GÜNDEM - 23 Mart 2026 Pazartesi 14:41

Emlak sektöründe kriz: Ekran karartma başladı, ilan sitelerine sert uyarı

A
A
A
Emlak sektöründe kriz: Ekran karartma başladı, ilan sitelerine sert uyarı

Emlak danışmanları, fahiş ilan ücretlerine karşı ülke genelinde "ekran karartma" eylemi başlatırken, ilan platformlarının sektörü sürdürülemez hale getiren fiyat politikalarına son vermesi çağrısında bulundu. Konuya ilişkin net mesaj veren Tüm Emlak Danışmanları Birliği (TEDB) Kocaeli İl Başkanı Nuriye Köksal, "Biz korkmuyoruz. Siz de bizden korkmak istemiyorsanız bir adım geri atın" dedi.


Tüm Emlak Danışmanları Birliği (TEDB) öncülüğünde Türkiye genelinde emlak danışmanları, ilan platformlarının yüksek ücret politikalarına tepki göstermek amacıyla "ekran karartma" eylemi başlattı. Bayramın üçüncü günü itibarıyla 81 ilde eş zamanlı hayata geçirilen protesto kapsamında ilan girişleri durdurulurken, sektör temsilcileri yaşadıkları ekonomik baskıya dikkat çekti. Emlakçılar özellikle sahibinden.com üzerindeki ilanlarının vitrin görsellerini protesto görselleri ile doldurdu. Konuya ilişkin açıklama yapan TEDB Kocaeli İl Başkanı Nuriye Köksal, gayrimenkul sektörünün artan maliyetler, durma noktasına gelen satışlar ve kontrolsüz şekilde yükselen ilan ücretleri nedeniyle ciddi bir çıkmazda olduğunu belirtti. Köksal, emlak danışmanlarının kira, personel ve reklam giderleri altında ezildiğini vurgulayarak, sektörde acil düzenleme yapılması gerektiğini ifade etti.



"Ekranlarımızı karartma kararı aldık"


Konuya ilişkin açıklama yapan Tüm Emlak Danışmanları Birliği (TEDB) Kocaeli İl Başkanı Nuriye Köksal, "Tüm Emlak Danışmanları Birliği olarak, genel merkezimiz öncülüğünde, Hakan Akçam başkanımızın liderliğinde bayramın üçüncü günü kampanya başlattık. 81 ilden meslektaşlarımıza dedik ki; ’Biz bu sektörün aktörleri olarak sahaya iniyoruz, elimizi taşın altına koyuyoruz, mücadele etmeye hazırız. Hadi hep beraber mücadele edelim’ diyerek ekranlarımızı karartma kararı aldık. Neden bu kararı aldığımızı açıklamak istiyorum. Kendimden örnek veriyorum. Ofisimin kirası 24 bin lira ve ilan sitelerine 23 bin lira para ödüyorum. Yani kiram kadar ilan parası ödüyorum. Ben bir gayrimenkul firması sahibi olarak, internet üzerinden satış yapma zorunluluğum olduğu için bu ilan sitelerini kullanmak zorundayım. Sadece bir platform değil, başka platformlar da var. Ancak bu platformlar arasında fiyat farkı çok büyük. Birinde bin 500 lira öderken, diğerinde 25 bin lira ödüyorum" diye konuştu.



"Nasıl destek verileceği konuşulması gerekirken sarı siteler tarafından eziliyoruz"


"Biz sessiz kaldıkça bu ücretler her yıl iki katına çıkıyor" diyen Köksal, "Sürekli zam yapılıyor. Yine ilan siteleriyle ilgili bir zam bekleniyor. Biz diyoruz ki ’artık yeter’. Biz sahipsiz değiliz. Bize bunları yapmayın. Gelin birlikte hareket edelim. Fiyatları geri çekin, aşağı indirin. Emlakçının önünü açın. ’Ekonomik kriz var’ diyorsunuz. Ekonomik krizden en çok etkilenen sektörlerden biri gayrimenkul sektörü. Satışlarımız durdu. Krediler çekilmiyor. Zaten birçok meslektaşım zor durumdayken, onlara nasıl destek verileceği konuşulması gerekirken biz sarı siteler tarafından eziliyoruz. Neden eziliyoruz? Çünkü fiyatlar o kadar yüksek ki birçok emlakçı, birçok ofis sahibi kira ödeyemediği, reklam giderlerini karşılayamadığı için ofisini kapatmak zorunda kalıyor. Herkes seviye 5 belgesi alıp emlak ofisi açmak istiyor ama açamıyor. Açtığı anda yaklaşık 40 bin lira gibi bir harca tabi tutuluyor. Ardından kira, elektrik, su, personel maaşı ve reklam giderleri geliyor. Yerel emlakçılar artık bu yükü taşıyamıyor" şeklinde konuştu.



