GÜNDEM - 28 Nisan 2026 Salı 12:58

Şikayetler 100’den 20’ye indi: Başiskele’de sokak hayvanı şikayetleri büyük oranda düştü

A
A
A
Şikayetler 100’den 20’ye indi: Başiskele’de sokak hayvanı şikayetleri büyük oranda düştü

Başiskele Belediye Başkanı Mehmet Yasin Özlü, 7. Yıl Hizmet Tanıtım Toplantısı’nda Proteo Sokak Hayvanları Rehabilitasyon Merkezi’nin kapasitesini artıracaklarını belirterek, bu alanda önemli mesafe katedildiğini ifade etti. Haftalık sokak köpeği şikayetlerinin 100’lü rakamlardan 20’lere indiğini aktaran Özlü, "İnşallah 2-3 ay içinde sokak hayvanları sorununu en aza indirmiş olacağız. Gölcük ve Kartepe belediyeleri üzerine düşeni yapıyor ancak merkez ilçe belediyesinin (İzmit) henüz böyle bir tesisi yok. Aynı sorun buraya yansıyor. Sınır sınıra olduğumuz için orayla da biz mücadele etmek zorunda kalıyoruz" dedi.


Başiskele Belediye Başkanı Mehmet Yasin Özlü, Türkiye Yüzyılı Gençlik Merkezi’nde düzenlenen "Güzel İşler Yolunda 7. Yıl Hizmet Tanıtım Toplantısı"nda geride kalan 7 yıllık hizmet sürecine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.


Başiskele halkına hesap vermek üzere bu ara rapor toplantısını düzenlediklerini belirten Özlü, "İyi niyet hayatı nasıl güzelleştiriyorsa, güzel söz de hayatı güzelleştiriyor. Bizler başlarken ’güzel işler’ demiştik, hamdolsun güzel işler yapmak nasip oldu. Kocaeli’nin cazibe merkezinde, sürekli büyüyen bir ilçede yaşıyoruz" dedi.



"Yeniden dirilişin şafağını gözlüyoruz"


Dünya genelinde yaşanan krizlere değinen Özlü, "İnsanlık olarak kıyamet yaşıyoruz. Yeniden dirilişin şafağını gözlüyoruz. Gazze’de soykırım var, Lübnan’a vahşi saldırılar oluyor. Bir gün Venezuela başkanının baskınıyla, bir gün İran’a yöneltilen savaşla uyanıyoruz. Ukrayna-Rusya birbirine girmiş durumda. Avrupa Birliği’nin ürettiği bütün değerler kendi yöneticilerinin ayakları altında eziliyor. Tedarik zincirleri kırılıyor. Sapkınlıkları duymadığımız neredeyse hiçbir gün olmuyor ve sosyal medya bir yara olarak büyüyor. Bütün bunlardan Başiskele’ye açılan sayısız yol var ve her biri hayatımızı etkiliyor" diye konuştu.


Belediye olarak "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" düsturunu rehber edindiklerini kaydeden Özlü, ilçede eksikleri tamamlayıp kapasite artırımına gittiklerini vurgulayarak asıl meselenin "İnsanımızı dünyada yaşanan olumsuzluklardan nasıl koruyacağız?" sorusu olduğunu söyledi.


Son 7 yılda ilçe nüfusunun 34 bin artışla 131 bin 387’ye ulaştığını belirten Özlü, 185 parka ve 51 hizmet merkezine ulaştıklarını, 193 hizmet aracıyla yılda 50 bin 725 ton çöp toplandığını aktardı.



"Kocaeli’nin en büyük gençlik merkezi"


Türkiye’nin en güzel, Kocaeli’nin ise en büyük gençlik merkezi olan Türkiye Yüzyılı Gençlik Merkezi’nde 18 branşta eğitim verildiğini aktaran Özlü, 12 bin 144 gencin eğitim aldığı merkezin bugüne kadar 274 bin 864 ziyaretçiyi ağırladığını söyledi. Özlü, ilçedeki 6 ayrı "Gençhane"de ise 110 personelle hizmet verildiğini ve buraların 129 bin 829 katılımcıya ulaştığını ifade etti.


