KÜLTÜR SANAT - 01 Mart 2026 Pazar 09:59

Türkçe popun dilinde acı var

A
A
A
Türkçe popun dilinde acı var

2000’li yılların hit Türk pop şarkıları yalnızca aşkı anlatmadı; kadın ve erkek arasındaki güç ilişkilerini de yeniden kurdu. Yaşar Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen kapsamlı akademik araştırma, dönemin popüler şarkılarında erkeklerin kendini "mağdur", kadınların ise "öfkeli ama güçlü" bir anlatı içinde konumlandırdığını ortaya koyarak pop müziğin toplumsal cinsiyet söylemindeki rolünü gözler önüne serdi.


Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Burcu Dabak Özdemir’in 2000-2010 yılları arasında Türkiye’de liste başı olan pop şarkılarındaki aşk temasını inceleyen akademik makalesi, Birleşik Krallık merkezli yayıncılık şirketi Taylor & Francis Group’un prestijli dergilerinden Popular Music and Society’de yayımlandı. Araştırma, popüler aşk şarkılarının yalnızca duyguları değil; toplumsal cinsiyet rollerini ve kadın-erkek ilişkilerini yeniden ürettiğini ortaya koydu. Çalışmaya göre 2000’ler Türk pop müziğinde erkekler genel olarak "mağdur", kadınlar ise "öfkeli" bir anlatı içinde konumlandırılıyor.


Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Burcu Dabak Özdemir’in 2000-2010 yılları arasında Türkiye’de zirveye çıkan 55 pop şarkısının incelediği çalışmada; 25’i erkek, 30’u kadın sanatçıya ait şarkı sözleri eleştirel söylem analizi yöntemiyle değerlendirildi. Dr. Öğr. Üyesi Özdemir araştırma keşifleri ile ilgili şu bilgileri verdi: "Erkek sanatçıların şarkılarında kendilerini acı çeken, pişman, bekleyen ve affedilmek isteyen figürler olarak sunduğunu gözlemledim. Ancak bu "mağduriyet" dili çoğu zaman emir kipleri, ısrarcı ifadeler ve şiddet hatırlatması yapan sözlerle kuruluyor. "Affet", "geri dön", "sensiz ölürüm" gibi ifadeler, romantik bir çerçeve içinde sunulsa da reddi kabul etmeyen bir erkek diline işaret ediyor. Kadın sanatçıların şarkılarında ise erkekler yalancı ve güvenilmez olarak betimlenirken; kadın anlatıcılar kendilerini güçlü ve bilinçli bireyler olarak konumlandırmış. Ancak bu güç vurgusu fazlalıkla geçmişte yaşanan ihanetlere ve hayal kırıklıklarına verilen tepkiler üzerinden kuruluyor."



Kadınlar güçlü ama öfkeli


Dr. Öğr. Üyesi Burcu Dabak Özdemir kadın şarkılarında öfkenin baskın duygu olarak öne çıktığını belirterek, "Bu öfke çoğu zaman hesap soran fakat sonucu değiştirmeyen bir anlatı düzeyinde kalıyor. Araştırmamın dikkat çeken keşiflerinden biri de kadın sanatçıların yalnızca sevgiliye değil, başka kadınlara ve kendilerine seslenen şarkılar üretmesi. Erkek sanatçılarda ise bu tür bir söyleme neredeyse hiç rastlanmıyor. Bu durum bana göre, kadınların pop müzik aracılığıyla bir dayanışma ve farkındalık alanı kurmaya çalıştığı anlamını taşıyor" diye konuştu.



