EĞİTİM - 10 Kasım 2025 Pazartesi 12:48

Atatürk’ün ışığı bilime yaşatılıyor

A
A
A
Atatürk’ün ışığı bilime yaşatılıyor

Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ölümünün 87’nci yılında Yaşar Üniversitesi’nde de düzenlenen törenle özlemle anıldı.


Anma töreni, Selçuk Yaşar Kampüsü’ndeki Atatürk büstüne çelenk konulması, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Atatürk’ün vefatının 87’nci yılının anıldığı tören programı ana konferans salonunda gerçekleşen konferans ile devam etti.



Özlem ve minnetle


Yaşar Üniversitesi öğrencilerini temsilen İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü 3’üncü sınıf öğrencisi Ali Kaan Kaygusuz yaptığı açılış konuşmasında, "Biz Türk gençlerinin görevi Atamızı bir fotoğrafta değil, hayatın içinde canlı bir rehber olarak yaşatmaktır" dedi. Kaygusuz, "Atatürk, "Sizler yani yeni Türkiye’nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz" dedi. İşte ben o genç evlatlardan biriyim. Atatürk bizim için geçmişin kahramanı, geleceğin pusulasıdır. Atatürk büyük zaferin ardından kendisi için bir şey istemedi. Sadece benim en büyük eserim dediği Cumhuriyetin yaşamasını istedi. Bizler o cumhuriyetin genç elçileriyiz ve onu daima koruyacağız" diye konuştu.



Akıl ve rasyonel düşünce


Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Türkan "Atatürk Bilim ve Rasyonel Düşünce" başlıklı konuşmasında; Atatürk’ün hayatının emperyalist güçlerle savaşarak geçtiğini, ancak en büyük mücadeleyi de cehalete karşı yaptığını ve kazandığını söyledi. Konuşmasında yabancı devlet adamı, asker ve bilim insanlarının Atatürk ile ilgili düşüncelerine atıfta bulunan Prof. Dr. İsmail Türkan şunları söyledi: "Atatürk, Cumhuriyeti kurarken ve devrimlerini hayata geçirirken attığı her adımda bilim ve rasyonel düşünceyi kullanmıştır. Atatürk mükemmel bir asker, seçkin bir devler adamı, reformcu ve inkılapçıdır. Hayatı emperyalist güçlerle savaşarak geçti. Ancak en büyük mücadeleyi de cehalete karşı yaptı ve onu da kazandı. Atatürkçülük demek akıl, bilim ve bilimsel düşüncenin temel alındığı Atatürk İlke ve İnkılapları demektir, Atatürkçülük akılcılık demektir. Her türlü mutaasıplığa, dogmacılığa akıl dışı düşüncelere karşıdır. Bilimin ve bilimsel düşüncenin toplumsal hayatın her alanında ilke edinilerek kullanılması bu düşünce sisteminin temelidir."



’Benim adım Atatürk’


Anma töreni Yaşar Üniversitesi Tiyatro Topluluğu’nun ’Benim Adım Atatürk’ adlı oratoryosu ile son buldu. Hamza Rüstem Fotoğraf Evi’nin Kurucusu Mert Rüstem’in Koleksiyonu olan ’Siyah Beyaz Karelerden Gönüllere Mustafa Kemal Atatürk’ adlı sergi 14 Kasım tarihine kadar Selçuk Yaşar Kampüsü Ana Konferans Salonu fuaye alanda ziyaret edilebilecek.



