GÜNDEM - 04 Mayıs 2026 Pazartesi 10:02

Uzmanlardan çocuklarda şiddet eğilimine karşı önemli uyarı: "Sanal ortam suçun merkezi haline geldi"

A
A
A

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta iki okulda gerçekleşen silahlı saldırı tüm Türkiye’nin gündemine otururken uzmanlar, çocuklarda şiddet eğilimine karşı önemli uyarılarda bulundu. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Aysu Özge Yönetci Pekuz, çocuğun büyüdüğü ortamdan etkilendiğini belirtirken online dünyanın gerçeklik algısı üzerindeki etkisine dikkat çekti. Sanal dünyadaki şiddet içerikli oyunların çocukların dünyasında büyük etkiler oluşturduğunu belirten Pekuz, çocukların online ya da çeşitli toplu alanlarda şiddet içerikli oyun gibi unsurlardan uzak tutulması gerektiğini belirtti. Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık ise, "Sanal ortam bildiğiniz üzere suçun merkezi haline geldi. Bu da ciddi bir tehdit" dedi.

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta iki okulda gerçekleşen silahlı saldırı Türkiye’de büyük yankı uyandırırken, sanal dünyada veya toplu alanlardaki şiddet içerikli oyunların çocukları etkilediği ifade edildi. Çocukların mümkün olduğu kadar şiddetten, şiddet oyuncaklarından uzak yetiştirilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, ailelere çok önemli görev düştüğünü; çocuğu mutlaka kontrollü bir şekilde cihazlara maruz bırakılması gerektiğinin altını çizdi.

"Çocuklarımızı mümkün olduğu kadar şiddetten uzak yetiştirmemiz gerekiyor"

‘Ülkemizde son zamanlarda kötü olaylar yaşadık öncelikle herkese baş sağlığı diliyorum’ diyerek sözlerine başlayan Medical Park Bahçelievler Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzman Dr. Aysu Özge Yönetci Pekuz, "Çocuklarda gelişimsel olarak dürtü kontrolü frontal korteksin olgunlaşmasıyla başlar. Küçük çocuklarda çarpma, vurma gibi hareketler normaldir ama bunlar çevreye, kendine zarar vermeye başladığı zaman patolojiktir. Bunun genetik sebepleri olması yanında biyopsikososyal sebepleri de vardır. Eğer aile içinde şiddet eğilimi varsa, sesler yükseliyorsa çocuk çok küçük yaştan itibaren şiddet unsuru olabilecek şeyleri görüyorsa bu çocuğun gelişimini etkiler. Sosyal medya, televizyon, bilgisayar, diziler, filmlerde çok fazla şiddet unsurunun olması çocukları oldukça tetikleyen bir durum. Çocuklarımızı mümkün olduğu kadar şiddetten, şiddet oyuncakları da dahil olmak üzere uzak yetiştirmemiz gerekiyor. Oyunların çok vurdulu, kırdılı olması ve çocuk gördüğünü taklit eder, bunun eğiliminde olması biraz şiddet olaylarını artırıyor. Eğitim ilk önce ailede başlıyor sonra okulda devam ediyor" dedi.

"Vurdulu, kırdılı oyunlar çok tetikleyen hareketler"

Şiddet eğilimli oyunların çocuklara etkisi üzerine konuşan Uzm. Dr. Yönetci Pekuz, "Dünya genelinde de ülkemizde de çok etkiliyor. Bir dönem internet kafeler vardı, şiddet eğilimi olan vurdulu, kırdılı oyunlar oynanırdı. Onlar da çok tetikleyen hareketler. Yaş sınırlamalarının getirilmesi, erişimin bir şekilde engellenmesi bence şiddeti engellemekte en önemli aşamalardan biri. Sosyal medya erişim engeliyle ilgili yasa çalışmaları da bununla alakalı aslında çok doğru ve yerinde bir karar. Dijital çağda yaşadığımız için hayatımızdan tableti, televizyonu, bilgisayarı çıkaramayız, burada önemli olan geçirilen süre kadar o sürede ne yapıldığı. Ailelere burada çok önemli bir görev düşüyor, çocuğunuzu mutlaka kontrollü bir şekilde cihazlara maruz bırakmalıyız. Kontrol mekanizmasını aktif tutmak gerekiyor" diye konuştu.