Toplumsal iklim müziğe yansıyor


Dr. Öğr. Üyesi Özdemir bu konuda, "Son yıllarda, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artışıyla birlikte, kadınların dayanışma ve farkındalık arayışının şarkı sözlerinde daha belirgin hale geldiği görülüyor. Sonuç olarak çalışma, 2000’ler Türk pop müziğinin yüzeyde romantik ve duygusal görünen şarkılar aracılığıyla erkek egemen toplumsal yapıyı yeniden ürettiğini; buna rağmen kadınlar açısından bu yapıya yönelik bir itiraz ve farkındalık alanı da sunduğunu ortaya koyuyor "dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Vodafone Business, perakendede dijitalleşmeyi 5G ile hızlandırıyor Vodafone Business, Ipekyol, Penti ve Yargıcı ile hayata geçirdiği iş birlikleriyle perakende sektöründe dijital dönüşümü hızlandırıyor. 5G destekli bağlantı altyapısı, IoT çözümleri, enerji verimliliği ve veri analitiğini bir araya getiren platform, Türkiye’nin önde gelen üç şirketinin mağazalarını müşteri davranışlarının anlık olarak analiz edildiği, operasyonların veriyle yönetildiği yapılara dönüştürdü. Vodafone Business, Türkiye’nin önde gelen perakende markalarıyla hayata geçirdiği iş birlikleriyle mağazaları veriyle yönetilen, müşteri deneyimini odağına alan dijital yapılara dönüştürüyor. 5G destekli bağlantı altyapısı, IoT çözümleri ve veri analitiğini bir araya getiren platform, Ipekyol, Penti ve Yargıcı ile gerçekleştirdiği projelerle perakende sektöründe dönüşümün hız kazanmasına katkı sağlıyor. Perakende sektörünün yalnızca satışın gerçekleştiği bir alan değil; verinin üretildiği, müşteri deneyiminin anlık olarak yönetildiği, deneyimin uçtan uca yönetildiği ve kararların gerçek zamanlı alındığı bir yapıya dönüştüğünü belirten Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu, "5G, IoT ve veri analitiğinin birlikte kullanımı sayesinde mağazalar; veriye dayalı karar alma süreçlerinin merkezine yerleşirken, operasyonel verimlilik ve müşteri memnuniyetinde de önemli artışlar sağlanıyor. E-ticaret hacmindeki büyümeye rağmen satışların büyük bölümü hâlâ fiziksel mağazalarda gerçekleşiyor. Bu da mağazaların rolünü ortadan kaldırmak yerine yeniden tanımlıyor: mağazalar artık veri üreten ve deneyim yöneten merkezlere dönüşüyor" dedi. Platformun bu dönüşümü üç temel katmanda ele aldığını ifade eden Kestioğlu, açıklamasına şöyle devam etti: "Dönüşümü güçlü ve kesintisiz bağlantı altyapısı, bu altyapı üzerinde çalışan IoT ve dijital çözümler ve tüm süreci kapsayan uçtan uca servis modeli yaklaşımımızla gerçekleştiriyoruz. Bu sayede işletmeler yalnızca teknolojiye değil, doğrudan iş sonuçlarına odaklanan bir dönüşüm sürecine dahil oluyor. Ipekyol, Penti ve Yargıcı ile hayata geçirdiğimiz projeler, mağazaların veriyle yönetilen, bağlantıyla güçlenen ve müşteri deneyimini merkeze alan yapılara dönüştüğünü somut olarak ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde fiziksel mağazaların rolü daha da güçlenecek. Ancak bu mağazalar artık yalnızca satış noktaları değil, aynı zamanda veri üreten ve deneyim yöneten merkezler olacak. Platform olarak, iş ortaklarımızla birlikte bu dönüşümün öncüsü olmaya devam edeceğiz." Kesintisiz bağlantı ile operasyonel verimlilik arttı Yapılan açıklamaya göre, Ipekyol mağazalarında kurulan güçlü bağlantı altyapısı sayesinde mağaza içindeki tüm dijital sistemlerin kesintisiz çalışması sağlandı. Stok yönetiminden kasa süreçlerine, müşteri etkileşiminden kampanya yönetimine kadar tüm operasyonlarda veri akışı sürekli ve güvenilir hale getirildi. Bu yapı, mağaza performansının artırılmasına ve müşteri deneyiminin iyileştirilmesine doğrudan katkı sağladı. Vodafone Business iş birliğiyle hayata geçirilen 5G ve IoT tabanlı altyapının, mağazalarda