ASAYİŞ - 16 Şubat 2026 Pazartesi 11:23

Eşini 8 bıçak darbesiyle öldürüp kardeşini aramış: "Hakkını helal et, Binnur öldü"

A
A
A
Eşini 8 bıçak darbesiyle öldürüp kardeşini aramış: "Hakkını helal et, Binnur öldü"

Kocaeli’nin Körfez ilçesinde 4 çocuğunun annesi olan eşini, 8 bıçak darbesiyle öldüren sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis talebiyle hazırlanan iddianame kabul edildi. İddianamede, sanığın olay gününden 15 gün önce eşine "Bekle seni öldüreceğim" dediği ve cinayeti tasarladığı belirtilirken, zanlının eşini öldürdükten sonra kardeşini de arayarak, "Hakkını helal et. Binnur öldü, ben de ölüyorum" dediği aktarıldı.


Esentepe Mahallesi Çınar Sokak’taki 3 katlı apartmanın 1. katında 31 Ekim 2025’de meydana gelen olayda, Ramazan Gökmen (48) 4 çocuğunun annesi Binnur Gökmen’i (43) bıçaklayarak öldürmüştü. Ardından zanlı, aynı bıçakla kendini yaralayarak intihara kalkışmış, tedavisi sonrasında çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı. Talihsiz kadın, 2 Kasım 2025 pazar günü gerçekleşmesi planlanan kızı N.A.’nın düğününe sadece 2 gün kala hayattan koparıldı.



İhanet şüphesi ve kızının evliliği tartışma konusu oldu


Binnur Gökmen’in öldürülmesine ilişkin hazırlanan iddianame kabul edildi. İddianamede, cinayet öncesi ve sonrasına dair detaylara yer verildi. İddianamede, Ramazan Gökmen’in eşinin kendisini aldattığını iddia ettiği ve en büyük kızları N.A.’nın da evliliğine karşı çıktığı, bu sebeple eşiyle tartışmalar yaşadığı bilgisi aktarıldı.



15 gün önce ablasının evine gitmiş: "Bekle seni öldüreceğim"


Cinayetten yaklaşık 15 gün önce Binnur Gökmen’in, eşinin şiddeti ve huzursuzluk nedeniyle çocuklarını alarak ablası G.H.’nin evine gittiği kaydedilen iddianamede, maktulün ablasına anlattıkları da yer aldı. Binnur Gökmen’in ablasına, "Eşim eve alkollü geldi, bana bıçak doğrulttu. Elindeki bıçağı zorla aldım. Bana ’Bekle seni öldüreceğim’ diyerek tehdit etti" dediği, ablasının ise "Şikayetçi olalım, uzaklaştırma kararı alalım" önerisinde bulunduğu aktarıldı.



"Eve gelin, eşyalarınızı alın"


İddianameye göre, Binnur Gökmen ablasında kaldığı süre boyunca eşi tarafından arandı ancak telefonlara cevap vermedi. Bunun üzerine kızı Z.’yi arayan Ramazan Gökmen, "Eve gelin, eşyalarınızı alın. GSM hatlarınız benim üstüme kayıtlı, gidin numaralarınızı benim üzerimden alın" şeklinde konuşmalar yaptı. Binnur Gökmen’in ise eşinin kendisine zarar vereceği endişesiyle eve dönmek istemediği vurgulandı.



"Eşimi asla üzmeyeceğim"


Olaydan bir gün önce eşini tekrar arayan sanığın, "Beni yalnız mı bırakacaksın? Bir daha böyle şeyler olmayacak, bir daha alkol almayacağım" diyerek ikna etmeye çalıştığı, baldızı G.H.’ye de "Eşimi asla üzmeyeceğim" sözünü verdiği belirtildi. Baldızının ise eniştesini psikiyatrik tedavi görmesi konusunda ikna etmeye çalıştığı ifade edildi.



Cinayet günü "tasarlayarak" hareket etti


İddianamede olay gününe dair detaylar şu şekilde anlatıldı:


Binnur Gökmen, sabah saatlerinde çocuklarını eve bırakmak için ablasından ayrıldı, okul çıkışı ise eşiyle yaşadığı eve gitti. Ramazan Gökmen, eşini içeri alıp bir süre vakit geçirdikten sonra mutfakta, daha önce tasarladığı şekilde tartışma başlattı. Kızları N.A.’nın evlendiği kişinin uygun olmadığını söyleyen sanık, eşine "Beni aldatıyorsun" diyerek tartışmayı büyüttü.


