SAĞLIK - 08 Şubat 2026 Pazar 11:12

Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal: "Demans parmak izi gibidir, aynı tanıyı alan iki hastanın yolculuğu farklıdır"

A
A
A
Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal: "Demans parmak izi gibidir, aynı tanıyı alan iki hastanın yolculuğu farklıdır"

Medicana International İzmir Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, demansın tek tip bir süreç olmadığını belirterek, "Aynı tanıyı alan iki insanın yaşadığı yolculuk, tıpkı parmak izi gibi birbirinden farklıdır. Hastalığın başlangıcından ilerleme hızına kadar pek çok faktör kişiye özgüdür" dedi.


Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, hasta yakınlarının sıklıkla dile getirdiği, "Başkasında böyle olmamıştı" şeklindeki kıyaslamalara açıklık getirdi. Demansın, alzaymır, Lewy cisimcikli demans, frontotemporal demans ve vasküler demans gibi farklı hastalıkları kapsayan bir şemsiye kavram olduğunu ifade eden Uysal, klinik tablonun geniş bir yelpazede değerlendirildiğini belirtti.



"Hastalık her hastada aynı kapıdan girmez"


Aynı alzaymır tanısını alan iki kişide bile hastalığın farklı seyredebileceğini vurgulayan Doç. Dr. Uysal, "Bazı hastalarda unutkanlık ön plandayken, bazılarında kelime bulma güçlüğüyle başlayan dil problemleri görülebilir. Erken dönemde öfke, içe kapanma veya şüphecilik gibi davranış değişiklikleri de ortaya çıkabilir. Bunun temel nedeni hastalığın beynin hangi bölgelerini ve hangi sırayla etkilediğidir" diye konuştu.


Hastalığın seyrinde genetik yapı, eğitim düzeyi, stres, hipertansiyon ve diyabet gibi faktörlerin rol oynadığını belirten Uysal, bu durumu "bilişsel rezerv" kavramıyla açıkladı. Uysal, bazı beyinlerin oluşan hasarı daha uzun süre telafi edebildiğini, bu nedenle aynı tanının her hastada aynı klinik tabloya yol açmadığını ifade etti.



"Demans sadece hafıza kaybı değildir"


Toplumda demansın sadece unutkanlıkla ilişkilendirildiğini ancak beynin etkilenen bölgesine göre belirtilerin değiştiğini aktaran Doç. Dr. Uysal, şunları söyledi:


"Beynin ön bölgeleri etkilendiğinde kişilik ve davranış değişiklikleri, yan bölgeler etkilendiğinde dil bozuklukları, derin yapılar etkilendiğinde ise halüsinasyonlar görülebilir. Hasta yakınlarının ’Eskiden böyle biri değildi’ tepkisi anlaşılırdır ancak hastalık kişinin karakterini değil, beynini değiştirir. Hastalıkların birbirleriyle kıyaslanması doğru değildir."



"Kıyaslama yapmak süreci zorlaştırır"


Tedavi sürecinde kişiye özel yaklaşımın önemine değinen Doç. Dr. Uysal, bazen en doğru tedavinin ilacı artırmak değil, bakım şeklini değiştirmek veya hasta yakınını desteklemek olduğunu belirtti. Başka hastalarla yapılan kıyaslamaların süreci zorlaştırdığını ifade eden Uysal, "Bu süreç kişiye özeldir. Hasta yakınları bunu bildiğinde suçluluk duygusu azalır ve beklentiler gerçekçi hale gelir. Hastaya yargılayarak değil, anlayarak yaklaşmak mümkün olur" dedi.


Demansın uzun bir yolculuk olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, sözlerini şöyle tamamladı:


