ÇEVRE - 16 Ağustos 2025 Cumartesi 11:40

Kocaeli’nin depreme karşı çelik zırhını Başkan Büyükakın açıkladı

A
A
A
Kocaeli’nin depreme karşı çelik zırhını Başkan Büyükakın açıkladı

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 26. yılında, Türkiye tarihinin en büyük kentsel dönüşüm projelerinden biri olan İzmit Cedit Mahallesi’ndeki şantiye alanında açıklamalarda bulundu. Kentsel dönüşüm çalışmalarının hız kesmeden sürdüğüne dikkati çeken Büyükakın, "Depreme güvenli, başınıza yıkılmayacak, eskisinden daha değerli, yollarına itfaiye araçlarının girebildiği, daha güvenli, daha konforlu bir yaşam alanı oluşuyor" dedi.


17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin merkez üssü Kocaeli, felaketin 26. yılında yaralarını sarmaya ve geleceğe daha güvenli hazırlanmaya devam ediyor. Bu süreçte öncü bir rol üstlenen Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, deprem kuşağında yer alan kentte benzer acıların tekrarlanmaması adına kentsel dönüşüm projelerini kararlılıkla sürdürüyor.


Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile koordineli şekilde yürütülen çalışmalarla, zamanla yıpranmış riskli yapıların yerine depreme dayanıklı ve güvenli yaşam alanları inşa ediliyor.


Bu kapsamda hayata geçirilen en büyük projelerden biri olan İzmit Cedit Mahallesi Kentsel Dönüşüm Projesi, TOKİ işbirliğiyle yürütülüyor. 126 dönümlük alanda gerçekleştirilen projede, hak sahipleriyle yüzde 99 gibi rekor bir uzlaşma oranına ulaşıldı.



"4 yapı mahkeme sürecinde"


Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Türkiye tarihinin en büyük kentsel dönüşüm projelerinden biri olan İzmit Cedit Mahallesi’ndeki şantiye alanında, kentsel dönüşüm çalışmaları hakkında değerlendirmelerde bulundu. 1999 depreminden sonra kentte yaklaşık 1500 orta hasarlı bina tespit edildiğini aktaran Büyükakın, "Binaların sahipleri ’Biz bu binaları yapacağız’ dediğinde o haliyle kalıyordu. Ama biz ikna ederek, ’Biz yıkalım, yıkma imkanınız yoksa belediye imkanlarıyla yıkalım’ vesaire diyerek yaklaşık işte bin 100, bin 200 bandına indi. Yeterli mi? Yeterli değil ama insanlar ’Biz bu binayı güçlendireceğiz’ dediklerinde de bizim o binayı yıkma şansımız yok. 4’ü tarihi eser olan 28 ağır hasarlı yapı vardı. Bunların da 4’ü mahkeme sürecinde ama geri kalanların bir şekilde yıkımını gerçekleştirdik" dedi.



"Nerelerde dönüşüm yapılması gerektiğini biliyoruz"


Büyükakın, kentteki mevcut yapı stokunun yüzde 51’inin 1999 depreminden önce inşa edildiğini ve bu binaların ciddiyetle incelenmesi gerektiğini belirterek, "Onları da tamamladık. Onlarla ilgili gerekli çalışmaları bitirdik ve nerelerde dönüşüm yapılması gerektiğini biliyoruz ve yapıyoruz" diye konuştu.



"Toplamda 150 bin bağımsız birimin dönüştürülmesi için çalışmalar devam ediliyor"


Bu kapsamda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile birlikte toplam 15 noktada kentsel dönüşüm çalışması gerçekleştirdiklerini ifade eden Büyükakın, şöyle konuştu:


"Depremden bugüne kadar da gerek belediyemizin Kent Konut şirketi, gerekse TOKİ eliyle kentte yaklaşık 30 bin konut üretimi gerçekleştirildi. Önümüzdeki süreçte de toplamda 150 bin bağımsız birimin dönüştürülmesi için çalışmalar devam ediliyor. Bunlar kolay işler değil. Hakikaten çok teferruatlı, zor, hassas bir şekilde yürütülmesi gereken işler. Ona gayret ediyoruz. Her bir yeri, kendine has özellikleriyle değerlendiriyoruz. Çünkü her nokta aynı değil. Şu an içinde bulunduğumuz yerle, şehrin merkezinde, yürüyüş yolunun olduğu bölge aynı yerler değiller ya da daha yukarıdaki bir bölge aynı yer değil. Her birinin kendi içinde, şartları farklı farklı. Ayrı ayrı çalışıyoruz her birinde. İnşallah 10 yıllık bir zaman dilimi içinde bu çalışmaların yola girmiş olmasını hedefliyoruz"



