EĞİTİM - 20 Şubat 2026 Cuma 13:16

Kırıkkale Üniversitesi ile Tüpraş’tan ortak staj programı ve akademik iş birliği

A
A
A
Kırıkkale Üniversitesi ile Tüpraş’tan ortak staj programı ve akademik iş birliği

Kırıkkale Üniversitesi ve Tüpraş iş birliğiyle düzenlenen Temel Rafinericilik Staj Programı, bu yıl ikinci kez öğrencilerle buluşuyor. Rafineri sahasında uygulamalı öğrenme imkânı sunan programın yanı sıra bahar döneminde ilk kez açılacak Proses Emniyeti dersiyle iş birliği akademik alana da taşınıyor. İş birliğiyle öğrencilerin, sektörün ihtiyaçlarına uygun yetkinliklerle donatılması hedefleniyor.



Kırıkkale Üniversitesi ile Türkiye’nin önde gelen enerji şirketlerinden Tüpraş arasında geçen yıl başlatılan Temel Rafinericilik Staj Programı, bu yıl ikinci kez 20 Temmuz - 14 Ağustos 2026 tarihlerinde gerçekleşecek. Kırıkkale Meslek Yüksekokulu ile Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi öğrencilerine yönelik tasarlanan program, gençlere rafinericilik alanında uygulamalı saha deneyimi ve teknik gelişim fırsatı sunmayı amaçlıyor. Bu yıl programa ilk kez dahil edilen Proses Emniyeti dersi, öğrencilerin iş sağlığı ve güvenliği, endüstriyel farkındalık ve risk analizi alanlarında yetkinlik kazanmalarına odaklanıyor.


İş birliği protokolünü sürdürmek üzere Kırıkkale Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sedat Aktan, Tüpraş Kırıkkale Rafineri Müdürü Tolga Temur, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Lüy, Kırıkkale Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Özgür Selvi ve Tüpraş Kırıkkale İnsan Kaynakları Müdürü Seval Erdoğan’ın katılımıyla imza töreni düzenlendi. Törende, üniversite-sanayi iş birliğinin gençlerin mesleki gelişimine ve sektöre nitelikli insan kaynağı kazandırılmasına katkı sağlayacağı vurgulandı.


Staj Programını tamamlayan öğrenciler, Tüpraş Temel Rafinericilik Sertifikası almaya hak kazanacak. İlk kez 2025-2026 eğitim-öğretim yılının bahar döneminde açılacak Proses Emniyeti dersi kapsamında ise öğrencilere, şirket tarafından endüstriyel tesislerde emniyet kültürü, risk değerlendirme yöntemleri, temel proses ekipman ve kontrol sistemlerine ilişkin eğitimler verilerek bu alanda yetkinliklerini geliştirmeleri sağlanacak.


Staj başvuruları 9 Mart 2026 tarihine kadar devam edecek. Başvuru sürecinde şirket tarafından Kırıkkale Üniversitesi’nde öğrencilere staj programının içeriği ve süreçlerine ilişin bilgi aktarmak üzere bir tanıtım semineri de düzenlenecek.


"Tüpraş olarak bulunduğumuz bölgelerde nitelikli insan kaynağının gelişimine katkı sağlamayı sürdüreceğiz"


Tüpraş Kırıkkale Rafinerisi Müdürü Tolga Temur, programla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: "Kırıkkale Üniversitesi ile geçen yıl ilk kez hayata geçirdiğimiz Temel Rafinericilik Staj Programı’nı sürdürmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu yıl iş birliğimizi genişleterek müfredata dahil ettiğimiz Proses Emniyeti dersiyle, öğrencilerin, rafineri ve petrokimya gibi yüksek güvenlik hassasiyetine sahip tesislerde kullanılan ekipmanları, kontrol mekanizmalarını ve emniyet sistemlerini tanımasını hedefliyoruz. Gençlerimizin kariyer yolculuklarına güçlü bir başlangıç yapmalarını ve teorik bilgilerini sahada uygulamalı deneyimle pekiştirmelerini son derece önemsiyoruz. İş birliğimizin büyümesine katkı sağlayan Kırıkkale Üniversitesi yönetimine ve sürece değerli destekleriyle eşlik eden akademisyenlerimize teşekkür ederiz. Şirket olarak bulunduğumuz bölgelerde nitelikli insan kaynağının gelişimine katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz."