İlçenin ilk "Kitaphane"sini kurduklarını ve merkezin 8 bin 385 aktif üyeye ulaştığını belirten Özlü, "22 bin 392 kitap, 26 bin 320 e-kitap ve 10 süreli yayınımızla 376 bin 433 ziyaretçi ağırladık. 45 bin çocuğumuzun ziyaret ettiği çocuk kütüphanemizin hemen yanına eylül ayında Çocuk Kütüphanesi Oyuncak Müzesi’ni açıyoruz" dedi. 7 bin 50 metrekare alan üzerine kurulan ve içinde İslam Tarihi Bilim İnsanları Müzesi de yer alan 15 Temmuz Bilim Merkezi’nin ise 1 ay içinde biteceğini müjdeledi.



Gün Evi’ne yoğun ilgi


Yeniköy’de Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin de desteğiyle inşası süren 5 yıldızlı otel kalitesindeki Termal Turizm Tesisinin birkaç ay içinde açılacağını aktaran Özlü, kadınlar için ücretsiz aracılık yaptıkları Kadın El Emeği Mağazası’nda 463 üyenin ürettiği 16 bin 666 ürünün satıldığını kaydetti. Kadınların gün düzenlediği ve çay ikramı yapılan "Gün Evi"nin randevu krizine yol açacak kadar yoğun ilgi gördüğünü belirten Özlü, 320 kişi kapasiteli Başiskele Sahili Sosyal Tesisi ve yanına 200 kişilik sahil mescidi inşa ettiklerini anlattı.


Özlü ayrıca Kullar Yaşam Merkezi’nde 500, Yuvacık Kültür Merkezi’nde ise 550 kişilik düğün salonları ile Genc-i Ala Spor Salonu, Selahaddin-i Eyyubi Taziye ve Kültür Evi, 3 şubeli Genc-i Ala Kafeler, Zanaatkar Çarşısı ve Yeşilyurt Kapalı Pazarı’nın yoğun ilgi gördüğünü; BAŞKİM ile 2 bin 534 kişinin istihdam edildiğini söyledi.



"Sokak hayvanı şikayetleri 20’li rakamlara indi"


Proteo Sokak Hayvanları Rehabilitasyon Merkezi hakkında detaylı bilgi veren Başkan Özlü, şunları kaydetti:


"Merkezimiz, yüksek teknolojili tıbbi cihazlarla donatılmış ameliyathanelere sahip, oldukça modern bir tesis. Şu anda 150 sokak hayvanını barındırabiliyoruz ancak kapasitemizi hemen arkasında yer alan alanla 600’e çıkartıyoruz. Bu konuda çok mesafe katettik. Her hafta en çok köpeklerle ilgili şikayet alıyorduk ancak bu sayılar 100’lü rakamlardan 20’li rakamlara indi. Merkezimizde 16 personelimiz 2 araçla, gerektiğinde 3 vardiya halinde büyük bir özveriyle çalışıyor. Kısırlaştırıp tedavisini tamamladığımız sağlıklı hayvanları, Büyükşehir Belediyemiz Kandıra’da oluşturulan bakımevine alıyor. İnşallah 2-3 ay içinde sokak hayvanları sorununu minimize yere getirmiş olacağız. Sorunu çözeceğiz. Zaten şikayetler de gitgide azalmaya başladı. Gölcük ve Kartepe belediyeleri bu konuda üzerine düşeni yapıyor ancak merkez ilçe belediyesi bunu yapmıyor. Aynı sorun buraya yansıyor. Sınırlar neredeyse birbirinin içine geçmiş durumda. Herkes sorumluluğunu yerine getirmeli. Hala merkez ilçe belediyesinin böyle bir tesisi yok. Sınır sınıra olduğumuz için orayla da biz mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Bizim inancımız gereği can dostlarımıza kötü davranmak yasaktır, biz de tüm çalışmalarımızı bu merhamet bilinciyle yürütüyoruz. Bu işte herkesin gerekli emeği göstermesi gerekiyor."



"Koridor Projesi trafiği rahatlatacak"


Temmuz ayında bitecek Başiskele Kavşağı Koridor Projesi’nin trafiği rahatlatacağını belirten Özlü, Körfezray ile entegre olan Güney Metro Projesi’nin fizibilite çalışmalarının bittiğini, durakların belli olduğunu ve 2028’de ihaleye çıkmayı istediklerini kaydetti.


