ÇEVRE - 16 Temmuz 2025 Çarşamba 10:03

İzmir Bornova’da vatandaş aylardır içme suyuna hasret

A
A
A

İzmir’in Bornova ilçesine bağlı Yakaköy Mahallesi’nde vatandaşlar aylardır içme suyu sıkıntısı yaşıyor. Kavurucu yaz sıcaklarında günlerini susuz geçiren vatandaşlar, taşıma suyla çözüm sunan belediyelere tepki gösterip, kalıcı bir çözüm bulunmasını istedi.

İzmir’in Bornova ilçesi Yakaköy Mahallesi’nde uzun süredir devam eden su sorunu, artan nüfus ve yapılaşmayla birlikte daha da derinleşti. Yaklaşık 4 bin nüfuslu ve bin 500 haneli mahallede vatandaşlar, içme ve kullanma suyuna erişimde büyük sıkıntılar yaşıyor. Daha çok tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlayan mahalle sakinleri, yıllardır kendi imkanlarıyla kurdukları 150’şer tonluk iki su deposuyla ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştı. Ancak doğal güzelliği ve şehir merkezine yakınlığı nedeniyle son yıllarda göç almaya başlayan mahallede villa tipi ve havuzlu konutların artması su tüketimini ciddi oranda artırdı. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Bornova Belediyesi’nce mahalleye taşıma su yöntemiyle su veriliyor fakat yüksek rakıma kurulu su depolarından gelen su, eğimli yapısı nedeniyle yalnızca mahalledeki düz zeminli bölgelere ulaşıyor. Bu nedenle birçok hane, su verilmesine rağmen musluklarından su akmadığını ifade ediyor. Mahalle sakinleri, suya erişebilmek için kendi imkanlarıyla evlerine küçük su depoları kurdu. Ancak bu da yeterli olmayınca çözüm olarak tankerle su satın almaya yöneldiler. Bir su tankeri ise yaklaşık bin TL’ye mal oluyor. Yakaköy Mahallesi sakinleri, yıllardır devam eden su sorununun kalıcı şekilde çözülmesini talep ediyor.

İzmir Bornova’da vatandaş aylardır içme suyuna hasret

"Afrika köyleri gibi olduk"

Doğma büyüme Yakaköy Mahallesi sakini olduğunu belirten Mehmet Şeref, "Yıllardır köyümüzde ufak tefek su sorunları oldu ama bu sene su sorunu konusunda zirveye ulaştık. Su gerçekten çok yetersiz. Emin olun Kurban Bayramı’ndan bu yana çeşmelerimizden hiç su akmadı. Millet genelde bireysel çözümler arıyor. Depoyla, taşıma suyla, arabayla, atla, eşekle su taşımaya çalışıyor. Adeta Afrika köyleri gibi olduk. Sorunlarımızı defalarca yetkili kurumlara, belediyeye, su idaresine iletmemize rağmen bize sadece üç beş tanker su gönderip depoya döktüler. Bu çözüm değil. Zaten bölge olarak eğimli bir arazideyiz. Yukarıdan dökülen su aşağıya akıyor, yukarıda kalanlar ise sadece bakıyor. Eskilerin bir sözü vardır, ‘Su akar, Türk bakar.’ Biz şu anda bu deyimi yaşıyoruz. İnsan için gerekli olan üç şey vardır: Ekmek, su ve hava. Bunlar olmadan yaşamak mümkün değil. Köyümüzde salgın hastalıkların baş göstermesinden korkuyorum. İnsan duş almak, çamaşırını yıkamak, bulaşığını yıkamak gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamıyorsa ortada yanlış giden bir şeyler var demektir. Yetkililerden bu sorunumuzun ivedi bir şekilde çözülmesini talep ediyoruz" dedi.

"Suyun akmadığı tek köy"

