POLİTİKA - 10 Ağustos 2025 Pazar 17:18

BBP lideri Destici: "İslam İşbirliği Teşkilatı yardımlarla harekete geçmeli, İsrail askeri müdahale ederse karşılık verilmeli"

A
A
A
BBP lideri Destici: "İslam İşbirliği Teşkilatı yardımlarla harekete geçmeli, İsrail askeri müdahale ederse karşılık verilmeli"

Kocaeli’de partisinin olağan kongresine katılan Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Gazze’den Doğu Türkistan’a, zulme sessiz kalınmaması gerektiğini vurguladı. İsrail’in soykırımını kınayan Destici, İslam ülkelerine birleşme çağrısı yaptı, Çin’le ekonomik ilişkilerin gözden geçirilmesini istedi. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehditlere dikkat çeken Destici, terörle mücadelede kararlılık mesajı verdi, ekonomik sorunlara acil çözüm çağrısında bulundu.


Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, İzmit İlçe Başkanlığı 11. Olağan Kongresi’ne katılmak üzere Kocaeli’ye geldi. Büyük coşkuyla karşılanan Başkan Destici, "Bugün Doğu Türkistan’dan Gazze’ye, Kafkaslar’dan Türkmeneli’ne, pek çok Türk ve İslam coğrafyasında kan ve gözyaşı, zulüm, işgaller, soykırımlar vardır. İşte Türk bunlara sessiz kalamaz. Tarihin hiçbir döneminde sessiz kalmamıştır. Bugün de sessiz değildir, yarın da sessiz olmayacaktır ve günü geldiğinde gerekeni mutlaka ama mutlaka yapacaktır. 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de terörist İsrail’in katil başbakanı Netanyahu başta olmak üzere savaş kabinesi, Gazze’de soykırım yapmaktadır. 20 binden fazla masum çocuğu katletmiştir ve bugün yüz binlercesini de açlığa mahkum etmektedir. Çocuklarımız açlıktan hayatını kaybetmektedir. Pek çoğu adeta bir deri bir kemik kalmıştır. O görüntüleri izlemeye hiçbirimizin yürekleri tahammül edememektedir. Ama maalesef başka İslam ülkeleri olmak üzere bütün dünya devletleri ve yöneticileri, ebetteki aralarında buna tepki koyanlar var, açıklama yapanlar var ama uluslararası sorumluluklar nezdinde hiçbir adım atılmamıştır. Atılan adımlar da terörist ve siyonist İsrail tarafından hiçbir şekilde karşılık bulmamakta, hiçbir uluslararası hukuka uymamakta, hiçbir kararı da tanımamaktadır" diye konuştu.



"İslam İşbirliği Teşkilatı aynı anda İsrail’e karşılık vermelidir"


İsrail’in, gücünü Amerika Birleşik Devletleri’nden ve onun hem bugünkü hem de dünkü başkanlarından aldığını söyleyen Destici, "Aslında Amerika Birleşik Devletleri dünyayı yönetiyor gibi gözükse de, esas Amerika’yı yöneten İsrail olduğu için aslında Amerikan eliyle dünyayı yöneten ve idare eden maalesef siyonist İsrail ve onu yöneten Yahudi lobileridir, Yahudi kuruluşlarıdır. Onun için bunu iyi görmemiz lazım, bunu iyi değerlendirmemiz lazım. Ben buradan bir kez daha tüm İslam ülkelerine bir çağrı yapıyorum. Diyorum ki bir araya gelin. İşte şimdi Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan çağrı yaptı. İslam İşbirliği Teşkilatı’nı acil toplantıya çağırdı. Şimdi bu toplantıda şöyle bir karar alınması lazım. İsrail’e bir hafta ya da 10 günlük bir süre verilmeli bütün yardımların içeriye girmesine izin vermesi noktasında tam bir ateşkes. Ve bütün bu İslam ülkeleri, İslam İşbirliği Teşkilatı - yanılmıyorsam 110 üye ülke oraya üye. Hepsi ortak bir yardım kuruluşu hazırlayacak, yardımları hazırlayacaklar. Ve hepsinin 110 İslam bayrağının çekili olduğu gemiler ya da karadan araçlar harekete geçecekler. İsrail şayet buna silahla karşılık verirse, askeri olarak müdahale ederse, o zaman bu 110 ülke aynı anda İsrail’e karşılık vermelidir. Çünkü artık dayanılacak nokta geçilmiştir. Sabır taşı çatlamıştır. Onun için diyoruz ki, korkmaya çekinmeye gerek yok. Dünya savaşı mı çıkacak çıksın, kıyamet mi kopacak kopsun ama o mazlumlar yalnız bırakılmasın" diye konuştu.



