EKONOMİ - 04 Mayıs 2026 Pazartesi 12:05

Manisa’da yollara serilen halılar Avrupa saraylarını süslüyor

A
A
A
Manisa’da yollara serilen halılar Avrupa saraylarını süslüyor

Manisa’nın Demirci ilçesinde yarım asırlık antika görünümü kazandırılmak istenen el dokuması halılar, ilginç bir yöntemle eskitiliyor. İlçedeki ana yollara serilen halıların üzerinden günlerce araçlar geçerken, bu yöntemle dokusu incelen ve renkleri solan halılar Avrupa ve Amerika’daki malikaneler ile Arap dünyasındaki saraylara ihraç ediliyor.


Demirci ilçesinde el emeği göz nuruyla dokunan dünyaca ünlü Türk halıları, alışılagelmişin dışında bir işlemden geçerek ekonomiye kazandırılıyor.


Tezgahlardan yeni çıkan halılar, antika değeri kazanması için güneşin altına ve araç trafiğinin yoğun olduğu yollara seriliyor.


Yaklaşık 10 gün boyunca üzerinden kamyon, otomobil ve motosiklet geçen halılar; hem dokusunun incelmesi hem de renklerinin doğal yollarla solması sayesinde 60 yıllık bir "yaşanmışlık" görüntüsüne kavuşuyor.



Düğümler araçların tonajıyla kenetleniyor


Yollara serilen halılar, 10 günlük süre zarfında belirli aralıklarla ters düz edilerek her iki yüzünün de eşit oranda aşınması sağlanıyor.


Araçların lastik baskısıyla düğümleri birbirine kenetlenen ve kalın dokusunu yitiren halılar, daha sonra yoldan toplanarak titiz bir temizlik sürecine alınıyor. Tozlarından arındırılan halılar, tam 3 kez özel dezenfekte işlemlerinden geçirilerek hijyenik hale getiriliyor.



"Avrupa doğallık, Amerika yaşanmışlık istiyor"


Halı eskitme işlemini sipariş üzerine gerçekleştirdiklerini belirten işletme sahibi Ali Sarı, "Halıyı yola serdiğimizde üzerinden araçlar geçtikçe düğümler birbirine yapışıyor ve halı doğal bir şekilde eskiyor.


Kimyasal kullanmadan, sadece güneş ve trafik yüküyle halıya 60 yıllık bir görünüm veriyoruz. Bu işlemden sonra yıkama, kurutma, çakım ile gerdirme ve son rötuş tıraşını yapıyoruz. Avrupa pazarı özellikle kimyasalsız ve doğal yün halıları tercih ediyor" dedi.



Demirci el halısında Türk düğümü


Türk düğümü tekniğinin bu işleme dayanabilecek tek yöntem olduğunu vurgulayan Sarı, makine halılarının bu baskıya dayanamayacağını ifade etti. Yılda yaklaşık bin 500 metrekare halıyı bu yöntemle hazırladıklarını belirten Sarı, "Bu halılar büyük saraylarda, devasa malikanelerde kullanılıyor. Özellikle Arabistan’da krallar bu halıları tercih ediyor. İngiltere, Kanada, Almanya ve Amerika gibi ülkelere de yoğun ihracat gerçekleştiriyoruz" şeklinde konuştu.



