EKONOMİ - 03 Şubat 2026 Salı 16:58

Avrupa’nın dev tarım fuarı Agroexpo İzmir’de kapılarını açtı

A
A
A

Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ise 4 büyük tarım fuarından biri olan 21’inci Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı, ‘Hayat Veren Su’ temasıyla kapılarını ziyaretçilere açtı. Açılışta konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, üreticiye verilen desteğin artırılacağını belirterek, "2026 yılı için desteği 1 milyar liraya çıkaracağımızı vaat etmiştim. Ancak önümüzdeki süreçte bu rakamı 1,5 milyar liraya çıkaracağız" dedi.

Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ise 4 büyük tarım fuarından biri olan 21’inci Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı, 110 bin metrekarelik alanda kapılarını ziyaretçilere açtı. 15 holün tamamını kapsayan ve ‘Hayat Veren Su’ temasıyla düzenlenen fuarda; 120’si yabancı olmak üzere toplam 520 firma yer alırken, organizasyonun 150 bin ziyaretçiyi ağırlaması hedefleniyor. Törende konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, İzmir’in tarımsal köklerine ve fuarcılık vizyonuna dikkat çekti. 110 bin metrekarelik kapalı alanda, 15 holün tamamını kapsayan büyük bir organizasyon gerçekleştirdiklerini belirten Tugay, "Geçtiğimiz yıl 120 binin üzerinde ziyaretçinin katıldığı fuarımızda, bu yıl 120’si yabancı olmak üzere toplam 520 firmayı ve en az 150 bin ziyaretçiyi ağırlamayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.

"Türkiye’deki 240 gölden 186’sı kurudu"

Küresel iklim krizi ve su sorunuyla ilgili veriler paylaşan Başkan Tugay, dünyanın zorunlu bir dönüşüm sürecinden geçtiğini vurguladı. Bilim insanlarının gezegenin 1 derecelik ısınmasının temel tarım ürünlerinde yüzde 10 verim kaybına yol açacağı uyarısında bulunduğunu hatırlatan Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şehrimiz yaz boyunca, yaklaşık 5 ay süreyle tek bir damla yağış almadı. Son 60 yılda ülkemizdeki 240 gölden 186’sı tamamen kurumuş durumdadır. 240 gölün 186’sının kuruduğu bir ülkede yaşadığımız gerçeğini herkesin hatırlaması gerekmektedir. Geriye kalan göller de hem seviye kaybetmekte hem de kirlilik tehdidiyle yüzleşmektedir."

Üreticiye 1,5 milyar liralık destek mesajı

Kırsal kalkınma ve genç çiftçi sorununa değinen Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin üreticiye sağladığı destekleri artırma kararı aldıklarını duyurdu. 21 ayda üreticilere 694 milyon liralık destek sağladıklarını belirten Tugay, "2026 yılı için bu desteği 1 milyar liraya çıkaracağımızı vaat etmiştim ve bu sözün arkasındayım. Ancak önümüzdeki süreçte bu rakamı 1,5 milyar liraya çıkaracağız; çünkü üreticimizin daha fazlasını hak ettiğini düşünüyorum. Çiftçimizi ve üreticimizi asla yalnız bırakmayacağız." şeklinde konuştu.

"Vahşi sulama alışkanlıklarını tarihe gömmek zorundayız"

Orion Fuarcılık A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Tan ise fuarın bu yılki temasının ’Hayat Veren Su’ olarak belirlenmesinin bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Toprağın ana, suyun ise hayat kaynağı olduğunu belirten Tan, "Su yoksa tohumun, gübrenin, en son teknolojik traktörün ya da genetiği iyileştirilmiş fidanın hiçbir anlamı yoktur." dedi.

Tarım sektörünün suyu yönetememesi halinde geleceği yönetemeyeceğine dikkat çeken Tan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Yıllarca süregelen vahşi sulama alışkanlıklarımızı artık tarihe gömmek zorundayız. Toprağı suya boğarak değil, bitkinin ihtiyacı olan suyu en hassas teknolojiyle ona ulaştırarak verim alabiliriz. Fuarda yer alan teknolojiler; toprağın nemini ölçen sensörlerden damla sulama sistemlerine, yapay zeka destekli otonom sulama robotlarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Amacımız, çiftçimizin bir damla suyu bile ziyan etmeden maksimum verime ulaşmasını sağlamaktır."

