GÜNDEM - 26 Mart 2026 Perşembe 15:05

Yeni nesil gençlik vizyonu sempozyumla ele alındı

A
A
A
Yeni nesil gençlik vizyonu sempozyumla ele alındı

Esenler Belediyesi tarafından ilçedeki öğrenciler için geliştirilen yenilikçi gençlik gelişim programı Tayfa, "Yeni Nesil Gençlik Sempozyumu"na ev sahipliği yaptı. Sempozyum, gençlerin akademik üretim süreçlerine aktif katılımı teşvik eden önemli bir platform sunarken, proje kapsamında en iyi araştırma alanında 1’inci olan öğrencilere 25 bin TL para ödülü verildi. Programda gençlere seslenen Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, "Şu anda bu salonda gördüğüm her bir gencimiz, dünyayı değiştirecek, inşa edecek, yeryüzünün en kıymetli mimarları. Hayat merdivenine tırmanan, o basamakları çıkan, o basamağın bir parçası olmak için biz bütün gücümüzle gençlerin yanınızdayız" dedi.


Esenler Belediyesi, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Yıldız Teknik Üniversitesi ve Türkiye Gençlik STK’ları Platformu (TGSP) iş birliğiyle ‘Türkiye’nin Gençlik Vizyonu’ temasıyla gençleri bilimsel çalışmalara hazırlamayı hedefleyen ’Tayfa Yeni Nesil Gençlik Sempozyumu’ Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü Kongre Merkezi’nde gerçekleşti. Proje kapsamında Esenler’deki 16 liseden seçilen 93 öğrenci, sosyal bilimler alanında hazırlamış oldukları araştırmaları bilimsel bir ortamda sunma fırsatı yakaladı. Program kapsamında gerçekleşen panellerde Türkiye’nin gençlik vizyonu farklı perspektiflerden ele alındı. Sempozyum alanında uzman isimlerle yapılan çalışmalarla gençlerin pasif bilgi alıcıları olmaktan çıkartılarak araştıran, sorgulayan ve üreten bireyler haline gelmeleri hedeflendi. Öte yandan öğrencilerin hazırlamış oldukları projelerin bilimsel makale ve dergilerde yayınlanarak bilimsel çalışmalara katkı sunması planlandı. Programda En İyi Araştırma alanında 1’inci olan öğrencilere 25 bin TL, 2’nci olan öğrencilere 20 bin TL, 3’üncü olan öğrencilere ise 15 bin TL para ödülü, madalya ve plaket verildi.


Öte yandan sempozyuma Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik, Esenler İlçe Milli Eğitim Müdürü Feyzullah Sert, Proje Koordinatörü Doç. Dr. Muhammet Öztabak, AK Parti MKYK Üyesi Ahmet Bilal Kıymaz, AK Parti Esenler İlçe Başkanı Emrullah Erkuş, AK Parti Esenler Gençlik Kolları Başkanı Hasan Taha Cerrahoğlu katıldı.



"629 yıl dünyada adaleti, vicdanı ve merhameti öğretmiş Osmanlı’nın torunlarıyız"


Konuşmasına Cemil Meriç’in sözleriyle başlayarak Orta Doğu coğrafyasında yaşanan savaşlara değinen Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, "Cemil Meriç’in çok güzel bir ifadesi var. ‘Her batılı sosyalist, komünist, kapitalist ne varsa doğulu her insanı ya öldürülecek insan ya da sömürülecek insan diye bakar’. Biz doğu medeniyetinin çocuklarıyız bir de karşımızda batı medeniyeti var. Batı medeniyetinin kökünde ve kökeninde zulüm, kan, gözyaşı ve soykırım var. Bizim medeniyetimizin kökünde ise adalet, merhamet ve vicdan var. Bizim medeniyetimiz insanı insan olarak ve insana insan olarak değer verir. Ama şunu görüyoruz ki dünyanın emperyalist güçleri, doğunun çocuklarına hayat tanımak istemiyorlar. Bizler bugüne kadar bu medeniyetin çocukları olarak bugüne kadar bu anlayışı reddettik. Bugüne kadar teslim olmadık bundan sonra da asla teslim olmayacağız çünkü biz 629 yıl dünyada adaleti, vicdanı ve merhameti öğretmiş nerede bir mazlum varsa sofrasını paylaşmış Osmanlı’nın torunlarıyız. Şu anda bu salonda gördüğüm her bir gencimiz, dünyayı değiştirecek, inşa edecek, yeryüzünün en kıymetli mimarlarısınız. Çünkü bir insanın güçlü olması için inancının güçlü olması lazım, bir insanın güçlü olması için merhamet duygusunun güçlü olması lazım, bir insanın güçlü olması için adalet duygusunun güçlü olması lazım, bir insanın güçlü olması için yaşadığı toprakların ruhunun güçlü olması lazım, bunları topladığınızda hepsi şu anda bu kongre merkezindeki sizlerde var" dedi.



