ASAYİŞ - 09 Nisan 2026 Perşembe 09:37

Aile meclisi kararıyla öldürülen Güneş cinayetinde kan donduran detaylar

A
A
A
Aile meclisi kararıyla öldürülen Güneş cinayetinde kan donduran detaylar

Kocaeli’de 2017 yılında kaybolan ve 7 yıl sonra bir ihbarla "aile meclisi" kararıyla öldürüldüğü ortaya çıkan 4 çocuk annesi Güneş Yıldıztan (27) cinayetine ilişkin hazırlanan iddianame, kan donduran detayları ortaya koydu. Yapılan DNA testinde kadının 3 çocuğunun kayınbiraderinden olduğu belirlenirken, genç kadının eli ve ayakları bağlanıp diri diri yakıldığı iddiası ve gönderilen kefen fotoğrafları dehşete düşürdü.


Edinilen bilgiye göre, 2017 yılının aralık ayında meydana gelen olayda evli ve 4 çocuk annesi Güneş Yıldıztan (27), sevgilisi Mehmet A. ile kaçtı. Birkaç gün sonra ise Güneş Yıldıztan Darıca ilçesindeki polis merkezine başvurarak kocası Nihat Yıldıztan’ın kendisini dövdüğünü, bu sebeple evden kaçtığını ve can güvenliğinin olmadığı belirterek şikayetçi oldu. Polis merkezindeki işlemlerinin ardından Güneş Yıldıztan, kadın sığınma evine yerleştirildi. Güneş Yıldıztan bir süre kaldığı sığınma evinden kendi isteğiyle ayrıldı.



11 kişi tutuklandı


Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, 2024 yılında gelen ihbar üzerine 7 yıldır hiçbir resmi işlem kaydı bulunamayan Güneş Yıldıztan’ın öldürüldüğü şüphesi üzerine inceleme başlattı. Adım adım iz süren ekipler, yaklaşık 4 aylık teknik ve fiziki tabinin ardından harekete geçti. Kocaeli merkezli İstanbul ve Van’daki eş zamanlı operasyonlarda 26 şüpheliyi gözaltına alındı. İfadesi alınan şüphelilerden Nihat Yıldıztan’ın da aralarında bulunduğu toplam 11 kişi tutuklandı.


Kovuşturma aşamasında Seracettin Yıldıztan, Osman Yıldıztan, Bedir Yıldıztan, Ferhat Yıldıztan, Ahmet Yıldıztan, Mehmet Ziya Yıldıztan, Mustafa Yıldıztan olmak üzere 7 isme adli kontrol verilirken, sanıklar Nihat Yıldıztan, Saim Yıldıztan Barış Yıldıztan, Muhsin Yıldıztan’ın tutukluluğu devam etti.



"11 kişi hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis talebi


19 Kasım 2025 tarihinde hazırlanan iddianame, Kocaeli 8. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede, "töre saiki ile kasten öldürme" , "azmettirme" ve "yardım etme" gibi suçlardan Nihat Yıldıztan (42), Saim Yıldıztan (36), Seracettin Yıldıztan (66), Bedir Yıldıztan (72), Osman Yıldıztan, Ahmet Yıldıztan (44), Barış Yıldıztan (32), Ferhat Yıldıztan (35), Mustafa Yıldıztan (49), Mehmet Ziya Yıldıztan (40), Muhsin Yıldıztan (34) hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi.



İhbarcının başvurusu ile kayıp ortaya çıktı


7 yıldır kendisinden haber alınamayan Güneş Yıldıztan’ın (27), "aile meclisi" kararıyla öldürülerek cesedinin yakıldığı iddiasına ilişkin hazırlanan iddianamede davanın seyrini değiştirecek detaylar yer aldı. İddianamede, maktulün çocuklarına yapılan DNA testinden "kefenli" tehdit mesajlarına kadar pek çok çarpıcı bilgi paylaşıldı.


