EĞİTİM - 03 Mart 2026 Salı 12:36

Dünyanın en küçük kitabı ve en hafif kâğıdı EÜ’de sergileniyor

A
A
A
Dünyanın en küçük kitabı ve en hafif kâğıdı EÜ’de sergileniyor

Ege Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren ve Türkiye’nin bu alandaki ilk müzesi olan Kâğıt ve Kitap Sanatları Müzesi, sahip olduğu zengin koleksiyonuyla ziyaretçilerini tarihsel bir yolculuğa çıkarıyor. Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği müze, kâğıdın serüvenini ve kitabın sanatla buluştuğu noktaları evrensel bir bakış açısıyla sunuyor. Bünyesinde dünyanın en küçük kitabı, en hafif kâğıdı ve 38 ülkenin bitkilerinden üretilen dünya haritasına kadar pek çok nadide eserleri bulunduran müze, kâğıt ve kitap sanatının gelişimini gözler önüne seriyor.


Müzenin kuruluş aşamasından itibaren sürecin içerisinde yer alan Ege Üniversitesi Kâğıt ve Kitap Sanatları Müzesi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Seda Ağırbaş, müzedeki eserlerin her birinin ayrı bir hikâyesi olduğunu vurguladı. Müzedeki en dikkat çekici eserlerden birinin "One World" projesi olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Ağırbaş, "Müzenin kuruluş aşamasından eserlerin müzeye gelişine dek sürecin içinde olduğum için kâğıt ve kitap eserleri bana hep ilginç gelmiştir. Konusu itibariyle evrensel bir müzeye yakışan ’One World’ projesi başlığı altında hazırlanmış ’sanat sınır tanımaz’ mesajı ile sergilenen ’Dünya Haritası’ ilgimi çeken ilk yapıtlar arasında olmuştur. 38 ülkeden 42 sanatçının katılımıyla her birinin kendi yaşadığı coğrafyadaki bitkilerden yapmış oldukları el yapımı kâğıtlardan üretilmiş, kâğıt sanatçısı Jane Ingram Allen tarafından birleştirilerek gerçekleştirilmiştir. Türkiye’den de kâğıt eserin bulunduğu bu harita en son ABD’nin Boston eyaletinde sergilenmiş, 2012 yılında müzeye sanatçı tarafından bağışlanmıştır" dedi.



"Dünyanın en küçük kitabı bu müzede sergileniyor"


Müzenin en çok merak edilen ve ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle karşılaşan eseri ise mikroskobik boyutlardaki kitap. Dr. Öğretim Üyesi Ağırbaş, "Her yaştan ziyaretçinin ilgisini çeken ve merakla sordukları bu eser, 2012 yılında bağış yoluyla müzeye kazandırılan dünyanın en mini kitabıdır. 2.4x2.9 mm ölçülerinde, büyüteç yardımıyla görülebilen eser, Joschua Rechert tarafından mikroskop altında çok küçük aletlerle yapılmıştır. Her bir sayfasında alfabenin renkli harflerinin basılı olduğu ve yazının bulunmadığı bu minik kitap, Türkiye’de tek olarak müzemizde sergilenmektedir" diye konuştu.



"Söz uçar yazı kalır"


Kâğıdın ve yazının insanlık tarihindeki kalıcılığına dikkat çeken Dr. Öğretim Üyesi Ağırbaş, dijitalleşen dünyada bile yazılı kültürün önemini koruduğunu belirtti. Dr. Öğretim Üyesi Ağırbaş, "Tarihin her döneminde papirüs, parşömen, deri üzerine insanlar yazı yazmışlar. Kâğıt veya dijital bir sayfa olsun fark etmez, ben hayatımızda kalacak olan şeyin yazı olacağına inanıyorum çünkü ’söz uçar yazı kalır’ " diye konuştu.



