KÜLTÜR SANAT - 16 Mayıs 2026 Cumartesi 10:10

81 yıllık fotoğrafhanede geçmişin izleri yaşatılıyor

A
A
A
81 yıllık fotoğrafhanede geçmişin izleri yaşatılıyor

Kahramanmaraş’ta 1945 yılında kurulan ve 81 yıldır aynı noktada hizmet veren fotoğrafhane, kentin hafızasını taşıyan yüz binlerce kareyi günümüze ulaştırıyor. Babasından devraldığı mesleği sürdüren 68 yaşındaki fotoğrafçı, dijital çağda unutulmaya yüz tutan karanlık oda kültürünü yaşatmaya devam ettiğini söyledi.


Dulkadiroğlu ilçesi Kurtuluş Mahallesi’nde bulunan ve 1945 yılından bu yana aynı iş yerinde faaliyet gösteren fotoğrafhanede, siyah beyaz filmler, eski düğün kareleri, çete fotoğrafları ve aile portreleri özenle saklanıyor.


"Elimizde Kahramanmaraş’a ait birçok arşiv bulunuyor"


Dükkanda 1975 yılından bu yana çalıştığını belirten ve mesleğin babasından kendisine geçtiğini ifade eden fotoğrafçı Fatih Mehmet Tekkes, "Kahramanmaraş’ın ilk fotoğrafçılarındanız. Babam 1945 yılında bu işe başlamış. Ben 1968 doğumluyum, 1975 yılından bu yana da aynı dükkanda çalışıyorum. O zamanlar film sistemi vardı. İnsanlar aileleriyle gelir, fotoğraf çektirirdi. Elimizde 1960’lı yıllardan kalma düğün fotoğrafları, çete fotoğrafları, kardeşlerin birlikte çekildiği kareler ve eski Kahramanmaraş’a ait birçok arşiv bulunuyor" diye konuştu.



"Karanlık odamız halen aktif çalışıyor"


Fotoğrafların film numarasıyla bulunduğunu anlatan Tekkes, "Fotoğrafların arkasına numara yazılırdı. Aynı numara filmin üzerinde de olurdu. Müşteri geldiğinde o numarayla film bulunur, yeniden baskı yapılırdı. Şimdi dijital sisteme geçildi, bunlar mazi oldu. Artık herkes telefonla fotoğraf çekebiliyor. Bilgisayar bilen herkes kendisini fotoğrafçı sanıyor ama esas sanat analog fotoğrafçılıktı. Eskiden rötuşlar tamamen elle yapılırdı. İnsanların yüzündeki sivilceler, yaralar özel kalemlerle düzeltilirdi. H1, V1 ve V2 kalemlerle gümüş atılarak rötuş yapılırdı. Şimdi bunların hepsi bilgisayar programlarıyla yapılıyor. Bizim yaklaşık 400 bin arşivimiz var. Karanlık odamız halen aktif çalışıyor" dedi.



"Şuanda alınan şey gerçekten fotoğraf mı, orasını tartışmak lazım"


Eskiden fotoğrafların aynı gün teslim edilemediğini, şimdiyse 3 dakika içerisinde vesikalık fotoğraf teslim edildiğini belirten Fatih Mehmet Tekkes, "Eskiden aynı gün çekilen fotoğraf ertesi gün alınırdı. Haftalık fotoğrafların işi daha zahmetliydi. 1990’lı yıllarda aynı gün teslim dönemi başladı. 1995’lerden sonra bir saat içinde teslim edilmeye başlandı. Dijital sistemden sonra ise insanlar artık 3 dakikada fotoğrafını alıp gidiyor. Şuanda alınan şey gerçekten fotoğraf mı, orasını tartışmak lazım" ifadelerini kullandı.


Bölge esnaflarından Ali Kösesakal ise, "Ben 45 yıldır buradayım ve Yaşar abimizden çok ders aldık. Bizler onlardan aldıklarımızı sonraki nesillere aktarmaya çalışıyoruz. Fotoğrafçılık eriyip gitmesine üzülüyorum. Babadan oğula devam ediyor" diye konuştu.



