EKONOMİ - 04 Ocak 2026 Pazar 10:49

İzmir Ticaret Odası, fuar desteklerini yüzde 200 artırdı

A
A
A
İzmir Ticaret Odası, fuar desteklerini yüzde 200 artırdı

Türkiye’de düzenli olarak fuar teşviki veren ilk ve tek oda olarak 2025 yılında yurt içi ve yurt dışındaki fuarlara katılan 2.776 üyesine yaklaşık 48 milyon TL destekte bulunan İzmir Ticaret Odası, 2026 yılında bu destekleri yüzde 200 oranında artırdı. Fuar desteklerinin, yalnızca üyelerin fuarlara katılımı ve ziyaretleri için sağlanan bir teşvik olarak değil; kent ekonomisini ve dış ticaretini geliştiren bir enstrüman olarak değerlendirdiklerini ifade eden İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, "Yapılan tüm güncellemeler ışığında 2025 yılında kullandığımız bütçeye göre 2026 yılındaki tüm fuar harcamaları ve teşvikleri için yüzde 200’lük bir artışla 141 milyon Türk Lirası bütçe ayırıyor olacağız" dedi.


2025 yılında; yurt içi ve yurt dışındaki fuarlara katılan 342 üyeye standlı katılım teşviki sağlandı. 1.596 üyenin katılımıyla yurt içindeki önemli fuarlara ziyaret organizasyonları düzenlendi. Bu organizasyonlara katılan 832 üyeye konaklama desteği sunuldu. Kendi sektöründe önem arz eden 32 yurtdışı fuara 818 üyenin katılımıyla ziyaretler gerçekleştirildi. 2025 yılında toplam, 2.776 üye İzmir Ticaret Odası fuar desteklerinden faydalanmış oldu. İzmir Ticaret Odası, 2025 yılında, fuar teşvikleri, fuar ve sergi giderleri kapsamında yaklaşık 48 milyon Türk Lirası kaynak sağladı.


İzmir Ticaret Odası yılbaşından itibaren geçerli olmak üzere, fuar destekleriyle ilgili hem uygulama hem de maddi anlamda önemli düzenlemeler yaptı. Yurt içi fuarlara katılan üyelere yapılan destek yaklaşık yüzde 50 oranında artarken, yurt dışı fuar ziyaret organizasyonlarında ise yüzde 25 artırıldı.



Hedef yeni pazarlar


Üyelerin yeni pazarlara açılmasını önemsediklerini ifade eden İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, "Bu yıl yurt dışı organizasyonlarımız Avrupa ve Orta Doğu’nun ötesine ulaştı. Üyelerimizi Uzak doğu ve Amerika kıtasındaki fuarlarla buluşturduk. Güney Kore’de Seul ve Amerika Birleşik Devletleri’nde Las Vegas’a fuar organizasyonları düzenledik. Farklı destinasyonlar, üyelerin ilgisini ciddi oranda artırdı. Yurt dışı fuarlara katılımın, geçen yıla göre yüzde 42 arttığını görüyoruz. 2026 yılında Brezilya, Tayvan gibi rotaları da destek kapsamımıza ekleyeceğiz. Üyelerimizin yeni pazarlara açılmasına katkıda bulunmaktan memnuniyet duyuyoruz" dedi.



"Sigorta Sektörü İş Birliği Fuarı ve Kongresi, İzmir’de düzenlenecek"


Özgener sözlerine şöyle devam etti: "Odamız bünyesinde faaliyet gösteren 80 farklı sektördeki Meslek Komitelerimizden gelen öneriler doğrultusunda, İzmir’e yeni fuarlar kazandırmaya yönelik çalışmalarımıza 2025 yılında da kararlılıkla devam ettik. Bu çalışmaların bir yansıması olarak, sektörünün önde gelen organizasyonlarından biri olan "Sigorta Sektörü İş Birliği Fuarı ve Kongresi’nin" 2026 yılında İzmir’de düzenleyecek olmanın heyecanını yaşıyoruz. İzmir’imizin tarihinden aldığı misyonla ülkemizde fuarcılığın merkezi olması konumunu güçlendirmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz."