Kırıkkale Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sedat Aktan, işletmede yaz stajı programının öğrencilerin mesleki gelişimi açısından önemli bir fırsat sunduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Geçtiğimiz yıl ilki düzenlenen Temel Rafinericilik Staj Programının bitimindeki sertifika töreninde hem Ülkemizin güzide kuruluşlarından birinin faaliyetlerini yerinde görme hem de öğrencilerimizin kısa sürede bu ekosistemde yer almalarının neden olduğu özgüveni ve gururu hissetme fırsatı buldum. Öğrencilerimizin ve iş birliği yaptığımız Tüpraş Kırıkkale Rafinerisi yetkililerinin yüzünde gördüğüm memnuniyet, hedeflenen çıktıların elde edildiğinin ve iş birliğimizin verimliliğinin bir göstergesi olmuştur. İçinde bulunduğumuz eğitim öğretim yılında da aynı programa devam edilmesi kararı alınmıştır. Ayrıca, tarafların ortak niyet beyanıyla başlatılan süreç sonunda, Üniversitemiz Senatosunun kararına istinaden bu yıl ilk defa açtığımız Proses Emniyeti dersiyle iş birliğimizin kapsamı daha da genişletilmiştir."


Şirket, Kırıkkale Üniversitesi ile yürüttüğü bu başarılı staj modelini Batman Rafinerisi’nde de uygulamaya devam ediyor. Şirket, programı ilerleyen yıllarda sürdürmeyi ve Üniversite iş birlikleriyle daha fazla gencin enerji sektörüne adım atmasına katkı sağlamayı hedefliyor.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Atakum Belediyesi Şehit Ömer Halisdemir Parkı’nda ücretsiz iftar hizmeti Samsun’un Atakum Belediyesi, Ramazan ayı boyunca ücretsiz iftar yemeği hizmeti başlatırken, ihtiyaç sahibi ailelere de iftar yemeklerini ulaştırıyor. Atakum Belediyesi, Şehit Ömer Halisdemir Parkı Tesisinde ücretsiz iftar hizmeti vermeye başladı. İlk iftar gününde vatandaşlar Türkiş bölgesindeki tesiste bir araya gelerek oruçlarını açtı. Belediye ayrıca ihtiyaç sahibi 100 aileye iftar yemeği ulaştırdı ve mobil aşevi aracılığıyla çorba ikramında bulundu. Belediye bünyesindeki aşçılar tarafından hazırlanan iftar menüsü vatandaşlar tarafından beğeniyle karşılandı. Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, Ramazan dayanışmasının önemine dikkat çekerek, "Ramazan ayının bereketini ve huzurunu iftar sofralarımızda hemşehrilerimizle paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz. Evde Destek Birimimiz ihtiyaç sahibi ailelere iftar yemeği ulaştırmayı sürdürecek. Mobil Aşevimiz de Atakum’un çeşitli noktalarında hizmet sunmaya devam edecek. Ramazan ayı tüm halkımıza hayırlı olsun" dedi. İftara katılarak vatandaşlarla birlikte orucunu açan Atakum Belediye Başkan Yardımcısı Suat Yıldız, hizmetin detaylarına ilişkin yaptığı açıklamada, "Ramazan ayımız mübarek olsun. İftara yetişemeyen, hastası olan ya da çeşitli sebeplerle evinde yemek hazırlayamayan vatandaşlarımız için tesisimizde iftar soframız hazır. Burada günlük 400 ila 600 kişiyi ağırlıyoruz. Yaklaşık 30 kişilik bir ekiple hizmet veriyoruz. Ayrıca kent lokantalarımızda pişen sıcak yemekleri, Zabıta Müdürlüğümüz ve Sosyal Yardım ekiplerimiz aracılığıyla 100 aileye ulaştırıyoruz. Yaşlı, kimsesiz ve sağlık sorunu olan vatandaşlarımıza evde destek sağlıyoruz" diye konuştu. Yıldız, yoğunluk olması durumunda Kent Lokantası’nın da hizmet vereceğini belirterek, evinde yemek ihtiyacı olan vatandaşların kendilerine ulaşması durumunda gerekli olan tüm desteği sağlayacaklarını da sözlerine ekledi.