Ülke genelinde bu yıl yağışların az olduğunu ve İzmir’deki barajlarda su seviyesinin düşük olduğunu ifade eden Şeref, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"Biraz yağışsız bir dönemden geçiyoruz. İzmir genelinde zaten yağışlar azaldı. Her yerde su sorunu var. Bornova’nın 11 köyü var. En büyük köy Kavaklıdere, ikincisi biziz. Coğrafi yapısı, insanları ve gelip giden misafirleri açısından en güzel doğaya sahip yerlerden biriyiz. Ancak maalesef bu su sorunu çok büyük bir problem. Bornova’nın merkezine 13 km, İzmir’e ise 24 km mesafedeyiz. Bu kadar yakın bir yerde, bu kadar sorumsuzluk, bu kadar çözümsüzlük kabul edilemez. İşim gereği Bornova’nın bütün köylerini dolaştım. Her köyde çeşmeler akıyor, ama Yakaköy’de akmıyor. Kullanma suyunu bir şekilde temin ettik ama içme ve yemeklerde kullanılacak suyu bulmak gerçekten zor. Şu anda bulunduğumuz köyden 4 km yukarıda, az da olsa akan bir çeşme var. Köyün yüzde 75-80’i içme ve yemek suyunu buradan karşılıyor. Geriye kalan, yani oraya gidemeyenler ise suyu marketlerden almak zorunda kalıyor."

İzmir Bornova’da vatandaş aylardır içme suyuna hasret

Evine tankerle su taşıyor

Evinde su kalmadığı için köye 4 kilometre uzaklıktaki tarihi Çatal Çeşmesi’ne gelen Deniz Uyar ise, "Bu yüzyılda İzmir gibi güzel bir yerde susuz kalmak gerçekten çok kötü bir şey. Hele ki Yakaköy gibi su cenneti sayılan, yayla havası olan bir yerde yaşıyoruz ama susuz kalıyoruz. Bunun yerel yönetimlerden mi, bilgisiz yönetimden mi kaynaklandığını bilemiyoruz. Ancak sebebi ne olursa olsun bu insanlara yapılan bir eziyettir. Arabamızın arkasında iki tonluk tank var, onunla su taşıyoruz ve evi o şekilde idare ediyoruz. Çevrede daha küçük yerleşim yerleri var; örneğin Çiçekli ve diğer bölgeler, oralara belediye tarafından su veriliyor ama bizim bulunduğumuz yere tankerle su getiriliyor. Aslında buraya doğrudan su verilse ve o küçük yerleşim yerlerine tankerle su gönderilse daha mantıklı olur. Ama işte sesimizi duyuramıyoruz. Allah sonumuzu hayır etsin" ifadelerini kullandı.

İzmir Bornova’da vatandaş aylardır içme suyuna hasret

"Lavaboda kullanacak su bulamıyoruz"

Mart ayından bu yana sularının yok denecek kadar az olduğunu söyleyen Halil Hayran, "Özellikle Kurban Bayramı’ndan bu yana yaklaşık iki aydır hiç suyumuz gelmiyor. Gelse bile çok az geliyor. Köyün özellikle merkez kısımlarına su hiç ulaşmıyor. Biz de bu durumda susuz kalıyoruz. Önceki gün bu konuyla ilgili bir eylem yapıldı. Herhalde bir şeyler oldu ama tam olarak ne olduğunu bilmiyorum. Ben su ihtiyacımı tarihi Çatal Çeşmesi’nden karşılıyorum. Aşağı yukarı 15-20 damacana ya da 5 litrelik bidonlarla su dolduruyorum. Bu suyu içmek ve yemek yapma için kullanıyorum. Çünkü diğer gelen sular içmeye uygun değil. İçemiyoruz, sadece lavaboda kullanıyoruz. Ancak o da artık yok. Lavaboda bile kullanacak su bulamıyoruz. Genellikle sağdan soldan, derelerden tankerle su bulabilirsek, bir depo alıp o depoya dolduruyoruz. Artezyen kuyu açılmadığı sürece bu sıkıntı çözülmez. Köy çok geniş olduğu için taşıma su yetersiz kalıyor. Bu nedenle en büyük sıkıntıyı bizim köy yaşıyor. Eğimden dolayı bütün su aşağıya gidiyor, bu yüzden köyün merkezi susuz kalıyor" dedi.

