GÜNDEM - 26 Aralık 2025 Cuma 12:18

Kadın yolcu ile taksicinin hizmet bedeli tartışması: "Haram olsun" diyerek araçtan indi

A
A
A

Taksilerde kredi kartıyla yapılan ödemelerde POS cihazları üzerinden alınan "hizmet bedeli" yolcular ile sürücüleri karşı karşıya getiriyor. Kocaeli'de bir yolcunun ek ücret tepkisi cep telefonu kamerasına yansırken, komisyonun kendilerine değil finans kuruluşlarına gittiğini belirten taksici esnafı, ek maliyetle karşılaşmak istemeyen yolcular için nakit ödeme dışında bir seçenek kalmadığını vurguladı.

Kartla ödeme sırasında POS cihazları tarafından eklenen hizmet bedeli, yolcuların tepkisini çekmeye devam ediyor. Son olarak Kocaeli'de yaşanan olayda kadın yolcu, kredi kartıyla ödeme yaptığı sırada taksimetre tutarına eklenen hizmet bedeline tepki gösterdi. Yaşanan gerginliği cep telefonuyla kaydeden yolcu, akaryakıt istasyonlarında böyle bir uygulamanın olmadığını belirterek duruma tepki gösterdi. Sürücünün ise söz konusu ücretin sistem tarafından otomatik eklendiğini belirtmesi üzerine yolcu, "Haram olsun" diyerek araçtan ayrıldı.

Taksiciler, müşterinin bu bedelden kaçınmasının tek yolunun nakit ödeme yapmak olduğunu belirtti. Kamu kurumlarından başlayarak yayılan bu uygulamanın, Ödeal'a ait TaksidePOS gibi yaygın kullanılan sistemlerde aktif olduğu kaydedildi.

"22 TL işlem ücretini TaksidePOS kendi koyuyor"

Dijital ödeme sistemindeki işleyişi POS cihazı üzerinden uygulamalı olarak gösteren bir taksi sürücüsü, aracı kurumların komisyon politikasını şu sözlerle aktardı:

"Ben POS cihazına 200 TL giriyorum, 22 TL işlem ücretini TaksidePOS kendi koyuyor. Bunun benimle bir alakası yok. Bu, POS cihazı şirketinin koymuş olduğu bir komisyon. Bu komisyonu kendi cebimden ödeyecek halim yok. Bu kredi kartı komisyonu değil. Zaten banka komisyonu bizden kesiliyor. 22 TL olan ilave komisyon tutarı, TaksidePOS ve benzer şirketlerin kendi komisyonu."

"Sistemdeki boşluk kullanılıyor"

13 yıldır taksicilik yapan Hakan Peçe, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, dijital ödeme sistemlerindeki işleyişi anlattı. POS cihazı üzerinden uygulamalı gösterim yapan Peçe, taksimetreye girilen tutarın üzerine sistemin otomatik olarak fark eklediğini söyledi. Peçe, "TaksidePOS gibi POS cihazları var. Bunlar hizmet bedeliyle çalışıyor ve bu hizmet bedeli doğrudan müşteriye yansıtılıyor. Ortalama olarak yüzde 10 civarında bir fark söz konusu. Bu uygulama yaklaşık 4 yıl önce, bazı kurumların kredi kartı ödemelerinde komisyon almaya başlamasıyla ortaya çıktı. Daha sonra belediyelere ve toplu taşıma araçlarına da yayıldı. Ancak burada şehirden şehre farklılıklar var. En yüksek oran İstanbul'da. Örneğin İstanbul'da 35 TL olan bir ücret, kredi kartıyla ödendiğinde 50 TL'ye çıkabiliyor. Bu da yaklaşık yüzde 42'ye denk geliyor. Kocaeli ve Sakarya'da oranlar genelde aynı, yaklaşık yüzde 10 civarında. Taksilerde sistem genelde her yerde aynı. Araç muayene istasyonlarında da aynı durum var. Sistemdeki boşluk kullanılıyor. Kamu kurumları, belediyeler bu işlemi başlatınca finans kurumları da buna dahil oldu. Kanunen yaptırımı nedir ve ya engellenebilir mi bilmiyorum" dedi.

