ÇEVRE - 02 Şubat 2026 Pazartesi 14:34

Artan deprem grafiğine uzman yorumu

A
A
A
Artan deprem grafiğine uzman yorumu

Türkiye genelinde son dönemde art arda meydana gelen depremler endişe oluştururken, Prof. Dr. Şerif Barış, deprem sayılarındaki artışa ilişkin açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Barış, "Türkiye’de de dünyada da depremler zaman zaman bazı dönemlerde artar, bazı dönemlerde azalır. Bu o dönemlerden bir tanesi" ifadelerini kullanarak, asıl odaklanılması gereken konunun hazırlık, zarar azaltma çalışmaları ve teknolojik çözümler olduğunu ifade etti.


Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Yer Fiziği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış, son dönemde sıklaşan depremler ve Marmara Bölgesi’ndeki risk durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.


Depremlerin belirli dönemlerde artış gösterebildiğini dile getiren Prof. Dr. Şerif Barış, Türkiye’de ve dünyada geçmiş yıllarda da benzer yoğunlukların yaşandığını söyledi. Ölçüm ve kayıt sistemlerindeki gelişmelere dikkati çeken Barış, deprem istasyon sayısının artmasıyla birlikte daha küçük ölçekli sarsıntıların da kayda girdiğini, bunun da deprem sayılarında artış olduğu yönünde bir algı oluşturduğunu ifade etti.



"2017 yılında 34 bin deprem meydana geldi"


Depremlerin belirli dönemlerde artış gösterebildiğini ifade eden Prof. Dr. Barış, "Türkiye’de de dünyada da depremler zaman zaman bazı dönemlerde artar, bazı dönemlerde azalır. Bu o dönemlerden bir tanesi. Örneğin yine 2016’da Türkiye’nin kendi içinde ve etrafında 18 bin deprem varken, 2017 yılında 34 bin deprem meydana geldi ama kimse bunun farkında değildi. Dolayısıyla depremler zaman zaman artabilir" dedi.


Deprem kayıtlarındaki artışın teknik nedenlerine değinen Barış, "Özellikle son dönemlerde gerek AFAD’ın gerekse Kandilli Rasathanesi’nin deprem istasyon sayısı çok arttı. Dolayısıyla deprem istasyon sayısı çok artınca, bu depremlerin aletsel olarak kaydedilmesi, çözülmesi ve listelenmesi çok çok daha küçük aletsel büyüklüklere indi. İnsanlar doğal olarak eskiden 1,5-2’den daha büyük depremleri görmüşken şimdi 0.5’e kadar depremler listede var. Bu da sayıların artmasına yol açıyor" diye konuştu.



"Türkiye geçmişte daha yıkıcı bir dönem yaşadı"


Türkiye’nin tarihsel deprem verilerini de hatırlatan Prof. Dr. Barış, şöyle konuştu:


"Türkiye 1840’la 1970 yılları arasında 32 tane yıkıcı depremle karşı karşıya kaldı. Halbuki 1970’ten günümüze kadar 55 yıl geçti, henüz 10 tane bile büyük, 7’den büyük deprem yok. Bu demek değil ki depremler olmayacak. Biz her 6.5, 6’dan büyük bir depremin 1,5 yılda, her 7’den büyük depremin de ortalama 4,5 yılda bir Türkiye’yi sarstığını biliyoruz. O yüzden bu sayılara bakmadan bizim hazırlanmamız lazım."


Marmara Bölgesi’ne ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Prof. Dr. Barış, sismik boşluk kavramına dikkati çekerek, "Sismik boşluk büyük depremlerin meydana geldiği ancak yüzlerce yıldır büyük depremin olmadığı ve ileride, yakın zamanda ya da ileriki dönemlerde deprem olacak yerlere denir. 2004’te yapılan çalışmada 7’den büyük bir depremin İstanbul 50 kilometrelik yarı çaplı bir bölgede olma ihtimali yüzde 52, 2016’da yapılan ortak bir çalışmada da bu oranın yüzde 47 olduğu söylendi. Bu her an deprem olacak demek değil. Bilakis İstanbul ve Marmara bölgesindeki insanların büyük bir depreme hazırlanması için zamanı var demek" şeklinde konuştu.