"Toplu ortamlarda şiddet içeren unsurların yer almaması gerekiyor"

‘Özellikle 0-2 yaşta hiçbir şekilde televizyon, tablet, ekran kullanımı olmasını önermiyoruz’ diyen Uzm. Dr. Yönetci Pekuz, "Tüm çocukların olabileceği bir ortamda gelişimsel açıdan çocukların bunu bir oyun olarak algılamaması gerekiyor esas söylemek istediğim ana fikir o. Çocuklarda gerçeklik algısı çok geç oluşur. Toplu alanlarda, alışveriş merkezi, lunapark gibi eğlence merkezlerine şiddet eğilimi olan oyuncakların bence hiç yer almaması gerekiyor. Oyunların da aynı şekilde yer almaması gerekiyor çünkü bir şekilde çocuklar gördüğünü taklit eder. Gerçek ve oyun kavramını ayırt etmek oldukça zor bir ayrım. Mümkün olduğu kadar toplu ortamlarda şiddet içeren unsurların yer almaması gerekiyor. 2 yaşından sonra da aileler böyle yerlere giderken araştırma yaparsa hem çocuklarını riske atmamış olurlar hem de çocuk bunu yanlış örnek olarak almaz. Önce aile içi şiddeti engellemek lazım, çocuk bizim aynamızdır" ifadelerini kullandı.

"Küresel ölçekteki platformlardaki şiddet içerikli diziler, çocukların yanlış yönlendirilmesine neden olmaktadır"

Son dönemde dijital platformlarda yayınlanan şiddet içerikli yapımlar, özellikle çocuk ve gençlerin ruh sağlığı ile toplumsal güvenliği tehdit eden ciddi bir risk unsuru oluşturduğunu ve sanal ortamın artık suçun merkezi haline geldiğini kaydeden Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, son dönemlerde çocuklar ve gençler için dizilerin ciddi bir riski de beraberinde getirmeye başladığını belirtti. Kırık, "Küresel ölçekteki platformlardaki şiddet içerikli diziler, çocukların yanlış yönlendirilmesine ve olumsuz etkilenmesine neden olmaktadır. Dijital platformlar özellikle geleneksel yayın kuruluşları gibi denetlenemiyor. Bu durum ister istemez çocukların, gençlerin ve hatta yetişkinlerin çeşitli problemlerle karşı karşıya kalmasına sebep olmaktadır. Aslında geleneksel hepimizin çocukken oynadığı oyunların reel hayata taşınmış şekli diyebiliriz. Bu dizilere yönelik bazı ülkelerde 16 yaş, bazı ülkelerde de 18 yaş sınırı söz konusu. Fakat bu dizi aynı zamanda çok fazla çocuklar tarafından da izlendiği için okullarda da bu oyunları kendi hayatlarına çekmeye çalışan çocuklar mevcut" dedi.

"Sanal ortam bildiğiniz üzere suçun merkezi haline geldi"

Sanal ortamın suçun merkezi haline geldiğini belirten Kırık, "Oyun olduğu için nasıl olsa aileler de şunu diyor. ’Ya işte izlesin, oyun içerikli herhalde bir dizi’ diyor. Aslına bakarsanız içerik çok daha ciddi sorun ve problemleri beraberinde getiriyor. Çünkü burada şiddet ve gerçek oyunların bu noktada suça özendirmesi söz konusu oluyor. Biliyorsunuz son dönemlerde yaşanan olayları, okul saldırılarını gördüğünüzde ya da akran zorbalıklarını gördüğünüzde artık şiddetin ilkokul, ortaokullara kadar düştüğünü görüyoruz. Medyada, özellikle de bu tarz dijital platformlardaki kontrol edilmeyen diziler, üzülerek söylemek gerekirse buna sebebiyet veriyor. Bir alışveriş merkezinde bu dizinin karakterlerinin yer aldığı bir sistem, stant oluşturulmuş ve burada dediğim gibi buraya giriyorlar. Genelde de çocukların buraya yoğun ilgi gösterdiğini görüyorum. Dolayısıyla hani aileler belki onları eğlendirmek için bu sistemin içerisinde dahil ediyorlar ama daha sonra çocuk merak duyguları içerisinde "Ya bu dizi nasıl bir dizi acaba? Nereden ulaşabilirim, nereden izleyebilirim?" diyor ve dolayısıyla bu diziyi izlemeye başlıyor. 11-12 yaşındaki bir çocuk bu diziyi izlediğinde ister istemez yavaş yavaş çocuk o şiddetle tanışmış oluyor ve etrafına, çevresine akran zorbalığı gerçekleştirmiş oluyor. Bundan sonraki süreçte de eğer aile denetimi söz konusu değilse, çocuk bu noktada yavaş yavaş suç merkezine kaymaya başlıyor. Sanal ortam bildiğiniz üzere suçun merkezi haline geldi. Bu da ciddi bir tehdit" diye konuştu.