"Çin’le ekonomik ilişkilerimizi acilen gözden geçirmeliyiz"


Sessiz kalınmaması gerektiğini söyleyen Destici, "Bugün biz Gazze’ye, Filistin’e, Doğu Türkistan’a sessiz kalırsak, yarın tehlikeyi, zalimi kendi kapımızda görüveririz. Onun için bunlara karşı yapılacak her şeyin mutlaka yapılması lazım. Bakın, Çin de Doğu Türkistan’a zulmediyor. 49 yılından beri işgal altında Doğu Türkistan, 76 yıldır. Aynen İsrail’in Filistin’e yaptığını yaptı benzer dönemlerde. Şu anda da Doğu Türkistan’da Türklere, Müslümanlara karşı Çin’in zulmü ağır şekilde devam ediyor. Biz geçmişten beri söylüyoruz. Türkiye, Çin’le ticarete mahkum değil. Türkiye, Çin’le ilişkilerinin iyi olmasına mahkum değil. Bizden daha çok bize mahkum olan Çin’dir. Ama bakıyoruz, Türkiye’nin şu anda ekonomik sıkıntı çeken ülkemizin dış ticaret açığının yüzde 60’ı ve cari açığının tamamı Çin ile olan ticaretten kaynaklı. Biz Çin’e sadece 5 milyar dolarlık satıyoruz, 65 milyar dolarlık alıyoruz. Arada tam 60 milyar dolar var. Bizim bütün dış ticaret açığımız ne kadar? 100 milyar dolar. Bunun 60 milyar doları Çin’den kaynaklanıyor. Bizim cari açığımız ne kadar? 50 milyar dolar. Bunun tamamı Çin ile olan ticaretten kaynaklanıyor. Onun için hem ekonomik anlamda bize zarar veriyor hem Doğu Türkistan’da hala fiili, kültürel, inanç soykırımı yaptığı için Çin’le ekonomik ilişkilerimizi acilen gözden geçirmeliyiz. Mütekabiliyet esaslarına göre, o benden 5 milyarlık alıyorsa, ben de ondan 5 milyar dolarlık alacağım. Üstünü satmak istiyorsa, en az yüzde 100 vergi koymamız şarttır. Çin’le ticaretimizi eşitlediğimiz anda, dış ticaret açığımız 40 milyar dolara, cari açığımız da kapanıyor ve aşağı yukarı 10 milyar doların üzerinde cari fazla veren bir konuma yükseliyoruz" ifadelerini kullandı.



"Tarih boyunca her zaman mazlumların yanında, zalimlerin karşısında yer almışızdır"


Konuşmasını sürdüren Başkan Destici, "Dünyanın neresinde olursa olsun, hangi etnik kökene ve inanca sahip olursa olsun, biz Türkler ve Müslümanlar olarak tarih boyunca her zaman mazlumların yanında, zalimlerin karşısında yer almışızdır. Bundan sonra da mazlumların yanında durmaya, zalimlerin de korkulu rüyası olmaya devam edeceğiz. Türkiye için de tehdit büyüktür. 10 yıl öncesine göre tehdit daha da büyümüştür. Bir taraftan Suriye’deki iç savaş, PKK terör örgütünün Suriye’nin kuzeyinde bir devletleşme aşamasına gelmiş olması, Amerika Birleşik Devletleri’nin başta Yunanistan, Dedeağaç, Batı Trakya, Ege, Girit olmak üzere adeta ülkemizi çepeçevre çevreleyen üsler kurmuş olması, zaten Türkiye’nin içerisinde 20’den fazla üssü var. En son Zengezur koridorunu da 99 yıllığına kiralayarak adeta kuşatmıştır. Kafkaslar’da olmayan ABD bugün artık bu anlaşmayla Kafkaslar’a da yerleşmek adına bir adım atmıştır. Elbette ki tek hedef Türkiye değildir. Elbette ki İran, Çin, Rusya da bu hedefin içerisindedir. Ama hiç şüpheniz olmasın en yakın hedefleri Türkiye. Neden? Çünkü Türkiye çökmemektedir, boyun eğmemektedir. Türkiye’yi ya boyun eğdireceklerdir ya da Türkiye’ye mutlaka müdahale edeceklerdir" dedi.