Özlü, 7 yılda Büyükşehir Belediyesi ile birlikte 25 prestij cadde yapıldığını belirterek şu verileri paylaştı:


"Sadece ilçe belediyesi olarak 125 kilometre sathi kaplama, 258 kilometre asfalt, köy yollarında 13 kilometre reglaj ve bin 573 ton asfalt yama yaptık. Elektrik hatlarında 42 kilometre yer altı şebekesi, 32 trafo tesisi ve 225 aydınlatma direği çalışması gerçekleştirdik. Altyapıda 269 kilometre içme suyu, 80 kilometre fiberoptik, 136 kilometre kanalizasyon, 34 kilometre yağmur suyu hattı ve 4 kilometre dere ıslahı yaptık."


Yatay mimaride ısrarcı olduklarını dile getiren Özlü, 6,5 milyon metrekare alanda 1/1000 ölçekli imar planını bitirdiklerini; Marmara Depremi sonrası kentsel dönüşüm kapsamında bugüne kadar sessizce 107 riskli binayı yıktıklarını ve 20 bin 152 metrekare kamulaştırma yaptıklarını aktardı.



"Bu bahçede160 çeşit gül olacak"


İlçeye 5 semt meydanı ve 60 yeni park kazandırdıklarını anlatan Özlü; Seymen (1. Etap), İbrahim Gencer, Mustafa Çakır ve içinde hobbit köyü ile macera parkuru bulunan Yeşilyurt millet bahçelerinin büyük beğeni topladığını söyledi. 20 bin metrekare alanda 160 çeşit 15 bin bitkiden oluşan Gül Bahçesi’ni ve Türkiye’de bir ilk olan Motorcu Eğitim Pisti’ni kazandırdıklarını vurguladı.


Sıfır atık kapsamında 19 bin öğrenciye eğitim verildiğini, 12 mobil atık merkezi ile 19 noktada moloz toplama alanı kurulduğunu kaydeden Özlü, "13 bin 125 ton ambalaj, 15 ton bitkisel yağ, 718 ton tekstil ve 7 ton pili geri dönüşüme kazandırdık. Aktarma merkezi sayesinde her gün çöp kamyonlarının İzaydaş’a gitmesini önleyerek yüzde 40 zaman ve yakıt tasarrufu sağladık. GES ile aylık 700 hane elektriği üretiyoruz" dedi.


Özlü sunumunun sonunda; 110’u son 7 yılda alınan toplam 194 araca (28 kamyon/tır, 38 destek, 10 otobüs, 24 temizlik, 39 iş makinesi, 5 geri dönüşüm, 50 binek) ulaştıklarını, 10 branşta 500 sporcusu olan spor kulübünün, Başiskele Tarih Yolu, Başmek Kursları, Aile Akademisi, Evlilik Okulu gibi projelerin ve arama kurtarma ekibinin çalışmalarının da başarıyla sürdüğünü; Gönül Bağı projesiyle de bugüne kadar 54 bin 651 hanenin ziyaret edildiğini sözlerine ekledi.



