GÜNDEM - 05 Ocak 2026 Pazartesi 11:14

Başiskele’de "KALE" modeliyle binlerce ailenin hayatına dokunuldu

A
A
A
Başiskele’de "KALE" modeliyle binlerce ailenin hayatına dokunuldu

Başiskele’de 2025 yılı boyunca ’KALE’ markası altında yürütülen projeler, kadınların gücüne güç kattı, aile bağlarını pekiştirdi.


Başiskele Belediyesi, 2025 yılında KALE markasıyla "En Sağlam Kalemiz, Ailemiz" mottosuyla yürüttüğü kadın ve aileye yönelik çalışmaları paylaştı. Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğünce çalışmaların sürdüğü Aile Danışma ve Yaşam Merkezi’nde bin 87 vatandaş psikolojik danışmanlık konusunda uzmanlardan profesyonel destek aldı. Sağlıklı yaşam bilinciyle bin 271 kişi diyetisyen hizmetlerinden yararlandı. Aile Akademisi eğitimlerine ise 260 vatandaş katıldı.


"Ruhuma İyi Bak" atölyesinde 212 vatandaşa içsel yolculuğuna odaklanırken; Anne-Çocuk Atölyesi 344 katılımcı ile ebeveyn-çocuk bağını kuvvetlendirdi. Doğal yaşamı destekleyen Aromaterapi Atölyesi ise 82 kadını ağırladı.



Kadınlar mesleki beceri kazandı


Başiskele Meslek Edindirme Kursları (BAŞ-MEK), 2025 yılında da kadınlara çeşitli mesleki ve hobi amaçlı eğitimler vererek yeteneklerini keşfetme imkanı sundu. BAŞ-MEK bünyesinde 24 farklı kurs merkezinde ve dikiş nakıştan iğne oyasına, filografiden hat sanatına kadar 16 ayrı branşta bin 161 kadın kursiyer eğitim alarak mesleki beceri kazandı. Geleceğin şeflerini yetiştiren Pastacılık Akademisi, 121 yeni şef adayını mezun ederek sektördeki yerini sağlamlaştırdı.


Kadınların el emeği ürünlerinin satıldığı BAŞKEM Mağazası’nda da 630 ürünün satışı gerçekleştirildi. Bu satışlardan elde edilen 242 bin 619 TL’lik gelir, doğrudan kadın üreticilerin bütçesine katkı sağladı.


Yeni kurulan yuvaların temellerini sağlamlaştırmak amacıyla düzenlenen Evlilik Okulu’ndan 122 çift faydalanırken, bebek heyecanı yaşayan aileler de unutulmadı. "Hoş Geldin Bebek" projesi kapsamında 400 aileye ulaşılarak sevinçlerine ortak olundu.


Başiskele’de kadınların iş ve sosyal hayattaki görünürlüğünü artırmak ve kadınları bu alanlarda daha güçlendirmek, kadınların fırsat eşitliğini sağlamak ve aileyi daha çok kuvvetlendirmek için amacıyla 2025 yılında her aya yayılan organizasyonlar da yapıldı.


Kadın girişimcileri ve yerel alışveriş kültürünü desteklemek amacıyla 14-15 Şubat tarihlerinde Baş’ka Fest düzenlendi. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Merve Gülcemal ile özel bir söyleşi programı gerçekleştirildi. 23 Nisan’da Aile Yılı Fotoğraf Yarışması Ödül Töreni ile aile bağları sanata yansıtıldı. Mayıs ayında da yoğun bir takvim uygulandı. 11 Mayıs’ta Anneler Günü Kadın Konseri, 15 Mayıs’ta Aile Haftası’na özel "Aile Yürüyüşü" etkinliği ve 28 Mayıs’ta BAŞ-MEK Yıl Sonu Kapanış Programı yapıldı. 9-10 Ağustos tarihlerinde ise 5. Geleneksel BAŞKEM Kadın El Emeği Festivali ile kadın üreticiler bir araya getirildi.



