POLİTİKA - 18 Nisan 2025 Cuma 14:35

AK Partili Köse: "Karşıyaka Belediyesi için savcıları harekete geçmeye çağırıyorum"

A
A
A
AK Partili Köse: "Karşıyaka Belediyesi için savcıları harekete geçmeye çağırıyorum"

Karşıyaka Belediyesi’nin 2024 Denetim Komisyonu raporu hakkında yapılan açıklamada, belediyenin şaibeli usulsüzlükleri olduğuna dikkat çeken AK Parti Karşıyaka İlçe Başkanı Selahattin Köse, "Raporda çok ciddi usulsüzlükler ve kamu zararları ortaya konulmuştur. Bu toplantı bile savcıları harekete geçirmeye yeter. Bizim illa gidip dilekçe vermemize bile gerek yok. Buradan bütün savcılarımızı bu konuda hassas davranmaya ve bu konuda harekete geçmeye çağırıyorum" dedi.



AK Parti Karşıyaka İlçe Başkanlığı tarafından, Karşıyaka Belediyesinin 2024 Denetim Komisyon Raporunda bulunan dikkat çeken başlıkları değerlendirmek üzere basın toplantısı gerçekleştirildi. AK Parti Karşıyaka İlçe Başkanı Selahattin Köse’nin, ilçe meclis üyeleri ile birlikte Karşıyaka Belediyesi’nin 1 yıllık performans değerlendirdiği toplantıda bir çok konuyla ilgili açıklamalar gerçekleştirildi.



"Yüz kızartıcı nedenlerle görevden alınan belediye yöneticileri"


Gerçekleştirilen basın toplantısında söz alan AK Parti Karşıyaka İlçe Başkanı Selahattin Köse, sözlerine Başkan Behice Yıldız İşçimenler Ünsal’ın gerçekleştiremediği vaatleri ile başladı. Köse, "Biz Karşıyaka’da artık projeleri konuşmak isterken; yatırımları, hizmetleri gündeme almak isterken, karşımıza çıkan manzara içler acısıdır. Bu şehirde son bir yılda; Haksız yere işlerinden edilen emekçi kardeşlerimiz konuşulmuştur. Yüz kızartıcı nedenlerle görevden alınan belediye yöneticileri gündeme gelmiştir. Toplanamayan çöpler, kötü kokular ve çöp dağlarıyla boğuşan sokaklar tartışılmıştır. Kamu zararı doğuran şaibeli ihaleler. Ve usulsüzlüklerle dolu doğrudan temin alımları Karşıyaka’nın gündemine oturmuştur. Ne yazık ki Karşıyaka Belediyesi, umutların adresi değil, beceriksizliğin, savurganlığın ve adaletsizliğin merkezi haline gelmiştir. Seçim meydanlarında ’Karşıyaka’yı çiçek gibi yapacağım’, ’Karşıyaka yıldız gibi parlayacak’ diyerek halkımızdan oy isteyen Sayın Behice Ünsal, ne yazık ki Karşıyaka’yı çöp dağlarına mahkum etmiştir. Bugün Karşıyaka’da şehir merkezinde bile çöpler toplanamaz hale gelmiştir. Örnekköy Küçük Sanayi Sitesi girişinde yükselen çöp yığınları adeta dağ olmuş durumda. Fen İşleri Müdürlüğünün hemen arkasında, vatandaşın özel mülküne vahşi şekilde dökülen çöpler ise çevre felaketine dönüşmüştür. Karşıyaka’nın her mahallesi ihmalkarlığın izlerini taşımaktadır. Peki ya kadrolaşma? Karşıyaka Belediyesi liyakatle değil, kayırmacılıkla yönetilmeye çalışılmaktadır. Geçtiğimiz aylarda kamuoyunun gündemine taşıdığımız, CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş’ın önerisiyle yapılan Ender Sina Baran ataması hala açıklığa kavuşturulmuş değildir. Yine, basına yansıyan bir başka iddia; CHP Hakkari Merkez İlçe Başkanı’nın oğlunun, CHP kurultayından sadece birkaç gün önce Karşıyaka Belediyesinde işe başlatıldığı ifade edilmektedir. Sormak istiyoruz: Karşıyaka Belediyesi, CHP Genel Merkez yöneticilerinin arpalığı mıdır? Bu kurum, liyakat sahibi Karşıyakalıların hizmet ettiği bir belediye mi olacak, yoksa partili akraba ve eş-dostun görev aldığı bir çiftlik mi?" dedi.