Şikayetler 100’den 20’ye indi: Başiskele’de sokak hayvanı şikayetleri büyük oranda düştü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Adem Soytekin: "Suç işlemediğimi kanıtlamak için etkin pişmanlık yaptım" ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının 28. oturumunda, soruşturma aşamasında etkin pişmanlık ifadesi veren tutuklu sanık Adem Soytekin savunma yaptı. Soytekin savunmasında "’Etkin pişmanlık yapan iftiracıdır, yalancıdır, önüne konulan belgeleri imzalayarak tahliye edildi’ sözlerini kendi adıma kesinlikle reddediyorum. Ben neden etkin pişmanlık yaptım? Suç işlemediğimi kanıtlamak için etkin pişmanlık yaptım. Yaptığım tüm işlerin, hak ediş olarak aldığım bedellerin rüşvet olarak algılanmasıyla etkin pişmanlık sürecim başladı" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 28. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada, soruşturma aşamasında etkin pişmanlık kapsamında ifade veren Adem Soytekin savunma yaptı. İddianamede Adem Soytekin hakkında yapılan değerlendirmede, müteahhit olduğu, belediye içerisinde herhangi bir sıfat ya da sorumluluğu bulunmamasına rağmen örgütte yönetici pozisyonunda yer almasından dolayı İBB’ye bağlı iştiraklerden olan KİPTAŞ A.Ş.’ye ait çıkılan ihalelerin kimlere verileceği, ödemelerin nasıl ve ne zaman yapılacağı, ihaleye davet edilecek firmanın kimler olacağı, daire satışlarının serbest bırakılması gibi önemli süreçleri yürüttüğü belirtilmişti. İddianamede Soytekin’in, iş adamlarının belediye ile olan görüşmelerinde kimi zaman aracılık ettiği kimi zaman da belediye görevlilerince talep edilen rüşvetin Soytekin’e ait olan Sulkar ya da Asoy İnşaat’a devrinin sağlanıp rüşvetin teminine aracılık ettiği de açıklanmıştı. Soytekin’in inşaat sahipleri ile belediye arasındaki rüşvet zincirinde köprü vazifesi gördüğü, örgütün sözde kamu binası yapmak için kişi ve firmalardan çek ya da paraları teslim aldığı, suça konu rüşvet eylemleri sonucu müteahhitlik işi yapıyormuş izlenimi vererek suç gelirlerini perdelemek ve illiyet bağını kesmek amacıyla fatura kestiği de aktarılmıştı. Adem Soytekin’in şirketlerinin bir nevi örgütün kasası işlevini yürüttüğü, bu şekilde kurulan ’’sisteme’’ para akışı sağlanması gibi önemli süreçleri yürüttüğü de iddianamede belirtilmişti. Soytekin’in genel olarak inşaat sektöründeki iş ve işlemlere dayanan eylemler gerçekleştirdiği, bu eylemlerde örgüt lideri adına rüşvet görüşmeleri yaptığı, örgütün para tahsilat ve çek tahsilatı işlemlerini şirketleri üzerinden akladığı, inşaat işlerinde usulsüzlükler yaparak kendi yararına menfaat temin ettiği, bu menfaatlerden örgütünde faydalanmasını sağladığı, örgüt adına çok sayıda eylemden sorumlu olduğu iddianamede kaydedilmişti. "Suç işlemediğimi kanıtlamak için etkin pişmanlık yaptım" Adem Soytekin savunmasında "Ben çocukluğumdan bu yana inşaat işi ile uğraşan bir iş insanıyım. Bugüne kadar ayıplı bir iş yapmadım. Bugüne kadar iş almak için kimsenin kapısına gitmedim. Bugün burada bulunmamın sebebi en iyi bildiğim iş olan inşaat yapmayı sürdürmüş olmamdır. Ortada hayali bir iş yoktur. Yapılar, binalar gerçektir. Kamunun kullanımındadır. Ben rüşvet organizasyonu kuran, yöneten biri değilim. İş yapan ve karşılığını alan biriyim. Hak edişlerimizi kimi zaman nakit, kimi zaman çek, kimi zaman daire ve dükkan devri şeklinde gerçekleştirdik. İmamoğlu İnşaat ile işler yaptık. Benim bu tesisleri yaptığım sabittir. Bizzat rüşvet alındığını iddia eden müşteki iş insanlarının beyanlarından da sabittir. Ben tek başıma yapmadım bu işi. Bizim belediye ile cari havuzumuz var. Bu havuzda belediyelerden gelen hak edişler birikir. Ben sadece yaptığım işlerin