operasyonel verimliliği önemli ölçüde artırdığına dikkat çeken Ipekyol Group IT Direktörü Tarık Zengin şunları söyledi: "Perakende sektöründe teknoloji artık yalnızca operasyonları destekleyen bir unsur değil, aynı zamanda müşteri deneyimini yeniden tanımlayan stratejik bir kaldıraç haline geldi. Gerçek zamanlı stok takibi, kesintisiz bağlantı sayesinde sorunsuz kasa süreçleri ve veriye dayalı karar alma mekanizmaları, hem maliyetlerimizi optimize etmemizi hem de tedarik zincirimizi daha etkin yönetmemizi sağlıyor. Bu dönüşüm, müşterilerimize daha hızlı ve kesintisiz bir alışveriş deneyimi sunarken, Grup olarak perakende sektöründe veri odaklı ve sürdürülebilir büyümenin öncülerinden biri olmamıza katkı sağlıyor." Enerji yönetimi dijitalleşmenin parçası oldu Penti ile gerçekleştirilen iş birliğinde, bağlantı altyapısının ötesine geçilerek enerji yönetimi de dönüşümün bir parçası haline getirildi. Platformun 5G destekli altyapısı ve Red Enerji çözümü ile mağazaların enerji tüketimi anlık olarak izlenebilir ve yönetilebilir hale geldi. Bu sayede enerji verimliliği sağlanırken maliyetler optimize edildi ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sunuldu. Penti CHRO & COO’su Selim Arda Üçer ise konuyla ilgili şunları söyledi: "Penti’de bizim için mağazacılık, ürünlerimizi misafirlerimizle buluşturduğumuz alanlar olmasının yanı sıra aynı zamanda iyi hissettiren bir deneyim alanını da ifade ediyor. Vodafone Business ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği sayesinde 5G destekli altyapı ve akıllı çözümlerle mağazalarımızı daha verimli, sürdürülebilir ve müşteri deneyimini odağına alan yapılara dönüştürüyoruz." Mağaza içi deneyim veriye dönüştü Vodafone Business ile hayata geçirilen proje kapsamında Yargıcı mağazaları, müşteri davranışlarının anlık olarak analiz edilebildiği yapılara dönüştürüldü. 5G destekli bağlantı ve IoT çözümleri sayesinde mağaza içi yoğunluk, müşteri akışı ve ziyaretçi davranışları ölçülebilir hale geldi. Bu sayede mağaza içi yerleşimden operasyonel planlamaya kadar birçok alanda veriye dayalı karar alma mümkün hale geldi. Yargıcı Pazarlama ve E-ticaret Direktörü Erdem Aklan ise konuyla ilgili şunları söyledi: "Perakendede bugüne kadar ağırlıklı olarak satış verisi üzerinden karar alıyorduk. Ancak satış verisi, müşterinin mağaza içindeki yolculuğunu ve gerçek ilgisini anlamak için tek başına yeterli değil. Platfom ile hayata geçirdiğimiz bu proje sayesinde, artık satış verisinden davranış verisine geçiş yapıyoruz.Müşterinin mağazada nerede vakit geçirdiğini, hangi ürünlere ilgi gösterdiğini ve nasıl bir etkileşim kurduğunu ürün ve reyon bazında ölçümleyebiliyoruz. Bu da bize yalnızca neyin satıldığını değil, neden satıldığını anlama imkânı sunuyor.Bu iş birliğini Yargıcı mağazacılık dönüşümü için bir adım olarak görüyoruz. Vodafone Business’ın güçlü bağlantı altyapısı ve çözüm ortaklığı sayesinde mağazalarımızı gerçek zamanlı içgörü üreten yapılara dönüştürüyoruz. Bu yaklaşımın, müşteri deneyimini sürekli geliştirme vizyonumuzda önemli bir rol oynayacağına inanıyoruz." Perakende sektöründe veriyle çalışan mağaza dönemi Açıklamaya göre, Vodafone Business’ın hayata geçirdiği bu projeler, fiziksel mağazaların yalnızca satış noktası olmaktan çıkarak, veriyle çalışan ve müşteri deneyimini merkeze alan yapılara dönüştüğünü ortaya koyuyor. 5G ile birlikte daha fazla verinin, daha hızlı ve güvenli bir şekilde yönetilebildiği bu yeni dönemde, perakende sektörü de teknolojiyle birlikte yeniden şekilleniyor. Platform, iş ortaklarıyla birlikte bu dönüşümü hızlandırmaya ve perakende sektöründe yeni nesil iş modellerinin yaygınlaşmasına katkı sağlamaya devam ediyor.