"İçerideki İmralı canisi, ’ben baş müzakereciyim’ diyor"


"Suriye’nin kuzeyinde PKK’nın uzantısı var. İçeride de ’terörsüz Türkiye’ diye bir süreç yönetildi. Onu da anlamış değilim" diyen Destici, şöyle devam etti:


"Türkiye zaten terörsüz, Türkiye’de terörist mi var? Türkiye’de terör eylemi mi var yıllardır? Türkiye zaten terörsüzdür. Benim kahraman ordum, benim devletim, kahraman askerim, kahraman polisim, hükümetin de koyduğu, iktidarın da koyduğu, Cumhur İttifakı’nın da koyduğu iradeyle zaten 2015’ten sonra başlatılan amansız bir mücadeleyle terörü yok etti. Türkiye’de terörist bırakılmadı. Savunma sanayinde atılan adımlar bu başarıda büyük rol oynadı. Onun için içeride zaten terör yok, terörist yok. İçeride kim var? İçeride siyasi bölücüler var. İmralı canisi var, Kandil’deki yılanlar var, elebaşları var. Bu süreç başlandığında ne dendi? Müzakeresiz, pazarlıksız, şartsız silah bırakacaklar ve kendilerini feshedecekler. Buna hiç kimse hayır demez. Ama şimdi bakıyoruz İmralı tutanakları yayınlanmaya başladı. İçerideki İmralı canisi diyor ki ’ben baş müzakereciyim’ diyor. Olmayan müzakerenin baş müzakerecisi olur mu? Bunlar yalanlanmadı. Şartsız, pazarlıksız silah bırakılacak dendi. Şimdi mecliste komisyon kuruldu. Birlik, Dayanışma ve Demokrasi Komisyonu. Peki, ne konuşuluyor bu komisyonda? Bu tür süreçlerin en önemli özelliği şeffaf olmasıdır. Halkın, milletin olup biteni mutlaka duyması ve görmesi gerekir. Onaylar ya da onaylamaz, o milletin vereceği bir karardır. Kapalı kapılar arkasında, gizli oturumlar yaparak bir milletin geleceği tayin edilemez. Millet buna müsaade etmez. Zaten göreceğiz, hep birlikte yaşayacağız. Milletin buna müsaade etmeyeceğine de hep birlikte şahitlik edeceğiz. Neye müsaade etmez millet? Bir, öncelikle terörle, teröristle pazarlık yapılmasına müsaade etmez. Bu millet, devletinin adının, milletinin kimliğinin değiştirilmesine canını verir ama müsaade etmez. Dilinin yanına başka dil eklenmesine ölür ama müsaade etmez. Bu millet geçmişte çok ağır bedeller ödemiştir. Şehitlerimizin kanı hala kurumamıştır. Şehit ailelerimizin, şehitlerimizin çocuklarının, eşlerinin, analarının, babalarının gözyaşı hala dinmemiştir. Dolayısıyla da şehit ailelerimizin, şehitlerimizin eşleri ve çocuklarıyla helalleşme olmadan ya da onların onayı olmadan asla hiçbir süreç kabul edilmez ve sonuçlanamaz."



"Sadece 20-30 tane teröristin silah bırakmasıyla PKK silah mı bırakmış sayacağız"


PKK’nın silah bırakması ile ilgili ise Destici, "20-30 silah getirildi ve bir kazanın içine atıldı, yakıldı. Eski midir, yeni midir, kullanılır mı, kullanılmaz mı? Bunlar da belli değil. Sadece 20-30 tane teröristin silah bırakmasıyla PKK silah mı bırakmış sayacağız? Kandil’de tüm kadrosuyla PKK dururken, Irak’ta dururken, Süleymaniye’de, hatta Kerkük’te dururken, Mahmur’da dururken ve en önemlisi Suriye’nin kuzeyinde 100 bin kişilik silahlı adamıyla ABD destek komutanlığı varlığıyla dururken biz PKK’ya silah mı bırakıyor diyeceğiz. Onun için komisyondan önce yapılması gereken, PKK’nın tüm unsurlarıyla, yani Kandil’iyle, Süleymaniye’siyle, Suriye’nin kuzeyiyle, Aynel Arabı’yla, Kobani’siyle, Kamışlı’sıyla, Haseke’siyle, İran PJAK’ıyla, PYD-YPG-SDG’siyle silah bırakıp kendini feshettikten sonra bu komisyon çalışmalıdır. PKK hala Suriye’de, Irak’ta, İran’da silahlı güçleri tüm varlığıyla kendisini muhafaza ederken böyle bir komisyonun çalışmasından bence bir sonuç alınamaz. Milletimiz bunu kabul etmez. Onun için önce yapılacak olan, PKK’nın baştan söylendiği gibi tüm unsurlarıyla silahlarını bırakması ve tüm unsurlarının kendisini feshetmesidir" diye konuştu.



"İmralı canisi DEM’in kapanacağını ve onun yerine yeni bir halk kurulacağını açıkladı"


DEM Parti’nin de kendini feshetmesi gerektiğini söyleyen BBP Genel Başkanı Destici, "Bunun başkaca yolu da yoktur. Ben söyledim buna itiraz ettiler. Ama birkaç gün sonra İmralı canisi DEM’in kapanacağını ve onun yerine yeni bir halk kurulacağını açıkladı. Bana cevap yetiştirenler, ona ağızlarını bile açamadılar. Onun için biz terörsüz Türkiye’den yanayız, terörün bitmesinden yanayız. Baştan söylendiği gibi, PKK tüm unsurlarıyla silah bırakacak, kendini tüm unsurlarıyla feshedecek. Terör örgütünden ya da terör eylemlerinden değil, aynı zamanda silahlı mücadeleden vazgeçtiği gibi siyasi görücülükten de vazgeçecekse, elbette bu konuşulabilir. Ama silah bırakmanın karşılığında siyasi bölücülüğe devam edip ve bölücülük talepleri varsa, bu ne devletimiz nezdinde ne de milletimiz nezdinde asla itibar görmemelidir" dedi.



"Asgari ücret ocak ayını beklemeden artan enflasyon düzeyinde artırılmalı ve asgari ücretli nefes almalıdır"


Ekonomik meselelere değinen Başkan Destici, "Maalesef en düşük emekli aylığı 16 bin lira. En düşük ev kirasının 10 bin lira olduğu bir ülkede, 16 bin lirayla eğer tek emekli maaşı varsa, bir hanede bunun geçinmesini, mutlu olmasını nasıl bekleyelim? Aynı şey asgari ücret için de geçerli, 22 bin lira. Yine en düşük ev kirasının 10 bin lira olduğu yerde, 4 kişilik asgari ücretle geçinmeye çalışan bir aile nasıl geçinecek? Nasıl huzurlu ve mutlu olacak? Bunun için bir kere öncelikle emekli aylıkları acilen ve ivedilikle düzeltilmelidir. Hem de kademeli olarak düzeltilmelidir. İkincisi, asgari ücret ocak ayını beklemeden artan enflasyon düzeyinde artırılmalı ve asgari ücretli nefes almalıdır. Pazarda el yakan fiyatlar var. İşin daha kötüsü, daha çirkini, daha ahlaksız olan da nedir? Piyasada 5 lira olan bir ürünün pazarda 50 liraya satılması, piyasada 2 lira olan limonun 100 liraya satılması, piyasada 3 lira olan domatesin 30 liraya satılması. Aynı şey et ve sütte de geçerli. Bunun iki tane sebebi var. Birincisi vurguncular. Bunu çözmenin de iki yolu var. Bu iki tane faturayı kontrol etmeye bakalım. Bir, çiftçiden, üreticiden domates kaça çıkmış? Toptancı onu ondan kaça almış? Marketçiye ya da pazarcıya kaça satmış? İki, faturaya bakacaksınız. Diyelim ki çiftçiden 3 liraya almış, toptancı marketçiye 5 liraya satmış, marketçi de 25 lira yazmış. İşte o marketçinin gereğini yapacaksın. Birincisi süreli, ikincisinde tamamen kapatacaksın, hapis cezası da vereceksin, ayrıca para cezası da vereceksin" ifadelerini kullandı.



