GENEL - 25 Nisan 2023 Salı 16:52

Başkan Palancıoğlu, Türkiye’yi temsilen Avrupa Birliği ülkelerine yüzyılın felaketi olan depremi anlattı

A
A
A
Başkan Palancıoğlu, Türkiye’yi temsilen Avrupa Birliği ülkelerine yüzyılın felaketi olan depremi anlattı

Melikgazi Belediye Başkanı Dr.

Melikgazi Belediye Başkanı Dr. Mustafa Palancıoğlu Fas’ın Rabat ilinde düzenlenen Avrupa-Akdeniz Bölgesel ve Yerel Meclisi (ARLEM) toplantısına katılarak, Türkiye’yi temsilen 6 Şubat depremleri hakkında bilgilendirme yaptı.



Yaşanan deprem felaketi ve Türkiye’nin yaptığı çalışmalar üzerine bir konuşma yapan Başkan Dr. Palancıoğlu, “6 Şubat 2023 tarihinde saatle 04:17’de Türkiye’nin güney ve orta kesimindeki Pazarcık İlçesi yakınlarında 7,7 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Bu depremi, merkez üssü Elbistan olan saat 13.24’te 7.6 büyüklüğünde ikinci bir deprem izledi. Bu iki deprem de Doğu Anadolu fay sistemi ile ilişkilidir. İki deprem de Suriye, Kıbrıs, Ürdün, Lübnan, Irak, Gürcistan, Ermenistan, Mısır ve İsrail’den hissedildi. Bunlar, Bölge’de şimdiye kadar kaydedilen en güçlü depremlerden biriydi. O zamandan beri 25.000’den fazla artçı sarsıntı oldu. Yaklaşık 350.000 kilometrelik (yaklaşık Almanya büyüklüğünde) bir alanda yaygın hasar meydana geldi. 6 Şubat depremleri Türkiye’nin güney ve güneydoğusundaki 11 ili, yani Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Malatya, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Kilis, Adana ve Elazığ’ı etkiledi. Tahminen 16 milyon kişi, yani ülke nüfusunun neredeyse yüzde 17’si etkilendi ve yaklaşık 1,5 milyon kişi evsiz kaldı. Bu depremlerde 50.000’den fazla insan hayatını kaybetti ve 115.000’den fazla insan yaralandı. Türk vatandaşlarının yanı sıra yaklaşık 7.000 AB vatandaşı ve Suriyeli hayatını kaybetti. Ön tahminlere göre, depremin Türkiye’deki tahribat maliyetinin 104 milyar dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. Ayrıca, yeniden inşa maliyetleri çok daha yüksek olacaktır. Yıkılan ve ağır hasarlı yıkılması gereken bina sayısı 233.000’e ulaştı. Yıkılan ve ağır hasar gören binalardaki konut sayısı 650.000 civarında olup, depremzedeler için ihtiyaç duyulan acil durum konutlarının büyüklüğünü göstermektedir. Türk Hükümeti, depremden etkilenen vatandaşlar için çadır kent ve konteyner kentler olmak üzere uygun kiralık konutları içeren bir iyileştirme planı tasarlamıştır. Öte yandan, afetten etkilenen 350.000’den fazla kişiye çevre illerde kiralık ev temin edilmektedir. Böylece 200.000’e yakın depremzedenin geçici barınma ve beslenme ihtiyaçlarının karşılanması için çevre illerdeki üniversite yurtları, pansiyonlar, misafirhaneler, oteller, yazlıklar ve bağ evleri gibi tesisler de kullanıldı.” dedi.



Mart 2023 itibarıyla Türk Hükümetinin 11 ilde toplam 319.000 konut ve köy evinin yapım sürecini başlattığını da hatırlatan Başkan Dr. Palancıoğlu, “Yılda toplam 650.000 konut ve köy evi yapılması planlanmaktadır. Ayrıca yeni binalar dört kattan yüksek olmayacak, daha sağlam zeminler üzerine ve daha yüksek standartlarda inşa edilecek. İnşa edilen geçici ticari ünitelerin yanı sıra yılda 14.600 adet küçük ölçekli sanayi ve ticari ünitenin de inşa edilmesi planlanmaktadır.” diye konuştu.



