TEKNOLOJİ - 04 Şubat 2026 Çarşamba 10:24

EÜ’den sanayiye yönelik yerli ve milli yüksek hızlı motor projesi

A
A
A
EÜ’den sanayiye yönelik yerli ve milli yüksek hızlı motor projesi

Ege Üniversitesi (EÜ) sanayiye yönelik ürettiği projeler kapsamında mühendislik alanında önemli bir çalışmayı daha hayata geçirdi. EÜ Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Erkan Meşe danışmanlığında yürütülen lisans bitirme projesinde, son sınıf öğrencisi Şevket Boyatan "Yüksek Hızlı Elektrik Motoru" geliştirdi.


Türkiye’de seri üretimi sınırlı olan yüksek hızlı motor teknolojilerine yönelik gerçekleştirilen proje ile yüksek verimlilik, düşük gürültü ve sanayiye uyarlanabilir yerli bir prototip ortaya konulması hedeflendi.


Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, başarılı genç mühendis adayı Şevket Boyatan’ı ve danışmanı Prof. Dr. Erkan Meşe’yi bu önemli başarılarından dolayı tebrik etti.


Projeye ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Erkan Meşe, "Öğrencimiz, tasarımı ve prototiplemesi tamamen kendisine ait olan yüksek hızlı bir elektrik motoru geliştirdi. Türkiye’de standart bir elektrik motorunun hızı genellikle dakikada 3 bin devir civarındayken, geliştirilen bu motor yaklaşık 12 bin devir hızına ulaşmaktadır. Yüksek hız, beraberinde çeşitli teknolojik zorluklar oluştursa da bu tür motorların savunma sanayinden biyomedikal uygulamalara, elektrikli araçlardan endüstrideki özel projelere kadar oldukça geniş bir kullanım alanı bulunmaktadır. Bu çalışmayla, Türkiye’de seri üretimi sınırlı olan yüksek hızlı motor teknolojilerine yönelik yerli, verimli ve sanayiye uyarlanabilir bir prototip ortaya koymayı hedefledik. Türkiye’de yüksek hızlı motor teknolojisi, özellikle seri üretim anlamında henüz istenilen seviyede değildir" dedi.



"Proje, yerli mühendisliğin sahada karşılık bulduğunu gösterdi"


