EKONOMİ - 01 Nisan 2026 Çarşamba 12:21

Başkan Büyüksimitci: "Güçlü sanayi Türkiye’nin en büyük güvencesidir"

A
A
A
Başkan Büyüksimitci:  "Güçlü sanayi Türkiye’nin en büyük güvencesidir"

Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, Mart Ayı Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, "Böylesine zorlu bir süreçte sanayiciler olarak en temel önceliğimiz, mevcut üretim kapasitemizi korumak, işletmelerimizin sürekliliğini sağlamak ve ayakta kalmaktır" dedi.


Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Mart Ayı Olağan Meclis Toplantısı ve Müşterek Meslek Komitesi Toplantı, Meclis Başkanı Abidin Özkaya Başkanlığında, meclis üyeleri, meslek komitesi üyeleri, yüksek istişare kurulu üyeleri ve Kayseri Genç Girişimciler İcra Komitesi üyelerinin katılımı ile gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan KAYSO Meclis Başkanı Abidin Özkaya, 2026 yılının daha olumlu bir yıl olmasının beklediklerini ancak gelinen noktada küresel dengelerin daha da bozulduğu bir tablo ile karşı karşıya olduklarını söyledi.


İsrail’in, ABD’yi de yanına alarak İran’a başlattığı saldırıların tüm dünyayı etkileyen bir hâl aldığını belirten Özkaya, "Bu durum; enerji arz güvenliğinde sorunlara, ham madde tedarikinde aksamalara ve taşımacılıkta ciddi şoklara yol açmış, küresel ekonomik dengeler yeniden rotasından çıkmıştır. Enerji fiyatlarındaki artış ve Orta Doğu merkezli tedarik sorunları, özellikle petrol türevi ürünlerde yaşanan sıkıntılar, hem ülkemizde hem de küresel piyasalarda enflasyon kaygısını daha da artırmıştır. Özellikle petrol türevi, hammadde tedarikinin bu günlerde yapılamaması yada fahiş fiyatlarla yapılması fabrikalardaki üretimlerimizi tehdit etmektedir" dedi.


Ham madde tedariki yapılamadığı için bazı işletmelerin üretime ara verdiğini ve çalışanların izne çıkarıldığını ifade eden Özkaya, enerji ve ham madde ithalatçısı bir ülke olarak doğal gaz ve petrol fiyatlarındaki artışın cari dengeyi bozduğunu, maliyetleri yükselttiğini ve kur baskısı altındaki yurt dışı rekabet gücünü içinden çıkılmaz hale getirdiğini söyledi.


Küresel pazarlarda yaşanan talep daralmasının ihracatı ciddi şekilde olumsuz etkilediğine değinen Özkaya, "Daralan bu pazarlarda sanayicilerimiz, geleceği planlamaktan ziyade günü kurtarma mücadelesi vermektedir. Son dönemde kredi faizlerinin yüzde 40’lardan yeniden yüzde 55-60 seviyelerine çıkması ve bu faizlere rağmen kredi kullanmak isteyenlerin, kredi genişleme limitlerine takılması, sanayici ve ticaret erbabının faktöring ve tefecilere yönlendirmektedir. Bu durum ise mevcut durumda faaliyetlerinde zorlanan sanayicimiz gelecekteki yatırım planlarını ötelemektedir" dedi.


Enflasyonla mücadelenin sadece para düzenlemeleriyle yapılamayacağını ifade eden Özkaya, "Bu düzenlemelere ilave olarak üretimi destekleyen, üretimin talepten daha fazla yapılabildiği ve üreticinin ayrıştırılarak uygun finansman ve teşvik imkanlarından yararlandırıldığı bir modele geçmek zorunda olduğumuzu kabul etmemizdir. Mevcut enflasyonla mücadelenin omurgası olana düşük kur-yüksek faiz politikası maalesef artık cari açığımızın büyümesine hizmet etmekte olup, ihracatçının cezalandırıldığı ithalatçının ise ödüllendirildiği bir hale dönüşmüştür. Son aylardaki cari açık rakamlarımız bunun doğruluğunu teyit etmektedir" şeklinde konuştu.


Ayrıca Orta Doğu ve Körfez ülkelerine ihracatın savaş kaynaklı olarak hızla gerilediğini, buna karşılık bu bölgeden yapılan ithalatta fiyatların artmasının cari açığı büyüttüğünü belirten Özkaya, bu durumda döviz dengesindeki bozulmanın kaçınılmaz olduğunu sözlerine ekledi.