“Binaların dayanıklılığını sağlamak için en önemli kurumların yerel yönetimler olduğunu bu afette gördük.” diyen Başkan Dr. Palancıoğlu şunları söyledi:


“Merkezi yönetimin koordinasyonunda yurdun dört bir yanından tüm belediyelerimiz gerekli tüm ekip ve ekipmanlarla birlikte afet bölgesine yönlendirilmiş ve hızlı acil müdahale sistemi kurulmuştur. Türkiye’de 1000’den fazla belediye, 20.000’e yakın personel ve 2000’in üzerinde iş makinesi ve araçla deprem bölgelerinde hizmet vermiştir. Ayrıca belediyelerimiz tarafından deprem bölgelerine 1000 tırdan fazla yardım malzemesi gönderildi. Halen birçok belediye deprem bölgelerinde hizmet vermeye devam etmektedir. Melikgazi Belediyesi olarak 300 personelimiz ve 125 iş makinamız ve aracımızla ilk günden itibaren deprem bölgelerinde yoğun çalışmalar yürüttük. İlk 15 gün arama kurtarma çalışmalarının yanı sıra temizlik, bina yıkım ve hafriyat kaldırma, Mobil WC-Duş hizmetleri, depremzedelere ve diğer belediyelere gıda ve diğer gerekli malzemelerin ulaştırılması konularında bölgedeki belediyelere destek verildi. Kahramanmaraş, Adıyaman ve Elbistan belediyeleri ile kardeş şehir protokolü imzaladık. Bu deprem bölgelerine gerekli desteğin büyük bir kısmı belediyemiz tarafından verildi. Ayrıca hayatın normalleşmesi için Adıyaman ve Elbistan’da iki ayrı Çarşı kurulmuş, konteyner işyerleri teslim edilerek 55 esnafa destek olunmuştur. Ayrıca Kayseri’den 700 TIR’dan fazla yardım malzemesi deprem bölgelerine bağışlandı.”