30 Aralık 2017 tarihinde kaybolan Güneş Yıldıztan’ın akıbeti, 8 Şubat 2024 tarihinde Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği’ne yapılan bir ihbarla gün yüzüne çıktı. İhbarcı, Güneş Yıldıztan’ın 2014 yılında evinden ayrılarak İstanbul’da Muhsin A. ile yaşadığını, daha sonra ailesine teslim edildiğini ve 6 yıldır kendisinden haber alınamadığını belirtti. Başlatılan soruşturma kapsamında teknik incelemeler ve HTS kayıtları, Güneş’in iletişiminin kesildiği anları ve aile üyelerinin o süreçteki hareketlerini deşifre etti.



Öldürüldükten 2 yıl sonra boşanma gerçekleşmiş


Soruşturma dosyasındaki incelemeler, Güneş Yıldıztan’ın kaybolmadan kısa süre önce, 18 Aralık 2017’de Darıca’da polise başvurarak eşi Nihat Yıldıztan’dan şikayetçi olduğunu gösterdi. Güneş, eşinin vücudunda sigara söndürdüğünü ve darp edildiğini beyan ederek kadın sığınma evine yerleşti. Ancak 25 Aralık 2017’de eşiyle barıştığını söyleyerek kurumdan ayrıldı. Kayıtlara göre Nihat Yıldıztan, 20 Aralık 2017’de "zina" gerekçesiyle açtığı boşanma davasını sürdürdü ve Güneş’in muhtemelen hayatta olmadığı 29 Eylül 2019 tarihinde resmi boşanma gerçekleşti. Güneş’in hiçbir duruşmaya katılmadığı tespit edildi.



"2011 yılında eşim evden kaçtı"


Sanık Nihat Yıldıztan iddianamede yer alan ifadesine göre, "Biz Kocaeli’ye taşındıktan sonra İstanbul’da çalışmaya başladım. 2011 yılı Aralık ayı içerisinde, İstanbul’da bulunduğum bir gece saat 01.00 sıralarında eşim Güneş Yıldız beni telefonla aradı. Bana ’Çocuklara sahip çık, ben gidiyorum’ dedi ve telefonu kapattı. Eşim evden ayrıldıktan sonra bir avukatın yanına gittim ve boşanmak istediğimi söyledim. Boşanma süreci boyunca da Güneş’i hiç görmedim. Eşimin kaybolmasıyla ilgili olarak polise herhangi bir müracaatta bulunmadım. Ancak eşimin kendi rızasıyla evden ayrıldığını düşündüğüm için elimizden bir şey gelmediğini değerlendirdim. Eşimin başka biriyle adı çıktığına veya böyle bir durum yaşandığına da şahit olmadım" dedi.



"Kaçma olaydan sonra aile üyelerimle birlikte 2-3 defa bir araya gelerek toplantı yaptık"


Güneş’in nerede olduğunu bilmediğini söyleyen Nihat Yıldıztan, "Kardeşlerim, amcam, kuzenlerim ve diğer aile bireyleriyle birlikte Seracettin amcamın evinde toplandık. Amcam burada bize Güneş’in başka birini sevip gittiğini, bu konuda yapılacak bir şey olmadığını söyledi. Güneş’in kaçtığı kişi Mehmet A.’nın ailesi, sürekli olarak Seracettin amcamı arayarak anlaşmak istediklerini söylüyorlardı. Ben anlaşmayı kabul etmek istiyordum ancak bu konuda benim görüşüm sorulmadı. Ben hiçbir zaman bir şahsa zarar vermek istediğimi söylemedim. Kardeşlerimin böyle bir şey söyleyip söylemediğini bilmiyorum. Kardeşlerim Saim ve Muhsin’in Güneş’i arayıp aramadıklarını da bilmiyorum. Olaydan sonra aile üyelerimle birlikte 2-3 defa bir araya gelerek toplantı yaptık. Bu toplantılarda yalnızca çocuklara kimin bakacağı konusunu konuştuk" şeklinde konuştu.