"Denetlenmeyen şiddet içerikli diziler maalesef çocukların ruh hallerini olumsuz bir şekilde etkiliyor"

Kırık, denetlenmeyen şiddet içerikli dizilerin çocukların ruh hallerini olumsuz bir şekilde etkilediğini söyleyerek, "Bu denetlenmeyen şiddet içerikli diziler maalesef çocukların ruh hallerini olumsuz bir şekilde etkiliyor, okul başarılarını düşürüyor, moral motivasyonlarını düşürmüş oluyor ve tabiri caizse asi bir gençlik yetişmesine sebebiyet veriyor. Maalesef dijital platformlarda denetim olmadığından dolayı çocuk gayet, çok rahat bir şekilde bu platformu açıp bu dizileri izleyebiliyor, oradaki sahnelere maruz kalabiliyor ve gerçekle sanal da iç içe geçtiğinden dolayı en sonunda o oyunları okullarda da oynamaya başlıyor. Ama o oyunlar ölümcül oyunlar. Özellikle aileler, çocukların oynadığı oyunları, izlediği dizileri, filmleri mutlak surette takip etmelidir. Ebeveyn denetimi son derece önemlidir. Bildiğiniz üzere ilk eğitim ailede başlar. Bir de şunu söylememiz lazım; dijital platformlar maalesef günümüzde bu tarz içerikleri çok fazla yaygınlaştırıyor. Niye? Şiddet daha fazla izleniyor, şiddet daha fazla reyting alıyor, şiddet daha fazla abone oluşturuyor kaygısıyla bu tarz dizilerin yaygınlaştığını görüyoruz. Ve yaş doğrulama kriterlerinin de platformlarda istenen düzeyde olmadığını görüyoruz. Başta Squid Game olmak üzere, şiddet içerikli dizilerin kontrolü, içeriklerin analiz edilmesi ve yaş gruplarına uygun bir şekilde bunların izletilmesi son derece önemli. Ailelerin bu noktada izlediği içeriklere dikkat etmesi son derece önemlidir. RTÜK’ün akıllı işaretlerinin çok daha dikkatli bir şekilde incelenmesi, irdelenmesi gereklidir ve dijital platformlar mutlak surette denetim ve kontrol altına alınmalıdır. Geleneksel yayın kuruluşları için denetim neyse dijital platformlarda da o olmalı" şeklinde konuştu.

"Diziler gibi çevrim içi oyunlarda da suça meyleden hareketlerin var olduğunu görüyoruz"

Diziler gibi çevrim içi oyunların da suça meyleden hareketlerin olduğuna değinen Kırık, "Diziler gibi çevrim içi oyunlarda da suça meyleden hareketlerin var olduğunu görüyoruz. Oyun içi denetimlerin istenen düzeyde olmaması ve oyunlar içerisinde grup, topluluk, klanlar oluşturulması, anonim bir şekilde kullanıcıların yer alması karşı tarafın yaş aralığını bile bilmememize sebebiyet veriyor. Dolayısıyla kötü niyetli kişiler, masum görünen oyunların içerisine sızarak çocukları, gençleri yanlış yönlendirebiliyorlar, onları suça sevk edebiliyorlar. Orada tanışıyorlar, etkiliyorlar. Biliyorsunuz önce ikna süreci devreye girmiş oluyor. Neden? Online oyunlarda nasıl olsa karşınızdaki kişi belli değil. Belki bir pedofili, belki bir istismarcı, belki bir terörist. Bunu bilmeden çocuklar gayet masumane bir şekilde oyun oynuyor. Fakat olay daha sonra meydana geliyor. Yavaş yavaş artık taraflar birbirini tanımaya başladıktan ve güven duymaya başladıktan sonra yavaş yavaş sanal platformlara, sosyal medya mecralarına ve tabii ki nerelere kayıyor; Telegram gibi Discord gibi platformlara kayıyor" ifadelerini kullandı.

