GÜNDEM - 28 Nisan 2026 Salı 13:19

Odakır, 4 yıllık süreci değerlendirdi: "Hizmet dönemi dolu dolu geçti"

A
A
A
Odakır, 4 yıllık süreci değerlendirdi: "Hizmet dönemi dolu dolu geçti"

Kayseri Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (KESOB) Başkanı Şeyhi Odakır, yönetim kuruluyla birlikte göreve geldiği 2022 yılından bugüne kadar geçen sürede yapılan hizmetleri değerlendirdi. Başkan Odakır, "Bu makamlar esnaf ve sanatkarlara hizmet etme yeridir. Biz de dolu dolu geçen bir hizmet dönemi olduğuna inanıyor, projelerimizi tamamlamayı ve yeniden hizmet etmeye devam etmeyi istiyoruz" diye konuştu.


Odalar, birlikler, federasyonlar ve konfederasyon 4 yılda bir olağan genel kurullarını yapıyor. Her genel kurulda organ seçimleri yapılıyor ve 4 yıl boyunca esnaf ve sanatkarlara hizmet üretiliyor. Bu kapsamda Kayseri’de yer alan KESOB’a bağlı 41 oda geçtiğimiz Ocak, Şubat ve Mart ayı içerisinde olağan genel kurullarını tamamladı. Üst kuruluş olan KESOB’un olağan genel kurulu ise 5 Mayıs 2026 Salı günü gerçekleşecek. Genel kurul ile birlikte oluşacak başkanlık ve yönetim kurulu, 4 yıl boyunca görev yapacak.



"Bu makam hizmet etme yeridir, dolu dolu geçirdiğimize inanıyorum"


KESOB’un başkanlığına 4 yıl önce seçilen ve yönetim kuruluyla birlikte 4 yıldır görev yapan Başkan Şeyhi Odakır, tamamlanan dönem içerisinde yapılan faaliyetler ve projeler hakkında değerlendirmeler yaptı. Bir dönem daha göreve talip olan ve bazı devam eden projeleri tamamlamak isteyen Odakır, KESOB’da yeniden aday olduğunu duyurmuştu. Odakır, "Bu makamlar esnaf ve sanatkarlara hizmet etme yeridir. Biz de dolu dolu geçen bir hizmet dönemi olduğuna inanıyor, projelerimizi tamamlamayı ve yeniden hizmet etmeye devam etmeyi istiyoruz" diye konuştu.



"Makamın ağırlığını gözettik ve bir günü bile boşa geçirmemeye çalıştık"


Kayseri Esnaflar Birliği Başkanı Şeyhi Odakır, 4 yıl içerisinde bulundukları makamın da ağırlığını gözeterek, esnaf ve sanatkarlara, Kayseri’ye ne gibi katkılarının olabileceği fikrinin peşinde olduklarını söyledi. Odakır, "Göreve geldiğimiz günden bu zamana kadar her zaman faydalı olmaya çalıştık. Her zaman yenilikçi olmaya, kurumsal alışkanlıkları yenileştirmeye, şehirde ses getirebilecek projeler üretmeye çalıştık. İş yapma biçimi açısından sistemimizi oturttuk, işlerimizi yoluna koyduk ve bir günümüzü bile boşa geçirmemeye çalıştık. İlk olarak 50 bin esnafın temsil edildiği hizmet binamızın artık ihtiyaca cevap vermediğine kanaat getirdik, müstakil, çağdaş ve yeni bir hizmet binası yapmak için çalışmalara başladık" dedi.