"Bu doğru değil"


Küçük bir sarsıntıda binaların yıkılacağından dolayı vatandaşların kendilerini balkonlardan ve camlardan attığını belirten Barış, "Aslında bizler her sarsıntıda binalar sallanınca korkuyoruz, bir yanlış davranışla kendimizi balkonlardan, camlardan atıyoruz, evlerden dışarı kaçıyoruz. Bu çok doğru bir davranış değil. Büyük depremlerde görülen hasarlar ve yıkımların korkusuyla insanlar bütün binaların çökeceğini ve altında kalacaklarını düşünüyorlar ki, bu doğru değil. Her depremde, büyük depremlerde bütün binalar sallanır ama çökenler yani yamyassı olanlar çok dayanıksız, insanların kolon ve kiriş kestiği, yanlış projelerle ciddi bir mühendislik görmemiş yapılardır" diye konuştu.



"1999 depremi Türkiye için bir milattı, 2023 de o miladı tekrar hatırlattı"


Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan 17 Ağustos 1999 depremine ilişkin ise Barış, "Yahya Kaptan Kocaeli’nin en kötü zeminlerinden birisidir ama orada zemin iyileştirme ve o zemine uygun depreme dayanıklı yapı yapıldığı için hasar olmadı. 2000’den sonra yapılan binaların 1999 öncesinden nazaran çok daha dikkatli yapıldığını söyleyebilirim. 1999 depremi Türkiye için bir milattı, 2023 de o miladı tekrar hatırlattı" ifadelerini kullandı.



"Planınız yoksa bir afet karşısında mutlaka savunmasız kalırsınız"


Depreme hazırlığın toplumsal bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Barış, "Vatandaşların ve ailelerin evlerinde, işletmelerin ve sanayi kuruluşlarının da iş yerlerinde mutlaka bir hazırlık yapması gerekiyor. Zarar azaltma çalışmaları planlama, eğitim ve tatbikattan geçer. Planınız yoksa bir afet karşısında mutlaka savunmasız kalırsınız" dedi.



"Yapay zeka teknolojisinin yaygınlaşması önemli"


Teknolojinin afet zararlarını azaltmadaki rolüne de değinen Prof. Dr. Barış, sözlerini şöyle tamamladı:


"Erken uyarı sistemleri dünyada depremi önceden bilen sistemler değildir. Deprem olduğu anda ilk P dalgasından faydalanarak asıl yıkıcı olan S dalgaları gelmeden insanları uyaran sistemlerdir. Akıllı teknolojiler, yapay zeka teknolojileri ve erken uyarı sistemleri gibi sistemlerin Türkiye’nin tamamına yaygınlaştırılması önemlidir."