"Eşim bir başkasını sevmiş ve onunla kaçmış olabilir"


Söz konusu toplantılarda Güneş’in öldürülme konusunun da konuşulduğunu söyleyen Nihat Yıldıztan, "Böyle bir eylemin sonucunda alacağımız cezanın buna değmeyeceğini düşünerek öldürülmemesi yönünde karar aldık. Eşimin, kardeşim Saim ile ilişkisi olduğu yönünde söylentiler duydum ancak bunu kendi gözümle görmediğim için inanmadım. Benim düşünceme göre eşim bir başkasını sevmiş ve onunla kaçmış olabilir. Ancak bu durum onun öldürülmesini gerektirecek bir durum değildir" diye konuştu.


Sanık Saim Yıldıztan ise Güneş’in nereye, gittiğini ve nerede olduğunu bilmediğini, kendisi ile bir ilişkisi olmadığını söyledi.



"Muhsin ve Saim’in, Güneş’i öldürdüğünü söylediklerini duydum"


Seracettin Yıldıztan’ın eşi Fatma Yıldıztan; Saim, Nihat, Muhsin, Bedir, Osman, Mehmet ve Seracettin Yıldıztan’ın, Güneş’in kaçtığı kişinin evini bulmak için toplandıklarını ancak adresi bilmedikleri için gidemediklerini söyledi. Fatma Yıldıztan; Muhsin ve Saim’in Güneş’i kaçıran kişiyle ilgili takibini sürdürdüğünü, daha sonra Bedir’in yönlendirmesiyle Muhsin ve Saim’in Güneş’i öldürdüğünü duyduğunu öne sürdü.



"Namusumuzu temizleyeceğiz"


Güneş’in kardeşi Habip Doğan, annesinin Nihat Yıldıztan ile telefonda konuştuğunu söyleyerek, "Nihat telefonda anneme amcasının sözlerini aktarmış. Amcası Seracettin, ’Güneş bizim şerefimizi ayaklar altına aldı, namusumuzu kirletti, namusumuzu temizleyeceğiz. Güneş’i öldüreceğiz’ demiş" dedi.



"Saim Güneş’e kefen fotoğrafı attı"


Bir tanık, Güneş’in kaçmadan önce kayınbiraderi Saim Yıldıztan’ın kendisine kefen fotoğrafı gönderdiğini ve "Sonun böyle olacak" dediğini anlattı. 7 Haziran 2024’te gelen gizli bir ihbarda ise maktulün İlimtepe mevkisinde ormanlık alana götürüldüğü, el ve ayakları bağlandıktan sonra üzerine benzin dökülerek yakıldığı öne sürüldü. Savcılık, 30 Aralık 2017 gece yarısından sonra Güneş’in telefonunun Muhsin Yıldıztan’a geçtiğini ve şüphelilerin baz bilgilerinin sabaha kadar bölgede hareketli olduğunu belirledi.



DNA testinde büyük şok


Cinayet soruşturması sırasında maktulün 4 çocuğuna DNA testi yapıldı. Rapor sonucuna göre, evlilik birliği içinde doğan 4 çocuktan 3’ünün babasının Nihat Yıldıztan değil, kardeşi Saim Yıldıztan olduğu ortaya çıktı. 4. çocuğun babasının ise ne Nihat ne de Saim olduğu belirlendi.