81 yıllık fotoğrafhanede geçmişin izleri yaşatılıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Baş diyetisyenden kurban eti uyarısı: "Kurban etini en az 12-24 saat dinlendirmemiz gerekir" Diyetisyen Filiz Beycan, Kurban Bayramı boyunca aşırı ve dengesiz beslenmenin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, kurban etinin en az 12-24 saat dinlendirilmesi gerektiğini söyledi. Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Baş Diyetisyeni Filiz Beycan, Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenme konusunda vatandaşlara uyarılarda bulundu. Bayram boyunca kontrolsüz et tüketiminin sindirim sistemi problemleri başta olmak üzere kolesterol, trigliserid ve tansiyon yükselmesine neden olabileceğini ifade eden Beycan, özellikle kurban etinin kesilir kesilmez tüketilmemesi gerektiğini söyledi. Bayram sabahında hafif bir kahvaltı yapılmasının önemli olduğunu belirten Beycan, "Kurban etini en az 12-24 saat dinlendirmemiz gerekir. Etin içerisindeki ölüm sertliği dediğimiz bir sertlik oluşur ve bu da sindirim sistemimizde problemlere yol açabilir. Yediğimizde eğer hazımsızlık, şişkinlik oluşmasını istemiyorsak etimizi mutlaka dinlendirmeliyiz. Onun için ilk önce kahvaltıda peynir, yumurta tarzı protein kaynaklarından oluşan, yanına zeytin, yeşillikler eklenmiş bir dilim tam buğday ekmeği tarzında bir kahvaltı yapabiliriz" dedi. "Gün içerisinde mutlaka 2,5 litre kadar su tüketmemiz gerekiyor" Et pişirme yöntemlerine de değinen Beycan, "Daha çok haşlama, ızgara veya fırında pişirme yöntemlerini tercih etmemiz gerekiyor. İçerisine ekstra tereyağı veya kuyruk yağı gibi yağlar kullanmamak lazım ki sağlığımız olumsuz etkilenmesin. Bir diğer önemli hususumuz sebze yemeklerini mutlaka tüketmemiz lazım. Hem etin sindirimini artırabilmek hem de içerisindeki demir emilimini artırabilmek için yanına sebze veya salata ilavesi yapmamız gerekiyor. Mutlaka yanında su tüketimi çok önemli. Böbreklerimize proteinden bir yük binecektir. Bu yükün hafifletilmesi için de gün içerisinde mutlaka 2,5 litre kadar su tüketmemiz gerekiyor. Aynı zamanda kahve ve çayın fazla tüketilmesi de vücuttaki sıvı ihtiyacını artıracağı için su tüketimi bu yönden de önemli" şeklinde konuştu. "Etin yanında asitli içecekler değil de ayran, su tarzı içecekler tercih edilebilir" Vatandaşların en sık yaptığı hatalardan birinin eti kesilir kesilmez tüketmek olduğunu söyleyen Beycan, "Eti kesilir kesilmez pişirmememiz gerekiyor ki sindirim sisteminde problemlere, hazımsızlığa, şişkinliğe, kabızlığa yol açmasın. Bir diğer husus yine etin yanında mutlaka sebze ve salatanın tüketilmesi gerekiyor. Bu da bizim sindirim sistemimizi daha rahatlatacaktır. Çok kızartmalı, yağlı değil de haşlama tarzı olabilir. İçerisinde baharatları çok fazla kullanmamak gerekir ki sindirim sistemimiz daha rahat çalışsın. Bunlara dikkat edebiliriz. Yine dediğimiz gibi su tüketimi çok önemli. Etin yanında mutlaka asitli içecekler değil de ayran, su tarzı içecekler tercih edebiliriz" ifadelerini kullandı. "Kolesterol hastaları haftada iki defa 90-120 gramı aşmayacak şekilde et tüketebilir" Kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşların beslenmelerine daha fazla dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Beycan, "Eğer hastamız diyabet hastasıysa tatlı tüketmesini, hamur işi tüketmesini hiç istemiyoruz. Ancak ikramlık olarak meyve tüketebilir veya kuru yemiş, kuru meyve gibi hafif ikramlıklar