Aydın Kuşadası’nda iki deniz kaplumbağası ölü bulundu Aydın’ın Kuşadası ilçesinde biri yeşil deniz kaplumbağası, diğeri iribaşlı deniz kaplumbağası olmak üzere iki farklı tür kıyıya ölü olarak vurdu. Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) tarafından yapılan açıklamada, Kuşadası Körfezi’nde iki ayrı noktada iki farklı tür deniz kaplumbağasının ölü olarak kıyıya vurduğu bildirildi. Yetkililer, Kuşadası Körfezi’nin deniz kaplumbağaları, yunuslar ve Akdeniz fokları gibi koruma önceliği yüksek türler için önemli bir yaşam ve beslenme alanı olduğuna işaret etti. Ancak son dönemde özellikle trol balıkçılığına bağlı hedef dışı av ve deniz kirliliği nedeniyle kaplumbağa ölümlerinde artış yaşandığı ifade edildi. İlk olayın Kadınlar Denizi sahilinde meydana geldiği, kıyıya vuran bireyin juvenil döneminde bir yeşil deniz kaplumbağası olduğu belirtildi. İlk incelemelerde kaplumbağanın balıkçı ağlarına takılarak yaşamını yitirmiş olabileceği değerlendirildi. İkinci olayın ise Düşler Yakası Plajı’nda yaşandığı, kıyıya vuran diğer kaplumbağanın iribaşlı deniz kaplumbağası olduğu kaydedildi. Kaplumbağanın baş bölgesinde ve karapasında belirgin doku bozulmaları ile renk değişimleri tespit edildi. Yaklaşık 12,5 santimetre karapas uzunluğuna sahip olduğu belirlenen kaplumbağanın erken juvenil dönemde ve 2-3 yaşlarında olduğu tahmin edilirken, bu yaş grubundaki bireylerin genellikle açık denizlerde yaşadığına dikkat çekildi. Kıyıya vurmasının ise olağan dışı bir durum olduğu vurgulandı. Kaplumbağanın kesin ölüm nedeni henüz belirlenemezken, enfeksiyon ihtimali ile birlikte plastik ve benzeri atıkların etkili olabileceği üzerinde duruluyor. Her iki kaplumbağadan alınan doku ve kabuk örneklerinin detaylı inceleme için uzmanlara gönderileceği öğrenildi. EKODOSD Başkanı Bahattin Sürüc, yaşanan olayların bölgedeki denizel biyoçeşitliliğin ciddi tehdit altında olduğunu ortaya koyduğunu belirterek, hedef dışı avın azaltılması, trol balıkçılığına yönelik denetimlerin artırılması, deniz kirliliğinin önlenmesi ve izleme çalışmalarının aralıksız sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.