"Eşi Nihat Yıldıztan ile barıştığını belirterek kurumdan ayrıldı"


İddianamede yer alan savcılık değerlendirmesine göre, Güneş Yıldıztan’ın 4 Aralık 2017 tarihinde gönül ilişkisi yaşadığı Mehmet A. ile Denizli’ye kaçtığı, bu durum üzerine aile büyükleri Seracettin, Bedir ve Osman Yıldıztan’ın evinde toplantı yapılarak kararlar alındığı belirtildi. Şüpheli aile büyüklerinin, Mehmet A.’nın babasını arayarak baskı yaptıkları ve Mehmet A.’yı öldürmekle tehdit ettikleri açıklandı. Yapılan baskılar sonucu Denizli’den geri dönen ikiliden Mehmet A.’nın, 18 Aralık 2017’de Güneş Yıldıztan’ı Darıca Polis Merkezi’ne bıraktığı kaydedildi. Buradan, eşi Nihat Yıldıztan tarafından darp edildiğini beyan ederek Başiskele Kadın Sığınma Evi’ne yerleşen Güneş Yıldıztan’ın, 25 Aralık 2017’de kendi isteğiyle eşiyle barıştığını beyan ederek kurumdan ayrıldığı ifade edildi.



Telefonu şüpheliye geçmiş


Savcılık tarafından yapılan HTS incelemelerinde, maktulün sığınma evinden çıktığı gün eşi Nihat, kayınbiraderi Saim ve amcasının oğlu Ferhat Yıldıztan’ın da aynı bölgede olduğu tespit edildi. 28-30 Aralık 2017 tarihleri arasında maktulün Saim, Muhsin ve diğer şüphelilerle baz kayıtlarına göre birlikte hareket ettiği anlaşıldı. Güneş Yıldıztan’ın iletişiminin 30 Aralık 2017 günü saat 00.30’da tamamen kesildiği, yaklaşık 4 saat 25 dakika sonra ise maktulün telefonunun şüpheli Muhsin Yıldıztan’a ait hattın kullanımına geçtiği belirlendi. O gece boyunca diğer şüphelilerin baz bilgilerinin sabaha kadar hareketli olduğu, Nihat Yıldıztan’ın amcaları Osman ve Seracettin ile amcasının oğlu Bedir’in ise Van iline gittikleri bilgisi iddianamede yer aldı.


Savcılık değerlendirmesinde, Güneş Yıldıztan’ın 30 Aralık 2017’de Saim, Muhsin ve Nihat Yıldıztan tarafından "töre saikiyle" öldürüldüğü, öldürme kararının ise aile büyükleri Seracettin, Bedir, Osman ve Mustafa Yıldıztan tarafından alındığı vurgulandı. Ferhat, Barış, Mehmet Ziya ve Ahmet Yıldıztan’ın ise eylemin işlenmesine yardım ederek icrasını kolaylaştırdıkları belirtilirken, Nihat Yıldıztan hakkında ayrıca "eşe karşı suç işleme" hükümlerinin uygulanması talep edildi.



Sanıklar suçlamaları kabul etmedi


Olaya ilişkin Kocaeli 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 27 Mart tarihinde görülen ilk duruşmaya tutuklu sanıklar Nihat, Saim, Muhsin ve Barış Yıldıztan ile tutuksuz sanıklar Osman, Bedir, Seracettin, Ferhat, Ahmet, Mehmet Ziya, Mustafa Yıldıztan ve avukatları katıldı. Duruşmada savunma yapan sanıklar, üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek tahliye talebinde bulundu.


Mahkeme heyeti; sanıklar Muhsin ve Saim Yıldıztan’ın tutukluluk hallerinin devamına oy birliğiyle, Nihat Yıldıztan’ın tutukluluğuna ise oy çokluğuyla karar verdi. Heyet, sanık Barış Yıldıztan’ın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyetinin değişme ihtimali, tutuklu kaldığı süre ve delillerin toplanmış olması gerekçesiyle tahliyesine hükmederek duruşmayı erteledi.