karşılığını alırım. Belediye ile işi olan müteahhitler olduğunu bilmekteyim. Benim hiç tanımadığım kişilerin soyut beyanları var dosyada. Ben bütün iddiaları açık ve kesin şekilde reddediyorum. Hayatımın tamamı, ticari geçmişim ortadadır. İş almak için nüfuz ticaretine ihtiyacım olmadığı açıktır. Biz ulusal ve uluslararası işler yapan bir şirketiz. Bugün huzurunuzda saklamadan, kaçmadan, çelişmeden anlatıyorum. Ben inşaat işi yaptım. Ne örgütsel iş yaptım ne menfaat temin ettim. ’Etkin pişmanlık yapan iftiracıdır, yalancıdır, önüne konulan belgeleri imzalayarak tahliye edildi’ sözlerini kendi adıma kesinlikle reddediyorum. Ben neden etkin pişmanlık yaptım? Suç işlemediğimi kanıtlamak için etkin pişmanlık yaptım" dedi. "Hak ediş olarak aldığım bedellerin rüşvet olarak algılanmasıyla etkin pişmanlık sürecim başladı" Etkin pişmanlık sürecini anlatmak istediğini belirten Adem Soytekin "Dosyada ifade veren müteahhitlerin ifadeleri basında yer almaya başladı. O dönem vekaletli avukatlarımdan birisi olan ve belediye tarafındaki vekillerle de irtibatı olan Onur Büyükhatipoğlu aracılığıyla bu durumun izah edilmesini istedim. Basında haberler çıktığını, bazı müteahhitlerin bana belediyeye yaptığım işlerin hak edişleri olarak verdikleri çek ve taşınmazları rüşvet olarak verdiklerini söylediklerini, bunun ise beni çok rahatsız ettiğini, bunun böyle olmadığını en iyi belediye vekillerinin bildiğini, gerekirse bununla ilgili tüm belgeleri, faturaları tablomu kendilerine gönderebileceğimizi ve bu konuda bir açıklama yapmaları gerektiğini söylemiştim. Böyle bir açıklama beni gerek ailem, gerek medya, gerekse kamuoyunun karşısına doğru şekilde konumlandıracaktı. Ancak Onur Bey belediye tarafıyla görüştüğünde böyle bir açıklamanın yapılmayacağını bana iletti. Ben de ‘neden yapılmayacak’ diye sorduğumda yapılmayacağını söyledi. Ben bunun üzerine ‘madem öyle, bunları kendim açıklarım’ dedim. İşte benim etkin pişmanlık sürecim böyle başladı. Yaptığım tüm işlerin, hak ediş olarak aldığım bedellerin rüşvet olarak algılanmasıyla etkin pişmanlık sürecim başladı" ifadelerini kullandı. "Daireler, o dönem yapımına devam ettiğimiz Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul il binasının tadilatı kapsamında verildi" Soytekin iddianamede suçlandığı eylemlere karşı yaptığı savunmasında "Eylem 5. Deniz İstanbul. Bu eylem kapsamında hakkımda ileri sürülen iddia, Deniz İstanbul projesinden adıma üç bağımsız bölüm üzerinde rüşvet ilişkisi kurulduğu yönündedir. Öncelikle açıkça ifade etmek isterim ki Deniz İstanbul projesinden adıma üç adet bağımsız bölüm devri yapılmıştır. Bu hususu hiçbir aşamada inkar etmedim. Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadelerde de açıkça belirttim. Ancak bunun rüşvet olarak gösterilmesini kabul etmiyorum. Zira söz konusu daireler, diğer işlerde olduğu gibi, o dönemde yapımını yaptığım işlere karşılık alınmıştır. Bu daireler, o dönem yapımına devam ettiğimiz Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul il binasının tadilatı kapsamında verildi. Hakkımdaki iddia, esasen Dursun Keleş’in beyanlarına dayanmaktadır. Ben Dursun Keleş’i tanımıyorum. Kendisiyle hiçbir görüşmem de olmamıştır. Söyledikleri gerçeği yansıtmamaktadır. Bunu ona inanmayın bana inanın mantığıyla da söylememekteyim. Şimdi izah edeceğim üzere kendisi yalan beyanlarda bulunduğunu da ispatlayacağım. İlk olarak şununla başlamak istiyorum. Kendisi ifadesinde aynı gün kendisini aradığımı, akabinde kendisinin Deniz İstanbul projesindeki ofisine gittiğimizi, yanımdan Ekrem Bey’i arayarak telefonu hoparlöre verdiğimi iddia etmektedir. Böyle bir iddia doğruysa hem kendisini aradığım için bir HTS