Onur Erden - Hasibe Karadağ - Emre Aslanergün - Kerem Akca

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Eksun Gıda Grubu Başkanı ve CEO’su Hasan Abdullah Özkan: "Anadolu buğdayını dünyaya ulaştırıyoruz" Eksun Gıda’nın Konya’daki fabrikasında üretimden ihracata uzanan gündemlerini değerlendiren Eksun Gıda Grubu Başkanı ve CEO’su Hasan Abdullah Özkan, "Un sanayisinde sahip olduğumuz üretim disiplinimiz, ihracat kabiliyetimiz ve sanayi birikimimizle sektördeki lider konumumuzu sağlamlaştırıyoruz. Önümüzdeki dönemde de teknolojik, verimli ve sürdürülebilir yatırım anlayışımızla sektörümüzdeki öncü rolümüzü devam ettireceğiz. Ayrıca bu bilgi ve deneyimimizle bugün ihracatta 20’yi aşan ülke sayısını daha da artırarak Anadolu buğdayını dünyaya ulaştırmaya devam edeceğiz" dedi. Türkiye’nin önde gelen un üreticilerinden Eksun Gıda, Konya’daki üretim tesisinde gıda ve gastronomi alanlarında faaliyet gösteren basın mensuplarını ağırladı. Eksun Gıda Grubu Başkanı ve CEO’su Hasan Abdullah Özkan’ın ev sahipliğinde düzenlenen programda şirketin Tekirdağ ve Konya’daki üretim yapılanması, son dönem yatırımları, Ar-Ge çalışmaları ve un sanayisinin dünya piyasalarındaki görünümü ele alındı. "Üretimde yüzde 100 temiz enerjiye geçiyoruz" Sözlerine üretim gücüne yaptıkları yatırımın yanı sıra çevresel sorumluluk anlayışıyla da sektörde fark oluşturduklarının altını çizerek başlayan Hasan Abdullah Özkan şunları söyledi: "Türkiye’nin öncü perakende un üreticisi olarak üretim tesislerimizin enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla teşvik belgelerini aldığımız İzmir’de toplam 18,9 MW’lık kapasiteye sahip rüzgar enerjisi santrallerimizin (RES) yapımına başladık. Santrallerimizin tamamlanmasıyla birlikte şirketimizin tüm üretim süreçlerinde yenilenebilir kaynaklardan elde edilen yüzde 100 temiz enerjiyi kullanacağız. Şirket olarak enerji yatırımlarını sürdürülebilirlik odağında şekillendirerek, üretim süreçlerinde de yeşil dönüşümü önceliklendiriyoruz. Hayata geçirdiğimiz santral projelerimiz de bu yaklaşımımızın en somut örneklerinden biri oldu." "FAVÖK tutarında 474 milyon TL’lik artış sağladık" Eksun Gıda’nın 2025 yılı finansal performansına da değinen Özkan, "Net satış hasılatımızı 11,6 milyar TL seviyesinde gerçekleştirdik. Brüt kârımızı bir önceki yıla göre yüzde 20,1 artışla 1,2 milyar TL’ye yükseltirken, brüt kâr marjımızı da yüzde 10,7 seviyesine taşıdık. FAVÖK tutarımızı da bir önceki yıla göre yaklaşık 474 milyon TL artırarak 307,8 milyon TL’ye ulaştırdık. Şüphesiz bu önemli performansımızın arka planında güçlü organizasyon yapımız, sahadaki etkin varlığımız ve veri odaklı dinamik yönetim anlayışımız bulunuyor. Karar alma süreçlerimizi yalnızca ERP tabanlı sistemlerle sınırlamıyor, uçtan uca veri akışı sağlayan dijital altyapımız ve yapay zeka destekli analitik çözümlerimizle destekliyoruz. Bu sayede hızlı ve doğru kararlar alabiliyoruz. Üretimden sevkiyata kadar tüm operasyonlarımızı ölçülebilir ve izlenebilir bir yapı içinde yönetiyoruz. Ayrıca sektörel otoritelerin değerlendirmeleri ve global referans raporlarıyla yaptığımız karşılaştırmalı