"Küresel belirsizlikler ekonomiyi şekillendiriyor"


Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, dünyanın belirsizlikler ve gerilimlerle dolu bir dönemden geçtiğini belirterek, "Özellikle son dönemde yaşanan ABD-İsrail-İran savaşı, dünya ekonomisinin yönünü doğrudan etkileyen en önemli gelişmelerden biri haline geldi. Bu çatışma yalnızca bölgesel bir güvenlik meselesi değil, enerji arzından ticaret yollarına kadar küresel sistemi derinden sarsan çok boyutlu bir krizdir. Bu tablo, öngörülebilirliği azaltmakta ve tüm ülkeler için riskleri artırmaktadır" dedi.


"Enerji fiyatlarındaki artış sanayiciyi zorluyor"


Enerji fiyatlarında yaşanan yükselişin enflasyon üzerinde yeni baskılar oluşturduğunu belirten Büyüksimitci, bunun sanayiciler açısından maliyetleri artıran, yatırım kararlarını zorlaştıran ve dış ticaret iklimini daha kırılgan hale getiren bir süreci beraberinde getirdiğini söyledi.


Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki her artışın üretim maliyetlerini, rekabet gücünü ve makroekonomik dengeleri doğrudan etkilediğini ifade eden Büyüksimitci, özellikle ihracat pazarlarında daralmanın yaşandığı ve finansmana erişimin zorlaştığı bir dönemde bu gelişmelerin sanayicilerin üretim planlamasını daha da güçleştirdiğini dile getirdi.


"Savunma sanayii stratejik bir gereklilik"


Son gelişmelerin güçlü bir savunma sanayiine sahip olmanın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Büyüksimitci, "Savunma sanayii, güvenliğimizin yanı sıra ekonomik ve teknolojik bağımsızlığımızın da en önemli teminatıdır. Artık cephe dediğimiz kavramın bir ucu sınırdaysa, diğer ucu üretim tesislerindedir. Kendi teknolojisini geliştirebilen, kritik alanlarda dışa bağımlılığı azaltabilen ülkeler geleceğe daha güçlü yürümektedir. Bu noktada ülkemizin savunma sanayiinde son yıllarda yakaladığı başarıyı son derece kıymetli buluyoruz. Türkiye, artık sadece kendi ihtiyaçlarını karşılayan değil, geliştirdiği teknolojilerle küresel ölçekte söz sahibi olan bir üretim gücüne dönüşmektedir. Bu önemli başarıda ortaya koyduğu vizyon ve güçlü irade için, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" diye konuştu.


"Sanayinin payındaki gerileme dikkat çekiyor"


Türkiye ekonomisinin 2025 yılında yüzde 3,6 oranında büyüme gösterdiğini ancak büyümenin niteliği üzerinde durulması gerektiğini belirten Büyüksimitci, tarım ve sanayi sektörlerindeki zayıf görünümün üretim tarafında istenilen güçlenmenin henüz sağlanamadığını gösterdiğini söyledi. Son beş yılda sanayinin milli gelir içindeki payının yüzde 26,1’den yüzde 18’e gerilediğini ifade eden Büyüksimitci, bu daralmanın yapısal sorunların devam ettiğine işaret ettiğini dile getirdi.


Kalıcı bir ekonomik istikrar ve enflasyonla etkin mücadelenin ancak üretim kapasitesinin güçlendirilmesiyle mümkün olduğunu vurgulayan Büyüksimitci, "Bu tablo bize karşı karşıya olduğumuz sorunlar geçici değil, yapısal olduğunu göstermektedir. Üretimi destekleyen, verimliliği artıran ve yatırım ortamını güçlendiren politikalara daha fazla ihtiyaç olduğu açıktır. Unutmamalıyız ki sürdürülebilir büyümenin yolu tüketimden değil, üretimden geçmektedir. Ancak içinde bulunduğumuz dönemi yalnızca makro verilerle değil, küresel gelişmeler ışığında da değerlendirmemiz gerekiyor. Dünyada devam eden savaşlar, jeopolitik gerilimler ve ekonomik belirsizlikler, üretimden finansmana, tedarik zincirlerinden ihracata kadar birçok alanda bizleri doğrudan etkilemektedir" dedi.