"Daha konforlu bir yaşam alanı oluşuyor"


Dönüşüm sürecinde vatandaşların fedakarlık gösterdiğini ancak sonucun herkes için kazançlı olduğunu vurgulayan Başkan Büyükakın, bu çalışmanın getireceği değere dikkati çekerek, "Bu mahallede bir daire 2 milyon lira, 3 milyon lira bandındaysa, bu binalar bittiğinde bunlar da 5 milyon, 6 milyon lira bandında oluyor. Evet bu arada buradan taşınanların bir yerde yeni yaşam kurmaları gerekiyor, kira ödüyorlar, verdiğimiz destekler onları tam karşılamıyor. Bunların hepsi doğru ama sonuçta da depreme güvenli, başınıza yıkılmayacak, eskisinden daha değerli, yollarına itfaiye araçlarının girebildiği, daha güvenli, daha konforlu bir yaşam alanı oluşuyor. Burada işte bu dengeyi gözetmek lazım. Orada işleri kolaylaştırmak lazım" diye konuştu.



"Bu binalar yenilenecek"


Depremin değil, dayanıksız binaların öldürdüğünü bir kez daha hatırlatan Büyükakın, sözlerini şöyle sürdürdü:


"1999 depreminin üzerinden 26 yıl geçti. Depremde hayatını kaybedenleri rahmetle anıyoruz. ’Keşke olmasaydı. Allah bir daha göstermesin’ diyoruz. Ama şunu da biliyoruz ki deprem öldürmüyor, binalar öldürüyor. Depremde eğer siz yer yüzeyinde oluşan yarığın içine düşmediyseniz, depremden dolayı ölmüyorsunuz. Ya da başınıza bir şey düşmediyse, ağaç devrilmediyse. Binanın içindeyseniz ya binanın içindeki eşyalar ya da yıkılan bina, sizin hayatınızı kaybetmenize sebep oluyor. Bu binalar yenilenecek. Binaların yenilenmesi sırasında ’Kaç kuruş zarar ettik, ne kadar kar ettik?’ Bu hesap hiçbir canın kıymetiyle ölçülmez. Hiçbir maddi ve benzeri hesap bir canla eşdeğer değildir. Dolayısıyla biraz oradan bakıp bu süreçleri hızlı gerçekleştirmemiz gerektiğini unutmamak gerekiyor"



"El birliğiyle hareket edilmeli"


Kentsel dönüşümün kolay olmadığını ve el birliğiyle hareket edilmesi gerektiğinin altını çizen Büyükakın, "Hemşehrilerimiz de bu süreçlerin hızlanmasına katkı sağlarsa inşallah daha hızlı şekilde dönüşüm gerçekleşir. Bu deprem bir daha olacak bunu biliyoruz. Çünkü bütün afet bölgelerinde bu depremler belli aralıklarla tekrarlanıyor. O deprem tekrarlandığı zaman binalarımız hazır olursa Allah’ın izniyle can kaybı da olmaz diyoruz" ifadesini kullandı.



Dönüşüm için 0,69 faizli kredi imkanı


Büyükakın, evini dönüştürmek isteyen Kocaelililer için Dünya Bankası aracılığıyla sunulan 2,5 milyon liraya kadar, 180 ay vadeli ve 0,69 faiz oranlı kredi imkanının önemine de değinerek, "0.69 faiz oranı gerçekten çok cazip bir faiz oranı. Enflasyonist şartlar da dikkate alındığında o faiz oranıyla alınan kredi neredeyse ödendiğinde, ödenmemiş gibi oluyor. Yani gerçek değeri ödenmemiş oluyor. Dolayısıyla bireysel olarak konutlarını dönüştürmek isteyen hemşehrilerimizin o irtibat bürolarına hızlıca temas kurup kendi binalarının yenilenmesiyle ilgili o krediden yararlanmalarında fayda var. Çünkü o kredi sınırsız bir kredi değil. Şehrimize tanınmış kısıtlı bir imkan ve kısıtlı sayıda kullanım mümkün. İnşallah orada da zaman kaybetmezlerse, irtibat noktalarımızla bağlantı kurarlarsa dönüşümü gerçekleştirecek çok sayıda hemşehrimiz olacaktır" dedi.