İzmir Ticaret Odası, fuar desteklerini yüzde 200 artırdı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara CHP kurultay davasında dinlenen tanık delege: "İl başkanının, İstanbul ekibinden 300 bin dolar aldığını biliyorum" İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da içerisinde bulunduğu tutuksuz 12 sanığın, ‘seçim kanununa muhalefet’ suçundan yargılandığı davada, dinlenen tanık delege, "İl başkanı daha sonra herkesin attığı oyu WhatsApp’tan kendisine gönderilmesini istedi. İl başkanının İstanbul ekibinden 300 bin dolar aldığını biliyorum" dedi. Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuksuz sanık CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile taraf avukatları katılırken, mahkeme hakimi bu celse tanık dinleneceğini bildirdi. Söz verilmesi üzerine SEGBİS ile bağlanarak konuşan CHP İzmir delegesi tanık H.K., "Kurultay öncesi bazı isimler benimle görüşmek istedi. Ankara’ya gittik. Kurultay delegelerinin kaldığı otele yerleştik. Eski Mardin İl Başkanı Mehmet Kılıçarslan geldi. Cemil Tugay, Mehmet Kılıçarslan, Özgür Çelik, Buğra Gökçe, Özkan Tice bunlar hepsi organize bir şekilde çalışıyorlardı. Kurultay delegelerine çeşitli vaatler veriyorlardı. İş vaadi, belediye meclis üyeliği vaadi. Kurultay delegelerine göre değişiyordu. İsteklerini, taleplerini alıyorlardı. Ona göre değerlendiriyorlardı. Mehmet Kılıçarslan seninle Özgür Özel’le görüşelim dedi. Ben kabul etmedim" dedi. "İl başkanının, İstanbul ekibinden 300 bin dolar aldığını biliyorum" Erzurum delegesi tanık Y.G. ise, "İl başkanı Erzurum kongresinden sonra delegelerle toplantı yaptı. İl başkanı Ankara’ya gidip en çok parayı verene oy verileceğine ilişkin pazarlık yapacağını söyledi. Ankara’ya gidip döndü ve tekrar toplandık. İl başkanı hepimize 50’şer Euro dağıttı. Ankara’da kurultay gecesi son bir yemeğe gittik. Oradan da pavyona geçtik. İl başkanı beni dışarı çıkarıp 4 imzaya ihtiyacı olduğunu söyledi. İmza attık ve bin dolar para verdi. Abdulkadir Ş. parayı kabul etmedi, ‘sen beni parayla satın alamazsın’ dedi. İl başkanı daha sonra herkesin attığı oyu WhatsApp’tan kendisine gönderilmesini istedi. İl başkanının İstanbul ekibinden 300 bin dolar aldığını biliyorum" diye konuştu. "Kılıçdaroğlu’na oy verdim, partiden çıkartıldım, ihraç edildim" Batman delegesi tanık Y.Ö. ise kurultay akşamı otelde konakladıklarını ifade ederek, "İl başkanımız Hüseyin Yaşar lobiye çağırdı, oylarımızı Özgür Özel’e vermemizi istedi. Buna rağmen Kemal Kılıçdaroğlu’na oy verdim, partiden çıkartıldım, ihraç edildim. Kurultay sonrasında Hüseyin Yaşar’ın oğlu meclis üyesi seçildi. Bu yükün altında kalmamak için kurultayın iptali için dava açtım" dedi. "12 kurultay delegesini ikna etmem karşılığında ‘300 mü istiyorsun, 500 mü istiyorsun?’ şeklinde ucu açık bir teklif sundu" Bursa delegesi tanık S.T. ise kurultaya ilişkin, "Kaldığımınız otelin lobisinin ön tarafında Genel Başkan Özgür Özel’in broşürlerinin bulunduğu bir stand vardı. Orada kurultay delegelerine, imza atanlara bir deri çanta veriliyordu. Ancak para değildi. Oylama salonuna geldiğimizde salonun çeşitli yerlerinde cep telefonu kutuları vardı. Yerlerde kutular vardı. Araçla seyir halindeyken telefonumda kayıtlı olmayan bir numaradan arandım. 