İstanbul Nöroloji uzmanından uyarı: "Sanal ortamdaki öldürme eylemleri zamanla gerçek hayata yansıyabiliyor" Son dönemde artan okul saldırıları ve genç yaşta işlenen şiddet suçları, çocukların maruz kaldığı dijital içeriklerin etkisini yeniden gündeme taşıdı. Konuya dair aileleri uyaran ve çocuklarda bu durumun görülme nedenini açıklayan Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, "Özellikle antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatik yapı birleştiğinde, sanal ortamdaki öldürme eylemleri zamanla gerçek hayata yansıyabiliyor. Bu tabloya bir de alkol ya da uyuşturucu kullanımı eklendiğinde durum çok daha ağır hale geliyor. İnsan, beynin dopamin döngüsüne bağlı bir ödül sistemiyle hareket eder. Bu sistem oldukça ilginçtir çünkü tolerans geliştirir. Kişi ne kadar ödül alırsa alsın bir süre sonra tatmin olmaz ve hep daha fazlasını ister. Bu nedenle bireyin öncelikle kendi sınırlarını bilmesi gerekir. Özellikle çocuklara ve gençlere sınır koymak, gerektiğinde ’hayır’ diyebilmek büyük önem taşır. ailelerin çocuklarına sınır koyması, onlara hedef göstermesi ve manevi değerlerle yetiştirmesi büyük önem taşır" dedi. Son dönemde dünya genelinde yaşanan okul saldırıları ve genç yaşta işlenen şiddet olayları, çocukların psikolojik gelişimi üzerindeki riskleri yeniden tartışmaya açtı. Özellikle dijital oyunlarda yer alan ödül sistemleri ve sürekli tekrar eden uyarıcıların, çocuk ve gençlerin beyin gelişimi üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceği ifade ediliyor. Uzmanlara göre, yoğun dijital maruziyet; odaklanma, muhakeme, empati ve dürtü kontrolü gibi bilişsel süreçleri olumsuz etkileyebiliyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, bu tablonun yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir kırılma olduğuna dikkat çekerek, bilgisayar oyun bağımlılığı ile kişilik bozukluklarının birleşmesinin önemli risklerden biri olduğunu vurguladı. Özellikle antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatik yapıya sahip bireylerde, sanal ortamda tekrar eden öldürme ve şiddet içeriklerinin zamanla gerçek hayata yansıyabileceğini belirten uzmanlar, alkol ve uyuşturucu kullanımının da tabloyu daha ağır hale getirdiğini ifade etti. "Manevi açıdan güçlü bireyler olarak yetiştirmek gerekir" Kahramanmaraş’taki okul saldırısının arkasında birçok fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik sebep olabileceğini belirten Dr. Yavuz, "Bunların detaylı şekilde araştırılması gerekir. Hatta akla hiç gelmeyecek farklı nedenler de söz konusu olabilir. En önemli sebeplerden biri, bilgisayar oyun bağımlılığı ile kişilik bozukluklarının bir araya gelmesidir. Özellikle antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatik yapı birleştiğinde, sanal ortamdaki öldürme eylemleri zamanla gerçek hayata yansıyabiliyor. Bu tabloya bir de alkol ya da uyuşturucu kullanımı eklendiğinde durum çok daha ağır hale geliyor. Son dönemlerde toplumda gözlemlediğimiz anlam kaybı da önemli bir sorun. Gençler, çoğu zaman bir hedefleri ve manevi değerleri olmadan, sınır konulmadan yetişiyor. Oysa insan, beynin dopamin döngüsüne bağlı bir ödül sistemiyle hareket eder. Bu sistem oldukça ilginçtir çünkü tolerans geliştirir. Kişi ne kadar ödül alırsa alsın bir süre sonra tatmin olmaz ve hep daha fazlasını ister. Bu nedenle bireyin öncelikle kendi sınırlarını bilmesi gerekir. Özellikle çocuklara ve gençlere sınır koymak, gerektiğinde ’hayır’ diyebilmek büyük önem taşır. Aynı zamanda onlara hayatın anlamını öğretmek, hedef belirlemelerini sağlamak ve manevi açıdan güçlü bireyler olarak yetiştirmek gerekir" dedi. "Yalnızlaşma toplumda ciddi kırılmalar ortaya çıkabiliyor" Günümüzde "ev genci sendromu" olarak adlandırılan durumun yaygınlaştığını vurgulayan Dr. Yavuz, "Çocuklar ve gençler, sosyal iletişimden uzaklaşarak zamanlarını evde, sanal ortamda yalnız