KÜLTÜR SANAT - 22 Nisan 2026 Çarşamba 15:52

Başkan Büyükkılıç: "Kayseri 2027 Türk Dünyası Kültür Başkenti oldu"

A
A
A
Başkan Büyükkılıç: "Kayseri 2027 Türk Dünyası Kültür Başkenti oldu"

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Kayseri’nin TÜRKSOY tarafından 2027 Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edildiğini duyurdu. Tarihi mirası, kültürel zenginliği ve vizyon projeleriyle öne çıkan Kayseri, Türk dünyasının kültürel buluşma noktası olmaya hazırlanıyor.


Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, uzun süredir yürütülen çalışmaların ardından beklenen müjdeyi vererek, Kayseri’nin Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) tarafından 2027 yılı Türk Dünyası Kültür Başkenti seçildiğini duyurdu.


"Anadolu’nun önsözü" olarak nitelendirilen Kayseri, 6 bin yıllık geçmişi, Kültepe’den günümüze uzanan köklü tarihi ve kültürel mirasıyla bu ünvanı almaya hak kazandı. Şehir, hem geçmişin izlerini taşıyan tarihi yapıları hem de kültürel değerlerin yaşatılmasına yönelik restorasyon ve dönüşüm projeleriyle dikkat çekiyor.


Başkan Büyükkılıç yaptığı açıklamada, bu ünvanın sadece Kayseri için değil tüm Türkiye ve Türk dünyası için büyük bir anlam taşıdığını vurgulayarak, "Kayseri’mizi Türk dünyasının kültür merkezi haline getirecek bu önemli adım, ortak tarih ve değerlerimizi daha güçlü şekilde geleceğe taşıyacaktır" dedi.


TÜRKSOY’un 1993 yılında Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Türkiye tarafından kurulduğunu hatırlatan Büyükkılıç, teşkilatın Türk kültürünü koruma, yaşatma ve uluslararası düzeyde tanıtma amacıyla önemli çalışmalar yürüttüğünü ifade etti.



Başkan Büyükkılıç’tan teşekkür


Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç, Kayseri’nin 2027 Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edilmesi sürecine katkı sunan devlet erkânına da teşekkür ederek, "Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy’a, Kayseri Valimiz Gökmen Çiçek’e, kıymetli Kayseri milletvekillerimize ve değerli TÜRKSOY yetkililerimize şehrimize verdikleri güçlü destekten dolayı şükranlarımı sunuyorum. Hep birlikte uyum içerisinde yürüttüğümüz bu süreç, Kayseri’mizi uluslararası alanda hak ettiği noktaya taşımıştır" ifadelerini kullandı.


Kayseri’nin bu başarıya ulaşmasında, Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde yürütülen kapsamlı çalışmalar etkili oldu. Kayseri Turizm Master Planı kapsamında hayata geçirilen projeler, gastronomiden sanata, spordan kültüre kadar birçok alanda şehrin cazibesini artırdı. Aynı zamanda ulusal ve uluslararası platformlarda yürütülen tanıtım faaliyetleri, Kayseri’nin görünürlüğünü önemli ölçüde yükseltti.


Öte yandan, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Kültür Yolu Festivali’nin 2025 yılından itibaren Kayseri’de de gerçekleştirilecek olması, şehrin kültürel dinamizmini daha da güçlendirdi.


Gastronomi alanında UNESCO Yenilikçi Şehirler Ağı’nda yer alan Kayseri’nin bu alandaki konumunun kalıcı hale getirilmesi için de girişimler sürüyor. Ayrıca "Dünya Spor Başkenti" unvanı için yapılan başvurular da Kayseri’nin uluslararası vizyonunu ortaya koyuyor.



Kayseri, Türk dünyasının ortak buluşma noktası olacak


Kayseri Büyükşehir Belediyesi, kamu kurumları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte yürütülen bu süreçte, şehri sadece bir kültür başkenti değil, aynı zamanda Türk dünyasının ortak buluşma noktası haline getirmeyi hedefliyor.


