SAĞLIK - 13 Haziran 2025 Cuma 17:02

Kene ısırığı hafife alınmamalı

A
A
A
Kene ısırığı hafife alınmamalı

Kene ısırması sonrası görülen bazı belirtilerin göz ardı edilmemesine dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Celal Ayaz, "Özellikle kene ısırmasından sonraki birkaç gün ile birkaç hafta içinde yükselen ateş, şiddetli baş, kas veya eklem ağrıları, halsizlik, ısırık yerinde halka şeklinde büyüyen kızarıklık (boğa gözü döküntüsü) veya vücudun diğer bölgelerinde döküntüler görülürse vakit kaybetmeden hastaneye başvurun" dedi.


Kene ısırmaları, özellikle kırsal ve ormanlık alanlarda yaşayanlar veya bu bölgelere seyahat edenler için ciddi bir risk oluşturuyor. Kenenin vücuttan doğru yöntemle çıkarılması son derece önemli. Yanlış müdahale, kenenin içeriğini vücuda boşaltarak hastalık bulaşma riskini artırabiliyor. Medical Park İzmir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Celal Ayaz, kene ısırıkları hakkında bilgilendirmede bulundu.



"Keneyi alkol, aseton, kolonya, sigara ateşi gibi maddelerle tahriş etmeye çalışmayın"


Kenenin nasıl çıkarılması gerektiğini anlatan Prof. Dr. Ayaz, "Keneyi çıkarmak için ince uçlu bir pense veya özel bir aparat kullanarak, deriye en yakın yerden, baş kısmından kavrayın ve ağzı içeride kalmayacak şekilde yavaşça, düz bir biçimde, döndürmeden ve sıkmadan yukarı doğru çekin. Ardından ısırık bölgesini sabunlu su veya alkolle temizleyin ve çıkarılan keneyi gerekirse inceleme için kapalı bir kapta sağlık kuruluşuna götürün. Keneyi çıplak elle tutmayın. Eldiven veya bir bez parçası kullanın. Keneyi sıkmayın, ezmeyin veya patlatmayın. Bu, kenenin içindeki enfekte salgıların vücudunuza geçmesine neden olabilir. Keneyi alkol, aseton, kolonya, sigara ateşi, sabun, vazelin gibi maddelerle tahriş etmeye çalışmayın. Bu tür yöntemler kenenin kusmasına veya salgılarını boşaltmasına yol açar, bu da enfeksiyon riskini artırır. Keneyi döndürerek çıkarmaya çalışmayın. Düz bir çekme hareketi uygulayın. Kenenin başı kopmuş veya bir kısmı derinin içinde kalmışsa panik yapmayın. Bu durumda bir sağlık kuruluşuna başvurun. Vücut genellikle kalan parçayı kendiliğinden atar, ancak enfeksiyon riski için takip önemlidir" diye konuştu.



"Bu belirtiler görülürse sağlık kuruluşuna başvurun"


Kene ısırması sonrası görülebilecek bazı belirtilerden bahseden Prof. Dr. Ayaz şöyle devam etti: "Kene ısırması sonrası her zaman belirti görülmeyebilir; ancak bazı durumlar söz konusu olduğunda mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı. Kene ısırması sonrası sağlığınızda herhangi bir değişiklik fark ederseniz dikkatli olmalısınız. Özellikle kene ısırmasından sonraki birkaç gün ile birkaç hafta içinde yükselen ateş, şiddetli baş, kas veya eklem ağrıları, halsizlik, ısırık yerinde halka şeklinde büyüyen kızarıklık (boğa gözü döküntüsü) veya vücudun diğer bölgelerinde döküntüler görülürse hastaneye başvurmak için vakit kaybetmeyin. Ayrıca bulantı, kusma, ishal gibi mide-bağırsak sorunları, burun veya diş eti gibi yerlerden açıklanamayan kanamalar (özellikle KKKA riski olan bölgelerde) veya bilinç bulanıklığı, denge kaybı, felç gibi nörolojik belirtiler ortaya çıkarsa acil servise başvurmanız hayati önem taşır. Kene ısırması sonrasında yara yerinde şişlik, kızarıklık, ağrı veya iltihap gelişmesi de bir enfeksiyon belirtisi olabilir. Unutmayın, erken teşhis ve tedavi, kene kaynaklı hastalıkların seyrini önemli ölçüde değiştirebilir"