tercih edilebilir. Bunun yanında eğer kalp damar hastalığı mevcutsa, kolesterol yükseklikleri varsa et miktarları çok önemli. Haftada iki defa 90-120 gramı aşmayacak şekilde et tüketmesi gerekiyor. Yine pişirirken yağlı değil de yağsız etleri tercih etmesini istiyoruz. Bunun yanında tansiyon hastalarımız için pişirirken içerisine ekstra tuz ilavesi yapmamalarını istiyoruz ki tansiyon yükselmesi meydana gelmesin. Sindirim ve mide problemleri olanlarda da daha çok haşlama öneriyoruz. Kızartılmış etler sindirim sisteminde problemlere yol açabilir" açıklamasında bulundu. "Eti tekrar dondurmuyoruz, aksi halde zehirlenme etkisi ortaya çıkabilir" Etin saklama koşullarına ilişkin de bilgi veren Beycan, etlerin küçük porsiyonlara ayrılması gerektiğini ifade ederek, "3-4 gün içerisinde tüketeceksek buzdolabında 0-4 derecede, bir hafta içerisinde tüketeceksek daha çok eksi 2 derecede saklayabiliriz. Ama uzun vadede, yaklaşık 6 ay kadar bir süre saklamayı planlıyorsak eksi 18 derecede dondurarak muhafaza etmemiz gerekiyor. Pişireceğimiz zaman da oda sıcaklığında, kaynar su altında veya kalorifer yanında çözdürme işlemi yapmamalıyız. Buzdolabı içerisinde uzun sürede çözdürme yapmamız gerekiyor ki bakterilerin oluşmasını önleyelim. Ve çözdürdüğümüz eti tekrar dondurmuyoruz. Eğer dondurursak zehirlenme etkisi ortaya çıkabilir" şeklinde konuştu. Bayram boyunca aşırı et tüketiminin halsizlik, baş ağrısı, tansiyon yükselmesi ve gut gibi sağlık problemlerine yol açabileceğini belirten Beycan, dengeli porsiyonlarla birlikte sebze tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Erzurum "Gelin koçu" şampiyon Erzurumspor bayrağı ve mavi-beyaz balonlarla süslendi Erzurum’da Kurban Bayramı öncesi asırlardır sürdürülen "gelin koçu" geleneği bu yıl da renkli görüntülere sahne oldu. Erzurumspor FK bayrağı ve mavi-beyaz balonlarla süslenen koç, vatandaşların yoğun ilgisini çekti. Erzurum’un merkezine 17 kilometre uzaklıkta bulunan Aziziye ilçesine bağlı Söğütlü Mahallesi’nde Kurban Bayramı öncesi asırlardır sürdürülen "gelin koçu" geleneği bu yıl da yaşatıldı. Damat tarafı tarafından hazırlanan ve çeşitli süslemelerle donatılan koç, gelin evine götürülerek hem bereketin hem de iki aile arasındaki bağlılığın simgesi oldu. Erzurumspor coşkusu gelin koçuna yansıdı Bu yıl gerçekleştirilen gelenekte gelin koçu, kırmızı tüllerin yanı sıra şampiyon Erzurumspor FK’nın bayrağı vee mavi-beyaz balonlarla süslendi. Erzurumspor’un şehirde oluşturduğu şampiyonluk coşkusu gelin koçuna yansırken, ortaya renkli görüntüler çıktı. Erzurum’da uzun yıllardır sürdürülen gelenekte damat tarafı tarafından hazırlanan koç, çeşitli süslemelerle gelin evine götürülüyor. Bazı aileler tarafından altın takılarla da süslenen koç, aile büyüklerinin duaları eşliğinde teslim ediliyor. Özellikle Kurban Bayramı öncesinde sıkça görülen gelenek, yeni neslin ilgisiyle yaşatılmaya devam ediyor. "Koçumuza Erzurumspor FK bayrağını da taktık" Damat Mikail Şen, Erzurum’un köklü geleneklerinden birini yaşattıklarını belirterek, "Erzurum’un yüzyıllardır geleneksel adetlerinden biri olan kurbanlık koçumuzu süsledik, gelin tarafına götürdük. Tabii bu koç hem damat tarafının hem gelin ailesinin bağlılığını ve saygınlığını gösterir. Koçumuza bir de Erzurumspor FK bayrağını taktık. Bu sene Erzurumspor’un şampiyonluk sevincini de yaşadık. Hem Erzurum hem Erzurumspor adına herkesin bayramı kutlu olsun, hayırlı bayramlar" dedi.