Dünyanın en küçük kitabı ve en hafif kâğıdı EÜ’de sergileniyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Miran: "Eğitimciler sahipsiz değildir" Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, İstanbul’da öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonrası Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybetmesiyle ilgili yaptığı açıklamada, "Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir" dedi. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybettiği bıçaklı saldırı eğitim camiasını yasa boğdu. Memur Sen Antalya Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, yaptığı yazılı açıklamayla yaşanan olaya tepki gösterdi. Miran, "Çekmeköy Taşdelen’de bulunan Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 11. sınıf öğrencisi olduğu belirtilen ve disiplin sorunları bulunan bir öğrencinin kesici aletle gerçekleştirdiği saldırı sonucunda iki öğretmenimiz ve bir öğrencimiz yaralanmış; ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Fatma Nur Çelik öğretmenimiz tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Merhume öğretmenimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı diliyoruz. Tedavileri devam eden meslektaşımıza ve öğrencimize acil şifalar temenni ediyoruz" dedi. "Can güvenliği endişesi ile görev yapmamalı" Yaşanan saldırının eğitim camiasını derinden sarstığını ifade eden Miran, öğretmenlerin can güvenliği endişesiyle görev yapmaması gerektiğini vurguladı. Miran, "Bugün yüreğimiz yanıyor. Bir meslektaşımızı görevi başında kaybettik. Öğretmenlerimiz can güvenliği endişesiyle görev yapmamalıdır. Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir. Eğitim-Bir-Sen Antalya Şubesi olarak sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyor; bir daha benzer acıların yaşanmaması için kararlı bir duruş sergilemeye devam edeceğimizi ifade ediyoruz "ifadelerini kullandı. "Caydırıcı önlemler alınmalı" Yetkililere de çağrıda bulunan Miran, okullarda güvenlik tedbirlerinin artırılması gerektiğini belirterek şunları kaydetti: "Okullarımızdaki güvenlik tedbirleri derhal güçlendirilmelidir. Riskli durumlara karşı erken uyarı ve etkili müdahale mekanizmaları kurulmalıdır. Disiplin süreçleri daha caydırıcı hale getirilmeli, eğitim çalışanlarının güvenliğini esas alan yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir."
Adana Sarıgeçili: "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitimciye yönelik şiddetin artık bir ’iç güvenlik sorunu’ haline geldiğini vurgulayarak, okullarda can güvenliğinin sağlanması için yetkilileri acil önlem almaya çağırdı. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Biyoloji Öğretmeni Fatma Nur Çelik’in 17 yaşındaki öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonucu hayatını kaybettiği olayın ardından Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi, şiddete karşı devlet yetkililerini ve toplumu göreve çağırdı. "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Olayla ilgili açıklamada bulunan Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitim sisteminin verimliliği konuşulurken eğitimcilerin can güvenliği kaygısıyla baş başa bırakılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Sarıgeçili, "Bir öğretmenin milletine faydalı bir vatandaş olması için ter döktüğü öğrencisi tarafından katledilmesi, yaşadığımız acıyı derinleştirmiştir. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları artık münferit eylemler olmaktan çıkmış, toplumun geleceğini sekteye uğratacak yaygın bir sorun halini almıştır. Eğitimciye yönelen şiddet ne yazık ki artık bir iş güvenliği ve iç güvenlik sorununa dönüşmüştür" dedi. Şiddetin failinin bir öğrenci olmasının meselenin sadece bir asayiş sorunu değil, derin bir toplumsal yara olduğunu kanıtladığını belirten Sarıgeçili, şöyle devam etti: "Eğitimciye yönelik her saldırı ruhumuzu karartmakta, irfanımızı yok etmektedir. Ancak daha vahimi, şiddetin failinin bizatihi öğrenci olduğu hallerde, bunun sıradan bir şiddet sorunu olmadığı gerçeği tüm çıplaklığıyla karşımıza çıkmaktadır. Çocuk suçluluğunun temelinde, çocuğun aile ve sosyal çevresinde gerekli sevgi, şefkat ve disiplini alamaması yatmaktadır. Aile içindeki düzensizlik ve ilgisizlik; topluma, okula ve çevreye suç olarak yansımaktadır." Sarıgeçili, yaşanan acıların ihmal sonucu gerçekleştiğini belirterek, "Devlet, anayasal bir hak olan yaşam hakkını korumak için caydırıcı yasal zemini ve idari şartları tesis etmek zorundadır. Okul güvenliğinin sağlanması ve güvenli çalışma ortamının tesisi, hukuk devleti olmanın gereğidir. Eğitimciler her türlü saldırı karşısında savunmasız bırakılmamalıdır" dedi.