"Gayrimenkul sektörü sahipsiz değil"


Tüm Emlak Danışmanları Birliği olarak sayfa karartmayla başlanılan kampanyaya ilerleyen süreçte Ankara’ya kadar, 81 il başkanıyla birlikte yürüyüş şeklinde eylemle devam ettirmeyi planladıklarını ifade eden Köksal, "Ayrıca bir ay kapatma planı da yapıyoruz. Biz sahipsiz değiliz. Gayrimenkul sektörü sahipsiz değil. Sektörümüz için mücadele ediyoruz. 40 bin liralık harç meselesine gelince; bu harç bir günde çıkmadı. Mecliste günlerce konuşuldu. Peki bizim vekillerimiz neredeydi? Neden bizim haberimiz olmadı? Bu harç mecliste görüşüldü, onaylandı ve Resmî Gazete’de yayımlandı. Biz ancak yayımlandıktan sonra haberdar olduk. Bu süreçte ne yapabiliriz diye düşündük ve konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşımak için siyasi partilerle görüşmeye başladık. Süreç başlatıldı ve sonucu bekliyoruz. Ancak biz bu parayı ocak ayında ödemek zorunda kaldık. Ben ödedim ama ödeyemeyen birçok meslektaşım var" ifadelerini kullandı.



"Biz korkmuyoruz. Siz de bizden korkmak istemiyorsanız bir adım geri atın"


Aynı kararlılığı ilan siteleri konusunda da göstereceklerini ifade eden Köksal, "Gerekirse kendi ilan portalımızı kuracağız ve faaliyetlerimizi kendi platformumuz üzerinden sürdüreceğiz. Ancak biz bunu hazırlayana kadar mevcut platformların da sorumluluk alması ve fiyatlarını geri çekmesi gerekiyor. Aksi takdirde, 81 ilde Tüm Emlak Danışmanları Birliği olarak adımları atacağız. Biz korkmuyoruz. Siz de bizden korkmak istemiyorsanız bir adım geri atın" dedi.



"Sizin geçim kaynağınız bizleriz. Biz birlik olursak güçlüyüz, olmazsak yok oluruz"


Rekabet Kurumu daha önce ilan platformlarına ceza verdiğini söyleyen Nuriye Köksal, " Bu cezaya rağmen fiyatlar değişmedi. Aksine, cezalar kullanıcıya yansıtıldı. Platformlar cezayı ödedi, ardından zam yaparak bu bedeli bizlere yükledi. Yani o cezayı aslında biz ödedik. Bu kabul edilemez. Bu durum böyle devam ederse emlakçılar ve gayrimenkul sahipleri bu platformları terk eder. Bu da ilan sitelerinin varlığını doğrudan etkiler. Çünkü emlakçılar ve galericiler olmadan ilan siteleri var olamaz. Emlakçılar yoksa, galericiler yoksa sahibinden.com veya emlakjet var olmaz. İlan sitelerine açıkça sesleniyoruz, ’Eğer iş yapmak istiyorsanız gayrimenkul firmalarına ve galericilere sahip çıkmak zorundasınız. Çünkü sizin geçim kaynağınız bizleriz. Biz birlik olursak güçlüyüz, olmazsak yok oluruz. Şu anda tüm emlakçıların ve galericilerin birlik olup sesini yükseltmesi gerekiyor. Artık görünmek istiyoruz. İlan platformlarının zam yapmayı bırakması ve geri adım atması gerekiyor" diye konuştu.



"Arama başına ücret alınan modeller var"


Bazı platformlarda daha adil sistemler uygulandığını ifade eden Köksal, "Örneğin, arama başına ücret alınan modeller var. Müşteri ararsa ödeme yapılıyor, aramazsa yapılmıyor. Bu sistem daha adil. Çünkü hem platform hem emlakçı kazanmak için çaba gösteriyor. Ancak mevcut sistemde ilan vermek yetmiyor. İlanın öne çıkması için ekstra ücret ödeniyor. Yani görünür olmak için sürekli daha fazla para harcamak zorunda kalıyoruz. Bu da sektörü sürdürülemez hale getiriyor" şeklinde konuştu.



