EĞİTİM - 19 Ocak 2025 Pazar 10:23

İzmir Ekonomi’de ‘Mikro Yeterlilik’ Zirvesi

A
A
A
İzmir Ekonomi’de ‘Mikro Yeterlilik’ Zirvesi

İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) ile Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK), mikro yeterliliklere ilişkin farklı paydaşların bakış açılarını incelemek amacıyla ‘Dijital Çağın Kimlik Kartları’ konulu çalıştay düzenledi. Etkinlikte konuşan MYK Başkanı Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, dünya ile birlikte mesleklerin de büyük değişim içinde olduğunu belirterek, “OECD raporuna göre bir becerinin ömrü 6 yıl. 6 yıldan sonra mutlaka değişmemiz, kendimize yeni beceriler katmamız gerekiyor. Hepimiz, yeni çabalar içinde olmalıyız“ diye konuştu.


İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Konferans Salonu’nda gerçekleşen “Mikro-Yeterlilikler: ‘Dijital Çağın Kimlik Kartları” adlı çalıştay; çok sayıda akademisyen ve iş dünyası temsilcisinin katılımıyla düzenlendi. Etkinlikte, özel çalışma masaları oluşturulurken, farklı mesleklerden kişilerin bir araya gelip ortak değerlendirmelerde bulunarak fikir önerileri geliştirmesi amaçlandı.


Çalıştay kapsamında; Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) Kurul Üyesi Prof. Dr. Feyza Arıcıoğlu, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Mikro Yeterlilikler Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Eralp Hüseyin Altun, İEÜ Sürekli Eğitim Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nesrin Oruç Ertürk, MYK Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi Dairesi Başkanı Tuğba Topuz, Badgeway Eğitim ve Finans Teknolojileri CEO’su Prof. Dr. Güner Gürsoy’un katılımıyla bir panel de düzenlendi. Panelin moderatörlüğünü ise, İEÜ Rektör Danışmanı Dr. Öğretim Üyesi Burçin Önder yaptı.



"Çağımız ’Dönüşümle’ şekilleniyor"


Çalıştayın açılış konuşmasını gerçekleştiren MYK Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, kurum olarak yaptıkları çalışmaları anlatırken, geleceğe ilişkin önemli mesajlar verdi. Prof. Dr. İlhan, “Artık çağımız; dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm ve ikiz dönüşümle şekilleniyor. Bazı meslekler yok olmaya yüz tutarken ya da yeni şekillerle var olmaya çalışırken, bazı meslekler ise yeniden ortaya çıkıyor. Bazı meslekler ise kayboluyor. Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), 2030 yılına atıf yaptığı meslekler raporunda, bir becerinin ömrünün 6 yıl olduğu belirtiliyor. Nitekim biz de Mesleki Yeterlilik Kurumumuzda becerilerimizi 5 yılda bir yeniliyoruz. Biz, Mesleki Yeterlilik Kurumu olarak ülkemizin iş gücü piyasasını güçlendirmek ve bireylerin daha nitelikli bir şekilde kariyerlerine yön verebilmek için önemli adımlar atmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.



"En iyisiyiz"


Prof. Dr. İlhan, sözlerini şöyle sürdürdü:


“Üniversitelerin, bizim kurumumuzdan Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) logosu alması gerçekten çok önemli. Mezunumuz, iş başvurusuna gidip ‘Benim TYÇ logolu diplomam var’ dediğinde, görüyoruz ki bu kişi dünyada istenen bütün yeterliliklere sahip. Ama tüm bunları sağlarken arada bir boşluk olduğunu hissediyorum. Bunun da adı; mikro yeterlilik. Bireylerin mikro yeterliliklerini geliştirmek ve standartlara ulaştırmak gerekiyor. Bizim, sadece lisede ya da üniversitede aldığımız öğrenmeleri değil; kısa sertifikalar veren yerlerden öğrenmeleri ve serbest öğrenmeleri de belgelendirmemiz gerekiyor. Biz de MYK olarak bu konuda hızla ilerliyoruz. Avrupa İlerleme Raporu’na da baktığınızda, Türkiye’nin hem TYÇ logosu verme anlamında ve belgelendirmede istisnasız en iyi ülke olduğunu görebilirsiniz.”