Aile meclisi kararıyla öldürülen Güneş cinayetinde kan donduran detaylar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Rektör Adıgüzel, Buhara’da Anadolu Üniversitesi’nin küresel eğitim vizyonunu anlattı Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Buhara’da katılmış olduğu programda, üniversitenin küresel eğitim vizyonuyla ilgili bilgilendirmede bulundu. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile Özbekistan Yükseköğretim, Bilim ve İnovasyon Bakanlığı iş birliğinde düzenlenen ’4. Özbekistan-Türkiye Rektörler Forumu’ iki ülkenin yükseköğretim kurumlarını Buhara’da bir araya getirdi. Buhara Devlet Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen forumda, küresel rekabet gücünün artırılması amacıyla yükseköğretimde iş birliği imkânları ele alındı. Çeşitli konularla ilgili değerlendirmelerde bulunuldu Forum programında, Özbekistan Cumhuriyeti Yükseköğretim Bilim ve İnovasyon Bakanı Prof. Dr. Kongratbay Avezimbetovich Sharipov ile Buhara İli Valisi Botir Komilovich Zaripov, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Özbekistan’dan 25 üniversite Rektörü, Türkiye’den ise 8 üniversite Rektörü forum oturumlarına katılım sağladı. Forumda ortak bilimsel çalışmalar, yükseköğretimde iş birliği, akademik proje geliştirme süreçleri ve uluslararasılaşma politikaları değerlendirildi. Forumun açılışında konuşan YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu, Türkiye ile Özbekistan arasındaki köklü ilişkilerin yükseköğretim alanındaki iş birlikleriyle daha da güçlendiğini belirterek, iki ülke üniversiteleri arasında geliştirilecek ortak çalışmaların önemine dikkat çekti. Anadolu Üniversitesi’nin açık ve uzaktan öğrenme deneyimine dikkat çekildi Forum kapsamında düzenlenen ’Küresel Rekabet Gücü İçin Özbekistan-Türkiye Yükseköğretim İş Birliğinin Geliştirilmesi’ başlıklı oturumda konuşan Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel ise, yükseköğretim kurumları arasındaki stratejik ortaklıkların yalnızca akademik gelişime değil, aynı zamanda ülkelerin bilimsel üretim kapasitesine ve uluslararası rekabet gücüne de katkı sunduğunu ifade etti. Anadolu Üniversitesi’nin açık ve uzaktan eğitim alanındaki deneyimine dikkat çeken Rektör Adıgüzel, üniversitenin öğrenci sayısı bakımından Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise üçüncü büyük üniversitesi olduğunu belirtti. Açıköğretim Fakültesi’nin 45 yıllık köklü geçmişe sahip olduğunu aktaran Rektör Adıgüzel, değişen sektör ihtiyaçlarına göre eğitim programlarını sürekli yenilediklerini ifade etti. Bu kapsamda Yükseköğretim Kurulu ile yapılan çalışmalar doğrultusunda bazı programların güncellendiğini ve çağın ihtiyaçlarına uygun yeni bölümlerin açıldığını söyledi. Özbek öğrenciler teşvik edilmeli Türkiye ile Özbekistan arasındaki akademik ve kültürel bağların güçlendirilmesi gerektiğine vurgu yapan Rektör Adıgüzel, Özbekistan’ın genç nüfus potansiyeline dikkat çekerek Türkiye’de öğrenim gören Özbek öğrenci sayısının artırılmasının önemine değindi. Prof. Dr. Adıgüzel, "Özbekistan dışında eğitim alan yaklaşık 160 bin öğrenci bulunuyor. Ancak Türkiye’de öğrenim gören Özbek öğrenci sayısı yaklaşık 10 bin seviyesinde. Bu oranı artırmak için üniversiteler arasında daha fazla iş birliği yapılması gerekiyor" ifadelerini kullandı. Anadolu Üniversitesi’nde 23 bin örgün öğrencinin eğitim gördüğünü belirten Rektör Adıgüzel, bunların yaklaşık 3 binini uluslararası öğrencilerin oluşturduğunu söyledi. Üniversitede öğrenim gören Özbek öğrenci sayısının ise yaklaşık 80 