SPOR - 14 Nisan 2026 Salı 09:50

Orhun Ene: "Hala risk devam ediyor ama artık bir ümidimiz Var"

A
A
A
Orhun Ene: "Hala risk devam ediyor ama artık bir ümidimiz Var"

Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi’nin 26. haftasında deplasmanda Trabzonspor’u 90-84 mağlup eden Aliağa Petkimspor’da Başantrenör Orhun Ene, "Tekrar kazanan bir kimliğe bürünmek istiyoruz" dedi.


Aliağa Petkimspor’da Başantrenör Orhun Ene, Basketbol Süper Ligi’nin 26. haftasında 90-84 galip geldikleri Trabzonspor maçının ardından değerlendirmelerde bulundu. Uzun süren mağlubiyet serisinin ardından gelen Trabzonspor galibiyetinin takım için hayati önem taşıdığını vurgulayan Ene, "Dışarıdan bakıldığında sadece bir maç kazanmışız gibi görünüyor ancak alt sıralar o kadar karıştı ki.. Eğer kaybetseydik, önümüzde Bahçeşehir ve Beşiktaş gibi güçlü rakiplerle oynayacağımız maçlar vardı ve çok daha sıkışık bir duruma girecektik. Hala risk devam ediyor ama en azından artık bir ümidimiz var" ifadelerini kullandı.



"Oyuncuların reaksiyonu mutluluk verici"


Kulübün organizasyon yapısına ve Türk basketboluna katkılarına da değinen tecrübeli başantrenör, "Aliağa Petkimspor; hem altyapıya hem de A takıma yıllardır yatırım yapan, finansman ve organizasyon anlamında kaliteli işler ortaya koyan nadir kulüplerden biri. Bu nedenle bu kulübün sahada da bu özelliklerini basketboluna yansıtması gerekiyor" şeklinde konuştu.



"Taraftarlarımızın desteğine çok ihtiyacımız var"


Gelecek hafta oynanacak olan Manisa Basket müsabakasının önemine değinen Orhun Ene, taraftarlara da çağrıda bulunarak, "Bu galibiyet bize moral olacak çünkü uzun zamandır kazanamıyorduk. Şimdi iç sahada Manisa ile çok önemli bir maça çıkacağız ve onu da kazanmak istiyoruz. Aliağa’daki taraftarlarımızın desteğine çok ihtiyacımız var. Tekrar kazanan bir kimliğe bürünmek istiyoruz ve bu da ancak o atmosferle mümkün olacak" diyerek sözlerini tamamladı.



Orhun Ene: "Hala risk devam ediyor ama artık bir ümidimiz Var"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Taşıma su çilesi son buldu MUSKİ Genel Müdürlüğü, Seydikemer ilçesi Çaykenarı Mahallesi Sivriler Mevkiinde uzun yıllardır taşıma suyla karşılanan içme suyu sorununu yaptığı yeni içme suyu hattıyla ortadan kaldırdı. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, Muğla’nın her noktasındaki vatandaşlara kesintisiz içme suyu sağlanarak altyapının güçlendirilmesi yönündeki talimatları doğrultusunda yatırımlarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü projelerini hayata geçirmeye devam ediyor. Son olarak, vatandaşların uzun süredir taşıma yöntemlerle su ihtiyacını karşıladığı Seydikemer ilçesi Çaykenarı Mahallesi Sivriler mevkiinde, 1000 metre uzunluğunda içme