Binnur Gökmen iddiaları reddederken, sanık tezgahtaki bıçağı alarak eşinin üzerine yürüdü. Salona kaçan eşini takip eden Ramazan Gökmen, maktulün engelleme çabalarına rağmen hayati bölgeleri hedef alarak bıçağı savurdu. Sağ boyun ve kulak altı ile göğüs altı bölgelerinden darbe alan kadın yüzüstü yere düştü. Eylemine devam eden sanık, eşinin sırtına da 4 kez bıçak sapladı. Binnur Gökmen, toplam 8 bıçak darbesiyle olay yerinde hayatını kaybetti.



"Binnur öldü, ben de ölüyorum"


Cinayetin ardından aynı bıçakla kendisini yaralayan Ramazan Gökmen’in, kardeşi G.G.’yi arayarak "Hakkını helal et. Binnur öldü, ben de ölüyorum" dediği, eve gelen kardeşinin yengesini kanlar içinde, ağabeyini ise yaralı halde bulduğu iddianamede yer aldı.



"Şahsın bu denli aile meselelerimi bilmesi bana olağan dışı geldi"


İddianamede savunması yer alan Ramazan Gökmen, olaydan yaklaşık 20 gün önce kızı N.A.’nın kendisinin onay vermediği nişanlısıyla kaçarak evlendiğini, bu olayın da evlerinde problemlere sebep olduğunu söyledi. Eşinin kendisini aldattığını düşündüğünü öne süren Ramazan Gökmen, "Benim ev sahibim olan şahıs, mahallede oturduğum sırada kızımla ilgili ve aile içi meselelerimle ilgili bazı şeyler söyledi. Bunun üzerine eşimin beni aldattığı konusunda bazı şüphelerim oluştu. Şahsın bu denli aile meselelerimi bilmesi bana olağan dışı geldi. Bu meseleyi eşimle konuştum, eşim iddiaları reddetti ama yine de aramızda huzursuzluk oluştu" dedi.



"Eşim, ’Kızımızın düğününden sonra eve geleceğim’ demişti"


Olaydan yaklaşık 10 gün önce eşinin çocuklarını da yanına alarak baldızının evine gittiğini anlatan Ramazan Gökmen, savunmasına şöyle devam etti:


"Aradan bir hafta geçince benim de sinirlerim bozuldu. Bu sebeple baldızımla görüşerek çocukların okulunun onun evine uzak olması nedeniyle daha fazla mağdur olmamaları içine eşim ve çocuklarımızın eve dönmesini istedim. Daha sonra akşam eve yalnız şekilde döndüm. Evdeki eşyaları kontrol ettim, eşimin beni aldattığından şüpheleniyordum. Yatak odasındaki eşyalara baktığımda, mahalleden kahvehaneden tanıdığım G.T. isimli şahısın üzerinde gördüğüm eşofmanı kendime ait çamaşırların olduğu bölümde görünce aldatma hususunda iyice şüphelerim arttı. Ancak eşime bu konuyla ilgili soru sormadım. Olaydan bir gün önce eşimle görüştüğümüzde, eşim eve dönmeyi kabuk etmişti ancak pazar günü büyük kızımın düğünü vardı. ’Düğünden sonra geleceğim’ demişti."



"Yaralamak maksadıyla bıçağı bacak bölgesine doğru savurdum, aramızda arbede yaşandı"


Ramazan Gökmen, olay günü sabah uyandığında kapının çaldığını ve gelen kişinin eşi Binnur Gökmen olduğunu gördüğünü ifade ederek, "Eşim eve girdikten sonra bir süre uyuduk. Uyandığımızda saat 10.00 civarındaydı. Eşimle birlikte kahvaltı yapmak üzere kalktım. Kahvaltı ederken kızımın pazar günü olacak düğününden konu açıldı. Ben şahsın kızıma uygun olmadığını düşündüğüm için bu düğüne katılmak istemiyordum. Bu da aramızda tartışma sebebiydi. Bu konu üzerinde tartışmaya başladıktan sonra eşime şüphelerimden bahsettim. Bu şekilde aramızdaki kavga hararetlendi. Ben bıçak almak üzere mutfağa gittim. Tezgah üzerindeki bıçağı aldım ve salona doğru gittik. Ben o sırada bıçağı, eşimi yaralamak maksadıyla bacak bölgesine doğru savuruyordum, bizim aramızda arbede yaşandı. Bu sırada eşim dizlerinin üzerine çöktü, beni de koltuğa doğru savurdu. Bu sırada elimde bıçak vardı, eşim de yüz üstü yere düşmüştü. Ben bıçağı yeniden savurarak tek bir hamle daha yaptım, onun da eşimin sırt bölgesine bir kere olmak üzere temas ettiğini düşünüyorum. Sırtına defalarca bıçak savurmadım. Bu sırada eşim hareketsiz şekilde yatıyordu, bende panikledim ve elimde bulunan bıçağı kendime doğru saplamaya çalıştım ama başaramadım, amacım öldürmek değildi" ifadelerini kullandı.