kaydı hem de o ofisine gittiğim için bir sıfır ortak baz kaydı bulunması gerekirdi. Oysa dosyada Dursun Keleş’i aradığıma dair hiçbir HTS kaydı yoktur. Olması da mümkün değildir. Ayrıca 2020 yılında ben Ekrem Bey’i hiç aramamışım. Dursun Keleş’in hakkımdaki ifadesi mesnetsiz söylemlerden ibarettir ve tamamen kurgudur. Bu yalan ifadesi sebebiyle beni, sanki Ekrem Bey adına baskı ve şantajla tahsilat yapan birisiymiş gibi göstererek, iddianamede yönetici yazılmama sebebiyet veren tek ifadedir" dedi. Soytekin savunmasının devamında "Mehmet Pehlivan benim söylediklerime ‘yalan ve hayal ürünü toplantı’ diyor. O toplantı yalan değil, bal gibi de yapılmış. Bunu ben değil kendi tarafları da söylüyor. Kendi vekilleri de çıkıp bu toplantının yapıldığını ve ayrıca benim yaptırdığımı söylüyorlar. Hem böyle toplantı yok diyeceksin hem de siz toplantı yapıldığını kabul edeceksiniz. Dönüp dolaşıp aynı yere geliyorsunuz. Ali Nuhoğlu ifadesinde, Pehlivan ile 4-5 kez görüştüğünü ve Pehlivan’ın mal varlığına tedbir olup olmadığı sorduğunu söyledi. Benim söylediğim şeyler doğrulanıyor. Buna rağmen çıkıp dediklerime yalan diyorsunuz. Ortaya yalan değil, sizin görmediğiniz bir gerçek var. Ali Nuhoğlu’na tedbir geldiğini söyleyen de Pehlivan’ın kendisi" şeklinde konuştu. Duruşmaya Adem Soytekin’in savunmasının ardından ara verildi.
İstanbul Bakan Bayraktar: ‘‘Türkiye’nin enerji dönüşümünün kalbinde kritik mineraller var’’ Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, kritik minerallere sahip olmanın yeterli olmadığını, bunları işlemek gerektiğini belirterek, "Detaylı bir yol haritasını nihayetlendiriyoruz. Yakında Türkiye’nin kapsamlı Kritik Ham Maddeler stratejisini açıklayacağız." dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, OECD İstanbul Merkezi tarafından düzenlenen Kritik Mineraller Forumu’nun açılış programına katıldı. Programda konuşan Bakan Bayraktar, dünyanın yakın tarihin en büyük enerji krizlerinden birini yaşadığına dikkat çekti. Bayraktar, "Son gelişmeler bize bölgesel çatışmaların etkilerinin yalnızca o bölgelerle sınırlı kalmadığını bir kez daha göstermiştir" dedi. Bayraktar, Türkiye’nin Kritik Ham Maddeler stratejisini de yakında açıklayacaklarını belirtti. ‘‘Küresel enerji talebi yüzde 1,3, elektrik talebi ise bu hızın iki katından fazla büyüdü’’ Bakan Bayraktar, küresel enerji sahnesinde halihazırda hızlı bir değişim yaşandığını dile getirerek "Dünyanın enerji talebi artıyor ve resmi olarak Elektrik Çağı’na giriyoruz. Geçtiğimiz yıl küresel enerji talebi yüzde 1,3 oranında arttı, elektrik talebi ise bu hızın iki katından fazla büyüdü" diye konuştu. ‘‘ OECD gibi kuruluşlar, küresel piyasalarda güven inşa etmede hayati bir rol oynamaktadır’’ Ülkelerin bugünün zorluklarıyla tek başına yüzleşemeyeceğini vurgulayan Bayraktar, "Uluslararası iş birliğine, değer zinciri şeffaflığına ve ortak sorumluluğa ihtiyacımız var. OECD gibi kuruluşlar burada, küresel piyasalarda güven inşa etmede hayati bir rol oynamaktadır" değerlendirmesini yaptı. ‘‘Türkiye’nin enerji dönüşümünün kalbinde kritik mineraller var’’ Bakan Bayraktar, Türkiye’nin enerji dönüşümünün kalbinde kritik minerallerin yer aldığını belirterek, "Bu yeni dönemde, yalnızca kaynaklara sahip olmak yeterli değildir; bunları işleyebilmeniz gerekir. Türkiye tam olarak bunu inşa etmektedir: Kaynak çıkarımını, derin işleme kapasitesi ve yüksek teknolojili endüstriyel değer üretimi ile birleştiriyoruz" açıklamasında bulundu. ‘‘Türkiye’nin kapsamlı Kritik Ham Maddeler stratejisini yakında açıklayacağız’’ Bu vizyonun, 2025 Kritik ve Stratejik Mineraller Raporu’nda ana hatlarıyla belirtildiğine değinen Bayraktar, "Raporun