Geliştirdiği motorla ilgili bilgi veren Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü son sınıf öğrencisi Şevket Boyatan, "Üniversitedeki mühendislik altyapısıyla başlatılan bu proje, yerli firmaların katkısıyla sahada karşılığı olan bir ürüne dönüştü. Bu yönüyle sadece teknik bir başarı değil, aynı zamanda yerli mühendislik altyapısının ve sanayi-üniversite dayanışmasının somut bir örneği olarak ortaya konmuştur. Geliştirdiğim motor, yüksek hızlı ve fırçasız motor kategorisinde yer alıyor. Tasarımın en büyük farkı, iç konfigürasyonunda yapılan özel değişikliklerden kaynaklanıyor. Diğer motorlara kıyasla çok daha yüksek verimlilik sunan bu yapı, kapalı tasarımı sayesinde daha sessiz çalışıyor ve gürültü oranını minimum seviyeye indiriyor. Bu özellikleri sayesinde pompa ve havalandırma sistemleri başta olmak üzere sanayinin pek çok alanında kullanıma uygun bir yapı ortaya çıktı. Prototip üretim süreci, Faz Elektrik Motor Sanayi firmasıyla yapılan iş birliğiyle gerçekleştirildi. Motorun sarım aşamasında ise Volt Bobinaj’dan destek alındı. Bu dış destekler dışında tasarım, analiz ve prototipleme süreçlerinin tamamını, Prof. Dr. Erkan Meşe’nin danışmanlığında bizzat kendim tamamladım. Desteğini ve katkılarını esirgemeyen Ege Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümüne ve firmalara çok teşekkür ederim" diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Anadolu Üniversitesi AÖF kayıt yenileme dönemi sürüyor Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi (AÖF) bünyesinde eğitim gören binlerce öğrenciyi yakından ilgilendiren 2025-2026 akademik yılı bahar dönemi kayıt yenileme süreci tüm hızıyla devam ediyor. 2 Şubat 2026 tarihinde başlayan işlemler için geri sayım sürerken, üniversite yönetimi öğrencilerin mağduriyet yaşamaması adına dijital destek kanalları ve bilgilendirme ağı hakkında bilgilendirme yaptı. Konuya ilişkin açıklamada; öğrencilerin işlemleri sırasında karşılaştıkları sorunlarda sesli yanıt sistemi, çağrı merkezi, soru-cevap platformu AOSDESTEK ile yapay zekâ tabanlı sanal asistan Chatbot aracılığıyla anlık yardım alabildiği belirtildi. Sürecin daha şeffaf ve anlaşılır olması için hazırlanan bilgilendirici video ve animasyonların da fakültenin resmi kanallarında yayına alındığı ifade edildi. Üniversitenin SMS, mobil uygulama bildirimleri ve sesli aramalarla öğrencilere adım adım rehberlik ederek kayıt sürecini kolaylaştırmayı hedeflediği aktarıldı. Kayıt silinme riskine karşı kritik uyarı Yürütülen bilgilendirme çalışmaları kapsamında özellikle belirli bir öğrenci grubuna dikkat çekildi. Mevzuat hükümleri doğrultusunda üst üste dört dönem kaydını yenilemeyen öğrencilerin üniversite ile ilişiklerinin kesilmesinin söz konusu olabildiği bilgisi paylaşıldı. Üniversite yönetiminin bu kritik durumda bulunan öğrencilerin herhangi bir hak kaybı yaşamaması adına özel bir bilgilendirme süreci yürüttüğü belirtildi. Yapılan duyurularda, kayıt yenileme işleminin akademik sürecin devamı açısından hayati önem taşıdığı vurgulanarak öğrencilerin belirtilen süreler içerisinde işlemlerini tamamlamaları gerektiği hatırlatılıyor. Son işlem tarihi 16 Şubat Pazartesi günü Kayıt yenileme işlemleri için sistemin 16 Şubat 2026 saat 22.00’ye kadar açık kalacağı açıklandı. Öğrencilerin ders seçimi ve kayıt bedeli ödemelerini bu tarihe kadar tamamlamaları gerektiği ifade edildi. Yetkililer, yoğunluk yaşanmaması adına işlemlerin son güne bırakılmaması konusunda uyarıda bulundu.