Hatay Güneydoğu Anadolu ve Arap yarımadasını İskenderun Körfezi’ne doğrudan bağlayacak projede inşa çalışmalarına başlandı Hatay Dörtyol-Hassa Arası Otoyol ve Demiryolu Tüneli Projesi (Amanos Tüneli) şantiyesinde incelemelerde bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Güneydoğu Anadolu’yu ve Arap Yarımadası’nı İskenderun Körfezi’ne doğrudan bağlayacak proje hakkında bilgi verdi. Bakan Uraloğlu, "Proje kapsamında Amanos Dağları’nın altından yaklaşık 20 kilometre uzunluğunda üç adet tüp tünel inşa ediyoruz: 19,5 kilometre uzunluğunda bir demiryolu tüneli ve 19,2 kilometre uzunluğunda iki adet gidiş-geliş otoyol tüneli. Projemiz için 1,55 milyar euro yurt dışı kredi finansmanı sağladık" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, çeşitli temaslarda bulunmak ve devam eden yatırımları incelemek üzere Hatay’a geldi. Depremin ardından restore edilerek ibadete açılan Habibi Neccar Camii’nde cuma namazını kılan Bakan Uraloğlu, Amanos Tüneli şantiyesinde incelemelerde bulundu. İhalesi tamamlanan ve 1,55 milyar euro uluslararası finansmanı sağlanan Amanos Tüneli, Amanos Dağları’nın altından geçecek her biri yaklaşık 20 kilometre uzunluğunda 3 tüp tünelden oluşmakta ve 2 adet 2x2 şeritli otoyol tüneli ile 1 adet demiryolu tünelini kapsayan proje, 2030 yılında tamamlanarak Güneydoğu Anadolu’yu İskenderun Körfezi’ne doğrudan bağlayacak. Gaziantep’i İskenderun Limanı’na bağlayan güzergah, mevcut halinden 200 kilometre kısalacak ve Dörtyol-Hassa hattı mevcut 78,8 kilometreden 25,4 kilometreye düşerken, Kilis-Osmaniye-İskenderun güzergahında 38,3 kilometrelik kısalma sağlanacak. Gaziantep ile İskenderun arasındaki ulaşım 200 kilometre azalarak bölgenin ihracat hızını doğrudan etkileyecek. Projeye demiryolu entegrasyonuyla birlikte yıllık 16,3 milyon yolcu ve yaklaşık 10 milyon ton yük taşıma kapasitesi kazanılacak. Karayolu trafiğinin demiryoluna kaydırılması, lojistik maliyetlerini düşürürken karbon emisyonlarının azaltılmasına da katkı sağlayacak. Tünel yapıları ise bölge ulaşım altyapısını depreme karşı en üst düzeyde dayanıklı hale getirecek şekilde tasarlandı. Gaziantep, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Adıyaman ve Kilis başta olmak üzere bölge illerinin sanayi üretimini denize taşıyan zincirin kısalması, ihracata dayalı büyüme için sağlam bir lojistik temel oluşturacak. Değerlendirmelere göre İskenderun limanları iş hacminin 5 kat büyüyeceği öngörülmekte. Ayrıca bu proje ile beraber Gaziantep Polatlı ilçesindeki hazineye ait 30 bin metrekare arazi ağır sanayiye ayrılacak ve yeni istihdam sağlanacak. Doğuş İnşaat-Eze İnşaat ortak girişiminin üstlendiği Amanos Tüneli, sadece bir ulaşım yatırımı olmanın ötesinde, bölgesel kalkınmayı, istihdamı ve sanayi büyümesini destekleyerek stratejik bir bölgesel ekonomik kalkınma modeli olarak öne çıkıyor. Tamamlandığında bölgesel istihdamdan sanayi büyümesine, ihracat kapasitesinden afet direncine uzanan geniş bir etki alanı oluşturması bekleniyor. Projenin iki etaptan oluşacağını