Abdurrahman Derici - Sinan Yeniçeri

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Afyon Türkiye, Avrupa Gençler ve BMU Motokros Şampiyonaları heyecanı başladı Balkan Motosiklet Birliği Motokros Şampiyonası ve Türkiye Avrupa Gençler Motokros Şampiyonası, Afyonkarahisar’da antrenman ve sıralama turlarıyla başladı. Organizasyona 6 ülkeden 150 sporcu katılıyor. Afyonkarahisar Motor Sporları Merkezi’nde düzenlenen Türkiye Motokros Şampiyonası’nın ikinci ayağı, Avrupa Gençler Motokros Şampiyonası’nın ilk ayağı ve Balkan Motosiklet Birliği Motokros Şampiyonası’nın ikinci ayak yarışları öncesinde idari ve teknik kontroller ile jüri toplantısı gerçekleştirildi. Pistteki hazırlıkların tamamlanmasının ardından üç şampiyonada antrenman ve sıralama turları başladı. Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında düzenlenen yarışlara; Türkiye, Yunanistan, Bulgaristan, Kuzey Makedonya, Romanya ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden 20’si yabancı toplam 150 sporcu katılıyor. "Sporcular çok mutlu, dünyanın en iyi parkurunda yarışıyorlar" Türkiye Motosiklet Federasyonu (TMF) Asbaşkanı Mahmut Nedim Akülke şampiyonayla ilgili yaptığı açıklamada, "Bu hafta sonu yapılan yarışlarda katılım rekoru kırdık, 150’ye yakın yerli ve yabancı sporcumuz var. 6 farklı ülkeden sporcularımız ve misafirlerimiz var. Bu organizasyon artık geleneksel bir hale geldi. Çok mutluyuz ve padok alanı hıncahınç dolu. Sporcular çok mutlu, dünyanın en iyi parkurunda yarışıyorlar. Burada yarışmak artık sporcular için bir ayrıcalık. Herkesi hafta sonu bu büyük şölene bekliyoruz" dedi.
Kayseri Erciyes, tarihin en uzun sezonunu yaşadı Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç; 18 Aralık 2025’te başlayan ve 15 Mayıs 2026’da sona eren Erciyes kayak sezonunun, 3 milyon 300 bin ziyaretçiyle tüm zamanların rekorunu kırdığını açıkladı. İngiltere’den Japonya’ya kadar dünyanın birçok ülkesinden turist ağırlayan Erciyes, tarihinin en uzun sezonunu yaşadı. Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç; Erciyes Kayak Merkezi’nde 2025-2026 kayak sezonunun ziyaretçi sayısı ve sezon süresi bakımından tarihi bir başarıyla tamamlandığını açıkladı. Başkan Büyükkılıç, 18 Aralık 2025 tarihinde başlayan sezonun 15 Mayıs 2026 itibarıyla sona erdiğini belirterek, Erciyes’in bu yaklaşık 150 günlük süreçte 3 milyon 300 bin ziyaretçiye ev sahipliği yaptığını ifade etti. Böylece Erciyes, 2011 yılından bu yana sürdürdüğü ziyaretçi rekorlarını bu sezon da geliştirerek tarihinin en yoğun ve en uzun kayak sezonunu yaşamış oldu. Toplam 112 kilometre uzunluğunda 41 farklı piste sahip olan Erciyes Kayak Merkezi’nin; Develi, Tekir, Hisarcık ve Hacılar olmak üzere dört ana giriş kapısıyla yerli ve yabancı ziyaretçilere geniş imkân sunduğunu kaydeden Büyükkılıç, merkezin Türkiye’nin en önemli kış turizmi destinasyonlarından biri haline geldiğini vurguladı. Başkan Büyükkılıç açıklamasında, "Erciyes artık sadece Türkiye’nin değil, dünyanın sayılı kayak merkezlerinden biri konumuna geldi. Her yıl artan yerli ve yabancı turist sayısı, yaptığımız yatırımların ve uluslararası tanıtım çalışmalarımızın ne kadar doğru olduğunu gösteriyor" ifadelerini kullandı. Daha önce 2014-2015 sezonunu 3 Mayıs’ta, 2018-2019 sezonunu ise 5 Mayıs’ta kapatan Erciyes’in, bu yıl 15 Mayıs’a kadar hizmet vererek kendi sezon rekorunu da geride bıraktığını belirten Büyükkılıç, kar kalitesi ve modern tesis altyapısının Erciyes’i uluslararası ölçekte öne çıkardığını dile getirdi. Kış sezonu boyunca düzenlenen ulusal ve uluslararası organizasyonların Kayseri’nin tanıtımına önemli katkı sunduğunu ifade eden Başkan Büyükkılıç, Erciyes Kökbörü Oyunları, Geleneksel Kızak Türkiye Şampiyonası, Erciyes Kar Voleybolu Turnuvası, Uluslararası Dağ Kayağı Türkiye Şampiyonası, Mount Open Sprint Cup, 5. Diplomatik Kayak Yarışı, Erciyes Kış Festivali ve Berkin Usta Sezonu Alp Disiplini Eleme Yarışları gibi etkinliklerin büyük ilgi gördüğünü, bu organizasyonların aynı zamanda Kayseri’nin 2029 Dünya Spor Başkenti sürecine güç kattığını vurguladı. Büyükkılıç, Erciyes Kayak Merkezi’nin Türk Kayak Merkezleri Birliği’nin Türkiye’de gerçekleştirdiği ilk organizasyona ev sahipliği yaparak önemli bir role imza attığını kaydederek, böylelikle 2027 Türk Dünyası Kültür Başkenti ünvanını taşıyacak olan Kayseri’nin tanıtımına da katkı sağladığını söyledi. 2025-2026 sezonunda Polonya ve Çek Cumhuriyeti’nden düzenli charter uçuşlarının gerçekleştirildiğini belirten Başkan Büyükkılıç, Almanya, İtalya, Amerika, İngiltere, Japonya, Güney Kore, Malezya, Fransa, Portekiz ve Endonezya başta olmak üzere birçok ülkeden turistin Erciyes’i tercih ettiğini kaydetti. Büyükkılıç, Türkiye’nin dört bir yanından gelen ziyaretçilerin de Erciyes’e yoğun ilgi gösterdiğini belirterek, İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Adana, Mersin, Nevşehir, Konya, Aksaray, Niğde ve Gaziantep başta olmak üzere çok sayıda şehirden misafirin sezon boyunca Kayseri’de ağırlandığını sözlerine ekledi.
Erzurum İletişim öğrencileri sektör temsilcileriyle buluştu Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü tarafından geleneksel hale getirilen "Paydaşlar Buluşması 4" etkinliği, Ata Teknokent Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Üniversite-sektör iş birliğini güçlendirmek, öğrencilerin uygulamalı eğitim süreçlerine katkı sunmak ve reklam kampanyası uygulamalarında destek veren paydaş kurumları bir araya getirmek amacıyla düzenlenen etkinlik, yoğun katılım ve renkli görüntülerle gerçekleştirildi. Program kapsamında Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü öğrencilerinin hazırladığı reklam kampanyası uygulamalarına ilişkin stantlar açıldı. Öğrenciler, dönem boyunca yürüttükleri çalışmalarını sektör temsilcileri, kurum uzmanları, akademisyenler ve katılımcılarla paylaşma imkânı buldu. Hazırlanan stantlar katılımcılar tarafından ilgiyle incelenirken, öğrenciler de projelerini tanıtarak uygulamalı deneyim kazanma fırsatı elde etti. Etkinlikte konuşan Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Derya Öcal, Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü olarak öğrencilerin yalnızca teorik bilgiyle değil, sahaya dönük uygulamalarla da yetişmesini önemsediklerini belirtti. Öcal, üniversite-sektör iş birliğinin iletişim alanında eğitim gören gençler için önemli bir kazanım olduğunu ifade ederek, öğrencilerin gerçek kurumlar, gerçek hedef kitleler ve gerçek iletişim süreçleriyle temas kurmasının mesleki gelişimlerine büyük katkı sunduğunu söyledi. Reklam kampanyası uygulamalarının öğrencilerin farklı düşüncelerini ortaya koymalarına, ekip çalışması becerilerini geliştirmelerine ve iletişim disiplininin sahadaki karşılığını görmelerine imkân sağladığını vurgulayan Öcal, bu sürece destek veren tüm paydaş kurumlara teşekkür etti. Prof. Dr. Öcal, paydaşlarla kurulan iş birliğinin yalnızca bir etkinlik günüyle sınırlı kalmadığını, öğrencilerin meslek hayatına hazırlanmasında kalıcı bir deneyim alanı oluşturduğunu dile getirdi. Gençlerin iletişim sektöründe daha donanımlı, üretken ve bilinçli bireyler olarak yer almaları için bu tür buluşmaların büyük önem taşıdığını kaydeden Öcal, etkinliğin hazırlanmasında emeği geçen öğrencilere, akademisyenlere ve katkı sunan kurum temsilcilerine teşekkür etti. Programda, reklam kampanyası uygulamalarına değer katan ve destek veren firma ve kurum temsilcilerine protokol üyeleri tarafından teşekkür belgeleri takdim edildi. Etkinlik, pasta kesimi ve müzik dinletisiyle devam etti. Katılımcıların ilgiyle takip ettiği "Paydaşlar Buluşması 4", öğrenciler, akademisyenler, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve sektör temsilcilerini aynı çatı altında buluşturarak üniversite-sektör iş birliğinin güçlendirilmesine katkı sundu. Renkli görüntülere sahne olan program, öğrencilerin mesleki deneyim kazanması ve paydaş kurumlarla güçlü iletişim ağları kurması açısından önemli bir buluşma olarak değerlendirildi. Programa; Çaykur Bölge Müdürü Yakup Öztürk, Anadolu Ajansı Bölge Müdürü Yunus Okur, Erzurum Halkıma Vakfı Başkanı Erdal Güzel, Erzurum Yeni Medya Derneği Başkanı Gamze İspirli, kamu kurum temsilcileri, gazeteciler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.