2027 yılında düzenlenecek etkinliklerle birlikte Kayseri’nin, Türk dünyasının kültürel mirasını daha geniş kitlelere ulaştıran önemli bir merkez olması bekleniyor. Bu gelişme, şehrin turizm potansiyeline de büyük katkı sağlayacak.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Kamu Personeli Danışma Kurulu, Bakan Işıkhan’ın başkanlığında toplandı Kamu Personeli Danışma Kurulu (KPDK) Toplantısı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın başkanlığında gerçekleşti. Bakan Işıkhan, "Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda, güçlü bir kamu yönetimi ve etkin bir personel sistemi inşa etme hedefiyle çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi. Kamu Personeli Danışma Kurulu (KPDK) Toplantısı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın başkanlığında gerçekleşti. KPDK Toplantısı 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun çalışma hayatına ilişkin güncel koşullar çerçevesinde gözden geçirilmesi gündemiyle toplandı. Toplantı kapsamında gerçekleştireceği konuşma öncesinde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta gerçekleştirilen saldırılara ilişkin taziye ve geçmiş olsun mesajlarını ileten Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Saldırılarda hayatını kaybeden evlatlarımıza ve öğretmenimize Allah’tan rahmet diliyor, kederli ailelerine başsağlığı temenni ediyorum. Yaralılarımıza acil şifalar diliyorum" dedi. Kamu çalışanlarının haklarının geliştirilmesi, çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve kamu hizmetlerinin daha etkin yürütülmesi noktasında sendikaların en önemli paydaşları olduğunu söyleyen Bakan Işıkhan, "Sosyal diyalog anlayışımız sayesinde, ortak akılla hareket ederek önemli kazanımlara birlikte imza attık. Geride bıraktığımız 8. Dönem Toplu Sözleşme sürecinde toplantılarımızı büyük bir özveriyle tamamladık. Siz kıymetli sendika temsilcileri ile kamu kurum ve kuruluşlarının yetkilileriyle yaklaşık bir ay süren bu süreçte bir araya gelerek, önceki dönemlerde elde edilen kazanımlara yenilerini ekledik ve birlikte kamu çalışanlarımızın mali ve sosyal haklarında önemli gelişmeler elde ettik. Yaptığımız oransal zamların dışında hemen hemen her hizmet sınıfına, her meslek grubuna ilave artışlar gerçekleştirdik. Ayrıca taban aylığına yaptığımız seyyanen artış ile hem kamu çalışanlarımıza hem de emeklilerimize ilave kazanım sağlamış olduk. Böylece 2026 yılının Ocak ayında en düşük memur maaşı 61 bin 890 liraya ulaşmış olup 2002 yılından bugüne kadar en düşük memur maaşındaki reel artışın yüzde 300 seviyesine çıkmasını sağladık. Farklı unvan gruplarına yönelik mali hak düzenlemelerinin yanı sıra sosyal destek mekanizmalarını güçlendiren, çalışanlarımızın hayat kalitesini artıran birçok adımı hayata geçirdik." dedi. "Kamu çalışanlarının sendikalaşması tarihi seviyelerde" Engelli kamu çalışanlarına yönelik kamu konutlarından yararlanmada ilave süre, kamu kurum ve kuruluşlarının personeline sunduğu kreş hizmetinde kalite ve kapasitenin artırılması, yükseköğretim disiplin kurullarında sendika temsilcisi bulunması gibi çok sayıda sosyal haklarda da iyileştirmeler sağlandığını vurgulayan Bakan Işıkhan, "Bilindiği üzere, kamu çalışanlarına sendika kurma hakkı 1995 yılında yapılan anayasa değişikliğiyle tanınmıştır. Bu hakkın kullanımına ilişkin esasları belirleyen 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Toplu Sözleşme Kanunu ise 2001 yılında yürürlüğe girmiştir. 2002 yılında kamu çalışanlarımız arasında sendikalaşma oranı yüzde 47 seviyesindeyken, bugün bu oran yüzde 77’ye ulaşmıştır. Bu artış, kamu görevlilerimizin örgütlenme hakkını daha etkin kullandığını göstermenin yanı sıra, çalışma hayatında demokratik katılımın ve sosyal diyaloğun güçlendiğinin de önemli bir göstergesidir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda bizler de sosyal diyalog mekanizmalarını etkin şekilde işleterek bakanlık olarak hem işçi hem de memur sendikalarımızla iletişim kanallarını sürekli açık tuttuk. Kamu Personeli Danışma Kurulu ve Üçlü Danışma Kurulu toplantıları başta olmak üzere tüm sosyal diyalog platformlarında sosyal taraflarla