"Başkan ihalenin usulsüzlüğünü adeta itiraf ediyor"


Karşıyaka Belediye Başkanı İşçimenler Ünsal’ın meclisteki sözlerine de atıfta bulunan AK Partili Köse, "Geçtiğimiz aylarda Karşıyaka Belediyesi tarafından temizlik hizmetleri için bir araç kiralama ihalesi gerçekleştirildi. Bu ihaleyle ilgili ciddi şaibeler tespit ettik, kamuoyunu bilgilendirdik ve Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduk. Şu anda adli soruşturma süreci devam etmektedir. Bakınız, Türkiye’nin dört bir yanında belediyeler artık araç kiralamaktan vazgeçip kendi araçlarını satın alma yoluna giderken, Karşıyaka Belediyesi neden hala kiralamada ısrar etmektedir? Bu ısrarın arkasında ne vardır? Sayın Başkan bir ihale yapıyor; ancak ihaleyi kazanan, en yüksek teklifi veren ikinci firma oluyor! Üstelik bu ihale, KDV dahil yaklaşık 260 milyon liralık fahiş bir bedelle, şoförü olmayan, yakıtı olmayan, kullanım ömrünü doldurmuş 7 yaşındaki araçlar için yapılıyor. Ne model belli, ne teknik yeterlilik. Bu rakamın yarısı ile araçları satın alabilirsiniz. 7 firmanın teklif verdiği ihalede 6 firma nasıl olduysa teklif bedelini yatırmıyor. Geriye bir firma kalıyor ve rekabet ortamı ortadan kaldırılıyor. Sayın Başkan da çıkıp mecliste, ’Mecbur kaldık, vermek zorunda kaldık’ diyerek ihalenin usulsüzlüğünü adeta itiraf ediyor. Sormazlar mı Sayın Başkan, ’Sizi kim mecbur bıraktı? Kim bu baskıyı yaptı?’ Bu milletin alın teriyle oluşan belediye bütçesi ile kimleri ihya ediyorsunuz ediyorsunuz? Yıllardır Karşıyaka Belediyesi’nin temizlik hizmetleri ihalesine hep aynı iki firma ihaleye giriyor. Bu firmaların araçları aynı, sahipleri aynı. Sadece imzalar farklı. Bu araçların bir yıllık kira bedeli yaklaşık 130 milyon TL. Oysa bu parayla sıfır araç satın alınabilir ve en az 10 yıl boyunca kullanılabilir. Maalesef 2 yıllık 260 milyona ihale yapılıyor birilerine peşkeş çekiliyor ve Karşıyaka Belediyesi 100 milyon TL’nin üzerinde zarara uğratıyorlar" diye konuştu.



"Kaçak yapı nasıl ayakta duruyor"


Karşıyaka’daki kaçak yapıların çokluğuna da dikkat çeken Köse, "Daha önce defalarca dile getirdik, her mecliste gündeme taşıdık. Sayın Belediye Başkanı da bu kürsüden ’Karşıyaka’da hiçbir kaçak yapıya müsaade etmeyeceğiz’ diye defalarca söz verdi. Peki ne oldu? Bugün Karşıyaka’da bir AVM’nin içinde 600 metrekareyi aşkın kaçak yapı, tüm ihtişamıyla faaliyetini sürdürüyor. Ve Sayın Başkan sadece izlemekle yetiniyor! Şimdi buradan soruyoruz: Bu kaçak yapı nasıl ayakta duruyor? Kim ya da kimler bu yapının arkasında? Hangi müdürünüz, hangi başkan yardımcınız bu süreci takip etti? Kim talimat verdi, kim göz yumdu? Sayın Başkan’a çağrımızdır: O çok sevdiğiniz ’mecbur kaldık’ bahanesini burada da mı devreye sokacaksınız? Yoksa her zamanki gibi iş işten geçince "ben bilmiyordum" diyerek topu taca mı atacaksınız?"



