ÇEVRE - 23 Nisan 2026 Perşembe 11:48

Karabük’te Nisan sonunda kar sürprizi

A
A
A
Karabük’te Nisan sonunda kar sürprizi

Karabük’te Nisan ayının son haftasına girilirken bahar havası yerini kar sürprizine bıraktı. Kentin yüksek rakımlı yerler beyaza bürünürken, Karabük-Gerede karayolunda ise lapa lapa kar yağdı.


Meteoroloji Müdürlüğünün uyarılarının ardından Karadeniz’in iç kesimlerinde bu dönemde görülen ani sıcaklık düşüşleri zaman zaman yerini kar yağışına bırakıyor. Karabük’ün yüksek rakımlı yerleri ile özellikle dağlık bölgelerde hava sıcaklıklarının düşmesiyle bahar yerine kar yağışına bıraktı. Sabahın erken saatlerinde Karabük - Gerede karayolunda karayolunda lapa lapa yapan kar yağışı sürücüleride şaşkına çevirdi. Otomobili ile seyir halinde olan kerem Demir isimli vatandaşta, aracını park ederek, yağan karı cep telefonu ile görüntüleyerek, o anların keyfini yaşadı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İstanbul Valisi Davut Gül koltuğunu 2’inci sınıfı Asmin Ayşe Aslan’a bıraktı 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla İstanbul Valisi Davut Gül, 10 şehirden gelen 30 öğrenciyi kabul etti. Vali Davut Gül, bayram dolayısıyla makamını 2’inci sınıf öğrencisi Asmin Ayşe Aslan’a bıraktı. Temsili Vali, okullarda güvenlik önlemleri arttırılsın talimatı verdi. İstanbul Valisi Davut Gül, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Ağrı, Ardahan, Artvin, Diyarbakır, Elazığ, Erzurum, Nevşehir, Rize, Sivas ve Şırnak illerinden, İstanbul’a gelen 30 öğrenci ve öğretmenlerini makamında kabul etti. Valilik binası kabul salonunda düzenlenen törene, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür ve okul müdürleri eşlik etti. Vali Davut Gül, öğrencilerin bayramını tebrik etti. "Bu sene bayram sevincini buruk şekilde kutluyoruz" İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, konuşmasında İstanbul Valisi Davut Gül’e teşekkür ederek, "Bu sene bayram sevincini buruk şekilde kutluyoruz. Anadolu’nun farklı illerinden gelen öğrencilerimizle birlikteliği, kaynaşma bilinci ve şuuruyla İstanbul’un çocuklarıyla kutlayalım dedik. Bu bayram coşkusunu beraber yaşasınlar. Elazığ, Erzurum, Diyarbakır’dan, Nevşehir’den gelen öğrencilerimiz var" şeklinde konuştu. "İstanbul’u görmeniz, tanımanız buradaki İstanbullu öğrencilerle tanışmanız bu anlamda çok kıymetli" İstanbul Valisi Davut Gül, kendisini ziyaret eden çocukların bayramını kutlayarak, "Bayramınızı kutluyoruz. Rabbim nice bayramlara kavuştursun. 23 Nisan’ın iki anlamı var. Birincisi çocukların bayramı, ikincisi de Türkiye Büyük Millet Meclisi açılışı. O milli iradenin başlangıç günü. O açıdan da çok önemli. Biz, iki coşkuyu aynı anda yaşıyoruz. İstanbul şehirlerin hası. Bu anlamda İstanbul’u görmeniz, tanımanız buradaki İstanbullu öğrencilerle tanışmanız bu anlamda çok kıymetli. Burada kaldığınız süre içinde gezdiğiniz, gördüğünüz yerlerde daha sonralarda kitaplarda okuyacağınız kitaplarda okuduklarınızı görmüş olacaksınız" dedi. "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ise bizler için bir bayram değil aynı zamanda atalarımızın bizlere bıraktığı emanetin taşıyıcısıdır" Vali Davut Gül’ün koltuğuna oturan Bahçelievler 15 Temmuz Şehitleri İlkokulu 2’inci sınıf öğrencisi Asmin Ayşe Aslan, "Aziz milletimiz Kurtuluş Savaşında birlik ve beraberlik içinde, inanç ve kararlılık içinde kazanmıştır. 