"Kene ısırması sonrası bulaşabilecek hastalıklar"


Kene ısırması sonrası bulaşabilecek hastalıklara değinen Prof. Dr. Ayaz, "Keneler birçok hastalığın taşıyıcısıdır ve özellikle bölgemizde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), Lyme Hastalığı, Tularemi ile Anaplazmoz ve Erlisiyoz gibi ciddi enfeksiyonlar açısından dikkatli olunmalıdır. Bu hastalıkların belirtileri diğer enfeksiyonlarla karışabileceğinden, kene ısırması öyküsü olan kişilerde dikkatli bir değerlendirme önemlidir" şeklinde konuştu.



"Keneden korunmak için öneriler"


Kene ısırmasından korunmak için alınacak bazı önlemlerle, hastalığın bulaşma riskini önemli ölçüde azaltabileceğini ifade eden Prof. Dr. Ayaz, şu bilgileri paylaştı:


- Kene kovucular kullanma: Cildin açıkta kalan kısımlarına ve giysilerinize, kene kovucuları uygulayın.


- Belirli alanlardan kaçınma: Ormanlar, çalılık ve kırsal yerler, otlak bölgeler dikkat edilmesi gereken alanlardır. Piknik, yürüyüş ve kamp alanlarınızın seçimini yaparken temizlenmiş olmasına dikkat edin. Bu alanlarda uzun kollu tişörtler, uzun paçalı pantolonlar giyim, pantolon paçalarını çoraplarınızın içine sokarak bacakları tırmanmasını engelleyin.


- Vücut kontrolü: Özellikle kasıklar, koltuk altları, saç derisi, sırt, arkası ve diz arkası gibi sıcak ve nemli bölgelere dikkat edin. Duş almak, üzerinizdeki henüz yapışmamış keneleri temizlemenize yardımcı olabilir.