olduğunu ifade eden Rektör Adıgüzel, bu sayının artırılması için çalışmalar yürüttüklerini kaydetti. Türk Dili ve Kültürü Programı dil bariyerini kolayca aşmaya fırsat tanıyor Konuşmasında Anadolu Üniversitesi’nin uluslararası öğrencilere yönelik çalışmalarına da değinen Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel yalnızca uluslararası öğrencilere yönelik olarak açılan Türk Dili ve Kültürü Programı ile Türkçe hazırlık imkânlarının önemine işaret etti. Açıköğretim Fakültesi üzerinden dünyanın farklı ülkelerinden öğrencilerin Türkçe öğrenebildiğini belirten Rektör Adıgüzel dil bariyerinin bu yöntemle daha kolay aşılabileceğini ifade etti. Türkçe’nin Türk dünyasının ortak hafızasını güçlendiren temel unsur olduğunu vurgulayan Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel üniversiteler arasında ortak Türkçe yayın ağlarının kurulması, akademik dergilerin çıkarılması ve ortak kitap projelerinin geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Anadolu Üniversitesi’nin ’AU Press’ adıyla yeni bir yayınevi kurduğunu aktaran Rektör Adıgüzel, Türkiye ve Özbekistan’daki üniversitelerle ortak yayın projelerine açık olduklarını dile getirdi. İş birliği protokolleri imzalandı Forum süresince Rektör Adıgüzel tarafından Anadolu Üniversitesi ile çeşitli yükseköğretim kurumları arasında akademik iş birliği protokolleri imzalanırken, üniversite ziyaretleri ve ikili görüşmeler de gerçekleştirildi. Görüşmelerde ortak bilimsel projeler, öğrenci ve akademisyen hareketliliği ile eğitim alanında yapılabilecek yeni iş birlikleri ele alındı.
Kocaeli Kocaeli’de geleneksel bayramlaşma coşkusu Kocaeli’de geleneksel hale gelen 43. Kent Bayramlaşması, Kurban Bayramı arefesinde kent protokolü ve vatandaşların yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Kocaeli Valiliği, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Kocaeli Kent Konseyi iş birliğinde organize edilen program, Kongre Merkezi’nde yapıldı. Protokol üyeleri ve vatandaşların bayramlaştığı programda, birlik, beraberlik ve barış mesajları ön plana çıktı. Programda katılımcılara hitap eden Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, tüm İslam aleminin ve vatandaşların bayramını tebrik ederek, "Rabbim huzur, sağlık, sıhhat ve mutluluk içinde çok sayıda bayram görmeyi hepimize nasip eylesin inşallah. İşte gerçek mutluluk bu. ’Mutlu şehir’ derken söylemeye çalıştığımız şey buydu. Aslında devlet millet için var, belediye halk için var. Onların yüzünün gülmesi, mutluluğu ve huzur içinde bayramlar kutlaması için var" dedi. "Savaşların ve katliamların sona ermesini temenni ediyoruz" Vali İlhami Aktaş ise Ramazan Bayramı’ndaki coşkunun Kurban Bayramı’nda da sürdüğünü belirterek, Türkiye’nin bölgesinde bir istikrar adası olduğuna dikkati çekti. Aktaş, bayramların tüm dünyada huzur içinde kutlanması temennisinde bulunarak, "Kutladığımız bu bayramların, başta İslam coğrafyası olmak üzere tüm dünyada ağız tadıyla kutlanmasını, savaşların ve katliamların sona ermesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyoruz. Milletimizdeki bu birlik ve beraberlik duygusu devam ettiği müddetçe inşallah biz bu bayramları, şehitlerimizin kanıyla sulanan, gazilerimizin emekleriyle aldığımız bu topraklarda ilelebet kutlarız" diye konuştu. Programa Vali İlhami Aktaş ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın başta olmak üzere, vali yardımcıları, kaymakamlar, milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, kurum müdürleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı.