TEKNOLOJİ - 12 Şubat 2026 Perşembe 09:51

Gerçek dışı içerikler çocukları tehdit ediyor

A
A
A
Gerçek dışı içerikler çocukları tehdit ediyor

İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Yeni Medya ve İletişim Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Sarphan Uzunoğlu, sosyal medyada yayılan içeriklerin gerçek olup olmadığını ayırt etmenin zorlaştığına dikkat çekerek uyarılarda bulundu. Düşük kalite videoların, görsellerin ve seslerin hızla üretilip paylaşıldığı, ’AI slop’ (yapay zeka kirliliği) olarak da adlandırılan sürecin çocukları ve gençleri olumsuz etkileyebileceğini belirten Dr. Uzunoğlu, "Yüksek etkileşimli içeriklere bağımlılık artıyor. Gerçeklik algısı ve dikkat kapasitesi aşınıyor. Kullanıcılar için doğru, önemli ya da güvenilir olan şeyler giderek belirsizleşiyor" diye konuştu.


We Are Social ve Meltwater tarafından hazırlanan Dijital 2025 Türkiye Raporu’na göre, Türkiye’deki aktif internet kullanıcısı 77,3 milyona ulaştı. Türkiye, internet kullanımının en yaygın olduğu ülkeler arasında yer alırken, sosyal medyaya olan ilgi de her geçen gün artmaya başladı. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’deki sosyal medya kullanıcısı 60 milyona yaklaştı.



Ekran başındaki süre artıyor


Ekran başında ve sosyal medyada geçen süre hızla artarken, İEÜ İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Sarphan Uzunoğlu, yapay zekayla üretilen yanıltıcı içeriklere dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti. Özellikle sosyal medya platformlarında ’manipülatif’ amaçlarla bazı içeriklerin yayılabildiğini dile getiren Dr. Uzunoğlu, 10-20 yaş aralığındaki genç kullanıcıların yanı sıra ailelere ve güvenilirliklerini korumak isteyen firmalara da tavsiyelerde bulundu.



"İki yönde baskı olacak"


’AI slop’ içeriklerin, yalnızca kullanıcıların ya da içerik üreticilerin neden olduğu bir sorun olmadığını belirten Dr. Uzunoğlu, "Bugün sosyal medya platformları, içeriğin doğruluğundan çok dolaşıma girme potansiyelini ödüllendiriyor. Düşük ve orta kalite, hızlı tüketilen ve duygusal tepki üreten içerikler, tam da bu nedenle görünür oluyor. Önümüzdeki dönemde platformlar iki yönde baskı altında kalacak. Bir yandan regülasyonlar ve kamusal baskı artacak, diğer yandan da kendi iş modellerini ayakta tutmak için yüksek etkileşimli içeriklere bağımlılık sürecek. Bu ikili yapı, platformların ’tarafsız aracı’ söylemini inandırıcılıktan uzak hale getiriyor. Dolayısıyla mesele, yalnızca yapay zekânın daha fazla içerik üretmesi değil, platformların neyi öne çıkardığına dair editoryal kararları" diye konuştu.



"Hızlı tepki vermek üzerine kurulu"


Dr. Uzunoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Kullanıcılar açısından yaşanan temel sorunlardan biri, içeriklerin gerçek mi ya da sahte mi olduğu ayrımını yapabilecek zamanın, dikkatin ve zihinsel mesafenin ortadan kaldırılması. Dijital platformlar, kullanıcıyı düşünmeye değil, hızlıca tepki vermeye çağırıyor. Sürekli akan içerik, bildirimler, öneriler ve trend listeleri, kullanıcının içerikle kurduğu ilişkiyi şuurlu bir değerlendirme sürecinden çok, refleksif bir tüketime dönüştürüyor. Bu ortamda ayırt etme kabiliyeti zayıflamıyor, ayırt etme ihtiyacı bastırılıyor."



