ASAYİŞ - 10 Mart 2026 Salı 17:34

İki kardeşin öldürülmesine ilişkin sanıklar ilk kez konuştu

A
A
A
İki kardeşin öldürülmesine ilişkin sanıklar ilk kez konuştu

Kocaeli’nin İzmit ilçesinde kafede çıkan ve iki kardeşin ölümüyle sonuçlanan silahlı kavgada sanıklar ilk kez konuştu. Tutuklu sanık Furkan G. savunmasında, ölen kafe çalışanı Hasan Akın’ın işten ayrılması için önce 100 bin TL, ardından 300 bin TL istediğini ve parayı vermelerine rağmen tehditlerin sürdüğünü öne sürdü. Olay günü yaşanan arbedede "ölmemek için ateş ederek kaçtığını" iddia etti.


Olay, 6 Eylül 2024 tarihinde Kozluk Mahallesi Sekapark’ta bulunan kafede meydana geldi. İddiaya göre, parasını alamayan kafenin eski çalışanı Hasan Akın (27) ve ağabeyi Ahmet Akın (30) ile işletme sahipleri arasında tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine Hasan Akın ve Ahmet Akın silahla vurularak yaralandı. Hastaneye kaldırılan Hasan Akın olay günü, abisi Ahmet Akın ise 7 Eylül’de hayatını kaybetti.


Olaya ilişkin geniş çaplı inceleme başlatan polis ekipleri, aralarında işletme sahiplerinin de olduğu toplam 13 şüpheliyi gözaltına alındı. İfadeleri alınan şüphelilerden 11’i serbest bırakılırken, Furkan G. ile Oğuzhan S. tutuklanarak cezaevine gönderildi.


İddianamede yer alan raporlara göre, Hasan Akın’ın vücudunda 5, ağabeyi Ahmet Akın’ın vücudunda ise 3 mermi giriş yarası tespit edildi, olay yerinde ise 10 boş kovan bulundu.



Sanıklar hakkında 2’şer kez müebbet hapis talebi


İddianamede, sanık Furkan G. (33) hakkında Ahmet ve Hasan Akın’a yönelik "kasten öldürme" suçundan iki kez müebbet hapis, bir kişiyi "silahla yaralama" suçundan ise 4,5 yıla kadar hapis cezası istendi. Sanık Oğuzhan S. (31) için de Hasan Akın’ı "kasten öldürme" suçundan müebbet hapis ve "ruhsatsız silah bulundurma" suçundan 3 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Tutuksuz sanıklar Bedirhan B. (25) ve Fahri A. (20), Berkay Y. (18) hakkında ise "suç delillerini yok etme" ve "ruhsatsız silah bulundurma" suçlarından çeşitli oranlarda hapis cezaları istendi.



"2 oğlum arkalarından vurularak öldürüldü"


Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın ikinci duruşmasına, tutuklu sanıklar Furkan G., Oğuzhan S., tutuksuz sanıklar Berkay Y., Bedirhan B. ile maktullerin yakınları, taraf avukatları ve tanıklar katıldı. Sanıkların cezalandırılmasını isteyen maktullerin annesi Nebahat Akın, "2 oğlum öldürüldü ve arkalarından vuruldu. Adaletin yerini bulmasını istiyorum" dedi.



"Hasan, nargile bölümünde kazandığı para ile uyuşturucu içmeye ve çevresi değişmeye başladı"


Olaya ilişkin savunma yapan tutuklu sanık Furkan G., "Hasan ve ailesi ile büyük yakınlığım vardı. Hasan ile 2017 yılından beri tanışırız. İlk önce yanımızda garson olarak çalışıyordu. Sonrasında nargile bölümümüzü işletmeye başladı. Hatta garson olarak çıkışını yaparak tazminatını verdik. Hasan, nargile bölümünde kazandığı para ile uyuşturucu içmeye ve çevresi değişmeye başladı. Çevresinde kriminal tipler olmaya ve bunlar kafeye gelmeye başladı. Bu durum bize rahatsızlık verdi. İşletmemizde uyuşturucu içtiklerini tespit ettik. Hatta Hasan da uyuşturucunun etkisi ile işe gelmeye başladı" diye konuştu.