"Biz herhangi bir şekilde fiyat hesaplayıp üzerine ekleme yapmıyoruz"

Peçe, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Piyasada çok bilinen POS firmaları bu şekilde çalışıyor. Taksiye bindiğinizde camlarda ya da POS cihazlarının üzerinde bu firmaların isimlerini görmek mümkün. Ancak burada özel isim vermek istemiyorum. Şunu özellikle vurgulamak isterim, bu farklar kesinlikle taksicinin cebine girmiyor. Biz herhangi bir şekilde fiyat hesaplayıp üzerine ekleme yapmıyoruz. Taksimetrede yazan ücret neyse, POS cihazına da aynen o tutarı giriyoruz. Örneğin taksi ücreti 170 TL ise ben POS'a 170 TL yazıyorum. Ancak müşteri kartını okuttuğu anda, sistem otomatik olarak farkı ekliyor ve toplam tutar müşterinin kartına bu şekilde yansıyor. Bu fark POS cihazının alt satırında otomatik olarak görünüyor."
Taksicilerin banka POS'u yerine bu cihazlara yönelme nedenine de değinen Peçe, bankaların yüksek aylık kullanım ücretleri ve faiz oranları nedeniyle finansal kurumlara ait POS cihazlarının esnaf arasında yaygınlaştığını, ancak bu sistemde maliyetin "hizmet bedeli" adı altında yolcuya yansıtıldığını sözlerine ekledi.

"Şu an için müşterinin bu farktan kaçınmasının tek yolu nakit ödeme yapmak"

Bu sistemin taksiciler arasında yaklaşık iki yıldır yaygınlaştığını ifade eden Hakan Peçe, "Daha önce böyle bir uygulama yoktu. Ben de geçen yıla kadar banka POS cihazı kullanıyordum. Ancak faizlerin ciddi şekilde yükselmesiyle birlikte finans kurumlarının sunduğu POS sistemlerine geçtik. Ondan önce bu şekilde otomatik fark yansıtan bir sistemle karşılaşmamıştım. Şu an için müşterinin bu farktan kaçınmasının tek yolu nakit ödeme yapmak. Kredi kartı ya da başka bir dijital ödeme yöntemi kullanıldığında mutlaka bir fark ödeniyor. Taksi çağırma uygulamalarında da benzer şekilde hizmet bedelleri, gecikme ücretleri ya da farklı kalemler bulunuyor. Oralarda da sistem puanlama ve hizmet bedeli üzerinden işliyor" ifadelerini kullandı.

