ASAYİŞ - 26 Mart 2026 Perşembe 14:05

7 işçinin öldüğü yangın davasında sanık: "Ben ihbar ettim, şahısları ben yakalattım"

A
A
A
7 işçinin öldüğü yangın davasında sanık: "Ben ihbar ettim, şahısları ben yakalattım"

Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 işçinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin davanın devam eden duruşmasında, "suçluyu kaçırma" suçundan yargılanan sanık Onay Y., Oransal kardeşlerle bir eve gittiğini ancak olayın detaylarını öğrendikten sonra şahısları kendi iradesiyle ihbar ettiğini söyledi. Aynı dosyada yargılanan sanık Ömer A. ise yalnızca ev bulduğunu belirterek suçlamaları reddetti.


Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen duruşmada savunma yapan tutuklu sanıklardan Onay Y., savunmasında tutuklu sanıklardan Ali Osman A.’nın yanında çalıştığını söyleyerek, "Ali Osman A. ile cezaevinden tanıştık. Bodrum’dan Çerkezköy’e geldim ve Ali Osman A.’nın yanında çalışmaya başladım. Olay günü şantiyedeyken Ali Osman A. aradı, ‘Yeğenlerimi ağırlayabilir misin?’ dedi. Sonra ’Haberleri gördün mü?’ dedi. ’Ne haberi? Anlamadım’ dedim. Link atmasını istedim ve internete baktım. İstanbul’da mı bir şey oldu diye baktım fakat bulamadım. Fabrikaya gittim, yeğenleri orada yoktu. Bir araç vardı. Fabrika müdürü A.D.’yi aradım. Orada kimsenin olmadığını söyledim. Mal yüklenen yerde 2 yeğeni ve Abdullah B. ile karşılaştım. Dayılarının isteğiyle onları almaya geldiğimi söyledim" diye konuştu.



"Ben ihbar ettim şahısları, ben yakalattım"


Altay Ali Oransal ile İsmail Oransal’ı saklama için götürmediğini belirten Onay Y., "Arkadaşım Ömer A.’ya mesaj attım, bir ev olduğunu söyledi. Onları oraya götürdüm. Saklanacak bir yer olarak değil, aslında işlek bir yerdi. Bu süreçte bana haber linki geldi ve olayı öğrendim. Ali Osman A., ’Yeğenlerimin babasının fabrikası’ dedi. Can güvenliklerinin olmadığını söyledi. Ben vicdanen bu durumu kabul etmeyeceğimi söyledim. Ailem bu davayla anıldığım için benimle görüşmeyi kesti. Bile isteye bu durumun içine girmedim, giremem. Fabrikanın yandığı ve fabrikanın sahibi olduğu sonradan bilgisi geldi. Can güvenliğinden buraya geldiklerini söylemelerine rağmen duruma tepki gösterdim. Ali Osman A., ’Emniyetle irtibat halindeyim, başlarında dur, bir yere dağılmasınlar’ dedi. Ben ihbar ettim şahısları, ben yakalattım. Böyle bir dosyayla yargılanmanın utancı içerisindeyim. Saat 15.30-16.00 arası Ali Osman A. beni aradı. Ben ara ara Ali Osman A. ile çalışırdım, iş çıktıkça çalışırdım. O götürdüğüm evi daha önce görmüştüm. Boş mu diye Ömer A.’ya sordum. Boş olduğunu öğrenince eve geçtik" dedi.



"Ben kendi irademle ihbar ettim"


Onay Y., "kaçırma" iddiasını reddederek şunları anlattı:


"Ali Osman A. ’Rahat olsunlar, kaçmasınlar, her türlü gücümüz var’ dedi. Onları rahatlatma konusunda konuşmamı istedi. Kesinlikle ’Emniyete ihbar et’ demedi Ali Osman A. Ben kendi irademle ihbar ettim. Olayı öğrendikten 3-4 saat sonra ihbarda bulundum."



"Polisi oyalamadım"


Çapraz sorgu sırasında müşteki avukatlarının sorularını da yanıtlayan sanık Onay Y., olay günü polise geç haber verdiği ve ekipleri kasten oyaladığı yönündeki iddiaları kesin bir dille reddetti. Ekiplerle koordinasyon kurmaya çalıştığını savunan Onay Y., "Polise konum atmama rağmen internetim olmadığı için iletişim kopukluğumuz oldu, kesinlikle oyalamadım" şeklinde konuştu.