"Tarım ve Orman Bakanlığı eliyle kendi üretim çiftliklerini kurmalı"


Konuşmasını sürdüren Destici, "Madem girdi maliyetleri yüksek o zaman devlet girdi maliyetlerini ucuzlatacak. Gerekirse kendisi dışarıdan getirecek, hayvan üreticisine verecek. Ama onu da üreticiler mi yapacak? Orada da kartelleşme var. Beş-on firma ipleri eline almış ve piyasayı istedikleri gibi oluşturuyorlar. O zaman ona da gereken ceza verilecek. Bunun yanında ne yapacaksın? Geçmişte olduğu gibi devlet, Tarım ve Orman Bakanlığı eliyle kendi üretim çiftliklerini kuracak ve vatandaşına eti de, sütü de, peyniri de, yağı da, ekmeği de ucuz yedirecek" dedi.


Programa Büyük Birlik Partisi Kocaeli İl Başkanı Metehan Küpçü, İzmit İlçe Başkanı Battal Moğultay, çok sayıda partili ve belediye başkanları katıldı. Programdan sonra katılımcılara ve halka yemek dağıtımı yapıldı.



BBP lideri Destici: "İslam İşbirliği Teşkilatı yardımlarla harekete geçmeli, İsrail askeri müdahale ederse karşılık verilmeli"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çorum Çorum Valisi Ali Çalgan: "Hasar büyük ama sevincimiz o ki can kaybımız yok, çok şükür" Çorum’un Sungurlu ilçesinde hortum sebebiyle evlerin hasar gördüğü köyde incelemelerde bulunan Çorum Valisi Ali Çalgan, hasarın büyük olduğunu belirterek, "Hasar çalışmalarına başlanmıştır. İnşallah hiç kimseyi sıkıntıda bırakmayacağız" dedi. Çorum Valisi Ali Çalgan, Sungurlu ilçesinde meydana gelen fırtına sebebiyle evlerin hasar gördüğü Oyaca köyünde incelemelerde bulundu. Vali Çalgan’a Sungurlu Kaymakamı Mutlu Köksal ve Sungurlu Belediye Başkanı Muhsin Dere eşlik etti. Ekiplerden bilgi alıp vatandaşlara ‘geçmiş olsun’ dileklerini ileten Vali Çalgan, daha sonra açıklamalarda bulundu. 60 hanenin bulunduğu köyde şu an yaklaşık 25 evde vatandaşların yaşadığını söyleyen Vali Çalgan, Bugün 14 Mayıs Perşembe günü. Sungurlu ilçemize bağlı Oyaca köyümüzdeyiz. 15.20 sularında bir hortum vakası yaşanmış. Saat 15.21’de 112 Acil Çağrı Merkezine ihbar yapılıyor. Çağrı gelir gelmez ilgili kurumlarımızın tamamı buraya geldi. Jandarma, AFAD, Kızılay, İl Sağlık Müdürlüğü ambulansları, Sungurlu Belediyemizin iş makineleri ve itfaiye ekipleri, İl Özel İdaremiz olarak hepimiz buradayız. Köyümüz 60 hane. 20-25 hanesi mevsim itibarıyla dolu. Diğer vatandaşlarımız başka şehirlerde. Ciddi bir hasar var. Bu bölgede zaman zaman bu derecelerde vakalar son yıllarda olmaya başlamış. 2019 yılında Çorum merkezde bir hortum vakası yaşanmış. Bugün aynı hadise bir iki köyümüzde daha yaşanmış. Oradaki hasar şükürler olsun bu kadar büyük değil. Hasar büyük ama sevincimiz o ki can kaybımız yok çok şükür" dedi. Yaralıların durumuyla ilgili de bilgi veren Vali Çalgan, "4-5 yaralımız var. 3’ü buraya gelen sağlık ekipleri tarafından ayakta tedavi edildi. 2 tanesi tedbiren hastaneye götürüldü" diye konuştu. Vatandaşların yaralarının en kısa sürede sarılacağını dile getiren Çalgan, "Hemşehrilerimiz ve vatandaşlarımızla beraberiz. Hasar çalışmalarına başlanmıştır. İnşallah hiç kimseyi sıkıntıda bırakmayacağız. Süratla yararları saracağız" diye konuştu. Köyde şu an 47 vatandaşın yaşadığını ve vatandaşların barınma sorunun bulunmadığını dile getiren Vali Çalgan, vatandaşların kendi istekleriyle köy konağı ve köydeki sağlam kalan evlerde kalacağını ifade etti.