analizler sayesinde stratejik kararlarımızı çok boyutlu ve güvenilir verilerle şekillendiriyoruz. Güçlü sistem altyapımız, çevik ve dinamik ekip yapımızla birleşerek operasyonel mükemmeliyeti mümkün kılıyor" dedi. Başarılarının temelin yatan diğer bir unsurun ise yetkinliği yüksek, sorumluluk sahibi ve hızlı aksiyon alabilen insan kaynağının olduğuna bağlayan Özkan sözlerine şöyle devam etti: "Ekip arkadaşlarımızı yalnızca süreçlerin bir parçası olarak değil, kurumsal vizyonumuza katkı sağlayan değerli paydaşlar olarak görüyoruz. Bu anlamda sürekli öğrenme ve gelişim odaklı bir kültürümüz bulunuyor." "Depolama kapasitemiz 100 bin tona ulaştı" Şirketin yatırım gündemine ilişkin bilgiler de veren Hasan Abdullah Özkan, sürdürülebilir büyümenin, üretim hacminin yanında tedarik güvenliği, depolama kabiliyeti, enerji verimliliği ve dijital altyapıyla birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekti. Son dönem yatırımları kapsamında Konya fabrikasına entegre edilen 12 yeni un silosuyla şirketin toplam depolama kapasitesinin 100 bin tona ulaştığını ifade eden Özkan, Babaeski Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk A.Ş. için Ticaret Bakanlığı’ndan faaliyet izin belgesi alındığını da hatırlatarak, 34 bin 500 ton kapasiteli lisanslı depo yatırımının tarımsal ürünlerin güvenli, izlenebilir ve standartlara uygun biçimde saklanması açısından önemli bir adım olduğunu belirtti. "Sektördeki lider konumumuzu sağlamlaştırıyoruz" Özkan, Eksun Gıda’nın un sanayisinde sahip olduğu üretim disiplini, ihracat kabiliyeti ve sanayi birikimiyle sektördeki lider konumunu sağlamlaştırdığına dikkat çekerek, "Önümüzdeki dönemde de köklü birikimimiz, teknolojik, verimli ve sürdürülebilir yatırım anlayışımızla sektörümüzdeki öncü rolümüzü devam ettireceğiz. Ayrıca bu bilgi ve deneyimimizle bugün ihracatta 20’yi aşan ülke sayısını daha da artırarak Anadolu buğdayını dünyaya ulaştırmaya devam edeceğiz" diye konuştu. Hasan Abdullah Özkan, Eksun Gıda’nın kendi alanında lider markalarından biri olan Sinangil ve Sinangil Gluten YOK ile de 200’ü aşkın ürünü raflara taşıdıklarını sözlerine ekledi.
Antalya Başkan Uysal, yörüklerle bir araya geldi tuluk başına geçip keşkek dövdü Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Antalya Yörük Türkmen Derneği’nin düzenlediği 11’inci Keşkek Şöleni’nde Yörüklerle bir araya geldi. Varsak Kirişçiler Köyü mesire alanında düzenlenen şölen, Yörük kültürünün önemli simgelerinden biri olan keşkek ikramı eşliğinde gerçekleşti. Yörük derneklerinin ve kent sakinlerinin katıldığı etkinliğe yoğun katılım oldu. Yörük çadırları etrafında toplanan katılımcılar, kültürel atmosferi yakından deneyimleme fırsatı buldu. Yörük kültürüne ait önemli unsurların sergilendiği şölende ayrıca, Yörük göç kültürünün simgelerinden develer de yer aldı. Geleneksel Yörük kıyafetleri giyerek halk oyunları oynayan katılımcılar ise etkinliğe renk kattı. Şölende tuluk başına geçerek keşkek döven Başkan Uysal yaptığı konuşmada "Giderek toylarımızın enerjisi yükseliyor. Zindeliği artıyor. Çünkü bu kültürel dayanışma ortamına bugünlerde daha çok ihtiyacımız