Kocaeli’nin depreme karşı çelik zırhını Başkan Büyükakın açıkladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bakan Ersoy: "İstanbul tarih boyunca yalnızca bir şehir değil, tasarımın, mimarinin ve zanaatın merkezi olmuştur" İstanbul’da Global Design Forum’un açılış programında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "İstanbul tarih boyunca yalnızca bir şehir değil, tasarımın, mimarinin ve zanaatın merkezi olmuştur. 7 tepeli bu güzel şehir aynı zamanda fikirlerin, kültürlerin, sanatın ve üretimin buluştuğu eşsiz bir medeniyetin de merkezi olmuştur" dedi. Londra Tasarım Festivali kapsamında 15 yılı aşkın süredir Victoria & Albert Müzesi’nde düzenlenen Global Design Forum’un açılışı İstanbul’da gerçekleştirildi. İstanbul Arkeoloji Müzesi bahçesindeki formun artistik direktörlüğünü sanatçı ve tasarımcı Melek Zeynep Bulut’un üstlendi. Açılış programına Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yanı sıra London Design Festival direktörü Ben Evans, tasarımcı Melek Zeynep Bulut, tasarımcılar, akademisyenler, sanatçılar ve kültür-sanat dünyasından davetliler katıldı. 4 gün sürecek forum kapsamında dünyanın farklı ülkelerinden tasarımcılar, mimarlar, uluslararası ve yerel tasarımcıları İstanbul’da buluşturarak şehirde tasarım kültürünü kutlamayı ve tartışmayı hedefliyor. Açılış programında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Bugün kültürün, tasarımın, mimarlık ve kreatif endüstriler dünyasının çok kıymetli bir buluşmasına ev sahipliği yapan Global Design Forum’un bu özel buluşmasında sizlerle birlikte olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Kökeni dünyanın en saygın tasarım etkinliklerinden biri olan Londra Design Festival’e dayanan forum, 15 yılı aşkın süredir Victoria & Albert Müzesi bünyesinde düzenlenen düşünce liderliği platformunun uzantısı olarak İstanbul edisyonunu hayata geçirmektedir. Global Desing Forum’un İstanbul edisyonunun hayata geçirilmesi yalnızca bir etkinlik değil aynı zamanda Türkiye’nin kültürel vizyonunu, kreatif endüstrilerdeki iddiasını ve şehirlerimizin taşıdığı medeniyet birikimini dünya ile paylaşan güçlü bir adımdır. Bu önemli platformun İstanbul’a taşınması, şehrimizin küresel tasarım ve kültür haritasındaki yerini daha da güçlendirmektedir. İstanbul tarih boyunca yalnızca bir şehir değil, tasarımın, mimarinin ve zanaatın merkezi olmuştur. 7 tepeli bu güzel şehir aynı zamanda fikirlerin, kültürlerin, sanatın ve üretimin buluştuğu eşsiz bir medeniyetin de merkezi olmuştur. Bugün de aynı ruhla geçmişin hafızasını geleceğin üretici diliyle buluşturan bir ilham kaynağıdır" ifadelerini kullandı. Forum ile ilgili konuşan Bakan Ersoy, "İstanbul bugün bu forumla dünyanın dört bir yanından gelen tasarımcıları, sanatçıları, bu eşsiz mirasın içinde bir araya getirmektedir. Şehir geneline yayılacak kolektif yerleştirmeler, görsel ve işitsel anlatılar, İstanbul’un sesini uluslararası bir sese dönüştürecek. Bu yılki program mekan üretimi, anlatıcılık, tartışma ve yeniden düşünme olmak üzere dört başlık altında gerçekleştirilecek. ’İstanbullar’ platformu, İstanbul’un en güçlü fikirlerini, üreticilerini ve mekanlarını bir araya getirerek şehrin üretken enerjisini sergilemiş olacak. Bugün özgün ekonomiler, dünya genelinde yalnızca estetik bir üretim alanı değil, aynı zamanda ekonomik büyümenin, şehir markalaşmasının ve toplumsal dönüşümün temel dinamiklerinden biri haline gelmiştir. Türkiye’de sahip olduğu genç nüfus, kültürel çeşitlilik ve üretken potansiyel ile bu dönüşümün en önemli aktörlerinden biridir. Çünkü kültürel kalkınma ancak yerel potansiyelin uluslararası etkileşimle buluşmasıyla mümkündür. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak bizler, kültürel mirasın korunmasında olduğu kadar çağdaş üretimin desteklenmesinin de stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Tasarım, mimarlık creatif endüstriler ve kültürel girişimcilik alanlarında ortaya çıkan her yeni fikir, Türkiye’nin kültürel diplomasisini ve marka değerine katkı sağlamaktadır. Bu forumun yapıldığı mekan da çok özel, Ecdat yadigarı Topkapı Sarayı yerleşkesinin o ilham verici atmosferinde geçmişin ihtişamı ile geleceğin vizyonu aynı çatı altında buluşmaktadır" dedi.
Antalya Mermer yüklü tırla kafa kafaya çarpışan otomobildeki çift hayatını kaybetti Antalya-Isparta yolunda direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı yönden gelen mermer blokların yüklü olduğu tır ile çarpışan otomobilde bulunan karı-koca hayatını kaybetti, tır sürücüsü ise yaralandı Kaza, saat 13.30 sıralarında Aksu ilçesi Kayadibi Mahallesi Antalya-Isparta yolu üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Antalya’da Isparta yönüne seyir halindeki Ali Çapraz’ın kullandığı 53 AHL 239 plakalı otomobil henüz belirlenemeyen bir nedenle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu, önce karşı yönden gelen tırın dorsesine çarptı. Çarpmanın etkisiyle kontrolden çıkan otomobil savrularak yine karşı yönden gelen Bekir Ş.’nin kullandığı 07 CHK 136 plakalı mermer blokların yüklü bulunduğu tır ile kafa kafaya çarpıştı. Kazayı görenlerin ihbarı ile olay yerine polis, Jandarma, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Karı-koca hayatını kaybetti Daha öncede onlarca kazanın yaşandığı bölgeye gelen sağlık ekipleri yaptıkları kontrollerde otomobil sürücüsü Ali Çapraz (63) ve yolcu olarak bulunan eşi Sevda Çapraz’ın (57) hayatını kaybettiğini belirledi. Kazayı yaralı olarak atlatan tır sürücüsü Bekir Ş. ise sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı. Kaza nedeniyle trafik jandarma ve polis ekipleri tarafından uzun süre tek şeritten kontrollü olarak sağlanırken, araçların çekici yardımıyla kaldırılmasının ardından yol yeniden trafiğe açıldı
Mersin Mersin’de bir işçinin hayatını kaybettiği patlama anı kamerada Mersin’de bir işçinin hayatını kaybettiği yağ üretim ve enerji depolama tesisindeki yangın kontrol altına alındı. İşçinin yukarda olduğu sırada meydana gelen patlama anı güvenlik kamerasına yansıdı. Olay, merkez Akdeniz ilçesi Kazanlı Mahallesi’nde bulunan Aves Enerji Dolum Tesislerinde meydana geldi. Alınan bilgiye göre, yakıt tankında henüz belirlenemeyen bir nedenle patlama yaşandı. Patlama sırasında tank üzerinde bulunan Süleyman Güner (47), yaklaşık 20 metre yükseklikten beton zemine düştü. Güner, ağır yaralı olarak kaldırıldığı Toros Devlet Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Patlamanın ardından fabrikada çıkan yangına ilk olarak tesisin kendi ekipleri müdahale etti. Alevlerin kısa sürede büyümesi üzerine bölgeye