GÜNDEM - 16 Kasım 2025 Pazar 12:06

Annesinin böbreğiyle hayata tutundu

A
A
A
Annesinin böbreğiyle hayata tutundu

Erciyes Üniversitesi Semiha Kibar Organ Nakli ve Diyaliz Merkezi’nde diyaliz tedavisi gören 18 yaşındaki Kübra Varışlı; annesi Nurşide Varışlı’dan aldığı böbrek ile hayata yeniden tutundu. Prof. Dr. İsmail Koçyiğit; "Şuan gayet iyi ve mutlular. Biz de onlar mutlu olduğu için memnunuz" dedi.


Şırnak’ta yaşayan Kübra Varışlı; yaklaşık 5 yıl önce Kayseri’ye gelerek Erciyes Üniversitesi Semiha Kibar Organ Nakli ve Diyaliz Merkezi’nde diyaliz tedavisi görmeye başladı. 18 yaşını dolduran Varışlı’ya; annesinden alınan böbrek nakledildi. Nakilden sonra sağlığına kavuşan Kübra Varışlı; daha kaliteli bir yaşama kavuştuğunu söyledi. 15 yıldır Erciyes Üniversitesi Nefroloji Bilim Dalı’nda hizmet veren Prof. Dr. İsmail Koçyiğit ülke genelinde 30 bin, Kayseri’de ise 500’ün üzerinde nakil bekleyen hasta olduğunu ifade ederek; "Halihazırda ülkemizde 30 binin üzerinde nakil bekleyen hastamız var, şehrimizde de maalesef 500’ün üzerinde nakil bekleyen hastamız var. Organ nakli; böbrek hastalıklarında en iyi tedavi şekli. Organ naklini iki farklı organ verici olarak değerlendiriyoruz. Birisi canlı verici, diğeri ise kadavra verici. Normal şartlarda batı toplumunun yüzde 90’ı kadavra tipi nakilden böbrek vericisi sağlanırken ülkemizde bu oran yüzde 10’lara kadar düşüyor. Bu konuyla ilgili çok fazla gerek sosyal medya, gerek sivil toplum kuruluşları bilgilendirme yapsa da maalesef halkımız bu konuda istediğimiz oranda değil. Kadavra bağışı maalesef yüzde 10’ları bir türlü aşamıyor. Daha rahat, daha konforlu bir yaşam sürmesi için organ bekleyen bu kadar hastanın, bu kadar zorlu tedaviyi sürdüren hastalar için organ naklinin artması gerektiği inancındayım" dedi.


"İnsanlar tek böbrekle hayatlarının sonuna kadar yaşayabilir"


Naklin birçok değerlendirmenin ardından gerçekleştirildiğini ve bir insanın tek böbrekle hayatlarının sonuna kadar yaşayabileceğini aktaran Prof. Dr. Koçyiğit; "Herkeste iki tane böbrek var ve insanlar tek böbrekleriyle dikkatli oldukları taktirde ömürlerinin sonuna kadar yaşayabilirler. Biz zaten her hastadan böbrek almıyoruz, öncesinde çok ciddi testleri ciddi verileri değerlendirdikten sonra kişilerin böbrek vericisi olup olmadığını belirliyoruz. Bu konuyla ilgili baştan sona kadar bilgilendirme yoluna gidiyoruz" şeklinde konuştu.