"Gerçeklik, görünürlük ile karıştırılıyor"


Bu durumun çocuklar ve gençler üzerinde birçok olumsuz etkiye neden olabileceğini ifade eden Dr. Uzunoğlu, "Hızlı, duygusal ve çoğu zaman manipülatif içeriklerle karşılaşan genç kullanıcılar için ‘doğru’, ‘önemli’ ya da ‘güvenilir’ olan şeyler giderek belirsizleşir. Algoritmaların en çok etkileşim üreten içeriği öne çıkardığı bir ortamda, gerçeklik çoğu zaman görünürlükle karıştırılır. Çok izlenenin doğru, çok paylaşılanın değerli olduğu yönünde örtük bir öğrenme süreci işler. Bu da uzun vadede eleştirel düşünmenin zayıflamasına, yüzeysel bir dünya algısının normalleşmesine yol açabilir. Buna ek olarak, çocuklar ve gençler sürekli bir dikkat ekonomisi içinde büyüdükleri için sabır, derinlik ve bağlam gerektiren düşünme biçimleri geri plana itilir. Her şeyin kısa, hızlı ve ‘eğlenceli’ olması beklentisi, öğrenme süreçlerini ve duygusal dayanıklılığı olumsuz etkileyebilir" diye konuştu.



"Düzenlemeler yapılabilir"


Ailelere de bu süreçte önemli görevler düştüğünü belirten Dr. Uzunoğlu, "Konuyu sadece yasaklama ya da kontrol etme refleksiyle ele almamalıyız. Çocukları dijital dünyadan izole etmek, hem mümkün değil hem de sağlıklı bir çözüm değil. Asıl ihtiyaç, çocuklarla birlikte içerik üzerine konuşmak, ne izlediklerini değil bunların neden karşılarına çıktığını, ne hissettirdiğini ve ne amaçladığını birlikte düşünmek. Bu tür sohbetler, çocukların dijital ortamda karşılaştıkları içeriklere karşı mesafe koyabilme ve sorgulama becerilerini güçlendirir. Bu noktada bazı düzenlemeler yapılabilir. Platformların çocuklara yönelik öneri sistemlerinin şeffaflaştırılması, yaşa duyarlı algoritmaların uygulanması ve şirketlerin ülkeler düzeyinde muhatap alınabilir temsilcilikler bulundurması sansür değil, kamusal sorumluluğun gereğidir" dedi.