Emlak sektöründe kriz: Ekran karartma başladı, ilan sitelerine sert uyarı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Bahar aylarında çocuk sağlığı için dikkat zamanı Mevsim geçişlerinde çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları ve ateşli hastalıklar artış gösterebiliyor. Uzmanlar, ebeveynlerin belirtileri yakından takip etmesi ve günlük alışkanlıklara özen göstermesinin önemine dikkat çekiyor. Mevsim geçişleriyle birlikte çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları ve ateşli hastalıklarda artış gözlenebiliyor. Özel Adatıp Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Erbil Sak, bahar aylarında çocuk sağlığında dikkat edilmesi gereken konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Sak, hava sıcaklıklarındaki ani değişimlerin ve artan polen yoğunluğunun çocukları etkileyebildiğini belirterek, "Mevsim geçişlerinde özellikle soğuk algınlığı, boğaz enfeksiyonları, öksürük ve ateş gibi şikâyetler daha sık görülebiliyor. Bağışıklık sistemi bu dönemde daha hassas hale gelebilir. Uzun süren öksürük, yüksek ateş, halsizlik ve iştahsızlık gibi durumlarda mutlaka uzman değerlendirmesi yapılmalıdır. Erken dönemde yapılan muayene sürecin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar" dedi. "Günlük alışkanlıklar önemli rol oynar" Bahar aylarında çocukların sağlığını korumak için düzenli uyku, dengeli beslenme ve yeterli sıvı tüketiminin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Sak, "Hijyen alışkanlıklarının sürdürülmesi ve çocukların dinlenmesine özen gösterilmesi bu dönemde koruyucu bir yaklaşım olabilir. "Bazı çocuklar bu süreci hafif geçirirken, bazıları daha sık enfeksiyon yaşayabilir. Bu nedenle belirtiler bireysel olarak değerlendirilmelidir" diye konuştu.
Bursa Gürsu tarıma yeni destek Gürsu Belediyesi, ilçe tarımının potansiyelini yükselten ve Gürsu’ya katma değer sunan proje sayısını her geçen gün arttırıyor. Gürsu Belediyesi’nin proje tecrübesi sayesinde ARGE Müdürlüğü tarafından hazırlanan yeni proje ile Gürsu Ağaköy Tarımsal Kalkınma Kooperatif’ine kazandırılan meyve kasası üretim hattı için kalıp temini projesi hayata geçirildi. Kooperatife kendi kasalarını üretme şansını, hazırladığı proje sayesinde sunan Gürsu Belediyesi , bu kez de kalıp temininin sağlanmasına ve tasarrufun artmasını sağladı. Gürsu Ağaköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, ENCAHER hibe programı ile, Gürsu Belediyesi ARGE Müdürlüğü’nün hazırladığı proje sayesinde kasa imalat tesisi kurmuştu. Tesisin potansiyelini tam olarak kullanabilmek ve ihtiyaç duyulan meyve kasalarının üretebilmek, plastik kasaları geri kazandırabilmek için harekete geçildi. INSURE Projesi’nin bileşeni Kırsal Alanlarda Mevsimlik Tarımsal Kapasitelerin Güçlendirilmesi kapsamında; Ağaköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ne 30.821 USD değerindeki "Gözlü Kasa Üretim Kalıbı" desteği yapıldı. Süreci takip ederek projelendirilen ve Gürsu tarımına bir katkı daha sunan Gürsu Belediyesi ARGE Müdürlüğü sayesinde, kasa başına depolama kapasitesi iki katına çıktı. İhracat yolculuğunda nakliye maliyetleri ciddi oranda azaldı. Üreticinin kazancı ve emeğinin katma değeri arttı. Teslim töreninde konuşan Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, " Gürsu Belediyesi olarak ilçe tarımımıza destek veren anlamlı hamleler yapıyoruz. Bu kalıplar, meyvelerimizin tarladan toplama merkezine, oradan da nihai pazarlara uzanan yolculuğunda yaşanan ürün zayiatını ve kalite kayıplarını engellemek için temel bir gereklilikti. Özellikle hassas yapılı armut meyvelerinin uygun olmayan kasalar nedeniyle zarar görmesi, hem ürün değerini düşürmekte hem de pazar erişimini sınırlamaktaydı. Yeni üretim kalıbı ile bu sorun ortadan kalkacak" diye konuştu.