"Bütün savcılarımızı bu konuda hassas davranmaya ve bu konuda harekete geçmeye çağırıyorum"


Denetim Komisyonu raporu ile ilgili konuşan Köse, "2024 yılı Denetim Raporu’nda çok ciddi usulsüzlükler ve kamu zararları ortaya konulmuştur. Sadece bu bir yıllık sürede 783 milyon 213 bin TL’lik alım yapılmış ve bu alımların tam 655 adedi doğrudan temin yoluyla gerçekleştirilmiştir. Yani belediye bütçesinin 3’de 1’i ihale düzenlenmeden, doğrudan teminle ve çoğu kez aynı firmalardan alımlarla eritilmiştir. Birkaç örnek vermek gerekirse; 622 bin TL’lik yıllık limiti aşan alımlar ihale yapılmadan gerçekleştirilmiş. Hırdavat malzemesi İzmir’de bulunamamış, Sakarya’dan getirilmiş. Aynı marka el frezesi internette 18 bin TL iken, belediye bunu 44 bin 400 TL’ye almış. Aynı firmaya yapılan toplam alım 650 bin TL iken, bugün aynı ürünleri 220 bin TL’ye almak mümkün. Araç klima arıza tespiti için tam 65 bin TL ödenmiş .Sadece tespit; daha tamir bile yok. Bu rakamlar vicdanla, hukukla, kamu sorumluluğuyla açıklanabilir mi? Fen İşleri Müdürlüğü başta olmak üzere birçok birimde, alımların güncel fiyatların 3-5 katı üzerinde yapıldığını belgeleriyle tespit ettik. Bu kamu kaynaklarının açıkça yağmalanmasıdır. Çok ciddi usulsüzlük var. Bunla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmak gibi tüm süreci takip edeceğiz" dedi. Araç ihalesi için suç duyurusunda bulunduklarını söyleyen Köse, "Bu toplantı bile savcıları harekete geçirmeye yeter. Bizim illa gidip dilekçe vermemize bile gerek yok. Buradan bütün savcılarımızı bu konuda hassas davranmaya ve bu konuda harekete geçmeye çağırıyorum. İl Başkanlığımız da bu konuda arkamızda. Özgür Solmaz bu konuda ciddi bir çalışma yaptı. 45 günlük toplantılarının hepsine katıldı kendisi. Özgür Bey bu faturaları özel çabası ile ele geçirdi. CHP’li belediyelerde bu tür usulsüzlükler normal halde gelmiş durumda" dedi.



Ünal’dan mahfel açıklaması


Karşıyaka Belediyesi tarafından kamulaştırma kararı alınan ancak hiç bir adımın atılmadığı tarihi mahfel binasıyla ilgili açıklama yapan AK Parti Karşıyaka Belediyesi Meclis Üyesi Hasan Ünal, "Mahfel geçmişte Karşıyaka Belediye binasının ilk yerleşkesi; aynı zamanda Karşıyaka’nın ilk halk evi ve Karşıyaka Spor Kulübü’nün ilk binası. Ben bu konuyu kamuoyuna taşımaya çalıştım, mecliste dahi anlattım. Burası kamulaştırılmış ama satın alınma yapılmamış. Belediye, mahfelin satın almasını çok rahat bir şekilde gerçekleştirebilirdi. Ama ’Orayı almak Kültür Bakanlığına yakışır’ dendi. İş lafa gelince Atatürkçüyüz diyorsunuz. Atatürkçü Düşünce Derneğinin Karşıyaka’da bir binası yok ve ADD ile biz birlikte bir kampanya başlattık. Mahfelin satın alınmasıyla ilgili ADD, kampanyayı başlatacak; biz de arkasında olacağız. Çünkü Atatürk’ün mirası mahfelin tekrar ayağa kalkmasını istiyoruz" sözlerine yer verdi.