"İşletmeyi bırakmak karşılığında 100 bin TL istedi"


Bu kişilerin işletmeye gelmemesi konusunda kendisini uyardığını söyleyen Furkan G., "Hasan’a ’ya ticari bağımızı koparacağız ya da bu kişiler iş yerimize gelmeyecek. Kendini de düzelt’ dedim. Hasan ise bana, ’beni çıkaramazsınız yoksa abim başınıza bela olur’ dedi. Ahmet’in adı geçtiği an konuyu kapattım. Çünkü abisinin İzmir’de bir çete ile çalıştığını ve haraç kestiğini duymuştum. Hatta Ahmet, yaralamadan içeri girmişti. Bu olaydan sonra Hasan, çıkarılmak isteniyorsa yüksek meblağlarda para istediğini duydum. Hasan ile görüşerek ticaret bağımı koparmak istediğimi söyledim. Gitmek istemediğini söyleyerek tehdit etti. Sonrasında eylül ayında askere gideceğini, o süreye kadar işletmeye devam edeceğini ve 100 bin TL istedi. Bu süreyi ve parayı kabul ettik. Kendisine parayı verdik" şeklinde konuştu.



"Hasan 100 bin lirayı kabul etmediğini söyleyerek 300 bin TL istedi"


Hasan’ın uyuşturucudan bu süre zarfında hapse girip çıktığını iddia eden Furkan G., "Bu süre zarfında Hasan’ın iş yerinde uyuşturucu alışverişini yakaladım. Hasan’a ’Bu kişilerin ayağını buradan kes’ dedim. Hasan ve babam ile muhasebe odasında görüşme yaptık. Hasan 100 bin lirayı kabul etmediğini söyleyerek 300 bin TL istedi. Bunun üzerine 200 bin TL daha vermeyi kabul ederek pazartesi hemen iş yerini boşaltmasını istedik. Parayı da kendisine verdik. Pazartesi dükkanı boşalttı. Hasan hem benden zorla 300 bin TL aldı, hem kriminal tipleri başıma bela etti hem de bana gözdağı verdi" ifadelerini kullandı.



"Hasan bana, ’Abim 300 bini az buldu. Abim ev hapsinde. Ne isterse onu yapacaksın’ dedi"


Nargile bölümü için yeni kişi arayışına girdiklerini söyleyen Furkan G., "Hasan, anlaştığımız kişiye, ’Benim dışımda kimse orayı işletemez’ diyerek tehdit etmiş. Hasan, dükkandan gitmişti ancak beni çalışanlarıma takibe aldırmıştı. Ne olsa haberi oluyordu. Nargile bölümüne kimin gireceğini belirlemeye çalışıyordu. Bunun üzerine Hasan ile bir görüşme gerçekleştirdim, ’Paranı aldın, malzemeleri aldın, git kendine başka iş kur’ dedim. Hasan ise ’Abim 300 bini az buldu. Abim ev hapsinde. Ne isterse onu yapacaksın. Abim buraya gelirse bil ki öldün’ dedi. Nargile bölümünü neden başkalarına kiralamak istediğimi sorguladı. Bu durumu zorlaştırırsa durumu babasına ve ailesine söyleyeceğimi söyledim. ’O zaman biz de aileyi karıştırırız’ diyerek tehdit etti. Sonra görüşmeyi sonlandırdım" dedi.



