ASAYİŞ - 10 Ocak 2026 Cumartesi 14:36

İzmir’de düzensiz göçmen botu battı: 1 ölü

A
A
A

Dikili ilçesinde yarı batık halde bulunan lastik botta 37 düzensiz göçmen sağ olarak kurtarılırken, 1 düzensiz göçmenin cansız bedenine ulaşıldı.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İzmir’in Dikili ilçesi Bademli açıklarında bir göçmen botunun olduğunun bildirilmesi üzerine arama-kurtarma çalışmaları yapıldığını duyurdu. TCSG-61 ve TCSG-907 ile yürütülen arama-kurtarma çalışmaları sonucunda kötü hava şartları nedeniyle su alan ve yarı batık halde bulunan lastik botta 37 düzensiz göçmenin sağ olarak kurtarıldığını, 1 düzensiz göçmenin de cansız bedenine ulaşıldığını açıkladı.

Ahmet Mert Fırat

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara TÜRKYED Genel Başkanı Çelik: "Kırsalda Bereket - Küçükbaşa Destek Projesi, üreticimizin yükünü hafifleten önemli bir projedir" Tarımsal Üretim ve Küçükbaş Yetiştiricileri Genel Merkezi (TÜRKYED) Genel Başkanı Nihat Çelik "Kırsalda Bereket-Küçükbaşa Destek Projesi, üreticimizin yükünü hafifleten, maliyet baskısını azaltan ve üretim kapasitesini artırmayı hedefleyen önemli bir projedir" dedi. TÜRKYED Genel Başkanı Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan ‘Kırsalda Bereket - Küçükbaşa Destek Projesi’ ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Çelik, yaptığı açıklamada projesi kapsamında çiftçilere 150 bin küçükbaş hayvanın uygun şartlarda verilecek müjdesini sektör olarak büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, projenin üreticilere umut verecek tarihi bir destek olduğuna işaret etti. Projeden faydalanacak her üreticiye 95 dişi ve 5 erkek küçükbaş temin edileceğini ve bu hayvanlar için aylık 15 bin lira, yıllık 180 bin lira bakım ve besleme desteği yanında projenin finansmanı için üreticilerin Ziraat Bankasından faizsiz kredi kullanabileceğini hatırlatan Çelik, faydalanan üreticilerin alacakları küçükbaşların sigortasını 1 yıl devlet tarafından karşılanacağını ifade etti. Çelik, öte yandan projede kadın ve genç üreticilere öncelik verileceğini oldukça değerli bulduklarını belirterek ayrıca veteriner hekimlik, ziraat ve gıda mühendisliğinden yeni mezun gençlere de bu projeye başvurmaları halinde öncelik sağlanacak olmasının hem istihdama hem de sektöre büyük güç katacağını kaydetti. "Kırsalda Bereket - Küçükbaşa Destek Projesi, üreticimizin yükünü hafifleten önemli bir projedir" Özellikle küçük aile işletmelerinin desteklenmesi açısından projenin büyük önem taşıdığını vurgulayan Çelik, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Küçükbaş hayvancılık, bu milletin kadim geleneğinin, alın terinin ve kırsal kalkınmasının temel direklerinden biridir. Anadolu’nun bereketi, meralarımızın zenginliği ve üreticimizin emeği ile hayat bulmaktadır. Bu nedenle küçükbaş hayvancılığı güçlendiren her adım, aslında ülkemizin gıda güvenliğine, kırsal istihdamına ve ekonomik bağımsızlığına yapılan stratejik bir yatırımdır. Tarım ve Orman Bakanlığımız tarafından hayata geçirilen ‘Kırsalda Bereket - Küçükbaşa Destek Projesi’, üreticimizin yükünü hafifleten, maliyet baskısını azaltan ve üretim kapasitesini artırmayı hedefleyen önemli bir projedir. Projenin sahada karşılık bulmaya başlaması, üreticimizin moral ve motivasyonunu da güçlendirmiştir. Özellikle küçük aile işletmelerinin desteklenmesi, gençlerin ve kadınların üretime kazandırılması ve kırsalda sürdürülebilir bir ekonomik modelin oluşturulması açısından bu proje büyük önem taşımaktadır. Bu destekler sayesinde hem hayvan varlığımız artacak hem de yerli ve milli üretim anlayışı daha da güçlenecektir." "Üreticimizin kazancının çoğalması ve ülkemizin tarımsal gücünün yükselmesi en büyük temennimizdir" Çelik, TÜRKYED olarak sektörün