belirten Bakan Uraloğlu, "Tünel yapımını kapsayan ilk etabı Doğu Akdeniz’in incisi olan Hatay; limanları, sanayisi ve tarımıyla ülkemizin kalkınmasında kritik rol oynamaktadır. Ancak Amanos Dağları’nın oluşturduğu coğrafi engel, İskenderun Limanı’nı Orta Koridor’a ve Güneydoğu Anadolu’ya etkin şekilde bağlamamızı zorlaştırıyor. Bu engeli aşmak için de Dörtyol-Hassa Demiryolu ve Otoyolu Projesi’ni hayata geçiriyoruz. Bu proje kapsamında Amanos Dağları’nın altından yaklaşık 20 kilometre uzunluğunda üç adet tüp tünel inşa ediyoruz: 19,5 kilometre uzunluğunda bir demiryolu tüneli ve 19,2 kilometre uzunluğunda iki adet gidiş-geliş otoyol tüneli. Projemiz için 1,55 milyar euro yurt dışı kredi finansmanı sağladık. Cumhurbaşkanımızın onayının ardından kısa sürede yer teslimini yaparak şantiye kurulum çalışmalarımızı da tamamladık. Artık tünel kazı ve inşa çalışmalarımıza başlıyoruz" dedi. Hayata geçirilmesi planlanan projeyle birlikte ilçeler arası mesafenin toplamda 157 kilometre kısalacağını ifade eden Bakan Uraloğlu, "Toplamda 3 farklı tüpten oluşan bu tünellerle birlikte demiryolu hattının toplam uzunluğunu 55 kilometre, otoyol uzunluğunu ise 25 kilometre olarak planladık. Projemiz iki etaptan oluşacak ve tünel yapımını kapsayan ilk etabı Hassa Kavşağı’nda sona erecek. Karayolu bağlantısı için Toprakkale-İskenderun Otoyolu’ndan ayrılarak Dörtyol kavşağından Amanos Dağları altından geçerek Hassa üzerinden Kırıkhan-Nurdağı arasında mevcut karayolu ile birleşeceğiz. Payas-Hassa-Yolbaşı arasına yapılacak demiryolu hattıyla da Hatay ve İskenderun, Gaziantep ve Hassa Lojistik Alanı’na daha kısa yoldan bağlanacağız. Dörtyol-Hassa Projesinin gerçekleşmesiyle; 235 km olan Kilis-Osmaniye-İskenderun güzergâhı 38,3 kilometre, 77,3 kilometre olan Kırıkhan-İskenderun-Dörtyol güzergahı 15,27 kilometre, 121 kilometre olan Nurdağı-Osmaniye-Dörtyol güzergahı 20,60 kilometre, 78,8 kilometre olan Dörtyol-Kırıkhan-Hassa güzergâhı 53,4 kilometre, 84 kilometre olan Payas-Fevzipaşa arasındaki demiryolu güzergâhı ise 29,6 kilometre kısalacak. Böylece, bu stratejik projemiz sayesinde hem demiryolu hem de karayollarındaki mevcut güzergâhlarda toplamda yaklaşık 157 kilometre kısalma sağlayarak zaman ve yakıt tasarrufunun yanı sıra lojistik maliyetleri de önemli ölçüde düşüreceğiz. Bölgedeki sanayi ve ticaret hacmini katlayarak artıracak, İskenderun Limanı’nı Güneydoğu Anadolu’nun ve komşu ülkelerin vazgeçilmez çıkış kapısı haline getireceğiz" diye konuştu. Bakan Uraloğlu, projenin hayata geçirilmesiyle Irak ve Suriye gibi komşu ülkelerle ticarette İskenderun Lmanı’nın değerinin artacağını ifade ederek, "Doğu Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu’daki sanayi bölgelerinin Suriye ve Irak gibi komşu ülkelerle ticaretinde İskenderun Limanları’nın önemini artırarak bölgedeki ticaret hacmini de yükselteceğiz. İskenderun Körfezi’ndeki mevcut ve yeni limanların Amanos Dağları’na yakınlığı nedeniyle depolama ve lojistik alanları yetersiz kalıyordu; bu ihtiyaçları Hassa Bölgesi’ndeki uygun alanlardan karşılayarak ekonomik hayatı canlandıracağız. Yine bu projemiz ile olası depremlere karşı dirençli karayolu ve demiryolu altyapısı kurarak bölgenin afet durumlarında kesintisiz erişim kapasitesini de geliştirmiş olacağız" dedi.