"Tayfa yürekli gençlerin bir arada buluştuğu önemli bir gençlik vizyonu"


Türkiye’nin güçlü ülke konumunu ifade ederek sempozyumun hedeflerine ve gençler için vizyonuna değinen Başkan Göksu, "Bugün dünyada kapısı çalınan, ‘savaşlarda arabulucu ol, senin medeniyet değerin var, kökün var, birikimin var bu savaşlarda arabulucu sen olursun’ diye kapısı çalınan insan kim ? Recep Tayyip Erdoğan. Gençler işte ‘Tayfa’ yürekli gençlerin bir arada buluştuğu önemli bir gençlik vizyonu. Ve ‘Tayfa’ bu ruhu taşıyan gençlerin, geleceği inşa etmek üzere emek ve gayret sarf ettiği, alın teri döktüğü, emeğinin karşısında yer yüzünün insanlığına kapı açacak, onlara farklı vizyon geliştirecek, yürekli gençlerin buluşturduğu önemli bir mekandır. İstanbul’da en genç nüfusa sahip ilçelerin başında gelen bir ilçe. Hayat merdivenine tırmanan, o basamakları çıkan, o basamağın bir parçası olmak için biz bütün gücümüzle gençlerin yanınızdayız. Esenler Belediyesi her türlü hizmetinize hazır. İçinizden keşif yapmak isteyen varsa, ben bu konuda ’emek ortaya koymak istiyorum’ diyen varsa belediye günün 24 saati hizmet etmeye ve size her türlü imkanını seferber etmeye hazırdır" diye konuştu.



Yeni nesil gençlik vizyonu sempozyumla ele alındı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Prof Dr. Tevfik Özlü: "Hanta Virüsü nedeniyle bir pandemi ihtimali gözükmüyor" Kruvaziyer gemisinde ortaya çıkan hanta virüsü vakaları dünya genelinde endişeye neden olurken, uzmanlar virüsün Kovid-19 kadar hızlı bulaşmadığını ve yakın dönemde bir pandemi riskinin düşük görüldüğünü belirtiyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Tevfik Özlü, özellikle tahliye edilen yolcuların karantina süreçlerinin dikkatle yönetilmesi gerektiğine dikkat çekerek, bazı hanta virüsü türlerinin yüzde 50’ye varan ölüm riskine sahip olduğunu söyledi. Medical Park Karadeniz Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, kruvaziyer gemisinde ortaya çıkan hanta virüsü vakalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Virüsün uzun yıllardır bilinen bir hastalık etkeni olduğunu belirten Özlü, mevcut tablonun endişe oluşturduğunu ancak yakın bir pandemi riskinin görülmediğini ifade etti. Prof. Dr. Tevfik Özlü, "Hanta virüsler aslında eskiden beri bildiğimiz insanda hastalık yapan virüsler arasında yer alıyor ama şu anda bir gemide bu salgınının ortaya çıkması endişeye, korkuya ulaştı. Yakın pandemi oluşma ihtimali görülmüyor. Hanta virüsler Kovid gibi kolay bulaşan virüsler değil. Gemide hastalığa neden olan tipi insandan insana bulaşabiliyor ama çok kolay ve hızlı bulaşan bir virüs değil. Bu uzun süreli yakın temas ile bulaşıyor. Dolayısıyla burada hızlı yayılma ve replikasyon olmadığı sürece bir pandemiye dönüşme riski bence çok afaki olur. Dünya Sağlık Örgütü gibi örgütler yakın bir pandemi riski görmediklerini açıkladılar" dedi. "Türkiye’de yıllardır tek tük vakalar görülüyordu" Hanta virüslerinin zaman zaman lokal ve sınırlı salgınlara yol açtığını kaydeden Özlü, Türkiye’de de yıllardır tek tük vakaların görüldüğünü söyledi. Özlü, "Ancak zaman zaman böyle lokal, sınırlı ölçüde salgınlar bu hanta virüsler de görülüyor. Ülkemizde de yıllardır tek tük vakalar şeklinde görmeye devam ediyoruz. Daha çok bizde görülen böbrek yetmezliği ilerleyen ateşli kanama