suyu hattı imalatı gerçekleştirilerek mahalleli içme suyuna kavuşturuldu. Su taşıma derdine son İl genelinde vatandaşların kesintisiz içme suyuna erişebilmesi için projelerini sürdüren MUSKİ Genel Müdürlüğü, altyapı ağını güçlendirmeye devam ediyor. Bu kapsamda daha önce içme suyu şebekesi bulunmayan ve vatandaşların su ihtiyacını tankerler ya da çeşitli taşıma yöntemleriyle karşıladığı Seydikemer Çaykenarı Mahallesi Sivriler Mevkiinde, muhtarlığın talepleri doğrultusunda yürütülen içme suyu şebeke hattı imalatı çalışması tamamlandı. Talep üzerine sahada inceleme yapan MUSKİ ekipleri, projelendirme çalışmalarının ardından kısa sürede uygulamaya geçerek 1000 metre uzunluğundaki hat imalatını hayata geçirdi. Çalışmalar kapsamında modern ve uzun yıllar sorunsuz hizmet verecek içme suyu hattı devreye alınarak bölgenin su sorunu kalıcı olarak çözüme kavuşturuldu. Mahallede içme suyu hattı bulunmaması nedeniyle uzun yıllardır ciddi sıkıntılar yaşadıklarını ve hayata geçirilen proje ile bu sorunun ortadan kalktığını belirten Çaykenarı Mahalle Muhtarı Çetin Yıldız, "Mahallemizde içme suyu hattı bulunmuyordu. Bu nedenle vatandaşlarımız ciddi sıkıntılar yaşamaktaydı. İçme suyu hattı yapılması için dilekçemizi hazırlayarak MUSKİ Genel Müdürlüğüne ilettik. Kısa sürede ekipler gelerek yerinde inceleme yaptı ve projeyi planladı. Vatandaşlarımızın mağduriyetinin giderilmesi amacıyla altyapı çalışmaları hızlı bir şekilde başlatıldı ve tamamlandı. Yapılan çalışmalarla birlikte bölgemizdeki en büyük eksikliklerden biri olan içme suyu hattı sorunu çözüme kavuşturuldu ve vatandaşlarımız içme suyuna kavuştu. Bizim taleplerimizi dikkate aldıkları için ve projeyi hızla tamamladıkları için çok mutluyuz. Bu hizmetten dolayı Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras’a ve MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül’e teşekkürlerimizi sunuyoruz" dedi. Su ihtiyaçlarını uzun yıllar taşıma yöntemleriyle karşılamak zorunda kaldıklarını ve bu zorluğun sona erdiğini belirten 65 yaşındaki Çaykenarı Mahalle Sakini Bekir Ziya Tay, "Yaklaşık 10 senedir burada yaşıyorum. Daha önce bizler yaşlılar olarak ciddi sıkıntılar çektik. Bidonlarla, tankerlerle su getirerek işlerimizi görmeye çalışıyorduk. Bazı yaşıtlarımızın çocukları ya da torunları yardımcı oluyordu fakat bazılarımızın yardım edebilecek kimsesi olmuyordu. Bu bizler için büyük sorun oluşturuyordu. Şimdi burada yapılan yeni içme suyu hattı sayesinde artık su taşımayacağız. Bu bizler için büyük kolaylık. Yapılan bu güzel hizmetten dolayı Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras başta olmak üzere MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül’e çok teşekkür ederim. Sağ olsunlar var olsunlar" dedi.