Firmalara ’güven’ uyarısı


Firmaların da yanıltıcı içeriklere karşı önlemler almaya başladığına dikkat çeken Dr. Uzunoğlu, "Firmaların yapay zeka kaynaklı içeriklere karşı etiketleme, uyarı, doğrulama ya da filigran gibi önlemler almaya başlaması ilk bakışta olumlu görünüyor. Ancak bu önlemler nasıl, ne amaçla ve ne kadar şeffaf biçimde uygulandığına bağlı olarak, güven inşa etmek yerine tam tersine bir etki de oluşturabilir. Yapay zekaya yönelik refleksif ve sert müdahaleler, sorunu yapısal olarak çözmekten çok, kullanıcıyı sürekli alarm hâlinde tutan bir ortama sürükleme riski taşıyor. Burada kritik olan, firmaların aldığı önlemlerin sorumluluğu kullanıcıya devreden bir alarm sistemine dönüşmemesi. ‘Biz uyardık, gerisi sana kalmış’ yaklaşımı sorunu çözmez, sadece yükü bireye bırakır. Oysa kullanıcıların güvenini korumak için platformların yalnızca içerikleri etiketlemesi değil, bu içeriklerin neden ve nasıl dolaşıma sokulduğunu, hangi mantıkla öne çıkarıldığını da açıklaması gerekir. Şeffaflık olmadan güven inşa edilemez" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Dondurucu soğukta Van Gölü’nde yüzdüler "Türkiye’ye denizi sevdiren adam" olarak bilinen sosyal medya fenomeni Aydın Aydıner, ekip arkadaşlarıyla birlikte şubat ayının dondurucu soğuğunda Van Gölü’ne girdi. İstanbul Bebek’te yaz kış demeden her gün denize girerek ülke genelinde bir akım başlatan Aydın Aydıner, bu kez Van’da soğuk havaya rağmen yüzerek kış turizmine dikkat çekti. İstanbul Bebek’te her mevsim düzenli olarak denize giren ve özellikle kış aylarında yaptığı paylaşımlarla geniş kitlelere ulaşan Aydıner, Van’dan gelen davetler üzerine kente geldi. Sabah saatlerinde Edremit ilçesinin Van Gölü kıyısında hazırlıklarını tamamlayan Aydıner ve ekibi, hava sıcaklığının sıfırın altında 2 ile 3 dereceyi gösterdiği anlarda göle girerek yüzdü. "Van denizi muhteşem bir yer ve çok keyifli" Konuya ilişkin konuşan Aydın Aydıner, İstanbul Bebek’te her sabah denize girdiğini hatırlattı. Kar kış kıyamet demeden 8 yıldır aralıksız denize girdiğini ifade eden Aydıner, "Van’dan takipçilerim sürekli mesaj atıyordu, ‘Abi Van’a gel, seni burada da görmek istiyoruz’ diye. Ben de ‘Geliyorum’ dedim. Gelir gelmez çok güzel bir şehirle karşılaştım. İnsanları muhteşem. Doğu’nun insanı gerçekten çok misafirperver. Sağ olsunlar bizi buraya kadar getirdiler, yanımızda oldular, destek verdiler. Deniz soğuk ama benim için çok soğuk değil. Suyu da gerçekten çok güzel, değişik bir tadı var. Deniz diyorum çünkü ucu bucağı yok; muhteşem bir yer ve çok keyifli" dedi. "Sadece yazın değil, kışın da denize girilebilir" Kış turizmine dikkat çekmek amacıyla soğuk havalarda denize girdiğine dikkat çeken Aydıner, "Bu sene özellikle böyle bir akım başlattım. Herkes denize giriyor, buza atlıyor, karda ve soğuk suda yüzüyor. Hep birlikte şunu göstermek istedik: Sadece yazın değil, kışın da denize girilebileceğini. Türkiye bir kış turizmi cenneti haline gelsin; sadece karda, buzda kayılmasın, snowboard yapılmasın, denizlerimize de girilsin. Böylelikle inşallah Van’ı da kalkındırmış oluruz. İnsanları buraya davet ediyorum. Çok güzel bir yer, çok misafirperver insanlar var ve muhteşem bir doğası var. Aynı gün içinde dört mevsimi yaşadık; yağmur yağdı, ardından kar yağdı, sonra denize girdik. Enteresan bir gün yaşıyoruz. Çok mutluyum. Muhteşem bir ile geldim, muhteşem insanların yanındayım" diye konuştu. "Herkes gelsin, Van Gölü’nde yüzsün" Öte