Fuar İzmir’de gerçekleştirilen açılış törenine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın yanı sıra; İzmir Ziraat Odası Başkanı İbrahim Erdallı, Orion Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Tan, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, belediye başkanları ve çok sayıda sektör temsilcisi katıldı.



 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Anadolu Üniversitesi AÖF kayıt yenileme dönemi sürüyor Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi (AÖF) bünyesinde eğitim gören binlerce öğrenciyi yakından ilgilendiren 2025-2026 akademik yılı bahar dönemi kayıt yenileme süreci tüm hızıyla devam ediyor. 2 Şubat 2026 tarihinde başlayan işlemler için geri sayım sürerken, üniversite yönetimi öğrencilerin mağduriyet yaşamaması adına dijital destek kanalları ve bilgilendirme ağı hakkında bilgilendirme yaptı. Konuya ilişkin açıklamada; öğrencilerin işlemleri sırasında karşılaştıkları sorunlarda sesli yanıt sistemi, çağrı merkezi, soru-cevap platformu AOSDESTEK ile yapay zekâ tabanlı sanal asistan Chatbot aracılığıyla anlık yardım alabildiği belirtildi. Sürecin daha şeffaf ve anlaşılır olması için hazırlanan bilgilendirici video ve animasyonların da fakültenin resmi kanallarında yayına alındığı ifade edildi. Üniversitenin SMS, mobil uygulama bildirimleri ve sesli aramalarla öğrencilere adım adım rehberlik ederek kayıt sürecini kolaylaştırmayı hedeflediği aktarıldı. Kayıt silinme riskine karşı kritik uyarı Yürütülen bilgilendirme çalışmaları kapsamında özellikle belirli bir öğrenci grubuna dikkat çekildi. Mevzuat hükümleri doğrultusunda üst üste dört dönem kaydını yenilemeyen öğrencilerin üniversite ile ilişiklerinin kesilmesinin söz konusu olabildiği bilgisi paylaşıldı. Üniversite yönetiminin bu kritik durumda bulunan öğrencilerin herhangi bir hak kaybı yaşamaması adına özel bir bilgilendirme süreci yürüttüğü belirtildi. Yapılan duyurularda, kayıt yenileme işleminin akademik sürecin devamı açısından hayati önem taşıdığı vurgulanarak öğrencilerin belirtilen süreler içerisinde işlemlerini tamamlamaları gerektiği hatırlatılıyor. Son işlem tarihi 16 Şubat Pazartesi günü Kayıt yenileme işlemleri için sistemin 16 Şubat 2026 saat 22.00’ye kadar açık kalacağı açıklandı. Öğrencilerin ders seçimi ve kayıt bedeli ödemelerini bu tarihe kadar tamamlamaları gerektiği ifade edildi. Yetkililer, yoğunluk yaşanmaması adına işlemlerin son güne bırakılmaması konusunda uyarıda bulundu.
Eskişehir Psikolog Beste Çokaygil: "Sevgililer Günü jestler ve hediyelerle sınırlı olmamalı" Acıbadem Eskişehir Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Beste Çokaygil, 14 Şubat Sevgililer Günü’nün yalnızca romantik jestler ve hediyelerle sınırlı görülmemesi gerektiğini belirterek, "Sosyal medyadaki mutlu çift fotoğrafları ve idealize edilmiş ilişki temsilleri, kişilerin kendi ilişkilerini sorgulamasına neden olabiliyor" dedi. Toplumda 14 Şubat’ın çoğu zaman romantik beklentilerle anlamlandırıldığını ancak bu günün yalnızca ’sevgiyi kutlama’ günü olmadığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Beste Çokaygil, "Psikolojik açıdan sevgi yalnızca romantik ilişkilere indirgenemez. Kişinin kendine şefkat gösterebilmesi, ihtiyaçlarını fark edebilmesi ve yalnız kalabilme kapasitesini geliştirmesi ruhsal sağlık açısından çok değerlidir" şeklinde