"Arkadaşıma ev tuttuğum için yargılanmaktan utanıyorum"


Duruşmada savunma yapan başka suçtan hükümlü olan diğer sanık Ömer A. ise suçlamaları reddederek, "Vahim olayda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum, başsağlığı diliyorum. Arkadaşıma ev tuttuğum için yargılanmaktan utanıyorum. Olay günü beni saat 13.30 gibi Onay Y. aradı. Onay ile ailecek tanışırız, başka cezaevinde kaldık beraber. ’Senin orada kiralık ev var, hala ilanda duruyor mu?’ dedi. Öğrendim ve sonrasında durduğunu söyledim. 15-16 gün kiralamak istediklerini söylediler. Ev sahibini aradım, günlük kiralamayacağını söyledi. Bunun üzerine başka bir ev olduğunu söyledim ve ona yöneldik. 15 bin TL’ye anlaştılar ancak ev sahibine 5 bin TL verdiler. Yarın 10 bin TL daha vereceklerini söylediler. Sonrasında biz oradan ayrıldık. Kiralanan ev turistik olan bir yerdi" ifadelerini kullandı.



"Polise teslim edin dedim"


Olayı sonradan öğrendiğini belirten Ömer A., "Daha sonra Onay Y. beni aradı, İsmail Oransal ve Altay Ali Oransal’a ulaşamadıklarını söylediler. Kiralanan eve gittim. Onay Y.’nin kendilerine ulaşamadıklarını söyledim. Benim telefonumdan konuştu, sonra döndüm. Haberlerde parfüm fabrikasında patlama olduğunu öğrendim. Onay Y.’yi aradım, cevap vermedi. Mesaj attım, dönmedi. Sonra tekrar aradım. Bu kişilerin olayla ilgisi var mı diye sordum. Fabrika sahiplerinin oğlu, sorun olmadığını söyledi. Dayılarını ara, polise mi dayılarına mı veriyorsun, evden çıkar’ dedim. Sanıkları tanımam" şeklinde konuştu.



Ne olmuştu


Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki bir parfüm dolum tesisinde meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti. Soruşturma kapsamında hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince delil yetersizliği gerekçesiyle iade edilen ilk iddianame, eksikliklerin giderilmesinin ardından yeniden revize edilerek kabul edilmişti.