tablosuyla seyreden bir form ama şu anda gemide ortaya çıkan ateş ve ateşin ardından da akciğer yetmezliğini, ödemine ilerleyen form. Bu formun daha ölümcül olduğunu biliyoruz. Yüzde 50’ye kadar ölümcül olabiliyor" ifadelerini kullandı. Şu ana kadar 11 vakanın tespit edildiğini belirten Özlü, karantina sürecinin titizlikle yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Özlü, "Şuana kadar 11 vaka tespit edildi ama tahliye edilen yolcular arasında da karantina devam ediyor. Bu süreç içerisinde belki yeni vakalar da çıkabilecek. Bence çok panik yapılacak, abartılacak bir risk gibi görünmüyor ama mutlaka bu sürecin iyi üretilmesi lazım. Nitekim bu gemiden tahliye edilen yolcuların bir kısmının ülkelerine gönderilmesi sürecinde uçakla taşındığı ve bu uçakla taşınan yolcuların bazısında sonradan hastalık tablosunun geliştiği ortaya çıktı. Uçaktaki diğer yolculara acaba bu ulaştı mı diye bir telaş doğurdu. Şimdi uçaktaki yolculara ulaşıp onların takibini başlatmak gerekiyor" diye konuştu. "Karantina süreçlwri dikkatle takip edilmeli" Türkiye’ye getirilen yolcuların karantina süreçlerinin dikkatle takip edilmesi gerektiğini kaydeden Özlü, "Onun için bu gemiden tahliye edilen ve ülkemizden getirilen yolcular var. Bunların karantina sürelerinin iyi yönetilmesi çok önemli. Uzun bir karantina dönemi var. 6 haftaya kadar uzuyor. Dolayısıyla bu insanlar ben iyiyim, bir hastalığım yok, şikayetim yok diye düşünebiliyorlar hatta test yapılıyor test negatif çıkıyor. Dolayısıyla ben de yok diye düşünebiliyorlar ama sonradan tekrar pozitife dönüşebilir. O açıdan karantina sürelerini çok dikkatli olması, dışarıya çıkmamaları, yakınlarıyla temas kurmamaları böyle bir sargının yayılmasını önlemek açısından odaklanılması gerekiyor" dedi. "Norovirüs kaynaklı salgınlar da var" Öte yandan kruvaziyer gemilerinde görülen bir diğer salgının ise norovirüs kaynaklı olduğu belirtildi. Prof. Dr. Tevfik Özlü, "Norovirüs salgını da yine bir kruvaziyer gemisinde ortaya çıktı. Bir kişinin hastalandığını ve bu gemiden tahliye edildiğini biliyoruz. Norovirüsler aslında çok sık gördüğümüz karşılaştığımız daha çok bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı gibi yakınmalara yol açan virüsler. Kolay bulaşır. Kirlenen el ve diğer çevre yüzeylerden, gıdalardan ulaşabilir. Norovirüs tek bir virüs değil grup bir virüs. Özellikle yaz döneminde seyahatler oluyor. Otellerde ve restoranda ortak açık büfe yemeklerde bulaşma riski yüksek. Genel hijyene dikkat edilmesi lazım. Bu tür virüslerde bizi koruyacak en önemli şey el hijyeni ve ortak kullanılan eşyaların iyi temizlenmesidir. Standart prosedürlere dikkat edilirse bir sorun olmayacaktır" ifadelerini kullandı. "Spesifik bir ilaç veya aşısı yok" Hanta virüsü ve norovirüse karşı spesifik bir ilaç ya da aşının bulunmadığını belirten Özlü, tedavide destekleyici yöntemlerin uygulandığını söyledi. Özlü, "Hanta virüs ve norovirüs için spesifik bir ilaç ya da aşı yok. Ama genel itibarıyla destek tedavileri uygulanır. Bulantı, kusma olduğu zaman onu yönetecek ilaçlar, sıvı dengesinin sağlanması, ateşin düşürülmesi, ağrının kesilmesi gibi tedaviler uygulanır. Ağır formlarda tabi daha ileri destekler uygulanacaktır. Hanta alta virüs içinde öyle yani çok özel bir tedavisi yok destek tedavisi uygulanır" dedi.