AK Partili Köse: "Karşıyaka Belediyesi için savcıları harekete geçmeye çağırıyorum"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kütahya Kütahya’da bayram coşkusu Kurban Bayramı dolayısıyla Kütahya’da düzenlenen bayram programlarında birlik ve beraberlik mesajları verildi. Vali Musa Işın öncülüğünde gerçekleştirilen programlarda vatandaşlarla bayramlaşılırken, huzurevi sakinleri, hastalar, sağlık çalışanları ile görev başındaki güvenlik güçleri de unutulmadı. Kurban Bayramı’nın ilk saatlerinde Ulu Cami’de yoğun katılımla bayram namazı kılındı. Ardından düzenlenen geleneksel bayramlaşma programında Vali Musa Işın, vatandaşlarla tek tek tokalaşarak bayramlarını kutladı. Programa; AK Parti Kütahya Milletvekili İsmail Çağlar Bayırcı, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Mustafa Baş, Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, il protokolü, kurum amirleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Bayramlaşma programında vatandaşlarla sohbet eden Vali Işın, bayramların toplumsal dayanışmayı güçlendiren önemli günler olduğunu belirterek, "Bayramlar; sevgi, saygı, kardeşlik ve paylaşma duygularının en yoğun yaşandığı müstesna zamanlardır" ifadelerini kullandı. Vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılanan programda samimi görüntüler oluştu. Huzurevinde duygu dolu anlar Bayram programı kapsamında huzurevini ziyaret eden Vali Musa Işın, burada kalan yaşlı vatandaşlarla yakından ilgilenerek bayramlarını kutladı. Büyüklerin ellerini öpen ve sohbet eden Işın, yaşlı vatandaşlara çeşitli hediyeler de takdim etti. Ziyarette konuşan Vali Işın, yaşlıların toplumun en kıymetli değerleri olduğunu ifade ederek, "Sizler bizim baş tacımızsınız, sizler bize emanetsiniz" dedi. Bayramların toplumsal birlik ve beraberliği artırdığına dikkat çeken Vali Işın, İslamiyet’in yardımlaşmayı, paylaşmayı ve büyükleri ziyaret etmeyi öğütlediğini belirtti. Bayramlarda insanların anne ve babalarını ziyaret ettiğini, yaşlıların ve hastaların unutulmadığını vurgulayan Işın, bu değerlerin toplumun huzuruna büyük katkı sunduğunu söyledi. Kütahya Şehir Hastanesi’nde hastalara moral ziyareti Daha sonra Kütahya Şehir Hastanesi’ni ziyaret eden Vali Musa Işın, tedavi gören hastalar ve görev başındaki sağlık çalışanlarıyla bayramlaştı. Servisleri tek tek gezen Işın, hastalarla sohbet ederek geçmiş olsun dileklerini iletti. Hastalara acil şifalar temennisinde bulunan Vali Işın, hasta yakınlarıyla da görüşerek taleplerini dinledi. Sağlık çalışanlarının bayramda da büyük fedakârlıkla görev yaptığını ifade eden Işın, özverili çalışmalarından dolayı tüm sağlık personeline teşekkür etti. Emniyet teşkilatına bayram ziyareti Bayram boyunca vatandaşların huzur ve güvenliği için görev yapan polis teşkilatı da ziyaret edildi. Şehit Mehmet Kartal Polis Merkezi Amirliği’ne giden Vali Işın, görev başındaki polis memurlarıyla tek tek bayramlaştı. Emniyet personeline hitaben konuşan Işın, vatandaşların güvenliği