SAĞLIK - 20 Şubat 2026 Cuma 10:03

Ağız sağlığı, çocuklarda bağışıklığın savunma hattı

A
A
A
Ağız sağlığı, çocuklarda bağışıklığın savunma hattı

Ağız sağlığı çoğu zaman yalnızca çürüklerle ilişkilendirilse de uzmanlara göre mesele bundan çok daha kapsamlı. "Ağız, milyarlarca mikroorganizmanın yaşadığı canlı ve dinamik bir ekosistemdir" diyen Medicana Sağlık Grubu Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü’nden Uzm. Dt. Betül Bostan, bağışıklık sisteminin ilk savunma hattını oluşturan ağızdaki mikrobiyal dengenin yalnızca lokal değil, sistemik etkiler de oluşturabildiğini vurguladı.


Medicana International İzmir Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü’nden Uzm. Dt. Betül Bostan, ağız mikrobiyotasının önemine dikkat çekerek, "Ağız sağlığı denildiğinde çoğumuzun aklına çürükler gelir. Oysa ağız yalnızca dişlerden ibaret değildir. İçinde milyarlarca mikroorganizmanın yaşadığı, hassas dengeler üzerine kurulu bir ekosistemdir. Bu ekosisteme ağız mikrobiyotası ya da ağız florası diyoruz. Ağız, sindirim sisteminin başlangıcı ve bağışıklık sisteminin ilk savunma hattıdır. Bu nedenle burada oluşan mikrobiyal denge tüm vücudu etkileyebilir. Ağızda bulunan mikroorganizmaların büyük bölümü yararlıdır; zararlı bakterilerin çoğalmasını engeller ve bağışıklık sistemini adeta eğitir. Sağlıklı bir ağız florası, güçlü bir bağışıklık yanıtının temel taşlarından biridir" ifadelerini kullandı.



Floradaki bozulma sadece çürükle sınırlı değil


Ağız florasındaki dengenin bozulmasının yalnızca çürük ve diş eti hastalıklarıyla sınırlı kalmadığını belirten Uzm. Dt. Betül Bostan, "Ağız florasındaki dengenin bozulması, çürükler ve diş eti hastalıklarıyla sonuçlanabilir. Ancak etkisi bununla sınırlı değildir. Bilimsel çalışmalar; ağız sağlığındaki bozulmaların kalp-damar hastalıkları, diyabet kontrolü, solunum yolu enfeksiyonları ve erken doğum riskiyle ilişkili olabileceğini göstermektedir. Ağız içindeki kronik inflamasyon, tüm vücudu etkileyebilen bir inflamatuar yük oluşturabilir" dedi. Dünya Sağlık Örgütü’nün ağız sağlığının genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladığını hatırlayan Uzm. Dt. Betül Bostan, "Ağız hastalıklarının dünya çapında en yaygın kronik hastalıklar arasında yer aldığı belirtilmektedir. Yani ağız, vücuttan bağımsız değildir; sistemik sağlığın bir parçasıdır" diye konuştu.



Çocukluk dönemi mikrobiyota açısından oldukça kritik


Çocuklarda ağız mikrobiyotasının daha hassas olduğuna dikkat çeken Uzm. Dt. Betül Bostan, erken dönemdeki alışkanlıkların uzun vadeli etkileri olabildiğine dikkat çekti. Uzm. Dt. Betül Bostan, sözlerine şöyle devam etti: "Çocukluk dönemi ağız mikrobiyotası açısından en hassas dönemdir. Doğumdan itibaren bakteriyel kolonizasyon başlar ve özellikle ilk yıllarda bu denge şekillenir. Bağışıklık sistemi henüz gelişim aşamasındadır; ağız florası daha kırılgandır. Bu dönemde sık ve kontrolsüz şeker tüketimi, gece beslenmesi sonrası temizlik yapılmaması, gereksiz antibiyotik kullanımı ve yetersiz ağız hijyeni mikrobiyal dengeyi bozabilir. Erken dönemde oluşan bu bozulmalar yalnızca süt dişlerini etkilemez. İlerleyen yaşlarda artmış çürük riski, kronik diş eti problemleri ve inflamatuar yatkınlıkla ilişkilendirilmektedir. Çocuklukta ağız sağlığına gösterilen özen, aslında gelecekteki genel sağlığa yapılan yatırımdır."