Sözünü hayata geçirdi: yeni hizmet binası bu yıl faaliyete girecek


Hizmetin önemli olduğu kadar temsilin de bir o kadar önemli olduğunun altını çizen Odakır, şunları söyledi: "Önceki dönem başkanlarımızdan Allah razı olsun mevcut 2 katlı 600 metrekarelik yerimizi almışlar. Dönemine göre ihtiyaca cevap vermiş. Ancak artık bu gömlek bu bedene sığmıyor dedik. Hala mevcut yerimizi bilemeyenler oluyor. Arayışa girdik ve eski Şeker Karakolu’nun yerini tespit ettik. TOKİ’den 300 metrekare arsayı aldık. Ardından bu arsanın yetersiz olacağını gördük ve arsa etrafının Kocasinan Belediyesi’ne ait olduğunu tespit ettik. Hemen Ahmet Çolakbayrakdar başkanımızla görüştük adeta ‘esnafımıza feda olsun’ diyerek yardımcı oldu. 757 metrekare de belediyemizden arsayı aldık. Böylece yaklaşık bin 57 metrekare arsamız oldu. Her iki arsa da çok makul bedellerle satın alındı. Resmi prosedürü tamamladıktan sonra inşaata başladık. Yaklaşık 3 ayda kaba inşaatı tamamladık, dış cephe çalışmaları da bitmek üzere. Tamamlandığında terasıyla beraber 4 buçuk katlı, müstakil, yeni, 2 bin metrekarelik bir alanda hizmet vereceğiz. Hayalimizi gerçekleştirdik, sözümüzü tuttuk ve şehrimize bir değeri kazandırdık. Kayseri’ye yakıştı. İnşallah açılışını da hep birlikte yapacağız. Şimdiden hayırlı olsun."



"Rutin hizmetlerle yetinmedik, yeni konut projesi hayata geçirdik"


Birlik’te yaptığı çalışmalarıyla adından söz ettiren Başkan Şeyhi Odakır, sadece rutin hizmetlerle yetinmediklerini, alışılagelmişin dışında işler yapmaya gayret ettiklerinin altını çizdi. Bir proje üretmenin, esnafa bir şeyler kazandırmanın önemli olduğunu vurgulayan ve bundan hareketle yeni bir konut projesini hayata geçirdiklerini ifade eden Odakır, sözlerini şöyle sürdürdü: "Daha önce yaptığımız projelerden dolayı inşaat alanında tecrübe kazandık, yeni bir proje yaparken artık zorlanmıyoruz. Şimdiye kadar esnaf ve sanatkarlara toplam 3 bin 460 adet konut yapıldı. Biz de yeni konut projesi hayata geçirerek dedik ki bu projeden Birliğimize bağlı yönetim, denetim kurulları ile genel sekreterlerimiz faydalansın. Önce S.S. Kayseri Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Konut Yapı Kooperatifi isminde bir kooperatif kurduk."



TOKİ’den 21 parsel alındı, 333 konut yapılacak


"Yaptığımız çalışmalar neticesinde Şehir Hastanesi’ne çok yakın bir yerde bazı parsellerin satışa çıktığını gördük" diyen Odakır, şöyle devam etti: "TOKİ’den ihale ile satışa çıkarılan parsellerden almak için Ankara’ya gittik ve ihalelere katıldık. ‘Buradan parselleri almadan dönmeyeceğiz’ diyerek ihaleye girdik ve kooperatif olarak 21 adet parsel satın aldık. Projelendirme çalışmalarıyla birlikte bu parsellere 333 adet konutun yerleşebildiğini gördük. Tamamı 3+1 olmak üzere 333 adet konut yapacağız. Esasen bu konutları TOKİ marifetiyle de yapmak istiyoruz ancak kurumun mevcut yoğunluğu nedeniyle şimdilik TOKİ’nin üstlenmesini öngörmüyoruz, yine de TOKİ kanalını bırakmıyoruz elbette. Ancak TOKİ yapmayacak olsa bile biz kooperatif usulüyle, müteahhit kârı olmadan kendimiz yapacağız. İnşallah yakın bir zamanda ilk temeli atmayı hedefliyoruz. Hayırlı uğurlu olsun."