Eskişehir Yıldırım’ın düştüğü minare yıkıldı, camide temizlik yapan imam yaralandı Eskişehir’in kırsal Yassıhöyük Mahallesinin cami minaresi ikindi namazına hemen önce düşen yıldırım sonrası yıkılırken, temizlik yapan imam yaralandı. Olay, Odunpazarı ilçesi kırsal Yassıhöyük Mahallesi’nde meydana geldi. Bölgede etkili olan yağmur yağışı sonrası, 158. Sokakta bulunan Yassıhöyük Camii’ne yıldırım düştü. Düşen yıldırımdan dolayı mahallenin merkezinde bulunan caminin minaresi yıkıldı. Minarenin tuğlaları sokağa ve caminin üzerine yıkıldı. Minareden düşen tuğlalar, caminin çatısını delerek içeri girdi. Yıkımın şiddetiyle minarenin kapısı 50 metre öteye uçtu. Yıkılan minare dolayısıyla mahallede elektrik gitti. Temizlik yapan imam yaralandı Yıkımın yaşandığı esnada cami içerisinde hafta sonu düzenlenecek olan yağmur duası için temizlik yapan imam Ramazan Ş. cam kırıklarından ve tuğla parçalarından yaralandı. Cami imamı Ramazan Ş. hastaneye kaldırıldı. Olayın ikindi namazından önce olması ve yıkılan minarenin parçalarının boş bir sokağı düşmesi, facianın ucuz atlatılmasına neden oldu. İhbar üzerine bölgeye jandarma, sağlık ve AFAD Eskişehir İl Müdürlüğü ekipleri sevk edildi. Şeritle kapatılan sokakta bulunan cami girişine "Çökme riski var, uzak durun" yazıları asıldı. Jandarma ve AFAD bölgede çalışma başlattı. "Minare patladı" Konuyla alakalı konuşan mahalle muhtarı Ramazan Algan, "Saat 4 suları burada oturuyorduk. Yüksek sesle bir gürültü geldi. Çıktık hepimiz trafonu patladığını düşündük ama ondan sonra baktık minaremiz yıkılmış. Yıldırım önce cami minaresine geldi, yukarısına düşmüş sonra minare patladı. Parçaları da buraya kadar geldi. Minare caminin üzerine devrildi gördüğünüz gibi. Biz içerideydik işte muhtarlıkta oturuyorduk şimşek çakınca komple yaktı her yeri. Şu anda köyümüzün komple elektrik tesisatı, kamera sistemi bunlar da zarar var"dedi. "Minarenin kapısı falan yaklaşık 50 metre" Mahalle sakinlerinden Cengiz Algan ise yaşadığı olay anlarını şöyle anlattı; "Biz kahvede oturuyorduk, yagislardan dolayı tarlaya gitmedik. Elektrik tellerini sallandığını gördük, ondan sonra bir gürleme duyduk. Dışarı çıktık koşa koşa minarenin yıkıldığını gördük. Patlama etkisiyle minarenin kapısı falan yaklaşık 50 metre fırlayarak köy meydanı’na kadar geldi. Çevredeki arabalarda zarar gördü. Biz başta trafonun patladığını düşündük. Tozdan hiçbir şeyi göremedik. Tozlar kalkınca minarenin düştüğünü gördük. Cami hocası içerdeymiş temizlik yapıyormuş o sırada o da yaralanmış. Önümüzdeki pazar yağmur doğamız vardı o yüzden. Evlerde sayaçlar patladı. Televizyonlar çalışmıyor. Hasarımız büyük. Ekipler geldi sağ olsun bakıyorlar ama zarar karşılanır mı karşılanmaz mı bilmiyorum." (BT-