Kütahya Tavşanlı’da hayvancılığa 4 milyon TL’lik destek Kütahya’nın Tavşanlı ilçesine bağlı Tepecik beldesinde, "Mera Islah ve Amenajman Projesi" kapsamında düzenlenen törenle üreticilere yüzde 100 hibe destekli ekipman ve tohum dağıtımı yapıldı. Yaklaşık 4 milyon TL bütçeli proje ile bölge hayvancılığının güçlendirilmesi hedefleniyor. Kütahya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından projelendirilen ve Tarım ve Orman Bakanlığı’nın tam hibe desteğiyle hayata geçirilen proje için Tepecik beldesinde geniş katılımlı bir tören düzenlendi. Törene Tavşanlı Kaymakamı Ömer Faruk Özdemir, AK Parti Kütahya Milletvekili Mehmet Demir, AK Parti İlçe Başkanı Himmet Özer, MHP İlçe Başkanı Kürşat Öztaş, Tepecik Belediye Başkanı Veysel Tekin, İlçe Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Gökçe ve çok sayıda protokol üyesi ile üretici katıldı. Proje kapsamında, Tepecik Beldesi Çiftçi Malları Koruma Başkanlığına muhtemel yangınlara müdahale ve sulama işlerinde kullanılmak üzere 5 tonluk yangın tertibatlı su tankeri teslim edildi. Ayrıca, beldede faaliyet gösteren 81 üreticiye, toplam 600 dekar alana ekilmek üzere 120 torba silajlık mısır tohumu dağıtımı gerçekleştirildi. 2026-2028 yıllarını kapsayan ve toplam maliyeti 3 milyon 965 bin TL olan proje, sadece tohum desteğiyle sınırlı kalmayacak. Önümüzdeki süreçte mera alanlarında verimliliği artırmak adına güneş enerjili sıvat sistemleri (hayvan içme suyu ünitesi), manda havuzu yapımı, mekanik yabancı ot temizliği ve gübreleme faaliyetleri ile yatırımlara devam edileceği bildirildi. Törende konuşan AK Parti Kütahya Milletvekili Mehmet Demir, meraların hayvancılığın temel taşı olduğunu belirterek, "Çayır ve meralarımız korunması gereken en önemli doğal kaynaklarımızdır. Bu proje ile amacımız meralarımızın verimini artırarak üreticimizin en büyük gideri olan kaba yem ihtiyacını daha ekonomik şekilde karşılamaktır. Sürdürülebilir ve daha güçlü bir hayvancılık sektörü için çalışıyoruz. 4 milyon liralık bu yatırım Tepecik beldemize ve üreticilerimize hayırlı olsun" dedi. Tören, protokol üyelerinin dağıtımı yapılan ekipman ve tohumları incelemesi ve üreticilerle hatıra fotoğrafı çektirmesinin ardından sona erdi.
Ankara MHP lideri Bahçeli: "Terörsüz Türkiye, tarlaları ekinle buluşturan gelecektir" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Terörsüz Türkiye, silahları susturan, terörün kökünü kazıyan bir hedeftir. Terörsüz Türkiye, tarlaları ekinle buluşturan gelecektir. Terörsüz Türkiye, yeniden şenlenen köylerdir. Terörsüz Türkiye, işini büyük şehirde aramayan gençlerdir" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. İran-ABD-İsrail savaşı ve bölgede gerçekleşen diğer çatışmalara yönelik değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, bölgedeki krizin hala devam ettiğini belirtti. "Bu ateşkes, tarafların pozisyonlarını gözden geçirmesine imkan tanıyan geçici bir duraklama niteliğindedir" ABD ve İsrail’in 28 Şubat tarihinde İran’a yönelik ortak hava saldırılarıyla başlayan savaşın 7 Nisan’da iki haftalık ateşkese bağlandığını hatırlatan Bahçeli, "Bu ateşkes, kapsamlı bir uzlaşıdan ziyade; tarafların stratejik ve temel hedeflerine ulaşamadığı bir noktada pozisyonlarını gözden geçirmesine imkân tanıyan geçici bir duraklama niteliğindedir. Kalıcı