"Esnafın barınma kadar işyerine de ihtiyacı var"


Konut projelerinin yanı sıra sanayi sitelerinin de oldukça önemli olduğunu belirten Başkan Şeyhi Odakır, gerek ilçelerde gerekse merkezde sanayi sitesi ihtiyacının her zaman gündemde olacağını söyledi. Esnafın barınma ihtiyacı kadar işyerine de ihtiyaç duyduğunun altını çizen Odakır, rutin hizmetlerin dışına çıkmanın bu yüzden çok önemli olduğunu ifade etti.



Merkez olsun ilçe olsun yeni sanayi sitelerine tam destek


"Her ne kadar bazen eleştiri olsa da, biz taş üstüne taş koymaktan yanayız" diyen Odakır, "Esnafımıza konut, iş yeri kazandırmayı her zaman çok önemsiyoruz. Bu yüzden iş yeri çalışmalarımıza durmadan devam edeceğiz. Şimdiye kadar esnaf ve sanatkarlarımıza toplam 337 adet eski tabirle ‘fabrika gibi’ işyeri kazandırdık. İlçelerimizde de ihtiyaç oldukça fazla. Her gittiğimiz ilçede konuyu sürekli farklı ortamlarda değerlendiriyoruz. Mesela Yahyalı ilçemizde bir sanayi sitesi projesi hayata geçirildi, biz de destekliyoruz. Tecrübelerimizi aktarıyoruz, yol yöntem hakkında istişareler yapıyoruz. Yahyalı yeni sanayi sitesine kavuşacak. Yine Talas ilçemizde de sanayi sitesi ihtiyacı var. Başkanımız Sayın Mustafa Yalçın ve ilçe esnafı ile istişare toplantısı yapmıştık. Şimdiye kadarki deneyimlerimizi aktardık, neyi nasıl yaptığımızı paylaştık ve önerilerde bulunduk. Talas’ta da sanayi sitesi hayata geçecek. Şimdiden hayırlı olsun. Yaptığımız sanayi siteleri örnek projeler, yurt içi ve dışından, bakanlıktan örnek olarak gösteriliyor. Şehrimizde de artık bu yönümüzle de tanındığımız için, tecrübe paylaşımlarını sıklıkla yapıyoruz. İnşallah yeni dönemimizde de bu türden çalışmalarımızı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.


Kayseri Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Şeyhi Odakır, esnaf ve sanatkarlara, Kayseri’ye hizmet etmeye devam edeceklerini belirtip, 4 yıldaki faaliyetlerini değerlendirmeye devam edeceklerini ifade ederek sözlerini noktaladı.