Aydın Aydın Ziraat Odaları’ndan ’Afet Bölgesi’ çağrısı Aydın genelinde etkili olan aşırı yağışların ardından yaklaşık 155 bin dönüm tarım arazisinin sular altında kalması, üreticileri zor durumda bıraktı. Yaşanan gelişmeler üzerine Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu, ilin "afet bölgesi" ilan edilmesi talebiyle Söke’de olağanüstü toplantı gerçekleştirdi. Toplantı, Söke Ziraat Odası Meclis Toplantı Salonu’nda yapıldı. Aydın genelindeki 16 ziraat odası başkanının katıldığı buluşmada, taşkınların tarımsal üretime etkileri ve çiftçilerin yaşadığı mağduriyet masaya yatırıldı. "En ağır tablo Söke Ovası’nda" Toplantının açılışında konuşan Söke Ziraat Odası Başkanı Mustafa Tanyeri, özellikle Söke Ovası’nda durumun kritik olduğunu vurguladı. Söke’de 60 bin dönümün üzerinde arazinin sular altında kaldığını belirten Tanyeri, zarar gören alanların yüzde 95’inin buğday ekili tarlalar olduğunu söyledi. Yağışların ardından ilk günden itibaren sahada olduklarını ifade eden Tanyeri, çiftçilerin beklentileri doğrultusunda planlanan toplantıyı öne aldıklarını belirtti. Üreticilerin büyük kayıplarla karşı karşıya olduğunu dile getiren Mustafa Tanyeri, alınacak kararların çiftçiler adına hayırlı olmasını temenni etti. Aydın Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Mehmet Kendirlioğlu ise yaşanan tabloyu açık şekilde "afet" olarak nitelendirdi. İklim değişikliğinin etkilerine dikkat çeken Kendirlioğlu, kısa sürede düşen yoğun yağışın tarımsal dengeleri altüst ettiğini ifade etti. Aydın genelinde 155 bin dönümden fazla arazinin zarar gördüğünü, 60 küçükbaş hayvanın telef olduğunu ve bir vatandaşın helikopterle kurtarılmasının durumun ciddiyetini ortaya koyduğunu söyledi. Kuraklık beklentisi nedeniyle üreticilerin son iki yıldır kışlık ekime yöneldiğini hatırlatan Kendirlioğlu, özellikle Söke Ovası ve Menderes Nehri çevresinde buğday ekim alanlarının son 20-30 yılın en yüksek seviyesine ulaştığını kaydetti. Devlet Su İşleri ile yapılan görüşmeler doğrultusunda kısıtlı su uygulamasına geçildiğini hatırlatan Kendirlioğlu, kuraklığa karşı alınan önlemlerin bu denli ani ve yoğun yağış karşısında yetersiz kaldığını ifade etti. Söke Ovası’nda buğdayın ardından ayçiçeği ekiminin artacağı, Aydın genelinde ürün deseninin değişeceği yönünde değerlendirmeler yapıldığını belirten kurul üyeleri, pamuk üretiminde ise kuraklık nedeniyle düşüş beklendiğini hatırlattı. Ancak son yaşanan taşkınların tüm planları sekteye uğrattığı ifade edildi. "Aydın afet bölgesi ilan edilmeli" Toplantının ana gündemi, Aydın’ın afet bölgesi ilan edilmesi talebi oldu. Oda başkanları, afet bölgesi kararı alınması halinde üreticilerin kredi borçlarının faizsiz ertelenmesi ve destek mekanizmalarının devreye alınmasının mümkün olacağını dile getirdi. Toplantı sonunda 16 ziraat odası başkanı, taşkınlardan zarar gören üreticilerin mağduriyetinin giderilmesi için ilgili kurum ve bakanlıklara ortak çağrıda bulunma kararı aldı. Aydın’daki tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için acil destek ve yapısal önlem beklentisi bir kez daha vurgulandı.