için fedakârca çalışan polis teşkilatının önemli bir görev üstlendiğini belirterek tüm personele teşekkür etti. Bayramda da görevlerinin başında bulunan emniyet mensuplarına çalışmalarında kolaylıklar ve başarılar diledi. Jandarma personeliyle bayramlaşma Vali Musa Işın’ın bayram ziyaretleri kapsamında son durağı Merkez İlçe Jandarma Komutanlığı oldu. Burada görev yapan jandarma personeliyle bayramlaşan Işın, kamu düzeninin sağlanması adına gece gündüz görev yapan güvenlik güçlerine teşekkür etti. Jandarma teşkilatının vatandaşların huzuru için önemli bir sorumluluk üstlendiğini ifade eden Işın, tüm personele görevlerinde başarılar dileyerek Kurban Bayramı’nı kutladı.
Ankara MHP Genel Başkanı Bahçeli, Ülkücü Şehitler Anıtı’nı ziyaret etti Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Ülkücü Şehitleri Anma Günü" dolayısıyla Ankara’nın Kızılcahamam ilçesindeki Ülkücü Şehitler Anıtı’nı ziyaret etti. Bahçeli, "Ülkücü için makam hakkı verilecek bir emanettir" dedi. ’Ülkücü Şehitleri Anma Günü’ dolayısıyla Kızılcahamam’a gelen MHP lideri Bahçeli, Ülkücü Şehitler Anıtı’nı ziyaret etti. Çok sayıda partili tarafından karşılanan Bahçeli, dua ettikten sonra Ülkücü Şehitler Anıtı’na kırmızı karanfil bıraktı. Burada bir konuşma gerçekleştiren ve sözlerine ülkücü şehitleri rahmetle, minnetle, hürmetle yad ederek başlayan Devlet Bahçeli, "Her yılın 27 Mayıs’ında Ülkücü Şehitler Anıtı’nda gerçekleştirdiğimiz bu cem; toprağa verdiği yol arkadaşlarına bitmek bilmeyen bir hicran duyan ülküdaşlarımızın ve görmeden sevdiği şehit ağabeylerinin acılarını gönüllerinde saklayan genç kardeşlerimizin aynı duada birleştiği, aynı sancağın gölgesinde sadakat ve şuur tazelediği mübarek bir hatırlayış meclisidir. 27 Mayıs; şehitlerimizin aziz hatırası karşısında nefsimizi hesaba çektiğimiz, bugün oturduğumuz makamların, üstlendiğimiz vazifelerin, taşıdığımız unvanların ardında nasıl büyük bedeller, nasıl ağır çileler, nasıl mübarek fedakârlıklar bulunduğunu yeniden hatırladığımız kutlu bir muhasebe günüdür" diye konuştu. "Ülkücü için makam hakkı verilecek bir emanettir" Ülkücülüğün sorumluluklarından bahseden Bahçeli, "Bilinmelidir, Milliyetçi Hareket Partisi’nin başkanlık divanından ilçe başkanlıklarına; milletvekilliği sorumluluğundan Ülkü Ocaklarımızdaki orta öğretimli genç kardeşlerimizin masa başkanlıklarına kadar bu hareketin her kademesi; şehitlerimizin kanı, dava büyüklerimizin alın teri, taş medreselilerimizin çektikleri ıstıraplar üzerine kuruludur. Bundan dolayı ülkücü için makam, hakkı verilecek bir emanettir. Milliyetçi-Ülkücü Hareket içinde alınan her görev, bir gösteriş payesi değil; hesabı önce Allah’a, sonrasında ise aziz milletimize ve hatıralarıyla mukaddes şehitlerimize verilecek ağır bir mesuliyettir. Bu ağır mesuliyetin altında ezilmeyişimiz, istikametimizin şahsi hesaplara değil; İ’la-yı Kelimetullah davasına, Nizam-ı Alem ülküsüne ve Türk milletinin ebedi istiklal iradesine dayanmasındandır. Çünkü davamız