- Evcil hayvan kontrolü: Evcil hayvanlarınızın da üzerinde kene olup olmadığını kontrol edin ve kene önleyici ürünler kullanmayı düşünün.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara TBMM’de cinsel taciz davasında 5 sanık hakkında mütalaa açıklandı: 16 yıl 6 aya kadar ceza istendi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’de stajyer öğrencilere cinsel taciz iddiasına ilişkin meclis lokantasında çalışan 4’ü tutuklu 5 sanığın yargılanmasında savcı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Sanıklar hakkında "sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı" ve "çocuğa karşı cinsel taciz" suçlarından 16 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi. Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya meclis lokantasında çalışan tutuklu sanıklar Halil İlker Güner, Durmuş Uğurlu, İbrahim Beşlioğlu, Recep Seven SEGBİS ile katılırken tutuksuz sanık Ramazan Çetin ve taraf avukatları salonda yer aldı. Dosyada gizlilik kararı olmamasına rağmen basın mensupları ve izleyiciler salona alınmadı. Mahkeme hakimi dava dosyasına bilirkişi raporunun geldiğini ifade ederek tutuksuz sanık Çetin’e söz verdi. Çetin, suçsuz olduğunu dile getirerek, beraatini istedi. SEGBİS üzerinden duruşmaya katılan sanık Beşlioğlu, "İfademi tekrarlıyorum. Ben mesaj atarken stajyer değildi. Ben cinsel amaçlı mesaj atmadım. Muhabbet amaçlı attım. Yaklaşma gibi bir durum söz konusu değil. Tahliyemi talep ediyorum" ifadelerinde bulundu. SEGBİS üzerinden savunma yapan sanık İlker, "Kendisine dokunmadım, temasım olmamıştır. 6 aydan beri cezaevindeyim. Çoluk çocuğum perişan oldu" iddiasında bulundu. Sanık avukatları müvekkillerinin tutukluluktaki sürelerinin göz önünde bulundurularak tahliyelerine karar verilmesini talep etti. Mağdur kız çocukların annelerinden E.D. ve S.U ise şikayetlerinin devam ettiğini belirtti. Sanıklar Recep Seven, İbrahim Beşikçioğlu ve Ramazan Çetin tahliyelerini talep etti. "Tüm sanıklar hakkında 16 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi" Esasa ilişkin mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı sanıklar hakkında, "sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı" ve "çocuğa karşı cinsel taciz" suçlarından 16 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep etti. Ardından ara kararını veren hakim sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmederek, mütalaaya karşı taraflara süre verdi. Sonraki duruşma 5 Haziran’a ertelendi.
İstanbul Kartal ‘Tsunamiye Hazır Kent’ sertifikası alan ikinci ilçe oldu Kartal Belediyesi UNESCO-IOC tarafından yürütülen ‘Tsunami Ready’ (Tsunamiye Hazır) programı kapsamında uluslararası sertifika almaya hak kazandı. İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) koordinasyonunda sürdürülen CoastWAVE 2.0 Projesi neticesinde verilen bu belge ile Kartal, Türkiye’de bu unvana sahip ikinci kent oldu. Soğanlık Kültür Merkezi’nde düzenlenen ‘Tsunamiye Hazır Kent Sertifika Töreni’, afet bilinci ve kentsel dirençlilik adına tarihi anlara sahne oldu. Törene; İstanbul Vali Yardımcısı Fahrettin Göncü, Kartal Kaymakamı Edip Çakıcı, Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, İstanbul İl AFAD Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener ve UNESCO/IOC Hükümetlerarası Koordinasyon Grubu Başkanı Dr. Alessandro Amato’nun yanı sıra çok sayıda davetli katıldı. Uluslararası standartlarda güvenli kent Kartal Belediyesi, İstanbul İl AFAD koordinasyonunda sürdürülen CoastWAVE 2.0 Projesi’ni başarıyla sonuçlandırdı. Uluslararası standartlarda belirlenen tüm güvenlik ve hazırlık aşamalarını yerine getiren Kartal, UNESCO’dan aldığı prestijli sertifika ile afet dirençliliğini tescilledi. Törende söz alan uzmanlar, ‘Tsunamiye Hazır Kent’ unvanının sadece bir belge değil; erken uyarı sistemlerinden tahliye planlarına, halkın bilinçlendirilmesinden altyapı hazırlığına kadar birden fazla temel göstergenin yerine getirilmesiyle elde edilen kapsamlı bir güvenlik ağı olduğunu vurguladı. "Gelecek nesillere dirençli bir Kartal bırakıyoruz" Sertifika töreninde konuşan Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, göreve geldikleri günden bu yana ‘Dirençli Kent’ vizyonuyla hareket ettiklerini belirterek şunları söyledi: "Bugün sadece bir sertifika almıyoruz; komşularımızın can ve mal güvenliğini