Artan deprem grafiğine uzman yorumu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep CHP’lilerin sırt döndüğü çocuklar er meydanına çıktı Gaziantep’te 23 Nisan kutlamalarında CHP’lilerin sırt döndüğü çocuk mehteran takımı, er meydanına çıkan pehlivanların yağlı güreşler müsabakasında gösteri yaptı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İl Başkanı Vakkas Açar ve il yönetiminin, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle Gaziantep’te gerçekleştirilen kutlama programlarında küçük öğrencilerden oluşan mehter takımı gösterisinde çocuklara arkalarını dönerek protesto etmesine gösterilen tepkiler devam ediyor. Şahinbey Belediyesi’nin ev sahipliğinde Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu’nun düzenlediği 4’üncü Türkiye Yağlı Güreş Ligi müsabakası çocuk mehteran takımının gösterisiyle başladı. 2 gün önce CHP’lilerin arkasını döndüğü çocuk mehteran takımının programda yaptığı gösteri büyük beğeni topladı. AK Parti Grup Başkanvekili ve Gaziantep Milletvekili Abdulhamit Gül, AK Parti Gaziantep milletvekilleri İrfan Çelikaslan, Bünyamin Bozgeyik, Mesut Bozatlı, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu Başkanı İbrahim Türkiş ile protokol üyeleri, gösteri yapan çocuklara büyük destek verdi. Çocukların gösterisi esnasında platforma çıkan protokol üyeleri Mehtaran Marşı’nı çocuklarla birlikte söyledi. Çocukların ailelerinin de katıldığı gösteride çocuklar, kendilerine verilen destekten dolayı çok oldukları gözlemlendi. "Çocuklarımıza, mehteran takımımıza asla sırtımızı dönmüyoruz" Gösterinin ardından açıklamalarda bulunan Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, "23 Nisan’da bu gücel çocuklarımızın yapmış olduğu gösteride yaşanan olaylar bizi gerçekten çok üzdü. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara hediye ettiği bir bayramda çocuklara dönük bu hareket gerçekten hiç yakışmadı. Kültürümüze, tarihimize ne kadar yabancı olduklarını gösterdiler. Halbuki biz tarihimize de, Türkiye Cumhuriyeti’ne ve çocuklarımıza da sahip çıkıyoruz. Çocuklarımızın daha güzel bir yaşam için ve daha güzel bir eğitim alması için onlara her türlü desteği veriyoruz. Çocuklarımıza, mehteran takımımıza asla sırtımızı dönmüyoruz, bilakis onları kucaklıyoruz. Bu er meydanında çocuklarımızın gelip bu gösterilerini yapması, mehteri çalması bizi ayrıca gururlandırdı, onurlandırdı. Biz her zaman çocuklarımızın yanındayız, her zaman onların yanında olacağız ve asla çocuklarımıza da sırtımızı dönmeyeceğiz, onları kucaklamaya devam edeceğiz" dedi. "Çocuklarımıza sahip çıkacağız" Tahmazoğlu, "Her şey ortada, hatta kendi beyanları da var. ‘Biz bilerek sırtımızı döndük, protesto ettik’ diyorlar. Mehteran Marşı, bizim ecdadımıza aittir. Günümüzde geçerli olan milli kültürümüz. Dolayısıyla tarihimize de Cumhuriyetimize de sahip çıkacağız. Çocuklarımıza sahip çıkacağız. Onları asla yalnız bırakmayacağız" diye konuştu.
Çorum 75 yaşındaki Satı teyzenin bayrak sevgisi Çorum’da her milli bayramlarda eline aldığı Türk bayrağıyla sokaklarda dolaşan 75 yaşındaki Satı Bocuk, bayrak hassasiyetiyle dikkat çekiyor. Çorum’da yaşayan 75 yaşındaki Satı Bocuk, milli bayramlarda eline aldığı Türk bayrağıyla sokaklarda yürüyor, kutlamalara katılıyor. Son olarak 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda Satı Bocuk’u eline aldığı Türk bayrağıyla yürürken gören Eren Kızıltepe isimli esnaf o anları dronla görüntüledi. Sosyal medyada paylaşılan Satı Bocuk’un Türk bayrağıyla yürüdüğü görüntüler, vatandaşlardan büyük ilgi gördü. Tüm bayramlarda, özel günlerde sokağa Türk bayrağıyla çıktığını ifade eden Satı Bocuk, "Benim okumam yazmam yok, yalnız yaşıyorum. Bayrağımı, vatanımı, askerlerimi çok seviyorum. Özel günlerde bayrağımı alır, sokağa çıkıp gezerim. Bayrağımı alırım, yağmur, çamur dinlemem. Askerlerime, bütün Türkiye’ye selam olsun" dedi. Satı Bocuk’u Türk bayrağıyla gezerken görüntüleyen Eren Kızıltepe ise, "Satı teyzemizi sürekli buradan geçerken görüyoruz. Özel günlerde eline bayrağını alıp hemen kutlamalara koşar. 23 Nisan’da da havanın yağmurlu olmasına rağmen Satı teyze bayrağını almış, koşa koşa Saat Kulesi Meydanına gidiyordu. Bu da benim çok hoşuma gitti. Ertesi gün baktım, yine bayrağını almış, acaba yine kutlama olur mu diye tekrar gittiğini görünce bunu çekmek istedim" dedi.