konuştu. "14 Şubat bazı kişilerde mutluluk, bazılarında yalnızlık duygusunu tetikleyebilir" Sevginin yalnızca romantik bir his olmadığını vurgulayan Psikolog Çokaygil, "Sevgi; anlaşılma, görülme ve duygusal olarak güvende hissetme ihtiyacının bir yansımasıdır. Psikoloji literatüründe bağlanma, çocuklukta bakım verenlerle kurulan ilişkinin yetişkinlikteki yakın ilişkilere yansıması olarak ele alınır. Bu nedenle 14 Şubat bazı bireylerde sıcaklık ve mutluluk oluştururken, bazı bireylerde yalnızlık, değersizlik ya da terk edilme korkularını tetikleyebilir" diye belirtti. "Sağlıklı ilişkilerde bağ, konuşabilme alanıyla güçlenir" Çokaygil, sözlerinin devamında, "Duyguların ifade edilebildiği, kırgınlıkların konuşulabildiği, ihtiyaçların dile getirildiği ve sınırların karşılıklı olarak saygı gördüğü ilişkilerde bağ güçlenir. Sevgi yalnızca iyi hissettiren bir duygu değil; emek, sorumluluk ve karşılıklılık içeren bir süreçtir" ifadelerini kullandı. "Aşk başlar, bağ zamanla oluşur" Romantik aşk ile bağ kurma arasındaki farka değinen Psikolog Beste Çokaygil, şunları söyledi: "Aşk çoğu zaman yoğun bir heyecanla başlar, bağ ise zamanla gelişir. Bağ kurmak, karşımızdakini idealize etmek değil; onu olduğu haliyle kabul edebilmektir. Gerçek yakınlık, kişinin kırılganlığını paylaşabildiği ilişkilerde ortaya çıkar." "14 Şubat yalnız olanlar için bir kayıp değil" Yalnız olmanın bir eksiklik anlamına gelmediğini vurgulayan Çokaygil, "Yalnızlık, bireyin iç dünyasıyla temas kurabilmesi için bir alan sunar. Kendisiyle bağ kuramayan bir bireyin başkalarıyla sağlıklı bağlar kurması da zorlaşır. Bu nedenle 14 Şubat, yalnız olanlar için bir kayıp değil; ilişkiyi güçlendirme fırsatı olarak da değerlendirilebilir" dedi.
Bursa Pancar Deposu’nda Max Weber sosyolojisi anlatıldı Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği "Nasıl Yapmışlar?" söyleşileri, bu ay sosyolojinin önemli isimlerinden Max Weber’i mercek altına aldı. Pancar Deposu’nda gerçekleşen buluşmada Doç. Dr. Levent Ünsaldı, Weber’in modern toplumu ve otorite kavramını nasıl çözümlediğini katılımcılarla paylaştı. Farklı disiplinlerden konuların ele alındığı "Nasıl Yapmışlar?" söyleşi dizisinin bu ayki konusu, sosyoloji tarihinin köşe taşlarından Max Weber ve onun otorite anlayışı oldu. Doç. Dr. Levent Ünsaldı tarafından düzenlenen söyleşide, toplumların bir gücü neden meşru kabul ettiği ve itaat mekanizmalarının nasıl çalıştığı gözlemlendi. Söyleşide Weber’in sosyolojisindeki temel ayrımlara dikkat çeken Doç. Dr. Ünsaldı, Weber’in salt bir "otorite"den ziyade "meşru egemenlik" meselesine odaklandığını vurguladı. Ünsaldı, Weber’in insanların kaba güce neden boyun eğdiklerini değil, o gücü kullanmayı neden haklı ve yerinde gördüklerini anlamaya çalıştığını belirtti. Bu bakış açısına göre toplumlar, sadece korktukları için değil, yönetenlerin otoritesini geçerli ve doğru buldukları için de itaat etmektedir. Konuşmasında Weber’in tanımladığı otorite tiplerini de karşılaştıran Ünsaldı; geleneksel, karizmatik ve yasal-ussal (akılcı) otorite kavramlarını detaylandırdı. Geçmiş toplumlar ile günümüz toplumları arasındaki farkı bu kavramlar üzerinden açıklayan Ünsaldı, modern toplumun en belirgin özelliğinin "yasal-ussal otorite"nin giderek baskın hale gelmesi olduğunu ifade etti. Söyleşi, soru-cevap bölümüyle sona erdi.