12 kurultay delegesini ikna etmem karşılığında ‘300 mü istiyorsun, 500 mü istiyorsun?’ şeklinde ucu açık bir teklif sundu. Bunun lira, dolar ya da Euro olabileceğini söyledi. 300 lira olmadığı açıktı. Ben de 14 Mayıs seçimlerinde zor bir sürece girdiğimizi, madem partinin böyle büyük paraları varsa neden o dönemde kullanılmadığını söyledim. Kendi seçim sürecimde billboard bastıramadığımı, kitapçık bastıramadığımı, bunun sadece Bursa’ya özgü olmadığını, birçok ilçede benzer sıkıntıların yaşandığını ifade ettim. Bu sözlerden sonra telefonu kapattım. Arama sırasında hoparlörü açtım. Araçta bulunan herkes bu konuşmaya şahittir. Şadi Özdemir, ‘İstersen gel, bir otelde İstanbul’dan birileri bekliyor. Gidelim konuşalım, paranı al, burada gerekeni yap’ şeklinde konuştu. İl başkanlığında yapılan toplantıda, ‘Biz kurultayda seçilirsek sizleri aday yapacağız. Herhangi bir masraf da yaptırmayacağız’ denildi" beyanlarına yer verdi. Gazeteci tanık T.E. ise kendisine söz konusu davada tanık olmaması için 500 bin Euro para teklif edildiğini iddia ederek, "2005’ten beri parti üyesiyim. Birilerinin iddia ettiği gibi çevrem yok, 3 yıllık gazeteciyim. Bunlara şahit olunca ilk günden beri kendime anlatmak için vazife ettim. Mustafa Kemal’in partisinde bunların olamayacağını düşündüm" dedi. Turgut Koç’un kendisine para teklif ettiğini öne süren T.E., "Turgut Koç, Özgür Özel’in jetine binebilecek kadar yakın birdir. Bu davada tanıklık yapmamam için para teklif etti ve gazetelerde, televizyonlarda yer açabileceğini söyledi. Kabul etmedim. Ben kendisine mahkemeye gideceğimi söyledim. O da bana, ‘Sen Ümraniye’de oturuyorsun aman dikkat et, başına bir şey gelmesin, ben seni çok seviyorum’ diye cevap verdi" ifadelerinde bulundu. "50 milyon dolar için 5-6 bavul yeter" Kurultay saatinde 4 döviz bürosu açtırıldığı iddialarına ilişkin T.E., "Dün CHP kurultayıyla ilgili 4 döviz bürosu açtırıldı, uberle taşındı" bu iddiayı gündeme getirdim. Bir kafede oturduğumda bu konuyu duydum, sorduğumda da, "Abi orası turizm bölgesi, normal aracın girmesi yasak. Ancak ya taksi ya da uber girer" dendi. Eski bir bankacı olduğum için 50 milyon dolar bana normal geldi. Çünkü bir bavula 6-7 milyon dolar sığar, 50 milyon dolar için 6-7 bavul yeter. Ben bu konuyu araştırdığım da bu döviz bürolarının Mardinli ve akraba olduğunu öğrendim. Ben bu iddiaları gündeme getirdim, döviz bürolarından bana bir yalanlama gelmedi" diye konuştu. Duruşma devam ediyor.
İstanbul Akbank’tan KOBİ’ler için finansmana erişimde yeni dönem Akbank, Kredi Kayıt Bürosu (KKB) ile e-defter entegrasyonunu gerçekleştirerek kredi değerlendirme süreçlerinde hız ve doğruluğu arttıran yeni bir dönemi başlattığını duyurdu. Manuel belge akışını ortadan kaldıran uygulama, KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırırken, bankacılıkta veri temelli karar alma modelini güçlendiriyor. Akbank, Kredi Kayıt Bürosu (KKB) ile gerçekleştirdiği entegrasyon sayesinde KOBİ müşterilerinin e-defter verilerini dijital ortamda alarak işleyebilen bir altyapı oluşturdu. Yapılan açıklamaya göre, yeni uygulama, işletmelerin finansal verilerini bankaya iletmek