dualıdır, himaye edenimiz Allah’tır" ifadelerini kullandı. "Şehitlerimiz, bedeni fani alemden çekilmiş olsa da adıyla ve hatıralarıyla nesillerin yoluna kandil olmaktadır" Şehadetin, inançlarında tükeniş değil, diriliş olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Şehitlerimiz, Hakk’ın yoluna kuvvet olan, emrine şahitlik eden, son nefesiyle imanını tasdik eden, davasını nefsinin üstüne çıkaran kahramanlardır. Şehitlerimiz; batılın, zulmün ve zilletin karşısında dağ gibi duruşu ve dosdoğru yaşayışıyla hepimize örnek olan; dünya sürgününden ayrılıp ebediyete seferiyle Peygamber Efendimize komşu olma duasını taşıyan yiğitlerdir. Şehitlerimiz, bedeni fani alemden çekilmiş olsa da adıyla ve hatıralarıyla nesillerin yoluna kandil olmaktadır. Şehitlerimizin toprağın altındaki sükutu, nice nutuktan daha gür; yoklukları, aramızdaki nice varlıktan daha diridir. Zira onlar, lütuf ve keremle sevindirilen; arkalarından gelecek dava arkadaşlarına korkuya ve hüzne burada yer bulunmadığını müjdelemektedir. Bu müjde bugün saflarımızı sıklaştırmakta, imanımızı tazelemekte, irademizi metinleştirmektedir. Geride kalanlarımızın omuzlarına miras, gönüllerine miyar, yokuşlu yollarına mihver, karanlık zamanlarda ise mukaddes bir meşale olarak parlamaktadır. Ülkücü şehitlerimiz de böyledir. Duruşlarıyla gencecik ömürlerini aşan, binlerce genç kardeşimizin yüreğinde taşan, ocaklarımızda dua dua çoğalan, emanetleriyle nesilden nesle büyüyen iman erlerimiz, davaya hasredilmiş bir varlığın, aziz milletimize vakfedilmiş bir iradenin abideleşmiş isimleridir" ifadelerine yer verdi. "Bir ülkü peşinde, bir Turan düşünde şehadet şerbetini içtiler" Ülkücü şehitlerin birçok yarım kalan hikayesi olduğuna vurgu yapan Bahçeli, "Kimi üniversite koridorlarında, kimi öğrenci yurtlarında, kimi sokak başlarında, kimi zindan karanlıklarında, kimi darağacının gölgesinde imtihan edildi. Lakin her biri celladın urganına, hainin kurşununa, namerdin pususuna tebessümle yürüdü. Bir ülkü peşinde, bir Turan düşünde şehadet şerbetini içtiler. Can verdiler de canan bildikleri Türk-İslam davasını şahsi ikbal masalarında bozdurmadılar. Ülkücü şehitlerimiz; delikanlı düşlerinden, ana kucağından, baba ocağından, evlat sıcaklığından, kurulamamış yuvalarından, alınamamış diplomalarından geçtiler; dünyalık ne varsa ellerinin tersiyle ittiler, musalla taşını düğün meydanı saydılar. Ölümün soğuk nefesi puslu havaları sararken ürkenler ülkücü şehitlerimiz değildi. Ülkücü şehitlerimiz idam sehpalarına gülerek yürürken şehitlerimizin imanları karşısında küçülen, zulümlerini korkuyla büyüten o kahpe düzenin sahiplerinin dizleri titrerdi. Azrail’in nefesi enselerinde hissedilirken dahi kendi canını değil yanındaki dava arkadaşını düşünen; ’Önce beni asın, o benim acıma dayanamaz’ diyerek cellatlara dahi sıra nizamı veren ülkücü şehitlerimizin baş eğmeyen iradesi, Hareket’imizin tarihine altın harflerle yazılmış en mübarek satırlardır. Bunun içindir ki ülkücü