yandan Aydıner’in ekibinde yer alan Hayriye Çetin de ilk kez geldiği Van’da Van Gölü’nde yüzmenin kendisi için unutulmaz bir deneyim olduğunu belirterek, "Van’ın gerçekten bu kadar keyifli geçeceğini beklemiyordum. İlk kez geldim. Van Gölü’nde yüzmek benim için inanılmaz bir deneyim oldu, herkese tavsiye ediyorum. Biz Bebek’te yüzüyorduk, herkese çıkın çıkın gelin diyorduk; artık Van’a kesinlikle gelin diyorum. Herkes gelsin, Van Gölü’nde yüzsün. Bizim için gerçekten inanılmaz, güzel ve çok keyifli bir deneyimdi" ifadelerini kullandı.
Ankara 2. el araç pazarında ‘16 yaş ve üzeri’ devrimi Quick Finans ev sahipliğinde gerçekleşen ‘2. El Oto’nun Yıldızları Çalıştay ve Ödül Programı’nda, kredi engelini aşan ‘16 yaş ve üzeri’ hamlesi ve Ticaret Bakanlığı’nın 2. el oto pazarına yönelik projeleri katılanlardan büyük ilgi gördü. ‘Türkiye Otomotiv Pazarını 2. El Belirler’ mottosuyla Türkiye’nin ilk 2. El Oto Zirvesi’nde ve takiben Ankara ve İzmir Bölge Çalıştaylarında bir araya gelen 2. El oto ekosistemi, bu kez 6-8 Şubat tarihleri arasında Kıbrıs’ta düzenlenen organizasyonda bir araya geldi. Quick Finans’ın ev sahipliğindeki programda 2. el otomotiv ticaretinde güven, dijitalleşme ve finansman modelleri tüm yönleriyle ele alındı. Zirvenin açılış konuşmasını yapan Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar, grubun 2017 yılında Quick Sigorta ile başlayan yolculuğunun bugün finansal bir ekosisteme dönüştüğünü vurguladı. Dünyadaki örneklerin aksine Türkiye’de sistemin önce bankalar üzerinden kurulduğuna dikkati çeken Yaşar, holding olarak bu yapıyı sigorta ve fon oluşturan şirketlerle entegre bir hale getirdiklerini belirtti. Grubun temel amacının iş ortaklarıyla rekabete girmek değil, acenteleri ve bayileri birer ‘finansal market’ haline getirmek olduğunu ifade eden Yaşar, bu modelin detaylarını paylaştı. Sadece sigorta veya kredi ile sınırlı kalmayıp gayrimenkulden mobiliteye kadar grubun ürettiği tüm enstrümanların satışında acentelere rol verileceğini belirten Yaşar, bu sayede iş ortaklarının bütünleşik hizmet sunan merkezlere dönüşeceğini kaydetti. Koruma açığına karşı KASKONOMİQ ve birikim odaklı ‘Lüküs Hayat’ Sektördeki koruma açığına yönelik çözümlere değinen Yaşar, Türkiye’deki araçların yüzde 75’inin kaskosuz olduğu gerçeğinden hareketle geliştirilen KASKONOMİQ ürününün önemine değindi. Sigorta şirketlerinin genellikle belirli yaşın üzerindeki araçları sistem dışı bıraktığını hatırlatan Yaşar, KASKONOMİQ ile riskin tamamını üzerinde taşıyan vatandaşlara, trafik sigortası primlerine yakın bedellerle muafiyetli bir koruma sağladıklarını aktardı. Özellikle gençlerin otomobile erişimini kolaylaştırmak amacıyla kurgulanan Lüküs Hayat Sigortası hakkında da bilgi veren Yaşar, bu ürünün döviz bazlı bir birikim modeli sunduğunu belirtti. Belirli bir birikim seviyesine ulaşan kullanıcılara grup bünyesindeki QCAR Mobilite üzerinden tek taraflı bir taahhütle otomobil alma garantisi verdiklerini ifade eden Yaşar, sigortanın bu yönüyle bir hayat planlama aracına dönüştüğünü vurguladı. Mobilite ve gayrimenkulde sigorta güvencesi Ekosistemin mobilite ayağında QCAR Mobilite ile yıllık 200 bin gün ikame kiralama hacmine ulaştıklarını belirten Yaşar, 2026 yılı hedeflerinin 81 ilin tamamında hizmet ağını canlandırmak olduğunu söyledi. İnşaat sektöründe ise müteahhitlikten ziyade ‘gayrimenkul geliştirme’ odaklı ilerlediklerini ifade eden Yaşar, bina tamamlama sigortasının önemine dikkati