Eskişehir Eskişehir İl Sağlık Müdürü Bildirici’den Dünya Sıtma Günü uyarısı: "Risk tamamen bitmedi" Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2008 yılından bu yana her yıl 25 Nisan’da anılan Dünya Sıtma Günü kapsamında açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtmanın; plasmodium cinsi paraziti taşıyan dişi anofel sivrisineklerin ısırığı yoluyla bulaşan ve kırmızı kan hücrelerini enfekte ederek hayatı tehdit edebilen ciddi bir hastalık olduğunu belirtti. Hastalığın ilk belirtilerinin genellikle sivrisinek ısırığını takip eden 10-15 gün içerisinde baş ağrısı, titreme ve ateş şeklinde ortaya çıktığını ifade etti. İnsanlarda sıtmaya yol açan beş farklı plasmodium türü bulunduğunu dile getiren Bildirici, özellikle P. falciparum ve P. vivax türlerinin en büyük riski oluşturduğunu, falciparum tipinin tedavi edilmediği durumlarda kısa sürede ağır seyrederek ölüme neden olabildiğini vurguladı. "Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı sıtma riski altında" İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, dünya nüfusunun yaklaşık yarısının sıtma riski altında bulunduğunu, bu riskin özellikle Sahra altı Afrika ülkelerinde yoğunlaştığını ifade etti. Türkiye’de geçmiş yıllarda yaygın olarak görülen sıtmanın, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen etkin çalışmalar neticesinde yerli bulaşının sona erdiğini belirtti. Bildirici, ülkemizde sıtma etkenini taşıyabilecek sivrisinek türlerinin halen bulunduğuna dikkat çekerek; iklim ve çevresel faktörler, artan uluslararası seyahatler, endemik bölgelerden gelen vakalar ve düzensiz göç hareketleri nedeniyle yurtdışı kaynaklı sıtma vakalarının görülebildiğini söyledi. Ayrıca Türkiye’nin subtropikal kuşakta yer alması ve iklim değişikliğine bağlı sıcaklık artışlarının da hastalık riskini artırabileceğini dile getirdi. "Vatandaşlarımız riskli bölgelere seyahat ederken dikkat etmeli" Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtma riskinin tamamen ortadan kalkmadığını, bu nedenle Sıtma Eliminasyon Programı kapsamında yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Vatandaşların özellikle riskli bölgelere seyahat öncesinde gerekli koruyucu önlemleri almaları ve hastalık belirtileri görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini ifade etti.
Adana Adana’da termometreler 41 dereceyi gösterdi Türkiye’nin en sıcak illerinden Adana’da sıcak hava etkisini göstermeye başladı. Kent merkezinde araç termometreleri 41 dereceyi gösterirken güneşli havayı fırsat bilen vatandaşlar park ve bahçelere akın etti. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre kentte 30 derece olan hava sıcaklığı, araç termometrelerinde 41 dereceye kadar ulaştı. Sıcak havayı fırsat bilen Adanalılar park ve bahçelere giderek havanın tadını çıkarttı. Geçtiğimiz haftaya kadar şiddetli yağışın etkisinde olan kentte bu günden itibaren sıcaklıkların mevsim normalleri üzerine çıkması bekleniyor. "Havalar çok sıcak" Vatandaşlardan Kadir Oygur, "Havalar çok sıcak. İnsan duşa girerken terler mi? Bu güneş niye buraya vuruyor. Ben anlamadım, bu sıcaklık çok fazla" dedi. "Biraz daha böyle devam ederse sıkmaya başlayacağız" Şervan Ildız ise, "Bu havalar çok sıcak ve bize yanlış yapıyor. Biraz daha böyle devam ederse sıkmaya başlayacağız. Gençler kanallarda yüzmeye başladı. Kısa kollu giymeye başladık, yaz erken geldi" ifadelerini kullandı. "Yürüyüşe çıktım ama terlemeye başladım" Metin Gelincik isimli vatandaş ise havaların çok sıcak olduğunu anlatarak, "Sıcaklıklar etkili olmaya başladı. Yürüyüşe çıktım ama terlemeye başladım. 1-2 aya asfaltta yumurta pişmeye başlar. Allah yaşlılarımıza sabır ve dayanma gücü versin" diye konuştu.