güçlenmesi adına her türlü yapıcı katkıyı sunacaklarını belirterek "Bizler, Tarımsal Üretim ve Küçükbaş Yetiştiricileri olarak üreticimizin sesi olmaya, sahadaki gelişmeleri yakından takip etmeye ve sektörümüzün güçlenmesi adına her türlü yapıcı katkıyı sunmaya devam edeceğiz. Kırsalda bereketin artması, üreticimizin kazancının çoğalması ve ülkemizin tarımsal gücünün daha da yükselmesi en büyük temennimizdir" ifadelerini kullandı. Genel Başkan Çelik, açıklamasının sonunda desteklerinden dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya teşekkür ederek kırsalda üretimin güçlenmesine yönelik adımların artarak süreceğine olan inançlarının tam olduğunu ifade etti.
Gümüşhane Hastaneden randevu alamayınca doktora taşlama şiir yazdı Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde muayene için tercih ettiği doktorun yoğun olması nedeniyle bir türlü randevu alamayan Türkçe öğretmeni, yaşadığı süreci taşlama türünde yazdığı şiirle anlattı. Gümüşhane’nin merkeze bağlı Tekke Ortaokulu’nda Müdür Yardımcısı ve Türkçe öğretmeni olarak görev yapan Sait Karakaş, yaklaşık 6 ay önce başlayan sağ bacak ağrısı nedeniyle Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde görevli Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Süleyman Kasım Taş’tan randevu almak istedi. Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) ve hastanedeki kiosk cihazlarından defalarca denemesine rağmen yoğunluk nedeniyle randevu alamayan Karakaş’ın muayene süreci uzadı. Yaşadığı bu durumu mizahi ve edebi bir dille ele alan Karakaş, süreci taşlama türünde kaleme aldığı şiirle ölümsüzleştirdi. Şiirde yer alan ifadelerde, yaşanan yoğunluğun doktora gösterilen ilgi ve hizmet kalitesinden kaynaklandığına dikkat çekti. Bir süre sonra muayene olan Karakaş, yazdığı şiiri doktora da okudu. Yoğun çalışma temposunun edebiyatla buluştuğu olay, hasta ile hekim arasındaki samimi ilişkiyi ortaya koydu. Yazılan şiir, hem yaşanan sürecin hem de duyulan memnuniyetin kalıcı bir hatırası olarak hafızalarda yerini aldı. "Şiirin başlangıcında ufak bir sitem var" Tedavi süreçlerinin ardından hastaların kendisine farklı şekillerde teşekkür ettiğini ama ilk defa böyle bir olayla karşılaştığını ifade eden Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde görevli Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Süleyman Kasım Taş, "Sait hocam ilk olarak şikâyetiyle ilgili bizim MHRS sistemimizden randevu almak istedi. Yoğunluğu ve sürecin uzadığını görünce, sosyal yaşamda da görüştüğümüz için bu durumu şiir yoluyla aktaracağını söyledi. Mizansen bir yaklaşımla durumu ifade etti. Bizim için kalıcı bir eser oldu. Aynı zamanda tedavi sürecinin ve yaşanan yoğunluğun tercih edilmemizden kaynaklandığını da kendisi belirtti. Bu durum bizi çok mutlu etti. Şiirin başlangıcında kendi tabiriyle ufak bir sitem var. Ancak bunun sebebinin yaptığımız hizmetin iyi olması, güler yüzlü yaklaşımımız ve tercih edilmemiz olduğunu da kendisi ifade etmekte. Bu da bizi ayrıca mutlu ediyor. Kendi edebiyat tarzıyla, aslında iyi ve kaliteli bir iş yaptığımızı söylemek için yazdığını belirtti. Şiirle karşılaşmak bizim için her zaman kıymetlidir. En büyük hediye hastanın memnuniyetini ifade etmesidir. Ancak bunu kalıcı bir eser olarak almak bizi daha da mutlu ediyor. Bunun her zaman bizim için büyük ve kalıcı bir hatıra olduğunu düşünüyoruz" dedi. "Doktoru eleştirmek için değil gösterilen ilginin yoğunluğundan dolayı yazdım" Uzun süredir tedavi olmak için sıra almaya çalıştığını fakat Op. Dr. Taş’a gösterilen yoğun ilgiden dolayı sıra alamadığını söyleyen Tekke Ortaokulu Müdür Yardımcısı ve Türkçe öğretmeni Sait Karakaş, "Bundan yaklaşık 6 ay önce sağ bacağımda bir ağrı başladı. Önce MHRS sistemi üzerinden kendisinden