Birçok şehirde yıkıcı etkileri olan bu depremin olumsuz sonuçlarının aşılabilmesi için bütüncül bir yeniden yapılanma yeni istihdam imkanların oluşturulmasına yönelik çalışmalar yapıldığını söyleyen Başkan Dr. Palancıoğlu, “Bölgede enkaz kaldırma çalışmaları hızla sürdürülürken, bir yandan da şehirlerin planlı imar çalışmaları yapılıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ülkenin 11 ilinde olağanüstü hal ilan etti. Dünyanın dört bir yanındaki hükümetler, uluslararası yardım taleplerine hızlı bir şekilde yanıt vererek kurtarma ekiplerini görevlendirdi ve yardım teklif etti. Türkiye’nin uluslararası yardım çağrısının ardından 94 ülkeden 12 binden fazla kişi kurtarma çalışmalarına katıldı. 130’a yakın ülkeden gelen yardımlar depremzedelerimize ulaştı. Uluslararası yardımlar sayesinde 36 sahra hastanesi de kuruldu. Depremin ardından Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler tarafından ortaklaşa düzenlenen Uluslararası Bağışçılar Konferansı, depremlerden etkilenen bölgeleri ve afetzedeleri desteklemek için 7 milyar avro topladı. Bu zor günlerde tüm dostlarımızın, Avrupa Birliği’nin, Birleşmiş Milletler’in ve diğer uluslararası kuruluşların dayanışmasına minnettarız. Artan nüfus ve doğal afetler gibi risklerle başa çıkmak için şimdiden plan yapmalıyız. Bu riskleri nasıl en aza indirebiliriz üzerine çalışmalıyız. Dirençli şehirler inşa ederken ekonomik, sosyal, çevre ile alakalı ve kurumsal boyutları ele almalı ve bu göstergeler etrafında çalışmalıyız. Afetlerden sonra alınacak dersler ve uygulanacak yeni yöntemler gelecek nesillere örnek olacaktır. Afet sonrası toparlanma sürecinde yerel yönetimlerimizin birlikte çalışması bizler için değerlidir.” diye konuşmasını tamamladı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Baş diyetisyenden kurban eti uyarısı: "Kurban etini en az 12-24 saat dinlendirmemiz gerekir" Diyetisyen Filiz Beycan, Kurban Bayramı boyunca aşırı ve dengesiz beslenmenin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, kurban etinin en az 12-24 saat dinlendirilmesi gerektiğini söyledi. Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Baş Diyetisyeni Filiz Beycan, Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenme konusunda vatandaşlara uyarılarda bulundu. Bayram boyunca kontrolsüz et tüketiminin sindirim sistemi problemleri başta olmak üzere kolesterol, trigliserid ve tansiyon yükselmesine neden olabileceğini ifade eden Beycan, özellikle kurban etinin kesilir kesilmez tüketilmemesi gerektiğini söyledi. Bayram sabahında hafif bir kahvaltı yapılmasının önemli olduğunu belirten Beycan, "Kurban etini en az 12-24 saat dinlendirmemiz gerekir. Etin içerisindeki ölüm sertliği dediğimiz bir sertlik oluşur ve bu da sindirim sistemimizde problemlere yol açabilir. Yediğimizde eğer hazımsızlık, şişkinlik oluşmasını istemiyorsak etimizi mutlaka dinlendirmeliyiz. Onun için ilk önce kahvaltıda peynir, yumurta tarzı protein kaynaklarından oluşan, yanına zeytin, yeşillikler eklenmiş bir dilim tam buğday ekmeği tarzında bir kahvaltı yapabiliriz" dedi. "Gün içerisinde mutlaka 2,5 litre kadar su tüketmemiz gerekiyor" Et pişirme yöntemlerine de değinen Beycan, "Daha çok haşlama, ızgara veya fırında pişirme yöntemlerini tercih etmemiz gerekiyor. İçerisine ekstra tereyağı veya kuyruk yağı gibi yağlar kullanmamak lazım ki sağlığımız olumsuz etkilenmesin. Bir diğer önemli hususumuz sebze yemeklerini mutlaka tüketmemiz lazım. Hem etin sindirimini artırabilmek hem de içerisindeki demir emilimini artırabilmek için yanına sebze veya salata ilavesi yapmamız gerekiyor. Mutlaka yanında su tüketimi çok önemli. Böbreklerimize proteinden bir yük binecektir. Bu yükün hafifletilmesi için de gün içerisinde mutlaka 2,5 litre kadar su tüketmemiz gerekiyor. Aynı zamanda kahve ve çayın fazla tüketilmesi de vücuttaki sıvı ihtiyacını artıracağı için su tüketimi bu yönden de önemli" şeklinde konuştu. "Etin yanında asitli içecekler değil de ayran, su tarzı içecekler tercih edilebilir" Vatandaşların en sık yaptığı hatalardan birinin eti kesilir kesilmez tüketmek olduğunu söyleyen Beycan, "Eti kesilir kesilmez pişirmememiz gerekiyor ki sindirim sisteminde problemlere, hazımsızlığa, şişkinliğe, kabızlığa yol açmasın. Bir diğer husus yine etin yanında mutlaka sebze ve salatanın tüketilmesi gerekiyor. Bu da bizim sindirim sistemimizi daha rahatlatacaktır. Çok kızartmalı, yağlı değil de haşlama tarzı olabilir. İçerisinde baharatları çok fazla kullanmamak gerekir ki sindirim sistemimiz daha rahat çalışsın. Bunlara dikkat edebiliriz. Yine dediğimiz gibi su tüketimi çok önemli. Etin yanında mutlaka asitli içecekler değil de ayran, su tarzı içecekler tercih edebiliriz" ifadelerini kullandı. "Kolesterol hastaları haftada iki defa 90-120 gramı aşmayacak şekilde et tüketebilir" Kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşların beslenmelerine daha fazla dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Beycan, "Eğer hastamız diyabet hastasıysa tatlı tüketmesini, hamur işi tüketmesini hiç istemiyoruz. Ancak ikramlık olarak meyve tüketebilir veya kuru yemiş, kuru meyve gibi hafif ikramlıklar tercih edilebilir. Bunun yanında eğer kalp damar hastalığı mevcutsa, kolesterol yükseklikleri varsa et miktarları çok önemli. Haftada iki defa 90-120 gramı aşmayacak şekilde et tüketmesi gerekiyor. Yine pişirirken yağlı değil de yağsız etleri tercih etmesini istiyoruz. Bunun yanında tansiyon hastalarımız için pişirirken içerisine ekstra tuz ilavesi yapmamalarını istiyoruz ki tansiyon yükselmesi meydana gelmesin. Sindirim ve mide problemleri olanlarda da daha çok haşlama öneriyoruz. Kızartılmış etler sindirim sisteminde problemlere yol açabilir" açıklamasında bulundu. "Eti tekrar dondurmuyoruz, aksi halde zehirlenme etkisi ortaya çıkabilir" Etin saklama koşullarına ilişkin de bilgi veren Beycan, etlerin küçük porsiyonlara ayrılması gerektiğini ifade ederek, "3-4 gün içerisinde tüketeceksek buzdolabında 0-4 derecede, bir hafta içerisinde tüketeceksek daha çok eksi 2 derecede saklayabiliriz. Ama uzun vadede, yaklaşık 6 ay kadar bir süre saklamayı planlıyorsak eksi 18 derecede dondurarak muhafaza etmemiz gerekiyor. Pişireceğimiz zaman da oda sıcaklığında, kaynar su altında veya kalorifer yanında çözdürme işlemi yapmamalıyız. Buzdolabı içerisinde uzun sürede çözdürme yapmamız gerekiyor ki bakterilerin oluşmasını önleyelim. Ve çözdürdüğümüz eti tekrar dondurmuyoruz. Eğer dondurursak zehirlenme etkisi ortaya çıkabilir" şeklinde konuştu. Bayram boyunca aşırı et tüketiminin halsizlik, baş ağrısı, tansiyon yükselmesi ve gut gibi sağlık problemlerine yol açabileceğini belirten Beycan, dengeli porsiyonlarla birlikte sebze tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.