çözüm zemini oldukça zayıftır. Savaşın nihayete ermesi ve barışın sağlanması ise erişilebilir bir hedef olmaktan uzaktır. Bunun içindir ki bugün ’ateşkes’ diye sunulan tabloyu safdil bir iyimserlikle değil, devlet ciddiyetiyle okumak zorundayız. Çünkü ateşkesin kendisi bile bir güç mücadelesinin aracına dönüşmüş durumdadır. Trump’ın, Hürmüz Boğazı’nın açılması şartıyla iki haftalık ateşkesi kabul ettiklerini, İran’dan 10 maddelik teklif aldıklarını söylemesi; buna karşılık İran’ın da savaş hedeflerine ulaşıldığını ilan etmesi, krizin masaya taşındığını göstermiştir. Anlaşılmaktadır ki silahların geçici olarak susması, hesapların kapandığı değil; gerek sahada gerekse masada yeniden ayarlandığı bir ara safhaya işaret etmektedir" açıklamasında bulundu. "Türkiye katılımıyla bir ’Dünya Barış Konseyi’ mekanizmasının derhal hayata geçirilmesi insanlık nam ve hesabına tarihi bir mecburiyettir" ABD ile İran arasındaki görüşmelerin sonuçsuz olmasının bölgedeki çatışmaların küresel bir yıkıma evrilme ihtimalini daha da kuvvetlendirdiğinin altını çizen Bahçeli, "2020’de küresel salgınla sarsılan insanlık; Ukrayna-Rusya savaşıyla, Kızıldeniz ve Karadeniz’de bozulan ticaret güvenliğiyle, Gazze’deki insanlık dramıyla, Lübnan’daki yıkımla, Etiyopya’da, Sudan’da, Somali’de patlak veren krizlerle durmaksızın savrulmuştur. Keşmir hattında Hindistan ile Pakistan’ın karşı karşıya geldiği, bugün Pakistan-Afganistan geriliminin on binlerce insanın hayatını altüst ettiği bir dünyada, yangının tek bir bölge ile sınırlı kalacağını düşünmek tehlikeli bir gaflettir. Üçüncü Dünya Savaşı ihtimalinin daha yüksek sesle telaffuz edildiği böylesi bir dönemde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antnio Guterres’in öncülüğünde; Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Türkiye ve Avrupa Birliği’nin katılımıyla bir ’Dünya Barış Konseyi’ mekanizmasının derhal hayata geçirilmesi insanlık nam ve hesabına tarihi bir mecburiyettir" ifadelerine yer verdi. "İsrail, bu savaşın gerçek ve tek sorumlusudur" Bahçeli, İsrail ordusunun Lübnan’daki saldırılarına devam ettiğine dikkati çekerek, "İsrail’in Lübnan’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal eden saldırıları derhal durdurulmalıdır. Bölgedeki istikrarın sağlanması ve kardeş Lübnan halkının toprakları üzerindeki egemenliğinin tesis edilmesi insani ve vicdani bir gerekliliktir. İsrail’in Suriye, İran ve Lübnan gibi bölge ülkelerini hedef alan saldırılarının arttığı ve geniş bir coğrafyada Amerika Birleşik Devletleri güdümünde ve desteğinde sürdürülen emperyalist faaliyetlerinin yoğunlaştığı görülmektedir. Bölgemizdeki komşu ülkeleri istikrarsızlaştırarak siyonizm ve emperyalizm lehine yeniden bir güvenlik inşa etmeye çalışan anlayış, yalnızca kaos üretmektedir. İsrail, bu savaşın gerçek ve tek sorumlusudur. İsrail üzerinde bir baskı mekanizmasının işletilememesi ise uluslararası sistemin esas sorunudur" değerlendirmesinde bulundu. "Mescid-i Aksa’ya yönelen her kuşatma doğrudan doğruya ümmetin şerefine yönelmiş bir saldırıdır" İsrail tarafından Mescid-i Aksa’nın ibadete kapatılmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, "İlk kıblemiz, göz nurumuz, mübarek hatıraların ve mukaddes emanetlerin kalbi olan Mescid-i Aksa; Miraç mucizesinin eşiği, Peygamber