Fehime Kartal - Cihan Atik

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak BEUN’da Teoman Duralı’nın adını taşıyan merkez hayata geçiyor Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN), bilim ve düşünce hayatına yeni bir ivme kazandıracak önemli bir adımı daha hayata geçirdi. BEUN bünyesinde kurulan felsefenin güçlü kalemlerinden Prof. Dr. Ş. Teoman Duralı’nın adını taşıyan Felsefe-Bilim Uygulama ve Araştırma Merkezi, felsefe başta olmak üzere bilim, düşünce tarihi ve disiplinlerarası alanlarda üretim yapan, araştıran ve yön veren dinamik bir akademik zemin olarak faaliyet gösterecek. BEUN Uygulama ve Araştırma Merkezleri içerisinde kurulan Teoman Duralı Felsefe-Bilim Uygulama ve Araştırma Merkezi, 14 Nisan 2026 tarihli Yükseköğretim Yürütme Kurulu toplantısında uygun bulundu. 2547 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri uyarınca kurulan bu merkezle birlikte Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesindeki uygulama ve araştırma merkezi sayısı 35’e yükseldi. Bu önemli adım, üniversitenin araştırma odaklı vizyonunu güçlendirirken, Türkiye’de felsefe ve bilim alanındaki akademik çalışmalara da yeni bir ivme kazandırmayı hedefliyor. Kurulan merkez; felsefe, bilim, düşünce tarihi ve disiplinlerarası araştırmalar başta olmak üzere geniş bir akademik sahada faaliyet gösterecek. Ulusal ve uluslararası kongreler, sempozyumlar, çalıştaylar ve bilimsel projeler aracılığıyla hem akademik dünyaya hem de topluma katkı sunması hedeflenen merkez, özellikle genç araştırmacılar için güçlü bir ilham ve üretim alanı olacak. Aynı zamanda hayata geçirilen bu merkez, Prof. Dr. Ş. Teoman Duralı’nın felsefe, bilim ve medeniyet tasavvuru ekseninde ortaya koyduğu özgün düşünce birikimini gelecek nesillere aktarmayı hedefliyor. Türkiye’de yerli ve millî felsefi düşüncenin gelişimine öncülük eden Prof. Dr. Duralı’nın adıyla kurulan bu yapı, onun ilmî mirasını yaşayan bir araştırma ve üretim alanına dönüştürecek. Son yıllarda bilimsel üretkenliği, uluslararası iş birlikleri ve akademik atılımlarıyla dikkat çeken Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, bu merkezle birlikte felsefe ve bilim alanında da öncü bir rol üstlenmeyi hedefliyor. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, son yıllarda Prof. Dr. Teoman Duralı’nın hatırasını yaşatmak adına önemli adımlar attı. 2022-2025 yılları arasında, BEUN Rektörü İsmail Hakkı Özölçer’in öncülüğünde Teoman Duralı’nın düşünce dünyasını daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla çok yönlü ve kapsamlı akademik etkinlikler hayata geçirildi. "Tanıklarla Teoman Duralı’nın Düşünce Dünyası" paneli, "Görgü ve Bilgi Arasında: Teoman Duralı’yı Anlamak" programı, "Metafizik Sonrası Metafizik Tartışmaları - Yeni Ontolojilere Doğru" etkinliği ile 77’nci doğum yılı dolayısıyla gerçekleştirilen "Bir Şair, Bir Seyyah, Bir Kaşif, Bir Filozof Teoman Duralı" paneli ve "Bir Filozofun Dünya Nöbeti: Teoman Duralı" sergisi; Duralı’nın ilmî mirasını çok boyutlu bir perspektifle ele alarak akademi ve toplum nezdinde güçlü bir karşılık buldu. Bu vizyon doğrultusunda atılan kurumsal adımlar, kararlılık ve bütünlük içinde hayata geçirilmeye devam etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle yayımlanan 16 Nisan 2025 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında, üniversitenin İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesine Teoman Duralı’nın adı verilerek bu kıymetli ilmî miras kalıcı bir akademik kimliğe kavuşturuldu. Bu adımı takiben, Haziran 2025’te Duralı’nın vasiyeti doğrultusunda açılan Felsefe Bölümü, 2025-2026 Akademik Yılı itibarıyla ilk öğrencilerini kabul ederek onun düşünce ufkunu yeni nesillere taşımaya başladı. Süreç, yalnızca akademik yapılarla sınırlı kalmadı. 