düzenli olarak bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunduk. Bu süreçte sizlerle birlikte pek çok reforma imza attık. Bunların arasında en önemlisi, kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarının toplu sözleşme yoluyla belirlenmesine imkân tanıyan 2010 anayasası değişikliğidir" şeklinde konuştu. "Türkiye Yüzyılı sosyal diyalog ile güçlenecek" 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun, değişen çalışma hayatı dinamikleri ve günümüzün ihtiyaçları doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi amacıyla bir araya geldiklerini anımsatan Bakan Işıkhan, "Kanunun yürürlüğe girişinin üzerinden yaklaşık 25 yıl geçmiş bulunuyor. Toplu sözleşme sisteminin hayata geçirilmesinin ardından ise 8 ayrı toplu sözleşme sürecini başarıyla tamamladık. Daha etkin, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir toplu sözleşme ile sendikacılık sisteminin oluşturulması yönünde birlikte değerlendirmelerde bulunmayı önemsiyoruz. Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda, güçlü bir kamu yönetimi ve etkin bir personel sistemi inşa etme hedefiyle çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürürken bu süreci, siz değerli paydaşlarımızın katkı ve değerlendirmeleriyle birlikte daha da güçlendireceğimize inanıyorum" dedi. Toplantıya Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ali Yalçın, Türkiye Kamu-Sen Başkanı Önder Kahveci, Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Sekreteri Şükrü Balun da katıldı.
İzmir Sanatla üretip çocuklar için bağışlıyorlar: 84 yaşında örnek dayanışma İzmir’de yaşayan 84 yaşındaki banka müdürlüğünden emekli Etem Özver ile öğretmen emeklisi eşi Şerif Özver, sanatı sosyal yardımla buluşturarak anlamlı bir projeye imza attı. Çift, Çeşme’de açtıkları "Doğadan Sanata" adlı sergide hem üretimlerini sanatseverlerle buluşturdu hem de elde edilen tüm geliri çocukların eğitim ve sağlığı için çalışan kuruluşlara bağışladı. Kağıt rölyef ve doğadan toplanan atık malzemelerle hazırlanan üç boyutlu eserlerin yer aldığı sergi, özellikle sosyal sorumluluk yönüyle dikkat çekti. Özver çifti, sergide satılan eserlerden elde edilen gelire hiç dokunmadıklarını, bağışların doğrudan ilgili sosyal yardım kuruluşlarına aktarıldığını ve makbuzlarla süreci takip ettiklerini belirtti. "Paraya hiç elimiz değmeden bağışlıyoruz" Etem Özver, sanata başlama hikayelerinin İzmir’e taşındıktan sonra şekillendiğini anlatarak, Mavişehir’deki Bilge Çınarlar Sağlıklı Yaşam Merkezi’nde aldıkları eğitimle bu sürecin geliştiğini ifade etti. İki yıl boyunca rölyef ve el becerileri üzerine eğitim aldığını söyleyen Özver, eserlerinin beğenilmesiyle sergi açmaya teşvik edildiğini dile getirdi. Daha önce Suat Taşer Sanat Merkezi’nde açtığı sergiden elde ettiği geliri de bağışladığını belirten Özver, "Satılan eserlerin ücretleri doğrudan çocukların eğitim ve sağlığı için çalışan kuruluşlara gönderiliyor. Paraya hiç elimiz değmiyor, sadece makbuzlardan takip ediyoruz" dedi. Doğadan toplanan atıklar sanata dönüşüyor Sergide yer alan eserlerin önemli bir bölümü doğadan toplanan malzemelerden oluşuyor. Ağaç kabukları, kozalaklar, tohumlar ve bitki atıkları boyanarak sanatsal kompozisyonlara dönüştürülüyor. Çiftin günlük yürüyüşleri bile üretimin bir parçası haline gelmiş durumda. "Sabah yürüyüşe boş çıkıyoruz, dönüşte elimiz dolu oluyor" sözleriyle süreci anlatan Özver, doğayı koruyarak üretmenin de kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını vurguladı. "Sanat, yaş almış bireyler için hayatla bağ kurmanın yolu" Etem Özver, özellikle ileri yaştaki bireylere sanatla uğraşmaları çağrısında bulunarak, "Herkesin içinde mutlaka bir sanatsal cevher vardır. Çalıştıkça zihin de beden de aktif kalıyor. İnsan kendini daha mutlu ve huzurlu hissediyor" diye konuştu. Özver çiftinin sergisi, yalnızca sanatsal üretimi değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı da ön plana çıkararak ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. Özellikle elde edilen gelirin çocukların eğitim ve sağlık ihtiyaçlarına aktarılması, sergiyi sosyal yardım açısından örnek bir projeye dönüştürdü.