"Beyin çevresini anlamlandıramadıkça beden ve davranışlar alarm verir. Hastaların ’inat’ veya ’huysuzluk’ gibi görünen davranışlarının ardında genellikle korku ve kontrol kaybı yatar. Bu alarmı susturmanın yolu hastayla tartışmak değil, onun dünyasına yaklaşmaktır. Görevimiz, her ailenin ve her beynin kendine özgü hikayesini yargılamadan dinlemektir."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Dağlı: "23 Nisan millet iradesinin hakimiyetinin ilan edildiği tarihi bir gün" SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106’ncı yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla mesaj yayımladı. Prof. Dr. Güner Dağlı, 23 Nisan’ın yalnızca bir bayram değil, aynı zamanda millet iradesinin hâkimiyetinin ilan edildiği tarihi bir gün olduğunu vurgulayarak, bu anlamlı tarihin bağımsızlık mücadelesinin en önemli simgelerinden biri olduğunu belirtti. Çocukların ülkenin geleceği açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Prof. Dr. Dağlı, "Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, milli egemenliğin sembolü olan bu özel günü çocuklara ithaf etmesi, geleceğimizin teminatı olan genç nesillere duyduğu güvenin en açık ifadesidir. Çocuklarımızın çağın gerekliliklerine uygun, bilimsel düşünceyi benimsemiş, sorumluluk sahibi bireyler olarak yetişmesi büyük önem taşımaktadır. Geleceğimizin teminatı çocuklarımızın potansiyellerini en iyi şekilde ortaya çıkarabilecekleri ortamları hazırlamak eğitim kurumlarının en temel görevleri arasındadır. Bu bilinçle SANKO Üniversitesi olarak ülkemizin yarınlarını şekillendirecek olan bugünün çocukları yarının yetişkinleri gençlerimizi donanımlı, bilinçli ve değerlerine bağlı bireyler olarak yetişmesi için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerine yer verdi. Prof. Dr. Dağlı, "Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere, vatan uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, TBMM’nin açılışının 106’ncı yıl dönümü ve geleceğimizin teminatı çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı.
Kocaeli Ünlü modacı deneyimlerini öğrencilerle paylaştı Kocaeli Moda Akademisi’nde düzenlenen kariyer günlerine katılan moda tasarımcısı Cihan Nacar, öğrencilerle bir araya gelerek tasarım süreci ve sektör deneyimlerini paylaştı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Moda Akademisi, kariyer günleri kapsamında Türk moda tasarımcısı Cihan Nacar’ı ağırladı. "Moda Yolculuğu: İlhamdan Tasarıma" başlıklı söyleşide konuşan Nacar, moda tasarım sürecine ilişkin bilgi ve deneyimlerini kursiyerlerle paylaştı. Karamürsel Kız Meslek Lisesi ve Sakarya Üniversitesi öğrencilerinin de katıldığı etkinlik, soru-cevap bölümüyle interaktif şekilde tamamlanırken, moda eğitimi ile sektör deneyimini bir araya getirerek katılımcıların vizyonuna katkı sundu. Modaya yönelik her şey konuşuldu Moda tasarımının yalnızca estetik bir üretim alanı olmadığını ifade eden Nacar, tasarımın aynı zamanda araştırma, gözlem ve disiplinler arası düşünmeyi gerektiren bir süreç olduğunu vurguladı. Tasarımın fikir aşamasından koleksiyon oluşturmaya ve üretime uzanan tüm evreleri, modacı Cihan Nacar’ın profesyonel deneyimleri üzerinden ele alındı. Katılımcılar, ilham kaynaklarından özgün tasarım dili oluşturmaya kadar birçok konuda kapsamlı bilgiler edinme fırsatı buldu. Nacar’dan öğütler Genç tasarımcı adaylarına önemli tavsiyelerde bulunan Nacar, bu alanda ilerlemek isteyenlerin öncelikle sektörü yakından tanıması gerektiğini belirterek, "Bu yolda yürümek için mutlaka bu alanda çalışmanız gerekiyor. Uzun süre bir yerde çalışın, üretim süreçlerini ve çalışma prensiplerini yerinde görün. Hemen kendi markanızı kurmak zorunda değilsiniz. Bu yol zamanla sizi istediğiniz noktaya götürecektir" dedi. "İyi bildiğiniz bir işi yapın" Katılımcıların sorularını yanıtlayan Nacar, moda sektöründe başarının denemekten geçtiğini vurgulayarak, "Her şeyi yapmak zorunda değilsiniz, iyi bildiğiniz işi yapın. Bu alandaki boşlukları iyi gözlemleyin ve o yönde ilerleyin" dedi. İnsan ilişkilerinin meslekte önemli yer tuttuğunu ancak zaman zaman zorlayıcı olabildiğini de dile getiren Nacar, iletişimin işin ayrılmaz parçası olduğunu söyledi. "Hiç bir zaman pes etmedim" Karşılaştığı zorluklara rağmen hiçbir zaman pes etmeyi düşünmediğini belirten başarılı tasarımcı, "Burası yarış alanı. Bu yarışta var olmak önemli. Ben hep önüme baktım ve pes etmedim" diyerek gençlere ilham verdi.