Manisa’da yollara serilen halılar Avrupa saraylarını süslüyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Bodrum’da deniz çayırlarını korumak için proje başlatıldı Deniz Biyoloğu ve Sualtı Belgeselcisi Dr. Mert Gökalp, Bodrum’daki deniz çayırlarını korumak için "Yeşil Deniz Koruyucuları" adlı proje başlattıklarını söyledi. Eko Miras Derneği Kurucusu Deniz Biyoloğu Dr. Mert Gökalp, Bodrum çevresinde hayata geçirdiği Project Posidonia adlı çalışmayla kıyı ekosistemlerini tehdit eden yapılaşma tehdidi ve deniz çayırlarının önemi üzerine belgesel çekmiş, farkındalık çalışması yürütmüştü. Project Posidonia kapsamında "Bodrum Yarımadası Kıyıları ve Deniz Çayırları Analiz Raporu" da hazırlanarak, deniz çayırlarının tahribatı ortaya konuldu. Gökalp, tahrip olan çayırların yeniden yeşermesini sağlamak ve farkındalık çalışması yapmak için "Yeşil Deniz Koruyucuları-Green Rangers" adlı proje başlattıklarını duyurdu. Bugün Bodrum ODTÜ Mezunları Derneği’nde (BODTÜM) ilçede görev yapan basın mensuplarıyla bir araya gelen Dr. Gökalp, projeyle ilgili açıklamalarda bulundu. "Bodrum kıyılarının yüzde 50’si yapılaşmış" Bodrum’da deniz çayırlarının durumuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Gökalp, "Baktığımız zaman Bodrum’un yüzde 50’si kıyı anlamında yapılaşmış vaziyette ve önündeki deniz çayırları da bu yapılaşmanın etkisiyle direkt olarak veya endirekt olarak sökülmüş vaziyette. Ama bizim havadan yaptığımız analizler neticesinde gördük ki Bodrum’da ilk 10-15 metre içerisinde halen 2 bin 300 hektar deniz çayırı alanı var. Bunu deniz çayırlarının yaşadığı 40 metreye kadar koyarsak yaklaşık olarak 6 bin 500 hektar bir deniz çayırı alanı var. Bu alan ne sağlıyor biliyor musunuz bize? Bu alan oksijen sağlıyor, kıyıların korunmasını sağlıyor. Dalgaların enerjisinin azalmasını sağlıyor. Kumun çekilmemesini sağlıyor. Balıklara barınak sağlıyor, yavrulama alanı, üreme alanı sağlıyor. Birçok daha fazla etkisi var; karbon soğurulmasında, iklim değişikliğinde çok önemli birtakım etkileri var deniz çayırlarının. Şimdi bu elimizden alındığı zaman ne oluyor? Ekonomik olarak, ekolojik olarak kayıplar yaşıyoruz. Balıkçılığımız yavaş yavaş bitiyor aşırı balıkçılıkla beraber. Kirlilikle beraber denizlerin bereketi gidiyor, kimyası gidiyor. Siz zaten atıkları basıyorsunuz, bu deniz çayırları o atıkları da temizliyor, bakterileri ve virüsleri de temizliyor içerisinden. Turizm anlamında parlaklık azalıyor, yani görüş azalıyor. Deniz çayırı olmazsa eğer kirlilik anlamında partikül sayısı artıyor" dedi. Deniz çayırlarını korumanın turizmle doğrudan bağlantısı olduğunu dile getiren Gökalp, "E bu durumda ne yapmanız lazım? Sizin balığı korumak için, insanın yaşamını korumak için deniz çayırlarını korumanız gerekiyor. Bunu da nasıl yaparsınız? Koruma alanlarıyla yaparsınız. Bunu nasıl yaparsınız? İsterseniz 5 yıldızlı, 7 yıldızlı bir turizm tesisi olun, önünüzdeki deniz çayırlarını koruyarak yaparsınız. Çünkü bunu yapmazsanız 5-10 sene içerisinde, bunu bir bilim insanı olarak, belgeselci olarak söylüyorum, turizm tesisinize gelecek kimse kalmayacak. Neden? Ekoturizmi desteklemediğiniz için Yunanistan’daki, Hırvatistan’daki iyi, sorumlu, vicdanlı turizm sizi geçmiş olacak" diye konuştu. "Kaybı geriye getirme şansımız var" Deniz çayırlarını korumak ve bu konuda farkındalığı arttırmak için eğitim seferberliğinin bir üst noktaya ilerletilmesi gerektiğini anlatan Dr. Mert Gökalp, başlatılan projeye ilişkin şunları söyledi: "Bizim deniz koruyucuları yetiştirmemiz lazım. Yani denizinden, kıyısından, karasından, her tarafından sorumlu olan vicdanlı gençler, bilimciler, kamu personeli yetiştirmemiz lazım. Yani vatandaş olarak topluca korumak gerekiyor. Bunun için de biz ’Yeşil Deniz Koruyucuları-Green Rangers’ diye bir proje başlatıyoruz. Neden burada? Çünkü en fazla rantın olduğu yer, en fazla çatışmanın olduğu alan ama en fazla da potansiyelin olduğu alan. Çünkü sen bu deniz çayırını koruyabilirsen, eğer korumayı başarırsan çok ciddi potansiyeli var Bodrum’un. Bu giden kaybı geriye getirme şansımız var. Pozitif bakmalıyız her şeye. İşte bu Green Rangers ile beraber umarım bu kayıp alanlarda çayır restorasyonu yapacağız. Oradaki çayırları biraz daha geliştirmeye başlayacağız korumayla beraber. Çünkü koruma en önemli bölüm. Ardından hayalet ağlarını toplayacağız, plastikleri toplayacağız." Herkesi bu projeye katılmaya davet eden Dr. Mert Gökalp, şu çağrıyı yaptı; "Gelin Green Rangers olarak, Project Posidonia olarak, Bodrum ODTÜ Mezunları Derneği olarak, bu işe gönül vermiş insanlar olarak belediyemizle beraber, diğer STK’larla beraber, kurumlarla beraber gelin hep beraber ya bu işe bir el atalım. Beraber olalım; Türkiye’de hep ayrılır ya insanlar, ya biz birleşelim istiyorum. Gelen hep beraber şu işi bir değiştirelim. Çünkü eğer bunu yapmazsak 5 sene içerisinde, bakın en fazla 5 sene içerisinde Bodrum’un turizmi çökecek."