23 Nisan 1920’de TBMM açılmıştır. Bu tarih bir dönüm noktasıdır. Milletimizin kaderine, belleğine tüm dünyaya ilan edildiği tarihi bir gündür. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ise bizler için bir bayram değil aynı zamanda atalarımızın bizlere bıraktığı emanetin taşıyıcısıdır" ifadelerini kullandı. "Dileğim Filistin, Doğu Türkistan, İran, Suriye, Libya başta olmak üzere tüm dünya çocuklarının huzur içinde büyüdüğü, güvenle geleceğe baktığı ve kendi değerleriyle güçlü yarınlar kurduğu bir dünyanın var olmasıdır. Spor alanında yürütülen spor şehri İstanbul Projesiyle çocukların spora yönlendirilmesi teşvik edilmelidir. Sağlıklı, disiplinli ve özgüvenli olması gereklidir. Aynı zamanda Ben Okuyorum İstanbul Okuyorum Projesiyle okuma alışkanlığı kazandırmayı, düşünce dünyamızı geliştirmektedir. Dileğim Filistin, Doğu Türkistan, İran, Suriye, Libya başta olmak üzere tüm dünya çocuklarının huzur içinde büyüdüğü, güvenle geleceğe baktığı ve kendi değerleriyle güçlü yarınlar kurduğu bir dünyanın var olmasıdır" şeklinde konuştu.
Aydın Gençler köyü terk edince iş yaşlılara kaldı Aydın’da köylerde genç kalmayınca tarla ve bahçe işleri yaşlılara kaldı. Köyün en gencinin 50 yaşında olduğunu ifade eden 66 yaşındaki üreticilerden Musa Küçük, geleneksel yöntemle tarlasını işliyor. Aydın’da köyden kente göçlerin artması, gençlerin evlenmemesi veya evlenenlerin de az çocuk yapması gibi çeşitli sebepler nedeniyle kırsal kesimlerde nüfus ile birlikte çiftçi sayısı da gün geçtikçe azalmaya başladı. İl genelinde ziraat odalarına kayıtlı yaklaşık 130 bin çiftçi bulunurken, gençlerin tarımla uğraşmaktan kaçınması ise dikkat çekiyor. Gençlerin tarımdan uzaklaşması ile birlikte Aydın genelindeki çiftçilerin yaş ortalaması da her geçen gün yükselmeye devam ediyor. Çiftçi yaşının 60’a yükseldiği Aydın’ın köylerinde tarla ve bahçe işleri ile yaşlılar ilgileniyor. Koçarlı ilçesine bağlı Satılar Mahallesi’nde traktörün giremediği arazilerde geleneksel yöntemlerle tarla ve bahçelerini süren üreticiler, köyde gençlerin kalmaması sebebiyle ‘İş başa düştü’ diyerek topraklarını işlemeye çalışıyor. "Köyün en gençleri biziz" Katırla toprakları işleyen 66 yaşındaki Musa Küçük, köyün en gencinin 50 yaşlarında olduğunu ifade ederek, "İncirlerin, asmaların diplerini işliyoruz. Onları sürüyoruz. Bizim buralarda traktör zaten işleyemiyor. Çapa makinesi işliyor ama o da bunun yaptığı işi yapamıyor. Mecburen yine hayvanla çalışıyoruz. Bahar mevsimi geldiği zaman mart ayında başlarız bu toprakları işlemeye, hazirana kadar devam eder. Köylerimizde maalesef genç kalmadı. Köyün en gençleri biziz. Köyün en gençleri 50 yaş üzeri. Haliyle bizim başımıza kalıyor işler. Gençleri buraya çekmemiz için köylere destek verilmesi lazım. Böyle giderse bizden sonra bu toprakları işleyecek insan kalmayacak. Çoluk çocuk yetişmeyecek. Benim 3 evladım var, üçü de dışarıda" dedi. Artık yetişen gencin kalmadığını ve kendilerinden sonra arazilerinin akıbetinin ne olacağını bilmediklerini ifade eden 62 yaşındaki Tahir Çoban ise, "Genç olsa da bu işi yapmıyorlar artık. Hepsi dışarıda çalışıyor. Şehre gittiler. Köyde genç bulamazsın yani. En genç bizler varız. Bizden sonra bu arazilerin ne olacağını bilmiyoruz" şeklinde konuştu.