İstenen cezalar


İddianamede; kozmetik firması yetkilileri tutuklu sanıklar İsmail Oransal ile ağabeyi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında ’olası kastla öldürme’ suçundan 7’şer kez müebbet, ’nitelikli mala zarar verme’ suçundan ise 3’er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. İddianamede ayrıca; fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi Ümit Ç., sorumlu müdürü Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi Güven D., binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y.’nin ’bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılmaları istenmişti. Oransal kardeşlerin dayısı Ali Osman A., Onay Y., Ömer A. ve Abdurrahman B. hakkında ise ’suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bolu Dünyanın gözü Türk füzelerinde: "Bizim şansımız bunları kendimiz üretebilmemiz" Bolu’da gençlerle bir araya gelen ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, dünyada hukukun ve insan haklarının önemini yitirdiği, güçlünün güçsüzü ezdiği yeni bir döneme girildiğini belirterek savunma sanayisinin hayati önemine dikkati çekti. İkinci, Türkiye’nin kendi ürettiği UMTAS ve KARAOK tanksavar füzelerinin önemine de değinerek, "O kadar çok kullanılıyor ki, dünyada bunu üreten ülke sayısı da çok az. Dünyada en fazla talep gören füzeler. Bizim şansımız bunları kendimiz üretebilmemiz" dedi. Türkiye’nin önde gelen savunma sanayii kuruluşlarından ROKETSAN’ın Genel Müdürü Murat İkinci, Bolu’da üniversiteli ve liseli öğrencilerle bir araya geldi. Program kapsamında öğrencilere savunma sanayiinde geliştirilen yerli ve milli teknolojiler hakkında bilgi verildi. Binlerce öğrencinin katılım sağladığı program sonunda Murat İkinci tarafından gençlerin merak ettiği sorular yanıt buldu. Programın açılış konuşmasını yapan ROKETSAN Yönetim Kurulu Başkanı BAİBÜ Rektörü Prof. Dr. Faruk Yiğit, "Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi olarak bu zirveyi, üniversitemiz ve ülkemizin geleceği olan sizler için çok önemli bir fırsat olarak görüyoruz. En büyük temennimiz, sizleri bu sıralardan akademik başarılarla mezun ederken aynı zamanda sizlere yön verecek fikirleri paylaşmaktır. Üniversitemizin sanayi kuruluşlarıyla iş birliği sayesinde, sizlerin teorik bilgilerini gerçeğe dönüştürmek için bu buluşmalarımızı artıracağız" dedi. "O kadar çok kullanılıyor ki, dünyada bunu üreten ülke sayısı da çok az" UMTAS ve Karaok füzelerinin dünya genelinde yoğun talep gördüğünü ifade eden ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci ise "Bunlar genelde küçük füzeler ama savaş alanında tek bir kişinin kullanımına izin verdiği için fark oluşturan füzeler. Bunlar şuanda Ukrayna savaşında sıkça kullanıyorlar, zırhlı araçları etkisiz hale getirebilmek için. Şuan da dünyanın en çok aradığı füzelerden bir tanesi. O kadar çok kullanılıyor ki dünyada bunu üreten ülke sayısı da çok az. Dünyada en fazla talep gören füzeler. Bizim şansımız bunları kendimiz üretebilmemiz. Bu füzeler üzerinde çok farklı teknolojiler var. Başarılı bir tanksavar füzesi" diye konuştu. "Uluslararası ilişkilerin çok da önemli olmadığı bir döneme girmiş bulunuyoruz" Savunma sanayinin ne kadar önemli olduğuna dikkati çeken İkinci, "İran ile İsrail arasındaki, Ukrayna ile Rusya arasındaki savaş şunu gösterdi; eğer kendimizi koruyacak sistemlerimiz yoksa dünyada hukukun, insan haklarının ve uluslararası ilişkilerin çok da önemli olmadığı bir döneme girmiş bulunuyoruz. Güçlü olan, kendi amaçlarını gerçekleştirmek için güçsüz gördüğü ülkelere kolaylıkla zarar verebiliyor. Bunu da herhangi bir gerekçeye dayandırma zorunluluğu duymuyor. Dolayısıyla bir ülke, gelecekte kendisi için bir fırsat oluşturmak istiyorsa kendi ülke güvenliğini korumak ve ona en üst düzeyde sahip çıkmak zorundadır" şeklinde konuştu. "Savunma sektörüne olan ilgi artıyor" Programın ardından açıklamalarda bulunan Murat İkinci, savunma sektörüne nitelikli insan kaynağı kazandırmanın önemine değinerek, "Roketsan ülkemizde savunma alanında en önemli teknolojik buluşlardan bir tanesidir. Üniversitedeki kardeşlerimizle bir araya gelmemiz sağlandı. Organizasyonlar aslında bizim çalıştığımız alanları, çalıştığımız teknolojileri, geleceğin mühendislerine anlattığımız ortamlar olarak değerlendiriyoruz. Davetleri için Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi rektörümüze çok teşekkür ediyorum. Öğrenci kardeşlerimizle, savunma sektörü teknolojileri, gelecek vizyonu, savunma sanayinin geleceğinde yer alacak olan teknolojileri burada konuşma fırsatı bulduk. Umarım onlar açısından da faydalı, yararlı olur. Bugün salon çok doluydu, sadece üniversitedeki öğrencilerimiz değil, lise çağındaki öğrencilerimiz de bizimle beraberdi. Bu da bizim için çok sevindirici bir şey. Savunma sektörüne olan ilgi her geçen gün artıyor. Ne kadar fazla insan kaynağı yetiştirebilirsek, savunma sektöründe o kadar daha fazla teknoloji geliştirebiliriz" şeklinde konuştu.
İstanbul Bakırköy’deki motosiklet kazasında ağır yaralanan genç kız 20 gün sonra hayatını kaybetti Bakırköy’de iki motosikletin çarpıştığı kazada yaralanan sürücünün kız arkadaşı, 20 gün sonra hayatını kaybetti. Bakırköy’de Ramazan K.’nın kullandığı motosiklet, iddiaya göre, ters yönden gelen bir başka motosikletle çarpıştı. Kazada yola savrulan sürücünün kız arkadaşı Miray Çakır 20 gün sonra hayatını kaybetti. Motosiklet sürücüsü hakkında soruşturma başlatıldı. Kaza, Bakırköy Cevizlik Mahallesi İstanbul Caddesi’nde üzerinde meydana gelmişti. Edinilen bilgiye göre, Türkmenistan uyruklu Maksut O.’nun (24) kullandığı motosiklet, sol tarafa dönüş yapacağı sırada ters yönden gelen Ramazan K.’nın kullandığı motosikleti fark etmeyerek çarptı. Kazada kasksız olan Ramazan K.’nın arkasında bulunan kız arkadaşı Miray Ç. (21) yola savrularak park halindeki bir araca çarptı. İhbar üzerine kaza yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırılan Miray Ç.’nin beyin kanaması geçirdiği belirtildi. 20 gün boyunca hastanede tedavi gören gören Miray Çakır 23 Mart günü doktorların tüm müdahalesine rağmen yaşamını yitirdi. Çakır’ın cenazesi 24 Mart Salı günü Yeni Ayazağa Mezarlığı’na defnedildi. Güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı Kazaya ilişkin bir iş yerinin güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı, görüntülerde Çakır’ın erkek arkadaşı Ramazan K. ile kazadan kısa bir süre önce seyir halinde olduğu görüntülendi. Sürücü adliyeye sevk edildi. Kazayla ilgili Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında kusurlu olabileceği değerlendirilen motosiklet sürücüsü Ramazan K., Bakırköy Adalet Sarayı’na sevk edildi. 6 suç kaydı bulunan Ramazan K. hakkında nöbetçi savcılıkta işlem başlatıldı. Sürücünün savcılıktaki işlemleri sürüyor.