Mersin Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı, AFAD ve emniyete bağlı TOMA araçları sevk edildi. Yangının kontrol altına alınabilmesi için Adana ve Niğde’den de takviye itfaiye ekipleri gönderildi. Ayrıca Mersin’in çeşitli ilçelerinden destek ekipleri bölgeye yönlendirildi. Tanktaki benzin nedeniyle ekiplerin söndürme çalışmaları güçlükle yürütüldü. Akşam saatlerinde yangına köpükle müdahale edilerek boğma yöntemiyle kontrol altına alındı. Ara ara soğutma çalışmalarının sürdüğü bölgede ekiplerin bir kısmı ayrılırken, bir kısmı ise tedbir amaçlı beklemeye geçti. Öte yandan patlama anına ait güvenlik kamerası görüntüleri de ortaya çıktı. Görüntülerde, işçinin tank üzerindeyken meydana gelen patlamayla savrulması ve alevler yer aldı. Olayla ilgili incelemenin sürdüğü bildirildi.
Muğla Global Sumud filosu Marmaris’ten Gazze’ye doğru yola çıkıyor Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla İspanya’nın Barselona kentinden 15 Nisan’da yola çıkan ancak Akdeniz’de İsrail’in müdahalesine maruz kalan "Global Sumud Filosu"nun 54 teknesiyle, yarın Marmaris’ten yola çıkacakları duyuruldu. 10 Mayıs’ta Muğla’nın Marmaris ilçesine ulaşan toplam 38 tekneden oluşan filo, Marmaris Limanı’nda gerçekleştirilen teknik kontrollerin ardından Marmaris açıklarına demirledi. Girit üzerinden gelen aktivistlerin Türkiye’ye giriş ve çıkış işlemleri ise güvenlik birimlerinin koordinasyonunda, gümrüklü limanda kurulan karakol ve sağlık birimi aracılığıyla kontrollü şekilde gerçekleştirildi. 4 gündür Marmaris’te bulunan aktivistlerin, İsrail ve Yunan askerleri tarafından maruz kaldıklarını belirttikleri müdahalelerle ilgili Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunmalarının ardından resen soruşturma başlatıldı. "Yarın yola çıkacaklar" Global Sumud Filosu üyeleri bugün Marmaris’in Adaköy Mahallesi’nde düzenledikleri basın toplantısıyla Gazze’ye yönelik dayanışma mesajı verdi. Global Sumud Filosu Yönetim Kurulu Üyesi Sümeyra Akdeniz Ordu, GSF Tıbbi Filosu temsilcisi Dr. Imane El Makhloufi, kısa süre önce İsrail’de gözaltına alınıp serbest bırakılan GSF Yürütme Kurulu Üyesi Saif Abukeshek, Rohingya toplumu temsilcisi Ko Tinmaung, İnsan Hakları Avukatı Nathalia Accioly’nin açıklamalarda bulunduğu toplantıda çok sayıda uluslararası gazeteci, aktivist ve destekçi katıldı. Daha önce İsrail askerleri tarafından alıkonulan ve sonrasında serbest bırakılan GSF Yürütme Kurulu Üyesi Thiago vila ise toplantıya çevrim içi bağlandı. "Hiçbir şey yapmamanın riski daha büyük" Toplantıda Türkçe konuşan ve İngilizce yapılan açıklamaları da Türkçe’ye çevrilmesine yardımcı olan Global Sumud Filosu Yönetim Kurulu Üyesi Sümeyra Akdeniz Ordu, Filistin’e yönelik uluslararası dayanışmanın her geçen gün büyüdüğünü belirterek özellikle Latin Amerika ülkeleri ve Brezilya’dan gelen desteğin arttığını söyledi. İsrail’in müdahalelerinin giderek daha sert hale geldiğini ifade eden Ordu, "İsrail’in şiddeti her seferinde bir seviye daha artıyor. Yaralanan, kötü muameleye uğrayan arkadaşlarımız oldu. Ancak tüm riskleri göze alarak yolumuza devam ediyoruz. Çünkü hiçbir şey yapmamanın riski çok daha büyük" dedi. Gazze’de yaşananların yalnızca bölgesel bir mesele olmadığını vurgulayan Ordu, dünyanın birçok ülkesinden insanların aynı amaç etrafında birleştiğini