Başiskele’de "KALE" modeliyle binlerce ailenin hayatına dokunuldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ Mersin’de kullanılmaya başlandı Türkiye’de ilk kez kullanılan yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde hastalara uygulanmaya başlandı. Ameliyat sırasında kaybedilen kanın yeniden kazandırılmasıyla kritik operasyonlarda önemli avantaj sağlanması amaçlanıyor. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde, ameliyat sırasında hastanın kaybettiği kanı toplayıp filtreleyerek yeniden hastaya verilmesini sağlayan yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ kullanılmaya başlandı. Türkiye’de ilk kez kullanılan yeni nesil modelin, önceki cihazlara kıyasla kanın daha fazla ve daha nitelikli şekilde geri kazanılmasına imkan sunduğu, özellikle yüksek riskli ameliyatlarda hasta güvenliğini artırmasının hedeflendiği belirtildi. Sağlık hizmetlerinde kaliteyi yükseltmeye yönelik yatırımlar kapsamında envantere kazandırılan cihazın, travma, kardiyovasküler, ortopedik ve jinekolojik operasyonlar gibi yoğun kan kaybı riski bulunan cerrahilerde önemli rol oynadığı belirtildi. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Handan Birbiçer, cihazın özellikle yüksek riskli ameliyatlarda hastanın kendi kanının yeniden kullanılmasına imkan sağladığını ifade ederek, "Kan kurtarma cihazları, özellikle yüksek riskli kanamalı ameliyatlarda ‘kardiyovasküler cerrahi, ürojinekolojik ameliyatlar, ortopedik cerrahiler ya da majör kanamalı hastalar gibi’ hastanın donör, yani bağışçı kanı alma miktarını azaltmaya yarıyor" dedi. "Diğer cihazlardan farkı, yeni nesil bir teknoloji olmasıdır" Prof. Dr. Birbiçer, cihazın çalışma sistemine değinerek, "Bu cihazlarla kanamalı bölgeden kanı steril bir kaba topluyorsunuz. Ondan sonra buradan filtre sistemiyle hastanın kanını ayrıştırıp hastaya tekrar geri verebiliyoruz. Bizdeki cihazın diğer cihazlardan farkı, yeni nesil bir teknoloji olmasıdır. Diğer cihazlarda toplanan kanın bir bölümü kaybedilebilirken, burada bir filtre sistemi kullanıldığı için kanın daha değerli bir kısmını elde edebiliyoruz diyebilirim" ifadelerine yer verdi. Prof. Dr. Birbiçer, cihazın pıhtılaşma sürecine de katkı sunduğunu belirterek, "Bu cihazda trombosit dediğimiz, yani pıhtılaşmayı sağlayan hücreleri de toplayabiliyoruz. Bu da tabii ki çok önemli, hastanın kanamasına bağlı olan ameliyat sonrasında da pıhtılaşmasına yardımcı oluyor. Yine bu cihazla çok fazla kan transfüzyonundan kaçınmış oluyorsunuz" şeklinde konuştu. "Yoğun bakımda yatış süresi kısalmış oluyor" Kan transfüzyonunun muhtemel risklerine de dikkat çeken Birbiçer, "Biliyorsunuz kan bir organ aslında, işlemi bir organ nakli gibi düşünün. Hastaya çok kan verdiğiniz zaman bu durum hastada bazı immun reaksiyonlar ve yoğun bakım ihtiyacı oluşturacak komplikasyonlar ortaya çıkarabilir. Eğer böyle bir cihaza sahipseniz hastaya verdiğiniz kan miktarını azaltıp bu sorunlar ile karşılaşma riskini azaltmış olursunuz. Sonuç olarak hastanın yoğun bakım ihtiyacı azalır ve hastaneye yatış süresi kısalır" dedi. Cihazın acil durumlarda sağladığı avantajlara da değinen Birbiçer, "Tabii ki bu teknolojik cihazın önemli bir faktörü de, diyelim ki çok kanamalı bir hasta geldi, akut olarak o an kan temin edemiyorsanız, böyle bir cihazınız varsa kan hazırlanmasını beklerken cihazı kullanarak hastanın kendi kanını hastaya vererek yine zaman kazanmış oluyoruz" ifadelerini kullandı.
Manisa Manisa’dan Tarsus’a "Mesir" damgası Türkiye Kent Konseyleri Platformu’nun (TKKP) 33. Genel Kurulu Tarsus’ta gerçekleştirilirken, Manisa Kent Konseyi’nin Mesir Macunu jesti programa damga vurdu. Manisa heyeti, hem güçlü temsili hem de kentin kültürel mirasını yansıtan anlamlı hediyesiyle dikkat çekti. Tarsus Kent Konseyi ev sahipliğinde düzenlenen genel kurula Manisa Kent Konseyi Başkanı Hakkı Bayraktar ve Genel Sekreter Gökmen Aytaç da katıldı. İki gün süren programda kent konseylerinin sürdürülebilir kent politikalarındaki rolü, yerel demokrasi ve katılımcı yönetim anlayışı ele alındı. Genel kurul kapsamında dönem başkanlığı Çankaya Kent Konseyi’nden Tarsus Kent Konseyi’ne devredilirken, yeni dönemin yol haritası da belirlendi. Mesir Macunu ile kültürel köprü Toplantı sonrasında Manisa Kent Konseyi Başkanı Hakkı Bayraktar, Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç ile Tarsus Kent Konseyi Başkanı Musa Ceylan’a Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun selamlarını ileterek, Manisa’nın asırlık geleneği olan Mesir Macunu hediye etti. Manisa’nın şifa kaynağı ve köklü kültürel mirası olarak bilinen Mesir Macunu, genel kurulda şehirler arası dostluk ve dayanışmanın simgesi oldu. Genel kurulu değerlendiren Bayraktar, Tarsus’un tarihi ve kültürel önemine vurgu yaparak, "Şehzadeler şehri Manisa’mızdan kadim şehir Tarsus’a uzanan bu gönül köprüsünde yer almaktan büyük mutluluk duyduk. Platform Başkanlığına seçilen Sayın Musa Ceylan’ı tebrik ediyor, yeni dönemin tüm kent konseylerimize hayırlı olmasını diliyorum" dedi.