Odakır, 4 yıllık süreci değerlendirdi: "Hizmet dönemi dolu dolu geçti"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Başkan Bingöl Koç Pati Rehabilitasyon Merkezi’nde incelemelerde bulundu Tuzla Belediye Başkanı Av. Eren Ali Bingöl, Tuzla Belediyesi ve Vehbi Koç Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen Koç Pati Rehabilitasyon Merkezi’nde yürütülen çalışmaları yerinde inceledi. Akfırat’ta yapımı süren merkezde gelinen son duruma ilişkin bilgi alan Başkan Bingöl, projenin tamamlandığında sahipsiz hayvanlar için önemli bir yaşam alanı olacağını vurguladı. İncelemelerinin ardından açıklamalarda bulunan Başkan Bingöl, "Can dostlarımızın uzman ekiplerce sağlıklı ve güvenli şartlarda tedavi edileceği, bakımlarının yapılacağı merkezimiz bir şifa ve sevgi yuvası olacak. Koç Pati Rehabilitasyon Merkezi’mizin inşaatı tüm hızıyla sürüyor. Sokaklarımıza huzur, can dostlarımıza yaşam hakkı" ifadelerini kullandı. "3 yıl boyunca çivi dahi çakılmamış" Merkez sahasında detaylı incelemelerde bulunan Başkan Bingöl, projenin kapsamına ilişkin de bilgi verdi. Tuzla’da hem sokakların huzurunu hem de sahipsiz hayvanların yaşam hakkını korumayı hedeflediklerini belirten Bingöl, alanın 2021 yılında Tuzla Belediyesi’ne tahsis edildiğini belirterek, "yaklaşık 3 sene boyunca çivi dahi çakılmamış bir alandı" dedi. Serbest dolaşım alanı olacak Yaklaşık 2 bin hayvan kapasiteli bir rehabilitasyon merkezi inşa ettiklerini ifade eden Bingöl, "Burada ameliyathanelerimiz olacak ve kısırlaştırma faaliyetlerini de bu alanlarda gerçekleştireceğiz. Ameliyat sonrası bakım ünitelerinde hayvanlarımız uluslararası standartlara uygun şekilde dinlenecek ve tedavi süreçleri tamamlanacak. Tesisimizi diğer merkezlerden ayıran en önemli özelliklerden biri, serbest dolaşım alanlarında çok sayıda köpeğin konaklayabilecek olması. Aynı zamanda oyun alanlarıyla da desteklenecek" dedi. Projede iş birliğinin önemine dikkat çeken Bingöl, Vehbi Koç Vakfı’na katkılarından dolayı teşekkür ederek, Koç Pati Rehabilitasyon Merkezi’nin Tuzlalılar için hayırlı olmasını temenni etti. Bin 400 köpek ve 500 kediye barınma, tedavi ve rehabilitasyon hizmeti verilecek Tuzla Belediyesi ve Vehbi Koç Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen Koç Pati Rehabilitasyon Merkezi’nin temeli, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’nde atıldı. 75 dönümlük alan üzerine kurulan merkez, tamamlandığında aynı anda 1.400 köpek ve 500 kediye barınma, tedavi ve rehabilitasyon hizmeti sunacak. Doğal yaşam davranışlarının sürdürülmesi hedefleniyor Türkiye’de örnek bir model olması hedeflenen merkezde; kısırlaştırma, aşılama ve tedavi hizmetlerinin yanı sıra yatar hasta bakım alanları, yavrulu anne ünitesi, kedi evi, karantina binası, tedavi sonrası bakım alanları, mama ve ilaç depoları, idari bina ve açık alan patipark gibi birçok bölüm yer alacak. Tesis, hayvanların doğal yaşam davranışlarını sürdürebileceği şekilde tasarlandı.
Antalya Onkoloji uzmanından sosyal medya kürlerine uyarı: "Masum görülen bitkilerin içinde birçok kimyasal var" Türk Tıbbi Onkoloji Derneğince Antalya’da düzenlenen 13. Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi’nde konuşan Dernek Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Karabulut, kanser hastalarının geleneksel, bitkisel ve sosyal medyada sıkça karşılaşılan kür, krem ve benzeri ürünleri doktorlarına danışmadan kullanmamaları gerektiğini belirterek, "Biz hastalarımızın zarar görmesini istemediğimiz için, ömrümüzü adadığımız bu insanların saçının teline zarar gelmemesi için bu ürünleri güvenli bulmuyoruz. O yüzden doktorlarına danışmadan, bu işte uzmanlığı olmayan herhangi bir kişinin sözüyle ya da yaptığı uygulamalarla hareket etmesinler" dedi. Türk Tıbbi Onkoloji Derneği tarafından bu yıl 13’üncüsü düzenlenen "Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi", Antalya’nın Serik ilçesi Belek Turizm Merkezi’nde gerçekleştirildi. Kongre için Antalya’da bulunan Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Karabulut, İhlas Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, geleneksel ve bitkisel ürünler ile sosyal medyada sıkça gündeme gelen kür, krem ve benzeri uygulamaların kanser hastaları üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kanser hastalarının tedavi sürecinde bilimsel kanıtı olmayan ürünlere yönelmesinin ciddi riskler taşıyabileceğine dikkat çeken Karabulut, hekimlerin bu tür uygulamalara yaklaşımının "karşı çıkmak" olarak değil, "güvenli bulmamak" olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. "Kanser hastalarının hayatlarını kurtarmak için ömrümüzü adadık" Prof. Dr. Bülent Karabulut, kanser hastalarının yaşamlarını kurtarmak ve onları konforlu bir şekilde yaşatmak için çalıştıklarını vurgulayarak, "Biz kanser hastalarının hayatlarını kurtarmak, onları konforlu yaşatmak için hayatımızı adadık. Onlara iyi gelebilecek herhangi bir şeye karşı çıkmayız. Doktorların bu işe karşı olduğu yönündeki yaklaşıma kesinlikle halkımız inanmasın. Biz bu ürünleri güvenli bulmuyoruz. Basit bir örnek vereyim. Evinize giderken ağacın kenarında iki tane mantar buldunuz. Evinize gidip bu mantarı kavurup yemezsiniz herhalde. O da bitki, o da bir gıda ama ölebilirsiniz" diye konuştu. "Bitkileri masum gibi görüyoruz ama içinde birçok kimyasal var" Bazı bitkilerin yanlış kullanımında ölümcül sonuçlar doğurabileceğini belirten Karabulut, zakkum örneği üzerinden uyarısını sürdürdü. Karabulut, "Zakkum senelerce bu ülkede gündeme geldi. İnsanlar bunun ekstresinden belki de öldü. Çünkü bizim geleneksel dilimizde ‘zıkkım ye’ diye bir laf vardır, o zakkumdan gelir. Bunun birazcık dozunu kaçırırsanız insan ölebilir. Biz aslında bitkileri masum gibi görüyoruz ama onların içinde birçok kimyasal var. Bu nedenle güvenli bulmuyoruz" dedi. Bir maddenin kanser hücresini öldürmesinin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Karabulut, laboratuvar düzeyindeki bazı sonuçların doğrudan hastalarda güvenle kullanılabileceği anlamına gelmediğine dikkat çekerek, "Bir şeyin kanser hücresini öldürmesi yetmiyor. ‘İspatlandı’ denilen şeylerin de çoğu hücresel düzeyde. Ama bunun zararlı olmadığını da göstermek lazım" ifadelerini kullandı. "İlaçla etkileşiyor mu, yan etkiyi artırıyor mu, etkisini azaltıyor mu" Kanser tedavilerinin hekim kontrolünde ve belirli riskler gözetilerek yürütüldüğünü söyleyen Karabulut, kanıtlanmamış ürünlerin bu sürece dahil edilmesinin hastalar açısından tehlikeli olabileceğini belirterek, "Biz zaten yeterince riski olan tedaviler yaparken, kanıtlanmamış, kanser hücresiyle ya da ilaçla nasıl etkileştiği bilinmeyen; ilacın yan etkisini artırıyor mu, etkisini azaltıyor mu ya da kanser hücresini besliyor mu gibi birçok güvenlik verisine sahip olmayan bir şeyi hastalarımıza uygulamayız" konuştu. "Bu işte uzmanlığı olmayan kişilerin sözüyle hareket etmesinler" Karabulut, kanser hastalarının tedavi sürecinde hekimlerinden habersiz herhangi bir kür, krem, bitkisel ürün ya da sosyal medyada önerilen uygulamaya yönelmemesi gerektiğini belirterek, "Biz hastalarımızın zarar görmesini istemediğimiz için, ömrümüzü adadığımız bu insanların saçının teline zarar gelmemesi için bu ürünleri güvenli bulmuyoruz. O yüzden doktorlarına danışmadan, onlara bilgi vermeden, kesinlikle bu işte uzmanlığı olmayan herhangi bir kişinin sözüyle ya da yaptığı uygulamalarla hareket etmesinler" ifadelerini kullandı.