Kayseri Hulusi Akar: "Güç, beka ve refahın istikrarı için eğitimi olmazsa olmaz görüyoruz" Erciyes Üniversitesi (ERÜ) ve Büyük Sanat Vakfı (BSV) işbirliği ile düzenlenen Kayseri Eğitim Sempozyumu’nda konuşan AK Parti Kayseri Milletvekili ve Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, "Güç, beka ve refahın istikrarı için eğitimi olmazsa olmaz görüyoruz" dedi. Düzenlenen programa, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, AK Parti Kayseri Milletvekili ve Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler, Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu, AK Parti Kayseri İl Başkanı Hüseyin Okandan, ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Kayseri Üniversitesi (KAYÜ) Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa, protokol üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, "Ahilik kültürü, meslek öğrenme stratejisi ile eğitim hayatının aslında başladığı Kayserimizde, Sakarya Meydan Muharebesi sırasında son sınıf öğrencilerinin gönüllü olarak cepheye gitmesiyle 1920-1921 döneminde mezun veremeyen Kayseri Lisesi de Kayseri’nin eğitim tarihinde önemli bir yere sahiptir. Bugün geldiğimiz noktada ise proje tabanlı öğrenme, uluslararası ERASMUS ağları, mesleki eğitim-sanayi iş birliği ile hemen her alanda Kayseri’deki eğitim kurumları önemli projelerde yer almaktadır. Kayserimiz 4 üniversitesi ve bir de Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne bağlı Kayseri Tıp Fakültesi ile mühendislikten tıp eğitimine kadar mesleki ve uygulama odaklı bir yükseköğretim anlayışı içerisinde önemli adım atmaya devam etmektedir. Özellikle 1978 yılında hayırseverlerimiz tarafından temelleri atılan ve halen hayırseverlerimizin değerli katkılarıyla eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdüren Erciyes Üniversitemiz, Türkiye’nin önemli araştırma üniversitelerinden biri olarak 43 bini aşkın öğrencisiyle ülkemizin eğitim alanında lokomotif güçleri arasında yer almaktadır. Güçlü ülke Türkiye yolunda eğitim altyapımızın daha güçlenerek genç nesillerimizin örf ve adetlerine bağlı, alanında uzman, mesleklerinde başarılı, ülkesine ve milletine bağlı bireyler olarak yetişeceklerine inancımız tamdır. Kayseri Eğitim Sempozyumu’nun bilimsel alanında eğitim dünyasına ışık tutacağına inancımız tamdır. Değerli konuklar, ben özellikle bu programın gelişiminde emeği geçen, değerli katkı sağlayan herkese teşekkür ediyor, üniversitemiz ile Büyük Sanat Vakfı’nın iş birliğinde gerçekleşecek olan bu programın hayırlara vesile olmasını diliyorum" dedi. Eğitim konusunda yapmaya çalıştıkları önemli şeyler olduğunu söyleyen AK Parti Kayseri Milletvekili ve Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, "Yapmaya çalıştığımız çok önemli şeyler var. Özellikle eğitim konusunda yapmamız gereken ne varsa akademik çalışmalarımızı önüne getirmek suretiyle somut adımlara dönüştürmek amacıyla; bilgi sahibi, tecrübe sahibi akademisyenler, bu konuda çalışanlar, tecrübesi olanlar, uzmanlar, yerli yabancı kimler varsa onlardan istifade etmek suretiyle bu konuda bir yere varmaya çalışıyoruz. İstanbul’da çeşitli çalışmalar yaptık. Şimdi de Kayseri’de bu çalışmada bir yenisini başlatıyoruz. Kayseri’de akademik potansiyel gerçekten en az ticaret kadar, en az endüstri kadar, sanayi kadar, diğer spor, sağlık