çekti. İstanbul Kurtköy’deki Quick Residence projesinin Türkiye’de temelden itibaren yüzde 100 teslim garantili ve sigorta korumalı nadir projelerden biri olduğunu hatırlatan Yaşar, bu projelerin aynı zamanda acenteler için yeni birer komisyon geliri kapısı olacağını da sözlerine ekledi. Pazarda 16 yaş ve üzeri devrimi ve satış rekorlarındaki servet etkisi 2. el oto ekosistemini tüm paydaşları ile kapsayacak iş modelleri ile sahiplenme ve iş birlikleri ile grubun gücünü katarak gelişimine katkı sunma vizyonuyla hareket ettiklerini belirten Quick Finans Genel Müdürü Nihat Karadağ ise, 2. el pazarının sıfır araç pazarının 8 ila 10 katı büyüklüğünde devasa bir ekosistem olduğunu belirterek, son 3 yılda pazarda yaşanan rekorlar serisinin temel dinamiklerinin elektrikli araçlarda çağın dönüşümü ile SUV araçlarla gelen teknoloji dönüşümü ve reel fiyatlarda düşüş olduğunu, ‘altın fiyatlarındaki artışa bağlı servet etkisi’nin de arz esnekliği olan otomotiv sektöründe talebe yansıdığını vurguladı. Finansmana erişimdeki engellerin aşılmasına yönelik olarak devrim niteliğindeki bir gelişmeyi de paylaşan Karadağ, bankacılık ve finans sektöründe uygulanan 15 yaş sınırıyla kredi dışı kalan araç parkı için Quick Finans’ın, Quick Sigorta’dan Kaskonomiq ile sigortalı 16 yaş ve üzeri araçlara kredi vermeye başlayacağını duyurdu. Karadağ, bu ay itibarıyla hayata geçecek bu modelin finansa ve araca erişilebilirliği artırarak pazarın büyümesine ciddi katkı sağlayacağını belirtti. Kredi dışı kalan 6,5 milyon araç için yeni finansman modeli Finansmana erişimde sektördeki en büyük bariyerlerden biri olan ‘yaş sınırı’ konusuna çözüm getirdiklerini müjdeleyen Karadağ, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye’deki 33,6 milyonluk araç parkının yüzde 37’si 16 yaş ve üzeri araçlardan oluşuyor. Bu grup büyük ölçüde kredi imkanlarından yoksun. Quick Finans olarak bu ay itibarıyla 16 yaş ve üzeri araçlara kredi vermeye başlayacağız. Yaş sınırıyla kredilendirme dışı kalan yaklaşık 6,5 milyonluk araç parkı, bu hamleyle sisteme dahil olacak. Bu model sadece satış hacmini değil, yaygın bir şekilde uygulanan takas sistemine de katkı sağlayarak pazarın sürdürülebilir ve istikrarlı gelişimini de destekleyecektir." Sektörel trendlerde SUV ve elektrikli araç dominasyonu Pazarın segment bazlı dikkat çeken dönüşüm ve trendlerine de değinen Karadağ, hibrit ve elektrikli araç satışlarının son 3 yılda yüzde 576 gibi rekor bir büyüme sergilediğini, SUV modellerin pazar payının ise yüzde 61,9 seviyesine ulaştığını aktardı. Tüketici tercihlerindeki bu radikal dönüşümün finansman ihtiyaçlarını da çeşitlendirdiğini belirten Karadağ, Quick Finans olarak her ay yayınladıkları 2. El Oto Raporu ile bu verilerin analiz ve yorumlarını şeffaf bir şekilde sektörle paylaşarak, piyasaya ışık tutmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi. Ekspertizde Merkezi Bilgi Sistemi hakkında bilgi verildi Toplantıda konuşan Ticaret Bakanlığı Otomotiv Ticareti Daire Başkanı Özgür Karacaoğlu da Bakanlığın piyasayı şeffaf ve adil hale getirme stratejilerini aktararak, ‘Merkezi Ekspertiz Bilgi Sistemi’ projesi ile ilgili gelişmeleri anlattı. Ayrıca kayıt dışılıkla mücadele kapsamında ‘Elektronik İlan Doğrulama Sistemi’ne değinen Karacaoğlu, bu düzenlemelerin temel gayesinin dürüst çalışan kayıtlı işletmelerin haklarını korumak olduğunu ifade etti.