Eskişehir Psikolog Beste Çokaygil: "Sevgililer Günü jestler ve hediyelerle sınırlı olmamalı" Acıbadem Eskişehir Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Beste Çokaygil, 14 Şubat Sevgililer Günü’nün yalnızca romantik jestler ve hediyelerle sınırlı görülmemesi gerektiğini belirterek, "Sosyal medyadaki mutlu çift fotoğrafları ve idealize edilmiş ilişki temsilleri, kişilerin kendi ilişkilerini sorgulamasına neden olabiliyor" dedi. Toplumda 14 Şubat’ın çoğu zaman romantik beklentilerle anlamlandırıldığını ancak bu günün yalnızca ’sevgiyi kutlama’ günü olmadığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Beste Çokaygil, "Psikolojik açıdan sevgi yalnızca romantik ilişkilere indirgenemez. Kişinin kendine şefkat gösterebilmesi, ihtiyaçlarını fark edebilmesi ve yalnız kalabilme kapasitesini geliştirmesi ruhsal sağlık açısından çok değerlidir" şeklinde konuştu. "14 Şubat bazı kişilerde mutluluk, bazılarında yalnızlık duygusunu tetikleyebilir" Sevginin yalnızca romantik bir his olmadığını vurgulayan Psikolog Çokaygil, "Sevgi; anlaşılma, görülme ve duygusal olarak güvende hissetme ihtiyacının bir yansımasıdır. Psikoloji literatüründe bağlanma, çocuklukta bakım verenlerle kurulan ilişkinin yetişkinlikteki yakın ilişkilere yansıması olarak ele alınır. Bu nedenle 14 Şubat bazı bireylerde sıcaklık ve mutluluk oluştururken, bazı bireylerde yalnızlık, değersizlik ya da terk edilme korkularını tetikleyebilir" diye belirtti. "Sağlıklı ilişkilerde bağ, konuşabilme alanıyla güçlenir" Çokaygil, sözlerinin devamında, "Duyguların ifade edilebildiği, kırgınlıkların konuşulabildiği, ihtiyaçların dile getirildiği ve sınırların karşılıklı olarak saygı gördüğü ilişkilerde bağ güçlenir. Sevgi yalnızca iyi hissettiren bir duygu değil; emek, sorumluluk ve karşılıklılık içeren bir süreçtir" ifadelerini kullandı. "Aşk başlar, bağ zamanla oluşur" Romantik aşk ile bağ kurma arasındaki farka değinen Psikolog Beste Çokaygil, şunları söyledi: "Aşk çoğu zaman yoğun bir heyecanla başlar, bağ ise zamanla gelişir. Bağ kurmak, karşımızdakini idealize etmek değil; onu olduğu haliyle kabul edebilmektir. Gerçek yakınlık, kişinin kırılganlığını paylaşabildiği ilişkilerde ortaya çıkar." "14 Şubat yalnız olanlar için bir kayıp değil" Yalnız olmanın bir eksiklik anlamına gelmediğini vurgulayan Çokaygil, "Yalnızlık, bireyin iç dünyasıyla temas kurabilmesi için bir alan sunar. Kendisiyle bağ kuramayan bir bireyin başkalarıyla sağlıklı bağlar kurması da zorlaşır. Bu nedenle 14 Şubat, yalnız olanlar için bir kayıp değil; ilişkiyi güçlendirme fırsatı olarak da değerlendirilebilir" dedi.
Bursa Pancar Deposu’nda Max Weber sosyolojisi anlatıldı Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği "Nasıl Yapmışlar?" söyleşileri, bu ay sosyolojinin önemli isimlerinden Max Weber’i mercek altına aldı. Pancar Deposu’nda gerçekleşen buluşmada Doç. Dr. Levent Ünsaldı, Weber’in modern toplumu ve otorite kavramını nasıl çözümlediğini katılımcılarla paylaştı. Farklı disiplinlerden konuların ele alındığı "Nasıl Yapmışlar?" söyleşi dizisinin bu ayki konusu, sosyoloji tarihinin köşe taşlarından Max Weber ve onun otorite anlayışı oldu. Doç. Dr. Levent Ünsaldı tarafından düzenlenen söyleşide, toplumların bir gücü neden meşru kabul ettiği ve itaat mekanizmalarının nasıl çalıştığı gözlemlendi. Söyleşide Weber’in sosyolojisindeki temel ayrımlara dikkat çeken Doç. Dr. Ünsaldı, Weber’in salt bir "otorite"den ziyade "meşru egemenlik" meselesine odaklandığını vurguladı. Ünsaldı, Weber’in insanların kaba güce neden boyun eğdiklerini değil, o gücü kullanmayı neden haklı ve yerinde gördüklerini anlamaya çalıştığını belirtti. Bu bakış açısına göre toplumlar, sadece korktukları için değil, yönetenlerin otoritesini geçerli ve doğru buldukları için de itaat etmektedir. Konuşmasında Weber’in tanımladığı otorite tiplerini de karşılaştıran Ünsaldı; geleneksel, karizmatik ve yasal-ussal (akılcı) otorite kavramlarını detaylandırdı. Geçmiş toplumlar ile günümüz toplumları arasındaki farkı bu kavramlar üzerinden açıklayan Ünsaldı, modern toplumun en belirgin özelliğinin "yasal-ussal otorite"nin giderek baskın hale gelmesi olduğunu ifade etti. Söyleşi, soru-cevap bölümüyle sona erdi.