var" diye konuştu. Yörüklerde 24 saat çalışma disiplini Başkan Uysal, Yörük kültürünün temel özelliklerine de değindiği konuşmasına şu sözlerle devam etti: "Yörük dediğin zaman 24 saat çalışma akla gelir, tam mesai akla gelir. Dalgınlığa gelmez; hayvanlarımızı kurt kapar. Yörük deyince uzak diyarları yakın eylemek akla gelir. Yörük deyince barışçıl ilişkiler kurmak, ama mukavemetinin yüksek olması, hayata karşı direncinin, mücadelesinin yüksek olması akla gelir. Yörük deyince tabiatla, doğayla barışıklık akla gelir." Sürdürülebilirlik vurgusu Günümüzde çokça söz edilen ‘sürdürülebilirlik’ kavramının Yörük kültüründe her daim var olduğunun altını çizen Başkan Uysal, "Sürdürülebilirlik diyorlar ya günümüzde; Biz onu yüzyıllarca yaşamışız, hayatımızın bir parçası haline getirmişiz" dedi. Başkan Uysal konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Tarihimizin de en büyük sıçrayışını, yok olma noktasındayken var olmayı, ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde başarmışız. Gelecekte de inşallah ülkemizin içinde bulunduğu sıkıntılardan bizi çıkaracak olan Yörük kültürüdür. Muhtaç olduğumuz kudret, geçmişimizdeki o muhteşem hayat felsefesindedir. Onu geleceğe uyarlayarak, bugünün üretim biçimine, yargılarına ve ortamına uyarlayarak geçmişten gelip geleceğimizi de aydınlatacaktır."
Manisa Manisa’da yollara serilen halılar Avrupa saraylarını süslüyor Manisa’nın Demirci ilçesinde yarım asırlık antika görünümü kazandırılmak istenen el dokuması halılar, ilginç bir yöntemle eskitiliyor. İlçedeki ana yollara serilen halıların üzerinden günlerce araçlar geçerken, bu yöntemle dokusu incelen ve renkleri solan halılar Avrupa ve Amerika’daki malikaneler ile Arap dünyasındaki saraylara ihraç ediliyor. Demirci ilçesinde el emeği göz nuruyla dokunan dünyaca ünlü Türk halıları, alışılagelmişin dışında bir işlemden geçerek ekonomiye kazandırılıyor. Tezgahlardan yeni çıkan halılar, antika değeri kazanması için güneşin altına ve araç trafiğinin yoğun olduğu yollara seriliyor. Yaklaşık 10 gün boyunca üzerinden kamyon, otomobil ve motosiklet geçen halılar; hem dokusunun incelmesi hem de renklerinin doğal yollarla solması sayesinde 60 yıllık bir "yaşanmışlık" görüntüsüne kavuşuyor. Düğümler araçların tonajıyla kenetleniyor Yollara serilen halılar, 10 günlük süre zarfında belirli aralıklarla ters düz edilerek her iki yüzünün de eşit oranda aşınması sağlanıyor. Araçların lastik baskısıyla düğümleri birbirine kenetlenen ve kalın dokusunu yitiren halılar, daha sonra yoldan toplanarak titiz bir temizlik sürecine alınıyor. Tozlarından arındırılan halılar, tam 3 kez özel dezenfekte işlemlerinden geçirilerek hijyenik hale getiriliyor. "Avrupa doğallık, Amerika yaşanmışlık istiyor" Halı eskitme işlemini sipariş üzerine gerçekleştirdiklerini belirten işletme sahibi Ali Sarı, "Halıyı yola serdiğimizde üzerinden araçlar geçtikçe düğümler birbirine yapışıyor ve halı doğal bir şekilde eskiyor. Kimyasal kullanmadan, sadece güneş ve trafik yüküyle halıya 60 yıllık bir görünüm veriyoruz. Bu işlemden sonra yıkama, kurutma, çakım ile gerdirme ve son rötuş tıraşını yapıyoruz. Avrupa