24 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 11201 sayılı kararnameyle, Zonguldak’ın Kilimli ilçesi Kuzyaka Mahallesi’nde bulunan ve Ş. Teoman Duralı’nın çocukluk yıllarını geçirdiği ev; eğitim, kültür ve müze faaliyetlerinde kullanılmak üzere Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesine tahsis edilerek bu mirasın mekânsal bir hafızaya da kavuşması sağlandı. Tüm bu adımların devamı niteliğinde, 14 Nisan 2026 tarihinde Yükseköğretim Yürütme Kurulu tarafından alınan kararla kurulan Teoman Duralı Felsefe-Bilim Uygulama ve Araştırma Merkezi, üniversitenin bu alandaki vizyonunu daha ileri bir aşamaya taşıyan güçlü ve tamamlayıcı bir hamle oldu. BEUN Rektörü İsmail Hakkı Özölçer, merkezin kuruluşuna ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: "Üniversitemiz bünyesinde kurulan Teoman Duralı Felsefe-Bilim Uygulama ve Araştırma Merkezi, yalnızca yeni bir akademik birim değil; aynı zamanda ilim, düşünce ve medeniyet perspektifimizin kurumsal bir tezahürüdür. Uygulama ve araştırma merkezlerimizin sayısındaki artış, araştırma üniversitesi olma hedefimiz doğrultusunda bilimsel üretim kapasitemizi güçlendiren, disiplinler arası etkileşimi artıran ve nitelikli bilgi üretimini teşvik eden önemli bir kazanımdır. Merkezimizin hayata geçirilmesinde yüksek tensipleriyle bizleri onurlandıran Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şahsım, üniversitemiz ve Zonguldaklı hemşehrilerimiz adına sonsuz şükranlarımı arz ediyorum. Süreç boyunca anlamlı gayretleri ve destekleri ile bizleri onurlandıran 29. TBMM Başkanımız Sayın Mustafa Şentop’a içtenlikle teşekkür ediyorum. Bizlerden desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen Yükseköğretim Kurulu Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a ve Yükseköğretim Kurulu ailesine en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca bu kıymetli merkezin fikir aşamasından uygulamaya kadar her safhasında büyük bir gayret ve özveriyle emek veren Felsefe Bölümümüzün değerli akademisyenleri başta olmak üzere tüm Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi ailesine gönülden teşekkür ediyorum. Hocamızın kıymetli emaneti olan değerli evladı, Medipol Üniversitesi akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Deniz Duralı ile hocamızın muhterem ailesine destekleri ve katkıları dolayısıyla şükranlarımı sunuyorum. Yine hocamızın seçkin talebelerinden, ülkemizin yetiştirdiği müstesna ilim insanlarından İstanbul Medeniyet Üniversitesi Bilim Tarihi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu’na verdikleri katkılar için en kalbî duygularımla teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki bu merkez; Merhum Teoman Duralı Hocamızın fikir dünyasını yaşatan bu merkez; geçmişten aldığımız ilhamı geleceğe taşıyan, gençlerimize yön veren ve yeni düşünce ufukları açan bir ilim ocağı olacaktır. Bu çok kıymetli eserin başta Üniversitemiz olmak üzere yükseköğrenim camiamıza ve ülkemize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum." BEUN’un attığı bu önemli adım, Zonguldak’ın sadece sanayi ve enerji alanında değil; aynı zamanda bilim, kültür ve düşünce sahasında da öne çıkan bir merkez hâline gelmesine katkı sunacak. Kurulan merkez, akademik üretimi teşvik eden yapısıyla Türkiye’nin düşünce hayatına yön veren önemli bir adres olması öngörülüyor.
İstanbul "Gebelik sonrası karın germe için en az 1 yıl beklenmeli" Doğum sonrası dönemde, gebeliğe bağlı kilo değişimleri ve hormonal etkilerin gerilemesi için vücuda zaman tanınması gerektiğini belirten Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Arda Soylu, "Bu nedenle kilonun stabil hale gelmesinin beklenmesi gerekir. Gebelik sonrası dönemde karın bölgesinin gerçek son durumunun değerlendirilebilmesi için doğumdan sonra en az 12-18 ay beklenmelidir" dedi. İstinye Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Arda Soylu, karın germe (abdominoplasti) ameliyatının; gebelik, hızlı kilo alıp verme ya da obezite cerrahisi sonrası oluşan deri sarkması, kas gevşekliği ve şekil bozukluklarını düzeltmeyi amaçlayan hem estetik hem de fonksiyonel bir cerrahi girişim olduğunu belirtti. Uzm. Dr. Soylu, karın germe ameliyatında uygulanacak tekniğin; hastanın cilt kalitesi, sarkma derecesi, kas yapısı ve genel sağlık durumu dikkate alınarak kişiye özel olarak planlandığını vurguladı. "Karın germe ameliyatında uygulanan yöntemler" Karın germe ameliyatının farklı tekniklerle uygulanabildiğini belirten Uzm. Dr. Soylu, en sık tercih edilen yöntemleri şu şekilde sıraladı: "Standart (Tam) Karın Germe - Standard Tummy Tuck: Üst ve alt