bulgularına dayanarak detaylı bir yol haritasını nihayetlendiriyoruz. Yakında Türkiye’nin kapsamlı Kritik Ham Maddeler stratejisini resmi olarak açıklayacağız" şeklinde konuştu. Bayraktar, Eskişehir Beylikova’daki nadir toprak elementleri sahasının Kritik Ham Maddeler stratejisinin temel taşı olduğunu vurguladı. Bayraktar, ‘‘Beylikova’nın dünyadaki en büyük nadir toprak elementleri yataklarından biri olduğuna inanıyoruz. ETİ Maden, ortaklarıyla birlikte bu konu üzerinde çok yoğun bir şekilde çalışmaktadır. Beylikova’daki pilot tesis halihazırda faaliyettedir ve şu anda ayırma ve işleme kabiliyetlerini içerecek endüstriyel ölçekli üretime doğru ilerliyoruz. Rüzgâr türbinleri ve elektrikli araç motorlarındaki kalıcı mıknatıslar için gerekli olan nadir toprak oksitlerini üreteceğiz’’ ifadelerini kullandı.
Bursa Nilüfer Belediye Başkanı Özdemir: "Nilüfer’de gelişen bölgelere hastane planlanmalı" Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, "Balkan, Görükle, Kayapa, Hasanağa bölgelerine hastane ihtiyacı var. Nüfus çok hızla büyüyen bu bölgedeki insanların, hastaneye ulaşımı çok zor" dedi. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, belediye olarak yapılan iki yıllık çalışmaları değerlendirilirken, yeni dönem hedefleriyle ilgili de bilgiler verdi. Son günlerde önemli konu maddesi olan hastane alanlarının satışıyla da alakalı konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Özdemir, "Hastane alanları mevzunu hepimizin duyarlılığı belli. Nilüfer’de de baktığınızda her zaman, mitinglerimizi yaptığımız, aynı zamanda deprem toplanma alanı olan hastane alanıyla birlikte yine 6 ayrı noktadaki hastane alanının satışının hedeflenmesi son derece yanlış bir şey. Yıldırım ilçemizi düşünün, zaten alanı yok. Sokakları bile zor var. Orada yalnızca Eski Tıp Fakültesinin alanın var boş olarak. Bir de Devlet Su İşleri’nin alanı. Şimdi burayı satmaya kalkmak demek Yıldırım’a ihanettir. Ben inanıyorum ki Yıldırım Belediye Başkanı da orayı kurtarmak için mücadele ediyordur. Hastane alanı hiçbir AK Partili arkadaşımızın da buranın satılmasından yana olacağı kanaatinde değilim. Ama bu kararlar merkezden alınıyor ve hepimiz buna direnmeliyiz" dedi. Başkan Özdemir Nilüfer ilçesindeki hastane alanıyla da ilgili şu ifadelere yer verdi: "Eski devlet hastanesini de bu kapsama aldılar. Yani gerçekten sağlığa erişilebilirliği ortadan kaldıracak noktaya gidiyor bu. Bizim devlet hastanelerine, kamu hastanelerine ihtiyacımız var. Hasta olmayan hasta bile yapabilir. O nedenle karşı olmamız lazım. Bizim hastane alanı diye açtığımız alan aslında etrafında 150 bin nüfusun yaşadığı bir alan ve bizim başka bir alanımız yok. Dolayısıyla burada hastane alanı diye planlandığı dönemde orada hastane de yok. Bugün hem Şevket Yılmaz Hastanemiz var orada, hem bir kilometre çap içinde belki 20 tane özel hastane var. Şehir hastanemiz var. Bence Nilüfer’e hastane alanlarına ihtiyaç var. Devlet hastanelerine ihtiyaç var. Ama şehrin ortasında ve batısında ihtiyaç var. Buradaki alanın aslında bir toplumun hizmetine açıp Balkan’da, Görükle’de ya da o oraların etrafında uygun bir alan geliştirip hastaneyi de orada yapmak lazım diye düşünüyorum." "Yeni projeler trafiği daha da artırır" Nilüfer’de devlet hastanesine ihtiyaç olduğunu dile getiren Başkan Özdemir, "Balkan, Görükle, Kayapa, Hasanağa bölgelerini düşünürseniz nüfus çok hızla büyüyor. Bu insanların hastaneye ulaşımı çok zor. Birkaç vasıta ile ulaşmak durumunda kalıyor. Zaten sorunlar var. Dolayısıyla orada hastane yapıp burayı hastane alanı dışına taşımak lazım ve belediyeye burasını bence tahsis etmesi lazım. İster Büyükşehir’e ister bize" diye konuştu.