Samsun Samsun’da insansız hava aracı düştü: Evlerde hasar oluştu SAMSUN (İHA) – Samsun’un İlkadım ilçesinde sabah saatlerinde düştüğü değerlendirilen insansız hava aracı mahallede paniğe neden oldu. Olayda 3 evde maddi hasar meydana gelirken, polis ekipleri bölgede inceleme başlattı. Edinilen bilgilere göre, olay, sabah erken saatlerde İlkadım ilçesinde sabah 6.30 sıralarında meydana geldi. Büyük bir gürültüyle uyanan mahalle sakinleri ilk anda doğalgaz patlaması olduğunu düşündü. Gürültünün ardından çevrede bulunan bazı evlerin camlarının kırıldığı ve maddi hasar oluştuğu görüldü. Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine polis, sağlık ve itfaiye ekibi sevk edildi. Bölgede güvenlik önlemi alan ekipler, düştüğü değerlendirilen ve yaklaşık 25 kilogram olduğu belirtilen insansız hava aracına ait parçaları topladı. Olayda yaralanma yaşanmadığı öğrenildi. İnceleme başlatıldı Mahalle sakinleri yaşanan olay nedeniyle kısa süreli panik yaşarken, polis ekiplerinin olayla ilgili inceleme başlattığı bildirildi. 1 metre civarında kanat açıklığı olan ve ayrı bir kuyruk parçası bulunan insansız hava aracının hangi kuruma ait olduğu ve düşüş nedeni yapılacak teknik incelemenin ardından netlik kazanacak. Olayı anlatan mahalle sakinlerinden Fatma Çakır, "Patlama sesi duydum ve korktum. Bende panik atak var. Hemen cama çıktım. Dışarıya baktım ve karşı ki binada dumanlar çıkıyor. Doğal gaz patladı zannettik. Çok acayip bir ses yaptı. Çok korktuk" dedi.
Elazığ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Önalan, çalışmaları ve projeleriyle dikkat çekiyor Elazığ’da deprem konutlarından kentsel dönüşüme, geri dönüşümden projelere birçok çalışma yürüten ve tüm kamu kurumlarına omuz veren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Fatih Önalan, Elazığ’ın hizmet çıtasını yükseltiyor. 2020 ve 2023 Kahramanmaraş depremlerini gören Elazığ’da, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un koordinesinde binlerce konut yapıldı. Kırsal alanda çalışmalar sürerken kentsel alanda çalışmalar tamamlanarak konutlar hak sahiplerine telsim edildi. Rezerv veya kentsel alanlar dışında yapılan konutların dışında, yerinde dönüşüm projesiyle hayata geçirilen projelerde 2 bin 517 hak sahibinin konutlarını büyük bir oranda tamamlandı. Aynı zamanda mahalle kültürünü korumak ve vatandaşların alışık oldukları çevreden kopmamasını sağlamak amacıyla hayata geçirilen "Yerinde Dönüşüm" projesi kapsamında yaklaşık 3 milyar TL’lik hibe ve kredi desteği sağlandı. Asrın felaketini asrın inşasına çevrilmesinde Elazığ’da büyük bir çaba gösteren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Fatih Önalan, ekibiyle birlikte sürdürdüğü çalışmalar ile dikkat çekiyor. Elazığ’ı Türkiye’nin en dirençli şehirlerinden biri yapma kararlılığında olan Önalan; kentsel dönüşümden köy evlerine, hava kalitesi izlemeden çimento fabrikasının taşınması gibi çevresel sorunlara kadar geniş bir yelpazede kentin geleceğini şekillendirmeye devam ediyor. Şehrin iklim değişikliğiyle mücadelesini de bir halk hareketine dönüştüren Önalan, Elektronik Atık ve Mavi Kapak Toplama Yarışması başlattı. Kampanya aracılığıyla hem atıkların ekonomiye geri kazandırılması hem de çevrenin korunması hedefleniyor.