karın bölgesini kapsayan bu yöntemde, pubis üzerinde yapılan yatay kesi ile fazla deri ve yağ dokusu çıkarılır. Zayıflamış veya ayrılmış karın kasları (diastazis rekti) onarılır. Göbek üstü ve altındaki belirgin gevşekliklerin giderilmesi için uygundur. Günlük yaşama dönüş genellikle birkaç hafta içinde sağlanırken, tam iyileşme süresi yaklaşık üç ayı bulur. Mini Karın Germe - Mini Tummy Tuck: Sadece göbek altı bölgesinde sınırlı sarkması olan hastalarda tercih edilen, daha az invaziv bir yöntemdir. Daha kısa kesi ile alt karındaki gevşek deri çıkarılır, gerekirse alt karın kasları sıkılaştırılır. Göbek yer değiştirmez. İyileşme süresi daha kısadır ve çoğu hasta 1-2 hafta içinde işine dönebilir. Genişletilmiş Karın Germe - Extended Tummy Tuck: Karın bölgesine ek olarak bel ve yan bölgelerdeki sarkmaları da kapsar. Kesi hattı yanlara doğru uzatılarak karın, bel ve kalça hattında daha dengeli bir vücut konturu elde edilir. Bu yöntemde göbek yeniden şekillendirilir ve sıklıkla liposuction ile kombine edilir. İyileşme süresi diğer tekniklere göre daha uzundur. Sirkumferansiyel Karın Germe (Belt Lipektomi): Karın, bel, yanlar ve sırt bölgesini kapsayan 360 derecelik bir alt vücut germe işlemidir. Özellikle büyük kilo kaybı sonrası tercih edilir ve alt gövdede belirgin kontur iyileşmesi sağlar." "Karın germe ve liposuction aynı seansta güvenle yapılabiliyor" Karın germe ameliyatı ile liposuction’ın aynı seansta uygulanabildiğini ve bunun güvenli olduğunu belirten Uzm. Dr. Soylu, "Bu durum hem geniş hasta gruplarını kapsayan bilimsel çalışmalarla hem de uzun yıllara dayanan klinik deneyimlerle ortaya konmuştur" dedi. Bilimsel çalışmalarda, karın germe ameliyatı ile liposuction’ın birlikte uygulanmasının tek başına karın germe ameliyatına kıyasla ek bir risk oluşturmadığının, hatta bazı komplikasyonların daha düşük oranlarda görülebildiğinin bildirildiğini belirten Uzm. Dr. Soylu, "Kontrollü ve dikkatli yapılan liposuction, daha dengeli ve başarılı estetik sonuçlar sağlar. Bu yüzden doğru hasta seçimi ve uygun cerrahi planlama ile bu işlemler birlikte güvenle uygulanabilir" ifadelerini kullandı. "Uygun zamanlama cerrahi sonuçları doğrudan etkiliyor" Karın germe ameliyatı ve diğer vücut şekillendirme girişimleri için uygun zamanlamanın büyük önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Soylu, hastanın kilo stabilitesi, hormonal durumu ve genel sağlık durumunun mutlaka dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Doğum sonrası dönemde, gebeliğe bağlı kilo değişimleri ve hormonal etkilerin gerilemesi için vücuda zaman tanınmasının esas olduğunu belirten Uzm. Dr. Soylu, "Bu nedenle kilonun stabil hale gelmesinin beklenmesi gerekir. Gebelik sonrası dönemde karın bölgesinin gerçek son durumunun değerlendirilebilmesi için doğumdan sonra en az 12-18 ay beklenmelidir" diye konuştu. Obezite cerrahisi sonrası hastalarda ise vücut şekillendirme ameliyatlarının, hızlı kilo kaybı döneminin tamamlanmasının ardından, hedef kiloya ulaşılıp bu kilonun en az 3 ay süreyle stabil olarak korunmasından sonra planlanması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Soylu, "Bu sürenin çoğu hastada bariatrik cerrahiden 12-18 ay sonrasına denk gelmektedir" dedi. "Ameliyat sonrası bakım, sonuçların kalıcılığı açısından kritik" Karın germe ameliyatı sonrası bakım sürecinin, iyileşmenin sağlıklı ilerlemesi ve cerrahi sonucun kalıcılığı açısından büyük önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Soylu, ilk günlerde erken mobilizasyon, hafif yürüyüşler ve uygun yatış pozisyonunun önerildiğini söyledi. "Dren bakımı, ilaçların düzenli kullanımı ve yeterli sıvı alımı önemli" Dren bakımı, ilaçların düzenli kullanımı ve yeterli sıvı alımının iyileşme sürecinde önemli olduğunu vurgulayan Dr. Soylu, "İlk haftalardan itibaren kompresyon giysilerinin kullanılması, ödemin azalmasına katkı sağlamaktadır. Lipoabdominoplasti uygulanan hastalarda düzenli lenfatik masajlar iyileşmeyi destekleyebilir. Çoğu hasta 4-6 hafta içinde günlük yaşamına dönebilir. Tam iyileşme ise birkaç ay sürebilir. Bu süreçte cerrahın önerilerine uyum büyük önem taşır" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.