"Babam ’Evde neden makarna var?’ diyerek tepsiyi annemin kafasına vurdu"


İddianamede, çiftin büyük kızları N.A.’nın da ifadesine yer verildi. N.A., kardeşlerinden G.’nin 17, Z.’nin 12, M.’nin ise 7 yaşında olduğunu söyledi. Annesi ve babasının arasında, babası Ramazan Gökmen’den kaynaklı tartışmaların yaşandığını, bu olayların da kendilerine yansıdığını anlattı. Babasının sürekli alkol kullandığını ifade eden N.A., "Annem ile babam arasında 24 Mayıs 2025 gece saat 02.00 sıralarında da kavga çıkmıştı. Babam eve geldiğinde yine alkollüydü, anneme yemeğe ısıtmasını söyledi. ’Evde neden makarna var?’ diyerek tepsiyi annemin kafasına vurdu. Bizde bu seslere uyandık ne olduğunu sorduğumuzda bana da saldırmıştı. Annem sürekli şiddet görüyordu. Şikayetçi olduğunda babamın bize zarar vereceğinden korkuyordu" dedi.



Ağırlaştırılmış müebbet talebi


Cumhuriyet savcısı iddianamesinde, şüphelinin olaydan önce eşini öldürmeye karar verdiğini, eve gelmesini sağlayarak eylemi "tasarlayarak" gerçekleştirdiğini vurguladı.


Sanık Ramazan Gökmen hakkında, "tasarlayarak eşe ve kadına karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi.