koruma yolunda attığımız dev bir adımın tescilini yaşıyoruz. İstanbul bir deprem gerçeğiyle yaşıyor ve bu gerçeğin bir parçası da denizlerimizde oluşabilecek tsunami riskidir. Biz ’bekleyip görmek’ yerine, bilimin ışığında hazırlık yapmayı seçtik. AFAD ve UNESCO ile yürüttüğümüz CoastWAVE 2.0 Projesi sayesinde, kıyı şeridimizde tahliye rotalarımızı belirledik. Tabelalandırma çalışmalarımızı tamamladık ve en önemlisi komşularımızda bu bilinci oluşturduk. Türkiye’nin bu unvana sahip ikinci kenti olmak bizim için büyük bir gurur. Ancak asıl başarımız; Kartal’ı her türlü afete karşı daha güvenli, daha hazırlıklı ve daha dirençli bir hale getirmektir. Bu projede emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. 6 Şubat’ta yaşadığımız acıları unutmadık. Allah bir daha yaşatmasın. Kartal için durmadan çalışmaya devam edeceğiz." Konuşmaların ardından UNESCO heyeti tarafından hazırlanan ‘Tsunami Ready’ sertifikası, alkışlar eşliğinde Belediye Başkanı Gökhan Yüksel’e takdim edildi. Tören sonunda katılımcılar, projenin uygulama aşamalarını içeren sunumları izleyerek bölgedeki erken uyarı ve tahliye sistemleri hakkında detaylı bilgi aldı. Bu sertifika ile Kartal, uluslararası afet yönetim haritasında ‘güvenli bölge’ olarak işaretlenirken, İstanbul’un diğer kıyı ilçeleri için de örnek bir model teşkil etti.
Kayseri Kastamonu pastırmasını öven şefe Kayserili pastırmacıdan cevap: "Demek ki şefimize Kayseri pastırmasını yedirmemişler" İngiltere’de kendisine ikram edilen Kastamonu pastırmasının tadına baktıktan sonra asıl meşhur olması gereken lezzetin Kayseri pastırması yerine Kastamonu pastırması olması gerektiğini söyleyen Şef Hüseyin Özer’e Kayserili pastırmacılardan cevap geldi. Pastırmacı Yasin Güzel, "Demek ki şefimize orada Kayseri pastırması yedirmemmişler. Eğer yedirselerdi, şefimizde Kayseri pastırmasının coğrafi işareti neden aldığını hep birlikte görürlerdi" dedi. Şef Hüseyin Özer’in Kastamonu pastırmasını tattıktan sonraki "Böyle bir pastırma olmaz, dünyanın en güzel pastırması. Asıl bunların meşhur olması lazımken Kayseri meşhur olmuş, ne tesadüf" cümlelerine 16 yıllık Kayserili pastırmacıdan cevap geldi. İki pastırma arasındaki farkı anlatan pastırma ustası Yasin Güzel Kastamonu pastırmasının fırında oluştuğunu, Kayseri pastırmasının ise doğal yöntemlere dayandığını söyledi. Güzel, "Kayseri’de 16 yıldır pastırmacı sektöründe bulunuyorum. Kayseri pastırması ve Kastamonu pastırmasını ayıran en önemli fark, oluşum süresidir. Kayseri pastırması yaklaşık 2 buçuk 3 aylık bir sürede oluşuyor. Erciyes’imizin ayazı dediğimiz hava şartlarında oluşuyor. Gün kurusu dediğimiz güneşte kuruyor. Pastırmaların bir birini ayıran en önemli özellikler bunlar. Kastamonu’da üretilen pastırmalar fırına giriyor ve fırında yarım, 1 saat içerisinde eti suni bir şekilde pişirilerek oluşuyor. Öncelik dediğim gibi hava şartlarında oluşması. Kayseri’nin hava şartları pastırma oluşumuna çok müsait. O yüzden burada doğal yöntemlerle 2, 2.5 ay gibi bir süre içerisinde üretiliyor. Bu da Kayseri pastırmasına çok büyük bir özellik katıyor. Tamamen doğal kurutma yöntemi ile yapılıyor olması ete farklı bir lezzet katıyor, et fırına girmiyor. Et fırında suni yollar ile haşlanıp, pişirilip önümüze gelmiyor. Tamamen doğal, 2 buçuk 3 ayda oluşan bir süreç" ifadelerini kullandı. "Konu tartışmaya kapalı" Ünlü şefe atıfta bulunan Güzel, "Dünyaca ünlü bir şefimiz bir tanıtım yerinde Kastamonu pastırması yiyor. Çok sevdiğini, aslında coğrafi işaretin Kastamonu pastırmasının alacağını, Kayseri pastırmasına neden verildiğini soruyor. Demek ki şefimize orada Kayseri pastırması yedirmemmişler. Eğer yedirselerdi, şefimizde Kayseri pastırmasının coğrafi işareti neden aldığını hep birlikte görürlerdi. Kastamonu’da üretilen pastırmayı kesinlikle kötülemiyorum. Her yörede üretilen ürünümüz çok güzeldir. Yalnız pastırma Kayseri’nindir. Bu artık tartışmaya kapalı bir konudur. Bunu dünyaca ünlü şeflerimiz de buraya gelip bizleri ziyaret ederlerse burada Kayseri pastırmasını onlara tattırırız. Onlarda zaten aradaki farkı anlarlar" şeklinde konuştu. Kayserili bir vatandaş ise "Pastırma Kayseri’de çıktı. Pastırmayı en iyi Kayserililer yapar, diğerleri hep benzetme. Başka şehirler de yapar, kendine göre satar. Pastırma dendiğinde akla Kayseri gelir" dedi.