhabbet olduğundan koşalım dedim. Amacım onunla şakalaşıp onu mutlu etmekti, çocuğu tam pasaja girerken bedenen görmedim fakat kıyafetlerinden gördüm. Ben pasajı turlarken pasajda başka bir canlı görmedim, pasajın kapısından çıkarken kedi gördüm. Pasajı ben ilk kez keşfetmiştim, pasajın iki kapısı varmış, ben ara sokaktaki kapıdan girdim ve çıktım, duyduğum tıkırtı sesi cadde tarafından geldi" diyerek kendini savundu. Olay gecesi dönercide bulunan müşterilerin de tanık olarak dinlendiği duruşmada, N.U.’nun Eyüp Can’a, ’sen bana terbiyesizlik yaptın bedelini ödeyeceksin’ gibi tehditlerde bulunup kafasına vurduğu ifade edildi. Tanıklar, N.U.’nun sarhoş olduğunu da ileri sürerken, sanık olaydan sonra eve gidince alkol aldığını söyledi. Test sonuçlarında uyuşturucu madde bulunan sanık ifadesinde Anamur’da bir kez, Adana’da bulunduğu sırada ise madde kullandığını itiraf etti. Taraf avukatları ve maktul yakınlarının dinlenmesinin ardından mahkemeye heyeti, sanığın kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması nedeniyle tutukluluk halinin devamı ile olay yerinde keşif yapılmasına karar vererek, eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Duruşma sonrasında açıklamada bulunan anne Güllü Can,"İlk duruşmamız oldu. Ben olayda oğlumun kafasında beyaz tozlar bulunduğunu, darp sonucu öldürüldüğünü söyledim. Akşam üzeri keşfe gideceğiz. Gece tekrar keşif yapılacak. Olayla ilgili detaylı araştırmaların yapılmasını istiyorum" dedi. Sanık sürekli çelişkili beyanlarda bulundu Müşteki avukatlarından Gurbet Bilbay ise "Az önce Eyüp Can’ın duruşmasından çıktık. Evet başta çok tereddütlerimiz vardı ama heyet bizim istediğimiz gibi konuştu. Hatta bizim sormak istediğimiz bütün soruları kendileri sordu. Hatta kendisine kasten adam öldürmeden ek bir beyan verilip verilmemesi soruldu. Bizim özellikle istediğimiz zaten ilk günden beri vurguladığımız Eyüp Can öldürüldü. Biz her zaman ilk günden beri kasten adam öldürmenin üzerinde duruyoruz. Kesinlikle bu olay ihmal olarak yapılmadı. Bununla ilgili zaten hakimimiz de bunun üstüne gitti. Vücudundaki kesikler ensesindeki kesikler olsun bunlar hepsi incelenecek. Sanık sürekli yok ay ışığı vardı, yok görmedim, yok zifiri karanlıktı gibi sürekli çelişkili beyanlarda bulundu. Eyüp Can’ın nasihat etmek için koştuğunu, poşeti attığını, terlikleri attığını söyledi ve kendisini yakaladığı zaman kendisine sarılacağını, okşayacağını hatta nasihat edeceğini söyledi. Zaten bu durum hayatın olağan akışına aykırı. Bu olay kesinlikle ihmali değil bir kasten adam öldürme" ifadelerini kullandı. Hem gündüz hem de gece keşif yapıldı Duruşma sonrasında dün saat: 18.00 sırlarında mahkeme heyeti olayın yaşandığı pasaja geldi. Pasajda incelemelerde bulunan heyet gerekli çalışmaları yaptıktan sonra ayrıldı. Gece 03.00 sıralarında tekrar pasaja geldiği öğrenilen mahkemeye heyetinin ikinci keşfi de gerçekleştirdiği bildirildi.
İstanbul FIFA Başkanı Infantino: "İran, 2026 FIFA Dünya Kupası’na katılacak" FIFA Başkanı Gianni Infantino, 76. FIFA Kongresi’nde yaptığı açıklamada, İran’ın 2026 FIFA Dünya Kupası’na katılacağını duyurdu. 76. FIFA Kongresi, 30 Nisan 2026’da Kanada’nın Vancouver kentinde toplandı. Kongrede, Kuzey Amerika’da düzenlenecek olan FIFA Dünya Kupası’nın, dünyanın dört bir yanından insanları uyum ve saygı içinde bir araya getireceği vurgulanırken, ırkçılığı ortadan kaldırma konusundaki kararlılık da yinelendi. 1976’da Montreal’de düzenlenen toplantıdan sonra Kanada’da düzenlenen ikinci kongre olan 76. FIFA Kongresi, Concacaf Başkanı Victor Montagliani ve Kanada Futbol Federasyonu Başkanı Peter Augruso’nun konuşmasıyla başladı. FIFA Başkanı Gianni Infantino, açılış konuşmasında, 48 katılımcı üye federasyonun bu yılki FIFA Dünya Kupası’nda güçlü bir birlik mesajı vermeye hazırlandığı bir dönemde, futbolun bölünmüş bir dünyada köprüler kurma konusundaki gücünü vurguladı. Infantino, "Elbette, İran 2026 FIFA Dünya Kupası’na katılacak ve Amerika Birleşik Devletleri’nde oynayacak. Bunun sebebi çok basit, çünkü birleşmemiz, insanları bir araya getirmemiz gerekiyor. Bu benim sorumluluğum; bu bizim sorumluluğumuz. Futbol dünyayı birleştiriyor. FIFA dünyayı birleştiriyor. Siz dünyayı birleştiriyorsunuz. Biz dünyayı birleştiriyoruz. Her zaman olumlu olmamız gerektiğini hatırlamalıyız. Gülümsemeliyiz; mutlu olmalıyız. Dünyada yeterince sorun var. Dünyayı bölmeye çalışan yeterince insan var. Eğer kimse birleştirmeye çalışmazsa, dünyamıza ne olacak? Bunu biz yapmalıyız" dedi. 2025 FIFA Yıllık Raporu onaylandı FIFA Kongresi, ayrıca, 2027-2030 dönemi için rekor düzeyde 14 milyar Dolar gelir öngören bütçeyi de içeren ’2025 FIFA Yıllık Raporu’nu onayladı. Konu hakkında Infantino, "Şunu açıkça söyleyeyim ki (FIFA) İleriye Yönelik Program büyük bir etki oluşturdu. Son 10 yılda futbol gelişimine 5 milyar ABD doları yatırım yaptık. Yatırım yapmamız ve yatırım programlarımızı artırmamız son derece önemli. Ayrıca sizi temin ederim ki Forward için bir sonraki dönemde yatırım yaptığımız bu 2,7 milyar Dolar sadece başlangıç noktası, yaptığımız ve yapmak istediğimiz şeylerin sadece asgari düzeyi ve kesinlikle çok daha fazlasını da yapacağız" ifadelerini kullandı. Filistin Futbol Federasyonu ve İsrail Futbol Federasyonu’nun açıklamaları FIFA Kongresi’nde, Filistin Futbol Federasyonu (PFA) ve İsrail Futbol Federasyonu (IFA) tarafından yapılan açıklamalar da dinlendi. FIFA Başkanı Infantino, futbolu köprüler kurmak için kullanmanın önemini vurgulayarak, "İki federasyonunuzun da aynı hakları var. Kendi bölgelerinizde futbolu organize etme hakkı, ülkelerinizi uluslararası arenada temsil etme hakkı ve çocuklarınıza futbol sevgisi ve birbirlerine saygı aşılamak hakkı ve görevi" şeklinde konuştu.