"Ahmet, ’Buraya sıkıntı çıkarmaya, cinayet işlemeye geldim. Benim kardeşim çocuk mu eline 300 bin TL verdin’ dedi"


Korkuyla anne, baba, eş ve çocuğunu tatile gönderdiğini söyleyen Furkan G., "3 hafta boyunca psikolojimi altüst ettiler. Hasan ve abisi gelmesin diye korku ile mücadele vermeye başladım. Olay günü Ahmet, Fatih ile birlikte iş yerime geldi. Ahmet’i görünce ’bittik’ dedim. Korktuğumu belli etmeden ’Hoş geldiniz’ dedim. Muhasebe bölümüne girdik. Ahmet, ’Buraya sıkıntı çıkarmaya, cinayet işlemeye geldim. Benim kardeşim çocuk mu eline 300 bin TL verdin’ dedi. Bu miktarı kendisi istediğini söyledim. Sonrasında Fatih içeri girdi ve ikisi bana bağırmaya başladı. Ahmet eline küllük aldı ve yere fırlatarak, ’Ben ev hapsini yaktıysam birileri bunun hesabını verecek’ dedi. Aramızda arbede yaşandı" diye konuştu.



"Ölmemek adına ateş ederek kaçtım"


Fatih’in telefonla birilerini arayarak ’Gelin bizi dövdüler’ dediğini söyleyen Furkan G., "Fatih bana sinkaflı küfür ediyordu. Beni vurmaya kararlıydılar. Sonrasında Hasan geldi ve küfür etti. Oğuzhan’ı görünce ’Sen abimi darp ettin’ diyerek peşinden koştu. Silah sesi geldi, ölüm korkusuna kapıldım, ateş ederek kaçtım. Kimseyi ölüme kastı ile vurmadım, kaçarak rastgele ateş ettim. Hasan ile abi kardeş gibiydik. Ölmemek adına ateş ederek kaçtım. Aylarca tehdit altındaydım. Kendi dükkanımda esir edilmiştim, psikolojim bozulmuştu. Pişmanım, Hasan’ın hatırasına sonsuz saygım var. Ahmet haraç keserek geçimi sağlayan bir insan. Bizi av gördü. Hasan’ı işten çıkarınca Ahmet’in önü açıldı. Kurtulmak için tekrardan para vermeye hazırdık. İşin içine Ahmet girince işin rengi değişti. Hasan ve ailesi için çok üzgünüm. Kızımın adını Hasan koydu ancak netice olarak buraya geldim. İşin sorumlusu kesinlikle ben değilim, olay buraya gelmesin diye çok mücadele ettim. Ahmet gelince belinde silah vardı. Ben hep yapıcı taraftaydım. Benim peşimi bıraksalardı bu olmayacaktı. İstedikleri parayı verdiğimiz için Ahmet’in gözünde sömürülebilir olarak gözüktük" şeklinde konuştu.



"Hasan bıçakla üzerime geldi, korkuyla yere 2 el ateş ettim"


Olay yerine yakın kafede büfe işleten tutuklu sanık Oğuzhan S. ise, "Muhasebe bölümünde çıkan arbedeyi görünce içeri girdim. İçeri girdiğimde Fatih küfür ederek üzerime geldi, ona tekme attım. Ahmet’i görünce karışmak istemedim ve geri çıktım. Fatih daha kavga çıkmadan telefonla birilerini arayarak silah ile gelmelerini söylüyordu. Zaten ben içeriden çıkınca Furkan’ın isteği üzerine polisi arattırdım. Bir süre sonra 8-10 kişi geldi. Hasan’ı çok agresif gördüm, Furkan’a küfür etti. Sonra Hasan kalabalığa dönerek, ’Abimi kim böyle yaptıysa anasını sinkaf edeceğim, öldüreceğim’ dedi. Hasan’ın bana saldırmasını hala mana bulamıyorum. Bana dönerek küfür etti ve bıçakla hamle yaptı. Bunun üzerine belimdeki silahı çıkararak yere doğru 2 el ateş ettim. Korkmadı ve üstüme gelmeye devam etti. Geri geri ben giderken ısrarla bıçakla kovalamaya devam etti. Sonrasında yere yıkıldı. Yaralanma anını hatırlamıyorum. Hasan yanımda yere düştü, ’Ne istiyorsun, bırak’ diyecektim, yanına eğildim. O zaman yaralandığını fark ettim. Arkamı dönünce Furkan’ı gördüm elinde silah görünce onun vurmuş olabileceğini düşündüm ve oradan ayrıldım. Silahımı Bedirhan’a verdim. Ben sadece 2 defa yere ateş ettim, onun dışında ateş etmedim. Tahliyemi istiyorum" ifadelerini kullandı.