Balıkesir Ali Çetinkaya Mahallesi 2026’da doğalgaza kavuşuyor Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, Ali Çetinkaya Mahallesi’nde yaşayan vatandaşlara doğalgaz müjdesi verdi. Mahallenin 3. Etap 2026 Yatırım Programı’na dahil edildiğini açıklayan Başkan Ergin, doğalgaz altyapı çalışmalarının kısa sürede başlayacağını duyurdu. Başkan Ergin, doğalgaz çalışmalarının hızlandırılması ve kalan bölgelerde devamının sağlanması amacıyla AKSA başta olmak üzere ilgili paydaşlarla yoğun bir çalışma yürütüldüğünü belirterek, "Ali Çetinkaya Mahallemizi 2026 Yatırım Programı’na dahil ettik. Ali Çetinkaya Mahallesi, 2026 yılında doğalgaza kavuşacak. Doğalgaz Dağıtım işbirliğiyle kentimizi doğalgazla buluşturmaya devam edeceğiz. Hayırlı olsun" dedi. 3. Etap Doğalgaz Yatırım Çalışmaları kapsamında bölgede toplam 50 kilometrelik doğalgaz altyapı çalışmasının planlandığını ifade eden Ergin, çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte bin 430 bina ve 6 bin 296 bağımsız bölümün doğalgaza kavuşacağını söyledi. Yatırım sürecine paralel olarak mülk sahiplerinin abonelik işlemleri için davet edileceğini hatırlatan Başkan Ergin, özellikle apartman ve site yönetimlerine önemli bir uyarıda bulundu. Ergin, "8 ve üzeri bağımsız bölümü bulunan yapılar için Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca noter onaylı yönetim karar defterinde ‘Isınma Sistemi Geçiş Kararı’ alınması zorunludur" dedi. Detaylı bilgi almak isteyen vatandaşlar 444 4 187 numaralı Doğalgaz hattına başvurabilecek.
Malatya Büyükşehir Belediyesinden trafikte yaşanan sorunlara neşter Malatya Büyükşehir Belediyesi tarafından trafikte yaşanan sorunların asgari seviyeye indirilmesi, sürücü ve yayaların daha güvenli bir şekilde seyahat edebilmeleri amacıyla yeni düzenleme çalışmaları aralıksız bir şekilde sürdürülüyor. Malatya’da bir yandan yeni yol açma ve genişletme çalışmaları, bir yandan akıllı kavşak düzenlemeleri, yönlendirme levhaları, yol çizgi çalışmaları yapılırken bir yandan da sinyalizasyon çalışmaları yapılıyor. 24 Ocak 2020 Elazığ ve 6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından afetzede vatandaşlarımız için oluşturulan yeni yerleşim alanlarında zaman zaman yaşanan trafik sıkışıklığının önlenmesi amacıyla sinyalizasyon çalışmaları gerçekleştiriliyor. Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafından şehrimizin yeni alt merkezlerinden biri olarak görülen İkizce Bölgesi girişinde yapımı devam eden trafik düzenlemelerinin yansıra Orduzu Mahallesi Gelinciktepe bölgesinde de yeni düzenlemeler gerçekleştirerek trafik akışının daha güvenli bir hale gelmesi sağlandı. Gelinciktepe TOKİ konutları girişi ile Pınarbaşı Caddesi yolunun kesiştiği noktada zaman zaman kazaların yaşandığı ve bu nedenle ilk olarak bu noktaya sinyalizasyon sistemi yapılarak trafik akışının düzenlendiği belirtildi. Yine Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Hizmetlerine bağlı ekipler tarafından aynı yolun devamında Kaldırım TOKİ Konutları’na giden güzergah üzerinde Leylek Pınar Caddesi yolunun kesiştiği noktaya da sinyalizasyon sistemi kurulmaya başlandı. Yapılan düzenlemelerden dolayı memnuniyetlerini dile getiren vatandaşlar, çalışmalar ile trafik akışının daha düzenli ve güvenli bir hale geldiğini belirterek Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er ile ekiplerine teşekkür ettiklerini ifade ettiler. İki farklı adreste gerçekleştirilen sinyalizasyon çalışmalarının ardından yine Büyükşehir Belediye ekipleri tarafından orta refüj ve asfalt çalışmaları yapılacak.