şehitlerimiz; al bayrağımız ne zaman dalgalansa, üç hilalli sancağımız ne zaman gökleri kaplasa, ezanımız ne zaman gür sesle okunsa, nerede bir ülkücü Türk gencinin gözleri şehit ağabeyleri için dolsa orada yeniden hayat bulacaktır" açıklamasında bulundu. "Şehitler kervanımızın her halkasıyla bir ölsek de bin dirileceğimizi bir kez daha buradan haykırıyorum" "Ülkücü şehitlerimiz, Milliyetçi Hareket Partisi’nin fırtınalara rağmen değişmeyen dik duruşunda ve Ülkü Ocakları’nın sönmeyen ateşinde daima yaşayacaktır" diyen Bahçeli, "İlk ülkücü şehidimiz Ruhi Kılıçkıran’dan şehit Bakanımız Gün Sazak’a, Mustafa Pehlivanoğlu’ndan Cevdet Karakaş’a, Yusuf İmamoğlu’ndan Dursun Önkuzu’ya, Fikri Arıkan’dan Cengiz Baktemur’a, Ahmet Kerse’den son ülkücü şehidimiz Fırat Yılmaz Çakıroğlu’na kadar uzanan şehitler kervanımızın her halkasıyla bir ölsek de bin dirileceğimizi bir kez daha buradan haykırıyorum" diye konuştu. "Türk birliği mefkuremize, Türk milliyetçiliğinin son kalesi sıfatıyla ilelebet sahip çıkacağız" Ülkücülerin çetin zamanların, sarp yokuşların, çakıllı yolların, dar geçitlerin, sisli gecelerin yılmaz ve sarsılmaz yolcular olduğunu ifade eden Bahçeli şöyle devam etti: "Nefsini rafa kaldırmış, menfaatlere yüz çevirmiş, korkularını ardında bırakmış dava adamlarıdır. Güce yaslanmayan, istikbal kollamayan, secdeden başka hiçbir yerde alnını yere değdirmeyen bahadırlardır. Yağızlıklarını lafla değil, hayatlarıyla ispat eden; sadakatlerini kalabalık laflarla değil hainin karşısında değişmeyen karakterleriyle gösteren; kamera karşılarında değil mücadelede saf tutanlar ülkücülerdir. İşte bu nedenle ülkücülük, bir ömür taşınacak en yüce şereftir. Şehadet ise o şerefin ebediyetle taçlanmış halidir. Şehitlerimizin huzurunda bir kez daha ilan ediyorum. Milliyetçi Hareket Partisi olarak milletimizin birlik ve beraberliğini, dirlik ve düzenini, milli beka ve maneviyatımızı son nefesimize dek gözeteceğiz. ’Devlet-i ebed müddet’ şiarımıza, Türk birliği mefkuremize, Türk milliyetçiliğinin son kalesi sıfatıyla ilelebet sahip çıkacağız. Bugün aziz şehitlerimizin manevi huzurunda başımız mahzun, gönlümüz müsterih, irademiz işte burada dava arkadaşlarımızla müstahkemdir. Mahzunuz; çünkü nice dava arkadaşımızı kara toprağa emanet ettik. Müsterihiz; çünkü onların her biri tertemiz yaşadı, şahidiz. Müstahkemiz; çünkü asenasıyla, bozkurduyla, kundaktaki bebeğinden ak saçlısına dek burada ve onların bıraktığı sancağa omuz vermek için dimdik ayaktayız. Sözlerime son verirken başta merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey olmak üzere; 27 Mayıs 1980’de menfur bir suikast sonucu şehit edilen merhum Gün Sazak Bey’i, 12 Eylül zulmünde darağaçlarına gönderilen ülkücü şehitlerimizle birlikte münferit tarihlerde Türk-İslam ülküsü uğruna toprağa düşen bütün dava şehitlerimizi hasretle ve vefayla anıyorum. Şehitlerimizin ruhları şad, makamları ali, emanetleri ebediyen aziz olsun. Ne mutlu ülküsünü şahsiyetinin özü sayanlara."