"Nuri eniştem, Hasan’ın uyuşturucu içtiği ve başına bela açtığı iddiası ile onu işten çıkarmıştı"


Tutuksuz sanık Bedirhan B. ise "Muhasebe bölümünde Ahmet’in yere küllük attığını, Furkan’ın ise Ahmet’e vurduğunu gördüm. Oğuz da gelip Fatih’e vurmaya başladı. Ben sadece ayırmaya çalıştım. Fatih’in Furkan’a vurmaya teşebbüs ettiğini gördüm bu esnada Oğuz, Fatih’i tekmeyle engelledi. Furkan, teyzemin oğlu olur. Kafedekilerde gelip hepsini ayırdılar. Su getirdim, eniştem Nuri, suyu Ahmet’e verdi ve ’sakin ol’ dedi. Hasan gelince, ’Abime bunu kim yaptıysa onu sinkaf edeceğim’ dedi. Oğuzhan belinden silah çıkardı ve yere doğru ateş etti. Hasan da bıçak çıkardı. Olaylar bittikten sonra Furkan silahı almamı istedi. Silahı alarak önce muhasebeye koydum ardından çimenliğe attım. Nuri eniştem, Hasan’ın uyuşturucu içtiği ve başına bela açtığı iddiası ile onu işten çıkarmıştı" dedi.



"Ahmet, üzerinde silah olduğunu söyleyip almamı ve denize atmamı istedi"


"Suç delillerini yok etme" suçundan tutuksuz yargılanan sanık Berkay Y., "Silah sesi duymam üzerine olay yerine gittim. Gittiğimde Ahmet ile Hasan yerde yatıyordu. İkisini de tanıdım. Ahmet’in yanına gittim. Üzerinde silah olduğunu söyleyip almamı ve denize atmamı istedi. Ben de alıp kaçtım" diye konuştu.



"Furkan, Ahmet’e tehditler savuruyordu"


Olay gecesi müşteri olarak kafede olan ve yaralanan müşteki Selim Çoban, "Tarafları tanımıyorum, herhangi husumetim yoktur. Çıkan çatışmada sağ ayağımdan yaralandım, şikayetim yoktur. Müşteri olarak oturuyordum, kargaşa oldu. Ne olduğunu öğrenmek için muhasebe bölümüne gittim. Ahmet ve Furkan arasında arbede vardı. Nuri bey ile arbedeyi ayırdık. Furkan’ın yanında bir iki kişi daha vardı. Furkan, Ahmet’e tehditler savuruyordu. Ahmet darp edildiği için, ’Benim kanım aktı, sizin de kanınız akacak’ dedi. Ahmet telefondan, ’Biz burada dayak yiyoruz, siz neredesiniz, neden yoksunuz’ dediğini duydum. Daha sonra olayı yatıştırdıktan sonra 6-8 kişi daha geldi. Kargaşa çıkacağı endişesi ile ayırmak amacıyla orada kaldım. Hasan, geldi ve Ahmet’in yüzündeki yaraları görünce, ’Bunu yapanı sinkaf edeceğim’ diyerek küfür etti. Hasan, Oğuzhan’a yönelik hamle yapınca ortalık karıştı. İlk olarak Oğuzhan mı Furkan mı ateş ettiğini bilmiyorum. Biz silah sesleri duyunca saklandık" şeklinde konuştu.