"İş dünyasının talepleri var"


İEÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu, mikro yeterliliklerin önemine dikkat çekerek, “Yeterliliklere dayalı eğitim modeli; endüstri ve iş dünyasının beklentilerine akademinin bir yanıtıdır. Ancak, hızla değişen bir dünyada bu model, iş dünyasının ihtiyaçlarını karşılamada yeterince esnek ve erişilebilir olamadı. İşte mikro yeterlilikler, tam da bu noktada bireylerin belirli bir alanda yetkinliklerini hızla geliştirmelerine imkan tanıyan, odaklanmış, küçük parçalar halinde sunulan bir öğrenme yaklaşımı olarak gündemimize girdi. Toplum ve iş dünyası, mezunlardan diplomalarının ötesinde yeterlilik ve beceriler talep ediyor. Ama bu, tablonun sadece bir yüzü. Tablonun diğer yüzünde, halen çalışmakta olan iş gücünün ihtiyaç duyulan yeni becerilerle donatılması gerekliliği var” diye konuştu.



"Stratejik hedeflerimiz arasında"


Prof. Dr. Abacıoğlu, şöyle devam etti:


“Mikro yeterlilikler, kapsayıcı bir eğitim modeliyle, farklı geçmişlere ve yaşam şartlarına sahip bireylerin öğrenim sürecine katılmasını sağlayarak sosyal eşitlik ve ekonomik kalkınma için de bir anahtar görevi görebilir. Değişim modellerini; yöntem, araç ve kaynaklarını birlikte geliştirmek zorundayız. Bunun için yenilikçi çözümlere ve kuşkusuz iş birliğine gerek var. İzmir Ekonomi Üniversitesi olarak bu konuyu çok önemsediğimizi, en önemli stratejik hedeflerimizden birisi olduğunu belirtmek isterim. Bu konuyu farklı boyutları ile irdeliyor ve çalışıyoruz. Bilgi ve deneyim biriktiriyoruz. Sizlerden öğrenmeye, bildiklerimizi paylaşmaya ve birlikte geliştirmeye tüm yüreğimizle açığız.”



Donald Staub, eğitim ve istihdamın öneminden bahsetti


Öte yandan 15 yılı aşkın süredir mikro yeterlilikler üzerine çalışmalar sürdüren İEÜ Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Donald Staub, mikro yeterlilikler ve dijital rozetlerin tanımını ve içinde bulunduğumuz eğitim çağında neden kritik bir öneme sahip olduğunu açıklayan bir konuşma gerçekleştirdi. Esneklik, yetkinlik, güven, kalite, taşınabilirlik, yığılabilirlik ve dijitalleşme gibi kavramların mikro yeterlilikler ve dijital rozetlerin merkezinde yer aldığını ve bu kavramların eğitim ve istihdam için vazgeçilmez olduğunu ifade eden Dr. Staub, İEÜ genelinde oluşturulmuş ve uygulamaya konulmuş mikro-yeterlilikler ve dijital rozet örneklerini katılımcılarla paylaştı.