İstanbul Boya ve kaplama sektörü yükselişini sürdürüyor Türkiye’nin boya sektöründeki yükselişi hız kesmeden sürüyor. Son 5 yılda sektörün ihracatı iki kat artarken, Türkiye bölgesel çözüm merkezi oluyor. Sektör, üretim kapasitesi, ihracat performansı ve teknoloji odaklı dönüşümüyle küresel pazardaki etkisini artırıyor. Dünya pazarından 1 milyon ton civarındaki büyüklüğüyle pay alan Türkiye boya sektörünün, 2,47 milyar dolarlık ekonomik büyüklüğü olduğu vurgulandı. Boya Sanayicileri Derneği Başkanı Kenan Baytaş, Türkiye’nin yaklaşık 1 milyon tonluk boya üretim hacmine ulaştığını ve dünya boya pazarından yüzde 2 pay aldığını söyledi. Üretim gücüyle Avrupa’da beşinci sırada yer aldıklarını belirten Baytaş, yenilikçi ve sürdürülebilir üretim anlayışıyla daha üst sıraları hedeflediklerini ifade ederek, "Katılımcı ve ziyaretçi sayılarıyla dünya çapında kabul gören Paintistanbul yerli ve yabancı firmaları bir araya getirerek boya, boya ham maddeleri ve yapı kimyasalları alanında önemli bir ticaret ve etkileşim köprüsü kuruyor. Sektörümüz hacim olarak 1 milyon ton civarındaki büyüklüğüyle dünya pazarından yaklaşık yüzde 2 pay alıyor. Avrupa’da üretim sıralamasında Almanya, İspanya, Fransa ve İtalya’nın ardından beşinci sırada yer alıyoruz. Hedefimiz, bu sıralamada daha üst basamaklara çıkarak küresel ölçekte daha güçlü bir konuma ulaşmak. Bölgesel bir üretim üssü olmanın ötesine geçerek, yenilikçi ve sürdürülebilir çözümlerle dünya pazarında daha etkin bir rol üstlenmeyi amaçlıyoruz" dedi. Sektörün küresel dönüşüm sürecine dikkat çeken Başkan Yardımcısı Tolga Kayalar da, küresel boya pazarının 2026’da yaklaşık 198 milyar dolar büyüklüğe ve 48 milyon tonluk hacme ulaşacağını, 2030’a gelindiğinde ise pazarın 227 milyar dolara ve 52,7 milyon tona çıkmasının beklendiğini vurguladı. Kayalar, "2024 verilerine göre, Türkiye’de sektör, yaklaşık 926 bin tonluk iç pazar hacmine ve 2,47 milyar dolarlık ekonomik büyüklüğe sahip. Üretim gücümüz ile ihracattaki değer payımız arasındaki bu makas, sektörümüzün önündeki en somut büyüme alanını gösteriyor. Yalnızca daha fazla üretmek değil, daha fazla değer oluşturmak ve bunu ihracata taşımak işte asıl hedef bu" diye konuştu. Sektörün son yıllarda güçlü bir ivme yakaladığını belirten Başkan Yardımcısı Akın Akça lı ise "Özellikle Avrupa, Afrika ve Orta Doğu pazarlarına yönelik operasyonlarda Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı, hızlı üretim kabiliyeti, kaliteli insan kayna ve esnek sanayi yapısı büyük avantaj sağlıyor. Bunun yanında sektörümüzün en güçlü yönlerinden biri de dünya regülasyonlarına ve değişen standartlara çok hızlı adapte olabilmesi" dedi. Bu yıl 8’inci kez 17-19 Haziran’da kapılarını açacak olan Paintistanbul 2026’da, 400’ün üzerinde katılımcı firma ile 10 bini aşkın ziyaretçinin bir araya gelmesi bekleniyor. Etkinlik, katılımcılara yeni ticari bağlantılar kurma, potansiyel iş ortaklıkları geliştirme ve küresel pazardaki güncel eğilimleri yakından takip etme imkânı sunacak.