"Oğlum Furkan ve Ahmet birbirine vuruyordu"


Darp neticesinde yaralanan müşteki Nuri G., "Hasan yanımızda 8 yıldır çalışıyordu. Olay günü Ahmet’in iş yerimize geldiğini gördüm. Sonra patırtı kütürdü duydum. İçerde kavga vardı, oğlum Furkan ve Ahmet birbirine vuruyordu. Onları ayırdım. Elini yüzünü yıkaması için su getirdim. Her ne kadar benim oğluma karşı hamlesi olsa da olayı yatıştırmaya çalıştım. Daha sonra Ahmet, ’Siz nasıl olur da kardeşimi buradan gönderirsiniz’ dedi. Arbedenin yatışmasından 10 dakika sonra Hasan ve kalabalık bir grup geldi. Grup hararetli şekilde saldırıyordu, biz olayı yapıştırmaya çalışıyorduk. Daha sonrasında olaylar yaşandı. Bana vurma kastı ile hareket ettiklerini görmedim, kavgayı ayırdığımda darbe almış olabilirim" ifadelerini kullandı.


Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi.



İki kardeşin öldürülmesine ilişkin sanıklar ilk kez konuştu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Tuncer: "Türkiye dünyanın en güvenli limanlarından biridir" AK Parti Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sevilay Tuncer, Türkiye’nin bir istikrar adası ve dünyanın en güvenli limanlarından biri olduğunu söyledi. Bir dizi program için Van’a gelen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Sevilay Tuncer, düzenlenen "Vefa İftarı" programına katıldı. Programda partililere ve vatandaşlara hitap eden Tuncer, AK Parti’nin 24 yıllık sürecini bir ihya ve inşa süreci olarak tanımladı. Genel Başkan Yardımcısı Tuncer, "AK Parti çatısı altında yürüttüğümüz bu kutlu yürüyüş, aslında bir ihya ve inşa sürecidir. 24 yıldır şehirler kurarken, yollar açarken, köprüler inşa ederken; aynı zamanda gönül köprüleri de kurduk. Şefkati, merhameti ve vefayı ilmek ilmek ördük. Yeniden dönüşen temelleri, millet olma bilincini ve ortak duygusunu gönül sofralarına taşıdık. Çünkü biz, bir olmanın gücünden beslenen büyük bir milletiz. Kriz anlarında kenetlenen, zorluklarda omuz omuza veren bir milletiz" dedi. Farklılıkları çatışma sebebi değil, zenginlik kaynağı olarak gören bir medeniyetin evlatları olduklarını dile getiren Tuncer, "Bu milletin her bir ferdi, bu büyük yapının kilit taşıdır; her bir vatandaşımız bu ülkenin ortak hikayesinin vazgeçilmez kahramanıdır. Etrafımızda yaşanan çatışmalara ve savaşlara baktığımızda, bunun kıymetini bir kez daha anlıyoruz. Türkiye’miz bugün dünyanın istikrar adası ve en güvenli limanlarından biridir" diye konuştu.
Ankara DEM Parti Grup toplantısı DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Şimdiye kadar çok zaman kaybedildi. Ama dünya dengelerinin alt üst olduğu bu dönemde artık kaybedecek bir şey kalmadı. Türkiye bölgesel türbülansa karşı stratejik bir istikrar merkezi olabilir. Tehlike büyük ama iktidar hala küçük hesaplar peşinde" dedi. Bakırhan, partisinin grup toplantısında konuştu. Bakırhan, dünyanın gündeminin İran olduğunu söyleyerek, "İran’a saldırıların 11. günündeyiz. Ortadoğu’nun semaları neredeyse savaş uçakları ve dronlarla kaplı. Ortadoğu resmen toz duman içinde. Burada iki şey bize kendisini hatırlatıyor hatırlamak istemesek de. Dünyanın neresinde olursa olsun bir rejimi güçlü yapan şey ne