başına geçirmeyi tercih ediyor. Bu durum zamanla bireyin insan ilişkilerinden kopmasına ve yalnızlaşmasına neden oluyor. Sonuç olarak toplumda ciddi kırılmalar ortaya çıkabiliyor. Özellikle aksiyon içerikli bilgisayar oyunlarında ödül sistemi sürekli olarak aktive olur. Kişi her seviye geçtiğinde dopamin salgılanır ve kendini mutlu hisseder. Ancak bir süre sonra, özellikle psikopatik altyapıya sahip bireylerde, bu sistem yeterince çalışmamaya başlayabilir. Yani kişi artık tatmin olmamaya başlar. Bu noktada sanal şiddet, gerçek hayattaki şiddete dönüşebilir. Bu durum, bilgisayar oyunu oynayan herkesi kapsamaz ve aileleri gereksiz yere endişelendirmemelidir. Ancak özellikle antisosyal kişilik özelliklerine sahip bireylerde risk daha yüksektir. Bunun dışında da aşırı oyun oynama, beynin fizyolojik ve psikolojik dengesini olumsuz etkileyebilir" diye konuştu. "Hayatın anlamını kavrayamayan bir çocuk, yelkensiz bir gemi gibi savrulmaya mahkum olabilir" Sürekli aksiyon oyunlarına maruz kalmanın, beynin hızlı düşünmeye alışmasına neden olduğunu bildiren Dr. Yavuz, "Bu da zamanla yüzeysel düşünme, derin analiz yapamama ve dikkat sorunlarına yol açabilir. Bunun sonucunda akademik başarıda düşüş gözlemlenebilir. Yani mesele yalnızca dopamin değil, aynı zamanda öğrenme kapasitesiyle de ilgilidir. Ayrıca bu süreçte endorfin bağımlılığı da gelişebilir. Endorfin, haz hormonu olmasının yanı sıra güçlü bir ağrı kesicidir. Dopaminle birlikte salgılanır ve zamanla bağımlılık oluşturabilir. Kişi giderek daha yüksek dozda uyarana ihtiyaç duyar. Bir noktadan sonra ise oyunlar artık haz vermemeye başlar. Eğer bireyin altyapısında psikopatik ya da sosyopatik eğilimler varsa, bu durum gerçek hayattaki şiddet davranışlarına dönüşebilir. Üstelik bu şiddet sadece başkalarına yönelik olmayabilir; kişi kendine de zarar verebilir. Nitekim bunun örneklerini toplumda görmekteyiz. Sonuç olarak, haz sınırını aşmış, tatminsizlik yaşayan ve hayatın anlamından uzaklaşmış bireyler hem kendilerine hem de çevrelerine zarar verebilir hale gelebilir. Bu nedenle ailelerin çocuklarına sınır koyması, onlara hedef göstermesi ve manevi değerlerle yetiştirmesi büyük önem taşır. Hayata anlam yükleyen bireyler, yaşamla daha güçlü bağ kurar. Aksi halde, hayatın anlamını kavrayamayan bir çocuk, yelkensiz bir gemi gibi savrulmaya mahkum olabilir" ifadelerini kullandı.
Isparta Kayıp olarak aranan 16 yaşındaki Feyza, ölü olarak bulundu Isparta’da sabah saatlerinden itibaren kayıp olarak aranan lise öğrencisi 16 yaşındaki Feyza Keskin, akşam saatlerinde boş bir binanın önünde hareketsiz halde bulundu. Yapılan incelemede genç kızın hayatını kaybettiği belirlendi.Olay, Deregümü mevkii Muzaffer Türkeş Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, sabah saatlerinden itibaren kayıp olarak aranan 16 yaşındaki Feyza Keskin, en son saat 11.30 sıralarında Gölcük Yolu üzerinde bulunan Asri Mezarlık ile Mahrukatçılar Sitesi civarında elektrikli bisikletiyle ilerlerken görüldü. Bu saatten sonra kendisinden haber alınamadı. Ekipler tarafından yürütülen arama çalışmaları sonucunda Keskin, akşam saatlerinde boş bir binanın önünde hareketsiz halde bulundu. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerince yapılan kontrolde Feyza Keskin’in hayatını kaybettiği belirlendi. Keskin’in cenazesi, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için otopsi yapılmak üzere Isparta Şehir Hastanesi morguna kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.Başımız sağ olsunKonu ile ilişkin Isparta Milli Eğitim Müdürü Recai Ocak taziye mesajı yayınladı. Sosyal üzerinden yapılan açıklamada, ‘‘ Isparta Süleyman Demirel Fen Lisesi 10. sınıf öğrencimiz Feyza Keskin’in ölümü haberini üzüntüyle öğrendim. Öğrencimize Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve eğitim camiamıza sabır diliyorum. Başımız sağ olsun’’ ifadeleri yer aldı.