Efendimizin ümmetine yadigarıdır. Bu kutlu mabede yönelen her tahakküm ve her kuşatma doğrudan doğruya ümmetin şerefine yönelmiş bir saldırıdır. Mescid-i Aksa’nın, İsrail tarafından 41 gün boyunca ibadete kapatılması ve ancak geçtiğimiz günlerde yeniden açılması, bize bu mücadelenin yalnız hava sahaları, sınırlar ve üsler üzerinden değil; kutsal değerlerimiz, inançlarımız, iman ve gönül iklimimizin ait olduğu mekanlar ve inancımızın hafıza sahası üzerinden de yürütüldüğünü göstermektedir. Filistinli Müslüman kardeşlerimizin ibadet özgürlüğü ağır şekilde sınırlandırılmış; hali hazırda süren insanlık dramına, önü arkası kesilmeyen insan hakları ihlallerine bir yenisi daha eklenmiştir" diye konuştu. Bahçeli, İsrail meclisinde kabul edilen ve Filistinli siyasi tutuklular için idam cezası yolunu açan düzenlemenin siyonizmin İslam’dan almaya çalıştığı intikamının, Filistinli vatandaşlar üzerinde kurmaya çalıştığı tahakkümün bir yansıması olduğunu ifade etti. "Sınır ötesi askeri gelişmeler okunurken ticaret yollarının kontrolü ve coğrafyanın medeniyet yapısı birlikte ele alınmalıdır" Orta Doğu’daki çatışmaların sonucunda su güvenliğinin ön plana çıktığını dile getiren Bahçeli, "Savaş öncesi dönemde de küresel ölçekte en yüksek su sıkıntısı yaşayan coğrafyalardan biri Orta Doğu’dur. İklim değişikliği, kuraklık, talep artışı ve çatışmalar; su kaynaklarını yeni bir rekabet cephesine dönüştürmüştür. Bugünün mücadelesi sadece füze ve uçak meselesi değildir. Yarının çatışma sahaları su, gıda, enerji, altyapı ve lojistik hatları üzerinden şekillenecektir. Sınır ötesi askeri gelişmeler okunurken kaynak güvenliği, ticaret yollarının kontrolü, üretim ağlarının örgüsü ve coğrafyanın medeniyet yapısı birlikte ele alınmalıdır" şeklinde konuştu. "Terörsüz Türkiye sürecini sürdürmekteki kararlılığımızın temel sebepleri daha iyi anlaşılmaktadır" Bölgedeki her sarsıntının, Türkiye’ye mezhepçilik, etnikçilik ve vekalet savaşları üzerinden yeni faturalar çıkarmak isteyen odakların iştahını kabarttığını vurgulayan Bahçeli, "Washington - Tel Aviv hattında yaşanan gerilim karşısında bölge devletlerinin etnik, dini ve mezhebi bölücülüğe fırsat vermeyen bir dayanışma çizgisinde kalması hayati meseledir. İç cepheyi sağlam tutmadan dış kuşatmayı yarmak mümkün değildir. Sanıyorum ki sınırlarımız dışındaki tüm gelişmeler karşında Terörsüz Türkiye sürecini sürdürmekteki ısrar ve kararlılığımızın temel sebepleri daha iyi anlaşılmaktadır. Hal böyleyken, bu süreci bahane ederek Milliyetçi Hareket Partisi’nin çizgisini, Türk milliyetçiliğinin fikri omurgasını ve yegane kalesini sorgulamaya yeltenen sözde muhalefet, her şeyden önce kendi basiretsizliğini ele vermektedir" ifadelerini kullandı. "Bize düşen, toprağı küstürmemek, çiftçiyi yalnız bırakmamaktır" Bahçeli, üretebilen ve ürettiğini tüketebilen bir Türkiye olmanın jeopolitik bir zorunluluk, milli bir gereklilik olduğunun altını çizerek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Kendi kendine yetebilen bir ülke olmak, düş değildir. Kadere emanet edilmiş bir dua değildir. Hamasi bir dilek hiç değildir. Bugün üretebilen ve ürettiğini tüketebilen bir Türkiye olmak; jeopolitik bir zorunluluk, milli bir gereklilik, tarihi bir haysiyet meselesidir. Bugün dünyamızın içinden geçtiği kaotik