füzeler ne de savaş uçaklarıdır. Bunu İran’da bir kez daha gördük. Bir devleti güçlü yapan aslında halkından almış olduğu rızadır. Halk devlete, rejime, yönetime ne kadar rıza gösteriyorsa o devletin gücü de o kadardır. İran’da rejim bir türlü bu gerçeği anlamadı. Kadınların her türlü özgürlüğünü yasakladı. Dünyanın en zengin ülkelerinden biri olmasına rağmen ekonomisini yönetemedi. Kimliklere ve inançlara özgürlük tanımadı. İkinci bir gerçek daha var. Buna aslında defalarca tanıklık ettik ama bu sefer herkesin bilinci biraz daha berraklaştı. Dış müdahalelerle bir ülkede rejimi değiştirmek o ülkeye huzur, demokrasi ve mutluluk getirmiyor. Bu savaştan çıkaracağımız çok önemli iki başlık budur. Bir ülkeye demokrasi ve refahın gelmesinin bir yolu var. Ülkenin kendi dinamikleriyle, kendi itiraz edenleriyle birlikte rejimin demokratikleşmesi ancak sağlanabilir" ifadelerini kullandı. Terörsüz Türkiye sürecine değinen Bakırhan, "Dört bir yanımız ateş çemberi ve bu ateş her geçen gün sınırlarımıza daha çok yaklaşıyor. Bir yılı aşkın süredir özellikle buralardan kendi düşüncelerimizi ifade ettik, uyarılarımızı yaptık. Aman gecikmeyelim, aman elimizi çabuk tutalım; bir kasırga almış başını, tüm bölgeyi kasıp kavuruyor dedik. Bugün adeta Sırat Köprüsündeyiz. Bu tarihi kavşağı ve fırsatı oyalayarak, erteleyerek heba etme lüksümüz yok. Şimdiye kadar çok zaman kaybedildi. Ama dünya dengelerinin altüst olduğu bu dönemde artık kaybedecek zamanımız kalmadı. Türkiye bölgesel türbülansa karşı stratejik bir istikrar merkezi olabilir. Tehlike büyük ama iktidar hala küçük hesaplar peşinde. Dünya neyi konuşuyor, onlar kayyımların süresini uzatmakla meşgul. Kayyım süresi hangi akılla, hangi hukukla uzatılıyor? Bunu anlamakta insan güçlük çekiyor. Artık buna bir son verin. Belediyelerdeki kayyımları çekin, seçilmişler görevlerinin başına dönsün" dedi. Bakırhan, "İkincisi, birkaç gün önce Danıştay’ın barış akademisyenleri kararı çok ilginç. Danıştay, "Barış için imza atanlar suçlu" demeye devam ediyor. Biz de diyoruz ki sizin bu yanlışta ısrarınız asıl suçtur. Barış Akademisyenleri suçlu değil. AYM’nin ihlal kararlarını fiilen yok sayan ve Barış Akademisyenlerini yeniden hedef haline getiren Danıştay’ın bu kararını kınıyoruz. Bu kararından vazgeçmelidir. Barış talebi suç değildir. Önümüzdeki günlerde hazırlanacak yasal düzenlemeler, Barış Akademisyenlerinin uğradığı haksızlığı gidermeyi de kapsamalıdır. Bu da sizin için bir fırsattır. AİHM’in aldığı bir karar var. Meclis’i bekleyecek bir şey yok. Bunu uygulayacak olan Adalet Bakanıdır. Buyurun, uygulayın" dedi. İBB’ye yönelik yolsuzluk davasıyla ilgili Bakırhan, "Ona ilişkin düşüncelerimizi söylemiştik. 15 milyonluk bir kentin belediye başkanının tutuklu yargılanması doğru değil. İmamoğlu’nu tutuklu yargılayarak, kayyımların görevini uzatarak, Barış Akademisyenlerine zulmederek, AİHM kararlarını uygulamayarak nasıl birliğimizi sağlayacağız, nasıl demokrasiyi getireceğiz? Gün sandık ve oy hesabı yapma günü değil. İktidara da muhalefete de söylüyorum: Artık bu tehlikeyi görün. Bu topraklar bizim. Bu toprakların bereketi barıştadır ve birliktedir" dedi.