pazarı özellikle kimyasalsız ve doğal yün halıları tercih ediyor" dedi. Demirci el halısında Türk düğümü Türk düğümü tekniğinin bu işleme dayanabilecek tek yöntem olduğunu vurgulayan Sarı, makine halılarının bu baskıya dayanamayacağını ifade etti. Yılda yaklaşık bin 500 metrekare halıyı bu yöntemle hazırladıklarını belirten Sarı, "Bu halılar büyük saraylarda, devasa malikanelerde kullanılıyor. Özellikle Arabistan’da krallar bu halıları tercih ediyor. İngiltere, Kanada, Almanya ve Amerika gibi ülkelere de yoğun ihracat gerçekleştiriyoruz" şeklinde konuştu.
Afyon Türkiye’nin ilk şekersiz çekme helvası Afyonkarahisar’da üretildi Afyonkarahisarlı şekerleme ustası Bülent Kılınçarslan, çölyak hastası oğlu için glütensiz gıda ürünleri üretmek için harekete geçerek, kiraladığı imalathanede 9 yıl içerisinde glütensiz pişmaniye, çikolata kaplamalı pişmaniye, met helvası ve çikolata kaplamalı met helvası üreterek, Türkiye’de bir ilke imza attı. Afyonkarahisarlı şekerleme ustası Bülent Kılınçarslan, çölyak hastası oğlu için glütensiz gıda ürünleri üretmek için 2018 yılında Ar-Ge çalışmalarına başladı. Bu çerçevede Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) kiraladığı bir imalathanede 9 yıl içerisinde kaliteli tahıllardan glütensiz pişmaniye, çikolata kaplamalı pişmaniye, met helvası ve çikolata kaplamalı met helvası üretti. Çölyak hastaları başta olmak üzere doğal beslenmeyi sevenlerin beğenisini kazanan ürünlerin ardından Kılıçarslan, 7 ay süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda yulaf unu, hurma suyu ve zeytinyağı kullanarak Türkiye’nin ilk ‘şekersiz çekme helvasını’ da üretmeyi başardı. Kılıçarslan, seri üretime başladıkları şekersiz çekme helvanın tamamen doğal ve besleyici bir ürün olduğunu söyledi. "Türkiye’de ilk olan şeker içermeyen çekme helvayı ürettik" Çekme helvayı şeker hassasiyeti ve kronik rahatsızlıkları olan herkesin tüketebileceği dile getiren Kılıçarslan şunları söyledi: "Ürün içeriğimiz sadece yulaf unu, hurma suyu ve zeytinyağından oluşuyor. Glütensiz, katkı ve koruyucu madde kesinlikle içermiyor. Analiz raporunda besin değeri de müthiş çıktı. Çölyak, kalp hastaları, şeker hastaları, sporcular ve doğalseverlerin de rahatlıkla bu ürünümüzü tüketebilir. Lezzeti muhteşem. Tadanlar çok beğeniyor. Türkiye’de ilk olan şeker içermeyen çekme helvayı ürettiğimiz için onur ve gurur duyuyoruz." "Şekersiz çekme helvamızı tüketenlerin bize çok güzel geri dönüşleri oluyor" Kılıçarslan, şekersiz çekme helvanın seri üretimine başladıklarını belirterek Afyonkarahisar ve Türkiye’nin farklı illerine satışını yaptıklarını vurguladı. Türkiye’de olmayan bir ürünü ürettikleri için mutlu olduklarına vurgulayan Kılıçarslan, "Şekersiz çekme helvamızı tüketenlerin bize çok güzel geri dönüşleri oluyor. Müthiş ve olağanüstü bir ürün diyerek şaşıran insanlar çok fazla. İçeriğini beğenenler güzel yorum yapıyorlar. Bazı çölyak aileleri de sevinçlerini ağlayarak dile getiriyor. Bu ilgiden dolayı herkese teşekkür ediyoruz" diye konuştu. Kılınçarslan, yeni glütensiz gıda ürünleri üretmek için Ar-Ge çalışmalarının devam edeceğini sözlerine ekledi.