Antibiyotik kullanımı flora dengesini bozabilir


Antibiyotik kullanımı, beslenme alışkanlıkları ve ağız hijyeninin ağız florası üzerindeki etkilerine de değinen Uzm. Dt. Betül Bostan şu açıklamalarda bulundu: "Antibiyotikler gerekli durumlarda hayat kurtarıcıdır; ancak gereksiz ve sık kullanım faydalı bakterileri de azaltarak ağız florasının dengesini bozabilir. Beslenmede özellikle şeker tüketiminin sıklığı, miktarından daha belirleyicidir. Gün içinde tekrarlayan şeker maruziyeti zararlı bakterilerin baskın hale gelmesine yol açar. Dengeli beslenme ve düzenli ağız bakımı ise koruyucu etki sağlar. Ailelerin ilk dişten itibaren düzenli fırçalama alışkanlığı kazandırması, yaşa uygun miktarda florürlü diş macunu kullanması, şeker tüketimini sıklık açısından azaltması, gece beslenmesi sonrası mutlaka temizlik yapması, gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınması ve düzenli diş hekimi kontrollerini aksatmaması önemlidir. Burada amaç ağız içini steril hale getirmek değildir; sağlıklı mikrobiyal dengeyi korumaktır."


Uzm. Dt. Betül Bostan, ağız sağlığının yalnızca estetik bir konu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, "Sağlıklı bir ağız florası; güçlü bir bağışıklığın, dengeli bir inflamasyon yanıtının ve sağlıklı bir bedenin temelidir. Ağız sağlığı, genel sağlığın başlangıç noktasıdır" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara MHP Genel Başkan Yardımcısı Yurdakul: "8 Mart; milleti büyüten, devleti ayakta tutan iradenin adıdır" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Selim Yurdakul, "8 Mart; yalnızca takvim yapraklarında yer alan sembolik bir gün değildir. 8 Mart; hayatı doğuran, milleti büyüten, devleti ayakta tutan iradenin adıdır. Bir idrak, bir şuur, bir vefa günüdür. Türk milleti için kadın; ocağın tüten bacası, milletin mayası, devletin vicdanıdır" dedi. Milliyetçi Hareket Partisi tarafından, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin katılımıyla "Üç Hilalin Aydınlığında Altaylar’dan Tuna’ya Türk Kadını" temalı "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" programı düzenlendi. Programda konuşan MHP Genel Başkan Yardımcısı Yurdakul, "Bugün burada, insanlık tarihinin en ağır yükünü sırtlanmış, en büyük bedelleri ödemiş, fakat buna rağmen vakarından, fedakârlığından ve dirayetinden asla ödün vermemiş Türk Kadınının 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü idrak etmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu anlamlı günde, Türk kadınının değerini devlet ve millet hayatının merkezine alan duruşuyla bizlere istikamet çizen; milli ve manevi hassasiyetleriyle Türk ailesini ve Türk kadınının vakarını daima savunan Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’ye şükranlarımızı sunuyoruz. Onun liderliği ve kararlı duruşu, bu kürsüden dile getirilen her sözün fikri ve ahlaki zeminini oluşturmaktadır" dedi. "8 Mart; hayatı doğuran, milleti büyüten, devleti ayakta tutan iradenin adıdır" 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün anlamından bahseden Yurdakul, "8 Mart; yalnızca takvim yapraklarında yer alan sembolik bir gün değildir. 8 Mart; hayatı doğuran, milleti büyüten, devleti ayakta tutan iradenin adıdır. Bir idrak, bir şuur, bir vefa günüdür. Türk milleti için kadın; ocağın tüten bacası, milletin mayası, devletin vicdanıdır. Biz kadın meselesine Batı’nın dar kalıplarıyla değil; binlerce yıllık Türk devlet aklının, töresinin ve inancının penceresinden bakıyoruz. Bizim medeniyetimizde kadın geride bırakılmış değildir; tarihin tam merkezindedir. Orta Asya bozkırlarında Hakan ile birlikte toyda söz alan Hatun da bizimdir, cephede mermi taşıyan Nene Hatun da bizimdir, istiklalin bedelini evladıyla ödeyen analar da bizimdir" diye konuştu. "Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaset anlayışında kadın; vitrin süsü değil, irade sahibidir" MHP Lideri Bahçeli’nin "Kadın, Türk milletinin teminatıdır. Türk kadını fedakarlığın, sabrın ve vefanın adıdır" sözlerini hatırlatan Yurdakul, şunları kaydetti: "Türk kadını yalnızca doğurmamış; yoğurmuş, yetiştirmiş, korumuş ve diriltmiştir. Bilge Kağan’ın Orhun Abideleri’nde milleti anlatırken, anayı temel direk olarak tarif etmesi boşuna değildir. Çünkü biliriz ki, ana güçlü ise millet güçlüdür. Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaset anlayışında kadın; vitrin süsü değil irade sahibidir. Slogan değil sorumluluktur. Günümüzde kadın meselesi, Batı merkezli ideolojik yaklaşımlar çerçevesinde ele alınırken, özgürlük kavramı, çoğu zaman toplumsal bağlardan koparılmaktadır. Bu çevrelerde kadını ailesinden ve toplumsal bütünlükten yalıtan bir anlayış dayatılmaktadır. Kadının çalışma hayatındaki emeği, aileyle rekabet eden bir kimlik üzerinden tanımlanmakta ve annelik değersizleştirilmektedir."