Tokat Ticaret Bakanı Bolat: "Barış yanlısı, dünyada oyun kuruculuğu ve barış tesis etmekle uğraşan Türkiye bir yıldız gibi parlıyor" Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Siyasi istikrarlı, güçlü liderliği 23 yıllık istikrarın başarının siyasi yönetimi, ekonomi yönetimi, güçlü ordusu, güçlü savunma sanayisi, barış yanlısı ve dünyada oyun kuruculuğu ve barış tesis etmekle uğraşan Türkiye Cumhuriyeti bir yıldız gibi parlıyor" dedi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Erbaa Organize Sanayi Bölgesi’nde gerçekleştirilen fabrika açılışının ardından Tokat kent merkezinde bir dizi programa katıldı. Bakan Bolat, ilk olarak Tokat Valiliğini ziyaret ederek vali ve protokol üyeleriyle bir araya geldi. Tokat Belediyesine geçen Bakan Bolat, Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu ile görüşerek kentte devam eden projeler hakkında bilgi aldı. Görüşmede yerel yönetimlerin kalkınma sürecindeki rolüne dikkat çekildi. Program kapsamında siyasi parti temsilcileriyle de bir araya gelen Bakan Bolat, AK Parti Tokat İl Başkanlığı ve MHP Tokat İl Başkanlığını ziyaret ederek partililerle sohbet etti. Bakan Bolat, ardından Yağıbasan Medresesi’nde düzenlenen sivil toplum kuruluşları buluşmasına katıldı. İş dünyası temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarının katıldığı toplantıda Türkiye’nin ekonomik potansiyeli, yatırım imkanları ve bölgesel kalkınma konuları ele alındı. Sınırlarda savaş olmasına rağmen Türkiye’nin istikrarlı bir şekilde büyüdüğüne dikkat çeken Bakan Bolat, "Bakın Türkiye 2025’te cari fiyatlarla dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi konumuna yükseldi. Ama satın alma endeksine göre dünyanın 11’inci büyük ekonomisi konumuna yükseldik. Mal ve hizmet ihracatımız geçen yıl itibariyle dört yüz milyar dolar sınırına yükseldi. Çok güçlü bir savunma sanayimiz ve ordumuz var. 10 milyar doları aştı savunma sanayi ihracatımız. Bu yıl daha da yükseleceği anlaşılıyor. Planlarımız o yönde" dedi. "İsrail’in Gazze’deki soykırımı Filistin’de, Lübnan’daki katliamları etkiliyor. Üzüyor ve biz İsrail’e ticaret sınırlaması, ambargosu uyguluyoruz. Serbest ticaret bölgelerimizden ihracat ve ithalat konusunda hiçbir ticaret yapılmıyor. Şurada iki buçuk ay sonra aşağı yukarı iki yılı aşmış olacağız. İsrail’in zulmünü, zalimliğini bütün dünya gördü. Masum Filistinliler kahramansı bir direniş gösterdiler. Komşularımızda güneyde önemli iç savaşlar yaşandı. Doğuda İsrail’in İran’a saldırılarını yaşadık. Şimdi de ABD ve İsrail’in birlikte İran’la olan savaşını görüyoruz. İran’dan bölge ülkelerine füze atışları görüyoruz. Böyle bir ortamda bir ülke yıldız gibi parlıyor. Siyasi istikrarlı, güçlü liderliği yirmi üç yıllık istikrarın başarının siyasi yönetimi, ekonomi yönetimi, güçlü ordusu, güçlü savunma sanayisi, barış yanlısı ve dünyada oyun kuruculuğu ve barış tesis etmekle uğraşan Türkiye Cumhuriyeti bir yıldız gibi parlıyor. Bölgesinde de dünyada da, biz Ticaret Bakanlığı olarak gittiğimiz her yerde bunun itibarını, saygınlığını görüyoruz ve yaşıyoruz" dedi. Programların ardından Ticaret Bakanı Bolat ve beraberindeki heyet karayolu ile Ankara’ya hareket etti.