"Sanayiciler için öncelik: Üretimi korumak"


Böylesine zorlu bir süreçte sanayiciler olarak en temel önceliklerinin mevcut üretim kapasitesini korumak, işletmelerin sürekliliğini sağlamak ve ayakta kalmak olduğuna dikkat çeken Başkan Büyüksimitci, "Bu dönemde atacağımız en kıymetli adım, üretimden kopmadan, istihdamı koruyarak ve mali disiplinimizi gözeterek yolumuza devam etmektir. Her türlü zorluğa rağmen çarkların dönmesini sağlamak, ülke ekonomisinin istikrarı, üretim gücünün devamlılığı ve toplumsal refahın korunması açısından hayati öneme sahiptir. Güçlü bir sanayi, her şartta Türkiye’nin en büyük güvencesidir" şeklinde konuşmasını tamamladı.



Başkan Büyüksimitci:  "Güçlü sanayi Türkiye’nin en büyük güvencesidir"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Yıldırım’da gıda israfına geçit yok Bursa’da sıfır atık, çevre ve israfı engelleme konularında önemli projelere imza atan Yıldırım Belediyesi, hayata geçirdiği çalışmalarla Türkiye’ye örnek oluyor. ‘Plastiksiz Yıldırım’ projesiyle ilçede plastik şişe kullanımını en aza indiren, Ambalaj Atığı Toplama ve Ayrıştırma Tesisi ile 4 yılda 15 bin ton atığı ekonomiye geri kazandıran Yıldırım Belediyesi, Mama Üretim Tesisi’yle de atık yemeklerin israf olmasının önüne geçiyor. Yıldırım Belediyesi tarafından 2023 yılında Bursa’ya kazandırılan Mama Üretim Tesisi ile kamu kurumları, yemekhaneler ve lokantalardan toplanan atık yemekler, işlenerek sokak hayvanları için mamaya dönüştürülüyor. Bu sayede hem gıda israfının önüne geçiliyor hem de sokak hayvanlarının beslenmesi sağlanıyor. 2023 yılından bu yana devam eden çalışmalar kapsamında 242 ton yemek atığı toplanırken, bu atıklardan 128 ton mama üretildi. Sürdürülebilir atık yönetimi Bu yıl ‘Uluslararası Sıfır Atık Günü’nün temasının gıda israfı olarak belirlendiğini hatırlatan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz; "Birleşmiş Milletler’in aldığı bu karar, bizim yıllardır yürüttüğümüz çalışmalarının önemini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Biz Yıldırım Belediyesi olarak 2023 yılından bu yana gıda israfının önüne geçmek adına önemli çalışmalar yürütüyoruz. Gıda atıkları, doğru şekilde yönetilmediğinde ciddi çevre sorunları oluşturabiliyor. Biz bu atıkları dönüştürerek hem doğal kaynaklarımızı koruyoruz hem de sürdürülebilir bir atık yönetimi oluşturuyoruz" ifadelerini kullandı. Çalışmalarımız sürecek Yemek atıklarının mamaya dönüştürülmesi ile çok yönlü bir kazanım zinciri kurulduğunu belirten Başkan Yılmaz; "Bu çalışma ile hem sokak hayvanlarının beslenme maliyetini düşürüyoruz hem gıda israfının önüne geçiyoruz hem de su, enerji kaynakları ve çevremizi koruyoruz" dedi. Dünyanın ciddi bir gıda kriziyle karşı karşıya olduğunu da dikkat çeken Başkan Oktay Yılmaz; "BM raporlarına göre dünyada her yıl 8 milyon insan gıda krizinden ötürü hayatını kaybediyor. Bu farkındalıkla gıda israfının önüne geçmek, kaynaklarımızı en doğru şeklide kullanmak mecburiyetindeyiz. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde hayata geçirilen ‘Sıfır Atık Hareketi’ de bu alanda bize ilham vermektedir. Sıfır atık, çevre duyarlılığı ve her türlü israfın önüne geçmek noktasında çalışmalarımıza devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Antalya Japon deprem uzmanı Moriwaki’den hayat kurtaran uyarılar Deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki, Kepez Kitap Fuarı’nda Antalyalı çocuklarla bir araya gelerek, deprem konusundaki tecrübelerini paylaştı. Moriwaki, deprem bilinci, hayatta kalma yöntemleri ve alınması gereken önlemler hakkında önemli bilgiler verdi. Türkiye’deki büyük projelerdeki çalışmaları ve yıllara dayanan deprem deneyimiyle tanınan Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki, Kepez Kitap Fuarı’nın konuğu oldu. Söyleşiye Japonca selam vererek başlayan Moriwaki’nin kravatında ve yakasındaki Atatürk rozetleri dikkat çekti. Sunumunu Türkçe gerçekleştiren uzman isim, depremin oluşumu, tsunami, yaşam üçgeni, aile içi acil durum planları ve eşyaların güvenli yerleştirilmesi gibi konuları çocuklara anlaşılır bir dille anlattı. Moriwaki, eğitim ve tatbikatların okul ve mahallelerde yaygınlaştırılmasının önemine de vurgu yaptı. "Türkiye depreme hazır mı?" sorusuna da yanıt veren Moriwaki, Antalya ve çevresindeki deprem riskine değinerek, bölgede çok büyük bir deprem beklentisinin olmadığını ifade etti. Depremlerde zemin yapısının önemine dikkat çekerek, sert zeminde sarsıntının daha az hissedildiğini, yumuşak zeminde ise daha şiddetli etkiler görüldüğünü belirten Moriwaki, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrasında hasar gören 11 ili bir yıl içinde 83 kez ziyaret ettiğini belirterek, gözlemlerini dinleyicilerle paylaştı. Depremlerde "yaşam üçgeni"nin hayati önem taşıdığını vurgulayan uzman, özellikle dolap ve yatak çevresinde oluşan boşlukların hayat kurtarabileceğini ifade etti. Deprem anında asansör ve merdiven kullanımına da değinen Moriwaki, en tehlikeli alanlardan birinin merdivenler olduğunu belirterek, "Birinci katta yaşıyorsanız hızlıca çıkabilirsiniz ancak yüksek katlardan merdivenle kaçmaya çalışmak risklidir" dedi. Moriwaki, depreme asansörde yakalananların ise tüm düğmelere basarak ilk durduğu katta çıkmaları gerektiğini söyledi. Afet sonrası hayatta kalma konusunda da önemli uyarılarda bulunan Moriwaki, enkaz altında suyun en kritik ihtiyaç olduğunu belirtti. Kuru gıdaların susuzluğu artıracağını ifade ederek, az miktarda suyun dikkatli tüketilmesi gerektiğini söyleyen Yoshinori Moriwaki, besin olarak sıvı çikolata gibi ürünlerin tercih edilmesini önerdi. Moriwaki, ayrıca metal ve ışıklı düdük, tuz ve su gibi malzemelerin deprem çantasında mutlaka bulunması gerektiğini vurguladı. Japonya’da deprem sırasında telefon görüşmesi yapılmadığını, bunun yerine mesajlaşmanın tercih edildiğini belirten Moriwaki, iletişim hatlarının gereksiz yere meşgul edilmemesi gerektiğini söyledi. Uzman, deprem çantasının ev veya iş yerlerinde kolay ulaşılabilecek bir noktada ve çıkışlara yakın bir yerde hazır tutulmasının önemine de değindi. Afet sonrası ilk 72 saatin kritik olduğunu hatırlatan Moriwaki, yardım ekiplerinin herkese aynı anda ulaşamayabileceğini belirterek, deprem çantalarında en az üç gün yetecek gıda ve su bulunması gerektiğini ifade etti. Japonya ve Amerika gibi ülkelerde afet bölgelerine gıda ulaşımının çoğu zaman üçüncü günde ancak başlanabildiğini vurgulayan Moriwaki, soğuk hava şartlarında streç filmin hem ısınma hem de ilk yardım amaçlı kullanılabileceğini sözlerine ekledi. Aile bireylerinin acil durumlarda buluşacağı noktaların önceden belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Moriwaki, sadece bina güvenliğinin değil, ev içindeki eşyaların sabitlenmesinin de hayati önem taşıdığını belirtti. 1999 depremi sonrası yaptığı gözlemlerden örnekler veren uzman, dolapların devrilmesinin ciddi risk oluşturduğunu ifade etti. Program sonunda Moriwaki, "Deprem Rehberi" adlı kitabını çocuk okurları için imzaladı.