"Nakil konusunda ilerlemeyi sağlayamadık"


Böbrek nakli konusunda istenilen ilerlemenin sağlanamadığını sözlerine ekleyen Prof. Dr. Koçyiğit; "Erciyes Üniversitesi olarak yıllık 14-15 böbrek nakli yapmaktayız. Gerek canlı vericiden, gerek kadavradan elimizden geldiğince hem genel cerrahi hem nefroloji olarak kendi şehrimiz insanına bu tedaviyi sunmak istiyoruz ama bilhassa kadavra nakil konusunda iyi değiliz. Son 5 yıldır kadavrada istediğimiz ilerlemeyi sağlayamadık" ifadelerini kullandı. Naklin ardından Kübra Varışlı’nın sağlığına kavuşmasından dolayı memnuniyet duyduklarını dile getiren Prof. Dr. İsmail Koçyiğit; "Hastamız bize Şırnak’tan geldi, 5 yıldır böbrek hastası ve 18 yaşını tamamlamasını bekledik. Gerek alt yapıyı onlara sunmuştuk, yaşını tamamlar tamamlamaz bizimle iletişime geçtiler ve zaman kaybetmeden böbrek nakli gerçekleşti. Şuan gayet iyi ve mutlular. Biz de onlar mutlu olduğu için memnunuz" dedi.