için yürüttüğü manuel süreçleri ortadan kaldırarak kredi değerlendirme ve finansmana erişim süreçlerinde hız ve doğruluk sağlıyor. Bu hizmetlerden kayıtlarının banka ile paylaşılmasına izin veren KOBİ’ler yararlanabiliyor. Uygulama ile KOBİ’ler artık mali tablolarını hazırlayıp bankaya iletmek zorunda kalmadan verilerini güvenli biçimde dijital ortamda paylaşabiliyor. Böylece kredi başvuruları ve finansal değerlendirmeler daha kısa sürede sonuçlanırken, işletmelerin operasyonel yükü de azalıyor. Banka, bu yenilikle birlikte KOBİ’lere yalnızca finansman sağlayan bir banka olmanın ötesine geçiyor. Müşterilerinin mali yapısını daha yakından anlayan banak, KOBİ’lerin ihtiyaçlarına yönelik daha isabetli, daha katma değerli ve kişiselleştirilmiş çözümler sunuyor. Böylece banka, KOBİ’lerin büyüme yolculuğunda bir danışman ve çözüm ortağı olarak yer alarak gelişimlerini destekliyor. Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Alper Bektaş, KKB entegrasyonuna ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Kredi Kayıt Bürosu iş birliğinde yürüttüğümüz e-defter entegrasyonu sayesinde elde ettiğimiz güncel verilerle işletmelerin finansal durumuna dair net analizler ve karar alma mekanizmaları sağlıyoruz. Bu sayede risk değerlendirmeleri güçlenirken, KOBİ’ler daha sağlıklı, hızlı ve verimli şekilde finansmana ulaşabiliyor. Alanında öncü olan bu uygulama, bankacılıkta veri temelli karar alma döneminin KOBİ segmentinde yaygınlaşmasının da önünü açıyor. Bu gibi yeniliklerle işletmelerin yanında olmaya devam edeceğiz." Entegrasyon sürecini değerlendiren KKB Satış, Operasyon ve Ürün Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Erşan Rasim Hoşrik, "E-defter entegrasyonu, KOBİ’lerin finansmana erişimde karşılaştığı en büyük zorluklardan biri olan tekrar eden belge hazırlama ve paylaşım yükünü ortadan kaldırıyor. KKB olarak, işletmelerin onayıyla mali verilerinin güvenli ve standart şekilde bankalarla paylaşılmasını sağlıyoruz. Bu yapı sayesinde KOBİ’ler, aynı bilgiyi her başvuruda yeniden üretmek yerine işlerini büyütmeye odaklanabiliyor; bankalar ise risk değerlendirmelerini güncel ve doğrulanmış verilerle yapabiliyor. Bu süreç, finansal ekosistemde veri temelli karar almanın KOBİ segmentindeki dönüm noktası. Söz konusu entegrasyonların yaygınlaşması için tüm paydaşlarla birlikte çalışmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. Banka ve KKB iş birliğiyle gerçekleştirilen e-defter entegrasyonuyla işletmelerin finansmana erişim süreçleri sadeleştirilerek KOBİ’lerin büyümelerine katkı sunulması hedefleniyor.
Zonguldak Uzmanından Doğu Anadolu için uyarı, "2011’deki deprem her şeyin bittiği anlamına gelmiyor" Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Harita Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kutoğlu, İngiltere’deki Leeds Üniversitesi ile yürüttükleri uydu radar çalışmaları sonucunda Van’ın doğusunda büyük bir sismik hareketlilik tespit ettiklerini açıkladı. Kutoğlu, 250 kilometre uzunluğundaki fay sisteminin homojen bir gerginlik taşıdığını ve 6 Şubat Hatay depremlerine benzer yıkıcı bir sarsıntı üretebileceğini ifade etti. Uydu radar tekniğiyle gerginlik haritaları çıkarılıyor