Eşini 8 bıçak darbesiyle öldürüp kardeşini aramış: "Hakkını helal et, Binnur öldü"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Beşiktaş’ta 23 Nisan coşkusu Beşiktaş Belediyesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı Dünya Barış Parkı’nda düzenlediği etkinliklerle kutladı. Beşiktaş Belediyesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında Dünya Barış Parkı’nda birbirinden renkli etkinlikler düzenledi. Bu anlamlı günde gerçekleştirilen programlara çocuklar ve aileleri yoğun ilgi gösterdi. Gün boyu süren etkinlikler kapsamında çocuklar, eğitici ve eğlenceli atölyelere katıldı, kukla gösterileriyle keyifli anlar yaşadı ve tuval çalışmalarında yeteneklerini sergiledi. Etkinlik alanında ayrıca çocuklara içecek ve dondurma ikram edilirken, boyama kitapları ve çeşitli hediyeler de dağıtıldı. Beşiktaş Belediye Başkan Vekili Rasim Şişman da etkinliklere katılarak çocukların bayram sevincine ortak oldu. Çocuklarla birlikte sahneye çıkan Başkan Vekili Rasim Şişman, hep birlikte gökyüzüne balon bıraktı, daha sonra çocuklarla birlikte Dünya Barış Parkı’na fidan dikerek bu anlamlı günü kalıcı bir hatıraya dönüştürdü. Başkan Vekili Rasim Şişman yaptığı konuşmada, "Değerli çocuklar bugün hepimiz için çok anlamlı 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınız kutlu olsun. Bugün doyasıya vakit geçirin diye bir dizi etkinlik planladık. Gün boyu park içindeki çeşitli etkinliklerde bir arada olacağız. Hiç kuşkusuz bir yerel yönetici olarak bizim en önemsediğimiz mesele çocukların mutluluğu huzuru ve güvenliği. O yüzden bu 23 Nisan’da sizlerin keyifle vakit geçirebilmeniz bizim de burada sizlerle bir arada olabilmeniz çok değerliydi. Bayramınız kutlu olsun, sizi çok seviyoruz çocuklar" dedi.
Samsun Yüksel Yıldırım: "Bilerek bu hakemi gönderdiler Samsunspor’u doğramaya geldi" Samsunspor’un Türkiye Kupası’nda Trabzonspor’a elenmesi sonrası konuşan Samsunspor Başkanı Yüksel Yıldırım, "Biz artık MHK’yı kesinlikle tanımıyoruz. Bilerek bu hakemi buraya gönderdiler. Yere düşen her Trabzonsporlu için faul çaldı. Bize de tam tersi" dedi. Yıldırım Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da seslenerek futbola "neşter vurmasını" istedi. Samsunspor, Ziraat Türkiye Kupası’nda sahasında Trabzonspor’a penaltı atışları sonucu 3-1 mağlup oldu. Maçın ardından Samsunspor Başkanı Yüksel Yıldırım karşılaşma sonrası Hakem Atilla Karaoğlan ve MHK’ya sert sözlerle yüklendi. Maçın hakem faktörüyle kaybedildiğini söyleyen Yüksel Yıldırım, "Öncelikle bugün 23 Nisan tüm ülkemizin çocuklarının çocuk bayramını kutluyorum. Bugün turu geçerek çocuklara hediye etmek istedik. Çok istedik ama olmadı. Olmamasının tek bir sebebi herkesin gördüğü gibi hakem faktörü. Ben buradan TFF’yi ve MHK’yı kutluyorum. Bravo, tebrik ederim. 3 hafta önce Rize’de aynı hakem bizi doğradı. Faul yapıldı. Faulün ardından gol yedik. Hocamız 18 senedir dünyada bir sürü yerde takım çalıştırmış. Dördüncü hakemin koluna şöyle dokundu, bu ne dedi? Kırmızı kartla gönderildi. Çünkü hakem art niyetli biriydi. Buradan açık ve net söylüyorum. Yani biz artık MHK’yı kesinlikle tanımıyoruz" diye konuştu. "Yere düşen her Trabzonsporlu için faul çaldı" Düşen her Trabzonsporlu oyuncu için faul çalındığını kendi lehlerine olan pozisyonların ise göz ardı edildiğini söyleyen Yıldırım, "Ferhat hocama defalarca yazdım. Bir kere bana geri dönüp cevap vermedi. Kibarlık yapmadı ama işi olunca arıyorlar. Ben bunları bir kenara yazıyorum. Açık ve net söylüyorum. Bugün bu Samsunspor camiasının bu mutlu gününü rezil etti. Bilerek bu hakemi buraya gönderdiler. Biz gerekli uyarıyı yaptık kulüp olarak ve hocanın takdirlerini gördünüz. Yere düşen her Trabzonsporlu için faul çaldı. Bize de tam tersi. Bütün her şeyi Trabzon tarafına kullandı. Açık ve net hakem faktörü vardı. Bugün benim oyuncularım aslanlar gibi mücadele etti. 10 Kişi bıraktı bizi hakem. Tebrik ederim" şeklinde konuştu. "Bugün bu hakem buraya Samsunspor’u doğramaya geldi" Hakemin Samsunspor’u "doğramak" ve Trabzonspor’u finale taşımak için bilerek atandığını öne süren Yıldırım, "Orada 19 numara neydi? Yani öyle bir faul yaptı. Ayağını kaldırarak durdurdu atağımızı. İkinci sarıdan kırmızıyı görmesi lazım, göstermedi. Bu artık açık ve net. Bugün bu hakem buraya Samsunspor’u doğramaya geldi. Trabzonspor’u da mümkünse finale doğru taşımak için ilk adımını attılar. Hepsi hesaplanmış. Ben artık susmayacağım. Nasıl Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş konuşuyor. Bugün ben de konuşuyorum. Biz de artık büyük bir takım olma yolunda adımlarımızı atıyorduk. Ama demek ki biz doğru yoldayız. Bugün Samsunspor gösterdi. Trabzon karşısında biz yenilmedik arkadaşlar. Bizi hakem de yenemedi bugün. Onun için ben tüm oyuncularımı kutluyorum. Penaltılarda maalesef. Yapamadık çünkü tecrübemiz yok" ifadelerini kullandı. "Bizim sesimizi duyan yok" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek futbola "neşter vurmasını" talep eden Yıldırım, "Bizi bugün Türkiye’de 85 milyonun huzurunda doğradı. Eyyamcı olduğunu televizyonlarda duyuyordum. Dinliyordum eski hakemlerden, inanmıyordum. Ama Rize maçında gördüm, şimdi burada gözlerimle canlı gördüm. Ben bunu kabullenemiyorum. Yani bir takımın geleceğiyle böyle oynayamazsınız. Biz Trabzonspor gibi ligin üçüncüsü değiliz. Avrupa’ya gitmek istiyoruz. Bunu da söyledik. Bunun yolu bizim için kupaydı. Ama bizi bugün hakemle yendiler. Helal olsun diyorum. MHK, ve TFF bize inadına gönderdi. 3 hafta önce bizi doğramış hakemi bir daha gönderiyor. Göz göre göre yani kör göze parmak sokar gibi olmaz arkadaşlar. Ben buradan Cumhurbaşkanımıza sesleniyorum artık bu futbola da bir neşter vur. Cumhurbaşkanım, olmaz bakın Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş bas bas bağırıyor bütün Anadolu takımları bağırıyor. Bizim sesimizi duyan yok. Bu hakemlerin dokunulmazlığı mı var anlamıyorum. Gerçekten anlamıyorum" sözlerine yer verdi.