Ameliyata girdiğinde annesinin yan odada yattığını gördüğünde duygusal anlar yaşadığını belirten Kübra Varışlı ise; "14 Temmuz’da böbrek naklini gerçekleştirdik annemden bana canlı verici olarak. Şuan 4. ayı tamamlamak üzereyim, kontrollerime geliyorum. Organ nakli öncesi 4 buçuk senelik diyaliz geçmişim var. Diyaliz; her ne kadar istemesek de böbrek dışında sorun çıkarabilen bir işlem. Ne kadar nakil imkanı varsa o kadar iyi bir insan için. İlk ameliyata girdiğimde annem hemen yan odamdaydı, orada biraz duygusallaştık" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Amasya Üniversitelilerden ‘Melek Filo’ ile nefes kesen tatbikat Amasya’da düzenlenen UMKE tatbikatında paramedik eğitimi alan üniversite öğrencileri, felaketlerde hayatlar kurtaran ‘Melek Filo’ bünyesindeki askeri helikoptere sedyede hasta taşıyıp zamanla yarıştı. 4 ilden ekiplerin yer aldığı tatbikat nefes kesti. Amasya, Samsun, Çorum ve Ordu’dan toplam 240 sağlık personelinin görev aldığı 5. bölge illeri Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) tatbikatına Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’ndan 20 öğrenci de katıldı. 2 yıl boyunca aldıkları eğitimin ardından bir ay sonra mezun olacak öğrenciler, Türk Hava Kuvvetleri’nin hayat kurtaran kanatları ‘Melek Filo’ ile işbirliği yaptı. Kanatların çıkardığı hava akımına karşı Merzifon 5’inci Ana Jet Üs Komutanlığı bünyesinde zorlu şartlarda hayatlar kurtarmak için 7 gün 24 saat görev yapan filoya bağlı askeri helikopter havalanarak senaryo gereği acil çağrı bildirilen alana iniş yaptı. Helikopterin kanatlarının çıkardığı hava akımına karşı hareket eden öğrenciler ve UMKE ekipleri zamanla yarışıp deneyim kazandı. "Helikoptere yaklaşmak bambaşka heyecandı" Amasya İl Sağlık Müdürlüğü’nün koordinatörlüğünde gerçekleşen tatbikatı değerlendiren öğrencilerden İlk ve Acil Yardım (Paramedik) Bölümü 2. sınıf öğrencisi Sıla Naz İstifoğlu, "Helikoptere yaklaşmak bile bizim için bambaşka heyecandı" dedi. "Melek Filo hayatlar kurtarıyor" Batı Karadeniz’de 2021 yılında yaşanan sel felaketi ve 6 Şubat 2023’teki asrın felaketi depremlerde tahliye çalışmalarında aktif görev alan ‘Melek Filo’ ekibiyle aynı tatbikatta yer almanın heyecanını yaşadıklarını değinen Alya Doğan da, "Melek Filo hayatlar kurtarıyor. Tatbikat için çağırsalar koşa koşa giderim" diye konuştu. Hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde görev alacak teknik personellerin yetiştiği okullarından mezun olduktan sonra sağlık ordusuna katılmayı hedeflediklerine değinen Tuğba Akça ise, "Bizde mezun olup atanınca onlarla beraber hayat kurtarmayı, insanların en zor anında yanlarında olmayı çok isteriz" şeklinde konuştu.
Antalya Antalya’da yabancı uyruklu şahıs kedinin üzerine bastı, köpeği tekmeledi Antalya’da yabancı uyruklu bir şahıs mahalledeki esnafın beslediği kediyi ayağıyla ezip ardından bir köpeği tekmeledi. Güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerin sosyal medyada yayılması üzerine şahıs gözaltına alınırken sokak hayvanlarına yapılan eziyet tepki çekti. 10 Mayıs tarihinde Antalya’nın Konyaaltı ilçesi Sarısu Mahallesi 144 Sokak’ta meydana gelen olayda, Rus uyruklu Andria İ. isimli şahıs, sokak üzerinde bulunan bir zincir market şubesinin önüne geldi. İş yerinin güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde şahıs burada yer alan merdivenlerde yatmakta olan kediyi ayağıyla ezdi. Kedinin can havliyle kaçmasının ardından, merdivenlerden inen Andria İ. bu kez merdivenlerin alt kısmında bulunan sokak köpeğini tekmeledi. Kediyi ayağıyla defalarca ezdi İki sokak hayvanı da Andria İ.’nin darbelerinin ardından bölgeden hızla uzaklaştı. Güvenlik kamerasına da yansıyan görüntülerin sosyal medya hesaplarında yayılmasının ardından hayvanseverler, kimliği belirsiz şahsa tepki gösterdi. Kendi hallerinde marketin önünde yatmakta olan kedi ve köpeğe yapılan eziyete tepki gösteren bazı vatandaşlar görüntülerle birlikte polis merkezine giderek şahıs hakkında şikayetçi oldu. Yapılan başvuru üzerine yakalanıp gözaltına alınan Andria İ.’nin emniyet ve savcılık ifadesi sonrası deport edilmek üzere Geri Gönderme Merkezî’ne teslim edildiği bildirildi. "Görüntüleri görünce çok üzüldüm" Şahsın hayvanlara yaptığı eziyeti canice olarak nitelendiren vatandaşlardan Esen Peksoy, "Şahsı tanıyoruz, ancak samimiyetimiz yok. Gelir alışverişini yapan ve gider. 1 yılı aşkın süredir Türkiye’de kalıyor. Buraya savaştan dolayı kaçıp gelmiş. Ama buraya gelip bu hayvanlara zulüm etmesi çok üzücü. Görüntüde hayvanın kafasına basarak, ardından tekme vuruyor. Ondan sonra da aşağıda bir köpeğe tekme vuruyor. Hayvanlar can havli ile kaçıyorlar. Kamerada görünce ben çok üzüldüm. Hayvana zarar veren insana da verir. Böyle insanların cezasını çekmesini tabi ki istiyorum" dedi. "Kediyi olaydan sonra görmedik" Olayın ardından şahsın ayağı ile ezdiği kediyi birkaç gündür görmediklerini belirten Peksoy, "Şu anda kedinin durumunu bilmiyorum. Geçen gün ayağı topallıyordu, mama aldık verdik. Ondan sonra kayboldu gitti. Biz de çalıştığımız için onu takip edemedik. Büyük ihtimale hayvan büyük bir darbe aldığından ölmüş olabilir. Ben olayı kameradan gördüm. Ben çok üzüldüm, o hayvana öyle eziyet etmesi, kafasını ezmesi, vurması, hayvanın bacağını sakatlaması. Sadece bir tek kediye değil, köpeğe de şiddetin her türlüsüne karşıyız. Ama bunlar Allah’ın sessiz kulları doğru değil. Başka bir ülkeden gelip benim ülkemde malıma, canıma, hayvanıma zarar vermesi etik bir durum değil" ifadelerini kullandı.