Atatürk’ün ışığı bilime yaşatılıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ Mersin’de kullanılmaya başlandı Türkiye’de ilk kez kullanılan yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde hastalara uygulanmaya başlandı. Ameliyat sırasında kaybedilen kanın yeniden kazandırılmasıyla kritik operasyonlarda önemli avantaj sağlanması amaçlanıyor. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde, ameliyat sırasında hastanın kaybettiği kanı toplayıp filtreleyerek yeniden hastaya verilmesini sağlayan yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ kullanılmaya başlandı. Türkiye’de ilk kez kullanılan yeni nesil modelin, önceki cihazlara kıyasla kanın daha fazla ve daha nitelikli şekilde geri kazanılmasına imkan sunduğu, özellikle yüksek riskli ameliyatlarda hasta güvenliğini artırmasının hedeflendiği belirtildi. Sağlık hizmetlerinde kaliteyi yükseltmeye yönelik yatırımlar kapsamında envantere kazandırılan cihazın, travma, kardiyovasküler, ortopedik ve jinekolojik operasyonlar gibi yoğun kan kaybı riski bulunan cerrahilerde önemli rol oynadığı belirtildi. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Handan Birbiçer, cihazın özellikle yüksek riskli ameliyatlarda hastanın kendi kanının yeniden kullanılmasına imkan sağladığını ifade ederek, "Kan kurtarma cihazları, özellikle yüksek riskli kanamalı ameliyatlarda ‘kardiyovasküler cerrahi, ürojinekolojik ameliyatlar, ortopedik cerrahiler ya da majör kanamalı hastalar gibi’ hastanın donör, yani bağışçı kanı alma miktarını azaltmaya yarıyor" dedi. "Diğer cihazlardan farkı, yeni nesil bir teknoloji olmasıdır" Prof. Dr. Birbiçer, cihazın çalışma sistemine değinerek, "Bu cihazlarla kanamalı bölgeden kanı steril bir kaba topluyorsunuz. Ondan sonra buradan filtre sistemiyle hastanın kanını ayrıştırıp hastaya tekrar geri verebiliyoruz. Bizdeki cihazın diğer cihazlardan farkı, yeni nesil bir teknoloji olmasıdır. Diğer cihazlarda toplanan kanın bir bölümü kaybedilebilirken, burada bir filtre sistemi kullanıldığı için kanın daha değerli bir kısmını elde edebiliyoruz diyebilirim" ifadelerine yer verdi. Prof. Dr. Birbiçer, cihazın pıhtılaşma sürecine de katkı sunduğunu belirterek, "Bu cihazda trombosit dediğimiz, yani pıhtılaşmayı sağlayan hücreleri de toplayabiliyoruz. Bu da tabii ki çok önemli, hastanın kanamasına bağlı olan ameliyat sonrasında da pıhtılaşmasına yardımcı oluyor. Yine bu cihazla çok fazla kan transfüzyonundan kaçınmış oluyorsunuz" şeklinde konuştu. "Yoğun bakımda yatış süresi kısalmış oluyor" Kan transfüzyonunun muhtemel risklerine de dikkat çeken Birbiçer, "Biliyorsunuz kan bir organ aslında, işlemi bir organ nakli gibi düşünün. Hastaya çok kan verdiğiniz zaman bu durum hastada bazı immun reaksiyonlar ve yoğun bakım ihtiyacı oluşturacak komplikasyonlar ortaya çıkarabilir. Eğer böyle bir cihaza sahipseniz hastaya verdiğiniz kan miktarını azaltıp bu sorunlar ile karşılaşma riskini azaltmış olursunuz. Sonuç olarak hastanın yoğun bakım ihtiyacı azalır ve hastaneye yatış süresi kısalır" dedi. Cihazın acil durumlarda sağladığı avantajlara da değinen Birbiçer, "Tabii ki bu teknolojik cihazın önemli bir faktörü de, diyelim ki çok kanamalı bir hasta geldi, akut olarak o an kan temin edemiyorsanız, böyle bir cihazınız varsa kan hazırlanmasını beklerken cihazı kullanarak hastanın kendi kanını hastaya vererek yine zaman kazanmış oluyoruz" ifadelerini kullandı.
Manisa Manisa’dan Tarsus’a "Mesir" damgası Türkiye Kent Konseyleri Platformu’nun (TKKP) 33. Genel Kurulu Tarsus’ta gerçekleştirilirken, Manisa Kent Konseyi’nin Mesir Macunu jesti programa damga vurdu. Manisa heyeti, hem güçlü temsili hem de kentin kültürel mirasını yansıtan anlamlı hediyesiyle dikkat çekti. Tarsus Kent Konseyi ev sahipliğinde düzenlenen genel kurula Manisa Kent Konseyi Başkanı Hakkı Bayraktar ve Genel Sekreter Gökmen Aytaç da katıldı. İki gün süren programda kent konseylerinin sürdürülebilir kent politikalarındaki rolü, yerel demokrasi ve katılımcı yönetim anlayışı ele alındı. Genel kurul kapsamında dönem başkanlığı Çankaya Kent Konseyi’nden Tarsus Kent Konseyi’ne devredilirken, yeni dönemin yol haritası da belirlendi. Mesir Macunu ile kültürel köprü Toplantı sonrasında Manisa Kent Konseyi Başkanı Hakkı Bayraktar, Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç ile Tarsus Kent Konseyi Başkanı Musa Ceylan’a Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun selamlarını ileterek, Manisa’nın asırlık geleneği olan Mesir Macunu hediye etti. Manisa’nın şifa kaynağı ve köklü kültürel mirası olarak bilinen Mesir Macunu, genel kurulda şehirler arası dostluk ve dayanışmanın simgesi oldu. Genel kurulu değerlendiren Bayraktar, Tarsus’un tarihi ve kültürel önemine vurgu yaparak, "Şehzadeler şehri Manisa’mızdan kadim şehir Tarsus’a uzanan bu gönül köprüsünde yer almaktan büyük mutluluk duyduk. Platform Başkanlığına seçilen Sayın Musa Ceylan’ı tebrik ediyor, yeni dönemin tüm kent konseylerimize hayırlı olmasını diliyorum" dedi.