randevu almayı denedim ancak birkaç kez girmeme rağmen sistem her seferinde çok çabuk doluyordu. Daha sonra hastanede kiosk denen makineyi denedim. Okula giderken bazı sabahlar uğradım fakat oradan da sıra bulamadım. En son kendisini aradım. ‘Hocam bu nasıl bir teveccüh? Ne MHRS’den ne de kiosktan sıra bulamıyorum’ dedim. Aradan birkaç gün geçti, ben habersiz geldim ameliyat günüymüş, boş döndüm. Birkaç gün sonra tekrar aradık. Bu kez de bir çalıştaya gideceğini söyledi. Süre uzadıkça ben de bunu şiir, taşlama yoluyla yazmaya başladım. Kendi aramızda şakalaştık. Şiir bu şekilde ortaya çıktı. Bugün sıramızı bulduk. Kasım hocamın odasından içeri girdim. Daha önce şiirin bazı bölümlerini kendisiyle paylaşmıştım. Oturdum ve şiirin bölümlerini okudum. Kendisi de çok onore oldu, ben de çok mutlu oldum. Aramızda dostane bir ortam oluştu, ikimiz de mutluyuz diyelim. Edebiyatta taşlamalar meşhurdur. Taşlamalarda karşı tarafa iğneli yollarla bazı şeyler anlatılır. Benim bu şiiri yazmaktaki amacım asla Süleyman Kasım hocamızı eleştirmek değildi. Sistemin yoğunluğu ve kendisine gösterilen teveccüh yanlış anlaşılmasın diye sonunda kendimce güzel toparlamalar yapmaya çalıştım" diye konuştu.
Kocaeli Kötü karne korkusuyla evden kaçıp camiye sığındığı gün hayatı değişti Kocaeli’de ortaokul yıllarında karnesi kötü geldiği için eve gidemeyip sığındığı cami avlusunda donmak üzereyken uyanan ve o gecenin travmasıyla yüzde 45 engelli kalan 33 yaşındaki Akan Uran, tedavi sürecinde başladığı resim sanatıyla karanlık günleri geride bırakarak 4’üncü kişisel sergisini açtı. Yaklaşık 15 yaşlarındayken zayıf gelen karnesini ailesine göstermekten korkarak evden ayrılan ve başka bir ilçeye kadar yürüyen Akan Uran, geceyi geçirmek için girdiği bir cami avlusunda donmak üzereyken duyduğu bir sesle uyandı. O gece yaşadığı korku ve travma nedeniyle psikolojik rahatsızlıklar yaşamaya başlayan Uran’a, yüzde 45 engelli raporu verildi. Hastalığının ilk dönemlerinde eve kapanan Uran, bu zorlu süreci kendi imkanlarıyla çizdiği karakalem ve boya resimleriyle aşmaya çalıştı. Zamanla sanat eğitimleri alarak yeteneğini geliştiren genç adam, 300’den fazla eser üreterek 4’üncü sergisini sanatseverlerin beğenisine sundu. "O sesi duymasaydım donarak ölecektim" Yaşadığı o zorlu geceyi ve rahatsızlığının başlama sürecini anlatan Uran, korkunun hayatını nasıl değiştirdiğini anlattı. Uran, "Benim karnem zayıftı ve sınıfta kalırım diye çok korktum. Başka bir ilçeye kadar yürüdüm. Akşam vaktiydi, kalacak yer bulamayınca bir cami avlusunda uyudum. Kış günüydü. Uyurken bir ses duydum ve uyandım. O sesin Allah tarafından geldiğine inanıyorum; çünkü o sesi duymasaydım kış günü orada donarak ölecektim. O uyandıran sesten sonra korkularım ve başka sesler duymalarım başladı. Tedavim de bu şekilde başlamış oldu" dedi. "Kalemim elimde olduğu sürece hiçbir engel tanımam" Rahatsızlandığı ilk dönemde çevresiyle iletişimini kestiğini ancak resim çizmenin kendisine bir çıkış kapısı olduğunu belirten Uran, sanata tutunma serüvenini şöyle anlattı: "İlk başlarda kendimi tamamen eve kapattım. Çizimlere de o dönemde kendi imkanlarımla başladım. Ortaokulu bitirdikten sonra eğitime de katılarak kendimi geliştirdim. Karakalem, çizgi film karakterleri, manzara, karikatür ve doğa resimleri yapıyorum. Uzun zamandan beri hastanede tedavi görüyorum ama şu an resimlerim bana büyük bir huzur veriyor, mutlu oluyorum. Şimdiki halime çok şükrediyorum, eskisinden çok daha iyiyim. Kalemim elimde olduğu sürece hiçbir engel tanımam." Bugüne kadar 300’ü aşkın esere imza atan Uran, "Eğer destek verip elimden tutarlarsa kendimi çok daha fazla geliştirmek, daha iyi seviyelere gelmek isterim. İnşallah çizimlerim ve sergilerim çoğalacak" diye konuştu.