Türkiye’nin jeolojik yapısı itibarıyla aktif bir deprem ülkesi olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Kutoğlu, bilinen 500’den fazla fayın yanı sıra henüz keşfedilmemiş kırıklar bulunduğunu belirtti. Leeds Üniversitesi ile ortaklaşa yürüttükleri projeye değinen Kutoğlu, radar interferometri adı verilen uydu radar tekniği sayesinde Türkiye genelindeki yer kabuğu hareketlerini anlık olarak izlediklerini dile getirdi. Elde edilen veriler ışığında sismik gerginlik haritaları oluşturduklarını aktaran Kutoğlu, Türkiye sınırları içerisinde yıllık bazda en yüksek stres birikiminin Van’ın hemen doğusunda kalan hatta yaşandığını vurguladı. "250 kilometrelik alanda büyük bir deprem kaydı yok" İnceleme yapılan bölgede daha önceden tespit edilmiş çok sayıda fay hattı bulunduğunu ve bunlardan birinin de Çaldıran Fayı olduğunu söyleyen Kutoğlu, bu fayın 1647 ve 1976 yıllarında kırıldığını, geçmişte 7.3 büyüklüğünde sarsıntılar ürettiğini hatırlattı. Hattın güneyindeki Van bölgesinde ise 1881 ve 2011 yıllarında yıkıcı depremler meydana geldiğini belirten Kutoğlu, çıkarılan haritalardaki kırmızı bölgelerin homojen bir yüksek gerilimi işaret ettiğini anlattı. Yıllar geçtikçe bu sismik stresin katlanarak arttığını söyleyen uzman isim, Çaldıran fayının kırılmasına rağmen o bölgede hiçbir büyük deprem kaydı bulunmayan 250 kilometre uzunluğunda devasa bir alan bulunduğunu ifade etti. 6 Şubat Hatay depremi gibi aynı anda çalışabilir Haritadaki 250 kilometrelik alanın baştan aşağı homojen bir kırmızı renge sahip olmasının, tüm fay sisteminin birbiriyle bağlantılı çalıştığını kanıtladığını aktaran Prof. Dr. Kutoğlu, uyarılarını şöyle sürdürdü: Burada baktığımız zaman şu kırmızı bölge homojen bir şekilde yüksek gerilim bölgesini elde ediyor, gerginlik bölgesini. Her yıl bu gerginlik üst üste koyuluyor ve devam ediyor. Çaldıran fayı burada kırılmış ama burada hiçbir büyük deprem kaydı olmayan kocaman bir alan söz konusu. Bu alanın uzunluğu yukarıdan aşağıya kadar 250 km ve bunların homojen bir şekilde kırmızı renkte görünmesi bu sistemin birlikte çalıştığını gösteriyor. Birlikte çalışması da şu anlama geliyor. Biraz korkutucu olacak ama bu 6 Şubat 2023’te Hatay’da görmüş olduğumuz gibi 250 kilometrenin aynı anda çalışması da ihtimal dahilinde bir durum. Buradaki harita bölgenin eşit oranda gerildiğini gösteriyor. Homojen bir gerginlik söz konusu. Biz sürekli tabii nüfusun büyük bir bölümü batıda yaşadığı için sürekli batıdaki faaliyetler üzerinde konuşuluyor ama bizim Türkiye geneli üzerinde yaptığımız çalışmalar bu bölgenin en fazla gelinen bölgelerden bir tanesi olduğunu gösteriyor. Bu bölgeye de dikkat etmek ve gereken tedbirleri almak gerekiyor." 2011 yılında Van’da yaşanan depremin her şeyin bittiği anlamına gelmediğini de sözlerine ekleyen Kutoğlu, o dönemki sarsıntının sadece çok küçük bir alanı kapsadığını, arka planda çok daha büyük bir mekanizmanın çalışmaya ve enerji biriktirmeye devam ettiğini vurgulayarak şöyle dedi: "2011’de burada bir deprem oldu. Her şey bittiği anlamına gelmiyor. 2011’de deprem olan yer sadece bu küçük bölgeydi. Ama gördüğünüz gibi burada çok daha büyük bir sistem çalışmaya devam ediyor."