dönemde, iklim baskılarının arttığı, su krizlerinin büyüdüğü, tarımsal üretimin jeopolitik bir silaha dönüştürülebildiği, lojistik hatlarının kırılganlaştığı, biyoteknolojik müdahalelerin ve denetimsiz gıda dolaşımının çoğaldığı bir vasatta; tarımı sadece ekonomik verim meselesi olarak görmek basiretsizliktir. Tarım, milli mukavemettir. Tarım, yarınlarımızı bugünden koruma iradesidir. Tarım, tam bağımsız, büyük ve güçlü Türkiye’dir. Türk milleti, kriz anında kapı kapı dolaşacak, başkasının lütfuyla yaşayacak, yardım eli uzanmasını bekleyecek bir millet değildir. Türk milleti kendi emeğiyle ayağa kalkmış, kendi iradesiyle tarih yazmış, kendi alın teriyle kıtlıkları yarmış büyük bir millettir ve kıyamete kadar öyle kalacaktır. Bize düşen, toprağı küstürmemektir. Bize düşen, çiftçiyi yalnız bırakmamaktır. Bize düşen, köyü boşaltan değil milletin efendisi olan köylüyü yaşatan politikaları hâkim kılmaktır." "Terörsüz Türkiye, tarlaları ekinle buluşturan gelecektir" Bahçeli, tarımın aynı zamanda sosyal denge meselesi olduğunu söyleyerek, Türk ve Türkiye Yüzyılı, kırsalımızdan, köylerimizden, çiftçilerimizin ve besicilerimizin omuzlarında yükselecektir. Terörsüz Türkiye hedefimiz doğrultusunda ilerledikçe; sınırlarımızdan terörün hain gölgesi çekildikçe, huzurun coğrafyası genişledikçe, devletin kudretiyle milletin duası aynı istikamette buluştukça; yıllarca korkunun, istismarın, göçün ve güvensizliğin baskısı altında kalmış nice bölgemiz yeniden ayağa kalkacaktır. Doğu Anadolu’nun, Güneydoğu Anadolu’nun, sınır havzalarımızın, yaylalarımızın, ovalarımızın ve köylerimizin terör prangasından kurtularak büyük bir üretim seferberliğine katılması mümkündür ve artık hayal değildir. Terörsüz Türkiye, silahları susturan, terörün kökünü kazıyan bir hedeftir. Terörsüz Türkiye, tarlaları ekinle buluşturan gelecektir. Terörsüz Türkiye, yeniden şenlenen köylerdir. Terörsüz Türkiye, işini büyük şehirde aramayan gençlerdir" diye konuştu. "Türk polisi yalnız değildir, yalnız bırakılmamalıdır, yalnızlaştırılmamalıdır" Türk Polis Teşkilatı’nın 181’inci kuruluş yıl dönümünü idrak ettiklerini hatırlatan Bahçeli, polis teşkilatının herhangi bir meslek grubunun ötesinde; devletin sokaktaki aklı olduğuna vurgu yaptı. Bahçeli, Türk polisinin çok ağır bir yük taşıdığını da belirterek, şu ifadelere yer verdi: "Bayramda, afette, terörle mücadelede, seçimde, trafikte, her yerde ve her zaman görevde olan polis kardeşlerimiz; evlerimizde huzurla uyumamız için üstün bir adanmışlıkla çalışmaktadır. Bu adanmışlık elbette kıymetlidir. Elbette güvenliğimiz riske atılamaz ancak güvenliği sağlayan insan unsuru da görev başında yıpratılamaz. Emniyet mensubu kardeşlerimizin hayat şartları görmezden gelinemez. Polislerimiz üzerine atılı bulunan fazla mesai sorunu ihmal edilemez. Karşılığı hissedilmeyen çalışma saatleri, sınırı belirsizleşen nöbet görevleri ve sürekli teyakkuz hali; polislerimizin omuzlarına çok ağır bir yük bindirmektedir. Bu kapsamda polis intiharlarını es geçmemek gerekir. Uzun mesai saatlerinin yorduğu, psikolojik baskının yıprattığı, yalnızlaşmanın yükünü taşıyan ve görev yoğunluğunun altında ezilen hiçbir polis kardeşimizi görmezden gelmemiz mümkün değildir. Türk polisi yalnız değildir. Yalnız bırakılmamalıdır. Yalnızlaştırılmamalıdır."