Ankara DEHB çocukların okul ve sosyal hayatını etkileyebiliyor Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) çocukların hem akademik başarısını hem de sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebileceğini belirten Psikolog İrem Güler, "Sosyal ilişkilerde dürtüsellik nedeniyle akran ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Ancak doğru destekle çocuklar hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli gelişmeler gösterebilir" dedi. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) yalnızca çocukluk dönemine özgü bir durum olmadığına dikkat çekiliyor. Medical Park Ankara Hastanesi’nden Psikolog İrem Güler, bu nörogelişimsel tablonun ergenlik ve yetişkinlikte de devam edebileceğini, ancak doğru tanı ve çok yönlü destekle bireylerin yaşam kalitesinin belirgin şekilde artırılabileceğini vurguladı. "DEHB dikkat, dürtü ve aktiviteyi etkileyen bir durumdur" DEHB’nin dikkat süreçlerini, dürtü kontrolünü ve aktivite düzeyini etkileyen bir durum olduğunu belirten Güler, "DEHB; yalnızca çocuklara özgü değildir, pek çok bireyde ergenlik ve yetişkinlik döneminde de varlığını sürdürür. Tanı için belirtilerin genellikle 12 yaşından önce başlaması beklenir ancak her zaman bu dönemde fark edilmeyebilir" diye konuştu. "‘Çok hareketli değilse DEHB değildir’ düşüncesi doğru değildir" DEHB’nin belirtilerinin dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik olmak üzere üç ana başlıkta toplandığını ifade eden Güler, "Dikkatini sürdürmekte zorlanma, sık hata yapma, eşyaları kaybetme ve görevleri organize edememe dikkat alanındaki güçlükler arasındadır. Hiperaktivite yerinde duramama ya da içsel huzursuzluk şeklinde ortaya çıkabilir. Dürtüsellik ise söz kesme, sırasını bekleyememe ve sonuçlarını düşünmeden hareket etme gibi davranışlarla kendini gösterir. Her bireyde aynı belirtiler görülmeyebilir. Dikkat eksikliği ile hiperaktivite her zaman birlikte görülmez. Bu nedenle ‘çok hareketli değilse DEHB değildir’ düşüncesi doğru değildir" açıklamasında bulundu. "Okul başarısı ve sosyal ilişkiler etkilenebilir" DEHB’nin akademik performansı dolaylı olarak etkileyebileceğini aktaran Güler, "Dikkatini sürdürememe, ödevleri organize edememe ve zaman yönetiminde zorlanma notlara yansıyabilir. Sosyal ilişkilerde ise dürtüsellik nedeniyle akran ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Ancak doğru destekle çocuklar hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli gelişmeler gösterebilir" dedi. "Tanı süreci çok yönlü değerlendirme gerektirir" Güler, tanının tek bir teste dayanmadığını vurgulayarak "Tanı süreci uzman tarafından yürütülür. Gelişim öyküsü, aile ve öğretmen gözlemleri ile belirtilerin birden fazla ortamda görülüp görülmediği birlikte değerlendirilir. Bazı durumlarda bilgisayar tabanlı testler de süreci desteklemek amacıyla kullanılabilir" şeklinde konuştu. Tedavi sürecine ilişkin bilgi veren Güler, şu bilgileri paylaştı: "İlaçlar dikkat ve dürtü kontrolünü düzenlerken, psikolojik destek bireye zaman yönetimi ve başa çıkma becerileri kazandırır. Hafif durumlarda yalnızca psikolojik destek yeterli olabilirken, orta ve ağır vakalarda iki yöntemin birlikte uygulanması daha etkili sonuçlar verir." Ailelere önemli uyarılar Ebeveynlerin ev ortamında sağlayacağı düzenin önemine dikkati çeken Güler, "Tutarlı bir günlük rutin oluşturmak, görevleri küçük parçalara bölmek, görsel hatırlatıcılar kullanmak ve çocuğun başarılarını takdir etmek motivasyonu artırır. Ekran süresinin sınırlandırılması ve düzenli uyku alışkanlığı da belirtilerin kontrolünde önemli rol oynar" ifadelerini kullandı. DEHB’li bireylerin güçlü yönlerine de değinen Güler, "Bu bireyler ilgi duydukları alanlarda yoğun odaklanma geliştirebilir. Hızlı problem çözme ve farklı düşünme becerileri sık görülen özellikler arasındadır. Doğru destekle bu özellikler önemli bir avantaja dönüşebilir" diye konuştu. Toplumda DEHB ile ilgili yanlış bilgilerin yaygın olduğunu söyleyen Güler, "DEHB tembellik ya da yaramazlık değildir. Nörobiyolojik temelli bir durumdur. ‘Sadece çocuklarda görülür’ ya da ‘ilaçlar çocuğu robotlaştırır’ gibi yanlış inanışlar, bireylerin destek almasını geciktirebilir" ifadelerine yer verdi. Güler, doğru tanı ve uygun destekle DEHB’li bireylerin hem eğitim hem de sosyal yaşamda başarılı ve üretken bireyler olabileceğinin altını çizdi.