İzmir Ekonomi’de ‘Mikro Yeterlilik’ Zirvesi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Kent söyleşilerinde söz kadın gazetecilerde Maltepe Belediyesi tarafından düzenlenen “Kent Söyleşileri”nin üçüncüsü, Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Elif Akkaya’nın moderatörlüğünde gerçekleştirilen söyleşiye ev hapsi cezası nedeniyle evinden çevrim içi olarak gazeteci-yazar Özlem Gürses ile yine gazeteci-yazarlar Çiğdem Toker ve Filiz Gazi katıldı. Söyleşiye bağlanan Özlem Gürses dakikalarca alkışlandı. İçinde bulunduğu durumdan bahseden ve haksız yere ev hapsinde olduğunu savunan Özlem Gürses, “Salonu dolduran değerli misafirlerimize kocaman kalpler gönderiyorum. Herkesi sevgiyle kucaklıyorum. Kelepçe ayağımıza takılıyor; aklımıza, fikrimize, düşüncemize, gazeteciliğimize insanlığımıza takılamıyor. O yüzden bugün değerli bir kadın başkanın ev sahipliğinde, yine kadın dayanışması içerisinde meslektaşlarımla olacağım için hepinize çok teşekkür ediyorum. Bu süreçte yanımda olan çiçek gönderen, çorba gönderen, beni ziyaret edip yalnız bırakmayan herkese minnettarım. Bir süredir yayınlarımı evden yapıyorum, evim bir stüdyoya dönüştü. Hakkımdaki iddianame halen yazılmış değil, bu ev hapsi ne kadar sürecek o da belli değil. Ancak mücadelemizi sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı. "Karşı mahallede ve karşı mahallenin medyasında konuşmanın" ve tüm vatandaşlara bir şekilde ulaşıp gerçekleri anlatmanın önemli olduğuna değinen Gürses, kutuplaşma ikliminden en çok iktidarın yararlandığını iddia etti. Filiz Gazi: “Türkiye’de iyiye giden bir şey var mı?" Filiz Gazi ise, Türkiye’de iyiye giden herhangi bir kurum veya şeyin olup olmadığını sordu. Gazi, “23 yılda kız çocuklarının hayatlarının nasıl söndürüldüğüne tanık olduk. Medya eliyle iktidar kendi meşruiyetini sağlıyor" dedi. Toker: "Hepsini sormamız, sorgulamamız gerekiyor" Son olarak sözü gazeteci-yazar Çiğdem Toker aldı. "Birçok medya kuruluşunun tekelleştirildiğini, yandaş gruplara satıldığını ve şehir hastanelerinde oluşacak kadro için birçok köklü hastanenin kapatıldığını" iddia eden Toker, “Beşli çete benim kitabımla söylenmeye başladı. İşte kamudan ihale alan bu kuruluşları, yapıları iyi incelemek, analiz etmek gerekiyor. Kamu-özel ortaklığı denilerek yapılan birçok yapı aslında devletin içinde olmadığı, tamamen zarara uğradığımız durumların yaşandığı bir düzene işaret ediyor. Şimşek programı ekonomiyi düzeltmek bir yana emekliler başta olmak üzere insanlarımızın hayatını zorlaştırıyor. Sağlık ve ulaştırma alanında inanılmaz rakamlar dönüyor. Bunların hepsini sormamız, sorgulamamız gerekiyor” diye konuştu. Başkan Köymen’den teşekkür konuşması Söyleşi sonrası sahneye çıkarak katılımcılara çiçek veren ev sahibi Belediye Başkanı Esin Köymen, “Ben öncelikle bu dört cesaretli kadına teşekkür ediyorum. Hepiniz adına çok teşekkür ediyorum. Kadınlar adına çok teşekkür ediyorum. Moralinizin yüksek olması inanılmaz bir cesaret veriyor aslında herkese. O anlamda sevgili Özlem’e de çok teşekkür ediyorum. Çünkü tam da morallerimizin bozulmaya çalışıldığı, hele şimdi sadece gazeteciler değil, yerel yönetimler üzerinde de bu kadar baskıların yoğunlaştığı bir ortamda bu kadar cesaretli kadınların yanında olmak bana da güç veriyor. Bütün bu baskıların karşısında yan yana durabilmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. İşte gerçek dayanışma böyle bir şey. Bu kutuplaşma ortamında biz yerel yönetimlere adil olarak vatandaşlara yaklaşmak ve hizmetlerimiz buna göre sunmak görevi düşüyor. Bu şekilde daha iyi çalışabiliriz. Emeğinize, yüreğinize sağlık” dedi. Etkinlik sonrasında Filiz Gazi ve Çiğdem Toker, kitaplarını imzaladı.