Antalya 30 metrekarelik atölyede 36 yıldır Alanya şalvarını dünyaya tanıtıyor Antalya’nın Alanya ilçesinde yaşayan 52 yaşındaki terzi Ali İhsan Arslan, 36 yıldır sürdürdüğü mesleğiyle Alanya’nın yöresel kültürünü yaşatmaya devam ediyor. Hacet Mahallesi’nde bulunan yaklaşık 30 metrekarelik küçük atölyesinde çırağıyla birlikte çalışan Arslan, Alanya’nın simgelerinden biri haline gelen bordo kuşaklı Alanya şalvarını dikerek hem Türkiye’ye hem de dünyaya tanıtmaya çalışıyor. ALTSO tarafındarn coğrafi işaret başvurusu da yapılan Alanya şalvarı tam takım yumurta topuk ayakkabı, beyaz çorap, şalvar, bel kuşağı, ipek gömlek, cepken, köstekli saat ve şapkadan oluşuyor ve 8 bin liradan satılıyor. 1988 yılında terzilik mesleğine çırak olarak başlayan Arslan, yıllardır Alanya’nın kültürel mirası olan şalvar geleneğini yaşatmak için mücadele verdiğini söyledi. 1996 yılında kendi dükkanını açtığını belirten Arslan, o günden bu yana Alanya şalvarı dikimini sürdürdüğünü ifade etti. 30 metrekarelik alanda getirdiği kumaşları Alanya şalvarı haline getirebilmek için yoğun mesai harcayan Arslan ve çalışanı iş sonunda ortaya çıkardığı zanaat ve işçilik ile görenlere görsel beğeni sunuyor. Yöresel kıyafetlerin zamanla düğün ve kına gecelerinde yeniden ilgi görmeye başladığını belirten Arslan, "Dükkanı açtıktan sonra Alanya şalvarını dikmeye devam ettim. Daha sonra şalvarı damatlara sevdirdim. Kına gecelerinde damatlar giymeye başladı. Alanya kırsalındaki büyüklerimiz şalvar, şapka, yelek, kuşak, yumurta topuk ayakkabı ve köstekli saatle tam takım giyiniyor. Biz de bu kültürü yaşatmaya çalışıyoruz. Gelecek nesillere miras bırakmak için üretimimizi sürdürüyoruz" dedi. İlçede yaşayan yabancılar da yoğun ilgi gösteriyor Arslan, Alanya şalvarına sadece yerli vatandaşların değil, ilçede yaşayan yabancıların da yoğun ilgi gösterdiğini söyledi. Özellikle Alman ve Hollandalı turistlerin yöresel kıyafetlere ilgi duyduğunu belirten Arslan, "Alanya geceleri düzenleniyor. Yılda bir kez yapılan bu etkinliklerde Alman müşterilerimiz de yöresel kıyafetlerle katılıyor. Alanya kültürünü tanımak ve yaşamak istiyorlar" diye konuştu. Tam takım 8 bin TL Alanya şalvarının takım halinde büyük ilgi gördüğünü ifade eden Arslan, "Yumurta topuk ayakkabı, beyaz çorap, şalvar, bel kuşağı, ipek gömlek, cepken, köstekli saat ve şapkadan oluşan tam takım şu anda yaklaşık 8 bin TL civarında. Sadece Alanya şalvarını almak isteyenler ise yaklaşık bin TL’ye satın alabiliyor" dedi. Coğrafi işaret başvurusu yaptık Alanya şalvarının coğrafi işaret alması için de çalışma yürüttüklerini dile getiren Arslan, "Alanya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanımız Eray Erdem öncülüğünde, Alanya Yörükler Derneği olarak coğrafi işaret başvurusu yaptık. Kamu kurum ve kuruluşlarının desteğiyle bu coğrafi işareti alacağımıza inanıyoruz. Alanya şalvarını bütün Avrupa’ya ve Dünyaya tanıtmakta kararlıyım" ifadelerini kullandı.