Konya Orta Doğu’daki gelişmeler, Türkiye’yi yeni enerji merkezi yapabilir Konya Sanayi Odası (KSO) tarafından, ‘Orta Doğu’daki Çatışmaların Türkiye Ekonomisi ve Plastik Hammadde Piyasasına Etkileri’ Konferansı gerçekleştirildi. Sektör sanayicilerinin katıldığı, TTCP Eğitim ve Danışmanlık Kurucusu Dr. Mevlüt Çetinkaya tarafından verilen konferansta, bölgedeki jeopolitik gelişmelerin Türkiye ekonomisine yansımaları ile plastik hammadde piyasasında oluşan riskler, fırsatlar ve beklentiler kapsamlı şekilde değerlendirildi. Konuşmasında petrol ve hammadde fiyatlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çetinkaya, "Bu savaşta 84 enerji tesisi hasar gördü. Bunlardan yaklaşık 50 tanesi petrokimya tesisiydi. Geçmişteki kriz dönemlerinde petrol fiyatları yüzde 25-30 yükselişin ardından, 5 ay sonra normal seyrine dönüyordu. Ancak bugün yaşanan İran, ABD-İsrail savaşında tesisler vurulduğu için petrol fiyatları 10 günde yüzde 60’a yakın arttı. Bu savaştan sonra fiyatların normale dönmesi 18 aya kadar sürebilir" dedi. Yaşanan savaşın küresel tedarik zincirlerinin kırılmasına sebep olduğunu belirten Çetinkaya, Suudi Arabistan’daki tesislere yapılan saldırıların da tedarik riski oluşturduğunu ifade etti. Savaşın plastik hammaddeler üzerinden tüm sanayi sektörlerini etkilediğini kaydeden Çetinkaya, "Petrokimya hammaddeleri ve plastik ara girdileri bakımından Körfez bölgesi, küresel sistemde çok yüksek bir ağırlığa sahip. Orta Doğu’nun Polietilen (PE) ihracatı 2025’te 12,5 milyon ton ile dünya toplam ihracatının yaklaşık yüzde 43’ünü oluşturmuştur. Ayrıca, Orta Doğu’daki polietilen kapasitesinin yaklaşık yüzde 84’ü, denizyolu ihracatı için doğrudan Hürmüz geçişine bağımlıdır. Polietilen, gıda ambalajı, otomotiv, beyaz eşya, boru sistemleri ve tıbbi ekipman üretiminde kullanılan en yaygın plastiklerden biridir. Akıştaki bir kesinti, geniş bir sanayi ekosisteminde maliyet baskısı oluşturuyor. Hürmüz’ün kapanması, yalnızca enerji piyasasını değil, plastik hammaddelere dayalı üretimi ve küresel arzı baskılamaktadır" diye konuştu. "Türkiye enerji merkezi haline gelebilir" Türkiye’nin bölgede yaşanan savaşı kendi lehine çevirebileceğini ve buradaki fırsatları değerlendirmesi gerektiğinin altını çizen Çetinkaya, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Türkiye yeniden hızlı tedarik ve üretim merkezi haline gelebilir. Hızlı teslim gerektiren tekstil, hazır giyim, gıda işleme, beyaz eşya, yan sanayi, makine ve bazı kimya alt dallarında yakın tedarikçi avantajı elde edebilir. Türkiye, enerjide hem transit ülkelerden birisi hem de Körfez-Avrupa-Asya arasında bir ticaret köprüsü. Kriz yönetimi, tahliye, ikmal, sigorta, yönlendirme ve ticari koordinasyon alanlarında bir rol üstlenebilir. Enerji üretim ve dağıtım merkezi Ortadoğu ve Körfez ülkelerinde savaşın yaptığı tahribat nedeniyle Türkiye, Doğu Akdeniz enerji merkezi haline gelebilir. Bu kapsamda Irak’ın petrolünün Türkiye üzerinden Akdeniz’e ve oradan dünyaya ulaştırılmasına başlanması bir işaret olarak değerlendirilebilir. Türkiye, savaşta tahrip olan Ortadoğu ve Körfez ülkelerinin savaş sonrası imarında etkin bir rol alabilir." Çetinkaya, konferansın sonunda katılımcıların sorularını cevaplandırdı.