belirterek mücadeleyi sürdürmek zorunda olduklarını söyledi. Toplantıda Myanmar’dan katılan temsilci de söz alarak, Filistin’de yaşanan insan hakları ihlalleri ile kendi ülkelerinde yaşanan olaylar arasında benzerlik bulunduğunu ifade etti. Filistin meselesinin artık yalnızca Ortadoğu’nun değil, tüm dünyanın insan hakları sorunu olduğu vurgulandı. "Hukuki süreç başlatıldı" GSF hukuk ekibi üyesi İnsan Hakları Avukatı Nathalia Accioly tarafından yapılan açıklamada ise İsrail müdahalesi sırasında yaralanan aktivistlerin ifadelerinin alındığı, adli tıp başvurularının yapıldığı ve elde edilen tüm belgelerin İsrail’e karşı yürütülecek hukuki süreçlerde kullanılacağı belirtildi. Aktivistler ayrıca, 38 tekneden oluşan filoya 16 teknenin daha katıldığını açıkladı. Yarın itibarıyla 54 tekne olarak yeniden yola çıkacaklarını belirten filo üyeleri, yolculuk sırasında 6 teknenin daha kendilerine katılmasının beklendiğini ifade etti. "Gazze ablukası hala devam ediyor" İsrail tarafından gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan GSF Yürütme Kurulu Üyesi Saif Abukeshek ise Gazze’ye yönelik ablukanın hala sürdüğünü ve uluslararası dayanışmanın devam etmesi gerektiğini söyledi. Abukeshek, "Organizatörlerden biriyim, aynı zamanda yürütme komitesi üyesiyim. Gazze’ye yönelik ablukayı kırmak için diğer hareketler ve kuruluşlarla birlikte çalışmalarımızı sürdürmek amacıyla geçen yıldan bu yana seferber olmuş durumdayız. Bu, filonun son ayağı. Yarın buradan Gazze’ye doğru yola çıkıyoruz. İsrail, Filistin halkına yönelik ihlallerini sürdürdü. Filistin halkına karşı işlediği suçları sürdürdü. Soykırım durmadı, abluka sona ermedi. Çocuklar, kadınlar ve erkeklerden oluşan 9 binden fazla Filistinli mahkuma yönelik suçlar devam ediyor. Bu insanlar cezaevlerinde işkence görüyor, aç bırakılıyor ve insanlık dışı muameleye maruz kalıyor. Bu yüzden seferber olmaya devam etmek zorundayız ve tüm bu çalışmaları desteklemeliyiz. Burada bulunma nedenimiz bu" ifadelerini kullandı. Kendisinin yaşadığı gözaltı sürecine ilişkin de konuşan Abukeshek, yaşadıklarının Filistinli tutukluların yaşadıklarıyla kıyaslanamayacağını belirterek, "Benim yaşadıklarım, Filistinli mahkumların yaşadıklarıyla kıyaslandığında önemsiz kalır. Cezaevlerinde 9 binden fazla tutuklu var ve her gün işkence görüyorlar. Onların tanıklıklarını dinledik. Birçoğunun sivri cisimlerle tecavüze uğradığını duyduk. Bazılarının köpeklerle saldırıya uğradığını duyduk. Kadınların toplu şekilde cinsel saldırıya maruz bırakıldığı anlatılıyor. İşte konuşmamız gereken hikayeler bunlar. Anlatmamız gereken hikayeler bunlar" ifadelerini kullandı. Toplantının sonunda ise halen İsrail hapishanelerinde bulunan aktivistlerin serbest bırakılması çağrısı yapıldı. "Mektup yarışmasında seçilen mektuplar cam şişelerle Gazzeye uğurlanacak" Global Sumud Filosu aktivistlerinin yaptığı toplantıya İstanbul ve Samsun’dan gelen PTT Derneği üyeleri geçtiğimiz ay düzenlenen Gazze’ye mektup yarışmasından 10 mektubu Türkçe’den Arapça’ya çevirerek cam şişelere koyup, Gazze’ye ulaştırılmak üzere Filoya teslim edeceklerini onların da orada bu mektupları ileteceklerini belirttiler. İçlerinde dualar ve insani dileklerin yazılı olduğu belirtilen mektuplar da yarın filo ile birlikte Gazze’ye yola çıkacak.