alanlarında olduğu kadar bir potansiyeli söz konusu. Dolayısıyla bu potansiyeli buradan bizim hayata geçirmek, bu potansiyeli bir noktaya taşımak için de bu tür çalışmaların önemli olduğunu değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemlerde çok daha kapsamlı, çok daha değişik konularda bu akademik potansiyeli kullanmak için gayret göstereceğiz. Bu bir başlangıç diyebiliriz. Kayseri’deki üniversitelerimiz çok başarılı işler yaptılar. Mesela bu bizim Türkovac dediğimiz aşıyı burada biz Kayseri’de, üniversitemizde, hocalarımız gerçekleştirdiler ve bunu hizmete sundular. Fakat maalesef iletişimdeki bazı sıkıntılardan dolayı bunu tam olarak anlatamadık. Diğer taraftan hala şu anda kök hücre başta olmak üzere bu konularda gen, genom konularında üniversitelerimiz çok başarılı işler yaptı, yapmaya da devam ediyor. Diğer konularda, her alanlarda da Kayseri’deki üniversitelerimiz; Erciyes Üniversitemiz, diğer üniversitelerimiz, buradaki üniversitelerimizle ciddi, önemli çalışmalar yaptılar, yapmayı sürdürüyorlar. Fakat bizim meselemiz bunu olabildiğince ulusal çapta, Türkiye çapında bazı şeyleri gündeme getirmek. Bazı şeyleri ortaya koymak ve bunların da ülkemizin, toplumumuz yararına sağlamak" ifadelerini kullandı. "İstikrar için eğitimi olmazsa olmaz görüyoruz" Akar; gücün, bekanın ve refahın istikrarı için eğitimin olmazsa olmaz olduğunu söyleyerek, "Şimdi hepimizin malumu olduğu üzere hiçbir sistemi diğer sistemlerden soyutlayamayız. Öncelikle hangi dünyada yaşadığımızı görmemiz lazım. Dünya gerçekten almış başını gidiyor. Etrafımızda, bölgemizde, dünyada çok ciddi gerilimler ve çatışmaya dönen gerilimler söz konusu. Bu konuda birliğimiz, beraberliğimiz, gücümüz, kuvvetimiz Türkiye olarak çok önemli. Güçlü olmamız lazım. Niçin? Devletimizin bekası için. Niçin? Milletimizin, 86 milyonun refahı için. Fakat şunu görüyoruz bunların hepsinin başında da bunlardaki istikrarı sağlayabilmek için eğitim olmazsa olmazını görüyoruz. Çünkü eğer biz vatandaşımıza ilk günden itibaren kırmızıda durup, yeşilde geçmeyi öğretemezsek daha sonra alacağımız tedbirlerle herkes dağıldıktan sonra çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kaldık, kalıyoruz. Bunun için eğitimle alakalı yapılmakta olan çalışmaların daha da güçlenmesi, daha da gelişmesi, daha da etkin hale gelmesi için ne yapılması gerekirse bunları inşallah yapar ve gayret ederiz. Eğitim ayrı şey, öğretim ayrı şey. Birbirini tamamlıyor, birbirine bitişik. Fakat eğitim dediğimiz şeyde anlatmaya çalıştığımız insandan bahsediyoruz, insanın davranışlarından bahsediyoruz, bunun gelişmesinden bahsediyoruz. Yapay zekaya bizim çok iyi çalışmamız lazım. Sanayi devrimini atladık bizim tarihimizde öyle bir sıkıntımız var. Dolayısıyla şimdi geldiğimiz noktada bu yapay zekanın robot gibi yazılım konularında, eğitim konusunda da baştan itibaren yapabileceğimiz ne varsa bunları yapıp çağı yakalamamız lazım. Bizim artık bilgi üretmeye başlamamız lazım. Bizim aldığımız ithal bilgiler üzerine değil kendi ürettiğimiz bilgilerle hayatımızı tanzim etmemiz lazım. Hayatımızın şekillenmesine katkı sağlamamız lazım" dedi. Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ise "Anadolu’nun tam ortasında Türkiye için sürekli katma değer üreten bir şehirde eğitimle ilgili Türkiye eğitiminde yeni modellerin konuşulacağı bir programa ev sahipliği yapmaktan dolayı şehir olarak çok mutlu olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Büyük Sanat Vakfı ve Erciyes Üniversitesi iş birliğinde üniversitelerin akademisyenlerin de aramızda olması, iş birliğinde olması bizim için çok kıymetli. Burada konuşulacak konuların şehrimizin geleceğine ve ülkemizin geleceğine ışık tutacağını düşünüyor, her birinize hoş geldiniz diyorum" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından program sempozyum oturumları ile devam etti.